+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 9 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 83

Konu: Soru: Bu Mektuplar Nerede?

  1. #1
    Ehil Üye alanyali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Alanya
    Mesajlar
    2.491

    Standart Soru: Bu Mektuplar Nerede?

    Risalelerde yer alan İmam-ı Rabbani'nin ifadelerini hepimiz biliyoruz..Peki bu ifadeler İmam-ı Rabbani'nin mektubatında hangi mektuplarda geçiyor ? Acil lazım ..İçinizde bilenler vardır mutlaka,yazarlarsa sevinirim..


    Silsile-i Nakşînin kahramanı ve bir güneşi olan İmam-ı Rabbânî (r.a.), Mektubat'ında demiş ki: "Hakaik-i imaniyeden bir meselenin inkişafını, binler ezvak ve mevâcid ve kerâmâta tercih ederim."
    Hem demiş ki: "Bütün tariklerin nokta-i müntehâsı, hakaik-i imaniyenin vuzuh ve inkişafıdır."
    Hem demiş ki: "Velâyet üç kısımdır. Biri velâyet-i suğrâ ki, meşhur velâyettir; biri velâyet-i vustâ, biri velâyet-i kübrâdır. Velâyet-i kübrâ ise, verâset-i nübüvvet yoluyla, tasavvuf berzahına girmeden, doğrudan doğruya hakikate yol açmaktır."


    cehennem ağzını açmış, bekliyor; cennet ise ağuş-u nazdaranesini açmış, gözlüyor.

  2. #2
    Dost sabıkun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    27

    Standart

    Üç velayet meselesi Mektubat 260. Mektupta geçiyor. Ama sana tavsiyem bunlar Mektubatta yok diyen adamlarla uğraşmaman. Bunlar?n hareketi kas?tl? çünkü. Ben bi tanesiyle konuştum bakt?m niyeti Üstad? küçültmek.

    İnsan İçin En Büyük Kuvvet, Kendisini Olduğu Gibi Görebilmektir


  3. #3
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Alıntı sabıkun Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Üç velayet meselesi Mektubat 260. Mektupta geçiyor. Ama sana tavsiyem bunlar Mektubatta yok diyen adamlarla uğraşmaman. Bunların hareketi kasıtlı çünkü. Ben bi tanesiyle konuştum baktım niyeti Üstadı küçültmek.
    risalece bir yaklaşım..Allah razı olsun..

    Sözler hakkında, tevazu suretinde demiyorum; belki bir hakikati beyan etmek için derim ki:
    Sözlerdeki hakaik ve kemâlât benim değil, Kur'ân'ındır ve Kur'ân'dan tereşşuh etmiştir. Hattâ Onuncu Söz, yüzer âyât-ı Kur'âniyeden süzülmüş bazı katarattır. Sair risaleler dahi umumen öyledir.
    Madem ben öyle biliyorum. Ve madem ben fâniyim, gideceğim. Elbette bâki olacak bir şey ve bir eser, benimle bağlanmamak gerektir ve bağlanmamalı. Ve madem ehl-i dalâlet ve tuğyan, işlerine gelmeyen bir eseri, eser sahibini çürütmekle eseri çürütmek âdetleridir. Elbette, semâ-yı Kur'ân'ın yıldızlarıyla bağlanan risaleler, benim gibi çok itirazâta ve tenkidâta medar olabilen ve sukut edebilen çürük bir direkle bağlanmamalı.
    Hem madem örf-ü nâsta, bir eserdeki mezâyâ, o eserin masdarı ve menbaı zannettikleri müellifinin etvârında aranılıyor. Ve bu örfe göre, o hakaik-i âliyeyi ve o cevâhir-i galiyeyi kendim gibi bir müflise ve onların binde birini kendinde gösteremeyen şahsiyetime mal etmek, hakikate karşı büyük bir haksızlık olduğu için, risaleler kendi malım değil, Kur'ân'ın malı olarak, Kur'ân'ın reşehât-ı meziyâtına mazhar olduklarını izhar etmeye mecburum.
    Evet, lezzetli üzüm salkımlarının hâsiyetleri, kuru çubuğunda aranılmaz. İşte ben de öyle bir kuru çubuk hükmündeyim.
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  4. #4
    Ehil Üye alanyali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Alanya
    Mesajlar
    2.491

