+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 8 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 73

Konu: Hüsn-ü Zannın Sınırları

  1. #1
    Müdakkik Üye nurçi38 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    759

    Standart Hüsn-ü Zannın Sınırları

    Üstâd Bedîüzzamân'ın, "Hüsn-i zanla me'muruz! (Sünûhât, Tulûât, İşârât 25) cümlesinin îzâhı hakkındadır.

    Bazı kişiler şöyle der: Müslüman, herkese hüsn-i zan sâhibi olmalıdır.Zira,Müslümanın kalbi safî ve temizdir. Herkesi kendi âyinesinde temiz görmelidir. Bu sebeble zahiren Müslüman görünen ve bilhassa ba'zı zamanlarda muttaki görünen kişilere i'timâd etmeli ve İslâmiyyet'e Ters düşen bütün hâl ve hareketlerini hoş görmelidir ve bu İslâmiyyetin bir şiârıdır.

    Cevaben deriz ki: İslâm Dîninde mü'minler hakkında hüsn-i zanda bulunmak, sû-i zandan sakınmak esâstır. Ancak, ulemâ-i İslâm, ba'zı durumlarda sû-i zanda bulunmanın haram olmayıp câiz olduğunu gelecek âyet-i kerime ve hadîs-i şerîflere dayanarak beyân etmişlerdir. Cenâb-ı Hak Hucûrât sûresinin 12. âyet-i kerîmesinde şöyle buyurmaktadır:


    يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثِيرًا مِنْ الظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ إِثْمٌ



    "Ey îmân edenler! Zannın çoğundan sakınınız. (Mü'minler hakkında zahir delile mukarin olmaksızın kötü zanlarda bulunmayınız. Zîrâ, bu, haramdır, caiz değildir.)

    Çünkü, şübhe yok ki zannın ba'zısı günâhı mûcibtir. (Bir dîn kardeşi hakkında hılâf-ı hakikat bir zanda, bir fenalık isnadında bulunmak büyük bir ma'siyyettir, uhuvvet-i dîniyye esâsına muhaliftir. Fakaf ba'zı zanlar caizdir. Onlar günâh değildir. Kendisinde salâh-ı hâl emânete riâyet, adâb-ı şer'ıyye ile ittisal görülmeyip, gayr-ı meşru' şeyleri alenen yaptığı görülen bir şahıs hakkındaki' sû-i zan gibi.”( Hucurât, 12, Ömer Nasûhi Bilmen, Kur'ân-ı Kerîm'in Türkçe Meâl-i Âlîsi Ve Tefsiri)

    İstisnalar Çoğalırsa Kaide Olur...


  2. #2
    Müdakkik Üye nurçi38 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    759

    Standart

    "el-Bahru'1-Muhît" adl? tefsirde bu âyet şöyle îzâh edilir:

    "Siz, zann?n?za göre amel etmeyiniz. Allah (cc.) size zandan sak?nmay? emreder. Tâ ki, birileri, düşünmeden ve mes'eleye tam vâk?f olmadan, hangi zan hak, hangi zan bât?l olduğunu tam temyiz etmeden zanna cür'et etmesin.

    "Ayet-i kerîmede yasaklanan zan, ba'z? zanlard?r ki, onun günâh olduğuna kesin hükmedilmiştir. Evet, bir çok zan vard?r ki, ba 'z? emareler ona kuvvet verdiğinden günâh say?lmaz. Meselâ; bir adam şübheli işlerle meşgul oluyor, aç?k bir şekilde habîs şeyleri irtikâbediyorsa, onun hakk?nda sû-i zan edilebilir, içki sat?lan dükkanlara girip ç?kmak, şark? söyleyen kad?nlarla sohbet etmek, tüysüz gençlere bakmak vb. Bu emareler, o adam hakk?ndaki zann?n iyi olmad?ğ?n? kuvvetlendirir. ?şte bu kişiler hakk?nda sû-i zanda bulunmak günâh değildir. Biz bu adam?, içki içerken, zina ederken, parlak gençlerle oynarken görmesek dahi, yine hakk?nda sû-i zan caizdir. Fakat, zahiren sâlih olan bir inşân hakk?nda (delilsiz) sû-i zanda bulunmak caiz değildir."( el-Bahru'1-Muhît)

