+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 9 ve 9
Like Tree2Beğeni
  • 1 tarafından elips
  • 1 tarafından Ararad

Konu: Eşler Arası Zulüm

  1. #1
    Ehil Üye Müellif-e - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Zindan-ı dünya'da bir garib yolcu
    Mesajlar
    4.073

    Exclamation Eşler Arası Zulüm

    Süleyman KÖSMENE
    Eşler arası zulüm-1


    İsmi mahfuz okuyucumuz: ''Kadının kocasına karşı hangi hâli, sözü ve davranışı zulümdür? Kocanın da karısına karşı hangi hâli, sözü ve davranışı zulümdür? Âyet ve hadislerle çok açık bir şekilde açıklar mısınız?''



    Birlikte bir ömür yaşayan ve bir ömür bir yastığı paylaşan nikâhlı dostlar arasında bazen sürtüşme de olur, tartışma da olur, çekişme de olur, geçimsizlik de olur, tatsızlık da olur. Keşke hiç olmasa!...


    Ama kabul etmeliyiz ki, Cennette yaşamıyoruz, melek de değiliz. İmtihan dünyasında yaşıyoruz ve şeytan böyle nikâhlı beraberlikler arasına çok girer. Ve hiç durmadan nifak verir, huzursuzluk kaynağı olur, geçimsizlik verir, tartışmalarda haddi aşan sözler için tahrik eder, isyan ve zulüm çıkartır.


    Sonra da döner, yıkılan aile yuvasına, perişan olan çocuklara, toplumun zedelenen çekirdeğine kahkahalarla güler. Ortada biz kalırız.

    Bunun için eşler arasında nelerin zulüm ve haksızlık unsuru taşıdığını bilmemizde yarar var:

    1- Eşimizi günahsız, hatasız ve kusursuz saymamız, hataların başını teşkil eder. Bu yaklaşımımız, bir hatasını gördüğümüzde eşimizi affetmeyeceğimiz ve derhal cezalandıracağımız anlamını taşır. Bu ise birçok zulümleri beraberinde getirir. Oysa eşimiz insandır ve beşerdir. Hata yaptığında affedilmeye liyakati vardır.


    Öyleyse, hangi kusur olursa olsun, eşlerin birbirlerini affetmemesi ve cezalandırması zulümdür. İster kınama cezası olsun, ister boşama cezası olsun, ister cinayetle bitecek bir ceza anlayışı olsun; hepsi de, hafif veya ağır, değişik oranlarda da olsa zulüm hüviyetini taşır.

    O halde ister kadın olalım, ister erkek olalım; eşimiz hangi tür kusuru işlemiş olursa olsun; kınamakla bile değil, şefkat ve af ile muamele etmeliyiz. Aksi davranışımız, aksi yönde sözümüz ve aksi tavrımız zulüm olur.

    Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm, sevgili eşi Hazret-i Âişe radiyallahü anha hakkında bir ay boyunca iftira dinlemiş ve konuyla ilgili gerçeği açıklayan bir vahiy de gelmemişken, münafıklar Hazret-i Âişe'nin (ra) günah işlediği yolunda ortalığı fitne ve fesat ile karıştırırken, işin gerçek yüzünü Allah'a bırakarak Hazret-i Âişe'ye (ra) şöyle buyurmuştu:

    ''Ey Aişe, senin hakkında bana şöyle şöyle sözler ulaştı. Eğer bu dedikodulardan temiz isen Allah seni vahiyle temize çıkaracaktır. Şayet bir günah işledi isen Allah Teâlâ'ya tevbe et. Zira kul bir günah işler, sonra da günahını itirafla tevbe ederse, Allah Teâlâ tevbesini kabul ve affeder.''1


    2- Eşlerin; söylentilere kapılarak veya zanna aldanarak birbirlerini asılsız iftira ve ithamlarla karalamaları, buna karşılık birbirlerine söz ve savunma hakkı vermemeleri zulümdür, haksızlıktır. İslâm hukukunda iftiracıdan delil istenir; getiremez ise, kendisine ''kazf'', yani ''suçsuza iftira atma'' cezası tatbik edilir.


