+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5

Konu: Sevgililerin Buluşma Anı

  1. #1
    Ehil Üye delailinnur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    1.368

    Standart Sevgililerin Buluşma Anı

    ?nsan Namaza durduğu an Kainat? Temsil Ediyor
    Kainat?n hülasas?,özü insand?r.KUR'AN'?n özü ise Fatiha'd?r.Bütün kainatta yap?lan,ALLAH'A karş? ibadetlerin özü ise Namaz'd?r.Kainat?n özü olan insana,KUR'AN'in özü olan Fatiha ile,bütün ibadetlerin özü olan Namaz emredilmiştir.Yani ALLAH insana öyle bir şey emrediyor ki mahiyetine bak?n,insan namaza durduğu an kainat? temsil ediyor.Dilinde ise KUR'AN'I temsilen Fatiha ve yapm?ş olduğu ibadet ise ALLAH'A karş? yap?lm?ş bütün ibadetleri kaps?yor.Ve bu surette RABB'?N?N huzurunda duruyor,ve o namaz?n içinde Ettehiyyatü lillah diyor..?şte ALLAH'A karş? insan ancak vazifesini namaz k?l?p içinde Fatiha'y? okumakla ifa edebilir.Yoksa bu kadar hadsiz nimetlere karş?,insan üzerine düşen şükrü yerine getiremeyecek..?nşaALLAH,namaz k?larak bizler bu vazifemizi üzerimize insani olarak konuşan bu görevimizi yerine getirmiş olacağ?z..(Amiiin..inş..)

    (Dost TV'nin Değerli ?lim Dostlar?ndan UĞUR AKKAFA'n?n paylaş?m?ndan al?nt?d?r.)RABB?M EBEDEN RAZI OLSUN...)
    Konu delailinnur tarafından (20.10.07 Saat 00:51 ) değiştirilmiştir.
    İlaçların en hayırlısı KUR'AN'dır!

    Şüphesiz ALLAH ve Melekleri Peygambere
    Salat ederler.Ey İman Edenler,siz de O'NA
    Salat edin ve tam bir teslimiyetle O'NA Selam verin.(Ahzab-56)
    "İlmi, amel için öğreniniz. Çokları bunda yanıldı. İlimleri dağlar gibi büyüdü, amelleri ise zerre gibi küçüldü."
    İbrahim bin Edhem (r.a.)

  2. #2
    Müdakkik Üye nurçi38 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    759

    Standart

    Fatiha iki kısımdan müteşekkildir:

    Birincisi, الْحَمْدُ لِلَّهِ 'tan başlayıp إِيَّاكَ نَعْبُدُ ye kadar olan

    kısımdır. Bu kısımda gâibâne muamele vardır.

    Namaza duran mü'min, Fatiha'nın bu birinci kısmını okumakla, o gaybî Zâtın saltanat ve rubûbiyyetini gösteren eserlerini seyreder ve o saltanat-ı rubûbiyyetin mehâsinini i'lân eder.

    Yâni, şu kâinatın Sâni'-ı Zülcelâl'inin kendisi görünmüyor, fakat asarı ile kendisini zîşuûra bildiriyor. İşte inşânın, asara bakarak tefekkür etmek suretiyle müessir-i hakikiyi bulup tavsif ve ta'rîf etmesine "gâibâne muamele" denilir, işte Fâtihâ-i Şerîfe'nin إِيَّاكَ نَعْبُدُ ye kadar olan kısmı, inşânın şu gâibâne muamele suretindeki vazifelerini beyân etmektedir.

    Fâtihâ'nın evvelindeki besmele ve namaza ait diğer dualar, ezan ve kamet de bu gâibâne muameleye dâhildir ve onun mukaddimeleri hükmündedir.

    إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ den i'tibâren ikinci kısımda ise "hâzırâne mükâleme"de, yâni eserlerden geçip, Ma'bûd-i Zülcelâl'in huzuruna çıkıp, O 'nü görür gibi doğrudan doğruya O'na hitâb ve dua etmek ve şuûnatına karşı ubûdiyyetle mukabelede bulunmak mevcûddur.

    Fatiha hakkındaki şu hadîs-i kudsî bu hususa işaret etmektedir:

    "Allâhü Teâlâ şöyle buyurur:

    'Namazı (Fatiha'yi) kulumla kendi aramda ikiye böldüm. Kuluma istediği verilecektir. ' (Bir rivayette de, 'Onun yarısı Benim, yarısı da kulumundur ' şeklinde gelmiştir.)

    Kul, الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
    deyince; Allah, 'Kulum Bana hamdetti ' buyurur.

    Kul, الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِdeyince; Allah, ' Kulum Beni sena etti' buyurur.

    Kul, مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِdeyince; Allah, ' Kulum Beni temcîd etti (yüceltti) ' buyurur.

    Kul, إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
    deyince; Allah, 'Bu Benimle kulumun arasındadır. Kuluma istediği verilecektir' buyurur.

