+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 ve 7

Konu: İtikaf Günleri İçinde Bulunuyoruz

  1. #1
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart İtikaf Günleri İçinde Bulunuyoruz

    Allah Resulü’nün (asm) içinde itikâfa girdiği mübarek günlerden geçiyoruz. Bire binlerce sevabın yazıldığı, yılın en hususî ibadet günlerini yaşıyoruz. Hayır, hasenat, ibadet ve salih amel adına attığımız en küçük bile olsa her adımımıza nazar eden Yüce Rabb’imiz, içinde bulunduğumuz bu günlerde, bizim bir adımımız için günahlarımızı bağışlıyor, bir yönelişimiz için bizi merhametine erdiriyor, bir teveccühümüz için bizi rızasına nail kılıyor.

    Ramazanın son on günü geldiğinde, namaz kılınan bir mescitte ibadet için itikâf niyetiyle inzivaya çekilmek sünnet-i müekkededir. Peygamber Efendimiz (asm) Medine’ye hicretten sonra her yıl Ramazanın son on gününde itikâfa çekilir, bütün geceyi ve gündüzleri ibadetle ihyâ ederdi. Resûl-i Ekrem’le (asm) birlikte mübarek hanımları da hâne-i saadetlerinin bir odasında itikâf yaparlardı. Hazret-i Âişe validemiz (ra) Ramazanın son on günü Peygamber Efendimiz’in (asm) itikâfa girdiğini, ibadetle meşgul olduğunu, ailesini namaz için uyandırdığını ve hanımlarından uzak kaldığını belirtir.

    İtikâf lügatte bir şeye devam etmek demektir. Dinî bir terim olarak ise itikâf, ezan okunan ve kamet getirilen bir mescitte, bir camide veya ibadet yapılan bir mabette itikâf niyeti ile ikamet etmekten ibarettir. Ramazanın son on günü geldiğinde itikâfa girmenin hükmü, sünnet-i müekkededir.

    İtikâf kifâî nitelikte bir sünnet-i müekkededir. Yani bir beldede itikâf sünnetini bir Müslüman yerine getirdiğinde diğer Müslüman’lardan bu mes’uliyet kalkar.

    Büyüklerden meşhur Ata der ki: “İtikâfa giren kimse, büyük bir zatın kapısında oturup, ‘İhtiyacımı almadıkça buradan ayrılmam!’ diyen bir ihtiyaç sahibine benzer. Çünkü o da, Cenâb-ı Hakk’ın bir mabedine girmiş ve ‘Beni affetmedikçe buradan ayrılıp gitmem ya Rabbi!’ diyor.”

    Cenâb-ı Hak, “Mescitlerde itikâfa girdiğiniz zaman kadınlarınıza yaklaşmayın. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Onlara yaklaşmayın”1 âyetiyle, itikâfa girilecek yerin “mescit” veya mescit hükmünde bir mabet olması gerektiğini bildirmiştir.

    Kadınlar, evlerinin bir odasını mescit hâline getirerek, orada itikâfa girebilirler.


    İtikâfın şart ve rükünleri;
    1- Niyet yapılmalıdır.
    2- Gündüzü oruçlu olmalıdır.
    3- İtikâf bir mescitte yapılmalıdır.
    4- İtikâfa niyet eden Müslüman olmalı ve dinî emirler hususunda mükellef bulunmalıdır.


    Hanefîlerden İmam Ebû Yusuf’a ve Malikîlere göre itikâfın en az süresi “bir gün”dür. İmam Muhammed ile Hanbelîlere göre itikâfın en az süresi, kişiye bağlı olarak “bir andır”. Şafiîlere göre ise itikâfın en az süresi “Sübhânallah” diyebilecek kadar bir zamandan biraz fazla olmalıdır.

    Demek oluyor ki bir Müslüman, Ramazanın son on günü girdiğinde, itikâf niyetiyle, bir mescitte veya bir camide, “bir an” veya “Sübhânallah” demek süresinden daha fazlaca beklerse, bu sünneti îfâ etmiş olur. Bir diğer ifadeyle, bir Müslüman, Ramazanın son on günü içerisinde bir mescide vakit namazı kılmak için girerken aynı zamanda “vakit namazı kılma süresince” itikâfa niyet etse, namazı kılıp camiden çıkarken bu sünneti ihyâ etmiş olarak çıkar.

