+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 4 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 36

Konu: Mevdudi ve Seyyid Kutup

  1. #1
    Ehil Üye tevhid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    .....
    Mesajlar
    1.097

    Standart Mevdudi ve Seyyid Kutup

    kardesler selamunaleykum..
    size bişey sormak istiyorum şimdi Mevdudi ve Seyyid Kutup un kitaplarını okumadım ama haklarında hep iyi seyler duydum.
    fakat gecenlerde birisi ehl-i sunnet cizgisinde olmadıklarını falan söyledi benim de kafam karıstı.
    nerden arastırılır napılır bilmiyorum kime sorsam kendi fikir yapısına göre cevap veriyor.
    burada benden cok daha bilgili ablalarım abilerim kardeslerim oldugu için size sormakta buldum careyi. kimdir nedir nasıl bi fikir yapıları vardır?
    ayrıca cemaatteki ablalar ya da abiler tarafından okunup okunmaması konusunda bişey söyleniyor mu?

    Sus gönlüm!.


    Bir elif miktari sus.Az kaldi bahara

    Sus gönlüm!.

    Sebepler var edilinceye kadar.Bahaneler olusuncaya,birbirimizin

    nasibi oluncaya kadar sus...


  2. #2
    Vefakar Üye Kur'aniyyun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    47
    Mesajlar
    577

    Standart

    Alıntı tevhid Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    kardesler selamunaleykum..
    size bişey sormak istiyorum şimdi Mevdudi ve Seyyid Kutup un kitaplar?n? okumad?m ama haklar?nda hep iyi seyler duydum.
    fakat gecenlerde birisi ehl-i sunnet cizgisinde olmad?klar?n? falan söyledi benim de kafam kar?st?.
    nerden arast?r?l?r nap?l?r bilmiyorum kime sorsam kendi fikir yap?s?na göre cevap veriyor.
    burada benden cok daha bilgili ablalar?m abilerim kardeslerim oldugu için size sormakta buldum careyi. kimdir nedir nas?l bi fikir yap?lar? vard?r?
    ayr?ca cemaatteki ablalar ya da abiler taraf?ndan okunup okunmamas? konusunda bişey söyleniyor mu?
    Seyyid Kutup'un yoldaki isaretler isimli kitabini oukya bilirisiniz.Ayrica ayni sehidin,Fizilal-il Kur'an isimli mukemmel bir tefsiri var.Onu da okuyabilirsiniz.
    Seyyid Kutup,misirda musluman kardesler cemiyetine mensup,mukemmel bir sahsiyettir.Idam edilmeye giderken,cezaevi aracinda cekilen bir fotografini gormustum.Gozlerindeki mutluluk ifadesini ve yuzundeki neseyi tarif edemem.O zaman.imanin insani ne kadar yuksek bir ruh haline soktugunu cok iyi anladim.
    Allah kendi cografyasinda ve kendi sartlari icinde mucahede eden ve sehit olan butun kullarindan razi olsun.Bizler onlarin ,acilarinin ,fedakarliklarinin ve sahsiyyetli cihatlarinin neticesiyiz.
    Mevdudi ise,yine Seyyid Kutub kadar degerli bir islam aydinidir,.Tefhim-ul Kur'an isimli eserini tavsiye ederim.
    Siz okuyan arastirin ve bilmediginiz konular hakkindaki hukmunuzu siz verin.
    Akilnizi asla baskalarinin cebine sokmayin.Yoksa aklinizin bozuk para gibi harcanma ihtimali gundeme gelebilir.
    Bu zatlarin kitaplarini okuyun,arastirin,tefekkur edin ve kendi hukmunuzu kendiniz verin.
    Hangi cemaatten bahsediyorsunuz?Biz hepimiz, Kur'an cemaatinin azalariyiz.Bu cemaatteki abiler ve ablalar faydali olan butun eserleri tavsiye ederler.Cunki bu cemaatin uyeleri butun alem-i islamdir.
    الحمدلله على نور الايمان والقرآن

  3. #3
    Ehil Üye tevhid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    .....
    Mesajlar
    1.097

    Standart

    seyyid kutubun mezhebi ne peki kardes biliyor musun??

    Sus gönlüm!.


    Bir elif miktari sus.Az kaldi bahara

    Sus gönlüm!.

    Sebepler var edilinceye kadar.Bahaneler olusuncaya,birbirimizin

    nasibi oluncaya kadar sus...


  4. #4
    Vefakar Üye Kur'aniyyun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    47
    Mesajlar
    577

    Standart

    Alıntı tevhid Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    seyyid kutubun mezhebi ne peki kardes biliyor musun??
    الحمدلله على نور الايمان والقرآن

  5. #5
    Ehil Üye tevhid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    .....
    Mesajlar
    1.097

    Standart

    ya nie guluyosun ki alala mezhepsiz oldugunu duydum bilmyrm hiç biyerde yazm?yo soruyrm işte alala!

    Sus gönlüm!.


    Bir elif miktari sus.Az kaldi bahara

    Sus gönlüm!.

    Sebepler var edilinceye kadar.Bahaneler olusuncaya,birbirimizin

    nasibi oluncaya kadar sus...


  6. #6
    Vefakar Üye Kur'aniyyun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    47
    Mesajlar
    577

    Standart

    Alıntı tevhid Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ya nie guluyosun ki alala mezhepsiz oldugunu duydum bilmyrm hiç biyerde yazmıyo soruyrm işte alala!
    Duydumla olmaz.Ben size kaynaklari verdim.Arastirin okuyun,ogrenin....
    الحمدلله على نور الايمان والقرآن

  7. #7
    Ehil Üye tevhid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    .....
    Mesajlar
    1.097

    Standart

    Allah raz? olsun cok yard?mc? oldunuz..

    Sus gönlüm!.


    Bir elif miktari sus.Az kaldi bahara

    Sus gönlüm!.

    Sebepler var edilinceye kadar.Bahaneler olusuncaya,birbirimizin

    nasibi oluncaya kadar sus...


  8. #8
    Vefakar Üye Kur'aniyyun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    47
    Mesajlar
    577

    Standart

    Seyyid Kutub

    Önder Bir Şahsiyet

    Seyyid Kutub, 20. yüzy?l?n en büyük ve önemli düşünürlerinden biridir. O inanc? uğruna tüm s?k?nt? ve güçlüklere göğüs geren, hatta bu yolda can?n? vermekten dahi çekinmeyen düşünceleriyle, yaşant?s?yla çevresine ?ş?k saçan önder bir şahsiyettir.
    Seyyid Kutub, Yüce Allah'?n: "Mü'minlerden öyle adamlar vard?r ki, Allah'a verdikleri söz e sad?k kald?lar. Onlardan kimi (Allah yolunda şehid edilmek suretiyle) adağ?n? yerine getirdi, kimi de (şehid olmay?) beklemektedir. (Ahidlerinde) hiçbir değişiklik yapmam?şlard?r" (Ahzab, 33/23) ayetinde sözü edilen kişilerden olduğuna inand?ğ?m?z ve çağ?n yetiştirdiği müstesna insanlardan biridir.
    Dindar ve Seçkin Bir Aileye Mensuptu

    1906'da M?s?r'?n Asyut kasabas?nda doğan Seyyid Kutub aslen Arabistanl?d?r. Dedesi Şeyh Vakur, Arabistan'dan M?s?r'a göç etmiş ve burada çiftçilikle uğraşmaya başlam?şt?r. Dedesi ilim, takva ve güzel ahlak?yla ünlüydü. Anne ve babas? da çok dindar ve takva sahibi insanlard?. Kutub, kendisi annesine ithaf ettiği "Kur'an-? Kerim'de Edebi Tasvir" adl? eserinde, onun dinine ne kadar bağl? bir kad?n olduğundan söz eder.
    Seyyid Kutub, annesinin yoğun istek ve teşvikiyle küçük yaşlarda Kur'an'? ezberledi. Babas? ?brahim Kutub'a ithaf ettiği "Kur'an'da K?yamet Sahneleri" adl? eserinde şöyle der: "Babam?n en çok dikkat ettiği şey, bizim ruhumuza ahiret duygusunu yerleştirmekti."
    ?lk eğitimini aile içinde ald?ktan sonra, el-Ezher Üniversitesinde orta ve lise tahsilini yapt?. Daha sonra Daru'l-Ulum Fakültesi'ni bitirdi. 1933'te ayn? fakültede edebiyat dal?nda öğretim görevlisi olarak çal?şmaya başlad?. O dönemde "Yeni Fikir" ad? alt?nda bir dergi ç?kard?. 1941'de sosyoloji doktoras? yapmak üzere Maarif vekaleti taraf?ndan Amerika'ya gönderildi. Yine ayn? dönemlerde Müslüman Kardeşler cemaatiyle birtak?m ilişkilere girmişti. 1945'te Amerika'dan döndükten bir süre sonra da, tamamen bu cemaate kat?ld?.
    Cahiliyeden Hidayete

    Seyyid Kutub'un hayat?, iki döneme ayr?l?r:
    Birincisi, Allah'a olan inanc?n? da koruyarak, sosyalizme yöneldiği ve daha çok edebi çal?şmalara ağ?rl?k verdiği dönemdir ki, kendisi bunu "cahiliye dönemi" olarak adland?r?r. Bu dönemde "Dikenler", "Köyden Bir Çocuk" ve "Sihirli Şehir" adl? üç roman? yay?nlanm?şt?r.
    ?kincisi, ?slami fikir ve anlay?ş?n?n derinleştiği ve olgunlaşt?ğ? ve Müslüman Kardeşler'e kat?ld?ğ? dönemdir.
    Zulüm ve ?şkence

