Hakka Yürüyüş Dergisi küçüklüğünden itibaren yetiştirildiği katı Presbiteryen geleneğini terk edip Müslüman olan eski bir misyoner papaz ile yaptığı çarpıcı röportaj.



Andreas Palaylogos şimdiki adıyla Abdullah Palazoğlu , onu önemli kılan şey sade bir hristiyan iken İslam'ı seçmesi değil. Yüksek rütbeli bir hristiyan din adamı iken Müslüman olması şüphesiz.

Küçüklüğünden itibaren yetiştirildiği katı Presbiteryen geleneğini terk edip Müslüman olan Abdullah ile Konya ofisimizde bir röportaj gerçekleştirdik.

6 Ocak 2004 tarihinde Konya Selçuklu müftülüğüne gidip Müslüman oluyor Andreas , sonrada Abdullah yapıyor ismini. T.C.U (Texas Christian Univercity) ' da hrsitiyan teolojisi okuması için Roma tarafından kendisine burs veriliyor, burada ''Thelogy Faculte'' bölümünde okuyor 6 yıllık üniversiteden önce hrsitiyan'lık üzerine ön eğitim alıyor üniversiteden sonra 2 yıl Vatikan'da zorunlu eğitime tabi tutuluyor, daha sonra 2 yılda Yunanistan Agios Oros (Kutsal Dağ) 'da bir eğitimden daha geçiriliyor burada tam bir ruhban ve keşiş olarak eğitiliyor. Burada yetiştirilenler ise dünyanın çeşitli yerlerine misyoner temsilcisi olarak atanıyor. Daha sonra İstanbul Güngören Protestan kilisesinde bir eğitime tabi tutuluyor. Buradan Konya'ya gönderiliyor görevi ise ev kiliselerini organize etmek . Bu dönem içinde vesilelerle Müslüman oluyor Abdullah Palazoğlu , işte onu İslama götüren yolu bize anlatmasını istedik Abdullah'dan . Kendisiyle yaptığımız röportajı etkilenerek okuyacağınızı tahmin ediyoruz.

Hakk'a Yürüyüş (HY) :
İlk önce röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için size teşekkür ediyoruz. Bize kendinizi kısaca tanıtırmısınız.

Abdullah :
1973 doğumluyum Ermeni kolejini bitirdikten sonra bursla T.C.U (Texas Christian Univercity- Thelogy Faculty) Fortword , Texas Amerikaya gittim . Daha sonra yine Amerika da 2 yıl staj yaptım , ardından 2 yıl Vatikan ve 2 yıl Yunanistan'da eğitim aldım ve Türkiye'ye geldim . Türkiye'de çeşitli resmi ve ev kiliselerinde görev yaptım. Yüksek Papaz ( High Priest) rütbesinden , 6 Ocak 2004'te istifa edip Müslüman oldum ve Andreas olan adımı Abdullah yaptım.

HY :
Sade bir hristiyan olmak ve yaşamak varken din adamlığını seçmenizdeki gaye nedir. Bir arayış diyebilirmiyiz buna .


Abdullah:
Bunu ben seçmedim , zaman ve şartlar doğrultusunda bana gelen teklifleri değerlendirdim ve o zaman bunun doğru olacağını düşündüm. Okudugum Ermeni kolejinde yetenekli görülen öğrencileri bu yönde çalışmaya teşvik etmek için verilen burslar ve telkinlerle bu duruma geldim ve Teoloji okumaya başladım sonrada Hristiyan bir din adamı oldum.


HY:
Hristiyan bir din adamı iken Müslümanlığa ve Müslümanlara bakış açınız neydi öğrenebilirmiyiz.


Abdullah :
Müslüman kardeşlerim bana o zamanlar , potansiyel terörist, fundemantalist, fanatik ve kökten dinci imajı veriyorlardı, hatta insanlıkları konusunda bile önyargı ile yaklaşıyordum. Bunun nedeni aldığımız önyargılı eğitimdi şüphesiz.


HY:
Peki nasıl Müslüman oldunuz. ?


Abdullah :
Konya'da bir gazetenin Konya il temsilcisi olan arkadaşımın iddiası ve benim bu iddiayı ciddi bir şekilde araştırmaya kalkışmam benim islam'la şereflenmeme sebeb oldu. Arkadaşımın iddiası şuydu ; Tevrat, Zebur ve İncil'de Peygamber efendimizin geleceği 114 yerde yazılı olduğuydu. Bunun kanıtı ise Bediüzzaman 'ın 19. uncu mektubu, diğer adıyla Mucizat-ı Ahmediyye idi. Yaklaşık 2 yıl süren çok ciddi ve derin bir araştırmadan sonra gördüm ki arkadaşım doğru söylüyor , şimdiki hristiyan teologlarının ısrarla üstünü örttüğü ve reddettikleri Muhammed (sav), kendi kutsal kitablarında müjdeleniyordu, bu beni hem dehşete hem şaşkınlığa düşürdü, bunun üzerine istifamı vermeyi ve İslam'la şereflenmeyi uygun gördüm.