    Sünnet-i Müekkede olan itikâfın en çok süresi ise, Ramazanın sonuna denk getirmek sûretiyle on gündür. Eğer aralıksız on gün itikâfta bulunmaya niyet edilmemiş ise, bu günlerde istenilen vakitlerde itikâf yapılabilir. Meselâ yalnız gündüzlerde veya bu günlerin belli vakitlerinde itikâfta bulunmaya niyet etmek sahihtir.

    Aralıksız on gün süreyle itikâfta bulunmaya niyet eden birisi, bu süre içinde mecbur kalmadıkça itikâf yaptığı mescitten çıkmaz. Yalnız zarurî bir ihtiyacı için çıkar ve hemen geri döner. İtikâf süresince hanımına yaklaşmaz.

    Ramazanın son on günü içerisinde itikâfın sünnet-i müekkede olmasının hikmeti, Kadir Gecesini ihyâ etmektir. Çünkü Kur’ân’ın beyan buyurduğu gibi, bin aydan daha hayırlı2 olması hasebiyle Kadir Gecesi, gecelerin en faziletlisidir. Kadir Gecesinin, Ramazanın son on günü içerisinde bulunduğu hususunda kuvvetli görüş birliği vardır. İtikâfın bu geceye rastlamasının feyiz ve sevabı hadsiz ve hesapsızdır.

    İtikâfta bulunan kişi, Kur’ân-ı Kerim, hadîs ve ilim okumak veya okutmakla meşgul olmalı, dînî ve îmânî eserler okumalı, zikir yapmalı, namaz kılmalı, tefekkür yapmalıdır.

    İtikâf süresince hayırdan başka bir şey konuşmamalıdır. Günah ihtivâ etmeyen sözleri ve kelimeleri konuşmasında bir beis yoktur. Dünya meşgalelerinden sıkılan ruhumuzun, hususî vakitlerde bütün zamanını ibadete ve tefekküre ayırması, önemli bir ruhî teneffüs ve istirahat olarak değerlendirilmelidir.

    Kadir Gecesinin de Ramazanın son on gününde bulunduğunu hesaba katarsak itikâfa girmek hususunda mümkün olan fırsatları değerlendirmek ve bu ibadeti ifa için imkânlarımızı yoklamak, hiç şüphesiz mühim bir Sünnet-i Seniyyenin ihyâsına vesile olacaktır.

    Dipnotlar: 1- Bakara Sûresi, 2/187 2- Kadir Sûresi, 97/3

    Süleyman KÖSMENE

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


  2. #2
    Ehil Üye canan** - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    1.018

    Standart

    Hanefîlerden ?mam Ebû Yusuf’a ve Malikîlere göre itikâf?n en az süresi “bir gün”dür. ?mam Muhammed ile Hanbelîlere göre itikâf?n en az süresi, kişiye bağl? olarak “bir and?r”. Şafiîlere göre ise itikâf?n en az süresi “Sübhânallah” diyebilecek kadar bir zamandan biraz fazla olmal?d?r.

    ben bunu pek kavrayamad?m yani bir anl?k itikaf, "sübhanallah" tan biras daha fazla bir zaman..yani buna örnek verilebilir mi_?

    gerçi biz hanefiyis ama...
    Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz,
    Müjdeleyiniz,nefret ettirmeyiniz...
    hadis-i şerif

    Usandım, boşyere hep gitmeler, gelmelerden;

    Bırakın uyuyayım, yandım kelimelerden..

    n-f-k


  3. #3
    Vefakar Üye sadin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    39
    Mesajlar
    303

    Standart

    Oruçluyu bekleyen müjdeler
    Ramazan’? hakk?yla yaşamak… Her müslüman?n hedeflediği bir şey. Eğer bizim için de öyle değilse, dinimizi iyi anlamad?ğ?m?z ortaya ç?kar. Din, bizzat hayat?n kendisi olduğuna göre, bir müslüman?n hayat?ndaki en büyük gaye de yarat?c?s?n? kendinden raz? etmek olmal?d?r.