    Seyyid Kutub, 1954'te tutuklanarak askeri hapishaneye kondu. Hapishane cellatlar? taraf?ndan ağ?r işkencelere maruz kalmas? sonucunda mide ve bağ?rsak kanamas?na maruz kald?. Buna rağmen cellatlar eğitilmiş köpeklerle onu koval?yor, hastal?k ve yorgunluktan dolay? bir an bile koşamad?ğ? zaman köpekler vücudunu parçal?yordu. Mahkemesini izlemek amac?yla M?s?r'a gelen insan haklar? temsilcisinin Seyyid Kutub'un vücudundaki işkence izlerini görmemesi için mahkemesi ertelendi. ?nsan haklar? temsilcisinin M?s?r'dan ayr?lmas?ndan iki hafta sonra Kutub, mahkemeye ç?kar?larak 15 y?l hapis cezas?na çarpt?r?ld?. Hapiste on y?l kald?ktan sonra s?hhi sebeplerden dolay? serbest b?rak?ld?. Ama kendi evinde zorunlu ikamete tabi tutuldu.
    1965'te "Yoldaki ?şaretler" adl? eserinden dolay? tekrar tutuklanan Kutub, bu kez üç - dört hastal?ğa birden yakalanm?ş, yaş? da 60'a dayanm?şt?. Cellatlar tam dört gün boyunca onu bağlad?lar, yiyecek ve içecekten de mahrum b?rakt?lar. Su istediğinde cellatlar suyu getiriyor ancak ona vermiyor, daha fazla eziyet çektirmek için getirilen suyu gözleri önünde yere döküyorlard?. (1) Yap?lan bunca işkenceye rağmen onu davas?ndan vazgeçiremeyince bu kez psikolojik işkence yapmaya başlad?lar. 25 yaş?ndaki mühendis yeğeni R?fat Bekr eş-Şafii'yi getirerek gözleri önünde ona ak?l almaz işkenceler yapt?lar. ?şkencelere dayanamayan R?fat day?s?n?n gözleri önünde şehit oldu. (2) Bu yolla da Kutub'u vazgeçiremeyince bu kez Azmi ad?ndaki diğer yeğenini getirerek abisi R?fat gibi şiddetli işkencelere tabi tuttular. Az daha o da abisi gibi şehit olacakt?. Cellatlar bununla da yetinmeyerek Şehit R?fat'?n annesi Nefise Kutub ile Seyyid Kutub'un diğer k?z kardeşi Emine Kutub'a da dehşet verici işkenceler yapt?lar. Oğlu R?fat şehit edildikten sonra Nefise han?m serbest b?rak?ld?. K?z kardeşi Emine Kutub'un tutukluluk hali ise devam etti. Daha sonra sözde mahkemeye ç?kar?lan Emine Kutub 10 y?l hapis cezas?na çarpt?r?ld? ve bir bölümü askeri hapishanede diğer bölümü de Kanatir cezaevinde olmak üzere toplam alt? y?l dört ay hapis yatt?ktan sonra serbest b?rak?ld?. (3)
    "Zalimlerden Özür Dilemem"

    Caniler burada zikrettiğimiz ve zikredemediğimiz onca işkenceye rağmen Seyyid Kutub'u davas?ndan vazgeçiremeyince diğer k?z kardeşi Hamide Kutub vas?tas?yla kendisiyle pazarl?k yapmaya başlad?lar. Caniler Hamide Kutub vas?tas?yla kendisine şu teklifte bulundular: "Şimdiye kadarki söz ve hareketlerinde yan?ld?ğ?n? beyan ederek Cumhurbaşkan? Cemal Abdünnas?r'dan özür dilediğin takdirde, idam hükmünü bozacak ve seni serbest b?rakacakt?r." Hamide Kutub, ağabeyinin affedilmesini ve yaşamas?n? çok istiyordu. Bu yüzden de teklifi kendisine iletti. Üstad Kutub'un cevab? gayet aç?k ve tavizsizdi: "Eğer idam? hak etmiş olarak hakk?n emri ile ipe çekiliyorsam buna itiraz etmek haks?zl?kt?r. Eğer bat?l?n zulmüne kurban gidiyorsam, bat?ldan merhamet dileyecek kadar alçalamam!.."
    Bu sözleri onu ebedileştiren, tüm ?slam aleminde örnek ve önder bir mücahit olarak tan?nmas?na vesile olan sözler olmuştur. Onun dünyevi bedeni idam yoluyla öldürülüp toprağa gömüldü, ama gösterdiği kararl?l?k fikirlerini kendisine yönelen inanç sahiplerinin önünü açan bir meşale k?ld?.
    Seyyid Kutub, eş-Şeyh Abdülfettah ?smail ve Muhammed Yusuf Havvaş'la birlikte idama mahkum edilmişti. ?dam karar? 29 Ağustos 1966'da infaz edildi.
    Tevhidi Anlay?ş?n ve Yaşay?ş?n Önemi

    Seyyid Kutub'un eserlerinin özü kelime-i tevhidin yeniden ashab?n anlad?ğ? gibi anlaş?lmas?n? sağlamakt?r. Onun düşüncelerinin özeti kabul edilen ve şehit edilmesinde gerekçe olarak kullan?lan "Yoldaki ?şaretler" adl? kitab?nda kelime-i tevhidin anlam?, etkisi ve sonuçlar? üzerinde durulmaktad?r. Örneğin; bu kitab?n ilk bölümü olan "Örnek Kur'an Nesli" başl?ğ? alt?nda şöyle denmektedir: "Davetin yegane kaynağ? Kur'an önümüzde... Allah elçisinin fiili ve ameli sünneti de tarih boyunca benzeri bir kez gelmemiş ilk dönem (sahabe) neslinin önünde olduğu gibi, bizim de önümüzde... Tek eksiğimiz Allah elçisinin bir fert olarak aram?zda olmay?ş?... Bütün s?r burada m? sakl? acaba?..." (4) Bu soruya cevap verirken, ?slam dininin evrenselliği ve k?yamet gününe kadar devam edeceği gerçeğini dolay?s?yla ilk nesille bugünün neslinin anlay?ş?nda bir farkl?l?k olmamas? gerektiğini dile getirdikten sonra sahabe neslinin ?slami anlay?ş? ile bizim ?slami anlay?ş?m?z aras?ndaki mevcut farkl?l?klar?n sebeplerini şöylece s?ralamaktad?r:
    Birinci olarak: ?lk Kur'an neslinin (sahabe-i kiram?n) beslendiği yegane kaynak Kur'an-? Kerim ve Rasulullah (s.a.s.)'?n Kur'an'?n tefsiri niteliğindeki söz, fiil ve takrirleri idi. Zira Hz. Aişe validemiz de: "O'nun ahlak? Kur'an idi" buyuruyor. (Nesai)
    ?kinci olarak: Sahabe-i kiram, Kur'an ve hadisleri bilgilerini art?rmak, kültür dağarc?klar?n? geliştirmek, Kur'an tilavetinden müzikal bir zevk almak ya da dünyevi bir ç?kar sağlamak amac?yla okumuyorlard?. Onlar Kur'an'? sadece öğrendiklerini yaşamak, hayatlar?nda uygulamak için öğreniyorlard?.
    Üçüncü olarak: Sahabiler ?slam'a girmekle cahiliyetin, küfrün tüm örf ve adetlerini, dünya görüşünü, ?slam öncesi hayat?n değerlerini arkalar?nda b?rak?yorlard?. Kişi ?slam'a girdiği andan itibaren hayat?nda yepyeni bir sayfa aç?ld?ğ?n?n bilincindeydi ve ona göre hareket ediyordu. Kelime-i şehadet, tüm şirk ve cehaletten soyutluyordu onlar?." (5)
    Seyyid Kutub bu bilgilerle kelime-i şehadetle insan?n, bir yaşant?dan (küfürden), diğer bir yaşant?ya (?slam'a) nas?l geçtiğini ve bu kelimeyi söyleyenin nas?l bir yükümlülük alt?na girdiğini belirtmeye çal?şm?şt?r. Kutub, kitab?nda ayr?ca bir insan?n Allah'?n tek ilah olduğuna inan?rken, Allah'tan başka güçlere (tağutlara) boyun eğerek, Allah'?n koyduğu yasalar?n önünde değil de, tağutlar?n önünde yarg?lanmay? istemesini şiddetle eleştirir. Böyle bir insan?n inanc?nda samimi olamad?ğ?n?, kendisiyle çelişkiye düştüğünü belirtmektedir. Nitekim Yüce Allah, Kur'an-? Kerim'de şöyle buyurmaktad?r: "Sana ve senden öncekilere indirilene iman ettiklerini ileri sürenleri görmüyor musun ki, Tağut'un hükmüne başvurmaya kalk?ş?yorlar! Oysa onu inkar etmekle emrolunmuşlard?. Şeytan da onlar? uzak bir sap?kl?ğa çekmek istemektedir." (Nisa, 4/60)
    O, Bütün ?slam Dünyas?n? Etkilemiştir

    Seyyid Kutub'un, kendinden sonraki Müslüman düşünürlerin ve cemaatlerin üzerinde önemli etkisinin olduğu inkar edilemez. Buna Türkiye'deki düşünürler ve cemaatler de dahildir. Özellikle Fi Zilali'l-Kur'an adl? tefsiri, Müslüman davetçilerin müracaat kitaplar? ve Kur'an-? Kerim'i günümüzde yaşananlarla irtibatl? bir şekilde anlama ve yorumlama konusunda temel kaynaklar? haline gelmiştir.
    Seyyid Kutub, ?slami çal?şmalar?ndaki ihlas ve samimiyetine rağmen şehadetinden sonra baz?lar?nca yanl?ş anlaş?lm?şt?r. Bize b?rakt?ğ? düşünce, fikir ve amel miras?ndan onun istemediği sonuçlar ç?kar?lm?şt?r. Buna bir örnek şudur: O hayat?nda ve kitaplar?nda hiç bir Müslüman? şahsen tekfir etmediği halde, onun şehadetinden sonra eserlerinden etkilendiklerini ileri süren baz? kişiler birtak?m şah?slar? ve ak?mlar? tekfir etmişlerdir. Oysa Seyyid Kutub kitaplar?nda kişilerle uğraşmaz. O tespitlerde bulunur, ç?kar?mlar yapar ve bu ç?kar?mlar? sentezleyerek genel kurallara var?r. Örneğin şöyle der: Allah'a bütün kalbiyle inanan biri, inkarc?larla samimi dostluk ilişkisi içine giremez, onlar? sevemez, velayetini onlara tevdi edemez. Bunlar, ayetlerde de geçen prensiplerdir. Ne var ki onun şehadetinden sonra, onun düşüncelerini topluma yaymaya çal?şt?klar?n? ve uygulamaya geçirdiklerini ileri süren baz? kişiler bu aç?klamalardan ?slam'?n hoş görmediği birtak?m yanl?ş prensipler ç?karma gibi önemli bir hataya düşmüşlerdir.
    Kutub'u Hedef Alan Haks?z Tenkitler

