+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 13

Konu: Evlilik Sofrasında, Mutluluk Yemeği

  1. #1
    Pürheves mirkat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    201

    Standart Evlilik Sofrasında, Mutluluk Yemeği

    Evlendiniz…
    Evlilik sofrasında mutluluk yemeğini yemek istiyorsunuz. Çünkü her evlenen genç bunu ister. Peki bunun için ne yapıyorsunuz? Parmağınızı bile oynatmadan eşinizin sizi mutlu etmesini mi bekliyorsunuz?

    Öyleyse boşuna beklersiniz. Siz beklerken mutluluk yanınıza uğramadan çekip, gider. Çünkü yemeği yemek için ocağa koymak gerek. Sofraya oturmak için sofrayı hazırlamak…

    Şayet yemeği ocağa koymak ve sofrayı hazırlamak zorunuza gider de masada beklerseniz yemekler kendiliğinden gelip önünüze dizilmez.

    Peki ne yapmanız gerek?
    Önce evlilik sofrasını açın. Mutluluk yemeğini itinayla pişirin. Pişen yemeği huzur tabaklarına koyun. Tabakların üzerine biraz tebessüm tozu dökün. Bardaklarınıza neşe meşrubatı doldurun. Vazonuzda birkaç tane saadet gülü bulundurmayı da ihmal etmeyin.

    Oda sıcaklığına gelince: Ne negatif enerjinizle donsun. Ne de sinir katsayınızla sıcaklığı otuzlara vursun.
    Lisan-ı haliniz bahar meltemi estirsin. Dudaklarınızdan dökülen kelimeler, temmuzda toprağı ferahlatan yağmur damlasına dönsün.

    Belki de söylenenler sanıldığı kadar kolay değil. Belki de "Söz uçup" gidiyor.Yazılanları uygulamaksa hayli zor oluyor.

    Çünkü kimi sofralar zor kuruluyor. Kimi mutluluk aşları zor pişiyor. Ocağı yakmak için bir hayli uğraşmanız, bayağı bir nefes tüketmeniz gerekebiliyor. Kimileri yemeklerinin üzerine dökülen tebessüm tozundan hoşlanmaz. Yemeğinin huzur tabağına konmasını istemez. Neşe meşrubatından nefret edenler bile var.

    Ya eşleriyle birlikte yemek yemeyenler, yemekten zevk almayanlar?
    Hangi tür mutluluk yemeği yaparsanız yapın sizinkini beğenmeyip, başkalarıyla aynı yemeği yemeğe bayılanlara ne demeli? Bu durum karşısında nasıl davranılmalı? "Haydi bana eyvallah, ben de kendime başka bir sofra arkadaşı bulurum" mu demeli? Böyle demek çözüm mü? Bir celsede bu kelimeyi söyleyenler, aradıkları arkadaşı bulabiliyorlar mı?

    Birazcık durun ve düşünün!..
    Yeni arkadaşınızın eski arkadaşınızla aynı karakterde olmadığını nereden bilebilirsiniz? "Ben onu tanıyamamışım. Bunu tanırım" derseniz yine yanılabilirsiniz. İsterseniz evlilik sofrasındaki mutluluk yemeğinin tarifini değiştirelim ve bir deneyelim. Yine evlilik sofrasını açın. Mutluluk aşının yanına biraz da sabır çorbası yapın. Zor da olsa üç beş tane kabuklu imtihan cevizi ekleyin. Çorbanızın üzerine siz sevmeseniz de eşinizin sevdiği acı baharatlardan oluşan bir karışımı kızgın yağda kavurarak dökmeyi unutmayın. Belki biraz ağzınız yanabilir. Mideniz kavrulabilir.
    Fakat sabır çorbasının bütün hastalıklara iyi geldiğini unutmayın.

    Karanlık gecelerin gündüze hamile oluğunu biliyorsunuz. Ben sabahı bekleyemem derseniz. Hiç bir sabahı göremezsiniz. Hiçbir güneşin muhteşem doğuşuna teşne olamazsınız.

    Sabaha kadar goncanın başında açılışını beklediği halde, sabrını tüketip sabaha yakın uykuya dalarak tomurcuğun açılışını göremeyen bülbül gibi olmayın. Her şeyin sancılı bir dönemi vardır. Anne o sancıları çekmese yavrusunu bu denli bağrına basamaz. İnsan dünyada sıkıntılara sabretmezse cennet de ona zevk vermez. Bir kalemde her şeyi silmek kolay. Deli bir adam bir kibritle bir evi yakıp kül edebilir.