HY:
Müslüman olduktan sonra çevrenizin tepkisi ne oldu olumlu ve olumsuz olarak.


Abdullah:
Amerika'dan ve İtalya'dan gelen heyetlerin çok ciddi, maddi, manevi ve psikolojik baskılarına maruz kaldım, bu yüzden mide kanaması geçirdim saçlarım ağardı ve döküldü , halada dökülüyor. Din kardeşlerimle ise ilk başta kabullenmeme sıkıntısı yaşadım. Çevremi kaybettim ve en sonunda elimde küçük bir çanta dolusu elbiseyle kalakaldım.


HY:
Misyonerliğe bakış açınız nedir.


Abdullah:
Benim o zamanki mezhebim ilk eğitim aldığım sistemde misyonerlikten ziyade ruhbanlık vardı , keşiş yetiştirmeye yönelikti. Mezhepsel nedenlerden dolayı bugünkü manada misyonerliğe zaten karşıydık., bu çalışmaları şiddetle reddederdik. Çünkü hristiyanlık bütün dünyada duyulmuş bir dindir. Merak eden gelir kilisede öğrenir, sokaklarda İncil dağıtmak Hristiyanlığı ayağa düşürmek yani aşağılamak anlamına gelir, bu yüzden bu tür çalışmaları doğru bulmuyorum.


HY:
Türkiyede misyonerlik faaliyetleri nasıl yürütülüyor, bu konuda bilgi verebilirmisiniz.


Abdullah:
Şu anki durumlarını bilmiyorum , ama benim zamanımda çok disiplinli , sistemli ve düzenli bir çalışma şekli vardı. Bir hiyerarşi içinde hareket edilir ve bu işler için ciddi manada fonlar aktarılırdı. Türkiyenin hemen hemen bütün bölgelerine ulaşılmış durumda , hatta mütedeyyin olarak bilinen Konya'da bile bir çok apartman kilise mevcuttur. Buralarda genelde üniversite öğrencileri Hristiyanlık propagandasına tabi tutulurlar. Hristiyan misyonerleri bu bölgelerde işi şansa bırakmaz ve profesyonel manada insan ilişkileri dersleri almış uzman teologlar tarafından faaliyetleri sürdürülür. Özellikle kendini henüz bulamamış fıtratını ortaya koyamamış genç kesim bu işe tevessül etmektedir.

HY:
Müslüman coğrafyada devam eden işgal, tecavüz ve beraberinde gelen mücadele hakkında görüşleriniz nelerdir.


Abdullah:
En çok üzüldüğüm konulardan birisi bu hatta bazen sinirleniyorum bu yüzden , Filistin'e , Afganistan'a ama en çokta Çeçenistan'a gidip rus domuzuyla savaşmayı istediğim çok anlar oluyor. Hatta bu konuyu ciddi manada düşünüyorum , hristiyan bir din adamı iken bütün mesaimi bu yolda harcadım insanlara hristiyanlığı anlattım gayret ettim , ama şimdi bu gayretin daha fazlasını İslam yolunda Allah rızası için yapmalıyımki samimiyetimi ortaya koyabileyim , bende bu uğurda verebileceğim en iyi şeyin canım olduğunu düşünüyorum ve ŞEHİD OLMAK İSTİYORUM. Afganistanda'ki , Filistindeki, Çeçenistandaki, Iraktaki kardeşlerimden kendimi ayrı görmüyorum, bu kardeşlerimle omuz omuza vermeyi ve zulme dur diyebilmeyi istiyorum.İnşaAllah Allahu Teala bana bu fırsatı verir diye de ümit ediyorum.


HY:
Bundan sonraki hedefleriniz nedir


Abdullah:
Aslında tek kelimeyle hizmet, yani Allah yolunda , Allah rizası için İslama ve Müslümanlara elimden geldiğince ve gücüm yettiğince hizmet etmek istiyorum.


HY:
Son olarak bizlere ve dergi okuyucularımıza ne söylemek istersiniz.


Abdullah:
Sizlere ve kardeşlerime acizane tavsiyem şudur ki DİNİNİZE SAHİP ÇIKIN . İnsanca yaşamanın ve insanca bir yol tutmanın en güzel yolu İslam'dır ben bunu gördüm . Elinizdeki bu altın fırsatı geri tepmeyin ve davanıza sıkı sıkı sarılın .


HY:
Röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için dergimiz ve okuyucularımız adına size teşekkür ediyoruz .

Abdullah:
Bende size teşekkür ediyorum ve buradan tüm okuyucularınıza selamlarımı iletiyorum. Allah yar ve yardımcınız olsun.

Röportaj: Mustafa Seyfullah Kılıç