    As?l üzücü olan husus da, baz? kesimlerin Seyyid Kutub'u son derece haks?z ve insaf s?n?rlar?n? iyice aşan eleştirilere maruz b?rakmalar?d?r. Bu tenkitlerin çoğu as?ls?z iddialara veya ifadelere zorlayan çarp?k yorumlara dayanmaktad?r. Biz bu yaz?m?zda ona yöneltilen haks?z eleştirilerden önemli gördüğümüz baz?lar?na cevap vermeye çal?şacağ?z. Bunun sebebi o büyük şehidin aklanmaya olan ihtiyac? değil sadece bu eleştirilerin ne derece yersiz ve haks?z olduğunu ortaya koyma gayemizdir. Bir diğer gayemiz de yetişen nesil ile Seyyid Kutub aras?ndaki bu eleştiri duvarlar?n? kald?rarak ?slam'? bir bütün olarak anlamaya çal?şan insanlar?m?z?n onunla doğrudan muhatap olmalar?n? sağlamakt?r. Çünkü bu haks?z ve insafs?z eleştiriler özellikle baz? gençlerimizin Seyyid Kutub'dan uzak durmalar?na yol açmakta dolay?s?yla oldukça önemli bir ilim ve fikir miras? b?rakm?ş o değerli insandan yararlanamamaktad?rlar.
    Türkiye'de ümmet bilincinden yoksun ve birtak?m taassuplar içinde olan baz? kişiler insanlar? ondan soğutmak amac?yla çeşitli iddialar ortaya atmaktad?r. Bu gibilerin bütün işleri insanlar?, sade ve temiz kaynaklardan uzak tutabilmek için o kaynaklar?n zehirli olduğu söylentileri yaymakt?r. Kendileri alternatif kaynaklar ortaya koymazlar. ?nsanlar?n o kaynaklara olan ihtiyaçlar?n? gidermek amac?yla da Yüce Allah'?n: "Ne semirtir, ne de açl?ğ? giderir" (Gaşiye, 88/7) dediği türden, insanlara bir şey vermeyen ya da as?l kendisi zehirli olan birtak?m ürünler sunarlar. Zehirli olduğunu ileri sürdükleri kaynaklar hakk?nda ise hiçbir test yapma, onu tan?ma, gerçekten zehirli mi yoksa besleyici mi olduğunu araşt?rma ihtiyac? bile duymazlar. ?şte insanlar?m?z?n as?l bu gibiler karş?s?nda duyarl? olmalar?, onlar?n o zehirleyici dedikodular?na karş? uyan?k bulunmalar? gerekir.
    O Bölücü Değil Ay?r?c?yd?

    Seyyid Kutub'a yöneltilen haks?z eleştirilerin biri onun hükümete karş? k?şk?rt?c?, kardeşi kardeşe düşman yap?c?, y?k?c?, bölücü, Müslümanlar? isyana teşvik edici yaz?lar yazd?ğ? ve bu tür düşüncelere sahip olduğu iddias?d?r. (6) Bu iddia sahiplerine göre Seyyid Kutub ve Mevdudi gibi ?slam alimlerinin ve bu alimleri seven Müslümanlar?n, hükümetler taraf?ndan en ağ?r cezaya çarpt?r?lmalar? gerekir. Başka alimlerin de, onlardan etkilenenlere söz ve yaz? ile öğüt vermeleri, cahillerin ise onlar?n kitap ve broşürlerinden uzak durmalar? gerekir. (7)
    Görüldüğü gibi büyük şehidin deyimiyle tamamen "cahiliyet" kokan bu iddia asl?nda cevapland?r?lmaya bile değmeyecek kadar basit ve dayanaks?zd?r. Her şeyden önce Üstad Seyyid Kutub'un yaşad?ğ? topraklarda etnik ayr?l?klara dayal? bir hareket olmad?ğ?ndan buradaki bölücülükle kastedilen, coğrafi bölünme değil, fikri ve itikadi ayr?l?kt?r. Merhum şehit insanlar? ?slam'a davet ettiğinden, bu davete olumlu cevap verenlerle olumsuz cevap verenler aras?nda doğal bir ayr?l?k ortaya ç?kmaktad?r. Kimse bu ayr?l?ktan dolay? Seyyid Kutub'u sorumlu tutamaz. Çünkü ?slam kendisi daveti farz k?lm?şt?r. Müslüman olmas?ndan sonra ?slam'la küfür aras?nda kesin bir ay?r?m gerçekleştirmesi dolay?s?yla "Faruk: Ay?r?c?" unvan?yla ünlenen Hz. Ömer (r.a.)'in tavr? da imanla küfür kitlesini net bir şekilde birbirinden ay?rman?n önemini ortaya koymaktad?r. Yüce Allah da, bir çok ayette Kur'an-? Kerim'in hak ile bat?l?, ayd?nl?kla karanl?ğ? birbirinden ay?ran bir kitap olduğunu belirtmiştir.
    As?l Kardeşlik ?man Kardeşliğidir

    Kardeşi kardeşe düşman yapt?ğ? iddias?na gelince: Hiç kimse Seyyid Kutub'un eserlerinde Müslümanlar?n birbirine girmelerini, savaşmalar?n? isteyen bir sat?r bile gösteremez. Aksine O Müslümanlar?n kardeş olduklar?n? özellikle vurgulayarak onlar? birliğe çağ?r?c? pek çok yaz? yazm?şt?r. Hucurat suresindeki: "Mü'minler ancak kardeştirler." (Hucurat, 49/10) ayetinin Fi Zilali'l-Kur'an'daki tefsirine bak?lmas? onun bu konudaki tavr?n?n anlaş?lmas? aç?s?ndan yeterlidir. Yukar?daki iddian?n sahipleri belki Seyyid Kutub'un neden mü'min ile kafirin kardeşçe yaşamalar?n?n mümkün olamayacağ?n? dile getirmesinden rahats?z olmuşlard?r. Oysa bu konuda hükmü bizzat ?slam koymakta ve imandan doğan kardeşliğin d?ş?ndaki kardeşliklerin sevgi ve velayeti zorunlu k?lmad?ğ?n? bildirmektedir. Asr? Saadet'te de yerine göre ayn? ana - babadan doğma kardeşlerden biri ?slam saflar?nda diğeri küfür saflar?nda birbirleriyle çarp?şabiliyordu.
    Küfre Karş? Durmak ?man?n Gereğidir

    Yukar?daki iddiay? Türkiye'de yaymaya çal?şanlar?n ayn? zamanda Seyyid Kutub'u bid'atç?l?kla, mezhepsizlikle, cahillikle suçlad?klar?n? görürüz. Bu konuda "?slam Ahlak?" adl? kitaplar?nda şöyle diyorlar: "M?s?rl? Hasan el-Benna ve bunun yetiştirmelerinden Seyyid Kutub gibi mezhebsiz, cahil din adamlar?, (cihad, zulm edenlere ve zalimlere karş?d?r) ayet-i kerimesini ileri sürerek hükümete isyan ettiler. Hasan 1949, Seyyid Kutub da 1966 isyan?nda idam edildi. Aldatt?klar? binlerce genç de, zindanlarda senelerce işkence çektikten sonra öldürüldüler. ?hvan? Müslimin yani Müslüman Kardeşler denilen bu gençler, 1982'de Suriye'deki zalim Es'ad hükümetine isyan ederek, Hama şehrinin yak?l?p y?k?lmas?na ve onbinlerce Müslüman?n feci şekilde öldürülmesine sebep oldular. Halbuki, zalim hatta kafir hükümetlere karş? isyan etmeyi, fitne ç?karmay?, dinimiz yasak etmektedir..." (8)
    Burada yaz?lanlar ve ortaya at?lan iddialar sahiplerinin cehaletini bütün aç?kl?ğ?yla ortaya koymaktad?r. Başka hiçbir delile ihtiyaç duymadan yukar?da yaz?lanlara bakarak bunlar? yazanlar?n ne derece cahil ve ?slam bilgisinden uzak olduklar?n? tespit etmemiz mümkündür. Bu iddialar asl?nda cevapland?r?lmaya değecek iddialar değildir. Ancak şu kadar?n? söylemeyi zorunlu görüyoruz: Bu iddialar?n mant?ğ?na göre, Bilal, Ammar, Yasir, Sümeyye ve daha pek çok sahabi (Allah hepsinden raz? olsun) Müslüman olduklar?n? söylemekle suç işlemişlerdir. Demek ki, suç onlara işkence yapanlarda değil, bizzat kendilerindeymiş?
    O, F?k?hta ?çtihad?n Önemini Biliyordu

    Seyyid Kutub'un mezhepsiz olduğu iftiras?na gelince: Asl?nda bu iftiray? da pek üzerinde durulmaya değer ciddi bir iddia olarak görmüyoruz. Bu iddiaya cevap olarak sadece şunu söylemekle yetiniyoruz: Seyyid Kutub, şehadetine kadar Müslüman Kardeşler'e bağl?l?ğ?n? korumuş, bu cemaatin bir ferdi olarak idam sehpas?na gitmiştir. Onun bey'at ettiği, kabul ettiğine, inand?ğ?na dair söz verdiği ilkelerden birisi de şudur: "Fer'i hükümlerin delillerini değerlendirebilecek kadar içtihat derecesine ulaşmayan her Müslüman?n, bir müçtehit imama uymas? gerekir...." (9) Ayr?ca Fi Zilali'l-Kuran'da yer yer f?k?h içerikli ayetlerin tefsirinde: "Bunun tart?şma yeri f?k?h kitaplar?d?r" diyerek f?k?h kitaplar?na olan itimad?n? belirtmektedir.
    Bid'atç? Değil Bid'at Düşman?yd?