    Unutmayın: "Bu dünya hizmet yeridir. Ücret ve mükafat yeri değildir."

    İmtihan sıkıntısını çekmeyen öğrenci başarı belgesini eline alamaz.

  2. #2
    Gayyur @deniz@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Bulunduğu yer
    ankara
    Yaş
    28
    Mesajlar
    86

    Standart

    çok güzel kardeşim elinize sağlık .

    ...Sermayem Rahmetin, İlacım Cemalindir...

    YARSIN… CANSIN… ŞİFASIN


  3. #3
    Gayyur @deniz@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Bulunduğu yer
    ankara
    Yaş
    28
    Mesajlar
    86

    Standart

    allah razı olsn

    ...Sermayem Rahmetin, İlacım Cemalindir...

    YARSIN… CANSIN… ŞİFASIN


  4. #4
    Dost ayse_nur_celik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Bulunduğu yer
    BURSA&HATAY
    Mesajlar
    48

    Standart

    allah razı olsun çok güzel gerçekten....
    Cennet ucuz değil,cehennem dahi lüzumsuz değil...

  5. #5
    Gayyur naime - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Bulunduğu yer
    FaNi dÜnYa
    Yaş
    36
    Mesajlar
    110

    Standart

    Unutmayın: "Bu dünya hizmet yeridir. Ücret ve mükafat yeri değildir."

    İmtihan sıkıntısını çekmeyen öğrenci başarı belgesini eline alamaz.
    bunu bilen zaten Evlilik Sofrasında, Mutluluk Yemeğini pişirir vesselam Allah cc razı olsun okunması ve ders alınması gereken bir yazı.


    ''Kısa bir ömürde,az bir lezzet için;Ebedi,daimi hayatını ve saadet-i ebediyesini berbad etmek,ehl-i aklın karı değildir...''


  6. #6
    Vefakar Üye bulutbeyazi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    306

    Standart

    Mutlu olmak isteyen kişi, önce muhatabını mutlu edebilmesini öğrenebilmelidir. Evlilikte de kişi hayat arkadaşı mutluysa mutlu olabilir, buda eşini mutlu edebilmekle mümkün olacaktır.
    Delikanlılık tesbih sallayıp silah çekmek değil,en delikanlısı evine ekmegini götürüp evde bekleyeni ölümüne sevmek'tir !
    __________________________________________________ ____________


  7. #7
    Pürheves cisrinur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesajlar
    198

    Standart .

    Elhamdülillah, Bekarlık büyük bir nimettir, bakış açısına göre de değişir.
    Ya Ali, herkes ibadetini arttırır iken, sen İHLAS'ını arttır.

  8. #8
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    Güzellik bitince evlilik de biter mi?


    İnsan hayat arkadaşını latif bir hediye ve emanet olarak sevmezse...

    Gülay Atasoy'un yazısı:

    Güzelliğin kaybedilmesi halinde evlilik de biter mi?

    İnsan hayat arkadaşını latif bir hediye ve emanet olarak sevmez, gönlünü ve sevgisini sadece dış güzelliğe bağlarsa güzelliğin başına bir kaza geldiğinde o evliliğin sarsılması muhtemeldir. Evlilikler ebedî hayat arkadaşlığı üzerine kurulmalı ki sevgiler de ebedî olsun. Neşeyi paylaşıp, kederi paylaşmamak, iyi günde yanında olup kötü günde terketmek evliliğin ruhuna aykırıdır.

    Güzel bir pazar günüydü. Baba, oğlunu parka götürdüğünde; anne de öğle yemeğini hazırlamak için mutfağa yöneldi. Eşi börek istemişti. Özenle hazırladı börekleri. Sıra kızartmaya gelmişti. Tavaya yağı koydu ve başladı. Fakat o esnada ne olduğunu anlamadı. Aniden yağ alev aldı. Genç kadının elleri ve yüzü de alevlerden nasibini... Kötü günler yaşadı.

    Yanıklar nihayet iyileşmişti. Ne var ki bayağı bir iz kalmıştı. O kadife gibi güzel yüz ve eller alaca bulaca olmuştu. Aradan bir yıl geçtiği halde hâlâ izler vardı. Bazen aynanın karşısına geçiyor kendisi bile olanlara inanamıyordu. Bir gün eşini karşısına aldı ve "Hayatım yüzüme iyi bak. Artık ben senin evlendiğin o güzel kadın değilim. Zamanla benden bıkmandan korkuyorum. Bu sebeple yol yakınken ayrılalım." dedi.

