+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 4 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 31

Konu: "Günahsız Mecazi Aşk İmkansız"

  1. #1
    Vefakar Üye nurlu dağ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    496

    Standart "Günahsız Mecazi Aşk İmkansız"

    Geçenlerde genç bir okuyucum aradı. “Benim bir aşk ilişkim vardı. Yedi yıldır devam ediyordu. Ancak dün bitti” dedi. Karşı tarafın ailesi razı olmamış. Üzüldüm. Bunca zaman geçmiş, bari usulüne uygun bir nikâhla yuva kursalardı. Bu süre içinde yasaklanan davranışlardan kaçındıklarını ifade ederek, “el ele bile tutuşmadıklarını” söyledi.


    Kendisiyle pek az konuşabildim. Ama anlattığı şu kısa hikâye bile mecazî aşkın nasıl bir engeller ve problemler yumağı olduğunu ortaya koyuyor. Mecazî aşkın en mühim risklerinden üçü, “uzun sürmesi”, “aile muhalefeti” ve “günahlara girme” problemi bu olayda da göze çarpıyor. Biz şimdilik bu problemleri tek kelimeyle geçiyoruz; ancak bunların her biri çeşitli yönleriyle ele alınacak çok geniş konular.


    Bunlardan sadece “günaha girme” konusuna kısaca temas etmek istiyorum. Biliyorsunuz, aralarında nikâh bağı bulunmayan erkek ve kadının “başbaşa kapalı bir mekânda kalmaları” dahil el ele tutuşmaları bile dinimizin haram kıldığı fiillerden.


    Ancak bizim mecazî aşkı kesinlikle reddetmemizin sebebi, sadece “günahlara girme” riski değil. Yasaklanan fiiller hiç yapılmasa bile—ki bunu başarmak imkânsız—böyle bir ilişki kabul edilemez. Çünkü, baştan sona sorunlar yumağıdır.


    Kaldı ki, böyle bir harama girilip de günahlardan yüzde yüz kaçınmak kesinlikle başarılamaz. Ancak ve ancak elden geldiğince zararları en aza indirilmeye çalışılır. Elbette bu da bir seviyedir. Her türlü yasağı çiğneyip, iffet ve namusunu mahvetmeye karşılık “el tutmayı” bile yapmamak bir yönüyle takdire şayandır. Ama ben, mecazî aşkın düşünce plânında bile olmasını, cihanı kuşatacak idealler taşıması gereken gençlerin zerrede boğulmasını kabul edemiyorum. Zaten dinen de mecazî aşka izin yok.


    Askerlik yaparken ilginç bir olayla karşılaşmıştım. İki genç çok samimî bir sohbete dalmışlardı. Ara sıra etraftan duyan var mı diye bakıyorlar, sanki bir sır konuşuyormuş gibi dalıp gidiyorlardı. Çok yakınımda oldukları için konuştukları duyuluyordu aslında. Birisi diğerine sevdiği kızın ilgi yetersizliğinden yakınıyordu. Eskiden kendisini çok arayıp sorarken şimdilerde duyarsızlaştığını anlatıyordu. Tipik bir “karşılık görmeme elemi”ydi anlattıkları.
    “Hayrola gençler” dedim. “Varsa bir durum, yapalım açık oturum.”
    “Hocam sorma” dedi, âşık olan. “İçim içimi yiyor.”
    “Derdini söyle, şarkımı dinle kardeşim” dedim. “Derdini söylemeyen dermanını bulamaz. Bana anlat, çözelim. Bilmiyor musun, ben aşk uzmanıyım.”
    Diğeri hemen atıldı:
    “Evet, vALLAHi hocam bu konuda uzmandır, anlat, sana yardımcı olsun.”


    Doğrusu, benim o zaman uzmanlığım falan yoktu. Ancak insanlar arası ilişkilerdeki tecrübelerinizi, psikolojik yoğunluğu olan duygusal ilişkilere uyarlarsanız, çevrenizdeki gençlerin yaşadıklarını iyi gözlemleyip dinî kaynaklardaki “sevgi ve aşk” üzerine yapılan değerlendirmeleri de eklerseniz değme uzmanlara taş çıkartırsınız. Tabiî bunu ne kadar başarabilirdim, bilmiyorum. Ama faydalı olacağım muhakkaktı. Âşık delikanlı bana biraz uzunca bir hikâye anlattı.


