+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Başörtüsü ve Atilla Yayla

  1. #1
    Gayyur ŞAHBABA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Bulunduğu yer
    Kahramanmaraş
    Mesajlar
    99

    Standart

    Ahlâk, Hukuk ve Başörtüsü Yasağ?



    Prof. Dr. Atilla Yayla
    Gazi Üniversitesi

    Türkiye'de gerek demokratikleşmede ve gerekse AB reform sürecinde yaşanan tüm ilerlemelere rağmen, başörtüsü yasağ?n?n kald?r?lmas? yolunda henüz bir ilerleme görülmemektedir. Problem dondurulmuş, hal?n?n alt?na süpürülmüş, unutturulmuş veya unutulmuş vaziyettedir ve baz?lar? bunun problemin çözülmüş olduğunu gösterdiğini düşünmektedir. Oysa, ortada çözülen bir şey yok ve bu yasak insanlar? mağdur etmeyi sürdürüyor. Ne ahlâkî, ne hukukî olan ve tamamen keyfiliğe dayanan bu yasağ?n, insanlar? ağ?r mağduriyetlere mahkûm etmesi bu konu üzerinde tekrar tekrar durmay? zorunlu k?l?yor.
    Başörtüsü Yasağ? ve Hukuk
    Baz? kamu otoritelerinin ?srarla yasaklamaya çal?şt?ğ? başörtüsüyle ilgili olarak Türkiye'nin hukukî sisteminde yasağa dayanak teşkil eden bir hüküm yoktur. Tam tersine, 2547 say?l? YÖK kanununun ek 17. maddesine göre, yasağ?n esas belirdiği yer olan üniversitelerde, k?l?k k?yafet serbesttir. Buna rağmen yüksek okullarda başörtüsü yasağ? getiren ve uygulayanlar, hem bu kanunu, hem de, dolay?s?yla, Anayasa'n?n eğitim hakk?yla ve vatandaşlar?n eşitliğiyle ilgili hükümlerini ihlâl etmektedir. Normal şartlar alt?nda bunu yapanlar?n hukukî takibata uğrat?lmas?, yarg?lanmas? ve cezaland?r?lmas? gerekirdi. Bugün bu yap?lam?yorsa, yasakç? zihniyetin zorbal?ğ? yüzündendir. Ancak, yasakç?lardan bugün hukukî olarak hesap sorulamamas? her zaman böyle olacağ? ve eğitim hakk?n?n kullan?lmas?n? engelleyenlerin asla yarg?lan?p mahkûm edilmeyeceği anlam?na gelmez.
    Anayasa ve kanunlarda başörtüsüyle ilgili bir yasak yokken, Anayasa Mahkemesi ve Dan?ştay'?n çeşitli kararlar?nda yasağa temel aramak, hukuku katletmektir. Böyle bir aray?ş ülkemizde egemen jakoben anlay?ş?n otoriter tavr?n?n klasik tezahürlerinden biridir. Yasakç? ve bask?c? zihniyet, anayasa ve kanunlarda bulunan haklar? yönetmelik gibi daha alt ve dolay?s?yla anayasa ve kanunlara ayk?r? olamayacak mevzuat parçalar?yla gasbetmekte, kulland?rtmamakta, veya, ayn? şekilde, anayasa ve kanunlarda bulunmayan yasaklar? getirmekte pek mahirdir. Başörtüsü olay?nda olan da aşağ? yukar? budur. Ancak, yasakç?lar, ellerini kuvvetlendirmek için, Anayasa Mahkemesi kararlar?na at?f yapmay? seviyor ve yasağ?n bu mahkemenin karar?yla konulduğunu söylüyor. Oysa, anayasa hukuku hakk?nda biraz bilgisi olanlar, Anayasa Mahkemesi'nin yeni bir hüküm tesis edemeyeceğini, sadece kanunlar?n iptali yolundaki talepleri kabul etme veya reddetme yetkisinin bulunduğunu bilir. O yüzden, başörtüsü yasağ?na Anayasa Mahkemesi'nin Mart 1989 tarihli başörtüsü karar?nda temel bulmak hukuken imkâns?zd?r. Tersini söylemek, yasama yetkisinin halk taraf?ndan seçilen meclise değil, kendi kendini atayan yarg? bürokrasisine ait olduğunu ileri sürmekle eş anlaml?d?r.
    Esasen, başörtüsüyle ilgili bir yasak, Anayasa Mahkemesi kararlar?yla konamayacağ? gibi, Anayasa ve kanunlarda da temellendirilemez. Çünkü, bu konu, yâni, k?l?k k?yafet özgürlüğü, insan haklar?yla ilgilidir. Türkiye demokratik bir ülke ise, insan haklar?na bu tür keyfî bir s?n?rlama getiremez. Getirirse, o zaman, bu sistemin ad? demokrasi olmaz.
    Kimse yan?lmas?n, başörtüsü yasağ? sadece üniversite öğrencileri aç?s?ndan değil, bütün kamu görevlileri aç?s?ndan yanl?şt?r. Bir liberal olarak, alt?n? çizmek isterim ki, çok istisnaî ve niteliği gereği özel üniforma veya özel k?yafet gerektiren ve başörtüsü takman?n bu tür k?yafetlerin oluşmas?n? engellediği objektif olarak ve makul bir insan? ikna edecek şekilde ispatlanan işler d?ş?ndaki hiçbir kamu görevinde, başörtüsü yasağ? uygulanamaz. Yâni, başörtülü öğretmen, doktor, hastabak?c?, hemşire, hâkim de olabilir. Üniversite öğrencileriyle ilgili yasaksa tam bir komedidir.
    Kamusal Alan ve Başörtüsü Yasağ?
    Kamusal alanla ilgili tart?şmalar ve bu kavrama dayanan tezler yasağ? hakl?laşt?racak bir hukukî zemine var?lmas?n? sağlamaz. Kamusal alan siyaset felsefesinde tart?ş?lan bir konudur ve tart?şmal? bir felsefe kavram?ndan hareketle insanlar?n hayat?n? derinlemesine etkileyen konularda hukukî hüküm tesis edilemez. Nitekim, bütün gürültü pat?rt?ya rağmen, başörtüsü takanlarla ilgili işlemler, hep, hukukî değil idarî işlemler olagelmiştir. Başörtüsü kullananlar hukukî bir takibata maruz b?rak?lamam?ş, idarî müeyyidelerle, sözüm ona cezaland?r?lm?şt?r. Bu dahi, hukuk sistemimizde başörtüsü yasağ?na bir temel bulunmad?ğ?n?n ispat?d?r.
