+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 ve 7

Konu: Mevlana'nın Rubailerinde Kullandığı Aşk ve Şarap Ne Anlama Geliyor?

  1. #1
    Müdakkik Üye elips - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    686

    Standart Mevlana'nın Rubailerinde Kullandığı Aşk ve Şarap Ne Anlama Geliyor?

    İlhan Selçuk’un ‘Mevlana ve Konya’ başlıklı bir yazısı yayımlandı. İlhan Selçuk, bugün Konya’nın geçmişe göre çok daha 'geri' bir düzeyde olduğunu anlatmak istiyor; ama bunun için verdiği örnek anlamsız kalıyor. Çünkü Mevlana’yla anılan Konya’dan bahsederken, Mevlana’nın rubailerine yer veriyor ve içinde aşk ve şarap kelimelerinin geçtiğine vurgu yapıyor. Ancak edebiyatımızda aşk ve şarap çok farklı anlamlarda kullanılıyor. Prof. Dr. Bilal Kemikli anlatıyor…

    Mevlana'nın rubailerinde kullandığı aşk ve şarap ne anlama geliyor?

    Mevlana şarap içmezdi. O şarap başka şaraptır. İslam edebiyatı içerisinde gelişen rubai nazım şeklinin temel konusu aşk ve şaraptır. Ancak bu aşk, ekseriyetle ilahi aşktır. Şarap ise, çoğu kere insan-ı kamil sohbeti, aşığı vecde getiren Kur'an ve musikî dinleme anlamında sema ve ilahi varidatlara vesile olan tefekkürdür. Bu meyanda en çok rubaileriyle tanınan ve şaraptan çokça söz eden Ömer Hayyam'dır. Mevlana çokça rubai yazmıştır ve bu rubailerinde diğerleri gibi, aşk ve şarabı konu edinmiştir.

    Peki şarap simgesi neden bu kadar sık kullanılıyor?
    Esasen İslam edebiyatı içerisinde şaraba imgesine sıkça başvurulmasının temel kaynaklarından birisi Kur'andır. Çünkü çok açık bir biçimde Kur'an'da şarap içmek inananlar için yasaklanırken, cennette salih ve muttakilerin içecekleri şaraptan söz edilir. Takdir edersiniz ki, bu şarap başka bir şaraptır.

    Mevlana'nın rubailerinde dile getirdiği şarap, aşk şarabıdır. O bir aşk ve vecd adamıdır. Yoksa ayyaş ve orada burada sarhoşça gezinen bir Mevlana yoktur. Konya meselesine gelirsek… Mevlana’nın Konya’sı ile bugünkü Konya farklı mı?

    Mevlana, kendi isteği ile Belh'ten kalkıp Konyaya gelmemiştir. Bu yolculuğa çıktıklarında henüz küçük bir çocuktur. Babası bir kısım siyasi meseleler yüzünden Belh'i terk ediyor… Ama o dönemin Belh'i bugün yok. Horasan bölgesinin en önemli kültür ve ilim merkezlerinden biri olan bu şehirde büyük filozoflar, İbrahim Ethem gibi rind sufiler ve Ömer hayam gibi şairler yetişmiştir. Kaldı ki, Mevlana'nın yaşadığı dönemdeki Belh ile Konya arasında dini kültürel durumu tasvir edecek yeterli bilgilere de sahip değiliz.

    Fakat şurası kesindir ki, Mevlana kendisi değil, ailenin küçük bir üyesi olarak Belh'ten çıkmıştır.Bena sorarsanız, Belh doğuda İslam'ın önemli merkezlerinden birisidir. Konya ise, gelecek vadeden bir şehirdir… Selçuklu'nun Anadolu'daki merkezi. Bu bakımdan Konya, hem ekonomik ve sosyal açıdan, hem de yeni açılımlar, yeni hizmet alanları ve yeni ufuklar için cazibe merkezidir. Hadiseye böyle bakmak gerektir.

