+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 15

Konu: Dışınızı Süslemekle mi Meşgul Oluyorsunuz?

  1. #1
    Ehil Üye insirah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    Kure-i Arz
    Mesajlar
    3.312

    Standart Dışınızı Süslemekle mi Meşgul Oluyorsunuz?

    İçimizi ihmal ediyor, dışımızı süslemekle mi meşgul oluyoruz?



    Aşırı derecede pahalı ve gösterişli bir giyimle sokakta çalım atarak yürüyen yoksul kadını gören Hazreti Ali (ra) Efendimiz demiş ki:

    -Hanımefendi, iç dünyasını ihmal ederek sağlanan dış güzellik güzellik değildir. Asıl güzellik ailesi içinde verdiği uyumlu hizmetleriyle evinde kazandığı iç güzelliktir!


    Bu sözden hareketle diyorum ki, sanki biz de bugün içimizi unutmuş, dışımızı süslemekle meşgulüz. İç boşluğumuzu gizlemek için dışımızı süsleme ihtiyacı duymaktayız.

    Bundan dolayı imkanımızla uygunluk arz etmeyen pahalı markaları, israflı giyim kuşamı, gösterişli hayatı hedef alıyor, borç harç içinde de olsa gösterişli bir dış güzellik görüntüsüyle kendimizi ispatlamaya çalışıyoruz. Halbuki, iç dünyasını özentiden kurtaracak ilim, irfana ulaşmış kimseler dış görünüşü bu kadar öne çıkarma gereği duymazlar, onlar salahat ve mahareti öne alırlar, ilim ve ahlak güzelliğini gaye edinirler, dış görünüşle gereğinden fazla meşgul olmazlar.


    Bilirler ki esas olan iç olgunluk, fikir ve ruhta derinlik, komplekslerden kurtaran inançlarıyla ayakta duruştur. Çevreyi tahrik etmeden örnek oluştur. İsterseniz kimliğimizle ilgili bu mühim konuyu İrşad Ekseni'nden alacağımız örnekler üzerinde düşünelim. Bakalım gerçek kimliğini kazanmış kimselerde ne türlü bir dış görünüş sadeliği ve iç oluş derinliği göze çarpmaktadır?



    Esas olan, aşırı bir dış görünüş müdür, yoksa ilim, irfan yüklü mütevazı bir iç oluş mudur? Kazandığı sağlam inançlarıyla komplekslerden arınmış şekilde kendi değerleriyle ayakta duruş mudur? İrşad Ekseni'nin muhterem müellifini dinliyoruz bu konuda. Kimliğini kazanmış kimseleri nasıl tarif ediyor bir görelim. Diyor ki:


    - Samimi ve halis bir mü'minin en çarpıcı vasfı, onun tevazuu ve alçak gönüllülüğüdür. Çevreye güzel örnek oluşudur. Tahrike sebep olacak israflı görüntülerden uzak duruşudur. Onun hayatı gayet sadedir. Gönlü gözü hep sadelikle doludur. Evi barkı ve muhiti yine bu manzara ile çevrilidir. Bu güzel vasfı o, Kur'an'dan ve Resulullah'ın (sas) eşsiz hayatından almıştır.


    Zira; Efendiler Efendisi (sas) hep böyle davranmış ve hep böyle sade ve kendinden emin şekilde yaşamıştır. O, Mekke'de ilk tebliğe başladığı gün nasıl tevazu içindedir; Medine'de hazırladığı ordu ile, sekiz sene evvel çıkarıldığı Mekke'ye fatih bir kumandan olarak girdiği gün de yine aynı tevazu içindedir. Mekke'ye girerken bindiği hayvanın yelesine değen başı, O'nun mahviyette, gün geçtikçe daha da derinleştiğinin en güzel örneğidir. Susamıştır, bir bardak su ister. Zemzem kuyusunun etrafında herkesin kullanması için bardaklar vardır. Orada herkes bu bardakları kullanmaktadır. Sahabi, en yakın evlerden birine koşmaya ve yeni bir su kabı getirmeye çalışır. Hemen Allah Resûlü (sas) onu durdurur ve herkesin kullandığı bardaktan su içmek istediğini söyler.

    Evet, O, hiçbir zaman ayrıcalıklı olmak istememiş ve şöyle buyurmuştur:

    'Ben de insanlardan bir insanım. Herkesin içtiği kaptan içmeliyim.

    Zaten O, hayatını hurma lifinden bir hasır üzerinde geçirmişti. Ukba'ya hicretini de yine o hasır üzerinde yaptı. Üzerinde yattığı hasırı kaldırdılar ve O'nu o hasırın altına gömdüler. Ve bizler için cennetten daha mukaddes, O'nun ravzası işte bu hasırın mekan tuttuğu yerden ibarettir.


    O'nun hayatında hiç zikzak yoktu; işte tebliğ yolu da bence böyle olmalıdır. Hz. Ömer (ra) halife olduğunda genişliği bugünkü Türkiye'nin altı-yedi katı bir ülkeyi idare ediyordu.


