Konu Kapatılmıştır
1. Sayfa - Toplam 4 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 37

Konu: Gavs-ül-A'zam Abdulkadir Geylani

  1. #1
    Vefakar Üye zerre06 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    ANKARA
    Mesajlar
    510

    Standart Gavs-ül-A'zam Abdulkadir Geylani

    Evliyân?n büyüklerinden. Künyesi, Ebû Muhammed'dir. Muhyiddîn, Gavs-ül-a'zam, Kutb-i Rabbânî, Sultân-ul-evliyâ, Kutb-i a'zam gibi lakablar? vard?r. ?ran'?n Geylân şehrinde 1078 (H.471)de doğdu. Babas? Ebû Sâlih bin Mûsâ Cengîdost'tur. Hazret-i Hasan?n oğlu Hasan-? Müsennâ'n?n oğlu Abdullah'?n soyundand?r. Annesinin ismi Fât?ma, lakab? Ümm-ül-hayr olup seyyidedir. Bunun için Abdülkâdir Geylânî, hem seyyid, hem şerîfdir. Hazret-i Hüseyin'in evlad?na seyyid, hazret-i Hasan'?nkine şerîf denir. AbdülkâdirGeylânî hazretleri 1166 (H.561)'da Bağdad'da vefât etti. TürbesiBağdad'dad?r. Ziyâret edilmekde, feyz ve bereketlerine kavuşulmaktad?r. F?k?h ve hadîs ilimlerinde müctehid idi. Kâdiriyye tarîkat?n?n kurucusudur. Ehl-i sünnet îtikâd?n? ve din bilgilerini her tarafa yayd?. Orta boylu, zay?f bünyeli, geniş göğüslü, ilm için vefâkârl?kta emsâli az bulunur bir velî idi.

    Abdülkâdir Geylânî hazretleri daha doğmadan, ilerde büyük bir zât olacağ?na dâir alâmetler, işâretler görülmüştü. Babas? rüyâs?nda Peygamber efendimizi sallallahü aleyhi ve sellem, Eshâb-? kirâm? rad?yallahü anhüm ve evliyây? gördü. Peygamber efendimiz kendisine; "Ey Ebû Sâlih! Allahü teâlâ bu gece sana kâmil, olgun ve derecesi yüksek bir erkek evlâd ihsân etti. O benim oğlum ve sevdiğimdir. Evliyâ aras?nda derecesi yüksek olacak." buyurdu. Yine oğlu hakk?nda;"On iki imâm d?ş?nda bütün velîler doğacak olan oğluna itâat edecekler, onun ayaklar?n? boyunlar?na koyacaklar. O yüksek derecelere kavuşacak, ona itâat etmeyenler Allahü teâlâya yak?nl?k devletinden mahrûm kalacaklar." diye müjdelendi.Doğduktan sonra yüksek hâlleri ile dikkatleri çekti. Ramazân-? şerîfte gün boyunca süt emmez, iftâr olunca emerdi. Bu hâlini şu beyti ile anlat?r:
    Başlang?c?m şöyleydi, dillerde söylenirdi
    Beşikteyken oruçtum, bunu herkes bilirdi.

    Doğduğu senenin ramazân-? şerîf ay?n?n sonunda havalar bulutlu geçmişti. Bunun için ramazan?n ç?k?p ç?kmad?ğ?nda tereddüd edildi. Halk annesine çocuğun süt emip emmediğini sordular. Emmediğini öğrenince, ramazân-? şerîfin henüz ç?kmad?ğ?n? anlay?p oruca devâm ettiler.

    On yaş?nda mektebe giderken etrâf?nda meleklerin kendisi ile berâber yürüdüklerini görür, onlardan; "Yer aç?n evliyâdan bir zat geliyor." dediklerini duyard?. Meleklerin söylediklerini duyan birisi; "Bu çocuk kimdir?" diye sordu. Meleklerden birisi; "Bu asîl bir âilenin çocuğudur. ?lerde büyük bir zât olacak. Arzu edenlere hep verecek ve hiç kimseyi kap?s?ndan boş çevirmeyecek. Her gün Allahü teâlâya yak?nl?ğ? artacak ve çok yüksek derecelere ulaşacak." dedi. Çocuklarla berâber oynamak istediğinde; "Bana gel ey mübârek, bana gel." diyen bir ses işitir, korku ve heyecanla annesine koşard?.