    ?şte, bu hedefi gerçekleştirmesinde, kişiye sunulan en büyük f?rsatlardan biri, belki de en büyüğü Ramazan ay?ndaki oruç ve diğer ibadetler, hay?rlar, hizmetlerdir. Hele karş?l?ğ? Sonsuz Merhamet Sahibi taraf?ndan özel olarak verilecek olan orucu, lay?k?yla tutmak, ulaş?lacak en büyük mutluluk ve R?za-i Barî s?rlar?ndan biridir.

    Oruç insana manevi/kalbi disiplini kazand?rd?ğ? için bir lütuf olarak Rabbimizden gelmiştir. Zira, manevi disiplini olmayanlar, niyet ve duygular?n? hay?r üzere disipline edemeyenler, kolayl?kla, hataya, günaha düşebilir ve zarara uğrayanlardan olurlar. Allah-u Zülcelal bu manaya şöyle işaret etmektedir: “Ey inananlar! Oruç, sizden öncekilere farz k?l?nd?ğ? gibi, Allah'a karş? gelmekten sak?nas?n?z diye, size de say?l? günlerde farz k?l?nd?.” (Bakara; 183)

    Başka bir ayet-i kerimede ise şöyle buyrulur: “Ramazan ay?, ki onda Kur'an, insanlara yol göstererek -yol gösterici ve doğruyu yanl?ştan ay?r?c? belgeler olarak- indirildi. Sizden bu ay? idrak eden, onda oruç tutsun; hasta veya yolculukta olan, tutamad?ğ? günlerin say?s?nca diğer günlerde tutsun.” (Bakara; 185)

    Yine, orucun diğer ibadetlere oranla, ne büyük müjdeler ve mükafatlar içerdiğini hadis-i şeriflerden anl?yoruz. Ebu Hureyre (rad?yallahu anhu) anlat?yor: Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) buyurdular ki: “Ademoğlunun her ameli katlan?r. (Zira Cenab-? Hakk'?n bu husustaki sünneti şudur) Hay?rl? ameller en az on misliyle yaz?l?r, bu yedi yüz misline kadar ç?kar. Allah Teâla Hazretleri (bir hadis-i kutsîde) şöyle buyurmuştur: "Oruç bu kaideden hariçtir. Çünkü o s?rf benim içindir, ben de onu (dilediğim gibi çok daha fazlas?yla) mükâfatland?racağ?m. Kulum benim için şehvetini, yiyeceğini terk etti."
    “Oruçlu için iki sevinç vard?r: Biri, orucu açt?ğ? zamanki sevincidir, diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağz?ndan ç?kan koku (ki buna ‘halûf’ denir), Allah indinde misk kokusundan daha hoştur.” (Buhari, Müslim)

    Ebu Said (ra)'den rivayetle Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Bir kul Allah yolunda bir gün oruç tutarsa, şüphesiz ki, Allah o bir günlük orucu sebebiyle yüzünü cehennem ateşinden yetmiş senelik mesafeye uzaklaşt?r?r.” (Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai)

    Efendimiz (sav) başka bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “Ramazan girdiğinde Cennet kap?lar? aç?l?r, Cehennem kap?lar? da kapan?r, bütün şeytanlar da zincire vurulurlar.” (Müslim)

    Ebu Hureyre (ra)den rivayetle Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: Hasen (ra)den rivayetle Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allah (azze vecelle) Ramaz?n?n her gecesinde alt? yüz bin cehennemliği azad eder. Ramazan?n son gecesi olunca, Ramazan ay? boyunca kurtulanlar?n toplam? kadar?n? daha azad eder.” (Beyhaki)

    Buradan da anlaş?l?yor ki, oruç ibadeti ve Ramazan ay?, diğer ibadetler ve aylara k?yasla bir hazine hükmündedir. Diğer zamanlardaki eksik ve hatal? yönlerimizi düzeltmek ve zararlar? telafi etmek için bulunmaz bir f?rsatt?r.