    İzne gittiği dönemde hediye alıp sevdiğini ziyaret ettiğini söyledi. Sevdiği yüksek okulda okuyormuş ve arkadaşlarıyla evde kalıyormuş. İlk gün otelde kalmış. Ertesi gün arkadaşları gelerek mutlaka kendilerinde kalması gerektiğini söylemişler. Delikanlı, “Gerçi ayrı bir odada kaldım. Ama aramızda nikâh yok, bir bakıma yabancıyım. Neden beni misafir ettiler?” diye soruyordu. Tabiî, “Ya bir başkasını da misafir ederlerse?..” sorusu içini kemiriyordu.


    Kulaklarıma inanamadım. Nispeten sosyetik bir anlayışla yetişmiş gençti. Ancak onun fıtratı da, hâlâ ulvî güzellikleri arıyordu. Ben olayı anlatış biçiminden neredeyse bir günahtan bahsedeceğini sandığım bir sırada, o ruhunun aradığı mahremiyetin özlemini çekiyordu.


    Anlatmak istediğim şu: Her gencin mecazî aşktaki yasaklardan kaçış derecesi, kendince yeterlidir ve hepsi de bir nevi dindardır. Ama objektif kriterlere vurulduğunda herkesin dindarlık seviyesi ortaya çıkar. Kaldı ki, sorun bundan ibaret de değil. Duygusal ilişkisini düşünmekten dolayı, aslî görevlerini tam yerine getiremiyorlar. Akıl, kalp ve ruh sükûnetini, duygu dengesini kaybediyorlar. Zamanları oflayıp puflamakla geçiyor.


    Nitekim mecazî aşkları terennüm eden şarkı sözlerini hatırlayın. Hepsi de “acı, çile, dert, ayrılık, ıztırap, azap, gözyaşı, kader, hicran, kıskançlık, şikâyet” temalarıyla dolu. Sanki dünyanın en dertli insanları bunlar. Alâkası yok. Ama acı ve mutsuzluk; olaylara getirdiğimiz olumsuz yorum ya da olaylardan menfi etkilenme ise, gerçekten de dünyanın en dertli ve mutsuz insanları onlar.


    İyi de, güzel güzel okuluna devam etmek, mesleğini geliştirmek, vakti zamanı gelince ihtiyacını meşru yoldan gidermek varken kim dedi size bu acıların altına girin diye? Uygun imkânlar ve yerinde zamanlamayla mükemmel bir evlilik yapmak mümkünken, zehirli bir balın etkisiyle yıllarca karın sancısı çekmeye benzeyen mecazî bir aşk yüzünden sürekli gözyaşı dökmeye ne gerek var?


    Evet, böyle demek de yeterli değil. Zamanımızın en büyük fitnesi olan “cinsellik” bir şekilde etkisi altına alabiliyor gençleri. Kimileri ucundan kıyısından bulaşıyor, kimileri kenarında dolaşırken kendisini içinde buluyor.Şimdi soru şu: Her şeye rağmen mecazî aşk bataklığına saplanmış gençlere uzatılacak bir can simidi yok mu? “Tamam hata ettik, kabul. Ama şimdi ne yapalım?” diyen gençlere çözüm önerilerimiz neler?


    Aşık Gençler Ne Yapmalı?
    Diyelim ki genç bir kardeşimiz hayatını İslâmiyete göre düzenledi. ALLAH'ın emirlerine uyuyor, yasaklarından kaçıyor, namazını hiç aksatmıyor. Yukarıda sözünü ettiğimiz yoğun problem bunun da başında. Elinden geldiğince tuzağa düşmemeye çalışıyor. Ne var ki, bir anlık gafleti veya iyi niyeti sonucu, karşı cinsten birisine gönlünü verebiliyor.


    Bu durumda olan gençler yaptıkları işin günah olduğunu da biliyor. Birçok genç beni arayıp, “Kapalı bir mekânda yalnız bulunmuyorum. Elini bile tutmuyorum. Acaba günaha girmemek için daha ne yapabilirim?” diye soruyorlar. Evet, şimdi en önemli soru şu:


    Bu durumda olan bir genç ne yapacaktır?
    Burada en vazgeçilmez kural şudur:
    ALLAH'ın ve Resulünün (a.s.m.) yasakladığı bir fiili, hiçbir düşünce meşrû kılamaz.
    Bu bakımdan en kestirme yol, böyle bir sevdadan vazgeçmenizdir. Özellikle dinî bir hayat yaşamak için tam ve esaslı bir karar vermişseniz, en iyisi haram olan hallerden tamamen kaçınmaktır. Onu hatırlatacak vesile ve mekânlardan uzaklaşmak, seyahat ve benzeri bir şeyle kendinizi meşgul etmektir.


