+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Ramazan Bayramı, Arefe ve Bayram Geceleri

  1. #1
    Ehil Üye Muntesip - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Bulunduğu yer
    ....şehr-i güzin...
    Yaş
    33
    Mesajlar
    3.241

    Standart Ramazan Bayramı, Arefe ve Bayram Geceleri

    Ramazan-ı şerifi en veciz şekilde tarif eden kelime “Sabır” dır. Bayram ise bu sabrın selameti...
    İlahi rahmet, ve nur yağmurlarıyla, günah kirlerinden temizlenmiş, dini ve manevi vazifelerini en güzel şekilde yerine getirmeye çalışmış kullarına, Mevlamızın bir mükafatıdır, bayramlar...

    “Muhakkak ki temizlenen ve Rab’binin ismini anıp (bayram) namazını kılan kurtulmuştur. Fakat siz (ey kafirler), dünya hayatını tercih ediyorsunuz. Halbuki ahiret daha hayırlı ve devamlıdır.” [1]

    Peygamber Efendimiz S.A.V bu günlerin yeme, içme ve ’ı zikir günleri olduğunu ilan ettirmiştir. [2]

    Daha önce oruç tutmak bir ibadet iken, bu günlerde, ’ın verdiği ziyafetten yüz çevirmek manasını taşıdığı için, haram kılınmıştır.

    Ancak bayram, tamamen muattal veya sırf eğlenceyle geçirilecek bir tatil müddeti olmayıp, aynı zamanda ’ın daha ziyade zikredileceği bir gündür. Bayramı, bayram namazı ile başlatmak bu manaya işaret eder. Nitekim, müminin haftalık bayramı olan Cuma günü de, hususi bir namaz ve hutbe ile başlar.

    Öyleyse mümin, ’ı zikirle başlattığı bayram gününü, dini bir muhteva içerisinde geçirmeli, yeme, içme, ziyaret gibi diğer davranışlarını da dini havayı bozmayacak şekilde devam ettirmelidir.

    Bayram günü temizlenmek esastır. Bu sebeple gusletmek, yeni elbiselerini giyip, güzel kokular sürünmek, tırnakları kesip, saç tıraşı olmak sünnettir. Hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur:

    "Bu gün -ü Telanın müslümanlar için bayram kıldığı bir gündür. Bu günde guslediniz. Kimin güzel kokusu varsa, ondan sürünmesi, kendisine zarar vermez ve misvak kullanınız." [3]

    İbn-i Ömer (R.A) dan rivayet edildiğine göre, Sevgili peygamberimiz, bayram günü güzel elbiselerin giyilmesini tesvik ederler, düşman korkusu olmadıkça silah taşınmasından hoşlanmazlardı. Efendimizin, pamuktan desenli bir hırkası vardı. Onu her bayramda giyerlerdi. Bayram namazından döndüklerinde sahabe-i kiram kendilerine: “Ey ’ın Rasülü!Allah sizden kabul buyursun.” derlerdi. O da: “Evet, bizden ve sizden kabul buyursun.” diye mukabelede bulunurlardı. [4]

    Yine, Ramazan-ı şerif bayramında namaza gitmeden önce bir miktar tatlı yemek, evden çıkarken gizli olarak tekbir getirmek, arasat meydanına toplanır gibi teenni ile mescide yürüyerek girmek adab-ı islamiyedendir. [5]

    Ebu Rafi (R.A) rivayet ediyor: Rasülüllah S.A.V bayram namazına yaya olarak gider, dönüşü de gittiğinden başka bir yolla yapardı.” [6]

    Bayram günleri müslümanların birbiriyle kaynaştığı, karşılık muhabbet sevgi ve kardeşliğin zirveye ulaştığı günlerdendir. Akraba, eş-dost ile bayramlaşma, kabir ziyaretleriyle ahireti hatırlama, fakirlere ve muhtaçlara yardım elini uzatarak her kesin bayram yapmasını temin etme, bayramın güzelliklerindendir.

