Bismillahirrahmanirrahim



Allah Teala, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) 'i , imana ve cennete davet etmek için göndermiştir. Allah rızası için çalışmış, iyilikleri, emretmiş, kötülüklerden nehyetmiş, Rabbinin elçisi oluşunu tebliğ etmiş, Allah'ın emrini apaçık bildirmiş, Allah'ın rızası uğrunda hiçbir kimsenin katlanamayacağı meşakkatlara katlanmış ve Allah'ın rızasına ulaşmak için sabır ve şükür ile hakkıyla kaim olmuş, sabredenlerden hiç birinin ulaşamayacağı, "sabır makamı"nda sabit olmuştur. Bütün şükredenlerin erişemeyeceği "şükür derecesi"ne yükselmiştir. Allah Teala, melekler, peygamberler ve bütün mü'minler onu methetmiştir. Bundan dolayı Livâü'l-hamd ismindeki sancak yalnız ona tahsis edilmiştir. Hz. Adem (a.s.) ve diğer bütün peygamberler, onun sancağı altında toplanacaktır. Allah Teala, "hamd"i, peygamberimize indirdiği Kur'an-ı Kerim'in başında zikretmiştir. Tevrat ve İncil'de de bu böyledir. Peygamberimiz vesilesiyle hidayete ermiş olanların cennetteki son duaları da Allah'a hamd etmek olacaktır.
Allah Teala, peygamberimizin ümmetini yaratmadan önce onlara, "hamdedenler" ismini vermiştir. Çünkü, onlar Allah Teala'ya bollukta ve darlıkta hamdederler. Onlar bütün ümmetlerden önce cennete gireceklerdir. Mahlukatın livâ'ül-hamd'e en yakın olanları, Allah'ı en çok hamdeden ve zikredenlerdir. Nitekim onların makam itibariyle en yükseği, en çok sabreden ve şükredenleridir. Allah Teala, melekleri, peygamberleri ve bütün mü'minler ona cok selât (ve tekrim) ederler. Çünkü Allah'ı birleyen, O'nu tanıtan ve O'na davet eden odur.

Sabrın Fazileti
Allah Teala sabrı, tökezlemiyen bir at, körlenmeyen bir kılıç, bozguna uğramayan bir ordu, yıkılamayan, hatta gedik bile açılamayan muhkem bir kale kılmıştır. Sabır ile nusret(zafere ulaşma) iki kardeştir, bunlar bir anadan süt emmiş ve hiçbir zaman birbirinden ayrılmayacaklarına dair yemin etmişlerdir.

Zafere ulaşmak, sabırdan sonra gelir, ferahlık ve sevinç üzüntüden sonra gelir, güçlük ve sıkıntıdan sonra kolaylık gelir. Sabır, sahibine silahsız ve hazırlıksız bir ordudan daha çok yardımcıdır. Sabrın zaferdeki yeri, vücuddaki baş gibidir.

Allah Teala kitabında sabredenlere karşılıksız mükafat vereceğini vadetmiş ve bir ayet-i kerimesinde de,

"Sabredin, çünkü Allah sabredenlerle beraberdir." (Enfal/46) buyurmuştur.

Yani ey iman edenler! Sabredin çünkü Allah'ın hidayeti, yardımı, açık zaferi sabredenlerle beraberdir. İşte, bu beraberlik sayesinde sabredenler, Allah'ın gizli ve açık nimetlerini, dünya ve ahiret hayrını kazanırlar. Allah Teala, din işlerinde imam (rehber) olmayı, sabra ve yakîne bağlamış ve ayet-i kerimesinde;

"İçlerinden de sabır (ve sebat) ettikleri zaman emirlerimizle doğru yola sevkedecek imamlar (rehberler) tayin etmiştik ve onlar, ayetlerimizi çok iyi biliyorlardı." buyurmuştur. (Secde/24).

Allah Teala sabrın, sabredenler için en hayırlı şey olduğunu yeminle te'kid ederek:

"Sabrederseniz, andolsun ki, bu tahammül edenler için elbet daha hayırlıdır." (Nahl/126) buyurmuştur.

Allah Teala sabır ve takva sahibine düşmanın -ne kadar güçlü ve kuvvetli olursa olsun- hilesinin zarar veremeyeceğini haber vererek şöyle buyurmaktadır:

Eğer siz, sabreder de korunursanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Şüphesiz ki, Allah, ilmiyle / onların yaptıklarını kuşatmıştır." (Al-i İmran/120)

Allah Teala, Yusuf (a.s.)'den haber verirken de şöyle buyuruyor:
"Kim (Allah'dan) korkar ve sabrederse, bilsin ki, Allah iyilik edenlerin mükafatını zayi etmez." (Yusuf/90)

Yusuf (a.s.) bu ayet-i kerimede sabır ve takvanın kendisini en yüksek makama ulaştırdığını ve kurtuluşun, sabır ve takvaya bağlı olduğunu haber vermektedir. Mü'minler de bu ayet-i kerimeden, kurtuluşun sabretmekle ve Allah'ın emrini tutup yasaklarından sakınmakla mümkün olabileceğini anlamışlardır.