    Ramazan?n güzellikleri bilinseydi

    Zübdetü’l-Vaizin adl? kitapta geçtiğine göre Resulullah (sav) Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Bir kimse, Ramazan ay?n?n gelmesine sevinirse; yüce Allah, onun cesedini yakmay? cehenneme haram eder.”

    Kitapta müminlere müjde olarak şöyle bir rivayete de yer verilmektedir:
    “Ramazan hilali oluşmaya başlad?ğ? zaman, Arş, Kürsü, melekler ve bu tabakadan olanlar çağr?şmaya başlarlar ve şöyle derler: ‘Ne mutlu Muhammed ümmetine ki; Allah kat?nda onlar için ikram çeşidinden neler, neler haz?rland?!..’

    Bu arada güneş, ay, y?ld?zlar, havadaki kuşlar, sudaki bal?klar, yeryüzündeki her canl?, geceli gündüzlü onlar?n bağ?şlanmas?n? diler. Ancak, lânetli şeytanlar bunu yapmazlar. Sabaha ç?k?ld?kta, yüce Allah'?n bağ?şlamad?ğ? hiç kimse kalmaz. Bu arada, yüce Allah, meleklere şu emri verir: Ramazan ay?nda tesbihinizi, namaz?n?z? Muhammed ümmeti için yap?n.”

    Ramazan’a ait müjdelerden biri de cennetteki hurilerle ilgilidir. ?bn-i Abbas yolu ile gelen rivayete göre, Resulullah (sav) Efendimiz şöyle buyurmuştur; “Ramazan ay?n?n ilk günü geldiği zaman, Arş’?n alt?ndan bir rüzgar eser. Bunun ad?na Mesire derler.

    Bunun üzerine, cennet ağaçlar?n?n yapraklar? hareket etmeye başlar; bundan da güzel bir ses duyulur. O sesi duyanlar, ondan daha güzel bir ses duymam?şlard?r. Cennet hurileri, cennet ağaçlar?n?n yapraklar?ndaki hareketi görüp onlar?n ç?kard?ğ? tatl? sesi duyunca şöyle derler:

    - Allah'?m, bu ay içinde kullar?ndan bize ihsan eyle. Buna göre, her kim Ramazan ay?nda oruç tutarsa yüce Allah, o kimseye huri k?zlar?ndan birine zevce eyler. Hem de cennete has özel bir çad?r içinde...”
    Nitekim bu mana, yüce Allah'?n Kelâm-? Kadim'inde Rahman Suresi’nin 72. ayetinde şöyle anlat?ld?: “Gözleri zevcelerinden başkas?n? görmeyen çad?rlar içinde huri k?zlar? vard?r. Hemen her hurinin üzerinde yetmiş hulle vard?r; birinin rengi diğerini tutmaz. O huri k?zlar?ndan her birinin bir taht? vard?r; k?rm?z? yakuttand?r, inci süslemelidir. Her tahtta yetmiş minder vard?r; önünde de çeşitli yiyeceklerle donat?lm?ş yetmiş sofra vard?r. ?şte bütün bunlar, yaln?z Ramazan ay?nda oruç tutanlar içindir; diğer iyiliklerin sevab? ayr? verilecektir.”

    Bu konuda, evliyaullah?n keşif ve rüyalar? da bize bir ipucu vermektedir. Salihlerden Hafs-? Kebir dedi ki; Davud-u Taî (rahmetullahi aleyhi) şöyle anlatt?; “Ramazan ay?n?n ilk gecesi idi; beni uyku bast?rd?, uyumuşum. Cenneti gördüm; bir ?rmağ?n, incili yakutlu sahilinde oturmuşum.

    Birden cennet hurilerini gördüm; yüzlerinden parlayan nur güneş gibi idi. Kendimi tutamad?m: ‘Lâ ilâhe illallah Muhammedun Resulullah’ kelime-i tevhidini okudum. Bunun üzerine onlar da: ‘Lâ ilâhe illallah Muhammedun Resulullah’ kelime-i tevhidini okudular; sonra şöyle dediler: Biz, Ramazan ay?nda hamd edenlerin, oruç tutanlar?n, rüku edenlerin, secde edenlerin emrine haz?r?z.”