    Kamusal alan tan?mlar? çok tart?şmal?d?r. Kamusal alan nedir? Değişik yorumlar yap?labilir. Kamusal alan, egemenliğin bir yans?mas? olarak, kamu otoritesinin geçerli olduğu her alan m?d?r? Yoksa, bir kamu görevinin ifa edildiği yer midir? Veya, bir kamu görevlisinin bulunduğu mekân m?d?r? Bu üç bak?ş?n hiçbiriyle başörtüsü yasağ? konusunda anlaml? ve yasağ? hakl?laşt?r?c? bir sonuca ulaş?lamaz.
    ?lkini ele alal?m ve diyelim ki kamu otoritesinin söz sahibi olduğu her yer kamusal aland?r. Bu durumda, başörtüsü yasağ?n? alabildiğine genişletmek gerekir. Toplum hayat?nda kamu otoritesi teorik olarak her yerde geçerlidir, bu otoritenin fiilen tezahür etme biçimi, derecesi ve s?kl?ğ?, duruma ve şartlara bağl? olarak, değişse bile. Meselâ, sokaklar da kamu otoritesinin geçerli olduğu yerlerdir, öyleyse, sokakta da başörtüsünün yasak olmas? gerekir. Bu kadar değil, dahas? var: Evimiz elbette bizim özel alan?m?zd?r, lâkin orada da, duruma bağl? olarak, kamu otoritelerinin yetkileri vard?r. Eşinize veya çocuğunuza kötü muamele ederseniz, kamu ad?na evinize müdahalede bulunulabilir. Yâni eviniz de bir kamusal alana dönüşebilir. Bu durumda, evlerde bile başörtüsü yasağ?n?n bulunmas? gerekmez mi?
    Yok, bir kamu görevlisinin bulunduğu yer kamusal aland?r dersek, yine problemlerle karş?laş?r?z. Önce sormam?z lâz?m: Bir kamu görevlisinin fiilen görev yapt?ğ? her yer bir kamusal alan m?d?r? Eğer böyleyse ve yasak kamusal görev veya hizmet alanlar?n? kapsayacaksa, üniversiteler yan?nda parklar, vergi daireleri ve hastaneler de başörtüsünün yasak olduğu yerler aras?nda olmal?d?r. Bu kamusal alan yorumuna dayanan yasağ?n hukukî ve ahlâkî bir temeli varsa, yasak buralara kadar uzat?lmal?d?r. Niye uzat?lm?yor, uzat?lam?yor peki? Çünkü, yasak, sağlam, hukuka dayanan ve vicdan kanatmayan bir ilkeye oturmuyor da ondan...
    Kamusal alan tan?mlar?n?n üçüncüsü doğruysa, yâni bir kamu görevlisinin bulunduğu her yer kamusal alansa, o zaman, kamu görevlilerinin üstüne "kamusal alan yarat?c?s? geliyor, başörtülüler savulun" diye bir uyar?c? levha, işaret vs. yap?şt?r?p d?şar? öyle ç?kmalar?n? sağlamak gerekir. Sak?n yanl?ş anlamay?n, bu söylediğim şeydeki komiklik benim komiklik yapmak istememden kaynaklanm?yor, yasakç?lar?n savunuyor olabileceği bir anlay?ştan türüyor. Size komik geliyor olabilir, ama bu olay?n ilginç tezahürleri var. Örneğin, bir kamu görevlisi olmasa da kamu otoritesini temsil eden biri olarak Cumhurbaşkan? Sezer, kalksa, Ankara Söğütözü'ndeki Yimpaş Süper Market'e al?şverişe gitse, ne olur? Oras? bir kamusal alana m? dönüşür? Dönüşürse Yimpaş'?n başörtülü müşterilerinin Yimpaş'?n kendi elemanlar? veya Sezer'in korumalar? taraf?ndan d?şar? at?lmas? m? icap eder, laiklik ad?na ve uğruna? Devlet memuru akşam evine vard?ğ?nda oras? da m? kamusal alan olur ve eşinin başörtüsünü ç?karmas? gerekir? Şu söylenebilir: Kamu görevlisinin bir kamu göreviyle bulunduğu mekân kamusal aland?r. Lâkin, bu da problemi çözmeye yetmez. Meselâ, Sağl?k Bakanl?ğ?'na bağl? bir hemşire bir aş? kampanyas? vesilesiyle bir köye gitse ve köy meydan?nda toplad?ğ? kişilere aş? yapsa, bu o köyü veya köy meydan?n? kamusal alana çevirir ve hem hemşirenin hem de köylü kad?nlar?n baş?n?n aç?k olmas?n? m? gerektirir?
    Görüldüğü gibi, kamusal alan tart?şmalar?ndan anlaml? bir sonuca ulaşmak imkâns?z. Özgürlükçü bir ülkede, vatandaş, her türlü kamusal alanda veya kamusal olduğu iddia edilen alanda başörtüsü takma veya takmama özgürlüğüne sahiptir. Bu çerçevede yap?lan özel alan- kamusal alan karş?laşt?rmalar?nda da yasakç?lar?n mant?ğ? yanl?ş işlemektedir. Diyorlar ki, "bir özel davet veriyorsam, istersem başörtülüleri alabilirim, ama kamusal alandaki bir davette, istesem de, başörtülüleri alamam". Bu düşünce tarz? yanl?şt?r. Sağl?kl? bir mant?k şöyle işler: Bir kamu görevlisi olsam bile, istersem, özel davetime başörtülüleri kabul etmem, buna hakk?m vard?r, ama kamusal alandan başörtülüleri d?şlayamam, zira bu hem Cumhuriyet sistemine, hem demokratik rejime ve hem de insan haklar?na ayk?r?d?r. Elimizde tipik bir olay var, ona bakarak durumu daha iyi kavrayabiliriz. Sezer, oğlunun düğününü Çankaya Köşkü'nde yapt? ve başörtülüleri davet etmedi. Çankaya'daki bu binan?n topluma ait olduğu ve bu nedenle böyle bir kullan?m?n uygun olmad?