Aile toplumun “ilk” okulu


Samsun’da gerçekleştirilen ‘Ailede Mutluluk’ isimli seminerde konuşan eğitimci Yasemin Yaşar, “Aile sevginin, şefkatin, fedakârlığın, affetmenin, erdemli olmanın tohumlarının atıldığı ilk yerdir” dedi.
Samsun’da gerçekleştirilen ‘Ailede Mutluluk’ isimli seminer, yoğun ilgiyle karşılandı.
İlknur Sezgin’in Kur’ân-ı Kerim tilâvetiyle başlayan programda konuşmacı eğitimci Yasemin Yaşar’dı. Sadece hanımlara mahsus olarak gerçekleştirilen seminere Samsun merkezi, ilçeleri ve çevre illerden yoğun katılım gerçekleşti.
Yaşar, konuşmasına, aile kavramını tanımlayarak başladı: “Aile, toplumun en eski, ancak eskimeyen ortaklığıdır. Müslümanın tahassüngâhı ve bir nevî cenneti ve küçük bir dünyasıdır. Ailede gereksiz, hikmetsiz hiçbir ittifak mevcut değildir. Bu yardımlaşma silsilesinin insanlık âlemindeki en önemli, en kıymetli halkası, ailedir. Aile toplumun bel kemidir. Bel kemiği zarar görürse, toplum felç olur. Çocuğun bir ömür boyu kullanacağı temel değerler ailede verilir. Aile ihtiyaçların giderildiği merkezdir. Nitekim bir insanın en önemli ihtiyaçlarından birisi sevildiğini bilmektir. Aile sevginin, şefkatin, fedakârlığın, affetmenin, erdemli olmanın tohumlarının atıldığı ilk yerdir.”
Daha sonra ailede ittifakın önemine değinen Yaşar, “Dünya, hikmetler dünyasıdır, meyve için ağaca, çocuk için evliliğe ihtiyaç vardır. Bu İlâhî kanuna eşler riayet ettikleri taktirde, nasipleri de varsa, kendilerine çocuk gibi bir emanet ikram edilecektir” diye belirtti.
“Kadın düzelirse, her şey düzelir; kadın bozulursa, her şey bozulur” diyen Yaşar, konuşmasına şöyle devam etti: “Asrın müceddidi, bu kadar çok anlam yüklenen bu kutsal birlikteliğin bozulmaya başladığını fark etmiş ve bu bozulmanın kadından başladığı tesbitini yapmıştır. Fıtrî olarak kadında şefkat, fedakârlık, affedicilik vasıfları vardır. Bu ulvî seciyeleri bozulmaktan kurtarmanın ve diriltmenin yolu daire-i İslâmiyedeki terbiyeden başka değildir. Ben şunu iddia ediyorum ki, erkek ne kadar serseri, ahlâksız, yolunu şaşırmış da olsa, bu vasıflara sahip ihlâslı bir kadın mümkündür ki, o erkeği yola getirebilir. Burada asıl olan vasıf samimiyet ve ihlastır. Yani asıl amacın Allah rızası olmasıdır. Günümüzde aile modellerine bakıldığında, kendisi olamamış, rolleri değişmiş, öncelikleri belirleyememiş, kısacası ne için aile kurduğunu sorgulamaktan aciz insanlar ordusu bulunmaktadır. Aile manzarasında bu çarpıklık artarken, çözüm önerisi olarak ne düşünülmektedir” diyen Yaşar, çözüm önerisini aileye hazırlık okulları, çocuğa hazırlık okulları olabileceği görüşünü dile getirdi.
Yaşar, evliliğe ve çocuğa hazırlık okullarının, ailelerin cehaletini ve törelerin olumsuz etkisini ortadan kaldırarak, henüz ruhsal ve bedensel gelişimini tamamlamadan evliliğe sürüklenen gençlerin, bu vesileyle daha sağlıklı aileler kurabileceğini belirtti.
Yasemin Yaşar, konuşmasında daha sonra şu tesbitlere yer verdi: “Aile içi iletişimde sorunları çözmede kişisel gelişimcilerin, aile içi iletişimcilerin sundukları ve peşinde oldukları modeller, aslında Asr-ı Saadet/asl-ı saadet uygulamalarından başkası değildir. Asr-ı Saadet, kadın, erkek, çocuk, komşu hatta bütün mahlûkatın hak ve hukukunun gözetildiği bir dönem olarak, dünya ahiret dengesi sağlanmıştır. Asr-ı Saadet gelince sağlıklı bireyler oluşmuş, aile yapıları ve böyle ailelerden meydana gelen birer toplum yapısı akla gelmektedir. Çünkü sağlıklı bireyler sağlıklı aileyi, sağlıklı aileler sağlıklı toplumu oluşturur. Bireyin önce kul olduğunu bilmesi, bütün hayatını düzene sokacak en birinci formüldür. Çünkü önce kul olduğunu idrak eden bir kadın; kocasına çocuklarına, çevresine, akrabalarına onların hak ve hukuklarını çiğneyerek kötü davranamaz. Yine önce kul olduğunu bilen bir erkek, kendisine emanet edilen eşi, çocukları, anne ve babalarına kırıcı, nezaketsiz davranmaz. Diğer bir husus; olaylara ben merkezli tepkiler yerine, ilişki merkezli tepkiler verebilmek için, birlikte yaşamayı öğrenmek gerektir. Bireyin burada birtakım psikolojik değişimleri kabullenmesi gerekir. Fakat önemli bir nokta bu değişimin nerede ve ne kadar yapılacağıdır. İşte bunun için bir bina düşününüz; taşıyıcı sistem olan kolonlar ve dış yapı binanın yüzde otuz-kırkını oluşturur. Bu sabittir, değiştirilemez. Geri kalan yüzde altmış-yetmişlik kısım sıva, boya ve tesisattır. Bu yüzde altmış-yetmişlik kısım binanın iskeletini bozulmadan değiştirebilir. İşte kişiliğimiz bu bina gibidir. Binanın temel mimari karakterini değiştirmeden yani başkalaştırmadan onu sürekli yenileyebiliriz. Nitekim ailedeki pek çok problem şahsiyet denilen bu ana iskeleti değiştirme çabalarından kaynaklanmaktadır. Oysaki olması gereken kişilik, şahsiyeti bozmadan değişimi gerçekleştirmektir.” Çocukların, aile saadeti üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu belirten Yaşar, seminerini şu cümlelerle bitirdi: “Hayatımızda ne kadar iman varsa, ne kadar Sünneti Seniyye varsa, o kadar saadet, o kadar mutluluk olacaktır.”

Şükran MENEK