    Eşi, sevgi ve şefkatle genç kadının ellerinden tutup gözlerinin içine baktı:

    "Peki aynı hal benim başıma gelse sen beni terk mi edecektin?"

    "Öyle şey olur mu?"

    "Sen böyle bir şey düşünmezken ben nasıl düşünebilirim? Üstelik de sen benim sevdiğim börekleri kızartırken bu felakete uğradın. Teşekkürüm böyle mi olacak? Bu mu vefa? Bu mu dostluk, arkadaşlık?

    Madem, evlilikteki esas maksat eşlerin sevgilerini, aşklarını, şevklerini karşılıklı değiştirmektir. Lezzetlerde ortak, kederli şeylerde birbirine yardımcı olmaktır. Neşemizi paylaşıp kederimizi paylaşmazsak bu sözlerin anlamı nerede kalır? Nikâh defterini "iyi günde kötü günde" sözleriyle imzalamadık mı?

    Ben bu sözleri buz üstüne yazmadım. Yüreğimin derinliklerine kazıdım. İnsan hayat arkadaşını latif bir hediye ve emanet olarak sevmez de gönlünü sadece dış güzelliğine bağlarsa güzelliğin başına böyle bir kaza geldiği zaman muhabbet biter. Saçını eşinin yoluna süpürge eden o zavallı kadın sevgiye en çok ihtiyaç duyduğu anda terk edilir.

    Sen benim ebedi bir hayatta daimi hayat arkadaşım değil misin? Şimdilik çirkin olmuşsan da zararı yok. Nasıl olsa ebedi bir güzelliğin var. O ebedi arkadaşlığın hatırı için her fedakârlığı ve merhameti yaparım."

    Ne yazık ki, bu düşünceleri yüreği yerine buz üstüne yazan nice erkekler, eşlerini rahatlıkla terk edebiliyorlar. Değil güzelliklerini kaybetmek, eşlerinden daha güzelini gördüklerinde bile o tarafa meyledebiliyorlar.

    O zaman da nice ayrılıklar, elemler ve kederler yaşanıyor. Günümüzün en önemli problemlerinden olan, terk ve aldatma olaylarının altında bu duygulara sahip olmamak yatıyor.

    Evet, ne zaman bu güzel duygular inkişaf eder, evlilikler ebedi hayat arkadaşlığı üzerine kurulur ve eşler birbirlerini emanet olarak sahiplenirlerse sevgiler ebedi olur.

    Tıpkı elektrik düğmesine dokunulduğunda karanlık, yerini aydınlığa terk ettiği gibi; eşler arasındaki suni merhamet, şefkat, vefa, hürmet ve fedakarlık; yerini samimi hürmet, hakiki şefkat, fedakârane merhamet ve ciddi muhabbete terk eder.

    Gönül gözü, güzellikleri görür. Kalp aynasına güzellikler akseder. Evlilik bağları kuvvetle bağlanır.
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  9. #9
    Vefakar Üye edafülibad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    324

    Standart

    Alıntı muhibbülkurra Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Güzellik bitince evlilik de biter mi?


    İnsan hayat arkadaşını latif bir hediye ve emanet olarak sevmezse...

    Gülay Atasoy'un yazısı:

    Güzelliğin kaybedilmesi halinde evlilik de biter mi?

    İnsan hayat arkadaşını latif bir hediye ve emanet olarak sevmez, gönlünü ve sevgisini sadece dış güzelliğe bağlarsa güzelliğin başına bir kaza geldiğinde o evliliğin sarsılması muhtemeldir. Evlilikler ebedî hayat arkadaşlığı üzerine kurulmalı ki sevgiler de ebedî olsun. Neşeyi paylaşıp, kederi paylaşmamak, iyi günde yanında olup kötü günde terketmek evliliğin ruhuna aykırıdır.

    Güzel bir pazar günüydü. Baba, oğlunu parka götürdüğünde; anne de öğle yemeğini hazırlamak için mutfağa yöneldi. Eşi börek istemişti. Özenle hazırladı börekleri. Sıra kızartmaya gelmişti. Tavaya yağı koydu ve başladı. Fakat o esnada ne olduğunu anlamadı. Aniden yağ alev aldı. Genç kadının elleri ve yüzü de alevlerden nasibini... Kötü günler yaşadı.

