+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: "Ev"iniz Boşken, "Yuva"nızı Keşfedin...

  1. #1
    Ehil Üye BiKeS_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    2.770

    Standart "Ev"iniz Boşken, "Yuva"nızı Keşfedin...

    "Ev"iniz boşken, "yuva"nızı keşfedin...


    Mahalle... O bildik yüzü ile, alışılmış telaşı ile karşılıyor beni... Sessizce içine alıyor, kucaklıyor. Köfteci köşede, karpuzcu onun karşısında. Pazar sokağı boş; tezgahlar kenarlara savrulmuş, bekliyor. Eksiği yok gibi duruyor; bir benim bildiğim eksiğin eksikliğini çekmesini bekleyemem elbet! Evim az ötede; perdeleri çekili. İçeride ışık yok, içeride ışığa ihtiyaç duyan yok. Yansa bile boşluğa düşecek huzmeler. Yetim kalmış eşyaları kendileriyle yüzleştirecekler, belki de ağlatacaklar. Işığın vurduğu yerde bana yeni aydınlıklar sunacak yüzler yok.

    Kapıdayım. Zile basmam gerekmiyor. Zilin sesine ses verecek yok. "Kim o?" diyenim yok. Adımın ve sesimin yankılanmasına derinliğini bilemediğim ama varlığından emin olduğum tanımsız bir sevinçle karşılık verecek yok. Kapının arkasında bekleyenim yok. Önünde beklemek ile arkasına geçmek arasında pek fark yok. Kapalı kalsa ne gam! Açmaya değmeyen kapıdan daha büyük duvar var mı ki?

    Anahtar elimde. Kendim çeviriyorum. Bana açılmıyor kapı. Ben açıyorum kapıyı. Ben açılıyorum kapıya. Sessiz ve loş koridor. Ses yok; tanıdık yüzler eksik beklediğim gürültü tükenmiş, alıştığım uğultu alıp başını gitmiş. "Baba bana ne aldın?" diyen bıktırıcı ses bile terk etmiş kapının arkasını. Ayakkabımı çıkarmama bile fırsat vermeyen, apansız boynuma atılan sabırsızlıkların yerinde yeller esiyor.

    Mutfağın tıkırtısı kesilmiş. Koku gelmiyor içeriden. Ocak sönmüş; tencereler kenarda bekliyor, tabaklar pek uslu duruyor. İçeride kocaman bir boşluk; sanki ağız olmuş sustukça konuşuyor, konuştukça sus(tur)uyor. Çöp kutusu boş. Kocaman bir hiçliğin, hep dolu gördüğüm için hesap etmeye fırsat bulamadığım o tuhaf boşluğun sözcüsü olmuş. Konuşuyor boş çöp kutusu. Dolu dolu bağırıyor hiç çekilmeyen çekmeceler. Hiç kirlenmeyen tezgah, hiç akıtılmayan musluk, hiç kırışmayan kilim ve yerinden hiç kaymayan sehpa örtüsü, hayatın nabzının çekildiğini haykırıyor dört duvar arasından. Eşyanın ruhu çekilmiş. Pencere pervazlarında çocuk bakışının ışıkları eksik. Kapı aralarından aşina kadın sesi sızmıyor. Koridor daha da daralmış, darlanmış. Canı çekilmiş odaların, yastıkların beyin ölümü gerçekleşmiş. Aynaların yüzü solgun; bakanı yok. Hiç dokunulmamış diş fırçası içimin içinde bir yerlere dokunuyor. Hiç erimeyen sabun gizli sızılarımı köpürtüyor.

    Bisikletler köşelerine çekilmişler; boyunları bükük, pedalları suskun. Giyilmeyen küçük terlikler ağlıyor gibi, minik ayakların dokunuşuna hasretler. Buzdolabındaki çikolatalar değecek dudaklar arıyorlar kendilerine. Derin dondurucuda eriyeceği aşklarını özlüyor dondurmalar. Ayakkabılık rahatlamışa benziyor, kalabalığı başından savmış, sakinleşmiş. Çok giyilen ayakkabılar alıp başlarını gitmişler. İçindeki ayaklar başka yerlere basıyorlar, uzak yollara koşuyorlar.