    Ramazanda cehennem ateşinden kurtulanlar

    Oruç tutan müslümanlar? bekleyen müjdeler öylesine çok ve öyle ferahlat?c?d?r ki, insan bu müjdeleri duyduğunda, hemen onlara ulaşmay? arzu etmektedir.

    Rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Cennette Reyyân denilen bir kap? vard?r. Bu kap?dan K?yamet Günü’nde yaln?z oruçlular girer. Onlarla birlikte başka kimse giremez. ‘Nerede oruç tutanlar?’ diye çağ?r?l?r ve oruç tutanlar oradan Cennete girdirilir. Sonuncusu da girdi mi, art?k kap? kapan?r ve o kap?dan bir daha kimse giremez.” (Buhârî, Müslim, Nesâî)

    Yine, Allah Resûlü (sav) buyurdu ki: “Ramazan Ay’?n?n ilk gecesi geldiğinde, şeytanlar?n ve cinlerin azg?nlar? bağlan?r. Cehennem kap?lar? kapat?l?r. Ve hiç biri aç?lmaz. Cennet kap?lar? aç?l?r ve hiçbiri kapanmaz. Bir çağ?r?c? şöyle seslenir: ‘Ey hay?r isteyen! Kollar?n? s?va! Ey şer isteyen! Vazgeç bu ayda şerden.’ Ramazanda Cehennem ateşinden kurtulan nice insan vard?r! Bu her gece böyle devam eder.” (Tirmizî)

    Bu kadar çok müjdenin verildiği bir konuda yap?lacak ihmal ve hatan?n da buna oranla büyük olmas? kaç?n?lmazd?r. Ümmetine karş? çok şefkatli olan Peygamberimiz (sav) Ebu Hureyre (ra)’dan gelen bir rivayette de orucu zaman?nda tutmayanlar? şöyle uyar?r. “Kim Ramazanda özürsüz ve hasta olmaks?z?n bir oruç yerse, bütün bir sene boyunca oruç tutsa onu kaza etmiş say?lmaz.” (Tirmizi, Ebu Davud, Nesai)

    Oruç tutarken gerekli adaplara uymayanlar? ise Alemlerin Fahri şu şekilde uyarmaktad?r: “Çok oruçlular vard?r ki onlar?n orucundan, onlara susuzluktan başka bir şey yoktur.” (Nesai)

    Bu yüzden; dedikodu, yalan, laf taş?ma, harama bakma gibi yayg?n günahlar?, en az?ndan Ramazan ay?nda tamamen terk etmeye çal?şmal?d?r. Aksi halde, oruç tutanlar için verilen müjdelere ulaşmak mümkün olmayacakt?r. Çünkü, usulüne uygun tutulmayan oruçtan sahibine bir fayda gelmeyeceğini, bizzat Allah’?n Resulü (sav) bize bildirmektedir.

    Ramazan’?n hakk?n? nas?l verebiliriz?

    Bu yazd?ğ?m?z ayet ve hadislerden Allah-u Zülcelal'in Peygamber Efendimiz (sav)’in ümmeti için vermiş olduğu Ramazan ay?nda ve Ramazan orucunda kullar için ne kadar büyük bir faziletin ve hay?rlar?n olduğu anlaş?ld?.

    Ramazan ay?, Allah'?n r?zas?na ulaşmak, cennet nimetlerini elde etmek ve cehennemden azat olmak için çok büyük bir delil ve vesiledir. Dikkat edersek, hadis-i şeriflerde geçtiği üzere Ramazan ay?, hakk?n? yerine getirenlere şefaat edecektir.

    Burada bizlere bir işaret vard?r. Onun ‘hakk?n? yerine getirmek’ çok k?sa bir cümle olduğu halde, alt?nda çok büyük manalar vard?r. Orucun hakk?n? yerine getirmek, Allah'?n bütün emir ve yasaklar?n? gözetmekle olur.