ğ? yolundaki eleştirileri bir yana b?rak?p, bu olay?n Sezer ailesinin özel bir olay? olduğunu kabul edelim. Bu durumda, Sezer'in başörtüsü kullananlar? çağ?rmamas?n?n, sosyal aç?dan ş?k olmasa bile, kendi tercihi olduğunu ve kimsenin buna bir şey diyemeyeceğini söyleyebiliriz. Yâni, Sezer'in başörtülüleri çağ?rmamas?n? normal karş?layabiliriz. Olur ya, başörtüsünü sevmeyebilir veya başörtüsü takanlar? davet etmemek için kendine göre gerekçeleri olabilir. Ama, 29 Ekim resepsiyonundan başörtülüleri d?şlamas?n? normal karş?layamay?z. Bu tav?r, Cumhuriyet fikrine de, demokrasiye de, ve, evet, laikliğe de ayk?r?d?r. K?saca, özel alan?m?zda d?şlay?c?l?k yapabiliriz, ama kamusal alanda yapamay?z; tabiî, Cumhuriyet, demokrasi ve laikliğin ne olduğundan gerçekten habersiz değilsek...
    ?darenin Tarafs?zl?ğ? ve Türban Yasağ?
    Baz?lar?, başörtüsü yasağ?n?, idarenin tarafs?z olmas? gereğine dayand?rmaya çal?şmaktad?r. ?darenin elbette tarafs?z olmas? lâz?md?r. Ama idarenin tarafs?zl?ğ?n?n yasağa gerekçe yap?lmas? yanl?şt?r. Asl?nda, yasak olay?nda, idare başörtülülere negatif ayr?mc?l?k yaparak tarafs?zl?ğ?n? bozmaktad?r. Bu durumda idarenin ajanlar?, baş? aç?k olanlar? baş? örtülü olanlara tercih etmekte, üstün tutmaktad?r. ?darenin tarafs?zl?ğ?, başörtüsü kullananlarla kullanmayanlar aras?nda ay?r?m yap?lmamas?n? gerektirir. Ayr?ca, idarenin tarafs?z olmas?ndan maksat, idare cihaz?n?n korunmas? değil, kamu görevlilerinin vatandaşlar ve vatandaş kitleleri aras?nda, lehte veya aleyhte, ayr?mc?l?k yapmas?n? önlemektir. Başka bir deyişle, burada tarafs?zl?k amaç değil araçt?r ve tarafs?zl?kta maksat bireysel olarak vatandaşlar? veya gruplar olarak vatandaş kitlelerini gayri âdil, haks?z ve keyfî muameleden korumakt?r.
    Tarafs?zl?ğ?n özü, idarenin eylem ve işlemlerini dayand?rd?ğ? kurallar?n objektif, soyut ve genel olmas?, yâni vatandaşlar aras?nda negatif veya pozitif ayr?mc?l?k yapmamas?d?r. ?darenin tarafs?zl?ğ?, bahsettiğimiz nitelikteki kurallara ilaveten, idarenin haks?z ve tarafl? muamelelerine karş? başvurulabilecek hukuk makamlar?n?n varl?ğ?n? ve etkili şekilde çal?şmas?n? gerektirir. ?dare cihaz?nda görev yapanlar?n dinî, felsefî vb. değerler bak?m?ndan tarafs?z olmas? tarafs?zl?ğ?n sağlanmas?nda üçüncü- dördüncü derecede önem taş?r. Bu ancak ve ancak idarî otoritenin keyfî olarak ve denetimsiz kullan?ld?ğ? yerde birinci s?rada gelecek kadar mühimdir. ?darî otoriteyi ellerine geçirdiklerinde tanr?sallaşt?klar?n? ve vatandaş?n hayat?na istedikleri gibi müdahalede bulunmaya hak kazand?klar?n? zannedenler ve zaman zaman bu tür müdahalelere fiilen yeltenenler, ayn? otoritenin başkalar?n?n eline geçmesi ihtimalinden paniğe kap?lmaktad?r. Çünkü, kendilerinin başkalar?na yapt?ğ?n?n onlara da yap?labileceğini düşünmekte veya hissetmektedir.
    Ayr?ca, idarenin tarafs?z olmas? gerektiği iddias?yla baz? bireylere yasak getirenlerin kendileri tarafs?z değildir, tam taraft?r. Tarafs?zl?kla kastettikleri asl?nda tarafs?zl?k değil, herkesin onlar?n taraf?nda olmas?d?r. Unutmayal?m ki, başörtüsü takman?n bir değer yans?t?c?s? olmas? gibi takmamak da; başörtüsü kullanma hakk?n? savunmak kadar ona karş? ç?kmak da bir değer yans?t?c?s?d?r.
    Başörtüsü takanlar?n bunu propaganda amac?yla yapt?klar? iddias? da, doğru bile olsa, yasağ? meşrulaşt?rmaz. O zaman, herkesin k?l?k k?yafetiyle, tarz?yla, propaganda yapt?ğ? iddia edilebilir. Keza, başörtüsünü siyasî bir simge olarak kullanman?n, hatta bir ideolojinin bayrağ? gibi dalgaland?rman?n da bir mahzuru yoktur. Herkesin sembolü kendisine aittir ve siyasî sembol kullanmak ifade özgürlüğünün bir parças?d?r. Baş? örtülülerin değerleri olduğu gibi baş? aç?klar?n da değerleri vard?r. ?dare cihaz?n?n elemanlar?, bir grup vatandaş?, onlar?n taş?d?klar? değerler kendi değerlerine ters olduğu için aşağ? göremez ve haklar?n? elinden alamaz.
    ?darenin tarafs?z olmas? gereğinin, kamu görevlileriyle ilgili yasağ? bile hakl?laşt?ramazken, üniversite öğrencileriyle ilgili yasağ? hiçbir şekilde hakl?laşt?ramayacağ? aç?kt?r. Öğrencilerin hiçbir şekilde tarafs?z olma gibi bir mecburiyeti yoktur. Onlar, kamu hizmeti veren değil, kamu hizmetinden yararlanand?r. ?darenin parças? değil, idareyle muhatap oland?r. Öğrencilere uygulanan hukuk ve ahlâk d?ş? yasak normalse, hastaneye gidene, vergi ödeyene, tapu ç?karana, parkta oturana, belediye otobüsüne ve DDY trenine binene de bu yasağ? uygulamak gerekir.
    AB Hukuku, Başörtüsü ve Bask?