    Bayram günü anne babasının ellerini öpen ve onlara ikram edene -ü Teala da ikramda bulunur. [7]
    Bayram günü anne babasının kabrine giden kişinin, her adımına mukabil sevab verilir. [8]

    Bayram geceleri ibadetle geçirilmesi icabeden müstesna vakitlerdendir. Cenab-ı Hak bayram gecelerinde, Ramazan-ı şerifin tamamında affettiği kişi sayısınca günahkarı affeder. Bu sebeple bu gecelerden gafil olmamak icabeder.

    Kur’an okumak, tesbih ve tehliller ile ’ı anmak, Rasülüllah’a salat ü selam göndermek suretiyle bu gecenin ihyası mümkün olmakla beraber; evla ve efdal olan namaz kılmaktır.[9]

    Rasülüllah S.A.V buyururlar ki: “Kim her iki bayramın da gecesini, ’tan sevap umarak, ibadetle geçirirse kalplerin öldüğü günde, kalbi ölmez.” [10]



    [1]A’la süresi 14-19
    [2]Kütübü sitte c.4 s.526
    [3]Tefcirut Tesnim (Terceme) c.2 s.611
    [4]Tefcirut Tesnim (Terceme) c.2 s.611
    [5]Mecmeul Adab s.52
    [6]Kütübü sitte c.17 s.69
    [7]Tefcirut Tesnim (Terceme) c.2 s.612
    [8]Tefcirut Tesnim (Terceme) c.2 s.612
    [9]Levakıhul Envar s.254
    [10]Kütübü sitte c.17 s.175

    Anlamaya başlama belirtilerinden birisi de ölme isteğidir...


  2. #2
    Ehil Üye Muntesip - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Bulunduğu yer
    ....şehr-i güzin...
    Yaş
    33
    Mesajlar
    3.241

    Standart

    Ramazan gittiği için değil, günahlarımızın affolduğu için, büyük sevap ve nimete kavuştuğumuz için bayram yapıyoruz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

    Bayram sabahı Müslümanlar, namaz için camilerde toplanınca, ü teâlâ, meleklere, “İşini yapıp ikmal edenin karşılığı nedir?” diye sorar. Melekler de, “Ücretini almaktır” derler. ü teâlâ da, “Siz şahit olun ki, Ramazandaki oruçların ve namazların karşılığı olarak kullarıma kendi rızamı ve mağfiretimi verdim. Ey kullarım, bugün benden isteyin, izzet ve celâlim hakkı için istediklerinizi veririm” buyurur.[Beyheki]

    ***

    Salih arkadaşları ziyaret çok sevaptır. Ziyaret, yalnız rızası için olmalıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

    Bir kimse, köydeki arkadaşını ziyarete gider. Hak teâlâ, buna bir melek gönderir. Melek o adama der ki:
    - Böyle nereye gidiyorsun?
    - Bu köyde bir arkadaşım var. Onu ziyarete gidiyorum.
    - Bunun sana bir iyiliği, bir yardımı dokundu da onun için mi gidiyorsun?
    - Hayır, sırf rızası için ziyaretine gidiyorum.
    - Müjdeler olsun sana! Beni ü teâlâ gönderdi. Hiçbir karşılık beklemeden arkadaşını ziyarete gittiğin için ü teâlânın sevgisine mazhar oldun.
    [Hakim]


    (Din kardeşini ziyaret eden, dönene kadar, rahmet içindedir.)
    [Taberani]

    Anlamaya başlama belirtilerinden birisi de ölme isteğidir...


  3. #3
    Ehil Üye Muntesip - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Bulunduğu yer
    ....şehr-i güzin...
    Yaş
    33
    Mesajlar
    3.241

    Standart

    Sahâbe-i kiram üç ayın şu on günlerine ayrı ayrı hürmet etmişlerdir: «Ramazanın son on gününe, Muharrem'in ilk on gününe, Zilhiccenin ilk on gününe» (Tefsir-i Dürr'il-Mensûr)

    Hadis-i şerifte: «Cenab-ı Hak, arefe ehlini mağfiret buyurmuş, onlardan sadır olan günahlara teminat vermiştir. Çünkü O(c.c), arefe günü dünya semasına iner (tecelli eder), (Arefe günlerinde yapılan ibadetleri hak celle ve alâ kabul buyuracak ve o günlerde yapılan duaları ve ibadetleri kabul edecektir.).» buyurulur.

