+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Toplumdaki Yozlaşma

  1. #1
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Post Toplumdaki Yozlaşma

    Toplumdaki yozlaşma
    Hüseyin GÜLTEKİN


    Toplumdaki ahlâkî yozlaşma hız kazanarak devam ediyor. Mânevî yöndeki tahribât, beraberinde ahlâkî erozyonu getiriyor. Kudsî değerlerin alabora olması bir bütün olarak toplum hayatını içinden çıkılmaz bir hâle getiriyor. Bu acıklı hâl, insanların toplum içindeki hâl ve davranışlarını hiç de hoş olmayan durumlara sokuyor. Karşılıklı saygı sevgi ilişkileri kalmıyor; insanlar arasındaki şefkat ve merhamet duyguları zedeleniyor.

    Mânevî değerlerden yoksun, dînî değerlerden uzak bir yaşantının içinde bulunan insanlar, artık toplumun ayıp saydığı, hoş görmediği, tuhaf karşıladığı hâl ve hareketleri, söz ve davranışları hiç çekinmeden sergileyebiliyor. “Çevremdeki bu insanlar şu yaptıklarımı nasıl karşılar?” suallerini akıllarına getirmeden istedikleri hâl ve tavırları sergileyebiliyorlar. Bu yönde hiçbir engel, hiçbir sınır tanımadan nefis ve hevâları doğrultusunda rahatça hareket edebiliyorlar toplumda.

    Toplumdaki bu dejenerasyonun kapsamı gün geçtikçe genişliyor. Tıpkı bulaşıcı hastalıklar gibi bir çok insana da sirâyet ediyor. Bir bakıyorsunuz, mânevî değerlere pek de yabancı olmayan insanlardan dahi zaman zaman toplum içinde hiç de hoş karşılanmayan hâl ve tavırlar sudur edebiliyor.

    Meselâ tesettürlü bazı bayanların düğünlerde, eğlence yerlerinde çıkıp erkeklerle beraber oynamaları... Tesettürlü bazı genç kızların toplum içinde genç erkeklerle el ele, kol kola dolaşmaları... Yine toplu taşıma araçlarında veya kalabalık alış veriş merkezlerinde bazı tesettürlü bayanların yüksek sesle gülüşerek nazar-ı dikkatleri üzerlerine çekmeleri...

    Toplumsal bozulmanın mânevî değerlere pek de yabancı olmayan kesimlere yansıması böyle olduğuna göre; mânevî değerlerden yoksun, dînî değerlere mesafeli durmayı tercih eden kesimlerde ne şekilde bir hâl arz ettiğini takdirlerinize havale ediyorum.

    Nefsânî arzularının esiri olmuş, şahsî keyf ve zevklerini yaşamaktan başka bir gâyeleri olmayan, akıllarına her geleni icra etmeyi alışkanlık haline getirmiş, aynı toplumda beraber yaşadıkları sâir insanların hak ve hürriyetlerini nazara almayan, her istediklerini, her zaman ve zeminde yapmayı özgürlük zanneden, sergiledikleri gayr-i ahlâkî hâl ve tavırlardan başkalarının rahatsızlığını hiç kaale almayan, her yeri, her mekânı kendilerinin özel alanı gibi bilen ve o şekilde hareket eden bu dünyalık insanların toplum hayatını ne hâle getirdiklerini, henüz bazı hassasiyetleri dumura uğramamış her insan çok iyi biliyor ve görüyor.

    Toplum hayatının hızla bozularak iyice yozlaşması için en iğrenç hâl ve davranışlarda bulunan ve bu yolda ne insanî, ne kanunî hiçbir sınır tanımayan bu insanların, dönüp bir de İslâmî kesimlerce baskı altına alındıklarını, istedikleri hayatı yaşayamadıklarını, adeta “mahalle baskısına” maruz kaldıklarını dile getirmeleri, bu işin bir başka vechesini gözler önüne sermesi bakımından ibretlik bir durumdur. Anadolu’da serbestçe içki içip, gönüllerince eğlenebilecekleri bir mekân bulamadıklarını; namaz kılmadıkları, oruç tutmadıkları için, bir çok insan tarafından yadırgandıklarını; bekledikleri sevgi ve saygıyı göremediklerini her fırsatta gündemde tutmaya çalışan bu insanları gördükçe insanın, “kimin eli kimin cebinde” ve “hem suçlu, hem güçlü” diyesi geliyor.

    Baskı altında olduklarını anketlerle ispata çalışan bu kesimin, istediği hürriyet şeklini zaman zaman dile getirdiklerinden anlıyoruz ki, başkalarının hak ve hukuklarını hiç kaale almayan, nefis ve hevalarının sınırsız tatminini esas alan bir yaşantı biçimi. Dünya üzerinde böyle sınırı olmayan bir hürriyetin yaşandığı bir ülke var mı bilemiyorum...