    Başörtüsü kullananlar?n böylelikle diğerleri üzerinde bask? kurduğu iddias? hiçbir şekilde ciddiye al?namaz. Bu iddia kelimelerin anlamlar?n?n nas?l çarp?t?ld?ğ?n?n iyi bir örneğidir. Bask? kurman?n en önemli şart? fizikî zor kullanmad?r. Bu tür bir davran?ş suçtur ve böyle bir suç ortaya ç?kt?ğ?nda olay zaten başörtüsünü çoktan aşm?ş ve meselâ darba, fizikî sald?r?ya dönüşmüştür. Bask? psikolojik olarak da kurulabilir denebilir. Psikolojik bask?, yal?t?lm?ş bir ortamda, hürriyet engellenerek ve kişinin r?zas? hilaf?na yap?l?yorsa, bu da bir suçtur. Bunun tipik bir örneği, ?stanbul Üniversitesi'nin meşhur "ikna odalar?"d?r. Hayat?n doğal ak?ş? içinde kişiler başkalar?n?n k?l?k, k?yafet ve icraatlar?ndan bir şekilde etkileniyorlarsa, bu psikolojik bask? değildir.l Bir kad?n kendisinden daha güzel bir kad?n görünce k?skan?yorsa, kimilerinin k?yafetleri kimilerini imrendiriyor veya tiksindiriyorsa, iyi akademisyenler kötü akademisyenleri tart?şmalarda ma ediyorsa, k?sa boylular uzun boylular?n yan?nda cüce gibi kal?yorsa, bunlar?n önlenmesi gereken veya önlenebilecek psikolojik bask?lar yaratt?ğ?n? iddia etmek gülünçtür. Bu tür sözüm ona bask?lar? önlemek için, insanî hayat? sona erdirmek gerekir.
    A?HM'nin Leyla Şahin karar?na yans?yan ve patenti Türk Anayasa Mahkemesine ait olan, birilerinin başörtüsü takmas?n?n diğerlerine bask? yapma veya çoğulculuğa zarar verme anlam?na geldiği argüman?, çoğulcu toplum anlay?ş?na ve özgürlüklerin koruyucusu hukuka bir hakarettir. Özgürlükleri koruma bilimi olan hukukun çarp?t?lmas? ve gerçek bask?c?l?ğ? ve hoşgörüsüzlüğü maskelemek için kullan?lmas?d?r. Akl?n ve mant?ğ?n ters yüz edilmesidir. Hiçbir toplum homojen değildir; inançlar, tercihler zevkler, hayat tarzlar?, k?yafet tercihleri vb. bak?mlardan her geniş toplumda büyük bir çeşitlilik vard?r. Bu çeşitlilik unsurlar? bazen yan yana kompart?manlarda, bazen iç içe yaşarlar. Bunlar aras?ndaki farkl?l?klar?n birbirlerine bask? yapmak anlam?na gelmesi düşünülemez bile.
    B?rak?n toplumsal gruplar?, bireyler bile çoğu zaman kendi bünyelerinde zengin bir çeşitliliği yans?t?r. Kendimi anlatay?m, en iyi bildiğim kişi olduğum için: ?deolojik arkadaşl?ğ?m? liberallerle kurup, liberal olmayanlar?n da bulunduğu Fenerbahçeliler camias?n?n bir parças? olabilirim. ?çki içen bir arkadaş?mla meyhaneye gidip, bir dindar arkadaş?mla birlikte bir ilahîyi seslendirebilirim. Nesimi'nin "Haydar Haydar"?n? ve Queen'in bir parças?n? ayn? anda ezberleyebilirim. Her insan ayn? durumdad?r. Çeşitliliği bask?c?l?k sananlar, bireysel ilgi ve kimliklerin çeşitliliğinin bireylerin kendi kendilerini bask? alt?na almalar? sonucunu yaratt?ğ?n? ileri sürmeye benzer bir şey yapmaktad?rlar.
    Bir toplumdaki insanî çeşitliliğin tezahürlerinin insanlar?n veya gruplar?n birbiri üzerinde bask? kurmas?na sebep olduğunu ancak tek biçimliliği yücelten totaliter zihniyetliler iddia edebilir. Çeşitlilik, çeşitlilik unsurlar?n? koruyarak ve bir grubun diğerleri üzerinde fiilî, fizikî bask? kurmas? engellenerek muhafaza edilebilir. Bu bask?y? en ağ?r biçimde ve herkesi kapsayacak şekilde kurabilecek olan devlettir. Devletin çeşitliliğin unsurlar?ndan birini bast?rmas?n?n çeşitliliği koruma çabas? olarak sunulmas?, Yahudileri yok eden Nazilerin böyle yapmakla insanlar?n çeşitliliğini sağlad?ğ?n?n iddia edilmesiyle eş değerdir. Elinde devlet cihaz?n?n imkân ve araçlar? olmayan sivil vatandaşlar kimsenin üzerinde bask? tesis edemez. Yasakç?l?ğ?n ard?nda yatan arzu çoğulculuğu korumak değil tek biçimliliği empoze etmektir. Yasakç?lar herkesin kendileri gibi inanmas?n?, yaşamas?n?, giyinmesini istemektedir. As?l bask?c?l?k budur, çoğulculuğa as?l böyle zarar verilebilir..
    A?HM'nin Leyla Şahin karar?n?n Türkiye'deki yasakç?l?ğ? onaylad?ğ? iddias? da bir çarp?tmad?r. Karar, sadece, topu Türkiye'ye atmaktad?r. Yasağ?n Türk mevzuat?na uygun olduğunu ve bu konudaki karar?n Türk yarg?s?na ait olduğunu söylemektedir. Bu karar?n AB'yi bağlayacak bir içtihat oluşturduğunu söylemek için de, en az?ndan, erkendir. Bu karardan sonra AB ülkelerinde üniversitelerde bir yasak doğmam?şt?r. Esasen, Fransa dahil, hiçbir AB ülkesinde üniversitelerde başörtüsü yasağ? bulunmamaktad?r. AB'deki bu serbestlik Türkiye'deki yasağ?n AB standartlar? aç?s?ndan da yanl?ş olduğuna bir delil teşkil etmektedir. Kald? ki, insan haklar? felsefesinden haberdar biri için, bir insan hakk?n?n kullan?lmas?n?n tezahürlerinin mahkeme kararlar?yla geçersizleştirilmesi düşünülemez.
    Konu elff tarafından (24.05.07 Saat 23:38 ) değiştirilmiştir.
    MARAŞLIM,
    BİR HAMESET DESTANI NAKŞEDİLDİ BAĞRINA,YURDUMUN ASLANLARI ÖLDÜ İMAN UĞRUNA,RUHLARDA BAYRAKLAŞAN ALLAH İÇİN SAVAŞTIR,BU ŞEHİTLER DİYARI İŞTE BU YER MARAŞTIR!!!