    Buna rağmen o da, İslâm'a girdikten sonra başlattığı hayat ritmini asla değiştirmemişti; değiştirmemişti ve halife olduğunda Medine'nin en fakiri olduğu gibi, vefat ederken de yine en fakiriydi. Üzerindeki elbisede otuzdan fazla yama vardı. Onu arayanlar ekseriyetle 'Baki-i Garkat'ta başını bir mezar taşına yaslamış, öyle düşünüyor bulurlardı. Krallara taç giydiren ve kralları tacından eden koca halifenin hiç değişmeyen hayat tarzı işte buydu! Ve bu onun en tesirli tarafıydı. Buna, hâl dilinin gücü ve tesiri de diyebiliriz. Evet, onlar işte böyleydiler.

    Ya biz neyleyiz acaba?

    Nasıl bir kimlik sergiliyoruz dış görünüş ve iç oluşumuzla?

    İçimizle dışımız uyumlu mu?

    Yoksa içimizi ihmal ediyor, hep dışımızı süslemekle mi kendimizi ispatlamaya çalışıyoruz?



    Ne dersiniz, düşünmeye değer mi?

    AHMET ŞAHİN
    Kainattaki gidisati izlesek ve israfin ve intizamsizligin olmadigini gorsek,sanirim bu bizim icin en buyuk tahkik egitimi olacaktir.

  2. #2
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Düşünmeye değer...Rabbimiz içimizi ve dışımızı bir olanlardan eylesin...Düşünmeye değer...tşkler.

  3. #3
    Pürheves AkledenKalb - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Bulunduğu yer
    adana
    Mesajlar
    211

    Standart

    Suretimizi de siretimizi de güzelleştir ya Rabbi
    husumete vakit yok

  4. #4
    Ehil Üye insirah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    Kure-i Arz
    Mesajlar
    3.312

    Standart

    Bir çok insan der;''Yüz güzelliğinden öte,ruh güzelliği önemlidir''..Ancak fiile baktığımız zaman,o sözün arkasında duranların sayısı azalmaktadır...
    Bu sözü idrak edebilmek için,kişi önce ruhunu inbisat etmeli,ruhunu doyurmalı ki,suretperestlikten kurtulup,bir insana baktığı zaman önce güzelliği değil,ruhundaki güzelliğin yansımasını görmeli...Zira,ruh güzelliği görmek,herkesin nasibi,karı değildir...
    Kainattaki gidisati izlesek ve israfin ve intizamsizligin olmadigini gorsek,sanirim bu bizim icin en buyuk tahkik egitimi olacaktir.

  5. #5
    Gayyur _süeda_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    86

    Standart

    '' küçük cenazeler hükmünde olan suretler..''

  6. #6
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Alıntı insirah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bir çok insan der;''Yüz güzelliğinden öte,ruh güzelliği önemlidir''..Ancak fiile baktığımız zaman,o sözün arkasında duranların sayısı azalmaktadır...
    Bu sözü idrak edebilmek için,kişi önce ruhunu inbisat etmeli,ruhunu doyurmalı ki,suretperestlikten kurtulup,bir insana baktığı zaman önce güzelliği değil,ruhundaki güzelliğin yansımasını görmeli...Zira,ruh güzelliği görmek,herkesin nasibi,karı değildir...
    Esas olan hüsn-ü sirettir..yani...Resul-ü zişan(a.s.m) ben güzel ahlakı tamamlamak için geldim der hani...
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  7. #7
    Ehil Üye insirah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    Kure-i Arz
    Mesajlar
    3.312

    Standart

    Hüsn-ü sireti idrak edebilme yolunda olmak duası ve çalışmasıyla...
    Kainattaki gidisati izlesek ve israfin ve intizamsizligin olmadigini gorsek,sanirim bu bizim icin en buyuk tahkik egitimi olacaktir.

  8. #8
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    Ahsen


    Ahsen, güzelin en güzeli anlamına gelmekte. Güzelliğin aynasına ışık vurup da, hükümranlığını göstermekte. Güzelliğe müştak olmak her insanın fıtratında olan bir olgudur.

    Hep güzeli isteriz. Çevremize baktığımız da hep güzellik adına ne varsa sahipleniriz. Çirkinliği nedense kabullenmek zor gelir. Göz güzeli görmek ister. Doyasıya seyrana dalmak ister.

    Bu bile tam olarak doyum derecesine bile yetmez; çünkü insan daha da güzelini görmek ister. Bu güzellik duygusunun elest yurdun da Yaratıcıyı görüp o güzellikten nasip aldığımızın işaretidir.

    O en güzel, bize dünyadaki her güzelliği de meftun olma özelliğini de vermiştir. Bir çiçeğin güzelliğine hayran kalmamak mümkün mü?