    Bid'atç? olduğu iftiras?na gelince: Bu konuda da, Müslüman Kardeşler'in şu prensibini hat?rlatmakla yetiniyoruz: "?slam dininde asl? olmayan ve insanlar?n heveslerine uyarak hoş gördükleri her bid'at sap?kl?kt?r. ?ster dinde olmayan bir şeyi ona ilave etmek, isterse onda olan bir şeyi terk etmek şeklinde meydana gelsin, bunlarla savaşmak ve en münasip vas?talarla ortadan kald?rmak gerekir. Fakat bid'at? ortadan kald?ray?m derken daha kötüsüne yol açmamak gerekir." (10)
    Üstad Seyyid Kutub kendisi de çal?şmalar?nda bid'atlara karş? aç?kça tav?r koymuş ve Müslümanlar aras?nda yayg?nl?k kazanan bid'atlar?n temizlenmesi için yoğun çaba sarf etmiştir. Fakat kendileri boğazlar?na kadar bid'atlar?n ve hurafelerin içine batm?ş olanlar kendi yapt?klar?n? doğru sand?klar?ndan başkalar?n?n Kur'an ve sünnetin ayd?nl?ğ?nda ortaya koyduklar? gerçekleri bid'at sanmaktad?rlar.
    O, Tefsirini ?lmin Ayd?nl?ğ?nda Yazm?şt?r

    Baz?lar? Seyyid Kutub'un tefsirini ilmi dayanaklara göre değil tamamen fikir yürütmek suretiyle yazd?ğ?n? ileri sürüyorlar. Oysa Fi Zilal'i okuyanlar onda geçmişte yaz?lm?ş tefsirlerin hemen hemen tamam?n?n incelenip birtak?m özetlemeler yap?ld?ğ?n? ve günümüz insan?n?n bilmesi gereken neticeler ç?kar?ld?ğ?n?, bir ayetin tefsiriyle ilgili herhangi bir aç?klama reddedilirken ilmi delillerinin de s?raland?ğ?n? göreceklerdir. Seyyid Kutub'un tefsir yapacak kadar şeriat ilimlerini bilmediği iddias? da doğru değildir. Çünkü o medrese geleneğine sahip bir aileden geliyordu ve yedi yaş?ndan itibaren şeriat ilimlerini öğrenmeye başlam?şt?. On yaş?na geldiğinde haf?z olmuştu. Hayat?n?n sonraki döneminde de şeriat ilimleriyle irtibat? kesilmemiş bu ilimleri tetkik etmeye şehit edildiği tarihe kadar devam etmiştir. O hem şer'i ilimleri, hem de Bat?'n?n felsefe ve anlay?ş?n? bildiğinden tefsirinde günümüz insan?n? etkileyebilecek önemli tespitler yapmay? başarabilmiştir. Çünkü bilindiği üzere günümüz insan? sadece ?slami kaynaklarca değil Bat? kaynaklar? taraf?ndan da beslenmektedir. Dolay?s?yla bir insana hitap ederken onun etkilendiği kaynaklar? bilmenin ve zihnindeki sorular? ona göre cevapland?rman?n büyük yararlar? olmaktad?r.
    Hz. Osman ve Hz. Muaviye Hakk?nda Yazd?klar?

    Seyyid Kutub'un "?slam'da Sosyal Adalet" adl? eserinde Hz. Osman ve Hz. Muaviye hakk?ndaki baz? sözlerine de burada bir aç?kl?k getirmek istiyoruz: Seyyid Kutub bu eserini 1946'da yazmaya başlay?p 1948 de bitirmiştir. Eseri çok rağbet görmüş zamanla, ?ngilizce, Frans?zca, Almanca, Türkçe ve Farsça'ya tercüme edilmiştir. Bu eserin ilk bask?lar?nda Hz. Muaviye ve onunla birlikte bulunan sahabe-i kiram ile Hz. Osman'? tenkit eden sözler sarf edilmiştir. Bu sözlerinden dolay? Allame Mahmud Şakir ve diğer baz? ilim adamlar? taraf?ndan tenkit edilmiştir. Kutub, sağl?ğ?nda bu konudaki yanl?şlar?n? bizzat kendisi düzeltmiş ve ad? geçen kitab?n alt?nc? bask?s?nda tenkit konusu sözleri tamamen ç?karm?şt?r. Kitab?n son şekli 1964'te bas?lm?şt?r. (11) Kitab?n Türkçe tercümelerinde ilk bask?lar esas al?nd?ğ?ndan hala baz? tercümelerde bu sözlere rastlamak mümkündür. Ancak hakikat yukar?da belirtildiği gibidir.
    Daha önce belirtildiği gibi merhum şehide yap?lan haks?zl?k ve iftiralar?n tümünü burada cevaplama imkan?m?z yok. Ancak en fazla dikkat çeken iftiralar?n bunlar olduğunu söyleyebiliriz. Fi Zilal'la ilgili iddialara Muhammed Kutub taraf?ndan, Seyyid Kutub'un ?slam Düşüncesi ve Esaslar? adl? kitab?na yazd?ğ? mukaddimede cevap verilmiştir. (Bu kitap Resul Tosun taraf?ndan Türkçe'ye çevrilmiştir.)
    Biz Seyyid Kutub'un tamamen hatas?z olduğunu iddia etmiyoruz. Ancak kendisinden istifade edilmesi gereken değerli bir ilim ve fikir adam? olduğuna, çağdaş ?slami harekete hem düşüncesiyle hem de yaşant?s?yla büyük bir katk?da bulunduğuna inan?yoruz. O, Müslüman davetçilerin önündeki karanl?klar? ayd?nlatan bir kandildir..
    Seyyid Kutub, Müslüman Kardeşler'den Ayr?lmam?şt?r

    Seyyid Kutub'la ilgili önemli bir yanl?ş iddia da onun şehadetinden önce Müslüman Kardeşler cemaatiyle irtibat?n?n kesildiği veya bu cemaatin onun yolunu terk ettiği, cemaatin içinde ona karş? anlay?şlar?n geliştiği iddias?d?r. Onun şehadetinden önce bu cemaati terk ettiğine dair hiçbir delil yoktur. Varl?ğ? bilinen bir şeyin yok olduğunu ispat etmek için yok olduğunun delillere dayand?r?lmas? gerekir. Kald? ki onun kardeşleri ve kendisini yak?ndan tan?yanlar böyle bir şeyin olmad?ğ?n? ifade etmişlerdir. Cemaat içinde de Seyyid Kutub geçmişte olduğu gibi sevilmekte, kitaplar? tavsiye edilmekte, tefsiri eğitim programlar?nda okutulmakta ve davas?na her zaman olduğu gibi sahip ç?k?lmaktad?r. Ben Müslüman Kardeşler cemaatinin ileri gelenlerinden ve taban kesiminden yüzlerce insanla görüştüm. Birçoklar?na Seyyid Kutub'la ilgili iddialar? özellikle sordum. Seyyid Kutub'u reddeden, onu karş?s?na alan bir tek kişiye rastlamad?m.
    Seyyid Kutub'un k?z kardeşi Hamide Kutub'un bildirdiğine göre, Üstad şehadetinden k?sa bir süre önce ona şöyle demiştir: "Şayet Hasan Hudeybi'yi (?hvan'?n o zamanki genel mürşidi) görürsen benden ona selam söyle ve kendisine, onun zarar görmemesi için insan?n tahammül edebileceği bütün zorluklara tahammül ettiğimi söyle." (12) Ayr?ca yine hapishanede kendisine idam karar? haberi ulaş?nca şöyle demişti: "Allah'a hamd olsun on beş y?ld?r şehadete ulaşmak için çal?ş?yorum. (O zaman ?hvan'a kat?lmas?n?n on beşinci y?l?yd?.) " (13) Yani o Müslüman Kardeşler cemaatinin saflar?nda verdiği mücadelenin tümünü bir bütün olarak değerlendirmiş ve bu dönemi şehadete ulaşmak için çal?şt?ğ? dönem olarak nitelemiştir. Cemaatten ayr?ld?ğ?n? ima edecek bir söz dahi sarf etmemiştir. Bütün bunlar da gösteriyor ki o, şehadetine kadar Müslüman Kardeşler içinde faaliyet göstermiştir.
    Bu yöndeki iddialar?n kaynağ? Müslüman Kardeşler'e karş? olanlar?n Seyyid Kutub'u onlardan görmek istememeleri dolay?s?yla uydurduklar? yalanlard?r. Belirttiğimiz üzere Müslüman Kardeşler cemaati de, Seyyid Kutub'u sağl?ğ?nda bağ?rlar?na bast?klar? gibi şehit edilmesinden sonra da onun fikirlerinin bayraktarl?ğ?n? yapm?ş, asla onun düşüncelerinin yay?lmas?n? önlemeyi amaçlayan bir tav?r içine girmemişlerdir.
    Sonuç

    Unutmamak gerekir ki Seyyid Kutub da bir beşerdir. Biz onu Allah'?n yolunu gereği gibi tan?mam?zda bize delalet ettiğinden dolay? severiz. Hatas?z olduğunu kimse söyleyemez. Ama insanlar?n Allah'?n yüce kitab?n? doğru bir şekilde anlamalar?na yard?mc? olmak için büyük ve örnek çabalar ortaya koymuştur. ?hlas ve samimiyetle ortaya konulan ilmi faaliyetlerde yan?lma halinde bile sevap olduğunu Allah Resulü (s.a.s.) bildirmiştir. O bir meşale yakm?şt?r. Bize o meşaleden istifade etmek düşüyor. As?l izlenmesi gereken yol ise Allah'?n yoludur. Seyyid Kutub'un verdiği mesaj da zaten budur.
    Biz onun için Allah'tan rahmet ve mağfiret dilerken, Yüce Allah'?n ona lütfettiği şehadet mertebesini bize de lütfetmesini temenni ediyoruz
    Dipnotlar:
    1) Dr. Muhammed Seyyid el-Vekil, Kubre'l-Harekati'l-?slamiyye, sh. 198, "Mezabihu'l-?hvan" (?hvan Mezbahalar?) adl? eserden naklen.
    2) A. e., "Hakaik ani'l-Hükmi ve'l-Muhakemat" adl? eserden naklen.
    3) A. e., sh. 199, ayn? eserden naklen
    4) Seyyid Kutub, Yoldaki ?şaretler, ?stanbul 1992. 2.Bask? P?nar yay?nlar?, Türkçesi: Abdi Keskinsoy, sh. 15 - 16
    5) A.e. sh. 18
    6) Muhammed Ali b. Emrullah el-Hadimi, ?slam Ahlak?, ?stanbul 1996, 27. bask?, Hakikat Ltd. Şti. yay?nlar?, sh. 152
    7) Ayn? kitap, sh. 116 8) Ayn? kitap, sh.466; Ayr?ca: Meşhur "Tam ?lmihal (Saadeti Ebediye)" 65. bask?, sh. 1170
    9) Hasan el-Benna, Davan?n Esaslar?, sh. 144; 11. Risale. Ayr?ca bkz. Said Havva, Eğitim Risalesi, Petek yay?nlar?, 1990, Tercüme: Abdulilah Y?k?lmaz. sh. 102 - 103
    10) Said Havva, a.e. sh. 148 ve 102 - 103
    11) Salah Abdulfettah Halidi, Seyyid Kutub mine'l-Milad ile'l-?stişhad - Doğumundan Şehadetine Seyyid Kutub, sh. 540
    12) Salah Abdulfettah Halidi, a. e., sh.474
    13) A.e. sh. 473
    http://www.vahdet.com.tr/isdunya/dosya2/0454.html
    الحمدلله على نور الايمان والقرآن

  9. #9
    Vefakar Üye Kur'aniyyun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    47
    Mesajlar
    577

    Standart

    MEVLANA SEYY?D EBU'L - A'LA MEVDUD?

