“Sağ eli sol el üzerine koyup bağlamak Hakk’ın huzurunda kulluğunu göstermeye işarettir. Ayrıca sağ eli sol el üzerine koymak, sol eli kötü iş yapmaktan yasaklamaktır. Zira sol el değersiz işleri yapmaya hasredilmiştir. Sol el taharet gibi necaseti yıkamakla vazifelidir. Hakikati şudur ki sağ el ahirete, sol el dünyaya ve yüz de Hakk’a işarettir. O halde sağ eli sol üzerine bağlamak iki cihanda dünyadan kesilip Hakk’a yönelmenin suretidir. Namaz kılanın kalbini ya dünyaya veya ahirete yöneltmesi hakiki yöne yöneltmesine manidir. Yani kulun hem içinin hem de dışının Hakk’tan başka şeylerden bağlantıyı kesmiş olması gerekir. Kimin manevi dünyası ve gönlü Hakk’a yönelmiş olursa zahirde eli ve ayağı boş işlerle uğraşmaktan kurtulmuş olur. İnsan kıyamda sağ elini sol el üzerine bağlarken beden diliyle iyiliği, adeleti, güzelliği; kötülüğe, zulme ve çirkinliğe tercih ediş kararlılığını gösterirken; gönül diliyle “Bizleri doğru yola hidayet et. Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet. Gazabına uğramışların ve sapmışların yoluna değil” (İhdina’s-sırata’l-müstekîm. Sıratallezîne en’amte aleyhim ğayril mağdubi aleyhim vele’d-dâllîn) diyerek Rabbinin ikramlarını nefsin ve insanların zulümlerine her zaman üstün tuttuğunu ifade eder. Böylece namazda beden diliyle; kalbin benimsediği sözel dil arasında çok belirgin ve kuvvetli bir bağ vardır.