  2. #2
    Gayyur ŞAHBABA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Bulunduğu yer
    Kahramanmaraş
    Mesajlar
    99

    Standart

    Frans?z Jakobenizmi ve Türk Jakobenizmi
    Fransa'daki yasaktan Türkiye'deki yasağa dayanak ç?karmaya çal?şanlar Türkiye'de yaşayanlar?n akl?n? ve bilgisini hafife almaktad?r. Fransa'da bizdeki kadar geniş bir yasak alan? yoktur. Türkiye'deki bütün ilköğretim, lise, yüksekokul ve üniversitelerde, güya özel dershane ve okullar?n hepsinde, sürücü kurslar?nda, belediye meslek kurslar?nda ve daha birçok. yerrde yasak vard?r. Bu, jakoben Frans?zlar için bile akl?n alabileceği bir şey değildir. Fransa'da özel ilköğretim okullar?nda ve kiliseye ait ilk-orta öğrenim okullar?nda yasak yoktur. Üniversitelerde ise yasaktan hiç söz edilmemektedir. Başörtüsü mağdurlar?n? ve yak?nlar?n? temsil kabiliyetine sahip bir siyasî hareketin lideri olan başbakan, Fransa gerçeğinden hareketle, bir uzlaşma aray?ş? ad?na, "başörtüsü hiç olmazsa özel okullarda serbest olsun, böyle bir ara çözüm bulal?m" teklifini yapt?. Bu sözleri üzerine, yasakç? zihniyetin sözcüleri ve kalemşorlar?, zaten çürütülmüş iddialar?na giydirilen öfke ve nefretle, başbakana sald?rd?, hakarete varan sözler sarf ederek, bu teklife de hay?r dedi. Bence de bu teklif yanl?şt?, ama tamamen farkl? sebeplerle...
    ?steyen kişi, grup ve yat?r?mc?lar, başörtülü, sakall?, dindar, namaz k?lan öğrencilerin kabul edilmeyeceği özel okullar kurup işletebilirler, ama devlet okullar?nda insanlara inançlar?ndan, hayat tarzlar?ndan veya k?yafetlerinden dolay? bir ayr?mc?l?k uygulanamaz. Bu okullar devlete- hadi diyelim Cumhuriyet rejimine- aittir. Yâni bütün halk?nd?r. Bu okullar? kurma görev ve yetkisini memurlara-siyasîlere vatandaşlar vermekte ve bu okullar?n bütün giderleri de vatandaşlar?n vergileriyle karş?lanmaktad?r. Nas?l olur da, başörtülü öğrencilerin ailelerinin ödediği vergilerle kurulan ve yaşat?lan okullara onlar?n çocuklar? kabul edilmez? O zaman bu rejimin bir meşruiyeti kalmaz. Böyle bir rejime cumhuriyet de demokrasi de denemez. O yüzden, "ayr?mc?l?k" özel okullarda -belki- yap?labilir, ama devlet okullar?nda asla yap?lamaz.
    Laiklik Başörtüsünün Serbest Oolmas?n? Gerektirir!
    Başörtüsü yasağ? Türkiye'de tam bir ak?l ve izan tutulmas? yaşand?ğ?n? göstermektedir. Yasakç? zihniyet, siyaset felsefesinin ve hukukun bütün kavramlar?n? çarp?t?lmakta, ak?l, mant?k ve sağduyuyu sükût ettirmektedir. ?şin kötüsü, bu konuda rasyonel, dürüst, âdil ve sonuç getirici bir tart?şman?n yap?lamamas? ve yasakç? tezlerin çürütülmesinin bu tezlerin b?rak?lmas?n? ve yasağ?n iptal edilmesini sağlayamamas?d?r.
    Türkiye Cumhuriyeti'nin hukuk sisteminde başörtüsü yasağ?n?n hukukî bir temeli yoktur, bu yasak illegaldir, kaba güç sayesinde ayakta durmaktad?r. Kamusal alan- özel alan ayr?mlar?yla veya idarenin tarafs?zl?ğ? argümanlar?yla da bu yasağa hukuka dayanan bir zemin temin edilemez. Güya laikliği koruma ad?na uygulanan bu yasak esas?nda laikliğe de ayk?r?d?r. Yasak laikliği bir siyasî- hukukî ilke olarak benimsemekle doğru yapan, ama koordinatlar?n? yanl?ş seçen Türkiye'nin laiklik iddialar?n?n geçerliliğini azaltmaktad?r.
    Laiklik, devletin, dinler karş?s?nda maksimum tarafs?zl?ğ?n?, çeşitli dinlere mensup vatandaşlar aras?nda pozitif veya negatif ayr?mc?l?k yapmamas?n? gerektirir. Bir laik devletten iki şey beklenir. ?lki, herhangi bir dindar?n veya dinî grubun, insan hakk? ihlâlleri yaparak diğer dindarlara veya dinî gruplara / yahut ayn? dinin farkl? yorumlar?n? benimseyenlere zarar vermesine engel olmakt?r. ?kincisi, devletin kendisinin bir dini teşvik etme veya engelleme gibi bir tav?rdan ve buna yönelik icraatlardan uzak durmas?d?r. Burada korunan devletin kendisi değil vatandaşlard?r, vatandaş kitleleridir.