    Kurtubî bu âyetin tefsirinde şöyle der:

    'Bu âyette nehyedilen zan, mü 'minler hakk?nda töhmette bulunmakt?r. Dînde sak?ncal? ve nehyedilen zan, onu gerektiren bir sebeb bulunmayand?r. Meselâ, bir adam?n zina ettiğini veya şarap içtiğini gerektiren bir hâl ve emare bulunmad?ğ? halde, onun hakk?nda zina yapt?ğ?n? ve şarap içtiğini düşünmek gibi. Dînde sak?n?lmas? gereken zanlar, hakk?nda onu doğrulayan bir emare ve şübhe bulunmayan zanlard?r. Fakat, hakk?nda onu doğrulayan emare ve şübhe-ler bulunan zanlar haram değildir. "

    Hasan-i Basrî der ki:

    "Biz öyle bir as?rda yaşad?k ki; insanlar hakk?nda sû-i zan haram idi. Şimdi sen öyle bir zamanda yaş?yorsun ki; amelini işle ve sükût et. ?nsanlar hakk?nda istediğini düşün. "(Tefsir-i Kurtubi)

    İstisnalar Çoğalırsa Kaide Olur...


  3. #3
    Müdakkik Üye nurçi38 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    759

    Standart

    "Rûhu'l-Meânî" adl? tefsirde bu âyet-i kerîme hakk?nda şöyle denilmektedir:

    "Günâhlar? aç?ktan işlemeyen ve zahiren ehl-i salâh görünüp, dîn ve diyanette emînlik vasf? kendisinde görülen kimse hakk?nda sû-i zan beslemek haramd?r. Amma birkimse, onun hakk?nda insanlar?n şübhelerini uyand?racak işlerle meşgul olursa ve kötülükleri aç?ktan işlerse, meselâ şarab?n sat?ld?ğ? dükkânlara girip ç?karsa, şark? söyleyen fâcire kad?nlarla sohbette bulunursa, tüysüz ve parlak gençlere devaml? nazar ederse, işte bu kimsenin şarap içtiği, zina ettiği ve gençlerle oynad?ğ? görülmese bile bu kimse hakk?nda sû-i zan edilebilir ve bu nev'i zanlar günâh değildir.

    "Kişinin, insanlar?n şüphelerini uyand?racak işlerle meşgul olmayan ve kötülükleri aç?ktan işlemeyen mü'minler hakk?nda irâde ve ihtiyar?yla sû-i zanda bulunmas? ve mucibince amel etmesi haramd?r. Eğer bu zan, kişinin ihtiyar ve iradesiyle olmazsa, fiiliyata geçirmediği, ya 'nî ihtiyar? olmadan hakk?nda sû-i zan beslediği kimseyi hakir görmediği ve onun hakk?nda zannettiği şeyleri halka söylemediği sürece bir vebali yoktur.

    "Bir kimsenin, insanlar?n şübhelerini uyand?racak işlerle meşgul olmayan ve kötülükleri aç?ktan işlemeyen kişi hakk?nda kendi nefsini korumak için ihtiyar?yla sû-i zanda bulunmas?; onu başkalar?na anlatmamak şart?yla caizdir. Meselâ; bir mü 'minin, bir kimse hakk?nda, 'Her an bundan bana zarar gelebilir, bu adam bana kötülük yapabilir' endişesini taş?mas? ve bundan dolay? ona karş? tedbirli davranmas? caizdir. Nitekim haberde vârid olmuş ki:

    "'Emniyyet ve tedbîrin bir bölümü de sû-i zand?r.'

    "Ya 'nî kişi, kendisini güvenceye almak için başkalar?na anlatmamak şart?yla, insanlardan her an bana kötülük gelebilir' düşüncesiyle onlardan gelebilecek zararlara karş? tedbirli davranabilir."