    Standart

    Alıntı sabıkun Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Üç velayet meselesi Mektubat 260. Mektupta geçiyor. Ama sana tavsiyem bunlar Mektubatta yok diyen adamlarla uğraşmaman. Bunların hareketi kasıtlı çünkü. Ben bi tanesiyle konuştum baktım niyeti Üstadı küçültmek.
    Mektubatta yok demiyorda, bulamadığını söylüyor..Ben de bulmaya çalışıyorum..
    Başka bilenler varsa söylesin lütfen..


    cehennem ağzını açmış, bekliyor; cennet ise ağuş-u nazdaranesini açmış, gözlüyor.

  5. #5
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    ?stanbul'da malûm itiraz hadisesi ima ediyor ki, ileride, meşrebini çok beğenen baz? zatlar ve hodgâm baz? sofi-meşrepler ve nefs-i emmaresini tam öldürmeyen ve hubb-u cah vartas?ndan kurtulmayan baz? ehl-i irşad ve ehl-i hak, Risale-i Nur'a ve şakirtlerine karş? kendi meşreplerini ve mesleklerinin revac?n? ve etbâlar?n?n hüsn-ü teveccühlerini muhafaza niyetiyle itiraz edecekler; belki dehşetli mukabele etmek ihtimali var. Böyle hadiselerin vukuunda, bizlere, itidâl-i dem ve sars?lmamak ve adavete girmemek ve o muar?z taifenin de rüesalar?n? çürütmemek gerektir
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  6. #6
    Ehil Üye alanyali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Alanya
    Mesajlar
    2.491

    Standart

    Kardeşler yanl?ş bi tav?r içerisindesiniz ,ne bu gerginlik..
    Ortada medar-? münakaşa bi durum olmadan, "çürütme" ile alakal? yaz?lar yazman?z normal mi?

    Bilmiyorsan?z, bilenler cevaplas?n lütfenn..


    cehennem ağzını açmış, bekliyor; cennet ise ağuş-u nazdaranesini açmış, gözlüyor.

  7. #7
    Müdakkik Üye m_safiturk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Mesajlar
    773

    Standart

    ?mam-? Rabbaninin buyurduğu:210. Mektuptan

    ” Önce, i’tikâd? düzeltmek lâz?md?r. Dinden olduğu tevâtür yolu ile, ya’nî çok kimselerin söylemesi ile zarûrî olarak bilinen şeylere inanmak elbette lâz?md?r. Bundan sonra, f?kh kitâblar?nda yaz?l? olan şeyleri öğrenmek ve yapmak zarûrîdir. Bundan sonra da, tesavvuf yolunda ilerlemek gelir. Fekat bu, kimsenin bilmediği şeyleri öğrenmek, kimsenin görmediği gizli şeyleri görmek için de değildir. Nûrlar?, renkleri görmek için değildir. Bunlar oyun, keyf verici şeylerdir. Herkesin gördüğü şeyler ve renkler yetişmiyor mu ki, bunlar? b?rak?p da, riyâzetler, s?k?nt?lar çekerek, bilinmiyen şeyler ve renkler aran?ls?n? Bu şeyler ve renkler de, o şeyler ve renkler de, hep Allahü teâlân?n yaratd?ğ? şeylerdir ve Onun varl?ğ?n? ve yarat?c? olduğunu gösteren işâretlerdir. ""Bu madde âleminde bulunan güneş ve ay ?ş?klar?, Âlem-i misâldeki nûrlardan, renklerden katkat dahâ üstündür."" Fekat, bunlar her zemân görüldükleri için ve âlim de, câhil de gördüğü için, k?ymet verilmiyor, herkesin bilmediği, görmediği nûrlar aran?yor. Fârisî m?sra’ tercemesi:

    Kap? önünde akan su, bulan?k görünür!

    sizin ifade ettiğiniz mesele..bu 210'ncu mektubun bu bölümünden iktibast?r...



    Yâni: Sakalımın beyazlanmakla parlaması seni korkutmasın. Zîra nûr-u mütecessim gibi dimağdan erimiş sakaldan mecra bulup kendini gösteren fikir ve edebin tebessümüdür.



