Çocuğa kim demiş küçük bir şey
Bir çocuk belki, en büyük bir şey
Anne-babaya çocuk Allah'ın bir emanetidir. Biz Allah'a karşı çocuklarımızın terbiyesinden mesuluzdur. Çocuk yetiştirmek zor, bir o kadarda hayatımıza farklı tatlar katan bir güzelliktir. Annebabanın çocuğuna karşı vazifesi yalnız onu beslemek giyindirmek barındırmak korumak değil onu Allah'ın rızasına uygun bir şekilde terbiye etmek, çocuğu hayata hazırlamaktır. Bu noktada aileye büyük görevler düşmektedir. Çocuğa iyi bir eğitim vermek için çocuğun bütün yönlerini dikkate almak zorundayız. Çocuğun fiziksel, sosyal, duygusal, ruhsal yönlerini dikkate alınmayan ve bu yönlerde eğitim verilmeyen bir eğitim metodu nakıs kalacaktır. Çocuk eğitimin önemli bir parçası da çocuğa gelişim dönemlerine uygun bir din eğitimi vermektir.
Çocuğun doğuştan getirdiği dini eğilimlerinin uyanmasında ve gelişmesinde aile büyük bir öneme sahiptir. Çocuğun içerden gelen dini eğilim ve yeteneklerini uyandırılıp ve beslenirse bu yönleri gelişir ve sağlıklı bir inanç geliştirir. Şayet çocuğun ailesi ve çevresi dine karşı veya dine ilgisizse çocuktaki var olan dini eğilimler bir gelişme seyretmez, cılızlaşıp kalır.
Çocuğun dengeli bir şekilde dini inancının gelişmesi için ailesinin dışında sosyal-kültürel çevrenin de çocuğa din eğitimi adına neler sunduğu önemlidir. Aile çocuğun dini duygularının gelişimine tesir eden çevresel faktörlerin de etkilerinin(olumlu-olumsuz) bilincinde olması gerekir. Aile sosyalkültürel çevrenin faktörlerini çeşitli yönlerini ortaya koymak ve bunların olumsuz etkilerinin giderilmesi veya en aza indirilmesi yönünde etkinliğe sahip olması lazımdır.
Çocuğu ve aileyi etkileyen sosyal-kültürel çevrenin içine alacağımız bazı olguları biraz açıklayacak olursak bu noktada anne-babaların bir bilinç geliştirmeleri açısından faydalı olabileceğim düşüncesindeyim.
Beyaz Camdan Dökülenler
Günümüz de medya insanların hayatlarını etkileyen büyük bir güce sahiptir. Görsel medyanın sinemasından dizisine, haber programından çizgi film ve en önemlisi reklamlarına kadar dine karşı tutumu çok açık olarak görebiliriz. Özellikle Kemal Sunal ve bir çok Türk sinemasında sakallı, namaz kılan, eşi kapalı dindar insan tipleri genellikle düzenbaz, insanların ayaklarını kaydırmaya çalışan, mala düşkün, para için her şeyi yapan insanlar olarak gösterilmeye çalışılmaktadır. Ve yine bilinçli olarak dindar insanlar yobaz olarak lanse edilmektedir. Haber programında sıklıkla kara çarşaflılar, sakallılar gibi nitelendirmeleri ile inançlı insanlar çağın gerisinde hiçbir şeyden haberi olmayan eğitimsiz kültürsüz olarak sunulmakta. Yabancı dizi ve filmlere baktığımızda bu tür durumlara rastlamak çok zordur. Aksine yabancı filmlerde çokça gördüğümüz rahipler mazlumların yanında , onlara yol gösteren, başları sıkıştığında her zaman yanlarında olan bir role sahiptir. Bizim medyamızda dindar insan modeli olarak en fazla; yaşlı, ak sakallı, elinde asası olan evliya tipleri dışına çıkılamıyor. Bu örnekte günümüz modern insanına ailelere ne kadar model oluşturur ve etkiler tartışılır.
Anne babalar çocuklarını tamamen televizyonun olumsuz etkilerinden koruması ne yazık ki mümkün olmuyor. Bunun için annebabalar çocukların izledikleri programlara ve izledikleri sürelere kısıtlama getirebilirler. Ve yanlış gördükleri konular üzerine konuşmalar yapabilir. Önemli olan annebabanın ortaya koydukları ürünledir. Annebabalar çocuklarına iyi bir model olup bir din eğitimi vermez, ahlakı vasıfları kazandırmaya çaba göstermezlerse çocuk bulunduğu o çevrenin ortaya koyduğu ürünlerden(medya, sanat, spor) kendine bir şeyler alacaktır. Çocuklar dinden, insani değerlerden uzak egoist, faydacı bir kişilik geliştirecektir.