Nitekim Allah Teala:

"Ey iman edenler! sabr (u sebat) edin, (düşmanlarımızla) sabır yarışı edin (onlara galebe çalın, sınırlarda) nöbet beklesin, Bu sayede kurtuluşu umabilirsiniz." (Ali İmran/200)

Allah Teala, sabredenleri sevdiğini haber vererek şöyle buyuruyor:

"Allah sabredenleri sever." (Al-i İmran/146)

Bu ayet-i kerimede, Allah'ın kendilerini sevmesini arzu edenler için, sabretmeye büyük bir teşvik vardır. Allah Teala, sabredenleri üç ayetle müjdeledi ki bunlardan her biri, dünya ehlinin birbirlerini çekemeyerek uğrunda kan döktükleri dünyadan ve dünya malından daha hayırlıdır.



Allah Teala, şöyle buyuruyor:

"Sabredenleri müjdele ki, onlar başlarına bir bela geldiği zaman, 'Biz Allah'ın (dünyada takdirine teslim olmuş kulları) yız ve biz (ahirette de) yine O'na döneceğiz' derler. İşte onlara Rablarından mağfiret ve rahmet vardır ve işte onlar hidayete erenlerin ta kendileridir."(Bakara/155, 156, 157)

Allah Teala kullarına, din ve dünya hususunda başlarına bir musibet geldiği zaman sabır ve dua ile yardım dilemelerini tavsiye ederek buyuruyor:

"Hem sabır (ve sebat) ile hem namazla Allah'dan yardım isteyin, gerçi bu, nefislere pek ağır gelirse de (Allah'a) saygısı olan kimselere ağır gelmez." (Bakara/45)

Allah Teala cenneti kazanan ve cehennemden kurtulanların ancak sabredenler olacaklarını beyan ederek:

"İşte onlara bugün sabretmelerine karşılık mükafatlarını verdim. Onlar murada erenlerin ta kendileridir." (Mü'minun/111) buyurmaktadır.

Yine Allah Teala dünyadan ve nimetinden yüz çevirip sevabı arzulayanların ancak sabırlı mü'minler olduğunu haber vererek buyuruyor:

"Kendilerine ilim verilenler de (şöyle) dedi: Yazıklar olsun size. Allah'ın sevabı iman ve iyi amel eden kimseler için daha hayırlıdır. Buna da sabır (ve sebat) edenlerden başkası kavuşturulmaz." (Kasas/80)

Yine Allah Teala kötülüğe iyilikle engel olduğu vakit, kötü kimsenin adeta yakın bir dost gibi olacağını haber vererek buyuruyor:

"İyilikle kötülük bir olamaz. Sen kötülüğü, en güzel, olan hareketle önle o vakit göreceksin ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse yakın bir dost gibi olacaktır." (Fussilet/34)

İşte bu rütbeye ancak sabredenler kavuşturulur, ancak büyük nasip sahibleri kavuşturulur. Yine Allah Teala yeminle te'kid ederek buyuruyor:

"Asra (devre) yemin ederim ki, muhakkak insan ziyandadır. Ancak iman edenlerle güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar, bir de birbirlerine hakkı tavsiye, sabrı tavsiye edenler böyle değil." (Asr/1-3)

İnsanlar sağcılar ve solcular olmak üzere iki kısımdır. Sabır ve merhameti tavsiye edenler, Allah'ın ayetlerinden istifade ederek iman edenler, sabredenler ve şükredenler sağcılardır. İşte bu vasıflarla sağcılar, solculardan ayrılmaktadır. Mü'minlerin vasıflarından en büyükleri sabır ile şükürdür.

Nitekim Allah Teala Kur'an'ı Kerim'in dört yerinde:

"Şüphesiz ki, bunda çok sabreden, çok şükreden kimse için ibretler vardır." (İbrahim/5, Lokman/31, Sebe,'/19, Şûra/33) buyurmuştur.

Allah Teala, mağfireti ve mükafatı iyi amel ile sabıra bağlamıştır. Allah sabrı kime kolaylaştırırsa ona kolay gelir.

Nitekim Allah Teala:

"Sabredip güzel amel (ve hareketler) de bulunanlar böyle değil, onlar için bir mağfiret ve büyük bir ecir vardır." (Hud/11) buyurmuştur.