    Şehirler de değişiyor… Tıpkı insanlar gibi. İnsan değişiyor, dönüşüyor. Bu şehre de yansıyor. Yahut şehir insanı değiştiriyor. Elbette Konya da değişmiştir. Şehir kültürü de değişmiştir. Ama , "eskiden Konya'da şarap içilirdi, şimdi içilmiyor" şeklindeki bir yaklaşım, bilimsel anlayışa uymaz. Elimizde eskiyle yeniyi karşılaştıracak istatistikî verilerden mahrumuz. Eskiden her sokak başı meyhane mi vardı? Gerçekten bugün Konya'da şarap içilmiyor mu? Genelleyici ifadeler bilimsel bakışa uymaz.

    Öte yandan, bana sorarsanız, Konya gerçekten değişmiştir; Mevlana'yı yetiştiren, Konevi'yi yetiştiren, ilim ve irfan merkezi olan Konya bugün eskileri tüketmekle meşguldür. Konya'da Mevlana'yı anlayacak, anlatacak yeni fikir ve düşünce adamları, şairler, ilim ve sanat adamları yetişmeli…

    Sadece Konya mı? Bütün kadim şehirlerimizde tüketimin öne çıktığını görüyoruz. Bu neden kaynaklanıyor? Bu sorunun tabi pek çok cevabı vardır. Ama bana sorarsanız şehrin tarihini ve kültürel birikimini göz ardı eden bir anlayışımız var. Toptancıyız. Tüketiciyiz. Bu anlamda, doğrudur, Konya da eski Konya değildir.

    Mevlana’yı doğru anlayabiliyor muyuz?
    Mevlana gibi büyük bir kamil ve bilge insan bu topraklarda yaşamış, eserler vermiştir. Ne yazık ki, bizler onun mirasını, geride bıraktığı eserleri anlama konusunda pek gayretli olduğumuzu söyleyemem. Çoğu kimse Mevlana'yı anlamak yerine ona kendi doğrularını söylettiriyor. Onu anlama gayretinde olsak, insanı seveceğiz, tabiatı seveceğiz. Mevlana'nın şiir diline vakıf olmak, onun beslendiği kaynakları bilmek ve anlamaktan geçer. Nitekim Mevlana'nın şarabı, bitmeyen tükenmeyen bir şaraptır. O şarap bilgidir, hikmettir.
    iyibilgi

  2. #2
    Müdakkik Üye elips - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    686

    Standart Şarap, tasavvuf ve yeni fetvacılar

    Tasavvuf edebiyatında şarabın, bir metafor olduğunu, şaraptan söz eden şiirlerde, onun gündelik konuşma dilindeki anlamıyla değil de, mecazi anlamıyla kullanıldığına ilişkin yazım, ad vermeden yöneltilen bazı eleştirilere maruz kaldı.
    İslam şeriatının şarabı (hamr) mekruh saydığı, o nedenle ehl-i tariykin şarabı mecaz olarak kullanılmasının bile caiz olamayacağı öne sürüldü: 'İnsanın Allah'a duyduğu sevgiyi şarap, sekir-sarhoşluk, mey, meyhane, kâse, kadeh vb. şeylerle ifade etmesi[nin] caiz' olup olmadığı soruldu. 'Şeriat ehlinin, zaman zaman aşırıya kaçan kuralcılığını eleştirelim derken, meyhane ehlinin şarapçı ve akşamcılarını, fazilet sahibi gösterip dine aldırışsızlığı, günahı, fıskı yüceltmek caiz mi?' diyerek, dolaylı bir biçimde, tasavvuf sembolizmi eleştirildi.

