Farkında mısınız? Bizim çocukluğumuzdaki hutbeler ve vaazlar ile günümüzdeki hutbe ve vaazlar çok farklılaştı. Halbuki din, aynı din.
O zamanlar “mü’minler kardeştir, doğuda bir mü’minin ayağına tiken batsa onun acısını batıdaki bir mü’min duyacak” denirdi. Mü’minler birbirlerinin dostu idiler, Yahudi ve Hıristiyanlar dost edinilmeyecekti. Onlara benzemeye çalışılmayacaktı ve hakeza.
Ne olduysa oldu, bir hoşgörü meselesi ortaya çıktı. Hutbeler, vaazlar, peygamberimiz s.a.v’in hayatından örnekler vererek ballandıra ballandıra dinimizdeki engin hoşgörüden bahseder oldular. Allah’ın nasıl bağışlayıcı ve affedici olduğunu sık sık dile getirdiler. Hoş görünün adeta temsilcisi durumunda olan Mevla Hz.lerini öne çıkardılar, uluslar arası sempozyumlar vs.
Bunlara bir de “hizmet ediyoruz” diye ortaya çıkanlar eklendi. “maddi cihad zamanı geçmiştir, şimdi manevi cihad zamanıdır” dediler. “Biz nefsimizle büyük cihad dayız” diye de eklediler. Haydi çık bakalım işin içinden.
Hani.. ahir zaman fitnesi deniyordu ya.. İşte ‘ahir zaman fitnesi’ budur. İnsan ne yapacağını şaşırıyor.
Önce şunu diyelim: Rabbimiz bizleri düşman bombalarından, ülkemizi düşman işgalinden korusun. Bunun ne demek olduğunu şimdi işgal altındaki Müslümanlar çok iyi bilirler. Bizim nesil bilmese de dedelerimiz de çok iyi biliyorlardı da onun için demişlerdi “Domuzdan post, gavurdan dost olmaz” diye. Amma şimdiki nesil bunu bilmiyor. Rabbim, bizi ve ülkemizi muhafaza etsin.
Aslında dinimiz bir bütündür. Her durumda nasıl davranılacağını, şahısların vazifelerini, devletin vazifelerini, düşmanla barış zamanı nasıl muamele edileceğini, savaş zamanı neler yapılacağını, en küçük işlerimize kadar tespit etmiştir. Bazı durumlarda peygamberimiz s.a.v neler yapmış olduğuna hep beraber bakalım.
Bir gün Peygamberimiz s.a.v İslam’a davet için bir elçi gönderdi, onlar ise bu elçiyi öldürdüler. Bunun üzerine peygamberimiz s.a.v onlara savaş açtı. Evet, onları hoş görmedi.
İhanet ettikleri için beni kurayza Yahudilerinden 700 erkeği kılıçtan geçirtti ve kadınları ve çocuklarını esir aldı. Onları hoş görüp affetmedi.
Zina eden bir kadını recm ettirdi. Onu ‘Allah nasıl olsa affeder’ diyerek hoş görmedi. Bunun örnekleri pek çoktur.
Şimdi, günümüzde Müslümanların üzerlerine bomba yağarken, milyonlarca Müslüman öldürülürken hutbelerde, dini vasıflı toplantılarda hoşgörüden bahsetmek nasıl oluyor? Hani doğuda bir müslümanın ayağına tiken batsa batıdaki bir Müslüman onun acısını hissedecekti.
Kardeşim, küçücük bir çocuğa bir tokat atsanız, oda size karşılık vermeye çalışır. Şimdi söyleyin, milyonlarca Müslüman öldürülürken yapılacak şey onları hoş görmek midir? Bakın Rabbimiz ne buyuruyor:
“Ey Peygamber! İnkarcılarla ve iki yüzlülerle savaş, onlara karşı sert davran.Tahrim suresi 9”
“Kendilerine ‘savaştan elinizi çekin, namaz kılın zekat verin’ denenleri görmedin mi?” Nisa Suresi 77
“Mü’minler mü’minleri bırakıp kafirleri dost edinmesinler.” Ali İmran Suresi 28
“Ey inananlar! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin.” Maide Suresi 51”
Bu konularda pek çok ayet vardır. Ve bize düşen dinimiz ne diyorsa öğrenip öylece kabul etmek ve elimizden geldiği kadar da onları tatbik etmeye çalışmaktır. Yoksa yarın ahirette yakamızı zor kurtarırız. merhaba gazetesi Selahattin ALTINTAŞ GERÇEKTEN COK ÖNEMLİ BİR TESPİT