    Başörtüsü yasağ?nda devlet başörtülüleri negatif, baş? aç?klar? pozitif diskriminasyona tabi tutmaktad?r. Bununla da kalmamakta, zaman zaman vatandaşlar? birbirlerine karş? k?şk?rtmaktad?r. Bu laikliğe ayk?r?d?r. Laikliğin geniş bir toplumda çoğulculuğu koruman?n araçlar?ndan biri olduğu tart?şma götürmez bir gerçektir. Bir siyasî ve hukukî ilke olarak laikliğin demokrasiyi teşvik edebileceği de aç?kt?r. Bir dinî diktatörlük alt?nda yaşamak elbette kötü bir şeydir. ?nsanlar kendilerine bir dinin görüş ve ritüellerinin zorla takip ettirilmesinden hoşlanmazlar ve bunda hakl?d?rlar. Ancak, dinî bask?lardan duyulan endişe ve bunlar?n önlenmesi talepleri, dinin ve dindarlar?n bast?r?lmas?n? gerektirmez veya böyle bir bast?rmay? meşru k?lmaz. Başörtüsü kullanmak laiklik aç?s?ndan bir problem yaratmaz, aksine, başörtüsü serbestliği laikliği kuvvetlendirir. Laiklik, meselâ, Türk Medenî Kanunu tamamen bir ?slâmî yoruma dayand?r?lmak veya Kuran Anayasa yap?lmak istenirse, başörtüsü kanun ve idare vas?tas?yla mecburî hâle getirilmek istenirse tehlikeye düşer. Elbette buna karş? uyan?k olmak ve bu tür teşebbüslerle mücadele etmek gerekir; ama, dinî hayat?n tezahürleri laiklik için bir problem olarak görülemez. K?saca, laiklik, başörtüsünün yasaklanmas?n? değil, başörtüsü tak?p takmaman?n, kad?n vatandaşlar?m?z?n tercihlerine b?rak?lmas?n? gerektirir.
    Yasak Hemen Kald?r?lmal?d?r!
    Çağdaş medeniyetin en önemli öğesi insan haklar?na sayg? ve siyasî ve hukukî sistemlerin insan haklar?n?n azamî ölçüde yaşanmas?na imkân verecek şekilde tesis edilmesidir. Klâsik insan haklar? hayat, hürriyet ve mülkiyet haklar?d?r. Bunlar insanlar?n doğuştan sahip olduğu ahlâkî temelli haklard?r. Toplu hâlde yaşarken kullan?lan haklar genellikle bu haklar?n bileşiminin tezahürü olarak d?şar?ya yans?r. Bu çerçevede, başörtüsü takma hürriyet hakk?n?n bir türevidir ve din ve vicdan özgürlüğünün ve k?yafet özgürlüğü ad? verilen sivil özgürlüklerin bir yans?mas?d?r. Ancak, Türkiye'de başörtüsü yasağ? abart?lm?ş ve sadece bir hürriyet ihlâli teşkil etme noktas?n? çoktan aşarak, düpedüz, hayat hürriyet ve mülkiyet hakk?na toplu bir sald?r?ya dönüşmüştür. Bu çok vahim bir durumdur. Bu yasakla, bir k?s?m vatandaş, haklara dayanan normal ve insanî bir hayat yaşayamaz duruma düşürülmüştür. Bunu daha fazla sürdürmenin anlam? yoktur. Yasak kalkmal?d?r.
    Başörtüsünün -türban?n- millî olmad?ğ?, Araplardan bize geçtiği, dinde yerinin bulunmad?ğ? veya dinin esas? olmad?ğ? türünden iddialar gayr? ciddidir. Sadece sahiplerini bağlar. Ayr?ca, doğru bile olsa yasağ? meşrulaşt?ramaz. Neyin yerli neyin yabanc? olduğu da sonu gelmeyecek bir tart?şmad?r. Türkiye'nin yasağa Avrupa'da destek aramas? da ahlâk ve ak?l d?ş?d?r. Ak?l d?ş?d?r, zira, böyle yapmakla, Türkiye Avrupa'n?n çoğulculuğuna katk?da bulunma ve insan haklar? konusunda Avrupal?lara mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde müdahalede bulunma imkân?n? elinden kaç?rmaktad?r. Başörtüsü yasağ?n? -ve umulur ki Kürtçe yasağ? başta olmak üzere başka yasaklar?- kald?rm?ş bir Türkiye, Avrupal?lara, çoğulcu demokrasi ve Müslümanlar?n hayat tarz?na sayg? konusunda ders verebilecek bir konumda olabilecektir.
    Yasağ?n kald?r?lmas?n?n zamana b?rak?lmas?n? söylemek, eğer mağdur değilseniz, kolayd?r. Ancak, ak?l ve ahlâk, kendimizi mağdurlar?n yerine koyarak, durumu anlamaya çal?şmay? gerektirir. Problemi zamana b?rakal?m diyenler, kendi hayatlar?n? karartan bir zulmün ortadan kald?r?lmas?n? zamana b?rakmak ister miydi? Yasağ?n kald?r?lmas?n? mağlup-galip psikolojisiyle ilişkilendirmek de anlams?zd?r. Burada birbiriyle eşit iki taraf yoktur. Bir tarafta hayat ve hürriyet hakk?na sald?r?yla muhatap olan zavall?lar, öbür tarafta, haks?z bir yasağ? dayatan zorbalar vard?r. Bir insan hakk? ihlâlinin olduğu yerde, yap?lmas? gereken tek şey, hemen bu ihlâlin önlenmesi, ortadan kald?r?lmas?d?r. ?nsan haklar? ihlâllerini önlemenin hiç kimseye hiçbir maliyeti yoktur. Başörtüsü yasağ?, hemen, şimdi, derhal kald?r?lmal?d?r.