    Abdülkâdir Geylânî on sekiz yaş?nda Bağdad'a geldi. Buradaki meşhur âlimlerden ders almak sûretiyle hadîs, f?k?h ve tasavvuf ilimlerinde çok iyi yetişti. F?k?h ilmini; Ebû Hattâb Mahfûz, Ebü'l-Vefâ Ali bin Ukayl, Ebû Hüseyin bin Kâd? Ebû Ya'lâ ve diğer f?k?h âlimlerinden öğrendi. Hadîs ilmini; Hasan-i Bâk?llânî, Ebû Saîd Muhammed bin Abdülkerîm, Ebû Gânim Muhammed bin Muhammed, Ebû Bekr Ahmed bin Muzaffer, Ebû Câfer, Ebû Kas?m bin Ali, Ebû Tâlib Abdülkâdir, Ebû Bekr Hibetullah ibni Mübârek, Ebü'l-?zz Muhammed bin Muhtar, Ebû Nasr Muhammed, Ebû Gâlib Ahmed, Ebû Abdullah Yahyâ ve diğer hadîs âlimlerinden öğrendi. Tasavvuf ilmini ise; Şeyh Ebû Saîd Mahzûmî ile Hammâd-i Debbâs'tan alm?şt?r.

    ?lim tahsilini tamamlay?p yetiştikten sonra, vâz ve ders vermeye başlad?. Hocas? Ebû Saîd Muhzûmî'nin medresesinde verdiği ders ve vâzlar?na gelenler medreseye s?ğmaz sokaklara taşard?. Bu sebeple, çevresinde bulunan evler de ilave edilmek sûretiyle medrese genişletildi. Bu iş için Bağdad halk? çok yard?mc? oldu. Zenginler para vererek, fakirler çal?şarak yard?m ettiler. Hatta bir kad?n, mehir bedelini, kocas?n?n orada çal?şmas?na sayd?. Derslerine devâm edenler aras?nda pekçok âlim yetişti.

    Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri, bir müddet ders verip insanlar? irşâd ettikten, hak ve hakikat? anlatt?kdan sonra, ders ve vâz vermeyi b?rakt?. ?nzivâya çekilip, yaln?zl?ğ? seçti. Sonra sahrâlara ç?kt?. Bağdad'?n Kerh harâbelerinde yaşamaya başlad?. Bütün vaktini ibâdet, riyâzet ve mücâhede ile nefsinin arzu ve isteklerini yapmamak, istemediklerini yapmakla geçirmeye başlad?. Buyurdu ki:

    Irak'?n sahrâ ve harâbelerinde 25 sene insanlardan uzak kald?m. Benim kimseden, kimsenin benden haberi yoktu. Bâzan uzun müddet yemezdim ve "aç?m aç?m" diye içimin feryâd?n? duyard?m. Bâzan üzerime öyle ağ?rl?klar gelirdi ki, bunlar bir dağ?n üstüne konsa, tahammül edemeyip, paramparça olurdu. Bu s?rada; "Muhakkak zorlukla berâber bir kolayl?k vard?r, şüphesiz zorlukla berâber kolayl?k vard?r." meâlindeki ?nşirâh sûresinin beşinci ve alt?nc? âyet-i kerîmelerini okuduğumda üzerimdeki ağ?rl?klar dağ?l?p, giderdi."

    Şeytanlar çeşitli k?l?k ve k?yâfetlere bürünüp toplu hâlde yan?ma gelir, beni yolumdan çevirmek için uğraş?rlard?. Kalbimde büyük bir azim ve direnç hissederdim. ?çimden bir ses; "Ey Abdülkâdir! Onlarla mücâdele et, onlara galip geleceksin." derdi. ?çlerinde bir şeytan durmadan bana gelir; "Buradan git, şöyle yapar?m, böyle yapar?m." diye beni tehdit ederdi. Cân u gönülden, "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil aliyyil azîm" okuyunca, onun tamâmen yand?ğ?n? görürdüm.

