+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 13

Konu: Kur'an'daki Ayet Sayısı 6666?

  1. #1
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Kur'an'daki Ayet Sayısı 6666?

    Kuran ayetlerinin sayısı hakkında tam bir mutabakat yoktur. Bunun bazı sebepleri vardır:

    1- Ayetlerin tamamında veya kur'anın umumunda herhangi bir sıkıntı yoktur. Yani Kur'anın tamamı bellidir. Fakat alimler arasında ayet sayısında bir görüş ayrılığı mevcuttur. Şöyleki, Kur'anı açtığınızda ayetlerin yerini tayin eden yuvarlak işaretler vardır. İşte bazı alimlere göre, bu iki yuvarlak arasındaki ifadeler ayettir. Fakat bazı alimlere göre, bu iki yuvarlakların aralarındaki ifadelerin bazısı bir ayet değil, iki veya daha fazla ayettir. Bu görüş ayrılığından dolayı, ayet sayısında farklılık olabilir. Yoksa Kur'anın tamamında veya ayetlerin kendilerinde herhangi bir anlaşmazlık veya terslik söz konusu değildir.

    2- Her besmelenin ayrı ayrı ayet sayılıp sayılmayacağı da ihitlaf sebeplerinden biridir. Her surenin başındaki besmele tek tek birer ayet midir, yoksa tek bir ayet midir.

    3- Ayrıca, Kuranda bulunan “durmayınız” anlamına gelen “LA” işaretinin olduğu yerlerin de birer ayet sayılıp sayılmayacağı.

    Bu nedenlerle Kuranın bir harfinde bile değişiklik olmadığı halde, ne kadar ayet olduğu konusu tam netlik kazanmamıştır. Elinizde bir kitap olsa kaç parağraf veya cümleden meydana geldiği sorulsa değişik anlayışlara göre farklı rakamlar çıkacaktır. Bu anlayış farklılığı kitabın azalacağı veya fazlalaşacağı anlamına gelmez. İşte Kuran da esas olarak içindeki her şey ile meydandadır. Ancak değerlendirme farklılığından rakamlar da farklı çıkmaktadır.

  2. #2
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Kuranın yazılışı ve zamanımıza kadar gelişini anlatan şu yazıyı da okumanızı tavsiye ederiz.

    Allah'ın son mukaddes kitabı, bütün insanlığa İlâhi fermanı olan Kur'an, 23 senede âyet âyet, sûre sûre nazil olmuştur. Peygamber Efendimiz kendisine nazil olan âyet ve sûreleri yanında bulunan sahabelerine okur, sahabeler de onu ezber ederler, bir kısmı da yazardı. Bundan ayrı olarak, Peygamber Efendimizin vahiy kâtipleri vardı. Bunlar nazil olan âyetleri ve sûreleri özel olarak yazmakla vazifeli idiler. Gelen âyet ve sûrenin nerede yer alacağı, Kur'an'ın neresine gireceği de bizzat Peygamberimize Cebrail (A.S.) vasıtasıyla bildiriliyor, o da vahiy kâtiplerine tarif ederek, gerekeni yaptırıyordu. Böylece Hz. Peygamberin sağlığında Kur'an'ın tamamı yazılmış, nereye neyin gireceği belli olmuştur. Aynca Cebrail (A.S.) her Ramazanda gelir, o güne kadar nazil olmuş âyet ve sûreleri Peygamberimize yeni baştan okurdu.

    Efendimizin vefatından evvelki son Ramazanda Hz. Cibril yine gelmiş, ancak bu sefer Kur'an'ı Peygamberimizle iki sefer okumuşlardı. Birinci sefer Hz. Cibril okumuş, Peygamberimiz dinlemiş; ikinci seferde ise Peygamberimiz okumuş, Hz. Cibril dinlemişti. Böylece Kur'an son şeklini almıştı.

    Bununla beraber, Hz. Peygamber'in sağlığında Kur'an, henüz müstakil bir cilt hâlinde bir araya toplanmış da değildi. Sayfalar halinde Sahabeler arasında dağınık olarak bulunuyor, hafızalarda ezberlenmiş halde duruyordu. Fakat neyin nereye gireceği gayet kesin ve net şekilde bilinmekteydi.