    3- Kocanın üç boşama hakkını birden ve öfkeyle kullanması zulümdür. Kadının, kocasını terk edip gitmesi zulümdür. Barış yollarını kapamak, barışmaya karşı direnmek, birbirine kırıcı ve kaba sözler sarf etmek, birbirinin onur ve kişiliğini küçük düşürücü davranışlarda bulunmak, birbiri aleyhine dedikodulara meydan vermek ve laf üretilmesine izin vermek zulümdür.

    Eğer boşanma olacaksa; anlaşarak, tatlılıkla, saygıyla, medenî biçimde, kırıcı olmadan, mahkeme yoluyla ve ''bir'' boşanma hakkını (bir talakı) kullanacak biçimde olmalıdır. Diğer iki talakı birden kullanmamalıdır.

    Ubâde bin Sâmite (ra) diyor ki: ''Benim dedem karısını bin talakla boşadı. Bunun üzerine Hazret-i Peygamber'e (asm) geldim ve durumu anlattım.

    Peygamber Efendimiz (asm): ''Senin deden Allah'tan korkmadı mı? Ancak üç talak kendisinindir. Dokuz yüz doksan yedi talak ise haddini aşmışlık ve zulümdür'' buyurdu.''2


    4- Karı ve kocanın birbirlerinin ihtiyacı olan sevgi ve saygıyı birbirlerine karşı göstermemeleri, birbirlerine ilgisiz, sevgisiz, saygısız ve sabırsız davranmaları zulümdür.


    Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: ''Kadınlarla güzellikle geçinin. Eğer onlardan hoşlanmayacak olsanız bile, sabredin. Olur ki, sizin hoşunuza gitmeyen bir şeyde Allah pek çok hayır yaratır.''3
    Yarın inşallah devam edelim.


    Dipnotlar:

    1- Müslim, Tevbe 56, (2770); Tirmizî, Tefsir, (3179); Nesâî, Tahâret 194, (1, 163-164);
    2- M. Mezâhib fi'l-Fıkıh, 81
    3- Nisâ Sûresi: 19

    01.07.2008


  2. #2
    Müdakkik Üye elips - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    686

    Standart

    sevgi saygı olur ve dinin emir ve yasakları gözetilirse sorun kalmaz.
    denizzz bunu beğendi.

  3. #3
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Süleyman KÖSMENE
    Boşanmada doğru adım nedir?




    Sinan Bey ve Mehmet Bey: “1- Eşimin hoşlanmadığım bir eyleminden dolayı şartlı bir boşama ifadesinde bulundum. Şart henüz yerine gelmeden, eylem gerçekleşmeden önce sözümü geri alabilir miyim? 2- Dinen şartlara uygun boşanma varsa eğer; resmî nikâh bu evliliği devam ettirebilir mi?”