Gençlerimizin değer yargılarının neler olduğunu ve toplumsal yozlaşmanın geldiği noktayı iyi görebilmek için 9 Eylül Üniversitesi Öğreti üyelerinden Prof. İbrahim Armağanın yaptığı araştırmaya bakacak olursak ilk olarak 1979 yılında 2600 genç üzerinde yapılan araştırmada gençlerden mutluluk açsından önemli gördükleri olgular sorulduğunda %21'lik bir kısım ilk sırayı sevgi, %18'lik özgürlük, %17'lik meslekiş…%2'lik parayı ilk tercih olarak kullanmış. 2001-2002 yılında 4160 genç üzerinde yapılan araştırmada ise mutluluğun %20'lik oranda para, %19'lık sevgisaygı olmakla gerçekleşebileceği sonucu çıkmış.
Şunu söyleyebiliriz ki bu yozlaşma toplumun sadece genç kemsinde değil yaşlısı yetişkini çocuğu her kemsini kapsamaktadır. Bu araştırmanın en kolay sağlamasını yapmak için Popstar yarışmalarını ve bu yarışmalara müracaat için km.lerce kuyrukların olmasını görebiliriz. Çünkü bu yolla kısa zamanda çok paralar kazanılabilecektir.
Negatif Çevre
İçinde yaşadığımız bölgenin, semtin, mahallenin atmosferi, mimari yapısı, tarihi eserleri bütün bunlar bizim dine ve dine sembollere yakınlığımızı etkilemektedir. Dini sembollerin, caminin tarihi eserlerin bolca olduğu Eyüp semtinde doğup büyüyen bir gencin dine yakınlığı ile, modern yapılandırılmış ezan seslerinin bile duyulmadığı Ramazan günlerinin, kandil gecelerinin, bayram namazlarının coşkusunun yaşanmadığı yerlerde büyüyen çocukların ruhunda dini semboller aynı derinliği bulmayacaktır. Süleymaniye de Bayram Sabahı adlı şiiriyle ünlü şairimiz Yahya Kemal de bir yazısında Şişli, Kadıköy, Moda gibi semtlerde minarelerin görülmediği, ezanların işitilmediğini söyleyerek sorar: ''Acaba çocuklar Müslümanlığın rüyasını nasıl görürler'' diyerek derin üzüntüsünü belirtir.
İngiltere de Midlands'ın yoksul bölgelerinin birinde görev yapan bir öğretmen öğrencilerinden bir grubu Tunus'a götürmüş. Kavravan Camisinden çıkarken öğrencilerden biri şöyle demiş; ''Dinin böylesine güzel olabileceğini hiç bilmiyordum'' . Bizler hangi semtte oturacağımızın kritiğini yaparken acaba oturacağımız semt bize, çocuklarımıza neler verecek neler götürecek bunun değerlendirmesini iyi yapmamız gerekir. İyi bir apartman dairesinde oturabiliriz ama o dairenin olduğu sokak nasıl bir sokak, çevresinde bize ait, bizimle örtüşen neler var buna dikkat etmeliyiz. Unutmamalıyız ki çocuğumuzun kişilik gelişim açısından oturduğumuz semtte bulunan okul birinci derece önem arz etmektedir. Gelir seviyesi orta halli bir ailenin çocuğu lüks semtteki bir okula gitmekle sadece o okulda verilecek eğitimöğretimden bir şeyler almayacak aynı zamanda, o semtte oturan gelir seviyesi yüksek ailelerin çocuklarından da, okulun çevresindeki kafeden, alışveriş merkezinden de olumlu olumsuz bir şeyler alacaktır.
Kötü Arkadaş
Hz. Peygamber(sav)''Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz dost edindiğiniz kimselere dikkat etsin'' (Müstedrek 4,171 :Ebu Davud, 18 )buyurarak annebabalara çocuklarını korumak adına önemli bir uyarıda bulunmuştur. İmam Gazali, Terbiye'yi tarif ederken; ''Terbiyenin aslı ve esası, çocukları kötü arkadaştan hıfz etmektir'' der. Arkadaşlık, çocuk eğitimin de önemli bir husustur. Çocuk kişiliğini geliştirirken nasıl anne babasından etkileniyorsa, arkadaşından da etkilenecektir. Anne baba çocuğunun arkadaş seçiminde yardımcı olmalı önceden ailelenin kriterleri iyi bir şekilde çocuğumuza benimsetilirse çocuğumuz kendine uygun arkadaş seçecektir. Anne çocuğun arkadaşlarını eve davet etmesi ikramda bulunması noktasında kendi çocuğunu teşvik etmeli. Böylelikle çocuğumuzun arkadaşları noktasında az çok bilgiye sahip oluruz.
''Bir kap, içinde ne varsa dışarıya onu sızdırır'' düsturuyla hareket edecek olursak bizler ne kadar bilinçli, olaylara hakim olabilirsek doğruları ve yanlışları daha iyi farkına varabiliriz. Ve ortaya koyduğumuz davranışlarımızla, sözlerimizle , duygularımız insanlara yaklaşım tarzlarımızla çocuğumuza örnek olacağızdır. Biz ne isek çocuğumuz da o olacaktır. Evet, bu zamanda çocuk yetiştirmek, çocuğumuzu çevrenin olumsuz etkilerinden korumak zor ama biraz bilinç, biraz bilgilenme ve Allah'ın yardımıyla hayırlı evlatlar yetiştirmek mümkün olacaktır.