SORU: Cenab-ı Hakka malûm ve mâruf ünvanıyla bakacak olursan, meçhul ve menkûr olur. Cumlesi ne manaya geliyor?

Cenab-ı Hakka malûm ve mâruf ünvanıyla bakacak olursan, meçhul ve menkûr olur. Çünkü, bu malûmiyet, örfî bir ülfet, taklidî bir sema’dır. Hakikati ilâm edecek bir ifade de değildir. Maahaza, o ünvanla fehme gelen mânâ, sıfât-ı mutlakayı beraberce alıp zihne ilka edemez. Ancak, Zât-ı Akdesi mülâhaza için bir nevi ünvandır. Amma Cenab-ı Hakka mevcud-u meçhul ünvanıyla bakılırsa, mârufiyet şuâları bir derece tebarüz eder. Ve kâinatta tecellî eden sıfât-ı mutlaka-i muhîta ile, bu mevsufun o ünvandan tulû etmesi ağır gelmez.

Birinci derece-i efham:
bir seye biliyorum dersen daha ogrenemezsin. Cunku aksiyomatik bir porblem vardir. Yani senin aksiyomlarin, ilk kabullerin yanlis olabilir. ve sen biliyorum dersen bu aksiyomlarin dogru olduguna hukmedersin. Boylelikle sana gelecek olan marifet sualarini bu yanlis aksiyomlarla degerlendirerek onlara da yanlis hukmu verirsin. Yani daha bisey ogrenemezsin...

Mesela, materyalistlerin yanlis bir aksiyomu vardir o da maddenin ezeli olusudur. Bu zavallilar big bang'i bile bu aksiyomlar uzerine degerlendirdiklerinden dolayi big bang onlara yaratilisi anlatmaz.
Biz Allah'i biliyor degiliz. Herkesin aynasi var ve her aynanin kendi hususiyetleri var. Kimisi kucuktur, kimisi renklidir, kimisi bulaniktir vs...

Aynada gordugumuze hukmedersek yanlis yapariz....

ikinci derece-yi efham:
Uluhiyetin mahiyeti farklidir. Bize Rabbimizi tanittiran muarrifler coktur, en buyukleri 4 tur. bunlar dahi kendi kabiliyetleri nisbetinde O'nu tanittirabilirler.

Hem onlarin kisitlamasi hem de insanin kendi kabiliyetinin sinirlamasi sonucu O'nu hakkiyla tanimak mumkun olamamaktadir. 24. sozun 2. dalindaki iki sirra bakiniz...

Ucuncu derece-yi efham:
Su kainatta gorulen kesret bir vahdete isaret etmekte ve bir vahdetten gelmektedir. Heme ez ost. Cenab-i Hak ukulu kesrette bogmamak icin her bir cuz'de kullu gosterecek Ehadiyet tecellisi mevcuttur. Insanin Rabbini bilen ve taniyan ruhu kalbi akli ve sair letaifi kainat ile munasebettardir. Bu kesretten cikip vahdette fani olamayan insanin O'nu biliyor olmasi mumkun degildir. Zira kainatta gorulenler esmadir. Esmadan biz sifatlarini cikaririz. Sifatlar ise suunat-i ilahiyeye isaret eder. Zat'ini ise kainattan anlamamiz mumkun degildir.
ALINTI