    İngilizcede, yukarıdaki tip sorulara 'leading question' derler;- yani, nasıl bir cevap verilmesi gerektiğini öngören ya da dayatan sorular! Ama elbette, genellikle Bab-ı Meşihat'a yöneltilen sorular, bu türden 'leading question' tipi sorular değildir. Şeyhülislama, cevabı dayatmak için değil, cevabı öğrenilmek için soru 'caiz midir?' diye sorulur, o da 'caiz' olup olmadığını 'el cevab: caizdir' veya 'el cevab: caiz değildir' diye cevaplandırır.

    Tasavvuf sembolizminin 'caiz' olup olmadığı konusunda bir fetva var mıdır, doğrusu bilmiyorum. Ama yüzlerce yıllık bir tasavvuf edebiyatının şarap ve meyhane sembolizminin, bugün, kendilerini her nasılsa, Bab-ı Meşihat (Şeyhülislamlık) makamında görenler tarafından 'caiz değildir' diye fetvalandırılmasını, açıkça söylemek gerekirse, fevkalade talihsiz buluyorum.

    Ne yapalım yani? 'Mey'den, 'Aşk şarabı'ndan, 'meyhane'den, 'saki'den, 'pir-i mugan'dan söz ediyor diye, Yunus'tan, Mevlânâ'dan, Niyazi-i Mısri'den, Şeyhülislam Yahya'dan, bütün bir Tasavvuf edebiyatından vaz mı geçelim, yasaklayalım mı? Kadızadeli mantığının bugün de geçerli olduğunu görmek, hem talihsiz hem hazin!

    Hiç şüphesiz, Tasavvuf sembolizminin, Osmanlı toplumunda mecazdan gerçekliğe dönüştüğü bir dönemi olmuştur. Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç'ın, o gerçekten ufuk açıcı Sufi ve Şiir adlı çalışmasında da belirttiği gibi, 'Bu tasavvufi anlamların tarihsel süreç içerisinde anlam kaymasına uğramaya başlamasıyla Osmanlı zihniyet dünyasının değişmesi ve ardından toplumsal dönüşümlerin gerçekleşmesi arasında derinden irtibat vardır.[...]

    Bu dönüşümün neticesinde artık 'Hakikat şarabı' Kıbrıs komandaryası yahut Sakız mastikasında [...] aranır olacak, [...] [e]zcümle, ilahi aşkın yerini maddi aşk alacak[tır].' Prof. Kılıç şöyle devam ediyor: 'Ve bu yönelimin ardından zaten tasavvufa karşı olan zahir ehli ve şeriat uleması ellerine koz geçmiş olduğu için sevinecek ve her fırsatta bunları kullanacaklardır.'

    Kadızadeli zahir ehli, Tasavvufun Söz'üyle uğraşmaya ve 'her fırsatta bunları kullan[maya]' devam ededursun, bir köşe yazarı da, Nizamülmülk'ün 'Siyasetname'sinin 30. Bab'ından alıntı yaparak Selçuklu ve öteki Türk hükümdarlarının şarab sofraları ('işret meclisleri') kurduklarından söz ediyor. Köşe yazarı 'aziz meslekdaşımız' 'Sultan ve kendisi (Nizamülmülk), şarap meclisine davet edilenlerin hepsi sofu Müslüman'dır.' diyor.

    Evet de, 'Aziz meslekdaşım'ın bu yazıyı niçin yazdığını anlamış değilim. Birileri kalkıp, 'Selçuklu ve Osmanlı devletinde Müslümanlar, hele hükümdarlar asla ve kat'a içki içmezlerdi,' falan demiş de değil! Osmanlı'da II. Selim'in bir adı da 'sarhoş Selim'dir. Yahya Kemal, onunla ilgili gazelinde, 'Kıbrıs şarabı aktı zamanında subesu' der; IV. Murad'ın şaribülleyli ve'lnehar olduğu ise, herkesin malumu... Öyleyse.
    'Siyasetname'yi tanık göstermek de neyin nesi? Malumu ilam mı, yoksa 'aziz meslekdaşım' Osmanlı'da gerçekten içki içilmediğini filan mı zannediyor? Yoksa, evet yoksa, 'aziz meslekdaşım', Osmanlı toplumunun ne kadar seküler bir toplum olduğunu mu ispata çalışıyor?