    Bir kere Abdülkâdir Geylânî şöyle bir ses işitti: "Ey Abdülkâdir! Ben senin Rabbinim! Sana haramlar? mubah, serbest k?ld?m." Bir rivâyete göre; "Başkas?na yasak olan şeyleri sana helâl k?ld?m." diyordu. Bunun üzerine Abdülkâdir Geylânî Eûzü çekti. "Kovulmuş şeytandan Allahü teâlâya s?ğ?n?r?m. Sus ey mel'ûn!" diye bağ?rd?. Bunun üzerine ayn? ses; "Ey Abdülkâdir! Rabbinin izni ile çeşitli yerlerde bana aldanmayarak, şerrimden, kötülüğümden kurtuldun. Halbuki ben bu yolda yetmiş kişiyi yoldan ç?kard?m." dedi. Onun şeytan olduğunu nas?l anlad?ğ?n? sorduklar?nda; "Sana haramlar? helâl ettim, sözünden anlad?m. Çünkü Allahü teâlâ böyle şeyleri emretmez." buyurdu.

    Başka bir kere gâyet çirkin ve pis kokulu birisi geldi. "Ben iblisim, şeytan?m. Sana hizmet etmeye geldim, beni ve yard?mc?lar?m? çok yordun." dedi. "Sana inanm?yorum, buradan uzaklaş." dedim. Bana vuracak oldu ise de onu perişan ettim. ?kinci defâ elinde büyük bir ateş k?v?lc?m? ile hücum etmeye başlad?. Bu esnâda elinde k?l?ç bulunan atl? birisi bana yard?ma geldi. Yine onu mağlûb ettim. Üçüncü olarak iblisi çok uzakta ağlar gördüm. Gâyet üzgün olarak; "Senden ümîdimi kestim. Gâliba seni yoldan ç?karamayacağ?m." dedi. "Sus ey mel'ûn!" dedim ve kovdum. Allahü teâlâ her seferinde beni onlara karş? üstün k?ld?.

    Şeytan? baş?mdan savd?ktan sonra bana pek lezzetli süslü ve parlak şeyler göründü.

    "Bunlar nedir?" dedim; "Dünyâ zevkleri ve zînetleridir." denildi.
    Dünyâ ve onun göz kamaşt?r?c? lezzeti ve çabuk tükenen nîmetleri kendine çekmek istedi fakat Allahü teâlâ beni onlardan da korudu. Onlara hiç k?ymet vermedim. Bunun için kaybolup gittiler. Sonra Allahü teâlân?n r?zâs?na kavuşma yolunda insan?n önüne ç?kan mânileri, engelleri gördüm.

    "Bunlar nedir?" dedim. "Senin içinde bulunan mânîlerdir." denildi. Bunlara üstün gelebilmek için bir sene uğraşt?m.


    Sonra içimi seyrettim. Kalbimin birçok şeylere bağland?ğ?n? boş hayaller kurduğunu,

    kendini saraylarda sand?ğ?n? gördüm. "Bunlar nedir?" dedim. "Arzu ve isteklerindir."

    denildi. Tam bir y?l uğraşt?ktan sonra kalbimi onlardan temizleyebildim.


    Konu zerre06 tarafından (08.02.08 Saat 19:06 ) değiştirilmiştir.

    "Subhansın ya Rab!senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki?herşeyi hakkiyle bilen,herşeyi hikmetle yapan Sensin."(Bakara suresi 2/32)

    "insan ilim tahsil ettikçe cehlini anlar.ilmin nihayeti de yoktur."

    ”bu zamanda feragat ve fedakarlık bir iksir gibi,magnetizma gibi tesir eder.”