Allah Teala, sabretmenin ve suçları bağışlamanın, asla zarar etmeyecek bir ticaret sahiblerinin azmedecekleri işlerden olduğunu haber vererek buyuruyor:

"Her kim de sabreder ve suç bağışlarsa, işte bu, azmedilecek işlerdendir." (Şûra/43)

Allah Teala hükmüne sabretmesini peygamberine emretmiş, peygamberinin sabrının ancak Allah'ın yardımıyla olacağını ve böylece bütün musibetlerin kolay olacağını haber vererek aşağıdaki ayetlerde şöyle buyurmuştur:

"Rabbinin hükmüne sabret çünkü sen, bizim nezaretimizdesin." (Tur/48),

"Sabret, senin sabrın da ancak Allah'ın yardımı iledir. Ve onlara karşı mahzun olma. Yaptıkları hileden telaşa da düşme. Gerçekten Allah, takva sahipleriyle ve iyilik edenlerle beraberdir." (Nahl/127-128)

Sabır, mü'minin bağlanmış olduğu bir iptir, ondan kurtulamaz, imanın dayandığı bir temeldir, sabrı olmayanın imanı yoktur, olsa da son derece zayıfdır, böyle bir iman sahibi, Allah Tealaya tek taraflı ibadet edenlerdendir, eğer kendisine bir hayır dokunursa ona gönlü yatar, eğer bir bela gelirse gerisin geriye dönüverir (mürted olur), dünyada da ahirette de hüsrana uğramış ve bunlardan ziyandan başka bir şey kazanamamıştır.

Mesud ve bahtiyar insanlar sabırları sayesinde en güzel maişeti elde etmişler, şükürleri sayesinde de en yüce makamlara yükselmişler, sabır ile şükrün kanatları arasında na'îm cennetlerine ulaşmışlardır. Bu, Allah'ın lutfudur, onu dilediğine verir. Allah büyük fazl ve ihsan sahibidirler..

Sabrın İlişkilerine Göre İsimlerin Açıklanması "Sabır", lugatta "menetmek" ve "habsetmek" manasındadır.

"Sabır", insanın kendisini feryad etmekten, dilini şikayet etmekten, ellerini yüzüne, dizine vurmaktan ve elbiselerini yırtmaktan menetmesidir.

İhtiyarî ve makbul olan "sabır", kötü arzu ve isteklere sabretmektir. Bu sabır, alâkalı olduğu yere göre değişik isimler alır:

Haram olan ferç şehvetine karşı olursa buna "namusluluk", zıddına ise "günaha dalmak, zina" denir.

Bu sabır, mide şehvetine, yemeğe acele başlamamaya, hoş olmayanları yememeye karşı olursa, buna "Tokgözlülük", zıddına ise "Açgözlülük" denir.

Bu sabır, açıklanmayacak ve söylenmeyecek sözler hakkında olursa buna "sır tutma", zıddına ise "söz yayma ve ifşa etme" denir.

Bu sabır, dünyalıktan yetecek kadarından fazlasını kazanmamaya olursa buna "Zühd (dünya zevkini bırakıp kendini ibadete verme)" zıddına ise "hırs (sonu olmayan istek)" denir.

Bu sabır, dünyalıkdan kifayet miktarına olursa buna "kanaat", zıddına ise yine "hırs" denir.

Bu sabır, kızgınlığı yenmek için olursa, buna "yumuşaklık" zıddına ise, "hemen kızmak" denir.

Bu sabır, aceleye karşı olursa buna "vakar ve sebat" zıddına ise, "hafiflik" denir.

Bu sabır, savaştan kaçmamaya olursa buna "kahramanlık" zıddına ise "korkaklık" denir.

Bu sabır, intikam almamaya olursa buna "af ve vazgeçmek" zıddına ise "öç almak ve cezalandırmak" denir.

Bu sabır belli bir zamanda yememeye ve içmemeye olursa buna "oruç tutmak" denir.

Bu sabır, acizliğe ve tembelliğe karşı olursa buna "becerikli ve çalışkan" denir.

Bu sabır insanlara yük olmamaya ve onların yükünü taşımaya olursa buna "insanlık ve mertlik" denir.

Sabır, terkedilen veya yapılan işin bağlı bulunduğu yere göre değişik isimler alır, fakat bu isimlerin hepsi "sabır" kelimesinin altında toplanır. Buna göre dinî makamların hepsi sabra bağlıdır.

Bu sabır, iki kimse arasında eşit olarak hüküm vermekle ilgili olursa buna "adalet", zıddına ise "zulüm ve haksızlık" denir.

Rıza ve istekle vacip ve müstahap olan dini bir vecibeyi yerine getirmekle ilgili olursa, buna "semahat: cömertlik" denir.

Dinin bütün mertebeleri buna göredir.

Sabrettirmek, Sabrı Kazanmak ve Karşılıklı Sabrı Tavsiye Etmek Sabrın, bu isimlerinin arasındaki fark, kulun kendi haline ve başkasıyla olan haline göredir.

Bir kimse kendini ve nefsini iyi ve hoş olmayanlardan kolaylıkla menederse buna "sabır" denir.

Şayet kendini güçlükle ve acıları yudumlayarak menederse buna "tasabbur: zoraki sabır" denir.

Bir kul, sabretmeye kendini zorlar ve onun üzerinde ısrarla durursa, sabır onun için bir tabiat olur. Nitekim Resul-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadis-i şeriflerinde:

"Her kim sabretmek isterse, Cenab-ı Hak ona sabır ihsan eder" buyurmuşlardır. Bir kul iffetli olmaya çalışırsa, iffet onun için bir tabiat olur. Diğer ahlaklar da böyledir.





İbni Kayyim el-Cevziyye'nin Sabredenler & Şükredenler eserinden..