    İstisnalar Çoğalırsa Kaide Olur...


  4. #4
    Müdakkik Üye nurçi38 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    759

    Standart

    Taberânî'nin rivayet ettiği haberde ise Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

    "Sû-i zan ile, insânlardan gelebilecek zararlardan korununuz,"(Ruhu’l Meani, Alusi)

    Müfessir ve müctehidlerin Kur'ân ve hadîslerden istifâde ettiği bu beyândan anlaş?l?yor ki; sû-i zan, her zaman ve her yerde haram değildir. Kişinin dünyâ ve âhiretini muhâfaza etmesi için ba'zan sû-i zanda bulunmas? caizdir ve hattâ bu dînimizin emridir.

    Evet, ?slâm Dînî, her şeye bir mîzân ve bir k?stas getirdiği gibi, bu mes'eleye de bir ölçü getirmiştir. Çünkü, şerîat-? ?slâmiyye s?rât-? müstakimdir. ?nsân?n bütün ef âl, akvâl ve ahvâlini ifrat ve tefritten muhafaza edip hadd-i vasat üzere istikâmete sevk etmiştir. Her şeyin ifrat ve tefriti muz?rd?r.

    Meselâ kişi dâima havf ve recâ, ya'nî korku ve ümîd ortas?nda bulunmal?. ?kisinden herhangi birisi ifrat veya tefrit mertebesinde olsa s?rât-? müstakimden ç?kar ve ak?beti zarard?r. Eğer bir kişide korku ifrat mertebesinde, ümîd ise tefrit mertebesinde olsa; o kişi ye'se düşüp rahmet-i ?lâhiyye'den ümîd keserek rahmetten mahrum kal?r. Eğer korku tefrit mertebesinde, ümîd ise ifrat mertebesinde olsa; o kişi, rahmet-i ?lâhiyye ile mağrur olup azâb-? ?lâhî'ye ma'rûz kal?r.

    Aynen bunun gibi; zahiren Müslüman görünen insanlar, gizli kötü ahlâk sahibi olabilir. Hattâ, nîfâk ve h?yanet gibi en kötü ahlâklar? da taş?yâbilir. Bundan dolay? mü'min, Müslümanlara karş? hüsn-i zan ve sû-i zan ortas?nda bulunmal?d?r ki, gizli kötü ahlâk sahibi olan kimselerden gelebilecek zararlardan kendisini koruyabilsin. Eğer bu dengeyi sağlamay?p bunlardan ifrat veya tefrit mertebesinde bulunsa s?rât-? müstakimden ç?kar ve ak?beti zarard?r.
    Konu nurçi38 tarafından (01.11.07 Saat 22:00 ) değiştirilmiştir.

    İstisnalar Çoğalırsa Kaide Olur...


  5. #5
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    55
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Muhterem,bizler de daha önce "Su-i zan nedir?" başl?ğ? alt?nda bu konuyu işlemeye çal?şm?şt?k.Tamamlay?c? olmas? dileğiyle linkini veriyorum.

    http://www.risaleforum.com/vb/showthread.php?t=10200

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  6. #6
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Alıntı nurçi38 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    "Hasan-i Basrî der ki:

    "Biz öyle bir as?rda yaşad?k ki; insanlar hakk?nda sû-i zan haram idi. Şimdi sen öyle bir zamanda yaş?yorsun ki; amelini işle ve sükût et. ?nsanlar hakk?nda istediğini düşün. "(Tefsir-i Kurtubi)
    ?nsanlar hakk?nda istediğini düşün ? ? ?
    Bu cümleye kat?lm?yorum .

    Evet islam dininde , kişi amale dökmedikçe günah? içinden geçirmekle günahkar say?lmaz hatta o günah? işlemediği için sevap dahi al?r . Fakat bu hal asla insanlar hakk?nda içimizden hergeçeni ki '' her '' kelimesinin dahilinde olan karalamalar yada haklar?nda iftiralar beslememize cevaz vermez.