    (Bu yaz? Meryem Cemile'nin "Who is Mavdoodi" (Lahore, 1973) adl? eserinden derlenmiştir.)
    Daha önceki bütün ?slâmî uyan?ş hareketleri ya çok düzensiz ve baş?bozuktular veya günümüzde de olduğu gibi sindirilmiş durumdayd?lar; yani k?saca hedeflerine ulaşmada başar?l? olamam?şlard?. Bugünün dünyas?nda hâla kuvvetli ve faal olan uluslararas? öneme sahip ?slami hareketlerden birisi de Pakistan'daki Cemaat-i ?slamî hareketidir. Bu hareket, tüm kötü şartlara rağmen varl?ğ? ve muhafazas?n? Mevlana Seyyid Ebu'l A'la Mevdudi'ye borçludur.
    Mevdudi, Hacc Muiniddin Ecmerî yoluyla öğretileri Hint-Pakistan bölgesine ulaşan Çiştî tarikat?n?n kurucusu Hacc Kutbuddin Mevdudi Çişti'nin soyundan gelen bir ailenin oğlu olarak 25 Eylül 1903'de Haydarabad-Deccan'daki Avrangabad'da doğdu. Ailesinin ayr?ca, Hindistan'a Muhammed bin Kas?m'la birlikte geldiği söylenen hadis ravisi Mevdud'un nesebinden olduğu da söylenir. Doğumundan üç sene kadar önce, bir derviş babas?n? ziyaret ederek Allah'?n ona kendisini tamamen iman davas?na adayacak bir evlat bağ?şlayacağ?n? söyledi. Mevlana Mevdudi'nin babas? bir ?ngiliz taraftar?yd?, ama Sir Seyyid Ahmet Han'la ayn? aileden olmas?na ve Aligarh'da eğitim görmüş olmas?na rağmen, hayat?n?n daha sonraki y?llar?nda, ?ngiliz yönetiminin ve destekleyicilerinin büyüsünden giderek kurtuldu. Bat? medeniyetinden soğumuş birisi olarak, çocuklar?n? ?ngiliz okullar?na göndermeğe raz? olmad?, onlar?n evde Arapça, Farsça, Urduca ve ?ngilizce dersleri almalar?n? sağlad?. Mevdudi, henüz onalt? yaş?nda babas?n? kaybedince 1920 lerde hayat?n? gazeteci olarak kazanmaya başlayacakt?.
    K?sa bir süre Japalbur'da muhabir, daha sonrada yerel bir gazete olan Taj'da editör olarak çal?şt?. Ayn? y?l Delhi'ye giderek, Cemiyeti Ulema-i Hindin yay?n organ? olan el-Camia'da yard?mc? editör olarak çal?şt?. Hastaland?ğ? 1927 y?l?na kadar bu görevi sürdürdü. Hastal?ğ? onu Avrangabad'daki evlerine dönmeye mecbur b?rakt?, ve bilâhere Haydarabad'a giderek, o günden beri onun ad?yla tan?nan ayl?k Tercüman-ul Kur'an'?n yay?n?na başlad?.
    Ocak 1938'de, Allame Muhammed ?kbal'in daveti üzerine ?slam hukukunun diriltilmesi konusunda çal?şmak için Pencap'a giderek, bir cami ve birkaç evden oluşan Gurdaspur yöresinde yerleşti. Daha sonra bu binalar Darus-Selam Akademisi oldu. Nisan ay?nda ?kbal vefat etti; Mevlana Mevdudi Aral?k'ta Lahor'a giderek ?slam Üniversitesi ?lahiyat Fakültesi'nde ücret almadan Dekan olarak çal?şt?. Bir sene sonra, yöneticiler para vermekte ?srar ettiler, ama görüşlerini anlatma konusunda hiç bir s?n?rlamay? kabul etmediğinden bu görevden ayr?larak yaz? hayat?na ve vaazlar?na devam edeceği Dâru's-Selâm Akademisine geri döndü. 1941'de ise Cemaat-i ?slami'yi kurdu ve bundan sonra hayat?n? tamamen hareketinin geleceğine adad?.
    Mevlana Mevdudi kendi kendini eğitmiş bir insand?r. Onyedi yaş?nda daha çocuk say?lacak bir yaşta iken bile meselâ Hind k?tas?nda yayg?n olan Hilafet Hareketine eğildiğinde, bu hareketi körü körüne takip etmeyecek eleştirici bir zekaya sahipti.
    Mevlana Mevdudi, dikkatleri ilk defa 1926'da, cihad? eski ve modern savaş kavramlar?ndan dikkatlice ay?rarak, ?slami Cihad kavram?yla modern uluslararas? savaş hukukunu karş?laşt?rd?ğ? "El-Cihad fil ?slam" adl? kitab?n?n bas?m?yla dikkatleri çekti. 1932'de, Mevlana Mevdudi modern eğitim görmüş gençliğin zihinlerine safiyeti bozulmam?ş bir iman? sokabilmek amac?yla yazd?ğ? en popüler ve en çok bilinen kitab? olan "?slam?n Anlaş?lmas?na Doğru"yu tamamlad?. "?slam?n Anlaş?lmas?na Doğru" on'dan fazla dile çevrilerek birçok kereler bas?ld?. Bu kitap ayr?ca baz? Müslüman ülkelerde okullarda temel bir ders kitab? olarak okutulmaya başland?. Ayn? y?l, Mevlana Mevdudi Tercüman-ul Kur'an'?n yay?n?na başlad?.
    "1932'de Haydarabad'da Tercüman-ul Kur'an'? yay?nlamaya başlad?ğ?mda, kafamdaki plan ilk önce müslüman ayd?nlar? yakalayan Bat? kültürü ve fikriyat?n?n zincirini k?rmak ve onlara ?slam'?n Bat? kültürünün sunacağ?ndan çok daha üstün bir medeni hayata, hukuka, kültüre, siyasi ve ekonomik sisteme, felsefeye ve eğitim sistemine sahip olduğu fikrini aş?lamakt?. Kültür ve medeniyet konusunda başkalar?ndan ödünç almalar? gerektiği nosyonundan kurtulmalar?n? istiyordum.
    ?slami sistemin dünyadaki herhangi bir sistemden daha üstün olduğuna onlar? ikna etmek istedim ve ayr?ca onlar? korkutan Bat? sisteminin, zay?fl?klar?n? ve kusurlar?n? bilmelerini arzulad?m."
    Bu y?llarda, Muslim League liderliğinde Pakistan hareketi güç kazand?ğ?nda, Mevlana Mevdudi iki-ulus kavram?n? ve Müslümanlar?n kendilerine ait ayr? bir ülkede yaşamay? seçmede özgür olmalar? gerektiğini kabul etmesine rağmen, ayn? zamanda, Hindular ve Müslümanlar aras?nda nefreti ve dehşeti k?şk?rtan gurupçuluğa kesin şekilde karş? ç?kt?. Müslümanlar alâlade bir ulus değil, ?slam'?n mesaj?n? tüm dünyaya yaymay? amaçlayan misyona sahip bir ümmetti. Bir müslüman sadece Müslüman bir aile içinde doğmuş olduğundan ve ona bir Müslüman ad? verilmiş olduğundan değil, günlük yaşam?nda gayri müslim komşular?na kendisinin Kelime-i Şehadete bağl? olduğunu gösterdiği için Müslümand?r. Sadece Müslüman s?fat? taş?mak yeterli değildi. Bir Müslüman, bunun değer kazanmas? için, Kur'an'?n ve Sünnet'in emirlerine göre ?slami hayat? bilfiil yaşamaktayd? ve Hindu komşular?ndan sayg? görmesi için tebliği ifa etmekteydi.
    "Muslim League şüphesiz h?zla kuvvet kazanmaktayd? ama ben hissediyorum ki ona kat?lan bir k?s?m insanlar milliyetçi bir Müslüman devlet kuracaklard?. Ve ayn? şekilde inan?yorum ki onlar hakiki bir ?slam devletini kuracak olanlar değillerdir. Liderlikte olanlar ve Müslim League'de toplananlar ve ön safta olanlar?n gerçek bir ?slam devleti kurabileceklerine dair bir emare yok. Onlar sadece Müslümanlar için milliyetçi bir devlet kurabilirler ama onu bir ?slam devletine dönüştüremezler."
    Bunlar, Mevdudi'nin Mevcud Siyasi Keşmekeşde Müslüman başl?ğ? alt?nda 1939-1940 y?llar? aras?nda yazd?ğ? makale serilerinin ana konular?yd?. O k?tan?n taksimi daha yap?lmadan önce; eğer Pakistan samimi bir ?slam devleti olarak tesis edilemezse ve münaf?kça politikalar liderliğinin karakteristliği olmay? sürdürürse, bölgeciliğe dayal? yerel milliyetçiliklerin kendilerini tekrar ortaya ç?karacaklar?n? ve neticede ülkenin bölünmesinin kaç?n?lmaz olacağ?n? tahmin etmişti.
    "Böylece önümde üç problem vard?; eğer ülke bölünmezse Müslümanlar? kurtarmak için ne yapmal?? ?kinci durumda, yeni Müslüman devleti asl?nda gayri-?slami bir devlet haline gelmekten korumak ve bunun yerine gerçek bir ?slam devleti olma yoluna sokmak için ne yapmal??