    Kul, اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَdeyince; Allah, "Bu kulum içindir. Kuluma istediği verilecektir' buyurur." (Sahih-i Müslim)

    İşte Fâtihâ'nın gâibâne ve hâzırâne olmak üzere iki kısımdan ibaret olması gösteriyor ki, inşânın Cenâb-ı Hakk'a karşı ubûdiyyeti iki tarzdadır. Birisi, gâibâne muamele, diğeri hâzırâne mükâleme...

    Gâibâne muamelede, inşânın birinci vazifesi, şu kâinattaki asarda görünen saltanat-ı Rubûbiyyetin mehâsinini görüp i'lân ederek, o saltanatın dellâllığını yapmaktır.


    "Rubûbiyyet", her şeyi yavaş yavaş kemâline kavuşturmaya denir.

    Yâni, Rabbü'l-Âlemîn, kâinatı tekâmül kânununa tâbi' tutarak, her şey için bir kemâl noktası ta'yîn etmiş ve her şeyi o kemâl noktasına yavaş yavaş kavuşturmaktadır.

    Rabbü'l-Âlemin'in bu rubûbiyyeti, şerîksiz, muinsiz ve öyle ihatalıdır ki, saltanat derecesindedir.

    Evet kâinata baktığımızda görüyoruz ki, bir çekirdekten tâ kâinatın hey'et-i mecmuasına kadar umûm mevcudat, münferiden ve müctemian bu kânûn-i tekâmüle tâbi'dir.

    Evet, rubûbiyyet-i İlâhiyye, bir çekirdeği terbiye ederek tedricî olarak tekâmül ettirip, neticede dal, budak, yaprak, çiçek ve meyve veren bir ağaç hâline getirdiği gibi; umûm kâinatı dahi aynı rubûbiyyet kanunuyla halk edip tekâmül kânununa tâbi' tutmuştur.

    Zîrâ, şecere-i kâinatın çekirdek-i aslîsi, Nûr-i Muhammedi aleyhissalâtü vesselâm'dır. Sonra Sâni'-ı Zülcelâl, o çekirdeği tekâmül kânununa tâbi' tutarak kâinatın şu şekl-i hâzırını vücûda getirmiştir. Bu mevzu "Mi'râc Risâlesinde îzâh edilmiştir. Müracaat edilebilir..

    Elhâsıl: Cüz'î-küllî her şey, bu kânûn-i rubûbiyyet ile yaratılmış ve tedbîr edilmektedir. Bu rubûbiyyet ise, saltanat derecesindedir. Yâni şeriksiz, muinsiz ve ezelden ebede kadar her şeyi ihata etmiştir. Her şeyin idare ve tedbiri bizzat O’nun elindedir.

    İşte insanın vazifesi, saltanat-ı uzma mertebesindeki şu rububiyetin mehasinine bir temaşager olup, tekbir ve tesbih ile o saltanat-ı Rububiyetin dellallığını ifa etmek ve namazın ezkar ve hareketleri ile hususan Fatiha ile bahusus , الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ile bu vazifeyi yapmaktır.

    Zira, “Rabbül Alemin” tabiri, Cenab-ı Hakk’ın hem Rububiyetini hem de o rububiyetin saltanat derecesinde olduğunu ifade etmektedir.

    İstisnalar Çoğalırsa Kaide Olur...


  3. #3
    Ehil Üye _ŞuA_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    A'raf
    Yaş
    28
    Mesajlar
    1.430

    Standart

    Sonu olmayan arzulara meftun ve her şey kendisini müteessir Edebilecek Kadar hassas olan insanın ihtiyaçlarını karşılayacak ve bitmek bilmeyen sıkıntılarını ve düşmanlarını bertaraf edecek tek Zât, hiç şüphesiz Kudret ve Rahmeti sınırsız olan Hakk Teâlâ ’dır.

    Cenab-ı Hakkın huzuruna çıkmak için en güzel kapı ise namazdır. Namaz, mü’minin miracıdır.

    Mü’min, namazı Cenneti kazanmak için kılmaz; daha önce kendisine verilen hudutsuz nimetlerin şükrünü eda etmek için edâ eder. Ama Yüce Yaratıcı o kadar Rahmet ve Kerem sahibidir ki, namazını edâ eden kullarına fazlından Cenneti de ihsan eder.

    Namaz bir ağaç ise çekirdekleri tekbir, tesbih ve şükürdür.

    Namaz, tesbîh, ta’zim ve hamd manalarını ihtiva eder.

    Bunun için namazın her rüknüne“Sübhân”, “Elhamdülillâh” ve “Allâhüekber” mübarek kelimeleri serpiştirilmiş ve bu mukaddes kelimeler namazın sonundaki tesbîhâtın esasları olmuştur.

    Namaz, Celâl sahibi yaratıcı tarafından her yirmi dört saat zarfında tayin edilen vakitlerde manevî huzuruna yapılan bir davettir.