    Kişi öyle bir makama gelir ki o makamda b?rak?n g?ybeti söz ile etmeyi kalbinden dahi geçirmesi ile makam?ndan sukut eder . O makam içinden dahi insanlar hakk?nda hakikat-i hale münafi olan düşünce ve iftiralar beslemeyi kald?rmaz , sebeb-i sukut olur .

    Mesele hakk?nda Bediüzzaman ' ?n Risale-i Nur külliyat?nda verdiği ölçüler o kadar aç?k ki ; istikamette Külliyat harici başka bir Mürşid ' e ihtiyaç b?rakm?yor , Elhamdülillah
    Konu gulsah tarafından (31.10.07 Saat 22:56 ) değiştirilmiştir.

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  7. #7
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Alıntı gulsah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Mesele hakkında Bediüzzaman ' ın Risale-i Nur külliyatında verdiği ölçüler o kadar açık ki ; istikamette Külliyat harici başka bir Mürşid ' e ihtiyaç bırakmıyor , Elhamdülillah
    Yukarıdaki cümle '' su-i zan '' meraklılarını heyecana getirmesin , Başka bir mürşide ihtiyaç bırakmıyor derken maksad bu zamanın ihtiyaçlarını karşılamayan tefsirleri kast ettim yoksa yegane Mürşidimiz Kuran - sünnet ve Risale-i Nur ' dur
    Ben söyliyim de

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  8. #8
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Alıntı gulsah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İnsanlar hakkında istediğini düşün ? ? ?
    Bu cümleye katılmıyorum .

    Evet islam dininde , kişi amale dökmedikçe günahı içinden geçirmekle günahkar sayılmaz hatta o günahı işlemediği için sevap dahi alır . Fakat bu hal asla insanlar hakkında içimizden hergeçeni ki '' her '' kelimesinin dahilinde olan karalamalar yada haklarında iftiralar beslememize cevaz vermez.

    Kişi öyle bir makama gelir ki o makamda bırakın gıybeti söz ile etmeyi kalbinden dahi geçirmesi ile makamından sukut eder . O makam içinden dahi insanlar hakkında hakikat-i hale münafi olan düşünce ve iftiralar beslemeyi kaldırmaz , sebeb-i sukut olur .

    Mesele hakkında Bediüzzaman ' ın Risale-i Nur külliyatında verdiği ölçüler o kadar açık ki ; istikamette Külliyat harici başka bir Mürşid ' e ihtiyaç bırakmıyor , Elhamdülillah
    Güzeldi.. Teşekkürler. Ben de aynı düşüncedeydim lakin ....

  9. #9
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Alıntı acizizfakiriz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    lakin ....
    ?
    Abi tefekkürlerinizden çok istifade ediyoruz , ' lakin ' den sonrası mesele ile alakadar başka bir nokta ise lütfen paylaşın belki bir eksikliğimiz tamamlanır yada yanıldığımız bir noktayı fark eder düzeltmiş oluruz .

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  10. #10
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Alıntı gulsah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ?
    Abi tefekkürlerinizden çok istifade ediyoruz , ' lakin ' den sonrası mesele ile alakadar başka bir nokta ise lütfen paylaşın belki bir eksikliğimiz tamamlanır yada yanıldığımız bir noktayı fark eder düzeltmiş oluruz .
    Yok öyle bir şey. Siz son noktayı koymuşsunuz..Benim ki bir tedbir anlamındaydı..anlıyacağınızı umarım..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Hüsn-i Aşk
    By gamze-i_dilruzum in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 31.01.14, 13:43
  2. Hüsn-ü Zannın Aşırısı Allah'a Şirk Koşmakmıdır?
    By HüZnÜ HaZan in forum Beyin Fırtınaları
    Cevaplar: 26
    Son Mesaj: 13.01.10, 16:04
  3. Kinayenın Sınırları Nelerdir?
    By Gül-ihamra in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 19
    Son Mesaj: 08.09.08, 21:17
  4. Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 23.11.07, 14:06
  5. Hüsn-ü Zan
    By aşur in forum Şiirler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 28.09.07, 09:55

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0