  2. #2
    Vefakar Üye zerre06 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    ANKARA
    Mesajlar
    510

    Standart

    Yine nefsim kendi şeklinde bana gelir, kendine dost olmam için yalvar?rd?. Yüz vermeyince zor

    kullanmak isterdi. Bir kere onu, bütün hastal?klar? üzerinde, arzu ve istekleri dipdiri,

    şeytanlar? emrine haz?r olarak gördüm. Bir sene mücâdele ettim. Allahü teâlân?n izni ile

    hastal?klar?n? iyileştirdim, arzu ve isteklerini k?rd?m, şeytanlar?n? kovdum. K?saca

    nefsimle tedrîcen, safha safha mücâdele ettim. Onu iki elimle s?ms?k? yakalad?m.
    Kerh

    harâbelerinde y?llarca kald?m. Yiyecekler malum; otlar, ağaç yapraklar?... Dünyâ sevgisinden kurtulabilmek, nefse üstün gelebilmek için her çâreye başvurdum. Gördüğüm her yokuşa t?rmand?m. Nefsime hiç f?rsat vermedim.
    Bir gece merdivende kitap mütâlaa ediyordum. Nefsim; "Biraz uyu, sonra kalkars?n." dedi. Ona muhâlefet olsun diye tek ayağ?m üzerinde durdum. Kur'ân-? kerîmi hatmedinceye kadar uyumad?m.


    Bütün bunlara rağmen, henüz matluba, maksada ve as?l istediğime varamam?şt?m. Bunun için, tevekkül, şükür ve zenginlik gibi kap?lar? denedim. Arad?ğ?m? fakirlik kap?s?nda buldum. Burada büyük bir şerefe kavuştum, kulluk s?rr?na erdim, sonsuz hürriyete ulaşt?m. Bütün arzu ve isteklerim buz gibi eridi. Bütün beşerî s?fatlar?m kayboldu. Gönülden Allahü teâlâdan başka her şeyi ç?kar?p, hep O'nunla olmak olan "fakr" mertebesine ulaşt?m".

    Nihâyet bütün varl?klardan yüz çevirdim. Her şeyim Allah için oldu. Sahralarda cezbe hâlinde kendimden geçmiş olarak dolaş?rd?m. Kendime geldiğimde kendimi bulunduğum yerlerden çok uzaklarda bulurdum. Bir gün bu halde bir saat kadar yürümüştüm. Sonra kendimi Bağdad'a on iki günlük uzakl?kta bir yerde buldum. Düşünceye dald?ğ?mda bir ses bana; "Sen ki Abdülkâdir'sin, buna hayret mi ediyorsun?" dedi.

    Sahralarda dolaş?rken "Ol" sözü ile ihsân olundum. Allahü teâlân?n izni ile istediğim olurdu. Bunun için çok yiyecek buldum. Dağdan bir parça kopar?rd?m, helva olur, yerdim. Kuma deniz suyu dökerdim, tatl? su olurdu. Sonra böyle yapmaktan hayâ ettim. Allahü teâlâya karş? edebi gözeterek hepsini terk ettim.

    Abdülkâdir Geylânî hazretleri bu uzun dolaşmalardan sonra Bağdad'a dönüyordu. Hazret-i H?z?r önüne ç?k?p, şehre girmesine mâni oldu. "Emir var. Yedi sene Bağdad'a girmeyeceksin." dedi. Bu sebeple, Bağdad'?n kenarlar?nda yedi y?l, yerden biten mübah bakliyat? yiyerek bekledi. Bildirilen müddet bitince; "Ey Abdülkâdir! Bağdad'a gir, serbestsin." diye bir ses duydu. Soğuk ve yağmurlu bir gecede Bağdad'a girdi. Doğru Şeyh Hammâd bin Müslim Debbâs'?n zâviyesine (dergâh?na) geldi ve geceyi orada geçirdi. Sabahleyin Şeyh Hammâd Debbâs onu görünce ağlayarak; "Oğlum Abdülkâdir! Bu devlet bugün bizim, yar?n sizin olacakt?r." dedi.