    Kulun ezelî misakta Rabbine verdiği sözü yerine getirmesidir.

    Fatiha, nasıl Kur’an’ın fihristi hükmünde ise namaz da diğer bütün ibadetleri ihtiva eden harika bir fihrist gibidir.

    İnsan namaz kılarak oruç, zekat, hac gibi ibadetleri de temsîlen yapmış olur. Yani namazda yemek ve içmekten uzak durarak orucu, kıbleye yönelerek haccı, bedenen hareket ederek ve zamanını vererek zekatı bir nebze îfâ etmiş olur. Aynı zamanda hayvanların, bitkilerin ve diğer varlıkların ibadetlerini de namazında temsil ederek yeryüzünün halifesi olduğunu ilan eder.


    Bu yönüyle namaz, bütün varlıkların ibadetlerinin mukaddes bir haritası gibidir.



    HER BİR NAMAZ VAKTİ: MÜHİM BİR İNKILAP ZAMANI

    Namaz vakitleri gelişigüzel değildir. Beş vakit namaz hem mü’minin zamanını düzenler hem de ona insan, dünya ve kâinatın ömründeki önemli bazı hadiseleri hatırlatır.
    Meselâ sabah namazı vakti ( fecr ), bahar mevsimini, insanın anne karnına düşmesini ve yerlerin ve göklerin altı günde yaratılışını hatırlatır.
    Öğle namazı vakti ( zuhur ), yaz mevsimine, hem gençlik zamanına, hem de dünyanın ömründe insan devrine işaret eder.
    İkindi namazı vakti ( asr ) güz mevsimini, ihtiyarlık vaktini, dünyanın ömründe ise âhir zaman peygamberi (asm)’ın asr-ı saadetini hatırlatır.
    Bu yönüyle mahzun ama tatlı bir vakittir ikindi vakti.
    Akşam namazı vakti ( mağrib ), hem güz mevsiminin sonunu, hem insanın ölümünü, hem de kıyametin kopmasını hatırlatır. İnsanı gafletten uyandırır, ikaz eder.
    Yatsı namazı vakti ( îşâ ’) ise gündüz âleminin tamamen geceye dönüşmesini, kış mevsiminin beyaz kefeni ile tüm yeryüzünü örtmesini, vefat etmiş bir insanın arkada bıraktıklarının ölümünü, imtihan yeri olan dünyanın tamamen kapanmasını hatırlatır.
    Gece vakti teheccüd ise kabir karanlığında ve berzah kışında ne kadar faydalı ve lüzumlu bir ışık olduğunu kılana hissettirir.


    Namaz, lâhûtî lezzetle beraber İlâhî bir izzet verir insana. Rabbine yönelmenin verdiği huzur ile birlikte Onu razı edememe tedirginliğinin tatlı telaşını yaşatır.

    Seccade sandıkları gözyaşı akçeleriyle dolar bu yüzden. Hatta bazen olur ki, sahabelerin namazlarında olduğu gibi, sadece baş gitmez secdeye; tüm hisler, bütün zerreler rükû eder, secdeye giderler.

    Onun için ayağına ok saplanan Hz. Ali (kv), “Namaza durayım, öyle çıkartın!” demiştir.

    Onun için Hz. Eyyûb el-Ensârî (ra) namazdayken yanında bir duvarın yıkıldığını duymamıştır bile.

    Onun için Abbad bin Bişr (ra) Zâtü’r-Rika gazvesinde kendisine saplanan üç oka rağmen “Öyle bir sûre okuyordum ki bölmek istemedim!” demiş ve namazını bozmamıştır.


    Namaz onlar için beşinci mevsimdir

    çünkü. Namaz , insan için Kâinâtın Sultanı ile yapılan bir görüşmedir

    çünkü… Namaz , latif, Nazif bir vazife; aziz, leziz bir hizmettir

    çünkü. Namaz, kabirde gıda ve ziyâ, mahşerde senet ve berat, sıratta nûr ve Burak’tır çünkü…

  4. #4
    Ehil Üye _ŞuA_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    A'raf
    Yaş
    28
    Mesajlar
    1.430

    Standart

    emeğine sağl?k...

  5. #5
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Allah (c.c),Kainat ve Hz. Muhammed (a.s.m) üçgeni; namazla, vicdan?n irtibat? sağlamas?yla kurulur..

    Çok teşekkürler

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Ankara'da "Nur"lu Buluşma
    By istikamet in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 20.03.08, 13:45
  2. Bildiklerimizle İlim Kuşağında Buluşma
    By Ehl-i telvin in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12.01.08, 21:22
  3. Evrensel Buluşma Noktası
    By mikail in forum Tavsiye Edilen Siteler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.07.07, 13:30
  4. Kırşehir'de Nurlu Buluşma
    By Ebu Hasan in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 24.03.07, 17:06

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0