    Türban Dayatma ve Laiklik

    AT?LLA YAYLA (GAZ? ÜNV)
    TBMM Başkan? Bülent Ar?nç’?n Cumhurbaşkan? Sezer’i bir yurt d?ş? seyahatine uğurlamaya baş? örtülü eşi ile gelişi medyada geniş yank?lara yol açt?. Baz?lar?, bunu “dayatma”, “emrivaki”, “provokasyon”, “laikliğe meydan okuma”, “devlete meydan okuma”, “gerilim yaratma”, “huzuru bozma”, “tahrik” gibi kavram ve ifadelerin bol bol kullan?ld?ğ? yorumlara tabi tuttu. Olay karş?s?nda gösterilen bu tür tepkiler adeta Türkiye’nin belli kesimlerinin zihniyet haritas?n?n d?şa vurumuydu.Bir anda bu olay? Türkiye’nin baş meselesi haline getiren ve neredeyse bir sistem sorununa dönüştürenlerin temel özelliği kendileri gibi düşünmeyenlerin argümanlar?n? nerdeyse hiç dikkate almamalar? ve adeta “dediğim dedik çald?ğ?m düdük” tavr?n? ?srarla sürdürmeleridir. Gerçek hiç kimsenin tekelinde olamaz, ancak fikirlerin karş?l?kl? etkileşimleri ile doğabilir ve bunun için taraflar?n birbirlerini dinlemeye ve anlamaya çal?şmas? gerekir. Bu olay?n laikliğe zarar verici bir yan?n?n olmad?ğ?n? rahatl?kla söyleyebiliriz. Laikliğin, “din ile dünya işlerinin birbirinden ayr?lmas?” olduğu fikri bir imkâns?zl?k teorisidir ve olsa olsa totaliter bir sistemin düsturu olabilir. Laikliğin “din ile devlet işlerinin birbirinden ayr?lmas? olduğu” görüşü de dürbüne tersinden bakmak gibidir. Laiklik kamu otoritelerinin vatandaş?n dinî tercihleri karş?s?nda mutlak olam?yorsa bile maksimum ölçüde tarafs?z kalmas?d?r. Bunun böyle olmas? akl?n ve bilimin gereği olmaktan ziyade; toplumun sosyolojik olarak çoğul olmas?n?n sonucudur. Yâni, laiklik akl?, bilimi, vs. yi egemen k?lmak için değil, toplumsal bar?ş? ve ortak varoluşu sağlamak için gerekli olan bir ilkedir.Buradan ç?kacak sonuçlardan biri kamusal otoritelerin dinsel bak?mdan tarafs?z olmas?d?r. Türkiye’nin laik olmas?n? istiyorsak, vurgulamam?z gereken as?l nokta kamusal alan?n ve bu alanda bulunanlar?n tarafs?zl?ğ?ndan ziyade kamusal otoritelerin, yâni vatandaş üzerinde zor kullanma tekeline sahip devlet ayg?t? ad?na icraat yürütenlerin tarafs?z olmalar?d?r. Kamusal alan kavram?n? esas al?rsak içinden ç?k?lmaz sorunlarla ve bazen traj?komik durumlarla karş?laş?r?z. Üniversiteye giren kad?n?n baş?n? açmas?n?n istenmesi, fakat vergi dairesine giden kad?ndan ayn? şeyin beklenmemesi gibi.Kamu otoritelerinin tarafs?z olmas? demek, kamu görevi yapanlar?n her türlü kimlik özelliklerinden ar?narak “tarafs?z” olmalar? demek değildir. Böyle bir şey mümkün olamaz, çünkü insan değer taş?yan bir varl?kt?r. Sadece baş?n? örtmek değil, örtmemek de bir değer yans?tabilir. O halde, kamu otoritesinin tarafs?z olmas? demek, kendisine verilen görevleri, devlet ayg?t?n?n tarafs?z olarak işlemesini sağlayacak şekilde dizayn edilen kurallara uygun olarak yürütmesi demektir. Laikliğin pratikteki anlam? budur. Bu şu demektir: Bir kamu otoritesi, vatandaşlar?n?, bir dine uygun şekilde davranmaya veya davranmamaya zorlayamaz. Dînî tercihi şu veya bu oldu diye vatandaşlara pozitif veya negatif ayr?mc?l?k uygulayamaz. Böyle al?nd?ğ?nda, başörtüsü takanlar?n üniversiteye al?nmas? değil, al?nmamas? laikliğe ayk?r?d?r, çünkü dînî bir kisve olan başörtüsü karş?s?nda tarafs?z kalmas? gereken kamu otoritesi, baş?n? örtenleri negatif, örtmeyenleri pozitif ayr?ma tabi tutmaktad?r. Esenboğa havaalan?ndaki olaya böyle bak?ld?