    Yine Peygamberimiz (S.A.) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
    «Beş geceyi kim ihya ederse af ve mağfiret olunacaktır. Terviye gecesi, Kurban bayramı ve ramazan bayramı gecelerini, yine, Şabanın yarısı (berat) gecesini ihya edenJer bu müjdeye kavuşacaklardır.»

    Peygamberimiz (S.A.) Efendimiz: «Kim arefe günü oruç tutarsa, Cenab-ı Hak onun geçmiş ve gelecek günahlarını affedecektir.» buyurur.

    Yine Peygamberimiz (S.A.) Efendimiz: «Arefe günü oruç tutmak bütün sene boyunca nafile oruç tutmak gibidir.» buyurur.

    Resûl-i Ekrem Efendimiz meâlen şöyle buyurmuşlardır: «Terviye günü oruç tutana Cenab-ı Hak, Eyüp Aleyhisselâmın belasına karşı sabrının sevabını; arefe günü oruç tutana, İsa Aleyhisselâmın sevabını verecektir.»

    Fazıl bin Abbas (R.A.)'dan Peygamberimiz (S.A.) Efendimiz şöyle buyurdu:
    Kim arefe günü dilini, kulaklarını ve gözlerini korursa, Cenab-ı Hak onu diğer senenin arefe gününe kadar muhafaza eder.»

    Peygamberimiz (S.A.) Efendimiz, ümmetinin salâhı için arefe günü çok duada bulunmuştur. Ve ümmeti için 'dan istediği af ve mağfiretlerine ait müjdeyi de almıştır. Bunun üzerine mübarek yüzü gülümsemiştir. Bu gülümsemenin sebebini Hz. Ebû Bekir ve Ömer sorduğunda, Peygamberimiz (S.A.) Efendimiz, Hz. Ebû Bekir ve Ömer'e şu cevabı vermiştir:

    «Şeytan anladı ki benim duamı kabul buyurdu, yerden toprak alıp yüzüne serpti ve «yazıklar olsun» diyerek âh u feryad etti. İşte, beni onun çırpınması güldürdü.» buyurdu,

    bu ümmete Arefe gününü ikram buyurdu ve bununla beraber, dört peygambere de bu arefe gününü ikram buyurdu.

    Adem'in tevbesini, Musa ile Tûr'da konuşmasını, Muhammed'in haccının kabulünü ve İsmail'in yerine koçun kurban olarak kabul buyurulmasını arefe günü. kabul buyurmuştur.(Tuhfe-i Mardiyye)
    (Tefsiri Rûh'l-Beyân)

    Anlamaya başlama belirtilerinden birisi de ölme isteğidir...


  4. #4
    Ehil Üye Muntesip - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Bulunduğu yer
    ....şehr-i güzin...
    Yaş
    33
    Mesajlar
    3.241

    Standart

    Enes bin Malik (r.a.)dan şöyle dediği rivayet olunmaktadır: Câhiliyet (devri) halkının her senede iki günleri vardı. Bu günlerde oynarlar (ve eğlenirlerdi. Peygamber (s.a.v.) Medine'ye geldiğinde şöyle buyurdu: "Sizin için oynayıp eğlendiğiniz iki gün var. bu günleri onlardan daha hayırlı olan fıtırgünü ve kurban (bayramı) günü ile muhakkak değiştirdi. (Nesâî, c.1, s. 231).

    Enes bin Malik hazretleri der ki, mü'min için beş bayram vardır:
    1) Günah işlemeden geçirdiği her gün mü'minin bayramıdır.
    2) Şeytanın hile ve mekrinden emin olarak iman ve şahadetle ruhunu teslim etmesi onun bayramıdır.
    3) Kıyametin korku ve dehşetinden emin olup sıratı geçmesi onun bayramıdır.
    4) Cehennem ve azabından kurtulup Cennete girdiği gün onun bayramıdır.
    5) Allahm günahlarını affedip kendisine rahmetle tecelli ettiği gün mü'minin bayramıdır. Bu ise en büyük bayramdır.

