+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5

Konu: Âile Okulu

  1. #1
    Pürheves Çeşm-i Giryân - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    SİDRE
    Mesajlar
    272

    Standart Âile Okulu

    Ailenin bir okul olduğu düşünülürse, baba o okulun müdürü, anne ise öğretmenidir diyebiliriz. Bu durumda endişe veren şu ki; dünya ve âhiret başarısını netice verecek olan âile okulunun müdür ve öğretmenleri, kendilerini ne kadar yetiştirerek bu vazifeye giriyorlar?! Öyle ya, bir okula müdür ve öğretmen olacakların gereken eğitimi vakti zamanında almış olmaları gerekmiyor mu? İzdivaç için aylarca maddi hazırlık yapan arkadaşlara bunu sormak gerekiyor: “Bu kudsî ve mesûliyetli vazifeye acaba kaç kitap okuyarak hazırlandınız?!”


    Sevdiğim bir insanla bu mevzuya dair sohbet ediyorduk. Kendisi; “Hep merak etmişimdir, her mesleğin bir üniversitesi var ve eğitimi alınıyor. Fakat en önemli diyebileceğimiz ana-babalık mesleğinin neden bir okulu yok?” sorusuyla konuya çok hoş bir vurgu yaptı. Nasıl, size de hoş geldi değil mi?
    Düşünsenize, ana-baba adaylarının (ve elbette ki eş adaylarının) eğitim göreceği bir kurs, bir okul ya da üniversite. Erkeğe kadının, kadına erkeğin fıtratının anlatıldığı böylece iki cinsin birbirinden beklentilerinin ilmî boyutta işlenerek eğitim verildiği bir okul. İki farklı insan ve iki farklı kültürün bir araya gelmesiyle büyük bir olasılıkla her evlilikte yaşanabilecek sıkıntıların pratik ve psikolojik çözümleri ve çocuk psikolojisinden ev dizaynı ve yemek pişirmeye kadar kadın ve erkeğe ana-baba ve eş olma mesuliyetinin ders verildiği bir üniversite. Son zamanlarda, çok sık yaşanan ciddi âile sendromlarıyla ilgili âile mutluluğunu amaçlayan seminerler düzenleniyor. Bakarsınız yakında okulu da olur.
    ÜCRET ALMAK İÇİN ÇALIŞAN EĞİTİMCİLER
    Bilmek güzeldir. Çünkü olmaya bir anahtardır. Evliliğe, amaç ve anlamını bilerek adım atmak hayırlı nesiller için bir duadır. Olgun meyveler netice verecek bir evlilik için, bilmek elzemdir. Zümer sûresinde meâlen; “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” buyurur Allah. Gerek dünya gerek âhiret adına hayırlı bir istikbal için edilen duâdır, bilmek. Fakat ne acı ki en mühim müesseselerden biri olan âile müessesine şuursuzca giriliyor. Ve sanki, “Ne amacı canım, herkes evleniyor ben de evleneyim işte!” “Herkes ana-baba oluyor. Herkesin tattığı bu duygudan biz de eksik kalmayalım.” dercesine amaçsız, câhilane ve âdet olduğu için yapılır olmuş evlilikler. Ve elbette sonuç ortada. Evlatlar ana-babalardan râzı değil, ana-babalar evlatlardan râzı değil ve Allah da bu halden râzı değil. Herkes neyi niçin yaptığını ve nasıl yapması gerektiğini bilse böyle mi olurdu ahval-i âlem? Ve sadece ücret almak için çalışan eğitim sorumlularının ürünü değil midir hal u pürmelalimiz!?
    EVLİLİK AMAÇ MI, ARAÇ MI?
    İnsanlar “Evlilikte amaç nedir, neden evleniyorum, niçin evlendim?” diye hiç düşünürler mi acaba?
    İlim ve irfan sahasına bir güneş gibi doğan Bediüzzaman hazretleri “Hâneniz bir küçük Medrese-i Nûriye, bir mekteb-i irfan olsun!” der.
    Üstad Hazretleri, evlilik olayını sıradanlıktan, basitlikten çıkarıp olması gerekene yönlendiren bu ifadesiyle; “Âile, ilim ve irfan mektebi olursa şayet, evlilikteki sünnet tam olarak yerine gelir” diyor. Çünkü evlilikte en önemli amaç nesildir. Nesil ise Âile Okulu’nda yetişiyor. Bu okulun eğitimcileri elbette ki anne-babalar. Evet, âile bir mektep olmalı. Yani hayat üniversitesinin temel eğitim mekanı. Âile mektebinde iyi eğitim alan çocuklar, hayat üniversitesinde çürüyüp kaybolmuyor bilakis tekâmüle uğruyorlar. Bu okulun başarısı ise dünya ve âhiret saadeti olarak tecelli ediyor.
    ÂİLE OKULU MÜDÜRLERİ VE ÖĞRETMENLERİNE…
    Kulluk kitabımızın bir tefsiri olan Risâle-i Nûr, okunurken elbette bir kul olarak okunması gerekir. Fakat ben bunun hemen beraberinde, bir baba ya da bir anne sıfatıyla okunması gerektiğini düşünüyorum. Yani Risâle-i Nûr’dan “baba bir kul ve anne bir kul” olarak istifade etmek. Her ilim sahibi, ilimlerin menbaı Kur’ân’dan gelmiş Risâlelerde, ilim sahasına göre mühim malûmatı bulabilmekte. Dolayısıyla Risâle-i Nûr hakîkatleriyle hayırlı bir baba olmayı öğrenmek ve belki de en zor meslek olan annelik mesleğinde ehil olmak elbette mümkün.