    Bu üç problemi ortaya koyduktan sonra, durumla ilgilenmek için Cemaat-i ?slami diye bilinen örgütü kurma fikri has?l oldu. Taraftar? olduğum görüşlerin çoğunluğun hoşuna gitmemesine ve kimilerince suistimal edilmesine rağmen, bana kat?lan küçük bir grup vard? ve Cemaat-i ?slami'nin ortaya ç?kmas? da bu grubun yard?m?yla olmuştu. Bu Cemaat?n ?slam'a sebatla inanan ve diğerlerine güven veren, itimat edilir karaktere sahip böylesi kişilerden oluşmas? gerektiğini, gerçek kuvvetin say?larda değil karaktere sahip böylesi kişilerden oluşmas? gerektiğini, gerçek kuvvetin say?larda değil karakterde yatt?ğ?n?, ve Cemaatin say?lar? ne kadar az olursa olsun kesinlikle itimat edilir bir karaktere sahip, amelleriyle güven telkin eden ve Müslümanlar?n itimat edebilecekleri böylesi insanlar? bağr?na basmas? gerektiğini düşündüm. Cemaatin çok s?k? bir organisazyona ve s?k? bir disipline sahip olmas? gerektiği fikrindeydim. Cemaati organize ederken akl?ma gelen diğer bir husus da, ?slami düzenin tesisinde beraber uyum içinde çal?şabilmeleri için Cemaat, hem eski sistem ve hem de yeni sistem alt?nda eğitim görmüş kişilerden oluşmal?yd?. Cemaat ayr?ca tüm mezheplerden ve düşünce okullar?ndan bütün müslümanlar?n bir araya getirme gayreti içinde olmal?yd?. Her ne kadar Şia'dan olan kardeşlerden henüz tam manas?yla ve üst düzeyde bir kat?l?m olmad?ysa da, sempatizan büyük bir çoğunluk vard?r."
    Müslümanlar Hindistan'da hiç kimse Pakistan hareketini Mevlana Mevdudi'den daha şevkle desteklemedi. Bütün yaz?lar?nda ve vaazlar?nda, Hindistan Müslümanlar?n? farkl? bir toplum olduklar?na ve eğer Hindu zulmü ve tahakkümü tehdidini defetmek istiyorlarsa kendilerini kendi devletlerinde yönetmeleri gerektiğine inand?rd?. Mevlana Muhammed Ali Cevher, Mevlana Şevket Ali ve Kad? Azam gibi samimi özgürlük-savaşç?lar? bir zamanlar Hindistan Ulusal Kongresi'nin üyeleriyken Mevlana Mevdudi bu kongreye bir gün için bile kat?lmam?şt?.
    K?tan?n 14 Ağustos 1947'de taksimi karar?ndan sonra ise, Mevlana Mevdudi art?k bütün çabalar?n? Pakistan'da ?slami bir hayat tarz?n?n tesisine adad?. Ocak-Mart 1948'de, radyoda ?slam'?n ruhani, ahlaki, sosyal, siyasi ve ekonomik öğretilerinin çok önemli yönlerini aç?klayan beş konuşma yapt?. Ona göre ?slam bir slogan değildi. Bu yaklaş?m?yla O, ülkede, söylediğini her hareketiyle anlatan bir kaç liderden biriydi.
    Bitmeyen bir enerjiyle, konuşmalar yaparak ve mükemmel bir ?slam devleti için kitleleri hareket geçirerek ülkeyi baştanbaşa dolaşt?. Böylesi bir tutarl?l?k baz? ç?kar çevreleri için tahammül edilmez olduğundan, ülke için gerçek ?slami Anayasa talep ettiğinde hemen onu devletin düşman? olmakla suçlad?lar ve 4 Ekim 1948'den 28 May?s 1950'ye kadar hapsettiler. Mamafih, ülke için ?slami Anayasa elde etme çabalar? 7 Mart 1949'da Ulusal Anayasa Meclisi taleplerini içeren "Kararlar"? kabul ettiğinde, meyvesini vermiş oldu.
    Yüzy?llar boyunca ilk kez, Pakistan'da, Duyubendî, Barelvî, Ehli-hadis ve Şia düşünce ekollerini temsil eden otuzbir ulema, Mevlana Mevdudi'nin ikna etmesiyle, 21-24 Ocak 1951'de Karaçi'de bir konferans düzenledi ve yeni Anayasaya kat?lmak üzere ?slam devleti için elzem olan yirmi iki prensibi mutlak ittifakla kabul ettiler.
    1952-53 y?llar? aras?nda, Pencap'da halk?n çoğunluğunun, Kadiyani mezhebinin anayasada, ayr? bir az?nl?k grubu olarak belirtilmesini istediklerinde, bu teklifi örtbas etmek için s?k?yönetim ilan edildi. Mevlana Mevdudi daha sonra, Hükümet politikas?n? k?nayarak, halk?n bu isteklerini destekleyen Kad?yanî Problemi adl? broşürü yazd?. Sonuçta 28 Mart 1953'te Mevlana Mevdudi tutukland? ve mahkemeye ç?kar?lmadan mahkum edildi. S?k?yönetim mahkemesi onun idam?na karar verdiğinde o şunlar? söyledi: "Eğer Allah (c.c.) böyle istediyse bu akibeti memnunlukla kabul ediyorum, ama eğer O'nun iradesi değilse, ne yaparlarsa yaps?nlar bana en küçük bir zarar bile veremezler."
    Müslüman dünyas?nda ona verilen ölüm cezas?na karş? tepkiler o kadar büyük oldu ki, yetkililer cezas?n? 14 y?la indirmek zorunda kald?lar.
    Mevlana Mevdudi'nin hapis y?llar? devam ederken, Baş Yarg?ç Muhammed Münîr, Yarg?ç M. R. Kayani'nin yard?m?yla, Münir Raporu diye bilinen ünlü raporunu haz?rlad?. Bu rapor Kad?yanî mezhebine karş? halk?n k?şk?rt?l?ş?n?n nedenlerini, ve özellikle Çadri Zafrullah Han ve diğer yüksek rütbeli Kad?yanîlerin devlet görevinden uzaklaşt?r?lmas? için halktan gelen bask?lar?n nedenlerini içeren ve neticede bu huzursuzluğun nedenini Müslüman bağnazl?ğ? ve fanatizmine bağlayan soruşturma ve tesbitlerini içeriyordu. Bundan yola ç?karak, eğer Pakistan'?n bir ?slamî Devlet olmas?na müsaade edilirse, ülkenin tüm gayri-müslimlerin zulüm hedefi haline geleceği, farkl? mezheplerin birbirleriyle sürekli çekişeceği, modas? geçmiş kanunlar?n "uygar" dünyan?n standartlar?yla çat?şacağ? ve Pakistan'?n uluslararas? topluluktan at?lacağ? sonucuna vard?.
    Bat?l? oryantalistler ve Hristiyan misyonerleri bile ?slam'a Münir Raporu'nun yapm?ş olduğu kadar küstahça sald?rmam?şt?. Yazar?n?n bir Müslüman olmas? da, raporun y?k?c? etkilerini daha da artt?r?yordu. Bu gerçeklerden tamam?yla bilinçli olarak, Mevlana Mevdudi ve Cemaat-i ?slami, Münir Raporunda, hiç bir hakikat pay? olmad?ğ?n? ilân etti.
    25 May?s 1955'de, Yüksek Mahkemenin yay?nlad?ğ? bir emirle Mevlana Mevdudi serbest b?rak?ld?.
    Bir y?l sonra, Pakistan ?slam Cumhuriyeti'nin ilk anayasas? Mart 1956'da resmen ilan edildi. Anayasa Cemaat-i ?slami'nin isteklerinin çoğunluğunu içeriyordu. Bu anayasa gerçek bir ?slam devletinin teşekkül sürecine katk?da bulunmak için henüz tamamlanmam?şt? ki, Başkan ?skender Mirza 7 Ekim 1958'de onu fesh eden bir karar? yürürlüğe soktu. 27 Ekim'de Mareşal Muhammed Eyüp Han yönetimi ele geçirerek s?k?yönetim ilân etti ve Cemaat-i ?slami de dahil tüm siyasi partileri kapatt?.
    Mevdudi ?slam davas?n? yürütmek için her zamanki kararl?l?ğ?yla ve cesaretle yoluna devam etti. S?k?yönetime rağmen, ?slam hukukunda modern yönetimde gerekliliğini ve uygulanabilirliğini net bir şekilde ve ikna edici bir surette ortaya koydu ve genişletilmiş bir bask?s?n? "?slam Hukuku ve Anayasas?" başl?ğ? alt?nda kitap olarak yay?nlad?. Mevdudî'nin argümanlar? o kadar ikna ediciydi ki, yüksek statülü Hristiyanlar gibi Pakistan Baş Yarg?c? A. R. Cornelius bile ?slâm hukukunun ülke için elverişli tek kanuni sistem olarak kabulüne taraftar olmuştu. 17 Şubat 1967'de toplanan Bat? Pakistan Yüksek Mahkemesi'nde, tüm yarg?çlar ?slam hukukunun yürürlükte olmas? yönündeki görüşlerini beyan ettiler.
    5-6 May?s 1960'da, Mevlana Mevdudî düşünce ekollerini temsil eden ondokuz ulema ile beraber Lahor'da topland? ve sonuçta Pakistan'da parlementer sistemin işleyişindeki başar?s?zl?klar?n nedenleri hakk?nda, hükümetin tayin ettiği Anayasa Komisyonu taraf?ndan sorulan sorular? cevapland?rarak demokrasi ve insan haklar?n?n tesisi için gerekli olan acil önlemleri sundular.
    "Pakistan, Müslümanlar?n gayretleriyle varl?ğ?na kavuşmuştur. Dahas?, Allah'?n yard?m?ndan sonra, ülkenin varl?ğ?n ve kuvvetini garanti alt?na alan Müslümanlar?n kararl?l?ğ?d?r. Bu ülke, Müslümanlar?n fedakârl?ğ? olmadan varl?ğ?na kavuşamazd?. Ve eğer, Allah (c.c.) korusun, müslümanlar ümitlerini kaybederse ve bunun için yaşama ve ölme kararl?l?ğ?n? kaybederse ülke varl?ğ?n? koruyamayacakt?r. Müslümanlar bu ülkeyi, kanunlar? ?slamî olan, kültürü ve medeniyeti ?slamî olan bir ?slam Devleti olarak teessüs ettirme ve bundan sonra da öyle görmek istemektedirler. Bundan dolay?d?r ki, müslümanlar mallar?n?, canlar?n? ve izzetlerini Pakistan'? kurmak için ortaya koydular."<"Anayasa Komisyonunun Sorular?na Cevaplar ve ?slam Devletinin Temel Prensipleri", s. 26-27.>