    hilmi yavuz
    Konu elips tarafından (19.10.08 Saat 08:39 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    Ehil Üye _ŞuA_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    A'raf
    Yaş
    27
    Mesajlar
    1.430

    Standart

    Bir gün, Hz Şems, Hz Mevlâna’ya “bir testi şarap getir” dedi. Hz Mevlâna “hayhay” diyerek bir Rum meyhanesine gitti. Bir testi şarap istedi. Şarabı aldı cübbesinin kollarının arasına koydu, tam çarşının ortasında testi düştü kırıldı.
    O an Hz Mevlâna’nın geçirdiği NEFS FIRTINASINI hesap etmek çok güç… Hadis hocası ve rektör olan bir kişinin şarap testisi taşıması anlaşılamaz… Bütün halk koşup geldiğinde yere dökülen şarap gülsuyuna dönüşmüştü. Bütün çarşı gülsuyu kokuyordu… Hz Mevlâna bir şarap daha almak için şarapçıya gittiğinde şarapçı elini ayağını öperek, kelime-i şahadet getirerek, “Sultanım senden sonra dükkanımdaki bütün şarap küpleri gülsuyu oldu” dedi ve müslüman oldu. Hz Mevlâna büyük bir coşkuyla Hz Şems’in yanına gitti.

    Şems ile Mevlana

  4. #4
    Müdakkik Üye elips - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    686

    Standart

    Alıntı _ŞuA_ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bir gün, Hz Şems, Hz Mevlâna’ya “bir testi şarap getir” dedi. Hz Mevlâna “hayhay” diyerek bir Rum meyhanesine gitti. Bir testi şarap istedi. Şarabı aldı cübbesinin kollarının arasına koydu, tam çarşının ortasında testi düştü kırıldı.
    O an Hz Mevlâna’nın geçirdiği NEFS FIRTINASINI hesap etmek çok güç… Hadis hocası ve rektör olan bir kişinin şarap testisi taşıması anlaşılamaz… Bütün halk koşup geldiğinde yere dökülen şarap gülsuyuna dönüşmüştü. Bütün çarşı gülsuyu kokuyordu… Hz Mevlâna bir şarap daha almak için şarapçıya gittiğinde şarapçı elini ayağını öperek, kelime-i şahadet getirerek, “Sultanım senden sonra dükkanımdaki bütün şarap küpleri gülsuyu oldu” dedi ve müslüman oldu. Hz Mevlâna büyük bir coşkuyla Hz Şems’in yanına gitti.

    Şems ile Mevlana
    paylaşım için teşekürler

  5. #5
    Müdakkik Üye elips - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    686

    Standart Selçuk'un Mevlana ile ilgili yanlış bildikleri!

    3 Eylül tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde, İlhan Selçuk’un ‘Mevlana ve Konya’ başlıklı bir yazısı yayımlandı. İlhan Selçuk, bugün Konya’nın geçmişe göre çok daha 'geri' bir düzeyde olduğunu anlatmak istiyor; ama bunun için verdiği örnek anlamsız kalıyor. Çünkü Mevlana’yla anılan Konya’dan bahsederken, Mevlana’nın rubailerine yer veriyor ve içinde aşk ve şarap kelimelerinin geçtiğine vurgu yapıyor. Ancak edebiyatımızda aşk ve şarap çok farklı anlamlarda kullanılıyor. Prof. Dr. Bilal Kemikli anlatıyor…

    Mevlana'nın rubailerinde kullandığı aşk ve şarap ne anlama geliyor?
    Mevlana şarap içmezdi. O şarap başka şaraptır. İslam edebiyatı içerisinde gelişen rubai nazım şeklinin temel konusu aşk ve şaraptır. Ancak bu aşk, ekseriyetle ilahi aşktır. Şarap ise, çoğu kere insan-ı kamil sohbeti, aşığı vecde getiren Kur'an ve musikî dinleme anlamında sema ve ilahi varidatlara vesile olan tefekkürdür. Bu meyanda en çok rubaileriyle tanınan ve şaraptan çokça söz eden Ömer Hayyam'dır. Mevlana çokça rubai yazmıştır ve bu rubailerinde diğerleri gibi, aşk ve şarabı konu edinmiştir.