    Bediüzzaman



    Muhakemat


  8. #8
    Ehil Üye alanyali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Alanya
    Mesajlar
    2.491

    Standart

    Alıntı m_safiturk Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İmam-ı Rabbaninin buyurduğu:210. Mektuptan

    ” Önce, i’tikâdı düzeltmek lâzımdır. Dinden olduğu tevâtür yolu ile, ya’nî çok kimselerin söylemesi ile zarûrî olarak bilinen şeylere inanmak elbette lâzımdır. Bundan sonra, fıkh kitâblarında yazılı olan şeyleri öğrenmek ve yapmak zarûrîdir. Bundan sonra da, tesavvuf yolunda ilerlemek gelir. Fekat bu, kimsenin bilmediği şeyleri öğrenmek, kimsenin görmediği gizli şeyleri görmek için de değildir. Nûrları, renkleri görmek için değildir. Bunlar oyun, keyf verici şeylerdir. Herkesin gördüğü şeyler ve renkler yetişmiyor mu ki, bunları bırakıp da, riyâzetler, sıkıntılar çekerek, bilinmiyen şeyler ve renkler aranılsın? Bu şeyler ve renkler de, o şeyler ve renkler de, hep Allahü teâlânın yaratdığı şeylerdir ve Onun varlığını ve yaratıcı olduğunu gösteren işâretlerdir. Bu madde âleminde bulunan güneş ve ay ışıkları, Âlem-i misâldeki nûrlardan, renklerden katkat dahâ üstündür. Fekat, bunlar her zemân görüldükleri için ve âlim de, câhil de gördüğü için, kıymet verilmiyor, herkesin bilmediği, görmediği nûrlar aranıyor. Fârisî mısra’ tercemesi:

    Kapı önünde akan su, bulanık görünür!

    sizin ifade ettiğiniz mesele..bu 210'ncu mektubun bu bölümünden iktibastır...
    teşekkür ederim kardeş..ama aranılan mektup bu olmasa gerek..
    Üstad'ın bahsettiği bölümlerin geçtiği yerler lazım bana..


    cehennem ağzını açmış, bekliyor; cennet ise ağuş-u nazdaranesini açmış, gözlüyor.

  9. #9
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Alıntı alanyali Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kardeşler yanlış bi tavır içerisindesiniz ,ne bu gerginlik..
    Ortada medar-ı münakaşa bi durum olmadan, "çürütme" ile alakalı yazılar yazmanız normal mi?

    Bilmiyorsanız, bilenler cevaplasın lütfenn..
    yaw gerginlik yokk.. sen epey gerilmişsin galiba...dur yardımcı olayım kardeşimmm...

    OTUZALTINCI MEKTÛB
    Bu mektûb, hâcı Muhammed Lâhorîye yazılmışdır.

    Ahkâm-ı islâmiyye*, dünyâ ve âhıretin bütün se'âdetlerini taşımakdadır. Ahkâm-ı islâmiyye dışında ele geçen hiçbir se'âdet yokdur. Tarîkat ve hakîkat, ahkâm-ı islâmiyyenin yardımcıları olduğunu bildirmekdedir:
    Allahü teâlâ, hepimize, Muhammed Mustafâ 's.a.s.' efendimizin dîninin hakîkatini bildirsin ve bu hakîkata kavuşdursun! Âmîn.
    İslâmiyyet üç kısımdır: İlim ve amel veihlâs. Bu üçüne kavuşmayan kimse, islâmiyyete kavuşmuş olmaz. Bir kimse, islâmiyyete kavuşunca, Allahü teâlâ, ondan râzı olur. Allahü teâlânın râzı olması, sevmesi de, bütün dünyâ ve âhıret se'âdetlerinin en üstünü ve kıymetlisi olduğunu, Âl-i İmrân sûresi onbeşinci ve sûre-i Tevbenin yetmişüçüncü âyetleri bildirmekdedir. O hâlde, islâmiyyet, dünyâ ve âhıretdeki bütün se'âdetleri ele geçirten bir sermâyedir. İslâmiyyetin dışında aranılacak, imrenilecek hiçbir iyilik yokdur.