    Ayrıca öğrendiklerimizi evladımıza hâl ve kâl ile anlatabilme ölçüsüyle de Risâle-i Nûr’lara çalışmak gerekiyor. Çünkü iyi bilmenin ölçüsü sayılan bir husus da bildiğini anlatabilmek, öğretebilmektir. Siz ilim sahibi olabilirsiniz. İlmî çok meseleler mütalaa etmiş olabilirsiniz. Hafızanızda şu an herhangi bir mesele hakkında sorulduğunda anlatabileceğiniz bir çok ilmî malûmât var olabilir. Yani siz bilenlerden olabilirsiniz. Hâl böyleyken niçin çocuklarımıza anlatamayız bildiklerimizi? Ve hep bir yolunu ararız, bir takım hakîkatleri anlatacak birilerini arar dururuz evlatlarımıza.

    Oysa biz o hakîkatleri biliyor, hatta yaşıyoruzdur. Allah’ı, namazı, peygamberi, sonra itaati, hürmeti, kıskanmamayı, paylaşmayı… Niçin çocuklarımıza anlatamıyoruz bildiklerimizi? Niçin zor gelir anlatmak? Hemen akla gelen iki şey var: Ya uğraşmak zor gelir ya da bir çocuğun seviyesine indirecek kadar konuya vakıf değilizdir.
    Meşhur bir bilim adamının sözünü okumuştum geçenlerde. Makamı gelmişken söyleyelim: “Babaanneme anlatamadığım şeyi, biliyorum, kabul etmiyorum!” diyor. Nasıl? Bence güzel bir ölçü…
    Madem iyi bildiğimizi sandığımız hakîkatleri çocuklarımıza anlatamıyoruz, öyleyse “gerektiği kadar bilmiyoruz” denilebilir. Hâlbuki bunu başarmak zor değil. Hele ki âlimlerin çözemediği mevzûları dahi halledip, önümüze koyan Risâle-i Nûr hakîkatleri varken, bundan sonrası zor olabilir mi sizce? Bir ‘anne’ ve bir ‘baba’ sıfatıyla Risâlelerden istifade ederek Allah’ı, peygamberi, melekleri, tekrar dirilişi, cenneti, mi’racı, namazı, kıskanmamayı ve gıybet etmemeyi, hulâsa îmanı ve güzel ahlâkı anlatabiliriz çocuklarımıza.

    Mevzûlara hâkim olmak, veya küçülterek bir küçük aklın anlayacağı şekle sokabilmek için şuurlu bir anne-baba olmak ve elbette tembel olmamak yeterli değil midir?Yalnız burada yanlış anlaşılmaması gereken bir husus var: Nazar-ı dikkate sunduğum mevzû evlatların hidâyet üzere olup olmamaları değil, anne-baba olarak evlatlara tebliğ vazifesinin hakkıyla yapılıp yapılmamasıdır. Zira malumdur ki; tebliğ bizim, hidâyet ise Allah’ın vazifesidir.

    Benim tanıdığım bir çok birikimli baba var. Kendileri tabiri câizse dışarıda bülbül, evde ise dut yemiş bülbül gibidirler. Üstelik bu insanlar şuursuz da değiller. Lâkin bildiği güzel hakîkatleri evlatlarıyla paylaşmak angarya gelir onlara. Ve dünyaya dahi lazım olmamasıyla mâlâyani sayılan bir çok mevzuu merakla takip ederek bilen ve bir o kadar da konuşmayı seven anneler bilirim. Îman hakîkatlerini öğrenmede kullanabilseler bu merak ve konuşma istîdatlarını, îman ve ahlâkı kuvvetli ne kadar birikimli bir nesil çıkar ortaya… Yani idrakinden âciz kaldığım husus: İfsat komiteleri, nesli binbir desiselerle bozmaya çalışırken, akıllara zarar bir tevekkül var ebeveynlerde?! Oysa neslin sadece âhiretini değil dünyasını da perişan eden desiselerle, hummalı bir şekilde çalışan bu komiteler hiç de mütevekkil değiller!