    Peki şarap simgesi neden bu kadar sık kullanılıyor?
    Esasen İslam edebiyatı içerisinde şaraba imgesine sıkça başvurulmasının temel kaynaklarından birisi Kur'andır. Çünkü çok açık bir biçimde Kur'an'da şarap içmek inananlar için yasaklanırken, cennette salih ve muttakilerin içecekleri şaraptan söz edilir. Takdir edersiniz ki, bu şarap başka bir şaraptır.

    Mevlana'nın rubailerinde dile getirdiği şarap, aşk şarabıdır. O bir aşk ve vecd adamıdır. Yoksa ayyaş ve orada burada sarhoşça gezinen bir Mevlana yoktur.

    Konya meselesine gelirsek… Mevlana’nın Konya’sı ile bugünkü Konya farklı mı?
    Mevlana, kendi isteği ile Belh'ten kalkıp Konyaya gelmemiştir. Bu yolculuğa çıktıklarında henüz küçük bir çocuktur. Babası bir kısım siyasi meseleler yüzünden Belh'i terk ediyor… Ama o dönemin Belh'i bugün yok. Horasan bölgesinin en önemli kültür ve ilim merkezlerinden biri olan bu şehirde büyük filozoflar, İbrahim Ethem gibi rind sufiler ve Ömer hayam gibi şairler yetişmiştir. Kaldı ki, Mevlana'nın yaşadığı dönemdeki Belh ile Konya arasında dini kültürel durumu tasvir edecek yeterli bilgilere de sahip değiliz. Fakat şurası kesindir ki, Mevlana kendisi değil, ailenin küçük bir üyesi olarak Belh'ten çıkmıştır.

    Bena sorarsanız, Belh doğuda İslam'ın önemli merkezlerinden birisidir. Konya ise, gelecek vadeden bir şehirdir… Selçuklu'nun Anadolu'daki merkezi. Bu bakımdan Konya, hem ekonomik ve sosyal açıdan, hem de yeni açılımlar, yeni hizmet alanları ve yeni ufuklar için cazibe merkezidir. Hadiseye böyle bakmak gerektir.

    Şehirler de değişiyor… Tıpkı insanlar gibi. İnsan değişiyor, dönüşüyor. Bu şehre de yansıyor. Yahut şehir insanı değiştiriyor. Elbette Konya da değişmiştir. Şehir kültürü de değişmiştir. Ama , "eskiden Konya'da şarap içilirdi, şimdi içilmiyor" şeklindeki bir yaklaşım, bilimsel anlayışa uymaz. Elimizde eskiyle yeniyi karşılaştıracak istatistikî verilerden mahrumuz. Eskiden her sokak başı meyhane mi vardı? Gerçekten bugün Konya'da şarap içilmiyor mu? Genelleyici ifadeler bilimsel bakışa uymaz.

    Öte yandan, bana sorarsanız, Konya gerçekten değişmiştir; Mevlana'yı yetiştiren, Konevi'yi yetiştiren, ilim ve irfan merkezi olan Konya bugün eskileri tüketmekle meşguldür. Konya'da Mevlana'yı anlayacak, anlatacak yeni fikir ve düşünce adamları, şairler, ilim ve sanat adamları yetişmeli… Sadece Konya mı? Bütün kadim şehirlerimizde tüketimin öne çıktığını görüyoruz. Bu neden kaynaklanıyor? Bu sorunun tabi pek çok cevabı vardır. Ama bana sorarsanız şehrin tarihini ve kültürel birikimini göz ardı eden bir anlayışımız var. Toptancıyız. Tüketiciyiz. Bu anlamda, doğrudur, Konya da eski Konya değildir.