    Mü’minlerin, f?k?h kitaplar?nda yaz?l? olan emir ve yasaklar?; orucun farz, sünnet, mendup ve adaplar?n? yerine getirerek, Ramazan ay?n?n k?ymetini diğer aylar?n üzerinde tutmalar? ve onun k?ymetini daha fazla bilmeleri laz?m gelir. Peygamber Efendimiz (sav) bu ayda hay?rlar?n üzerine rüzgardan daha h?zl? giderdi.

    Kişinin Ramazanda diğer aylardan daha fazla ibadet yapmas? laz?md?r ki bu sayede Peygamber (sav)in şefaatine nail olsun, diğer aylara nazaran Ramazan ay?na daha fazla hürmet gösterdiği anlaş?ls?n ve hadis-i şerifte geçtiği gibi onu hakk? ile yerine getirenlerden olsun.

    Kişi Ramazan ay?nda ateşten azat olanlardan olmak için tövbe/istiğfar etmeli, Allah'a yalvarmal? ve ondan rahmetini istemelidir. Yoksa, ‘ben nas?lsa Ramazana girdim, o kişilerden oldum’ dememeli, zikir ve taat ile meşgul olup, Allah'?n rahmetini ve r?zas?n? talep ederek, ateşten azat olanlardan olmaya çal?şmal?d?r. Ancak böyle yapmakla ona lay?k olabilir.

    Allah-u Zülcelal'e ibadetin sevab?, Ramazan’da kat katt?r. Buna şöyle bir misal verebiliriz: Bir insan çuvala buğday doldurmak istediğinde, o buğdaylar dağ?n?k vaziyette ise tek tek doldurmak suretiyle belki günlerce, çuval? dolduramaz.

    Ama bir buğday kümesinin önünde ise çuval? hemen dolduracakt?r. Buğday kümesinin önündeki insan çuval? nas?l hemen doldurursa, Ramazan ay?ndaki insan da sevaplar? kat kat alarak, k?sa bir zamanda çok sevap kazanacakt?r. Diğer aylarda sevaplar? toplamak ise buna k?yasla buğday tanelerini tek tek toplamak gibidir.

    Bu Ramazan-? Şerifi hakk?yla yaşayabilmek, şefkat ve merhamet sahibi Rab’bimizin müjdelerine ulaşmak temennisiyle…

    Resulullah’?n dilinden Ramazan müjdeleri

    ?bn-i Abbas (ra)?n şöyle dediği anlat?lm?şt?r; Resulullah (sav)in şöyle buyurduğunu dinledim; “Eğer ümmetim, Ramazan ay?nda ne gibi iyilikler olduğunu bilmiş olsalard?; bütünüyle senenin Ramazan ay? olmas?n? isterlerdi. Şöyle ki;

    a) Bütün iyilikler, Ramazan ay? içinde toplanm?şt?r.
    b) Ramazan ay?nda işlenen taatlar (ibadet ve hay?r işleri) makbuldür.
    c) Ramazan ay?nda edilen dualar kabul görür.
    d) Ramazan ay?nda günahlar bağ?şlan?r.
    e) Ramazan ay?nda oruç tutanlar?; cennet şevkle, hevesle yollar?n? gözler.”



    Oruçlu Cennet’in beklediği kimselerdendir

    Revnak’ül-Mecalis adl? eserde geçtiğine göre, Resulullah (sav) Efendimiz bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur:

    “Cennet, şu dört kişiyi şevkle bekler:

    a) Kur'an okuyan?.
    b) Dilini koruyan?,
    c) Açlar? doyuran?,
    d) Ramazan ay?nda oruç tutanlar?.