    Bir müddetten beri Bağdad'da bulunan Abdülkâdir Geylânî hazretleri fitne ve kar?ş?kl?klar olunca tekrar sahrâlara ç?kmak istedi. Hibe kap?s? denilen yere gelince; "Nereye gidiyorsun? Dön, herkes senden faydalanacak." diyen bir ses işitti. "Ben dînimi kurtarmak istiyorum." dediğinde; "Korkma, dînine bir zarar gelmeyecek." denildi. Düşünmeye başlad? ve bu işin hakîkat?n? bildirmesi için Allahü teâlâya yalvard?. Bu esnâda Muzafferiyye denilen yerden geçerken birisi kap?y? aç?p; "Ey Abdülkâdir! Buyurun." dedi. Yan?na var?nca; "Söyle, dün Allahü teâlâdan ne istemiştin?" dedi. Abdülkâdir Geylânî hazretleri şaş?r?p cevap veremedi. Bunun üzerine o zât kap?y? şiddetle yüzüne çarpt?. Dün Allahü teâlâdan ne istediğini düşünerek yürümeye başlad?. Biraz sonra o zât?n Şeyh Hammâd Debbâs olduğunu hat?rlad?.

    Bundan sonra onun sohbetlerine gider, halledemediği, çözemediği esrar?, gizli şeyleri ondan sorard?. O da ona bir bir aç?klard?. Bâzan ilim öğrenmek için başka taraflara gittiğinden onunla görüşemezdi. Dönünce hocas? ona; "Allah aşk?na nerelere gidiyorsun? Bu civarda senden daha âlim birisi var m??" derdi. Şeyh Hammâd'?n müridleri ona bâzan; "Sen âlim birisin. Burada ne işin var, buradan gitsene." derler; Şeyh Hammâd da onlara; "Utanm?yor musunuz? Onu buradan kovmak m? istiyorsunuz. ?çinizde onun gibisi yok. Benim ona eziyet ettiğime bakmay?n. Onu imtihan etmek, denemek, mânen kemâle ermesi, olgunlaşmas? için böyle yap?yorum, mânâ âleminde onu koca bir dağ gibi görüyorum." derdi.

    Yine bir sohbet toplant?s?nda, Abdülkâdir Geylânî hazretleri d?şar? ç?km?şt?. Şeyh Hammâd; "Şu genci görüyor musunuz? Bir zaman gelecek ayağ? bütün velîlerin boynunda olacak, her velî ona itâat edecek." dedi.

    Başka bir gün o gelince ayağa kalk?p; "Hoş geldin Abdülkâdir! Sen âriflerin, Allahü teâlây? tan?yanlar?n seyyidi, efendisisin. Senin sancağ?n doğudan bat?ya kadar dalgalanacak. Bütün boyunlar?n sana eğileceğini ve akranlar?n?n üstünde bir dereceye ulaşacağ?n? müjdelerim." dedi.


    Nihayet Abdülkâdir Geylânî hazretleri Bağdad'da insanlar? irşâda, Allahü teâlân?n beğendiği yolda bulunmaya dâvete ve nasîhat etmeye başlad?. Bir gün kendini nûrlar?n kaplad?ğ?n? gördü. Bu hal nedir diye sorunca, Resûlullah efendimiz Allahü teâlân?n sana verdiği yüksek dereceyi tebrik etmeye geliyor, denildi. Nûrun git-gide çoğald?ğ? bir anda Resûlullah efendimiz görünerek bir elbise verdiler. Sonra; "Bu, kutubluk denilen velîlere âit evliyâl?k elbisesidir." buyurdular.

    Resûlullah efendimizden hazret-i Ali vâs?tas?yla gelen feyzler, mânevî ilimler ondan sonra hazret-i Hasan ile Hüseyin ve on iki imâmdan diğerleri ile devam etti. Bunlardan sonra gelen evliyâya feyzler hep on iki imâm vas?tas?yla geldi. Abdülkâdir Geylânî hazretleri dünyâya gelip velî oluncaya kadar hep böyle idi. Fakat o evliyâl?kta yüksek dereceye kavuşunca, on iki imâmdan gelen feyzler, ilimler, bereketler onun vâs?tas?yla geldi. Başka hiç bir velî bu makâma ulaşamad?. Bunun için; "Önceki velîlerin güneşi batt?. Bizim güneşimiz ufuk üzerinde sonsuz kalacak, batmayacakt?r." buyurdular. K?yâmete kadar, her velîye feyzler onun vas?tas?yla gelecektir. Bunun için kendisine "Gavs-ül-A'zam; En büyük Gavs" denildi. Yaln?z ?mâm-? Rabbânî hazretleri bu hususda onun vekîlidir.