    Nihayet Hz. Ebû Bekir'in hilâfeti zamanında görülen lüzum üzerine Zeyd bin Sâbit'in başkanlığında vahiy kâtiplerinden ve kuvvetli hafızlardan müteşekkil bir komisyon kuruldu. Kur'an'ın bir cilt hâlinde bir araya toplanma işi, bu komisyona havale edildi. Ashabdan herkes, elinde yazılı bulunan Kur'an sayfalarını getirip bu komisyona teslim ettiler. Hafızların ve vahiy kâtiplerinin elbirliği ile çalışmaları sonunda sayfalar, sûre ve âyetler Peygamberimizin tarif ettiği şekilde yerli yerine kondu. Böylece Kur'an, Mushaf adıyla tek kitab hâline getirilmiş oldu.

    Artık Kur'an için unutulma, kaybolma, tahrif ve tebdile uğrama diye bir şey söz konusu olamazdı. Zira aslı, Hz. Peygambere gelen şekliyle eksiksiz ve noksansız şekilde tesbit edilmişti.

    Hz. Osman zamanında görülen lüzum üzerine, bu Mushaftan yeni nüshalar çoğaltılıp çeşitli memleketlere gönderildi.
    Bugün elde mevcut olan Kur'anlar, işte bu Kur'an'dan çoğaltılmıştır.

    Kur'an tesbit edilişindeki sağlamlık itibariyle, diğer ilâhi Kitablardan farklı olarak, hiçbir tahrifat ve değişikliğe uğramadan vahiy mahsulü olan şekliyle tesbit edilip ortaya konmuş; 1400 senedir de muhafaza edilerek gelmiştir. Bunda, Kur'an'ın edebî icaz ve i'câzının, yani, ezberleme kolaylığının hiçbir insan sözüne benzememesinin ve söz olarak hiçbir taklidinin yapılamamasının, edebiyatve belagatına erişılememesinin ve zaptında a'zamî titizlik gösterilmesinin büyük rolü olduğu kesindir. Fakat asıl sebeb, Kur'an'ı Cenâb-ı Hakk'ın hıfz ve himayesine alması, onu kıyamete kadar lâfızve mânâ bakımından bir mu'cize olarak devam ettirmeyi taahhüd etmesidir. Nitekim Kur'an'da şöyle buyurulur: «Muhakkak ki bu Kur'an'ı biz indirdik ve onu koruyacak, muhafaza edecek, devam ettirecek de biziz.:.» (Hicr, 9).

    Bugün yeryüzündeki bütün Kur' anlar aynıdır. Hiçbir farklılık ve değişiklik yoktur. Ayrıca milyonlarca hafızın ezberinde bulunmakta, her an milyonlarca dil ile kırâet edilip okunmaktadır. Bu özellik, Kur'an'dan başka herhangi bir beşeri kitaba nasib olmadığı gibi, semavi kitablardan hiçbirine dahi nasib olmamıştır. Allah'ın son kelâmı, hükmü kıyamete kadar baki ezelî fermanı olan Kur'an'ın, böyle eşsiz bir makam ve ulvi bir şerefe nail olması da, elbette zaruri ve lüzumludur.

    Kaynak: Mehmed Dikmen, İslam İlmihali, Cihan Yayınları, İstanbul, 1991, ss. 94-97.
    Selam ve dua ile...

  3. #3
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Üstad'ın kanaati

    Aziz, S?dd?k, Hakikatl?, âhiret kardeşlerim ve ciddî ve kuvvetli arkadaş?m!
    Kur'ân-? Hakîmin baş hâşiyelerinde, âyât-? Kur'âniyenin adedi alt?bin alt?yüz altm?şalt? olmakla, envâr-? Kur'âniye ve hakikat-? Fürkaniye eyyâm-? şer'iyye ile alt?bin alt?yüz altm?şalt? sene kadar, küre-i arzda hükmü cereyan edeceğine işaret ettiğine dair sualinize, o vakit zihnim başka yere müteveccih olduğu için, izahl? cevap veremedim. Sonra bana ihtar edildi ki: (Âs?m'?n suâli ehemmiyetlidir, cevap ver.) Ben de o ihtâra binâen, iki esasla bir parça izah edeceğim:

    Birinci Esas: Nas?l ki (Nur-u Muhammedî Aleyhissalâtü vesselâm) ve hakikat-? Ahmediye, divan-? nübüvvetin hem fâtihas?, hem hâtimesidir. Bütün enbiya onun asl-? Nurundan istifaza ve hakikat-? dininin neşrinde onun muînleri ve vekilleri hükmünde olduklar? ve Nur-u Ahmedî (A.S.M.) cebhe-i Âdem'den, tâ zât-? mübarekine müteselsilen tezahür edip neşr-i Nur ederek, intikal ede ede tâ zuhûr-u etemle kendinde cilveger olmuştur.

    Hem mahiyet-i kudsiyyet-i Ahmediye, Risale-i Mi'racda isbat edildiği gibi, şu şecere-i kâinat?n hem çekirdek-i aslîsi, hem en âhir ve en mükemmel meyvesi olduğu gibi, öyle de Hakikat-? Kur'âniye zaman-? Âdem'den şimdiye kadar, Hakikat-? Muhammediye (A.S.) ile beraber, müteselsilen enbiyalar?n suhuf ve kütüblerinde nurlar?n? neşr ederek, gele gele tâ nüsha-i kübrâs? ve mazhar-? etemmi olan, Fürkan-? Azîmüşşan sûretinde cilveger olmuştur.


    Bütün enbiyan?n usûl-ü edyanlar? ve esas-? şeriatlar?, hulâsa-i kitablar? Kur'ânda bulunduğunu, ehl-i tedkik ve ehl-i hakikat ittifak etmişler. Bu s?rra binaen zaman-? fetret mutlaka ihraç edildikten sonra, rivayet-i meşhure ile zaman-? Âdem'den tâ k?yâmete kadar, eyyam-? şer'iyye ile tâbir edilen yedibin seneden, fetret-i mutlakan?n zaman? tarh edildikten sonra alt?bin alt?yüz altm?şalt? sene kadar, din-i ?slâm?n s?rr?n? neşr eden hakikat-? Kur'âniye, küre-i arzda ayr? ayr? perdeler alt?nda neşr-i envar edeceğine, âyât?n adedi işaret ediyor demektir. Barl Lahk.


  4. #4
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Peygamberimiz “Ben insanlığın ikindi vaktinde geldim.” buyuruyor. Diğer bir hadisinde ise “Benim ümmetimin ömrü 1500 seneyi pek geçmeyecek.” buyurmuş. Günün dörtte ya da beşte biri olan ikindiden akşama kadar ki vakti 1500 yıl kabul ettiğimizde, insanlığın ömrünün 6000 - 7500 yıl arasında olduğu ortaya çıkar. Diğer bir meşhur hadis rivayetinde ise bu açıkça ortaya konmuştur: “Adem'den kıyamete kadar insanlığın ömrü yedi bin senedir.” Görüldüğü gibi bu üç hadis birbirini teyit etmekte ve tamamlamaktadır. Muhbir-i Sadık olan Peygamberimizin (s.a.v.) ahirzamanla ilgili verdiği haberler bir bir çıkmaktadır.
    Selam ve dua ile...

    http://www.sorularlaislamiyet.com/su...ow_qna&id=3253

  5. #5
    Vefakar Üye mislimya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    317

    Standart

    bunu bu hadisleri ilk kezduydum

  6. #6
    Ehil Üye alanyali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Alanya
    Mesajlar
    2.491

    Standart

    Acizizfakiriz kardeş burada güzel bi konuya değinmişsin..ne zamand?r kafam? kurcalayan bi konuydu bu..S?ras? gelmişken burda ortaya soray?m bari?Bu hadis-i şerifleri biliyorum.7000 y?l meselesi.. ?mam-? Rabbani mektubat?nda da bunu zikrediyor..Risale-i nur da geçiyor mu bu?
    Mesela fosil bilimciler baz? insan fosilleri buluyorlar..insan eşyalar?..mağara resimleri felan..Bunlar?n yaş?n? aç?klarken çok uçuk rakamlar veriyorlar..1 milyon y?l gibi,bilmem kaç milyon y?l yaş?nda diye rakamlar veriliyor..Şimdi burada fosil bilimciler mi yan?l?yor yoksa rivayetlerde sakl? bir bilgi mi var acaba ..Siz ne düşünüyorsunuz?


    cehennem ağzını açmış, bekliyor; cennet ise ağuş-u nazdaranesini açmış, gözlüyor.