    28.12.2008

    E-Posta: hgultekin@yeniasya.com.tr





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  2. #2
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Hüseyin GÜLTEKİN
    Anne - baba hukuku ihmâle gelmez




    Anne-baba haklarını bilmeyenimiz yok gibidir. Bu yüce hukuka riâyet etmemenin, anne-babaya gerekli hürmeti, merhameti, şefkati göstermemenin çok ağır bir mes’uliyeti olduğunu da hemen herkes biliyordur. Şu veya bu şekilde onları incitmenin, onların serîütteessür olan kalplerini kırmanın günah-ı kebâirden sayıldığını da hemen her ehl-i dinin bilmesi gerekir.
    Bu meyanda en iyisi şu âyet-i kerimenin meâline kulak vermek: “Anne ve babadan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına erişecek olursa, onlara sakın ‘öf’ bile deme, onları azarlama, onlara güzel söz söyle. Onlara merhamet ve tevazu kanadını ger ve de ki: ‘Ey Rabbim! Nasıl onlar beni küçükken besleyip büyüttülerse, Sen de onlara öylece merhamet buyur.’ Sizin içinizde olanı Rabbiniz hakkıyla bilir. Eğer siz sâlih kimseler olursanız, muhakkak ki O, kendisine yönelenler için çok bağışlayıcıdır.” (İsrâ Sûresi: 23-25)
    Evet hiçbir yoruma ihtiyaç bırakmayacak derecede açık olan bu âyet-i kerimedeki “Onlara sakın ‘öf’ bile deme, onları azarlama, onlara güzel söz söyle” ifadesi, evlâdın anne-babayı incitecek bütün söz ve davranışlardan uzak durmasını, onların arzularını yerine getirmede kusur etmemesini emrediyor.
    Ayrıca bu noktada Efendimizin (asm), “Cennet annelerin ayakları altındadır” fermanını da hatırlamakta fayda var. Birer şefkat kahramanı olan annelerin evlât üzerindeki hakkının baba hakkının üç katı olduğunu da unutmamak lâzım. Bu yönüyle de bilhassa anneye karşı çok daha dikkatli ve titiz olmakta fayda var. Çabuk kırılmaya, incinmeye meyyal olan onların nazik kalplerini kırmamanın gayretinde olmak şart.
    Bu konuda isterseniz bir de Bediüzzaman’a kulak verelim: “Evet dünyada en yüksek hakikat, peder ve validelerin evlâtlarına karşı şefkatleridir. Ve en âlî hukuk dahi, onların o şefkatlerine mukabil, hürmet haklarıdır. Çünkü onlar, hayatlarını kemâl-i lezzetle evlâtlarının hayatı için feda edip sarf ediyorlar.” (21. Mektub)
    Evet Üstad’ın dünyada en yüksek hakikat olarak tavsif ettiği valideyn ile evlât arasındaki bu kudsî münasebet, dünya üzerindeki bütün anne-baba ve evlâtlar için geçerli ve değişmez bir kuraldır. İstisnaları olmakla beraber, anne-babaların çoğu, evlâdı için hayatlarını fedâ etmekten çekinmezler. Öyle ise evlâdın buna karşı vazifesi tam ve kusursuz bir hürmettir.
    Valideynin evlâdına karşı bu tarifi mümkün olmayan fedakârlığına karşı, evlâdın yapması gerekli olan vazifelerini de Bediüzzaman şöylece ifade ediyor: “Öyle ise insaniyeti sukut etmemiş ve canavara inkılâb etmemiş bir veled, o muhterem, sadık, fedakâr dostlara halisane hürmet ve samimane hizmet ve rızalarını tahsil ve kalblerini hoşnut etmelidir.” (21. Mektub)
    Üstad’ın buradaki “insâniyeti sukut etmemiş ve canavara inkilâb etmemiş her bir veled...” ifadesini iyi tahlil etmek gerekir. Âyet-i kerimelerin, hadis-i şeriflerin ve Bediüzzaman’ın ısrarla işaret ettiği evlât ile valideyn arasındaki münasebetlerin günümüzdeki hâl ve gidişâtı nasıldır acaba? Bilhassa gençlerimiz bu ciddî mes’elenin neresindeler? Bir kısmını zikretmeye çalıştığımız bu kudsî emir ve tavsiyeler doğrultusunda hareket ediyorlar mı? Sebeb-i vücutları olan ve seve seve hayatlarını kendilerine fedâ etmeye amade olan anne-babalarına karşı vazifelerini yerine getiriyorlar mı? Bu suâllerin cevaplarının olumlu ve müsbet olmasını temennî etmekle beraber, görebildiğim kadarıyla bu konudaki durum hiç de iç açıcı değil. Valideynin hukukunu ciddiye alan, gerekli hassasiyeti gösteren gençlerimiz elbette var. Ama tesbit ve müşahadelerime dayanarak söylüyorum ki, gençlerimizin ekserisi, nasıl olsa haklarını helâl ederler sâikiyle, anne babalarının hak ve hukukları hususunda lâzım olan dikkat ve hassasiyeti göstermiyorlar maalesef.

    05.04.2009

    E-Posta: hgultekin@yeniasya.com.tr


  3. #3
    Ehil Üye yağmur_damlası - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    1.189

    Standart

    Meselâ tesettürlü bazı bayanların düğünlerde, eğlence yerlerinde çıkıp erkeklerle beraber oynamaları... Tesettürlü bazı genç kızların toplum içinde genç erkeklerle el ele, kol kola dolaşmaları... Yine toplu taşıma araçlarında veya kalabalık alış veriş merkezlerinde bazı tesettürlü bayanların yüksek sesle gülüşerek nazar-ı dikkatleri üzerlerine çekmeleri...



    offf offf! görünce ağlayasım geliyor..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Tesettürdeki Yozlaşma
    By Şahide in forum Tesettür
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 16.11.11, 18:38
  2. Toplumdaki Yozlaşma
    By malcolmxx in forum Tesettür
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 16.12.08, 21:32

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0