    Sayın Âile Okulu müdürü ve sayın Âile Okulu öğretmenine, arzuhalimiz şu ki: Okulunuzu, ana-babalık eğitiminizi Risâle-i Nûrlarla da tekmil etmek suretiyle kaliteli bir okul haline getiriniz! Böylece siz muhterem babalar; ‘iyi bir müdür’ ve siz muhtereme anneler; ‘yeterli bir muallime’ olacaksınız ve inşâallah sizden beklenen hayırlı nesl-i cedid yetişecek.
    Ve elbette şunu bütün alem bilsin ki; ifsat komiteleri nesilleri bozmak uğruna ellerinden geleni yapsınlar! Kur’ân-ı Azîmü’ş-şân’ın elmas kılıcı Risâle-i Nûr ve o Nûrlara sahip çıkan nesiller varken yeis, semtimize hiç uğramayacak, bize hiç vuramayacak!


    Evlatlar ana-babalardan râzı değil, ana-babalar evlatlardan râzı değil ve Allah da bu halden râzı değil.
    “Babaanneme anlatamadığım şeyi, biliyorum, kabul etmiyorum!”

    Sual: En mühim hakaik-i Kur’âniye ve îmaniye ile meşgul olduğun halde neden onu muvakkaten bırakıp en ziyade mânâdan uzak olan huruf-u hecâiyenin adedlerinden bahsediyorsun?


    El-cevab: Çünkü Bu meş’um zamanda Kur’ân’ın bir temel taşı olan hurûfuna hücum ediliyor ve onun tebdiline çalışılıyor!


    (Rumuzat-i Semaniye, 50)


  2. #2
    Dost NURYOLCU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    46

    Standart

    Anne-babal?k hiç kolay değil. çocuk eğitimiyle alakal? onlarca kitap okudum ama uygulamek gerçekten zor. çocuk sana kitaptaki tepkiyi vermiyor bir ikincisi f?trata yerleşmediği için s?kk?n bir an?nda hiç bir kitaptaki tavsiye akl?na gelmiyor.
    bence anne-baban?n yaşant?s? direkt çocuğa tesir ediyor. baz? şeyleri ne kadar anlat?rsan anlat sende tam yerleşmemişse çocuktada yerleşmiyor.
    çocuk eğitimi hususunda okunacak en iyi eserin gene risaleler olduğunda karar k?ld?m. meseleyi kökten hallediyor. Aspirin çözümler vermiyor.

  3. #3
    Dost MAVİ FİYONK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    10

    Standart

    Anne A?len?n Temel D?reĞ?d?r
    Neden? Babanin ?Ş? Neden?yle Vakt?n?n ÇoĞunu DiŞada
    OlduĞu ?Ç?n Anne Çocuklarina Daha Fazla Vak?t Harcar
    Sorunlarina Ve ?ht?yaÇlarina Daha Çok ?lg?len?r

  4. #4
    Yasaklı Üye Cennetâsâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    5.827

    Standart

    Sorunlarina Ve İhtİyaÇlarina Daha Çok İlgİlenİr
    yalnız çocukların değil, babaların sıkıntılarıyla da anneler ilgilenir..
    dar gününde kocasını üzmeyen, bunaltmayan kaç kadın vardır?


  5. #5
    Yasaklı Üye yatağanlı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Mesajlar
    1.014

    Standart

    Alıntı Çeşm-i Giryân Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    . Bu durumda endişe veren şu ki; dünya ve âhiret başarısını netice verecek olan âile okulunun müdür ve öğretmenleri, kendilerini ne kadar yetiştirerek bu vazifeye giriyorlar?!
    İzdivaç için aylarca maddi hazırlık yapan arkadaşlara bunu sormak gerekiyor: “Bu kudsî ve mesûliyetli vazifeye acaba kaç kitap okuyarak hazırlandınız?!”
    !”
    Şu soruların gündeme gelmiş olması bile inşallah geleceğe ait ümitleri yeşertmektedir. bu konuda toplum olarak ne kadar sıkıntılıyız. Mesela bir erkek evlenmeden kadının nasıl idare edileceğini, hangi durumda nasıl davranacağını gibi meseleleri öğrenmesi gerekir. Bir gün babama " Baba, biz evlenmeden niye kadın idaresini öğretmedin?" diye sordum. Cevaba bakın: Ben biliyor muydum, oğlum!"

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Okul Aşçılık Okulu Olunca...
    By Piri Reis in forum Mizah
    Cevaplar: 42
    Son Mesaj: 14.10.08, 13:52
  2. Okulu Neden Sevmiyoruz?
    By errabiatün in forum Eğitim
    Cevaplar: 24
    Son Mesaj: 11.10.08, 12:40
  3. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 15.11.07, 23:46
  4. Aile toplumun “ilk” okulu
    By aşur in forum İslam'a Göre Kadın ve Aile
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.07.07, 13:57

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0