    Mevlana’yı doğru anlayabiliyor muyuz?
    Mevlana gibi büyük bir kamil ve bilge insan bu topraklarda yaşamış, eserler vermiştir. Ne yazık ki, bizler onun mirasını, geride bıraktığı eserleri anlama konusunda pek gayretli olduğumuzu söyleyemem. Çoğu kimse Mevlana'yı anlamak yerine ona kendi doğrularını söylettiriyor. Onu anlama gayretinde olsak, insanı seveceğiz, tabiatı seveceğiz. Mevlana'nın şiir diline vakıf olmak, onun beslendiği kaynakları bilmek ve anlamaktan geçer. Nitekim Mevlana'nın şarabı, bitmeyen tükenmeyen bir şaraptır. O şarap bilgidir, hikmettir.

    iyibilgi

  6. #6
    Vefakar Üye Teenni - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    486

    Standart

    Mevlana hazretlerini iyi anlayabilmek icin eserlerini okumak gerekiyor ,daha yazilarindaki sarabin ne anlama geldigini bilmeyenlerle ne konusulur ,dikkate bile almamak en güzeli.
    Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler! Umûr-u diniyede müsamaha veya teşebbühle medenîlere yanaşmayın. Çünkü, aramızdaki dere pek derindir; doldurup hatt-ı muvasalayı temin edemezsiniz. Ya siz de onlara iltihak edersiniz, veya dalâlete düşer, boğulursunuz.

    Bediüzzaman Said Nursi

  7. #7
    Ehil Üye Ararad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2013
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    1.658

    Standart

    Alıntı _ŞuA_ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bir gün, Hz Şems, Hz Mevlâna’ya “bir testi şarap getir” dedi. Hz Mevlâna “hayhay” diyerek bir Rum meyhanesine gitti. Bir testi şarap istedi. Şarabı aldı cübbesinin kollarının arasına koydu, tam çarşının ortasında testi düştü kırıldı.O an Hz Mevlâna’nın geçirdiği NEFS FIRTINASINI hesap etmek çok güç… Hadis hocası ve rektör olan bir kişinin şarap testisi taşıması anlaşılamaz… Bütün halk koşup geldiğinde yere dökülen şarap gülsuyuna dönüşmüştü. Bütün çarşı gülsuyu kokuyordu… Hz Mevlâna bir şarap daha almak için şarapçıya gittiğinde şarapçı elini ayağını öperek, kelime-i şahadet getirerek, “Sultanım senden sonra dükkanımdaki bütün şarap küpleri gülsuyu oldu” dedi ve müslüman oldu. Hz Mevlâna büyük bir coşkuyla Hz Şems’in yanına gitti.Şems ile Mevlana
    Mevlana ve Şems..... Aşk ve şarab..... Mem'i Zin...... Bunlar hakkında iyi düşünmek lazım...
    Hak ile iştigal etmezsen
    batıl seni istila eder...

    İ. Şafii.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. El Çizgileriniz Ne Anlama Geliyor?
    By slim in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 19.12.08, 19:57
  2. Sizce Bu Resim Ne Anlama Geliyor..?
    By HüZnÜ HaZan in forum Resim - Fotoğraf Galeri
    Cevaplar: 21
    Son Mesaj: 11.11.08, 17:40
  3. Gülümsemeler Tam Olarak Ne Anlama Geliyor
    By beylikdüzü73 in forum İstek, Öneri ve Forum Yardımı
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 18.10.08, 08:34
  4. Merhaba Ne Anlama Geliyor...
    By slim in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 13
    Son Mesaj: 25.07.08, 22:13

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0