  4. #4
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart

    Alıntı canan** Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hanefîlerden İmam Ebû Yusuf’a ve Malikîlere göre itikâfın en az süresi “bir gün”dür. İmam Muhammed ile Hanbelîlere göre itikâfın en az süresi, kişiye bağlı olarak “bir andır”. Şafiîlere göre ise itikâfın en az süresi “Sübhânallah” diyebilecek kadar bir zamandan biraz fazla olmalıdır.

    ben bunu pek kavrayamadım yani bir anlık itikaf, "sübhanallah" tan biras daha fazla bir zaman..yani buna örnek verilebilir mi_?

    gerçi biz hanefiyis ama...
    Burada anladığım kadarıyla ifade edilmek istenen itikafa girmenin külfetli bir iş olmadığı, kolaylaştırılabileceği ve böylece ehemmiyetidir. Aslında bir alt paragrafta açıklamış bu cümleyi. Tekrar alıyorum:

    Demek oluyor ki bir Müslüman, Ramazanın son on günü girdiğinde, itikâf niyetiyle, bir mescitte veya bir camide, “bir an” veya “Sübhânallah” demek süresinden daha fazlaca beklerse, bu sünneti îfâ etmiş olur. Bir diğer ifadeyle, bir Müslüman, Ramazanın son on günü içerisinde bir mescide vakit namazı kılmak için girerken aynı zamanda “vakit namazı kılma süresince” itikâfa niyet etse, namazı kılıp camiden çıkarken bu sünneti ihyâ etmiş olarak çıkar.


    *Bu arada İmam Muhammed de Hanefi imamıdır.

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


  5. #5
    Gayyur denizfeneri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    107

    Standart itikafa girmeye ne dersiniz?

    evet dostlar son on güne giriyoruz yarın.Efendimiz her ramazanın son on gününü itikafla geçirmiş.bu güzel sünneti uygulamaya var mısınız?
    nasıl dediğinizi duyar gibiyim.işimiz evimiz ne olacak değil mi?
    evet belki sürekli bir itikaf olamaz ama hiç olmazsa bir saatlik yarım saatlik ya da namaz kılmaya girerken,Kuran okumaya girerken odaya itikafa niyet ederek girelim;bu güzel sünneti uygulamış olalım inş.


    İ’tikâf, sözlük anlamı itibariyle “devam etmek, beklemek” demektir. Dini bir kavram olarak ise, “İbadet etmek için bir mescide veya mescid hükmündeki bir yere giderek orada durmaya devam etmek, beklemek” anlamına gelmektedir.[1]
    [1] Kadınlar, i’tikâfı evlerinde yaparlar.

    İ’tikâf, Rasûlullâh (s.a.v.)’in kadir gecesini ibadetle geçirebilmek gayesiyle Ramazanın son on gününde sürekli olarak yaptığı bir uygulamadır. Ümmü Seleme (r.a.) bu durumu şöyle anlatmaktadır: “Rasûlullâh (s.a.v.) önce Ramazanın ilk on gününde, sonra orta on gününde, sonra da son on gününde i’tikâfa girdi ve şöyle buyurdu: ‘Kadir gecesi bana onda (son on gün içinde) gösterildi, sonra unutturuldum.’ Daha sonra da ölene kadar son on günde i’tikâfa girmeye devam etti.”[2]
    [2] Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebîr, No: 994; Rûdânî, Cem’ul-Fevâid, II, 66 (No: 3076)
    İ’tikâfa Ramazanda olduğu gibi başka zamanlarda da girilebilir. İ’tikâfta kalınacak müddet için herhangi bir alt veya üst sınır söz konusu değildir. İ’tikâfa giren kimse mecbur kalmadıkça i’tikâf mahallinden ayrılmamalıdır. Aksi halde i’tikâfı sona erer. İ’tikâfla ilgili daha birçok hükümler vardır. Bunlar fıkıh ve hadis kitaplarından öğrenilebilir.
    İ’tikâfın birçok faydaları vardır. Bu faydalardan ikisi şunlardır:
    1. Allâh’a yaklaştırır: Belli bir süre için bir mescide kapanıp ibadetle meşgul olmak, dünyevi meşgalelerden sıyrılıp sadece ahirete yönelmek insanı Allâh’a yaklaştırır. Günahlarından temizlenmesine, sevaplar kazanmasına ve böylece cehennemden uzaklaşmasına vesile olur. Nitekim Rasûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kim bir müslüman kardeşinin işini görmek için çabalarsa, bu onun için on yıllık i’tikâftan daha hayırlıdır. Kim de Yüce Allâh için bir gün i’tikâfa girerse, Allâh onunla cehennem arasında üç hendek yaratır. Her hendeğin genişliği gökle yer arası kadardır.”[3]
    [3] Taberânî, el-Mu’cemu’l-Evsat, No: 7326; Münzirî, et-Tergîb ve’t-Terhîb (tercüme), II, 526 vd.
    2. Bilinç kazandırır: Bilindiği üzere insan, yaşadığı toplumdan etkilenen bir varlıktır. Bazen bu etkilenme çok yavaş gerçekleştiği için kişi bunun farkına varamayabilir. Kendisinin hiç değişmediğini düşünebilir. Gerçekten değişip değişmediğini anlayabilmesi için bir müddet toplumdan uzaklaşması ve kendisini yoklaması gerekir. Günümüzde her Müslümanın buna ihtiyacı vardır. Toplumun olumsuz etkilerinin ağırlık kazandığı ve Müslümanların zayıf olduğu şu modern çağda her bir müslüman kısa süreli uzletlerle iç muhasebe yapmak zorundadır. Dün, din çirkin gördüğü için benimsemediği bir davranışı bugün, çağın gereği diyerek benimseyen ve bilinci erozyona uğrayan müslüman, i’tikâf vesilesi ile kendi özüne dönmelidir.