    Şart meydana gelmeden sözünüzü geri alabilirsiniz; almanız daha doğru olur. Bir daha da eşinize ceza vermek amacıyla değil; gerçekten boşama niyetindeyseniz boşama sözcüğünü kullanın. Ceza olsun diye boşama sözcüğünü sakın kullanmayın.
    1- Nikâh kurumunu kurarken de, bozarken de devletin zabıtları esastır ve önemlidir. Çünkü zabıt delildir, zabıt adâlet ve hukuk malzemesidir. Zabıt tutmak kadının da, kocanın da, evlilik birliğinin de zarardan ve zulümden korunduğu bir yöntemdir. Dînimiz bundandır ki nikâhın da, boşanmanın da delillerle ve şahitlerle tesbit edilmesini istemiştir.1
    2- Devlet memurlarının resmî kayıtlara geçirerek gerçekleştirdiği resmî nikâh da, devletin mahkeme eliyle meydana getirdiği boşama da dînen geçerlidir. Evliliklerin resmî nikâhla yapıldığı günümüzde, boşamalar da mahkeme eliyle olmalıdır. Koca kendiliğinden boşama yapmamalıdır. Bu önemlidir. Çünkü:
    a) Mahkeme iki taraf için de hakem olmakta, hissî davranışlardan uzak karar vermekte, böylece kadının mağduriyeti önlenebilmektedir.
    b) Mahkemenin dışında boşanma tarzını genellikle gelenekler ele geçirdiğinden; dindeki boşama usûlünü bilmeyen bir koca geleneklere uyarak boşama yaptığında bundan evlilik birliği zarar görmekte ve kadın mağdur olmaktan kurtulamamaktadır.
    c) Nitekim geleneklerin, boşama yapılacak bir söz olarak, kocanın şuur altına iyice soktuğu “Üçten dokuza boşsun!” sözü tam bir deli saçmasıdır! Çünkü kocanın, elindeki üç talak hakkının üçünü birden bir anda kullanmasının ve evliliği tek bir sözle ve tek bir irâdeyle bitirmesinin hiçbir haklı gerekçesi yoktur ve olamaz!
    d) Dindeki boşama usûlü bilinmediği için, bir öfke anında, geleneklere uyularak ısrarla yapılan ise maalesef budur! Ardından bin defa pişmanlık sökün edip gelmektedir.
    d) Dînimizin tavsiyesi bu değildir. Dinimizin tavsiyesi (sünnet olan), boşamayı bir hakkı kullanacak şekilde ve öfkeden uzak yapmaktır. (Mahkeme ise zaten bunu yapmaktadır.)
    e) Bundan dolayı;
    I) Günümüzde evliliklerde kocanın boşama yapmaktan kaçınması,
    II) Gerektiğinde sadece mahkemeye başvurmakla yetinmesi ve mahkeme sonucunu beklemesi,
    III) Mahkeme sonuçlandıktan sonra da, kadının iddet dönemi bitinceye kadar (ilk üç ay) kadını evinden ayırmaması,
    IV) Varsa ve önceden ödenmemişse (kadına borçlu kalınmış idiyse) boşanma esnasında kadının mehri tam olarak ödenmesi gerekir. Mahkemenin belirleyeceği nafaka eğer mehir için yeterli ve tatmin edici bir miktar ise, bu mehir yerine kabul edilir ve ödenir. Eğer yeterli değilse üstü muhakkak tamamlanmalıdır.
    Boşanmak için mahkeme yolunu izlemek, öfkeye yenik düşüldüğü ve dînî hukukun da bilinmediği durumlarda kadına zulüm yapmaktan ve yarın hesap gününde bir mahşer sorgusuna muhatap olmaktan daha iyidir!
    f) Aksi takdirde kocanın kendi başına boşama yapıp, mahkemenin boşama yapmadığı durumlarda, yeni huzursuzlukların ve yeni problemlerin çıkması kaçınılmazdır. Bunun sorumlusu da koca olacaktır!
    g) Eğer koca mahkemeye başvurmaksızın, acele ederek, bir boşama hakkını kullanmışsa (yani boşama yapmışsa) mümkünse tekrar barışmak için harekete geçmelidir ve bu daha fazîletlidir. Allah’ın istediği şey budur! Bunun için yakın çevresi yardımcı olmalıdır.
    h) Tekrar barışmak için atılacak adımlar şunlardır:
    I) Boşama yaptıktan sonra kadın için üç temizlik süresi geçmemişse, (yani boşamadan sonra yaklaşık ilk üç ay içinde) koca ve kadın istedikleri an yeniden birbirlerine dönebilirler ve nikâha da gerek olmadan evliliklerini sürdürmeye karar verebilirler. Çünkü Kur’ân, bu süre içinde yapılan bir tercihi teşvik etmekte, “Kocaları bu arada barışmak isterlerse, karılarını geri almakta daha çok hak sahibidirler”2 buyurmaktadır.
    II) Kadın için eğer üç temizlik süresi geçmişse, (yani ilk üç aydan sonra) koca ve kadın istedikleri an yeni bir nikâhla yeniden bir araya gelebilirler.
    i) Demek, koca boşama yaptıktan sonra resmî nikâh hâlâ düşmemişse, karı ve koca barışmaları halinde, yukarıda belirtilen yol izlenerek evliliklerini sürdürebilirler.
    3- Barışmanın her zaman faziletli tercih olduğu unutulmamalı; alttan almalı, affedici olmalı, gerekirse hatâları görmemeli, küçük şeyleri gurur meselesi yapmamalı ve evlilik birliğini bozmaktan kaçınmalıdır.