    2 Mart 1961'de, Pakistan Kad?nlar Birliği kendi haz?rlad?ğ? ve aç?kça ?slâma ayk?r? olan Medeni Kanunu hükümetin yürürlüğe koymas? için yapt?ğ? bask?da başar?l? olunca, Mevdudi ve ülkenin her taraf?ndan 209 ulema kanunu protesto etki ve geriye al?nmas?n? ya da en az?ndan değiştirilmesini talep etti. Bu yeni aile hukukuna karş? uleman?n bildirisine karş? sert ve bask?c? önlemler geldi. Bildiriyi basanlar ya da dağ?tanlar hapse at?ld?.
    Bu dönemde, Mevlana Mevdudi bütün gayretleriyle yaz?lar?na ve vaazlar?na bireysel olarak devam ediyordu. 1959 ve 1962 aras?nda, alt? ciltten meydan gelen Kur'an-?n Urdu dilindeki tercüme ve tefsiri olan Tefhimu'l Kur'an'? haz?rlamak için tüm Bat? Asya'y? -Arabistan, Sureyi, &#220;rdün ve M?s?r- dolaşt? ve kitaplarda belirtilen kutsal yerleri ziyaret etti. ?lk olarak 1943 y?l?nda başlanan Tefhimu'l Kur'an'?n son cildi ise, Haziran 1972'de tamamland? ve ?slam dünyas?nda büyük ilgiyle karş?land?. Giderek büyüyen talep sonucunda, tefsirin ?ngilizce, Arapça, Bengalce ve Peştuca tercümeleri haz?rland?. Tefhimu'l Kur'an'da, Mevdudi mutlak gerçeği ve Hristiyanlar?n ve Yahudilerin kitaplar?n? nas?l tahrif ettiklerini göstererek, ?slami hayat tarz?n?n diğerlerine olan üstünlüğünü ortaya koydu. Mevdudi'nin Nur ve Ahzab sureleri tefsiri ayr? olarak bas?ld? ve bunlar suça karş? ?slam'?n getirdiği cezalar?n herhangi bir laik ceza kanununun getirdiğinden daha insanc?l ve daha etkili olduğunu gösteriyordu. Bu tefsir Pakistan &#220;niversitelerinde hukuk öğrencileri için ders kitab? olarak kabul edildi.
    Mevlana Mevdudi Arabistan Kral? ?bn Suud'un ricas?yla, Medine'de kurulacak bir ?slam &#220;niversitesi için ayr?nt?l? bir proje haz?rlad?. Mevdudi bu &#220;niversitenin, Kahire'deki el-Ezher &#220;niversitesi'nin ?slamî karakterinin milliyetçilik ve laiklikle bozulmas?n?n meydana getirdiği entellektüel ve akademik boşluğu dolduracağ?n? umuyordu.
    1963'de, M?s?r ve Suudi Arabistan aras?ndaki siyasi sürtüşme yüzünden, Kral M?s?r'?n haz?rlad?ğ? Kâbe örtüsünü kabul etmeyince, Mevdudi onun Pakistan'da haz?rlanmas?n? teklif etti.
    Kral teklifi kabul etti ve böylece, Mevdudi'nin gözetimi alt?nda, Kisve en kaliteli işçilerce elde dokunarak alt?nla süslendi. O y?l?n Mart ay?nda çal?şma bitince, Cemaat-i ?slami'nin yönetimindeki iki tren, örtüyü taş?yarak tüm Pakistan? dolaşt?. Örtüyü görmek için galeyana gelen halk yol boyunca topland? ve bu daha sonra büyük bir gösteriye dönüştü.
    Mevdudi'nin giderek artan popüleritesi ve etkinliğini çekemeyen düşmanlar? 25-28 Ekim 1963'de toplanan Cemaat-i ?slami'nin y?ll?k kongresini sabote etmek için her türlü yolu denedi. Seyahat izinlerini kald?rarak ve megafon kullan?lmas?n? yasaklayarak yapt?klar? bütün engellemelere rağmen, kongre 10.000'den fazla kişinin kat?l?m?yla başlad?. Polisin korumas? alt?ndaki sokak serserileri kongre salonunu ateşe vermek ve Mevdudi'yi öldürmek istedilerse de liderin cesareti ve cemaatin serinkanl?l?ğ? kongreyi hedefine ulaşt?rd?.
    Tabii cemaatin bu başar?lar?na müsamaha gösteremeyen muhalifleri, resmi gazetede aleyhinde propagandaya başlad?lar ve bu 6 Ocak 1964'de etkisini gösterdi. Mevdudi ile beraber Cemaati ?slami'nin önde gelen tüm ledirleri tutukland? ve yarg?lanmadan hapse at?ld?. Cemaati ?slami kanunsuz ilan edilerek yasakland? ve bütün bürolar?, kütüphaneleri ve toplant? yerleri polis taraf?ndan mühürlendi. Fakat daha sonra, dava dosyas? dürüst ve adil bir celse için Pakistan Yüksek Mahkemesi'nin önüne getirilince cemaatin yasaklanmas? ve liderlerinin hapse at?lmas? cezas? derhal kald?r?ld?. Hapisten ç?kt?ktan daha onbeş gün sonra 25 Ekim 1964'de, Ulusal Başkanl?k seçimleri kampanyas? s?ras?nda, Mevlana Mevdudi, Lahor'da büyük bir kalabal?k önünde rejimin meşruluğunu tehdit eder mahiyette, mevcut sistemin politikalar?n? eleştiren iki saatlik bir konuşma yapt?.
    Hindistan'?n 6-24 Eylül 1965'de Pakistan'? sinsice işgal etmesi günlerinde Mevdudi Lahor'da 'Radyo Pakistan'dan topraklar?n? savunman?n gerçek bir cihad olduğunu ilân eden beş konuşma yapt?. Bu heyecan verici konuşmalar?n savaştaki etkisi tahmin edilemez güçte oldu.
    Mevlana Mevdudi Keşmir'de adaleti sağlamak için de elinden geleni yapt?. Muzafferabad'da Azad-Keşmir Radyosu'ndan yapt?ğ? konuşmada Hindistan'?n Keşmir Müslümanlar?na karş? giriştiği kötü muameleleri anlatt?. Mevlana Mevdudi 24 Eylül 1965 de yürürlüğe giren B.M. ateşkes emrine ve 10 Ocak 1966 Taşkent Deklerasyonu'na Hindistan için tek yanl? bir diplomatik zaferi temsil ettiği ve Keşmir problemine adil bir çözümü olanaks?z k?ld?ğ? için karş? ç?kt?.
    ?srail, 5-9 Haziran 1967'de M?s?r, Suriye ve &#220;rdün'e karş? ac?mas?zca sald?r?ya başlad?ğ?nda, Filistin'in ve özellikle Kudüs'teki kutsal yerlerin Siyonist işgalden kurtulmas? için Mevdudi tüm gücüyle Arap kardeşlerinin yan?nda yer ald?.
    Mekke'de toplanan Rab?ta el-Alem el-?slamiyye'nin Mart 1966'daki oturumunda, Mevlana Mevdudi, Amerika, Rusya ya da herhangi bir yabanc? güce bağ?ml? olmadan her müslüman ülkenin askeri aç?dan kendi kendine yeterli hale gelmesinin acil gerekliliğini vurgulad?. Daha sonra dünya müslümanlar?n?, kendilerini ve ?slam'? her yerde savunabilmeleri için tek bir blokta birleşmeye ve ulusalc?l?ğ? reddetmeye çağrd?. ?slam'?, bütün ?rklar? ve uluslar? bir &#220;mmet içinde, bir tek aile halinde birleştirmeye elverişli ve evrensel bar?ş? getirecek ideoloji olarak ilan etti.
    Mevlana Mevdudi ve hareketi ?slam düşman? tüm sald?r?lara karş? büyük bir siper oluşturdu. Allah'?n dinini değiştirip, Bat? hukuk sistemlerine uydurmak isteyen modernistlerin çabalar?na karş? amans?zca direndi.
    ?slamî doktrinin ruhuna tamamen z?t olan, hap, düşük yapma ve k?s?rlaşt?rma yoluyla nüfus art?ş?n? kontrol etmek için yap?lan herhangi bir ulusal ya da uluslararas? politikan?n da amans?z muhalifiydi. Bireysel, sosyal, ulusal, uluslararas? ekonomik ve ahlaki bak?ş aç?s?ndan, nüfus indiriminin yapay metodlar?n? tahrip edici sonuçlar?n? gösteren "?slam ve Doğum Kontrolü" adl? kitab?n? 1962'de yay?nlad?. Yetkililerin bu kitab?n "Ulusal Aile Planlamas? Program?n?" sabot edeceğinden korkmalar?ndan dolay?, kitap resmi bir kararla 9 Ağustos 1966'da yasakland?.
    ?ngiltere ve Almanya'daki Müslüman öğrenci cemaatlerinin kendisini ziyaret ederek konuşma yapmas? için defalarca kendisini davet etmelerine rağmen, uluslararas? öneme sahip olarak giderek artan etkinliğinden korku duyan hükümet, Mevdudi'nin yurt d?ş?na ç?kmak için yapt?ğ? bütün başvurular? geri çevirdi. Mamafih, Ağustos 1968'de, mütehass?s doktorlar heyeti, böbreklerinde oluşan taşlar?n Londra'ya ameliyata gitmesi için yeterli bir neden teşkil ettiğini aç?klad?lar. Geçirdiği iki ameliyat kendisini oldukça zay?f düşürdü.
    Müslümanlar ve birçok gayri-müslim kendisini ziyarete geldi. 15 Aral?k'ta, Pakistan'a dönmesinden bir kaç gün önce Londra Hilton otelinde onun için verilen özel bir resepsiyona sadece ?ngilteredeki Pakistanl?lar cemaatinin önde gleen temsilcileri değil, ayn? zamanda ?ngilizce ve Urduca yay?nlanan dergilerin muhabirleri, baz? ?ngiliz öğretim üyeleri ve oryantalistler de kat?ld?.