    Yanıklar nihayet iyileşmişti. Ne var ki bayağı bir iz kalmıştı. O kadife gibi güzel yüz ve eller alaca bulaca olmuştu. Aradan bir yıl geçtiği halde hâlâ izler vardı. Bazen aynanın karşısına geçiyor kendisi bile olanlara inanamıyordu. Bir gün eşini karşısına aldı ve "Hayatım yüzüme iyi bak. Artık ben senin evlendiğin o güzel kadın değilim. Zamanla benden bıkmandan korkuyorum. Bu sebeple yol yakınken ayrılalım." dedi.

    Eşi, sevgi ve şefkatle genç kadının ellerinden tutup gözlerinin içine baktı:

    "Peki aynı hal benim başıma gelse sen beni terk mi edecektin?"

    "Öyle şey olur mu?"

    "Sen böyle bir şey düşünmezken ben nasıl düşünebilirim? Üstelik de sen benim sevdiğim börekleri kızartırken bu felakete uğradın. Teşekkürüm böyle mi olacak? Bu mu vefa? Bu mu dostluk, arkadaşlık?

    Madem, evlilikteki esas maksat eşlerin sevgilerini, aşklarını, şevklerini karşılıklı değiştirmektir. Lezzetlerde ortak, kederli şeylerde birbirine yardımcı olmaktır. Neşemizi paylaşıp kederimizi paylaşmazsak bu sözlerin anlamı nerede kalır? Nikâh defterini "iyi günde kötü günde" sözleriyle imzalamadık mı?

    Ben bu sözleri buz üstüne yazmadım. Yüreğimin derinliklerine kazıdım. İnsan hayat arkadaşını latif bir hediye ve emanet olarak sevmez de gönlünü sadece dış güzelliğine bağlarsa güzelliğin başına böyle bir kaza geldiği zaman muhabbet biter. Saçını eşinin yoluna süpürge eden o zavallı kadın sevgiye en çok ihtiyaç duyduğu anda terk edilir.

    Sen benim ebedi bir hayatta daimi hayat arkadaşım değil misin? Şimdilik çirkin olmuşsan da zararı yok. Nasıl olsa ebedi bir güzelliğin var. O ebedi arkadaşlığın hatırı için her fedakârlığı ve merhameti yaparım."

    Ne yazık ki, bu düşünceleri yüreği yerine buz üstüne yazan nice erkekler, eşlerini rahatlıkla terk edebiliyorlar. Değil güzelliklerini kaybetmek, eşlerinden daha güzelini gördüklerinde bile o tarafa meyledebiliyorlar.

    O zaman da nice ayrılıklar, elemler ve kederler yaşanıyor. Günümüzün en önemli problemlerinden olan, terk ve aldatma olaylarının altında bu duygulara sahip olmamak yatıyor.

    Evet, ne zaman bu güzel duygular inkişaf eder, evlilikler ebedi hayat arkadaşlığı üzerine kurulur ve eşler birbirlerini emanet olarak sahiplenirlerse sevgiler ebedi olur.

    Tıpkı elektrik düğmesine dokunulduğunda karanlık, yerini aydınlığa terk ettiği gibi; eşler arasındaki suni merhamet, şefkat, vefa, hürmet ve fedakarlık; yerini samimi hürmet, hakiki şefkat, fedakârane merhamet ve ciddi muhabbete terk eder.

    Gönül gözü, güzellikleri görür. Kalp aynasına güzellikler akseder. Evlilik bağları kuvvetle bağlanır.
    bugün zaman gazetesinde okumuştum bu yazıyı, gerçekten de güzel yazı. ama ne yazık ki günümüz evliliklerinde de bu gibi olaylar yaşanabiliyor..

  10. #10
    Ehil Üye YıldızMisal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.694

    Standart

    Gülay Hanımın bir çok yazısı gibi bu da çok güzel olmuş...

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Evlilik Sofrasında Mutluluk Yemeği ..
    By ahsen-i takvim in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 03.02.09, 15:07
  2. Peygamberimizin İftar Sofrasında Neler Vardı?
    By muhibbülkurra in forum Hz. Muhammed (S.A.V)
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 21.09.08, 14:41
  3. Dost Yemeği
    By Özgürlük in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 11.02.08, 20:50
  4. Ahmedi Nejad, Halkla İftar Sofrasında
    By TURKUAZ in forum Resim - Fotoğraf Galeri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 20.09.07, 11:09
  5. Asrın Yemeği
    By papatya in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 22.04.07, 17:16

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0