    Eğer bu mümkün olmuyorsa, şu şartları uygulamalısınız:


    1- Niyetiniz mutlaka hâlis olmalıdır. Hedefte nikâhla hayatınızı birleştirmek düşüncesi bulunmalıdır. Yoksa başka niyetler taşımak vebalinizi daha da arttırır.


    2- Nikâha kadar hiçbir şekilde—kapalı bir mekânda yalnız kalmak dâhil—dinimizin hiçbir yasağı çiğnenmemelidir.


    3- Sevilen taraf, kız olsun erkek olsun, kesinlikle Peygamberimizin (a.s.m.) tavsiye ettiği gibi, yani dindar olmalıdır. Yoksa "Zamanla dini öğrenir ve yaşar" gibi düşünceler nefsin aldatmacasından başka bir şey değildir. Aşk döneminde taraflar birbirlerini yanlış tanır ve kendisini de yanlış tanıtır. Aşkın gözü kusur ve hata görmez. Görse de iyiye yorar. Ama evlenince işin rengi değişebilir. Bunu baştan bilmek ve kararı ona göre vermek gerekir.


    4- Tarafların evlenme çağı gelmiş, hiç değilse yaklaşmış olmalıdır. Yoksa evlenmeye uzun zaman kala girişilen böyle bir hareket, sayısız günahla veya ayrılıkla sonuçlanacaktır. Söz gelişi, henüz okulu bitmemiş, iş kurmamış, önünde bir dizi engel olan gençlerin bu işi selâmetle götürmesi neredeyse imkânsızdır. Üstelik kendi geleceklerini de tehlikeye atmış olurlar.


    5- Gençler hayalci değil, gerçekçi olmalıdır. Atalarımız, "Güzellik ekmeğe sürülmez" diyerek, yaşamak için ev, eşya, para gibi ihtiyaçların önemine dikkat çekmişlerdir. Bu bakımdan iyi bir meslek edinmek, yuva kurunca ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir seviyede olmak îcab eder.


    6- İlişkinizden, saygı duyduğunuz, büyük bir insanı haberdar ederek, onun tavsiyelerini almanız gerekir. Özellikle aileleri, saygı değer kimselerin haberdar ve ikna etmesi gerekir. Her şey usulüne uygun olmalıdır. Öyle zaman olur ki, gelenekleri takmayanlar, geleneklerin insafsız paletleri altında ezilirler.


    7- Son olarak böyle bir yakınlaşmayı kısa zamanda nikâhla meşrû hâle getirmek lâzımdır. Bundan kastımız, evlenmeye yıllar varken dinî nikâh kıyıp her şeyin meşrû olduğunu sanarak serbest hareket etmek değildir. Evlenmeye uzun bir zaman varken kıyılan böyle bir nikâhın mahzurları da olabilmektedir. Nikâh kıydırıp serbest hareket eden gençler, maalesef bağlayıcı bir durum olmayınca ayrılabilmektedirler ki, bu hiçbir şekilde tasvip edilemez. Nikâhtan kasdımız, resmî olarak evlenmektir.


    Bu saydıklarımızı okuyunca, "Demek ki bunlara uyarak böyle bir teşebbüs yapabiliriz" diye düşünmek yanlıştır. Bu şartlar, "içine düşülen problemden gençlerimizi mümkün olduğunca az günahla çıkarmak, olayın bundan sonraki bölümüne meşrûiyet kazandırmaya çalışmak" içindir.


    Neticede hayatınızı evlilikle birleştirdikten sonra da bol bol istiğfar etmelisiniz ki, Rabbimizin affına mazhar olasınız.

    Cemil Tokpınar
    Konu *SAHRA* tarafından (04.12.14 Saat 09:32 ) değiştirilmiştir.
    "EKMEKSİZ YAŞARIM HÜRRİYETSİZ YAŞAYAMAM"

  2. #2
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart

    Allah'?n ve Resulünün (a.s.m.) yasaklad?ğ? bir fiili, hiçbir düşünce meşrû k?lamaz.

    7- Son olarak böyle bir yak?nlaşmay? k?sa zamanda nikâhla meşrû hâle getirmek lâz?md?r. Bundan kast?m?z, evlenmeye y?llar varken dinî nikâh k?y?p her şeyin meşrû olduğunu sanarak serbest hareket etmek değildir. Evlenmeye uzun bir zaman varken k?y?lan böyle bir nikâh?n mahzurlar? da olabilmektedir. Nikâh k?yd?r?p serbest hareket eden gençler, maalesef bağlay?c? bir durum olmay?nca ayr?labilmektedirler ki, bu hiçbir şekilde tasvip edilemez. Nikâhtan kasd?m?z, resmî olarak evlenmektir.