    Burada özellikle ?ngiltere'ye göç eden Pakistanl?lara hitaben bir konuşma yapt?. Dinleyicilerine, eğer ?ngiltere'de yaşayan Müslümanlar?n hayatlar?n? ?slamî değerlere ve ideallere göre yönlendirirlerse, ?slam'?n gelişmesinin ve genişlemesinin Bat?da büyük bir h?z kazanacağ?n? ifade etti. Ama eğer aşağ?l?k kompleksine kap?l?rlarsa, Bat? geleneklerinin körü körüne kişiliklerinin kaybolmas?na ve yabanc? bir kültüre kar?şmalar?na neden olacakt?. Pakistan cemaatinin liderlerinin Müslüman çocuklar?n?n evde ve okulda ?slamî eğitimden yoksun kald?klar? ve yeni nesilin Müslüman cemaat için kay?p olabileceği konusunda uyard?. ?ngiltere'nin "bütünleştirme" slogan? alt?nda Müslümanlar? Bat? medeniyeti içine asimilasyon politikas?n?n yanl?ş olduğunu vurgulad?.
    Ayn? y?l içinde ?talyan ve Alman televizyonlar?n?n kendisiyle yapt?ğ? mülakatlarda, modern insan?n en ciddi hatas?n?n fiziksel nesneleri kontrol etme ve tabiat? sömürmek için sömürmede bilimi kötüye kulanmalar? ve peygamberlere vahyedilen kutsal kitaplar?n ahlakî ve ruhî k?lavuzluğuna ihtiyaç hissetmemeleri olduğunu vurgulad?. Sonuç olarak, Bat?l? hayat bar?ş? tan?maz. Hayat anlam?n? ve amac?n? yitirmiştir, aile çökmektedir, suç s?n?r tan?mamaktad?r ve şiddet dünyan?n geleceğini tehdit etmektedir. ?kinci hayatî hata, Bat?l? insan?n dar görüşlülüğüdür. Eğer Bat? medeniyeti ?rk ayr?l?ğ? gibi problemler çözüm bulam?yorsa, insanlar ?slam'?n bunlar? nas?l çözdüğünü ve ?rk? ve milliyetçiliği aşan bir kardeşliği nas?l başard?ğ?n? öğrenmelidir. Bat?l? insan şimdi, s?n?rl? dünyas?n?n ötesini görme ve cihad?n nas?l savaş?n dehşetini ve barbarl?ğ?n? ortadan kald?rd?ğ?n?, ?slamî öğretilerin uygulanmas?n?n aileyi nas?l kuvvetlendirdiğini, ve zihinsel bozukluklara ve sosyal bölünmeye yol açan kişisel ilişkilerin kesilmesini nas?l önlediğini öğrenmek zorundad?r. ?slam'?n evrensel miras? sadece müslüman olarak doğanlar için değil tüm insanl?k içindir.
    Londra'da, 1968 k?ş?nda, tedavisi sürerken, Arapça yay?n yapan el-Guraba dergisinin editörü Mevdudi ile bir mülakat yapt? ve dünyan?n bask? alt?ndaki çeşitli bölgelerinde sürüp giden ?slami hareketler için hangi metodlar? önerebileceğini sordu. Mevlana Mevdudi bu soruyu şöyle cevaplad?:
    "?nan?yorum ki, alt?nda yaşad?klar? despotizmin türünü ve doğas?n? doğruca ve ak?ll?ca tayin etmek belirli bir ülkedeki ?slamî hareketin lider ve kadrolar?n?n sorumluluğudur. Buna karş? mücadelenin yollar?n? ve araçlar?n? keşfetme ve ?slamî amaca hizmet etmek için yeni f?rsatlar aramak yine bunlar?n sorumluluğudur. Farkl? Müslüman ülkelerdeki despotizmin doğas? ve boyutlar? birbirinden farkl?d?r ve herhangi bir standart metodu öne sürmek mümkün değildir.
    Ama bütün bu durumlarda gizli yeralt? faaliyetlerinin ve kanl? devrimlerin metodlar?na ve tekniklerine duyulan arzuya karş? direnmek gerektiği inanc?nday?m. Büyük risk alt?na girseler, ac? çekseler, hatta bu hapis ve darağac? anlam?na gelse bile, Allah (c.c.) yolunda aç?kça ve bar?şç? yollarla çal?şmal?d?rlar."
    Yaşam? boyunca Mevdudi, yönetimde bulunanlar?n kötülüklerini kendi emniyetini hiç dikkate almadan korkusuzca eleştirmiştir. Hayat?na defalarca kastedilmesi gerçeğine rağmen, herhangi bir olağanüstü önlem almay? ya da kendisine bir koruma almay? asla gerekli bulmam?şt?r. 1970 k?ş?ndaki ulusal seçim kampanyalar? s?ras?nda, kendini düşünen, f?rsatç? ve harîs ulema, camilerde Cuma Hutbesi esnas?nda onu sertçe eleştiren konuşmalar yapt?lar ve sadece kendisine değil ayn? zamanda ailesine de iftirada bulundular.
    Mevdudi'ye 1970 seçim kampanyas? s?ras?nda kişisel güvenliğinin tehlike alt?nda olduğu söylendiğinde, sakince şöyle cevap verdi: "Yüce Allah'a güven duyan herhangi bir kişinin, O'nun korumas? ve r?zas? alt?nda olduğuna inan?r?m."
    Mevlana Mevdudi'nin nitelik ve nicelik olarak başar?lar? ?slamî uyan?ş için yap?lan mücadelede kendinden öncekileri aşm?şt?r. ?slamiyet'i tam olarak öğrenmekle kalmam?ş ayn? zamanda modern bilgiler konusunda da derin görüş sahibi olmuştur. Hemen hemen kendi kendini eğitmiş olmas?na rağmen, engin bilgisi ansiklopedik düzeydedir. Din ve felsefe, sanat ve bilim ya da siyaset ve ekonomik konusunda ileri sürdükleri her türlü şüpheyi dağ?tmak için en etkili bir şekilde kullanm?şt?r. Yazd?ğ? yüzden fazla kitap ve broşürle, ?slam'?n her yönünü en spesifik detay?na kadar göstermekle kalmam?ş, ayn? zamanda özel hayat?yla insanlara söylediklerini nas?l uygulamaya koyduğunu göstermiştir. ?slamiyet'in geçmişteki ve şimdiki tüm gerçek hizmetçileri, gibi, kendini bu işe adam?ş, kendini düşünmeyen, korkusuz ve ahlâk timsali bir kişi olarak yaşam?şt?r. Mevdudi sadece kendini ?slam'a vakfetmekle kalmam?ş, han?m?n?, alt? oğlunu ve üç k?z?n? da ayn? yola çekmiştir. Han?m? uzun y?llar Pakistan'da Cemaat-i ?slami'nin kad?nlar kolu başkanl?ğ?n? yapm?şt?r. Muhterem han?m? da sadece iyi bir ev han?m? ve anne değil ayn? zamanda boş zamanlar?n?n çoğunu Kur'an ve Hadis çal?şmakla geçiren ve evinde toplanan han?mlara dersler veren bir kişiydi. En büyük oğlu Ömer Faruk Tercümanu'l Kur'an'?n bas?m?nda ve babas?n?n yapt?ğ? diğer çal?şmalarda yard?mc? olmuştur. Diğer tüm çocuklar? ailelerine karş? itaatkar, çal?şmalar?n? destekleyen, iman sahibi, zeki ve hem ?slamî, hem de modern konularda öğrenim görmüş kişilerdi.
    Her öğleden sonra, Mevdudi ?slam hakk?nda ve ?slam'?n ulusal ve uluslararas? olaylarla ilgisi konusunda kendisiyle tart?şmaya gelen her yaştan insanlarla evinde halka oluştururdu. Mevdudi ayr?ca dünyan?n her yerindeki Müslümanlardan ve de ?slam hakk?nda daha çok şey öğrenmek isteyen gayr?-Müslimlerden gelen mektuplara cevap yazmak için hayli zaman?n? da ay?r?rd?.
    Kutlu ?slam yolunda çok çetin ve s?k?nt?l? mücadelelerden sonra bu mübarek insan 22 Eylül 1979 günü, 77 yaş?nda iken bütün ?slâm alemini büyük üzüntüye boğarak bu fani alemden göçtü. Allah (c.c.) ona Rahmet etsin.
    Tefhim-ul Kur'an
    Konu Kur'aniyyun tarafından (17.12.07 Saat 20:22 ) değiştirilmiştir.
    الحمدلله على نور الايمان والقرآن

  10. #10
    Ehil Üye tevhid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    .....
    Mesajlar
    1.097

    Standart

    kardes tekrr k?zmazsan?z kaynak sorabilir miyim acaba?

    Sus gönlüm!.


    Bir elif miktari sus.Az kaldi bahara

    Sus gönlüm!.

    Sebepler var edilinceye kadar.Bahaneler olusuncaya,birbirimizin

    nasibi oluncaya kadar sus...


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Seyyid Kutup
    By edep in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 48
    Son Mesaj: 06.10.09, 17:56
  2. Kutup Nedir?
    By Lebid24 in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 115
    Son Mesaj: 31.07.09, 07:48
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28.11.08, 12:25
  4. Nur Talebelerinin Mevdudi R.A'le Anısı
    By sinang in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 30.07.08, 10:13
  5. Mehdi Konusu(Mevdudi rh.a)
    By sinang in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 27.11.06, 16:19

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0