    İşte biz bu bayramlardan ibret alarak kendimizi o büyük bayrama hazırlamalıyız. Hattâ salihlerden birisi Ramazan Bayramı olduğunda Bayram Namazını kılıp eve geldiği vakit, çoluğunu çocuğunu başına toplar, boynuna bir zincir takarak başına, yüzüne kül saçarak ahü figan edip ağlardı. Kendisine niçin böyle yapıyorsun? denildiğinde; Rabbim bana ibadetle emretti, ben de bunu yerine getirdim, bilmiyorum kabul etti mi, etmedi mi? cevabını verirdi.

    Ramazan Bayramında, çocuk sevindirmenin büyük faziletlerden olduğunu unutma. Arzedeceğim şu rivayeti can kulağı ile dinle:

    Enes Bin Malik Hazretleri naklediyor, bu zat diyor ki:

    Bir gün Resulü Kibriya Bayram Namazı kılmak için evinden çıktı, yolda giderken birkaç çocuğun neşeli neşeli oynadıklarını ve içlerinden birinin de elbisesi yırtık, boynu bükük gözleri yaşlı, için için ağladığını gördü. Ve ona yaklaşarak, ey yavru, niçin ağlıyorsun, neden arkadaşların gibi sen de gülüp oynamıyorsun? dedi. Çocuk, Onun Peygamber olduğunu bilmiyordu.

    Şu cevabı verdi: Efendim! Babam Resûlullahm filân gazvesinde vefat etti. Annem de bir başkasiyle evlenerek, benim malımı mülkümü yedi. O adam da beni evimden çıkardı. Artık benim ne yiyeceğim var, ne içeceğim var, ne giyeceğim var. Ve ne de annem, babam var. Arkadaşlarıma bakıyorum hepsinin annesi babası var. Onlar anne, baba dedikçe benim içim yanıyor. Benim de annem, babam olsaydı, ben de onlar gibi sevinçli olurdum, dedi.

    Bunun üzerine Resulü Kibriya bu zavallı çocuğun elinden tutarak gel yavrum, razı olur musun ben senin baban olayım? Aişe annen, Ali amcan, Hasan Hüseyin kardeşlerin ve Fatıma da kız kardeşin olsun,
    Bunun üzerine çocuk onun Peygamber olduğunu bildi.

    Niçin razı olmayayım, ya ResûlAllah, demesi üzerine Peygamberimiz onu mübarek sırtına alarak evine götürdü.
    Güzel elbise giydirip, karnını doyurdu. Çocuk gülerek, sevinerek, arkadaşlarının yanma gitti. Arkadaşları ona ne oldu, sen biraz evvel ağlıyordun, şimdi gülüp seviniyorsun? dediler.

    Evet, ben biraz önce açtım, şimdi karnım doydu, elbiselerim eskiydi, şimdi ise yeni oldu, yetim idim, Resûlullah babam. Aişe Annem, Hasan Hüseyin kardeşlerim, Ali amcam Fatima da kızkardeşim oldu. Ben sevinmeyeyim de kim sevinsin? dedi.

    Bunun üzerine çocuklar ne olaydı, bizim babalarımız da yolunda şehit olsaydı da biz de bu şerefe nail olsaydık, dediler.

    Bu çocuk, Resûlullah Efendimiz vefat edinceye kadar yanında kalmış, Peygamberin vefatında çok üzülmüş, saçını başını yolarak, ah şimdi yetim ve garip kaldım demiştir. Sonra onu Hazreti Ebû Bekir, himayesine almıştır.