    Güzel bir insanı gördüğümüzde etkilenir, bu nasıl bir güzellik deriz. Bundan dolayı ilk başta dış görünüş dikkatimizi çeker. Diğer hallerimiz ondan nasibini alır. Tabiî ki bu bazen yanıltıcı özelliğini göstermekte.

    İç güzelliğin şahanesinden bir nevî uzak tutmakta. Zamanla anlaşılan bu özellik, dış görünüşün endamı altında yaşamakta. Ve soluk almak için var gücüyle savaşmakta. Dış görünüşe mahkûm olmamak için.

    Ahsen var olup; yokluğun işareti. Gençliğin gidişi güzelliğin gidişi demektir. Yani bir bitiş var. Kaçamadığın, sona doğru koşmak. Ne kadar güzel olursan ol; bitişi muhakkaktır.

    Bu malûm gerçek göz önündeyken, kim inkâr edebilir. Yaş kırkı devirdi mi al sana güzellikten kalan ne varsa. Estetiğin, makyajın yarım yamalak verdiği güzellik.

    Boy aynasına bak da seyret endamını. Kaldı mı yirmi yaşlardaki güzellik. Yok ve ne yaparsan yap gelmeyecek. Aksine daha kötüye gidip kırışıklıklara kalacak yüzün. Ve sonra kaçınılmaz son: ölüm. Bu ebedî hayatın başlangıcı, ebedi gençliğin yeri.

    Bitmeyen ve her daim olan bir gençlik ve güzellik. Ne güzel o ebedî hayatta; en güzel şeylere sahip olmak. Tabiî ki nasip olacak mı? Ümidindeyiz. Evet, güzellik sonsuz hayatın sadece bir yansıması yani gölgesidir. Gölgesi bu kadar güzelken; asıl olanı tasavvur edemiyorum.

    Zaten aklım diğer hayatın güzelliğini idrak etmekte noksaniyet yaşamakta. Ancak gördüğümüz zaman bir kıyaslama içine girebiliriz.

    Ahsenin yansıması vurur içime. İsterim onu. Bu yerde gölgesini görmüşken; hakikatini talep etmekteyim.

    Gerçeği bana güzelliğin ihtişamını sunacaktır. Bu ihtişamı bu fani yerde bulmak asla mümkün değildir.

    Öyleyse ebedî hayata talip olmanın, bu güzelliğe icabeti netice verecektir. Yani dünya değil ahiret yurdunu tercih edenler için. Bende tercih etmek istiyorum.

    Bütün güzellikleri yaşamak için. Fıtratımdaki güzelliğin müştakını görmek için. Evet orada zahiri ve batın bütünüyle güzel olacağı muhakkak. Bu dünyada dış görünüş güzelken kalp o kadar güzel olmayabiliyor.

    Tam tersi de oluyor. İç o kadar güzelken dış görünüş güzel olmayabiliyor. Tabiî ki dünya zıtların yeri olduğu için bu mümkün; ama ahirette ise, yani Cennete tamamen güzellik olacak. Bu da oraya bir iştiyak meydana getiriyor. Nasıl getirmesin?

    Bu dünyadaki çirkinliklere göz nazar edince; güzelliğin olacağı ona teselli verir. Evet, bir yer var. Orada bu çirkinliklerin üzeri örtülecek.

    Zaten güzelliği gerçek anlamda anlamak için tam zıttı olan çirkinliğin olması gerekmiyor mu? Gerektiği içinde oldu.

    Ve biz ahsenin kıymetini çirkinlik olduğu için daha çok anlıyoruz. İnşallah tam olarak anlamak niyetinde oluruz.

    Fadime KAYA
    02.06.2007
    Yeni Asya





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  9. #9
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Alıntı insirah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hüsn-ü sireti idrak edebilme yolunda olmak duası ve çalışmasıyla...
    İnşallah...Rabbim mazhar etsin..
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  10. #10
    Dost gokmas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    29
    Mesajlar
    10

    Standart

    Günümüz müslümanlarını düşündüğümüzde oldukça anlamlı olmuş, müslümanım diyen dünya üzaerinde bir gariban gördüğünde ağlayan sızlayan ama ihtişamından ödün vermeyen müslümanların dikkatle okuması gerek, paylaşan arkadaşımıza teşekkürlerimi sunarım.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Risale-i Nur ve şakirdlerinin meşgul oldukları vazife
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 01.07.15, 10:43
  2. Kim, Neden, Risale-i Nur İle Meşgul Olur?
    By yozgati in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 22.11.13, 21:16
  3. Lightbulb Kesbi ile meşgul olma Vehbi ile hem hal ol!
    By yozgati in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 30.08.13, 10:45
  4. Risale-i Nur'la Meşgul olmanın faideleri nelerdir?
    By yozgati in forum Risale-i Nur'u Yeni Tanıyanlara
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.02.13, 09:57
  5. Üç Aylarda Risâle-i Nur ile Meşgul Olmak
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.06.09, 13:08

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0