    Bu sayd?klar?m?z? okuyunca, "Demek ki bunlara uyarak böyle bir teşebbüs yapabiliriz" diye düşünmek yanl?şt?r. Bu şartlar, "içine düşülen problemden gençlerimizi mümkün olduğunca az günahla ç?karmak, olay?n bundan sonraki bölümüne meşrûiyet kazand?rmaya çal?şmak" içindir.
    Çok doğru. Allah raz? olsun kardeşim. Şu zamanda ihtiyac?n şedid olduğu bir ihtar. Ama mecazi aşk derken gayr-? meşru aşk kastedilmiş değil mi? Yoksa evlenince de aradaki aşk mecazi fakat fark? meşru oluşu.
    Konu elff tarafından (29.05.07 Saat 14:00 ) değiştirilmiştir.

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


  3. #3
    Ehil Üye hayırlısı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul-Kilis
    Mesajlar
    1.194

    Standart

    Güzel ve yerinde tespitler , teşekkürler

  4. #4
    Ehil Üye BiKeS_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    2.770

    Standart

    Alıntı Asya Nurdağ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Anlatmak istediğim şu: Her gencin mecazî aşktaki yasaklardan kaçış derecesi, kendince yeterlidir ve hepsi de bir nevi dindardır. Ama objektif kriterlere vurulduğunda herkesin dindarlık seviyesi ortaya çıkar. Kaldı ki, sorun bundan ibaret de değil. Duygusal ilişkisini düşünmekten dolayı, aslî görevlerini tam yerine getiremiyorlar. Akıl, kalp ve ruh sükûnetini, duygu dengesini kaybediyorlar. Zamanları oflayıp puflamakla geçiyor.
    Nitekim mecazî aşkları terennüm eden şarkı sözlerini hatırlayın. Hepsi de “acı, çile, dert, ayrılık, ıztırap, azap, gözyaşı, kader, hicran, kıskançlık, şikâyet” temalarıyla dolu. Sanki dünyanın en dertli insanları bunlar. Alâkası yok. Ama acı ve mutsuzluk; olaylara getirdiğimiz olumsuz yorum ya da olaylardan menfi etkilenme ise, gerçekten de dünyanın en dertli ve mutsuz insanları onlar.
    İyi de, güzel güzel okuluna devam etmek, mesleğini geliştirmek, vakti zamanı gelince ihtiyacını meşru yoldan gidermek varken kim dedi size bu acıların altına girin diye? Uygun imkânlar ve yerinde zamanlamayla mükemmel bir evlilik yapmak mümkünken, zehirli bir balın etkisiyle yıllarca karın sancısı çekmeye benzeyen mecazî bir aşk yüzünden sürekli gözyaşı dökmeye ne gerek var?
    Cemil Tokpınar abimiz nasıl güzel ve doğru tespitlerde bulunmuş.Bizlerde çevremizde görmüyor değiliz.Allah razı olsun.

    Yâ Rab, garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvânem, alîlem, âcizem, ihtiyarem,


    Bî-ihtiyarem, el-aman-gûyem, afv-cûyem, meded-hâhem, zidergâhet İlâhî!




  5. #5
    Yasaklı Üye aziz5055 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    102

    Standart

    Son derece güzel.Bu forumda genellikle böyle güzel bilgiler var.Ancak ben bunlar? trafik kurallar?na benzetiyorum.Trafik kurallar?na harfiyen uyarsak ve dikkatli olursak kaza yapma ihtimalimiz çok az.Her gün trafikteyiz ve maalesef k?rm?z? ?ş?kta geçen araçlar,yayalar.Kald?r?mdan yürümesi gerekirken araç yolundan gidenler,sağ?na solun bakmayanlar v.s,v.s.bu örnekler uzat?labilir.Aç?lan bu konuda da maalesef kurallara uyulmuyor.Aşk adeta büyü gibi insan? kör ediyor.Dini vecibelerini yerine getiren de,haberi olmayan da,hepsi,ne yaz?kt?r ki ücra köşelerde,araba içlerin uygunsuz durumlarda karş?m?za ç?k?yorlar.K?rm?z? ?ş?kta geçiyorlar.Trafik polisine yakalanmazsan ceza yemezsin ama Allah'tan kaç?ş yok.Bu yüzden mutlaka gençlerin eğitilmesi gerektiği düşüncesindeyim.

  6. #6
    Dost pelinagb - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Mesajlar
    12

    Standart Aşk!

    Gel Gör Beni Aşk Neyledi
    Konu pelinagb tarafından (06.10.07 Saat 20:23 ) değiştirilmiştir.