    Konu zerre06 tarafından (08.02.08 Saat 19:12 ) değiştirilmiştir.

    "Subhansın ya Rab!senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki?herşeyi hakkiyle bilen,herşeyi hikmetle yapan Sensin."(Bakara suresi 2/32)

    "insan ilim tahsil ettikçe cehlini anlar.ilmin nihayeti de yoktur."

    ”bu zamanda feragat ve fedakarlık bir iksir gibi,magnetizma gibi tesir eder.”

  3. #3
    Pürheves ehulacayip - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Bulunduğu yer
    İstankara
    Mesajlar
    215

    Standart

    Allah raz? olsun..

    Tasarrufu devam eden 4 veli zevattan biridir.

    ?mam Rabbani, Şah-? Nakşibend, Mevlana Halid ve Hz. Üstad (radiyallahu anhüm ecmain) gibi büyüklerle çok s?k? irtibat? vard?r.

    Geylani ks nin hizbini bilen var m?? Buraya ekleyebilir mi aramayay?m şimdi..

  4. #4
    Vefakar Üye zerre06 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    ANKARA
    Mesajlar
    510

    Standart

    üstad diyor ya:"Risale-i Nur şakirtleri,şu zatlar?n nezaretleri alt?ndad?r.:Hz Ali(ra) ve Gavs- Azam(ks)."

    bu son paragraf? okuduktan sonra neden böyle dediğini daha iyi anlad?m sanki elhamdulillah.


    yine üstad Bediüzzaman (ra):"Çocukluğumdan beri bir şeyim kaybolsa,gavs-? gaylani nin ruhuna bir fatiha okurdum.baş?m çevrilir gibi bir tarafa bakar,arad?ğ?m? bulurdum.." diyor.

    àGavz-? Azam hz leri(ks)nin "ben bütün sünnetleri yerine getirdim .yaln?z bir sünneti yerine getiremedim..peygamber efendimiz(sav)k?z? Hz Fat?ma (ra)n?n evine gider,öğleden 45 dk evvel orada kayyule yapard?.(yani bir müddet uyurdu)benim k?z?m olmad?ğ? için ben bu sünneti yapamad?m.”dediğini okumuşt?m bir eserde..çok etkilenmiştim.

    Hz Ali (ra) ile ilgili ise şu sözü:"Perdeyi gayb aç?lsa iman?m ziyedeşlemeyecek" diyor..öyle bir kuvvetli imana sahip.!

    tüm kardeşlere hay?rl? cumalar..
    vesselam..





    "Subhansın ya Rab!senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki?herşeyi hakkiyle bilen,herşeyi hikmetle yapan Sensin."(Bakara suresi 2/32)

    "insan ilim tahsil ettikçe cehlini anlar.ilmin nihayeti de yoktur."

    ”bu zamanda feragat ve fedakarlık bir iksir gibi,magnetizma gibi tesir eder.”

  5. #5
    Ehil Üye alanyali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Alanya
    Mesajlar
    2.491

    Standart

    Alıntı zerre06 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    àGavz-ı Azam hz leri(ks)nin "ben bütün sünnetleri yerine getirdim .yalnız bir sünneti yerine getiremedim..peygamber efendimiz(sav)kızı Hz Fatıma (ra)nın evine gider,öğleden 45 dk evvel orada kayyule yapardı.(yani bir müddet uyurdu)benim kızım olmadığı için ben bu sünneti yapamadım.”dediğini okumuştım bir eserde..çok etkilenmiştim.


    Sünnete ittiba konusunda Şah-ı Nakşibend (ks) de o kadar hassasmış ki;
    Bir yolculuk esnasında kendisine küçük oğlunun vefat haberi gelmiş..Şah-ı Nakşibend de:"Elhamdülillah,bu sünnetide Allah(cc) nasip etti" demiş..
    "Peygamber efendimiz(sav)'in de küçük oğlu vefat etmişti" demiş..