ğ?nda, laikliğe ayk?r? bir durum görülmez. Bunun bir dayatma vs. olduğunu söyleyenler ise tam bir kavram çarp?tmas? yapmaktad?r. Bir dayatma varsa, bunun tam da tersi istikamette cereyan etmekte olduğu her sağl?kl? akl?n kabul edeceği bir gerçektir.“Problemi kaş?mayal?m”, “uzlaşma arayal?m” şeklindeki görüşler de yeterince âdil ve mant?kl? olmaktan uzakt?r. Ortada ciddî bir insan haklar? ihlâli varsa, bunun olabildiğince h?zl? çözülmesi gerekir. Ateş düştüğü yeri yakar; saçma sapan bir anlay?ş yüzünden bir tek kişinin hayat?n?n söndürülmesi ile bir dünyan?n y?k?lmas? ayn? şeydir. Uzlaşma çağr?s? yapanlar?n baz?lar?n?n kastetdiği, asl?nda, teslimiyettir. Fiilî durumun, hak ve hukuka ne kadar ayk?r? olursa olsun, mağdurlar taraf?ndan kabullenilmesidir. As?l tehlikeli ve yanl?ş olan budur. Problemi bu haliyle ask?da b?rakmak anormalliği normalleştirir, haks?zl?ğ? rutinleştirir. O yüzden, başörtüsü sorununa bir an önce çözüm bulmak gerekir. Elbette bu sorunun bir uzlaşmayla çözülmesi iyi olur, ama uzlaşman?n bütün yükünü ve yükümlülüğünü sadece bir taraf?n omuzlar?na y?kmak gayri âdildir. Uzlaşma iki veya daha çok taraf aras?nda olur. Bu durumda taraflar?n hepsinin iyi niyet göstermeleri ve uzlaşmac? ad?mlar atmalar? beklenir. Uzlaşma demek, problemin kaynağ? olan veya problemi dondurarak kal?c?laşt?ran statükonun bozulmas? demektir. Hem statükoya s?k? s?k? sar?l?p hem de “ağ?r olun, sakin olun, uzlaşma aray?n” demek uzlaşma fikrinin kendisine de uzlaşma arayanlara da hakarettir. Laikliğe bir siyasî ve hukukî ilke olarak değer verenlerin art?k şunu anlamas? gerekir. Başörtüsü sorununun insan hak ve özgürlüklerini genişletecek şekilde çözülmesi hem Türkiye’nin “laik, demokratik, sosyal hukuk devleti” olma iddias?n? kuvvetlendirecek, hem de toplumsal bar?ş?n tesis edilmesine büyük katk?da bulunacakt?r. Lütfen biraz daha anlay?ş, biraz daha iyi niyet...

    Konu elff tarafından (24.05.07 Saat 23:41 ) değiştirilmiştir.
    MARAŞLIM,
    BİR HAMESET DESTANI NAKŞEDİLDİ BAĞRINA,YURDUMUN ASLANLARI ÖLDÜ İMAN UĞRUNA,RUHLARDA BAYRAKLAŞAN ALLAH İÇİN SAVAŞTIR,BU ŞEHİTLER DİYARI İŞTE BU YER MARAŞTIR!!!

  3. #3
    Ehil Üye Ararad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2013
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.306

    Standart

    Evet..
    başörtüsünü kazandık devletçe,
    Ama
    Tesettürü kaybettik milletçe ...
    Hak ile iştigal etmezsen
    batıl seni istila eder...

    İ. Şafii.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Atilla Yayla'dan Başörtüsü Dersi
    By beldusin in forum Klip, Video, Film ve Animasyon
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 20.01.08, 12:59
  2. Atilla Yayla'ya Destek!
    By Barbaros in forum İnanca ve Düşünceye Özgürlük Platformu
    Cevaplar: 29
    Son Mesaj: 14.12.06, 11:29
  3. Atilla Yayla'ya Destek Sitesi
    By SeRDeNGeCTi in forum Tavsiye Edilen Siteler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14.12.06, 10:14
  4. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 04.12.06, 10:16
  5. Atilla Yayla ile Yapılan Röportaj
    By SeRDeNGeCTi in forum Gündem
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 25.11.06, 10:11

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0