    îbni Mes'ud (R.A.) rivayet eder: Peygamberimiz (S.A.) Efendimiz şöyle buyurdu:

    «Kullar oruçlarım tutup bayrama çıktıklarında, şöyle buyurur: Ey meleklerim! Her amel yapan ecrini ister; benim oruçlarım tutmuş kullarım da bayrama çıkmışlar ve kazançlarım istemektedirler. Şahid olun siz ben onları mağfiret ettim. Bir münâdi onlara: «Ey ümmeti Muhammed! Yerlerinize dönünüz, sizin günahlarınız sevaba çevrildi.»

    buyurur: «Ey kullarım; Benim için oruç tuttunuz ve iftar ettiniz; âfvu mağfiret olduğunuz halde kalkınız.» (Zübdet'ül-Vâizin)

    Peygamberimiz (S.A.) Efendimiz buyuruyor: «Allah Teâlâ Kadir gecesine kadar Ramazanın her saatından gece ve gündüz, azaba müstahak olan cehennemliklerden altıyüz bin kişi âzad eder. Kadir gecesinde Ramazanın başından beri azad edilenler kadar azad eder. Bayram gecesinde ise ilk geceden itibaren bütün azad edilenler kadar ve bir de kadir gecesinde azad edilenler kadar eder.» (Tenbih'ül-Gâfilin)

    Vehb îbni Münebbih anlatır: Peygamberimiz (S.A Efendimiz buyurdu ki:

    Her Bayram gecesinde şeytan aleyhülâ'ne feryat eder. Adamları ona Efendimiz, «Ne oldu sana?Ne seni öfkelendirdi? biz müteessir oluyoruz,» derler Şeytan: «Bir şey yok fakat. «Allah bu ümmeti bu akşam affetti, mağfiret etti. Size lâzım olan şey, bunları şehvet, lezzet ye içki ile meşgul kılmanız. tâ ki onlara buğz edinceye kadar, der.»

    Bu bakımdan akıllı insan, bayramlarda ve bayramdan sonra da kendisini şehvet ve şehvete ait hallerden uzaklaştırmalıdır. Günahlardan tamamen sıyrılıp ibadetlere devam etmelidir.Onun iğin Peygamberimiz (S.A.) Efendimiz:

    «Bayram günü sadaka vermeğe, hayır işler yapmağa koşunuz, namazınızı kıhp zekâtınızı veriniz, teşbih ve tehlil ile meşgul olunuz. Zira, bu gün öyle bir gündür ki, günahlarınızı affeder, dualarınızı kabul buyurur ve size rahmet nazarı ile bakar.» buyurmuştur. (Dürret'ül- Vaizin)

    Rivayet olundu ki: «Salih bin Abdullah Ramazan Bayramı olduğu zaman, namaza gider ve döner evine gelirdi; çoluk çocuğunu basma toplar kendi ellerini zincirle kendi boynuna bağlar, basma ve vücuduna külleri atar ve şiddetli ağlardı. Konu komşusu: «Yâ Salih! Ne bu hal? Bu gün neş'e günü, sevinç günüdür, zira bayramdır.»

    Cevaben: «Evet Rabbim, bana amel etmemi emretti, ben de yaptım, fakat kabul edip etmediğini bilmiyorum.» derdi. Yine bu arada namazgahın kenarına oturur ve dua etmeğe başlardı. Derlerdi, ona: «Niçin ortasında oturmuyorsun?» «Rahmeti ilâhiyyeyi"istiyorum, burası tam istenecek yerdir.» buyururdu. (Zübdet'ül-Vaizin)

    Bazı arifler şöyle hikâye etmişlerdir: «Bir takım kullar Bayram günü oynadılar, göldüler ve gülüştüler, onlara denildi: «Eğer orucunuz kabul edilmiş ise 'a şükretmeniz gerekmektedir, bu yaptığınız şükür değildir. Eğer orucunuz kabul edilmemiş ise tazarrû ve niyazda bulunmanız icap etmektedir. Binaenaleyh, bu iş münacaat hali değildir.» (Mecâlis-i Rûmi)

    Ömer bin Abdül'âzîz, bayram namazım kıldıktan sonra şöyle dua etmiştir: «Ey 'ım! Sen buyurdun (ve senin sözün haktır): 'ın rahmeti ihsan sahipleri için yakındır. Eğer ben ihsan sahiplerinden değilsem bana ihsan et

    «Mü'minlere merhamet sahibi olduğunu buyurdun. Eğer ben müminlerden değilsem bana merhamet et. Sen ehl-i takva ve ehli mağfiretsin, beni mağfiret buyur. Eğer hiçbirşeye müstehak değilsem o zaman musibet sahibiyim.»