    Onlar böyle..Cumanız mübarek olsun..


    cehennem ağzını açmış, bekliyor; cennet ise ağuş-u nazdaranesini açmış, gözlüyor.

  6. #6
    Vefakar Üye zerre06 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    ANKARA
    Mesajlar
    510

    Standart

    Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin k?z ve erkek pek çok çocuğu vard?. Nesli onlar vâs?tas?yla dünyân?n çeşitli yerlerine M?s?r, Kuzey Afrika, Endülüs (?spanya), Irak, Suriye ve Anadolu'da yay?lm?şt?r.
    Fakat burda bahsettiği zaman k?z? yokmuydu acaba..? tam bilemiyorum ama dediğiniz gibi sünnete ittibada çok hassaslar..
    duam odur ki;bu hassasiyetten bizlere de bir parça bulaşs?n.Amin.

    "Subhansın ya Rab!senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki?herşeyi hakkiyle bilen,herşeyi hikmetle yapan Sensin."(Bakara suresi 2/32)

    "insan ilim tahsil ettikçe cehlini anlar.ilmin nihayeti de yoktur."

    ”bu zamanda feragat ve fedakarlık bir iksir gibi,magnetizma gibi tesir eder.”

  7. #7
    Pürheves ceyhun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    257

    Standart Pir-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevi

    Alıntı alanyali Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sünnete ittiba konusunda Şah-? Nakşibend (ks) de o kadar hassasm?ş ki;

    Bir yolculuk esnas?nda kendisine küçük oğlunun vefat haberi gelmiş.. Şah-? Nakşibend de:"Elhamdülillah,bu sünneti de Allah(cc) nasip etti" demiş..

    "Peygamber efendimiz(sav)'in de küçük oğlu vefat etmişti" demiş..


    Bu menk?benin çok daha ayr?nt?l?s? tarihi kaynaklardan nakille Pir-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevi için de anlat?l?r.

    Üstelik o menk?bede Yesevi Hz.nin oğlu baş? kesilerek öldürülür ;kesik baş? bir çuvalla getirilip önüne at?l?r... Hazret-i Pir-i Türkistan el aç?p dua eder: "Ya RABB? bu sünneti de yaşatt?n bana" diye...

    Üstelik oğlunun ismi de ?brahim'dir ; Rasulullah'?n kaybettiği küçük oğlunun ismi gibi...
    " Sohbet sünnet-i müekkededir ; en az iki günde bir bu sünnet yerine getirilmeli... "

    Hace Alauddin ATTAR

  8. #8
    Ehil Üye _MerHeM_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    Alem-i şehadet
    Mesajlar
    2.225

    Standart

    Bir kardeşimize alem-i manada seyyid abdül kadir geylani ks.demiş.Ne zaman s?k?nt?ya düşseniz çağ?r?n biz geliriz.

    Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı.

    Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok.

    Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok.


  9. #9
    Ehil Üye nâme-i nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar
    1.460

    Standart

    Alıntı ahmetnadimcavgan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bir kardeşimize alem-i manada seyyid abdül kadir geylani ks.demiş.Ne zaman sıkıntıya düşseniz çağırın biz geliriz.

    yoksa o kardeş siz misiniz?

    nasıl ..... bizden bişiii kaçmıyor değil mi?

  10. #10
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Alıntı nâme-i nur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    yoksa o kardeş siz misiniz?

    nasıl ..... bizden bişiii kaçmıyor değil mi?
    muzipliğin üsünde yine...herşeyi de faşş etme kardeşim....
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

Konu Kapatılmıştır

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Abdulkadir Geylanî İlahisi
    By ahmetsait59 in forum Klip, Video, Film ve Animasyon
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 21.04.09, 15:01
  2. Gavs-ı Azam Abdülkadir-i Geylani ve Bediüzzaman
    By nuravza in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 09.11.08, 16:36
  3. Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 19.01.08, 22:54
  4. Abdulkadir Geylani'nin Kıssası
    By memet21 in forum Sahabeler ve Sünnet-i Seniyye
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 24.09.06, 12:41
  5. Abdulkadir Geylani
    By LeMaLaR in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 18.07.06, 15:53

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0