  6. #6
    Ehil Üye Ahsen Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Mesajlar
    3.286
    Dil kılıncım her an bu şekeri kesmekle meşgul olsun. Muhammed'in(sav) eşsiz güzellikteki endamına salavat olsun.

    Hz. Peygamber'(sav)in gül yüzüne zaman zaman salavat getirmek, ölünceye kadar bana farz-ı ayn olsun.

  7. #7
    Ehil Üye Müellif-e - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Zindan-ı dünya'da bir garib yolcu
    Mesajlar
    4.073

    Standart

    Alıntı Meyvenin Zeyli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Burada anladığım kadarıyla ifade edilmek istenen itikafa girmenin külfetli bir iş olmadığı, kolaylaştırılabileceği ve böylece ehemmiyetidir. Aslında bir alt paragrafta açıklamış bu cümleyi. Tekrar alıyorum:

    Demek oluyor ki bir Müslüman, Ramazanın son on günü girdiğinde, itikâf niyetiyle, bir mescitte veya bir camide, “bir an” veya “Sübhânallah” demek süresinden daha fazlaca beklerse, bu sünneti îfâ etmiş olur. Bir diğer ifadeyle, bir Müslüman, Ramazanın son on günü içerisinde bir mescide vakit namazı kılmak için girerken aynı zamanda “vakit namazı kılma süresince” itikâfa niyet etse, namazı kılıp camiden çıkarken bu sünneti ihyâ etmiş olarak çıkar.


    *Bu arada İmam Muhammed de Hanefi imamıdır.
    Hanımlarda evlerinde boş bir odaya çekilerek itikafa niyet etse aynı sevabı alır mı?..
    Zira hanımların evlerinde yaptıkları ibadetleri daha makbul değil mi?

    Kadınlar, evlerinin bir odasını mescit hâline getirerek, orada itikâfa girebilirler.
    Konu Müellif-e tarafından (20.09.08 Saat 15:27 ) değiştirilmiştir.



+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Resulullah'ın (asm) Terketmediği Ramazan Sünneti: İtikaf
    By SeRDeNGeCTi in forum Hz. Muhammed (S.A.V)
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02.08.11, 13:31
  2. Ramazanın Son On Günü İtikâf Zamanıdır..
    By BEYAZ007 in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 17.09.08, 22:16
  3. İtikaf
    By zahide in forum Sahabeler ve Sünnet-i Seniyye
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 05.10.07, 14:58
  4. Hey Gidi Hizmet Günleri...
    By Ehl-i telvin in forum Klip, Video, Film ve Animasyon
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 21.07.07, 15:35
  5. İtikaf Günlerinde Bulunuyoruz
    By Meyvenin Zeyli in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 20.10.06, 08:54

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0