    Dipnotlar:
    1- Talak Sûresi: 2 2- Bakara Sûresi: 228

    25.03.2009

    E-Posta: fikihgunlugu@yeniasya.com.tr


  4. #4
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    "Tebrikler, can kardeşim 1Kul.

    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  5. #5
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Süleyman KÖSMENE
    Boşanma da üç talak ve hikmetleri




    Şinasi Bey: “Kadın boşanınca nerede bekler? Üç talak nedir? Boşamada üç talakın hikmetleri nelerdir?”
    Evlilik birliği, Hz. Âdem’den (as) beri bütün hak dinlerce korunan, kurulması teşvik edilen ve bizzat düzenlenen bir birliktir. Esas olan bu birliği yaşatmak, günü birlik olumsuz sebeplerden dolayı yıkmaya yeltenmemektir. Zîra aile Müslüman’ın içinde huzur bulduğu, dinlendiği ve sükûnete erdiği bir nev'î Cenneti hükmündedir.1 Evlilik birliğinin yıkılmasından dolayı Allah’ın buğz etmesi bundandır. Peygamber Efendimiz (asm) buyuruyor ki: “Helâl davranışlar içinde Allah’ın en çok buğz ettiği şey, boşamadır.”2
    Boşanmaya ve evlilik birliğinin yıkılmasına Allah râzı olmuyor. Üstelik haksız yere olan ve zulüm de içeren boşanmalar, Allah’ın buğz ettiği, mahşerde gündeme gelecek ve hesabı sorulacak olan olumsuz amellerdendir. Kur’ân, boşanmalardan sonra barışmaya ve geri dönüşe imkân tanımak için boşanma hukukunu bizzat düzenlemiştir. Üç talakı bunun için gündeme getirmiştir. Üç talak, üç boşama hakkı demektir. Bu, bozulan aile dengesini yeniden düzeltmeye ve kurmaya dönük Allah tarafından verilmiş bir genişliktir, bir toleranstır, bir barış zemini oluşturma çabasıdır, bir evlilik birliğini koruma gayretidir.
    Şüphesiz eşler arasında yer, yer sürtüşmeler; zaman, zaman tartışmalar; bazen dozu şiddete varan gürültüler kopabilir. Bunu, bir bakıma hayatın bir cilvesi olarak da görmek mümkün. Aynı yastığa baş koyan bir çiftin, hayatın zor cilveleri karşısında, ciddî gördükleri problemleri ciddî tavırlarla tartışmaları normal sayılmalıdır. Bu tartışmalar sırasında eşi öfkelenir, aklı başından gider, kendini kaybeder ve ne söylediğini bilemeyecek bir şekilde öfkeli iken ağzından “sen boşsun!” sözü çıkarsa, bu söze itibar edilmez. Eşler boşanacaklarsa, öfkesiz olarak boşanmaları esastır. Öfkesiz olarak boşanmaları durumunda da, kadın iddet beklerken yeniden birbirlerine dönmeleri ve evliliklerini sürdürmeleri helâl kılınmıştır. Cenâb-ı Hak; “Kocaları barışmak isterlerse, onları geri almaya daha fazla hak sahibidirler.”3 Buyuruyor. Hazret-i Ömer’in (ra) oğlu, karısı ile boşandığında, Allah Resûlü (asm) Hazret-i Ömer’e:
    “Oğluna emret; karısına geri dönsün!” buyurmuştur. Beyler dikkat etmeliler, boşama lâfzını kullanmamalılar! Kadınlar dikkat etmeliler, “boşama” lâfızlı tartışmalar olduğunda kesinlikle evlerini terk etmemeliler! Terk etmeleri câiz değildir4. Câiz olmayışı, eşlerin akl-ı selimle düşünmelerini ve barışmalarını temin amacına yöneliktir. Eğer böyle bir istenmeyen lâfızdan sonra erkek veya kadın evi terk ederse, iddet süresi olan üç aya kadar muhakkak barışmanın yolları aranmalıdır. Bu süre zarfında eşlerin dost ve akrabaları da, dedikoduyu bir tarafa bırakarak bunları barıştırmaya davranmalıdır. Üç ay içerisinde barışma ve bir araya gelme gerçekleşmezse, işte o zaman eşler fiilî olarak üç boşanma haklarının birincisini kullanmış olurlar ve bu ilk boşanma haklarını kullandıklarında fiilen ayrılmış olurlar. Bu bakımdan boşanan kadına varsa anne ve babası veya akrabaları yardımcı olmalılar, ona kucak açmalılar ve onu kocasıyla barıştırmaya gayret etmeliler.
    Çünkü her şey bitmiş değildir. Tekrar birbirleriyle evlenmek istediklerinde, yeni bir nikâhla evlenmelerini, Bakara Sûresinin 232. Âyet-i celilesi mümkün kılıyor. Ayrılık süresinin kısa veya uzun oluşu, eşlerin bu ikinci nikâh haklarına zarar vermez.
    Eşler ikinci nikâhla birleştikten sonra, günün birinde geçinemeyip yeniden boşanırlarsa; barıştıkları ve arzu ettikleri takdirde, Bakara Sûresinin 229. Âyet-i celîlesi hükmü gereğince üçüncü bir nikâh daha yapma hakları vardır.
    Ama bu üçüncü nikâhtan sonra artık üçüncü defa boşanırlarsa, aynı sûrenin 230. Âyet-i celilesi hükmü gereğince bir daha birbirleriyle nikâh yapamazlar. Aralarında “beynûnet-i kübrâ” denilen “büyük ayrılık” meydana gelir ve artık bir daha birleşmemek üzere ayrılırlar. Bu süreçten sonra, yani birbirleriyle başlarından üç nikâh ve üç boşanma gerçekleştikten sonra artık kadın kendi yoluna; erkek kendi yoluna gider. Bundan sonra birbirleriyle yeniden evlenebilmeleri için, aynı âyet-i celile5, kadının başından başka bir kocayla gerçek bir evlilik geçmesi gerektiğini beyan etmiştir. Bu demektir ki: Arş-ı A’lâ Sahibi eşler arasında üç nikâha izin vermiş, bundan sonrasına şartlı izin vermiştir. Başlarından, birbirleriyle üç defa nikâh geçen bir çift artık dikkat etmeli değiller mi? Hâlâ boşanıp duracaklarsa, tekrar birleşmelerine Allah’ın izin vermeyişi üzerine, biraz da kendilerini sorgulamalı değiller mi? Çünkü evlilik ve boşanma sistemi böylesine yıpratılmamalı. Ve hakikaten aralarında derin problemler varsa, artık evlenmemeleri daha uygun olmaz mı?
    Netice olarak, üç defa boşanmadan sonra kadın başka birisiyle “yuva kurmak üzere” evlenir. Bu evlilikten de ayrılırsa, ancak bundan sonra eski kocası ile tekrar birleşmeleri mümkün olur. Aksi takdirde mümkün olmaz.