  7. #7
    Pürheves mamafih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    154

    Standart

    3- Sevilen taraf, k?z olsun erkek olsun, kesinlikle Peygamberimizin (a.s.m.) tavsiye ettiği gibi, yani dindar olmal?d?r. Yoksa "Zamanla dini öğrenir ve yaşar" gibi düşünceler nefsin aldatmacas?ndan başka bir şey değildir. Aşk döneminde taraflar birbirlerini yanl?ş tan?r ve kendisini de yanl?ş tan?t?r. Aşk?n gözü kusur ve hata görmez. Görse de iyiye yorar. Ama evlenince işin rengi değişebilir. Bunu baştan bilmek ve karar? ona göre vermek gerekir.


    denildiği gibi, bence bi düşünülmeli evlenince ayn? hislerin mevcutmu yoksa aşk gözünü kör mü etmiş. onun için arada aş?k olunulduğu düşünülüyorsa hemen evlenilmeli ki genelde bu mümkün olmuo .araya zaman girince yanl?şl?klar doğuyor. düğün olay? geç olduğu için en az?ndan işin bir nebze resmiyete dökülmesi bak?m?ndan ailelerin kesinlikle haberdar olmas? ve söz , nişan ad? alt?nda kap? kapat?lmal?d?r
    Talebeliğin özelliği ve şartı: Sözler’i kendi malı ve telifi gibi hissedip sahip çıkmak, onları hayatının en önemli vazifesi bilmek ve onları neşretme hizmetini yapmak.

  8. #8
    Dost neslican - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    2

    Standart

    allah raz? olsun allah bu durmda olan gencler?m?z? ?slah ets?n

  9. #9
    Yasaklı Üye beklenen12 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    bingöl
    Yaş
    35
    Mesajlar
    718

    Standart

    kesinlikle imkansız. bı taraftan muhakkak günaha giriyor insan. zamanla verilen tavizler diğerlerini kovalıypor ve bir bakıyorsun değerlerinle alakası olmayan bi ilişkiye girmişsin. ister istamaz bazı günahlara girmeye mecbur oluyorsdun. ama şu da var biriyle evlenmeden tanımak gerekmez mi belki çok temiz efendi olmasına rağmen uyumsuzsunuzdur. tama islamın bu konuda ki tavsiye ve emirlerini biliyoruz. ama insan bi kaç sefer görüşöeyle ne kadar birbirini tanıyabilir ki huyunu suyunu tavrını iki görüşmeyle bile bilir mi? o da ayrı bi sorun. yani ikiside çıkmaz sokak gibi görünüyor birini yaparsan dinine diğerinde ise geleceğine ve mutluluğuna zarar vermiş olabiliyorsun.

  10. #10
    Ehil Üye alanyali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Alanya
    Mesajlar
    2.491

    Standart

    Bir kişi nas?l aş?k olur? Yani mecazi aşk türünden..Mutlaka bir göz zinas? yoluyla bu durum baş?na gelmiştir elbette..Eğer ki, gözüne ,kulağ?na sahip olsayd? böyle birşey de baş?na gelmezdi..çünkü nefs-i emmare, gözün gördüğüne taliptir..
    kişi baştan itibaren göz zinas?n? engelleyebilirse, aş?k olma gibi bir durumu da olmaz bence..Bu zamanda çok zor tabi..belki de imkans?z derecesine yak?n..?lkokuldan itibaren karma eğitimle yetişen bir gençliğe siz bunu nas?l anlatabilirsiniz? O da ayr? bir mesele..
    En güzeli iman hakikatlerinin kalpte yer etmesi,iman kalpte yer ettiyse devam? gelir, günahlardan sak?n?l?r,ameller güzelleşir..


    cehennem ağzını açmış, bekliyor; cennet ise ağuş-u nazdaranesini açmış, gözlüyor.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Yalnızca "La İlahe İllallah" Demek Yeterli midir? "Muhammedür Resulullah" Demeden?
    By ZÜMRÜT in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 25.04.17, 13:15
  2. "Ene" ve "Zerre"den İbaret Bir "Elif" Bir "Nokta"dır.
    By Ene-Zerre in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 29
    Son Mesaj: 21.04.17, 20:29
  3. Hayatıyla bir "Elif" yazar, "Vav" vuslatıyla yürür, yüreği "Hu" okur..
    By gamze-i_dilruzum in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 21.04.17, 20:28
  4. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 05.09.08, 13:57
  5. "Vücudunu, Mucidine Feda Et" ve "Ruhumu Rahmana Teslim Eyledim" Ne Demektir?
    By sahabe86 in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 24.07.08, 15:22

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0