    «Onlar ki kendilerine bir musibet eriştiği zaman «İnnâ lillâ-hi ve innâ i ley h i râcîûn» derler.» «İşte onlara Rableri tarafından mağfiret ye rahmet vardır.» Hidayete erenler de onlardır. Beni mağfiret buyur
    »

    Rivayet olunduğuna göre: Harun'unReşîd, Bayram günü atına binerek ve yeni elbiselerini giyerek giderken, kardeşi Behlül ona şöyle söylemiştir:

    «Bayram, yeni elbise giyene değil, vaîd gününden emin olanadır. Avdet etmekten intihar edene değil, tevbe edip bir daha işlediği günaha dönmeyenedir. Atlara binene değil, hataları terk edenedir. Döşekler üzerine oturanlara değil, sırat köprüsünden geçenleredir. Köşklerde iftiharla oturanlara değil, kabirler için hazırlananadır.» (Dürrülbahr)

    îşte görüldüğü gibi hakiki bayram, BeMül'ün tarif ettiği bayramlara kavuşmakla mümkündür.

    Fakat bununla beraber, dinimizde bayramlarda oynamak, gülmek ve sevinmek vardır, at yarışları ve denizde yüzmek gibi işlerle meşgul olmaya cevaz verilmiştir. Ayni zamanda bu dinimizin şiarından sayılmaktadır.
    (ramazan bayramı) dedi. der.

    Anlamaya başlama belirtilerinden birisi de ölme isteğidir...


  5. #5
    Ehil Üye Muntesip - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Bulunduğu yer
    ....şehr-i güzin...
    Yaş
    33
    Mesajlar
    3.241

    Standart

    «Bayram günü sadaka vermeğe, hayır işler yapmağa koşunuz, namazınızı kıhp zekâtınızı veriniz, teşbih ve tehlil ile meşgul olunuz. Zira, bu gün öyle bir gündür ki, günahlarınızı affeder, dualarınızı kabul buyurur

    Bayram günü anne babasının ellerini öpen ve onlara ikram edene -ü Teala da ikramda bulunur. [7]
    Bayram günü anne babasının kabrine giden kişinin, her adımına mukabil sevab verilir. [8]

    Bayram geceleri ibadetle geçirilmesi icabeden müstesna vakitlerdendir. Cenab-ı Hak bayram gecelerinde, Ramazan-ı şerifin tamamında affettiği kişi sayısınca günahkarı affeder. Bu sebeple bu gecelerden gafil olmamak icabeder.

    Kur’an okumak, tesbih ve tehliller ile ’ı anmak, Rasülüllah’a salat ü selam göndermek suretiyle bu gecenin ihyası mümkün olmakla beraber; evla ve efdal olan namaz kılmaktır.[9]

    Rasülüllah S.A.V buyururlar ki: “Kim her iki bayramın da gecesini, ’tan sevap umarak, ibadetle geçirirse kalplerin öldüğü günde, kalbi ölmez.” [10]

    Anlamaya başlama belirtilerinden birisi de ölme isteğidir...


  6. #6
    Vefakar Üye ehlenvesehlen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    302

    Standart

    inşaallah layıkı ile geçirebiliriz sağol kardeş çok faydalı bir paylaşım olmuş
    ....BİZ ÖYLE BİR HAKİKATE HAYATIMIZI VAKFETMİŞİZ Kİ GÜNEŞTEN DAHA PARLAK,CENNET GİBİ GÜZEL VE SAADETİ EBEDİYE GİBİ ŞİRİNDİR....

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Ramazan Geceleri Nasıl Değerlendirilmeli?
    By SeRDeNGeCTi in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04.08.11, 13:59
  2. Oruçluların Bayramı Bu Bayram
    By Şahide in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 10.11.09, 14:25
  3. Nil Kıyısında Ramazan Geceleri
    By muhibbülkurra in forum Gündem
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 23.09.08, 13:14
  4. Ramazan-ı Şerif Geceleri Nafile Namazları Şeması
    By Leyfunnur in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 01.09.08, 11:38
  5. Bediüzzaman'ın Ramazan Geceleri
    By elff in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.10.06, 00:29

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0