    Lügatçe:



    1. Bedîüzzaman, Lem’alar, S. 203.
    2. İbn-i Mâce, Talak, 1.
    3. Bakara Sûresi, Âyet: 228.
    4. Talâk Sûresi: 1. 5. Bakara Sûresi: 230.

    06.04.2009

    E-Posta: fikihgunlugu@yeniasya.com.tr



  6. #6
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    Süleyman KÖSMENE
    Eşler arası hukuka dikkat! (3)


    İsmi mahfuz okuyucumuz: “Eşler arasında zulüm ve haksızlık sayılan davranışlar nelerdir?”

    Dünden devam:
    5- Kocanın karısını veya kadının kocasını dövmesi zulümdür. Peygamber Efendimiz (asm), “Dövenleriniz hayırlılarınız değildir” 1 buyurmuştur.
    6- Eşlerin; birbirlerinin hatâ ve eksikliklerini, ayıp ve kusurlarını dışarıda anlatmaları, birbirlerinin sırlarını başkalarına yaymaları veya birbirlerine karşı bir tehdit unsuru olarak kullanmaları zulümdür. Peygamber Efendimiz (asm) buyurdu ki: “Kıyâmet günü insanların Allah katında derecesi en aşağı olanı, karısının sırrını yayan erkektir.” 2
    7- Hastalık gibi mücbir bir sebep yokken, birbirlerinin cinsel istek ve arzûlarına karşı ilgisiz kalmaları, birbirlerini fazla şehvetli oluşundan dolayı kınamaları, sırf cezâ olsun diye birbirlerinin cinsî arzûlarına cevap vermemeleri zulümdür, haksızlıktır. Çünkü bu davranış yekdiğerini haramın ve sefâhetin kucağına atabilir. Bu da Allah’ın gazabına sebep olur.
    Karı ve koca ne kadar tartışma ve sürtüşme yaşıyor da olsalar, birbirlerinin cinsel isteklerine karşı anlayışlı ve saygılı davranmalılar, birbirlerini bu konuda cezâlandırmamalıdırlar.
    Ebû Zerr (ra) anlatmıştır: Ashab-ı Kiram bir gün:
    “Mal sahipleri sevapta çok ileri gittiler. Bizim gibi onlar da namaz kılıyorlar. Bizim gibi onlar da oruç tutuyorlar. Mallarının fazlasından sadaka da veriyorlar” demişlerdi.
    Allah Resûlü (asm) buyurdu ki:
    “Allah sizin için tasadduk edebileceğiniz bir şey kılmadı mı? Her tesbihte bir sadaka sevabı vardır. Her tekbirde bir sadaka sevabı vardır. Allah’a her hamd edişte bir sadaka sevabı vardır. Her tevhid kelimesini söyleyişinizde bir sadaka sevabı vardır. İyiliği emretmekte bir sadaka sevabı vardır. Kötülükten alıkoymakta bir sadaka sevabı vardır. Sizden birinin, karısı ile cinsel ilişkisinde bile sadaka sevabı vardır.”
    Ashab-ı Kiram (ra) bu son cümle üzerine sordular:
    “Yâ Resûlallah! Biz hem nefsânî arzûmuzu yerine getireceğiz, hem de onun için sevap mı alacağız?”
    Resûl-i Kibriyâ Efendimiz (asm):
    “Eğer onu (kocasını veya karısını) harama terk etse idi, onun üzerine günah yükü vurulacak mıydı? Ne dersiniz? İşte bunun gibi, onu helâliyle tatmin edince de, bu ona sevap kazandırır” buyurdu.3
    Zulüm bir kul hakkıdır. Zulüm söz konusu olunca şu hadis-i şerifi de hatırlamamızda yarar var:
    Peygamber Efendimiz (asm) buyurmuştur ki: “Kul ile Cennet arasında yedi sarp yokuş vardır. Bunların en kolay geçileni ölümdür. En zor olanı ise, zulme uğrayan kişinin zâlimin yakasına yapıştığı günde, hesap vermek için Allah’ın huzurunda dikilmektir.” 4
    Hayatı birlikte yaşayan eşlerin ne olur ne olmaz, her türlü kul hakkına karşı birbirinin gönlünü zaman zaman almaları ve birbirlerinden helâllik istemeleri mü'mine yakışan davranışlardandır. Bazen bir küçük hediye, bazen bir gül, maddî değeri küçük olsa da, “gönül alma ve helâllik alma” açısından değerlendirdiğimizde değeri büyüktür. Bunu ihmal etmemelidir.

    Dipnotlar:
    1- İbn-i Mâce, Nikâh, 51; Nesâî, nikâh, 51.
    2- Müslim, Nikâh, 21.
    3- Riyâzü’s- Sâlihîn, 120.
    4- Câmiü’s-Sağîr, 1722.

    09.08.2009

    E-Posta: fikihgunlugu@yeniasya.com.tr

    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  7. #7
    Müdakkik Üye vakti_nehar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    969

    Standart

    rabbımın en sevmedıgı helal rabbım nasıp etmesın
    hak razı olsun kardeserım cok guzel yazılardı

    " Eğer şu fânî dünyada bekâ istiyorsan, bekâ fenâdan çıkıyor, nefs-i emmâre cihetiyle fenâ bul ki, bâkî olasın...."