    Tesavvuf büyüklerinin kazandıkları, tarîkat ve hakîkat, ahkâm-ı islâmiyyenin yardımcıları, hizmetcileri olup, islâmiyyetin üçüncü kısmı olan ihlâsı elde etmeğe yarar.
    Tarîkata ve hakîkata baş vurmak, islâmiyyeti temâmlamak içindir. Yoksa, islâmiyyetden başka birşeyler ele geçirmek için değildir. Tesavvuf yolcularının, o yolculukda gördükleri, tatdıkları, ahvâl, mevâcîd, ulûm ve ma'rifetler, imrenilecek, istenilecek şey değildir. Hepsi, evhâm ve hayâlât gibi, geçici şeylerdir. O yolcuları terbiye için, ilerletmek için, vâsıtadan başka birşey değildir. Bunların hepsini geçip arkada bırakıp, (Rızâ makâmı)na varmak lâzımdır. Sülûk ve cezbe yolculuğundaki makâmların, konakların nihâyeti, rızâ makâmıdır. Çünki, tarîkat ve hakîkat yolculuğundan maksad, ihlâs elde etmekdir. İhlâs da, rızâ makâmında hâsıl olmakdadır. Tesavvuf yolcularının onbinlerde birini, ancak, üç dürlü tecellîlerden ma'rifete dayanan müşâhedelerden kurtarıp, ihlâsa ve makâm-ı rızâya ulaşdırmakla şereflendirirler.

    Hakîkati göremiyen zevallılar, ahvâl ve mevâcîdi, birşey sanır. Müşâhedeleri, tecellîleri arzû eder. Böylece, yolda kalıp, vehm ve hayâlden kurtulamaz ve islâmiyyetin kemâline kavuşamazlar. Âyetde meâlen, (Allahü teâlâ kullarından dilediğini, kendisine seçer. Başkasından yüz çevirip, yalnız onu istiyenlere, kendine kavuşduran yolu gösterir)* buyuruldu. İhlâs makâmına ve rızâ mertebesine kavuşmak için, bu ahvâl ve mevâcîdden geçmek ve bu ilm ve ma'rifetleri edinmek lâzımdır. Bunlar, gâyeye götüren yoldur. Maksadın başlangıcıdır. Böyle olduğu, bu fakîre, bu yolculukda, tâm on sene sonra bildirildi. İslâmiyyet güzeli, ancak bundan sonra, sevgili Peygamberinin 's.a.s.' sadakası olarak, cemâlini gösterdi. Dahâ önce de, ahvâl ve mevâcîde tutulup kalmamışdım. İslâmiyyetin hakîkatına kavuşmakdan başka, istediğim yokdu. Fekat ancak, on sene sonra, hakîkat güneşi doğdu. Bu ihsânından dolayı, Allahü teâlâya pek çok hamd ederim.
    Allahü teâlânın mağfiretine kavuşan, meyân şeyh Cemâlin 'k.s.' ölümü, bütün müslimânların üzülmesine sebeb oldu. Bu fakîr tarafından, çocuklarına ta'ziye buyurmanızı ve Fâtiha okumanızı diler, selâm ederim.
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  10. #10
    Ehil Üye alanyali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Alanya
    Mesajlar
    2.491

    Standart

    Ha şöyle kardeş..biliyordun madem neden ilk cevab?nda yazmad?n da beni de gerdin..

    Bu mektupta benzer ifadeler var,bunlar işime yarar..Başka mektuplar bilen varsa, yazabilir..


    cehennem ağzını açmış, bekliyor; cennet ise ağuş-u nazdaranesini açmış, gözlüyor.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Müjdeli Mektuplar...
    By ŞİMŞEK MUSTAFA in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 31.12.08, 16:17
  2. Acaba Nerede Hamd, Nerede Şükür Etmeliyiz?
    By delailinnur in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04.11.07, 11:53
  3. Peygamberimizin Hükümdarlara Gönderdiği Mektuplar
    By nurçi38 in forum Hz. Muhammed (S.A.V)
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 13.08.07, 23:58
  4. Mekkeden Gelen Mektuplar-2
    By sekeskin in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02.08.06, 09:11
  5. Mekkeden Gelen Mektuplar-1
    By sekeskin in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 31.07.06, 23:00

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0