Yasemin GÜLEÇYÜZ

“Âhir zaman Âdemleri”



Teknolojinin gelişmesi dünyamızı artık küçük bir köy haline getirdi. Sefih medeniyet bunu fırsat bilip her şeyi dünya hayatından ibaret gören bir zihniyeti yaygınlaştırmakta. “Ân’ı yaşa, gününü gün et!” anlayışıyla modası, sineması, müziği, tiyatrosu, dansı, klibi, reklâmı, TV dizisi, dergisi, gazetesi ile zihinler darmadağın edilip, yaratılış maksatlarını tefekkürden uzaklaştırmakta.

Bediüzzaman Hazretlerinin “Beşerin nefs-i emmâresi” diye adlandırdığı, egoları şişirmekten ibaret olan modern yaşam “cazibedar bir fitne” olarak insanları tefekkürden uzaklaştıracak her türlü donanımı adeta “zehirli bal” gibi göz boyama ve aldatma unsuru olarak kullanmakta.


Bu durum özellikle aile kurumu için büyük bir mânevî tehlike oluşturmakta. Mü’minin bir sığınağı, bir nev'î dünyadaki cenneti olan aile hayatı etkilenip, tahrip olmakta. Aileyi oluşturan bütün fertler bu durumdan zarar görmekte. Bunun sayısız örneklerini gerek medyada, gerek çevremizde müşahede etmekteyiz.


Eşler birbirlerini “ebedî hayat arkadaşı” olarak görmekten ziyade “menfaat birlikteliğini” öne almakta, bu da boşanma, aldatma gibi bir çok problemler dizisini gündeme getirmekte.


Ebedî arkadaşlık fikri yerini geçici beraberliklere, o da yerini Bediüzzaman Hazretlerinin tâbiriyle “ebedî müfarakatlara” (sonsuz ayrılıklar) bırakmakta.


Ve ne yazık ki yapılan araştırmalara göre bu “ihanet” tablosunda erkekler, kadınlarla mukayese edildiğinde büyük ölçüde önde gitmekteler.


Şüphesiz bu tablonun değişimi ancak ve ancak iman hakikatlerine sımsıkı sarılmakla mümkün. Ancak o zaman iman ebedî lezzetleri netice veren bir çekirdek olarak, insana dünyada iken bile cenneti andıran huzuru verebilir.
Ancak o zaman ailede kadın da, erkek de ihtiyarladıkça artan bir hürmet ve muhabbetle birbirlerine can yoldaşı olurlar…




23.11.2008

E-Posta: yasemin@yeniasya.com.tr