    Anlam demek, Allah demektir.

    Sonuç, sevgi Allah demektir.

    "İnşallah" derse Yakaran...

    "İnşa" eder YARADAN.

    SaFLaRı eZeNi aSLaN SaNMA aSıL NeFSiNi eZeBiLeN aSLaNDıR
    MEVLANA


  8. #8
    Müdakkik Üye KeKe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    the earth
    Yaş
    32
    Mesajlar
    941

    Standart

    Erkeğin Ailesiyle Geçim ve Münasebetinin Âdâp ve Erkânı


    * Erkek, eşine güzel huy ve iyi ahlâk ile muamele edecektir.


    * Eşiyle sohbeti yumuşak, konuşması tatlı olacaktır. Halkın hayırlısı, ailesi hayırlı ve faydalı olandır.


    * Erkek eve girince ailesine selâm verip, onun hâl ve hatırını soracaktır.


    * Erkek, ailesinin sevinç ve neşesine ortak olduğu gibi, üzüntü ve kederine de ortak olmalıdır.


    * Erkek, alisesinin gönlünü çeşitli va'dlerle hoş etmelidir. Çünkü kadın, evde yalnız, eşine bağlı, onun gerçek dost ve ortağıdır.


    * Erkek, çocukların terbiyesinde ailesine yardımcı olacaktır.


    * Erkek, eşinin yeme ve giyme ihtiyaçlarını karşılayacak, ailesinin, çoluk-çocuğunun ihtiyaçlarını temin edecektir.


    * Erkek, ailesine ancak dinî kusurlarından dolayı tavır koyabilecek, dünya işlerinden dolayı ona kötü mumalede bulunmayacaktır.


    * Karısının kötü huylarını, huysuz hareketlerini gören erkek, "ben, kendimi ıslah eder, kusurlarımı düzeltirsem, eşim de huysuzluklarını bırakır ve düzelir" inancıyla hareket etmelidir.


    * Erkek, karısının öfkesi karşısında susmalıdır; ta ki kadın, pişmanlık duyup kocasından özür dilesin.


    * Kadın erkeğe karşı iyi hareket eder ve güler sevle, severek ona karşı vazifelerini yerine getirirse, erkek ona dua ve ondan dolayı Allah'a hamd ü senâ etmelidir.


    * Erkek eşine öyle davranmalıdır ki, kadın, "Kocam beni herkesten fazla beğeniyor ve seviyor" desin.


    * Erkek, eşinin ihanet, tuzak, aldatma ve ciddî dinî kusurlar gibi kusurları dışında kalan hatalarına göz yummasını bilmeli, onun kabahat ve kusurlarını herkesten gizlemelidir.


    * Erkek, eğer bilmiyorsa karısına Kur'ân ve dinî bilgileri öğretmelidir.


    * Erkek, karısını gereksiz ihtilatlardan ve nâmahremden korumalıdır.

    “Hüda meru şaş dike, kaş neke. Kaş dike, fahş neke. Fahş dike, purş neke. Purş dike, perişan neke. Perişan dike, müşevveş sergerdan neke.”

    Meali: "Allah, adamı şaşırtırsa, süründürmesin. Süründürürse, fahşetmesin. Fahşederse, dilenci vaziyetine getirmesin. Dilenci vaziyetine getirirse perişan etmesin. Perişan ederse, başıboş sergerdan etmesin.”

    Bediüzzaman Said Nursi





  9. #9
    Ehil Üye Ararad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2013
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    1.992

    Standart

    Güncel...
    *SAHRA* bunu beğendi.
    Hak ile iştigal etmezsen
    batıl seni istila eder...

    İ. Şafii.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Eşler el ele vermeli
    By *SAHRA* in forum İslam'a Göre Kadın ve Aile
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10.07.14, 13:48
  2. Eşler birbirinin elbisesidir
    By NİSANUR in forum İslam'a Göre Kadın ve Aile
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 03.06.12, 13:47
  3. Zulüm
    By Şahide in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 05.01.09, 18:33
  4. Boşanmış Eşler ve Çocuklar
    By azize in forum İslam'a Göre Kadın ve Aile
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 10.12.07, 16:14

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0