    Bilgisayarın tuşlarına dokunurken omuzlarıma çıkan, "bana yesim göstey baba!" engellemesinden kurtuldum. Bu "kurtuluş"un esiriyim şimdi. Omzuma apansız yaslanan o beklenmedik ağırlığın yokluğu çökertiyor omuzlarımı. Seccademin tam orta yerine uzanıp secdelerimi engellemeye çalışan minik bedenin bıraktığı boşluğa koyuyorum alnımı. Boşluğa düşüyor gözlerim. Sabah ayaklarıma dolanan, kapıdan çıkışımı sonu gelmez bir törene dönüştüren o ses yok. Hiç sırası değilken, "Baba, haydi gezmeye gidelim!" diyen ses yok.

    Eşim ve çocuklarım bir süreliğine şehir dışında. Acıyla anlıyorum ki, benim varlığım doldurmaya yetmiyor evi. Eşim ve çocuklarımın çekilmesiyle ortaya çıkan o boşluğun çok az bir kısmına denk geliyor cismim. Varlığım "ev"i "yuva" yapmaya yetmiyor. "Ev"i "yuva" yapan o görülmez boşluğun boyutlarını ölçmeye başlıyorum şimdi. Ölçü birimim Sueda Zeynep, Mustafa Ahmed, Mehmed Furkan ve Semine... Onların sıcak ve enis yüzlerince ölçüyorum o boşluğun yüz ölçümünü. Onların seslerinin yankılanmasıyla tahmin ediyorum o boşluğun nerelere kadar uzandığını. Onların hasretlerinin göğsümdeki ağırlığı ile tartıyorum o boşluğun havasını.

    "Evim" onlarsız da oluyor ama onların uzaklığınca uzak kalıyorum "yuvam"a. "Evim" onların yokluğunda da ayakta duruyor ama "yuvam" onların kıyılarımdan çekilerek açtığı o derin uçurumun dibinde bekliyor.
    Tecrübemle sabit olmuş tavsiyemdir: Bir gün "ev"iniz boş kaldığında, "yuva"nızı keşfe çıkın. Doğrudur; taştan ve demirden yapılır evler; kolayca da bulunur onlar. Ama yuvalar çocuk cıvıltılarının ninnisiyle, kadın dokunuşunun sıcaklığı ile inşa edilir. Kolayca kaybedilir onlar; kolay kolay bulunmazlar...

    Senai Demirci - http://www.risalehaber.com/author_ar...il.php?id=7009

    Yâ Rab, garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvânem, alîlem, âcizem, ihtiyarem,


    Bî-ihtiyarem, el-aman-gûyem, afv-cûyem, meded-hâhem, zidergâhet İlâhî!




  2. #2
    Vefakar Üye büşra58 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Yaş
    28
    Mesajlar
    352

    Standart


    ben de ailemi özledim yaa..
    SENDEN BAŞKA HİÇ BİRŞEYİ OLMAYAN BEN,SENDEN BAŞKA HERŞEYİ OLANLARA ACIYORUM YA RAB!!

  3. #3
    Yasaklı Üye İbrahim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    37
    Mesajlar
    743

    Standart

    Konu ile alakası ne diyeceksiniz ama gurbet, firak.... Aklıma geldi ekleyeyim dedim yanlış yaptıysam kusuruma bakma... "Dâüssila tabir edilen istiyak-i vatan hissi beni vatanima sevketti. Madem ölecegim, vatanimda öleyim diye Van'a gittim. Herseyden evvel, Van'da Horhor denilen medresemin ziyaretine gittim. Baktim ki; sair Van haneleri gibi onu da Rus istilâsinda Ermeniler yakmislardi. Van'in meshur kal'asi ki, dag gibi yekpare tastan ibarettir. Benim medresem onun tam altinda ve ona tam bitişiktir. Benim terkettigim yedi sekiz sene evvel, o medresemdeki hakikaten dost, kardes, enis talebelerimin hayalleri gözümün önüne geldi. O fedakâr arkadaslarimin bir kismi hakikî sehid diger bir kismi da o musibet yüzünden manevî sehid olarak vefat etmislerdi. Ben aglamaktan kendimi tutamadim ve kal'anin tâ medresenin üstündeki iki minare yüksekliginde medreseye nâzir tepesine çiktim, oturdum. Yedi sekiz sene evvelki zamana hayalen gittim. Benim hayalim kuvvetli oldugu için, beni o zamanda hayli gezdirdi. Etrafta kimse yoktu ki, beni o hayalden çevirsin ve o zamandan çeksin. Çünki yalniz idim. Yedi sekiz sene zarfinda, gözümü açtikça bir asir zaman geçmis kadar bir tahavvülât görüyordum. Baktim ki benim medresemin etrafindaki sehir içi Kal'a dibi mevkii, bütün bastan asagiya kadar yandirilmis, tahrib edilmis. Evvelki gördügümden simdiki gördügüme, güya iki yüz sene sonra dünyaya gelip, öyle hazîn nazarla
    baktim. O hanelerdeki adamlarin çogu ile dost ve ahbab idim. Kism-i a'zami Allah rahmet etsin muhaceret ile vefat etmisler, gurbette perisan olmuslardi. Hem Ermeni mahallesinden baska Van'in bütün müslümanlarinin haneleri tahrib edilmis gördüm. Benim kalbim en derinden sizladi. O kadar rikkatime dokundu ki, binler gözüm olsaydi beraber aglayacakti. Ben, gurbetten vatanima döndüm; gurbetten kurtuldum zannediyordum. "Vâ-esefâ", gurbetin en dehsetlisini vatanimda gördüm "