  7. #7
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Alıntı alanyali Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bu hadis-i şerifleri biliyorum.7000 yıl meselesi.. İmam-ı Rabbani mektubatında da bunu zikrediyor..Risale-i nur da geçiyor mu bu?
    Mesela fosil bilimciler bazı insan fosilleri buluyorlar..insan eşyaları..mağara resimleri felan..

    Alıntı acizizfakiriz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    Bu sırra binaen zaman-ı fetret mutlaka ihraç edildikten sonra, rivayet-i meşhure ile zaman-ı Âdem'den tâ kıyâmete kadar, eyyam-ı şer'iyye ile tâbir edilen yedibin seneden, fetret-i mutlakanın zamanı tarh edildikten sonra altıbin altıyüz altmışaltı sene kadar, din-i İslâmın sırrını neşr eden hakikat-ı Kur'âniye, küre-i arzda ayrı ayrı perdeler altında neşr-i envar edeceğine, âyâtın adedi işaret ediyor demektir. Barl Lahk.

    bu şekilde geçiyor ve üstad isbat ediyor..

  8. #8
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Kardeşim kabenin yaş? 1 milyon olabilir mi?

  9. #9
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Alıntı alanyali Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Acizizfakiriz kardeş burada güzel bi konuya değinmişsin..ne zamandır kafamı kurcalayan bi konuydu bu..Sırası gelmişken burda ortaya sorayım bari?Bu hadis-i şerifleri biliyorum.7000 yıl meselesi.. İmam-ı Rabbani mektubatında da bunu zikrediyor..Risale-i nur da geçiyor mu bu?
    Mesela fosil bilimciler bazı insan fosilleri buluyorlar..insan eşyaları..mağara resimleri felan..Bunların yaşını açıklarken çok uçuk rakamlar veriyorlar..1 milyon yıl gibi,bilmem kaç milyon yıl yaşında diye rakamlar veriliyor..Şimdi burada fosil bilimciler mi yanılıyor yoksa rivayetlerde saklı bir bilgi mi var acaba ..Siz ne düşünüyorsunuz?
    7000 seneden maksad adem as ta kıyamete kadar ..insan alemi yaşayacak demektir..

    insan yaratılmadan önce mevcudat vardı..

    yani ..insan alemininin yaşayacağı zaman dilimidir 7000 sene..yoksa bütün bitkilerin ve hayvanların ve diğer varlıkların yaşadığı zaman dilimi değildir..

    başka yerde üstad güneş için diyor bir milyon seneden fazla yaşayan tabiri vardır..

    arife bu yeter sanırım
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  10. #10
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    İnsanlığın ömrü 7000 sene olup, insanlığın da Kur'an ve Muhammed (a.s.m)'ın nuruyla hakiki manasına kavuştuğunu, diğer kitapların ve peygamberlerin aslında onların nurundan lemaan ettiklerini, fetret dönemlerinin mahsup edildikden sonra hakiki insanlığın 6666 sene kadar bu dünyada hakim olduğunu, genelde ise 7000 sene insan denen mahlukun yeryüzünde yaşadığını üstadımız barla lahikasında anlatmıştır....

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. 7 Sayısı...
    By Garip_Maznun in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 22
    Son Mesaj: 30.03.09, 21:43
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28.06.08, 19:32
  3. Online Sayısı
    By nâme-i nur in forum İstek, Öneri ve Forum Yardımı
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 22.11.07, 09:44
  4. 11 Sayısı ve İlginc Tesadüfler?
    By mana_iharfi in forum Mizah
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 16.10.06, 07:47
  5. Gezegen Sayısı 9 mu, 12 mi?
    By HakanBa in forum Gündem
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 18.08.06, 18:12

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0