  4. #4
    Dost kaşif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Bulunduğu yer
    bursa
    Yaş
    32
    Mesajlar
    17

    Standart

    Alıntı İbrahim Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Konu ile alakası ne diyeceksiniz ama gurbet, firak.... Aklıma geldi ekleyeyim dedim yanlış yaptıysam kusuruma bakma... "Dâüssila tabir edilen istiyak-i vatan hissi beni vatanima sevketti. Madem ölecegim, vatanimda öleyim diye Van'a gittim. Herseyden evvel, Van'da Horhor denilen medresemin ziyaretine gittim. Baktim ki; sair Van haneleri gibi onu da Rus istilâsinda Ermeniler yakmislardi. Van'in meshur kal'asi ki, dag gibi yekpare tastan ibarettir. Benim medresem onun tam altinda ve ona tam bitişiktir. Benim terkettigim yedi sekiz sene evvel, o medresemdeki hakikaten dost, kardes, enis talebelerimin hayalleri gözümün önüne geldi. O fedakâr arkadaslarimin bir kismi hakikî sehid diger bir kismi da o musibet yüzünden manevî sehid olarak vefat etmislerdi. Ben aglamaktan kendimi tutamadim ve kal'anin tâ medresenin üstündeki iki minare yüksekliginde medreseye nâzir tepesine çiktim, oturdum. Yedi sekiz sene evvelki zamana hayalen gittim. Benim hayalim kuvvetli oldugu için, beni o zamanda hayli gezdirdi. Etrafta kimse yoktu ki, beni o hayalden çevirsin ve o zamandan çeksin. Çünki yalniz idim. Yedi sekiz sene zarfinda, gözümü açtikça bir asir zaman geçmis kadar bir tahavvülât görüyordum. Baktim ki benim medresemin etrafindaki sehir içi Kal'a dibi mevkii, bütün bastan asagiya kadar yandirilmis, tahrib edilmis. Evvelki gördügümden simdiki gördügüme, güya iki yüz sene sonra dünyaya gelip, öyle hazîn nazarla
    baktim. O hanelerdeki adamlarin çogu ile dost ve ahbab idim. Kism-i a'zami Allah rahmet etsin muhaceret ile vefat etmisler, gurbette perisan olmuslardi. Hem Ermeni mahallesinden baska Van'in bütün müslümanlarinin haneleri tahrib edilmis gördüm. Benim kalbim en derinden sizladi. O kadar rikkatime dokundu ki, binler gözüm olsaydi beraber aglayacakti. Ben, gurbetten vatanima döndüm; gurbetten kurtuldum zannediyordum. "Vâ-esefâ", gurbetin en dehsetlisini vatanimda gördüm "
    paylaşım için saol kardeşim...
    bu kısmı okuduğum herzaman kendimi tuhaf bir hal içerisinde buluyorum..üstadın bu haliyle empati kurmak onun yerine kendini koymak insana kendini çok tuhaf hissettiriyor..fakat bu bana lezzetli bir hüzün veriyor..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Yalnızca "La İlahe İllallah" Demek Yeterli midir? "Muhammedür Resulullah" Demeden?
    By ZÜMRÜT in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 25.04.17, 13:15
  2. "Ene" ve "Zerre"den İbaret Bir "Elif" Bir "Nokta"dır.
    By Ene-Zerre in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 29
    Son Mesaj: 21.04.17, 20:29
  3. Hayatıyla bir "Elif" yazar, "Vav" vuslatıyla yürür, yüreği "Hu" okur..
    By gamze-i_dilruzum in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 21.04.17, 20:28
  4. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 05.09.08, 13:57
  5. "Vücudunu, Mucidine Feda Et" ve "Ruhumu Rahmana Teslim Eyledim" Ne Demektir?
    By sahabe86 in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 24.07.08, 15:22

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0