<h2 class="contentheading">
<a href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler" class="contentpagetitle">
Konferansın 4. Sorusu hakkındaki görüşler </a>
</h2>


<div class="article-toolswrap">
<div class="article-tools clearfix">
<div class="article-meta">
<span class="createdate">
Pazartesi, 12 Eylül 2011 16:00 </span>

<span class="createby">
Risale Akademi </span>

<span class="article-section">
<a href="http://www.risaleakademi.com/guencel/yazarlar"> Güncel </a> - </span>
<span class="article-category">
<a href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur"> Risale-i Nur </a> </span>
</div>

<div class="buttonheading">
<span>
<a href="http://www.risaleakademi.com/component/mailto/?tmpl=component&amp;link=aHR0cDovL3d3dy5yaXNhbGVha 2FkZW1pLmNvbS9ndWVuY2VsL2FsbnRsYXIvcmlzYWxlLWktbnV yLzIxMjkta29uZmVyYW5zbi00LXNvcnVzdS1oYWtrbmRha2ktZ 29lcnVlbGVy" title="e-Posta"><img src="http://www.risaleakademi.com/templates/ja_pyrite/images/emailButton.png" alt="e-Posta"></a> </span>

<span>
<a href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler?tmpl=component&amp;print=1&amp;page=" title="Yazdır"><img src="http://www.risaleakademi.com/images/M_images/printButton.png" alt="Yazdır"></a> </span>

<span>
<a href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler?format=pdf" title="PDF" rel="nofollow"><img src="http://www.risaleakademi.com/templates/ja_pyrite/images/pdf_button.png" alt="PDF"></a> </span>
</div>

</div>
</div>


<div class="article-content">
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><b><span style="font-size: 12pt"><br>
</span></b><span style="color: #0000ff"><b><span style="font-size: 12pt"><input src="http://www.risaleakademi.com/images/stories/untitled.JPG" align="left" border="3" height="148" hspace="3" type="image" width="104"><span class="dropcap">M</span>ünazarat bağlamında sarfettiği:</span></b><span style="font-size: 12pt">“<i>Şu
eserin nağamâtını dinlemek için, bir Kürt cesedini giymek, bir vahşi
hayâlini başına takmak gerektir. Yoksa ne istimâ helâl, ne semâ tatlı
olur.” <strong>Bugün Kürtlerle empati kurabilmenin vesileleri neler olabilir?<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
</strong></i></span></span><span style="font-size: 12pt"><strong><br>
M. Ali Aslan <br>
</strong>Kürtlerle empati kurabimenin vesileleri kanaatimce; hubb-ı
insaniyet, doğru ve hakiki anlamıyla fikri milliyet, uhuvet-i İslamiye
ve vatan birliği gibi kavramlarla açıklanabilir. <br>
<strong><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Sami DENİZ<br>
</strong>Bu konuda sarfı kelam etmek için kendimi yeterli görmüyorum,
haddimiz olmasada birkaç kelam etsek dua hükmüne geçer inşaallah.
Amerika’dan Türkiye’yi tanıtmak için getirilen bir grup insandan
dinlemiştim."Türkiye&nbsp; bize öğretilenden çok farklı bir yer" diyorlardı.
İnsanlarla kaynaşmışlar birlikte&nbsp; yemiş, beraber yaşamış ve göz göze
gelip kalplerin derinliklerinden gelen sevgi ve muhabbet ateşinden kin
ve nefret kirleri silinmiş, ayrılık zamanı gelince rahmet yağdıran
bulutlar gibi göz pınarlarları coşmuş sanki. 40 yıllık akrabasından
ayrılır gibi ağlıyorlardı. Ben Türkiye’nin en problemli yerinde askerlik
yaptım. O insanların her şeye rağmen devletine ve milletine bağlı
olduklarını düşünüyorum. Sorun bizim onlara bakışımızda diye
düşünüyorum. O kadar ortak değerimiz varken bu ayrılık niye? Devlet
Şefkat elini göstermeli, Millet bakış açısını kontrol etmeli, daha da
ötesi oraya gidip onlarla yaşamalı. İçimizdeki ırkçılık mikrobun
yaşamasına fırsat vermemeliyiz. Zaten Üstad reçete yazmış, biz istimal
etmek durumundayız.


<br>
<strong><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Ahmet Derviş EREN <br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
</strong>Kürtlerle empati kurmak için öncelikle o coğrafyada biraz kalıp
nasıl vakit geçirdiklerini görmek ve 70'lerin 80'lerin mağduriyetini
yaşamış bir dedemizden Kürtleri isyana sevk eden sebepleri dinlemesi ve
daha sonra kendisini ve milletini sakin bir kafayla o milletin ve o
hayatın içine koyması gerekir. Şu anda milliyetçilik yapan Türkler kuru
milliyetçilik yapıyor.&nbsp;O yaşananları bilmeden medya yoluyla
gördükleriyle amel ediyor. Tabi bir de medya dedik ya! Halkın empati
kurması için medya teşviki önemli.&nbsp;O bölgeyi tehlikeli göstermek o
insanları canavar göstermek en büyük engel. Kim bir caniyle empati
kurmak isterki? "Kürt'ten evliya alma avluya" inancını benimsetmişler
safi zihinlere...v.s. <br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<strong><br>
<br>
<br>
M. Ali KAYA</strong></span><span style="color: #0000ff"><span style="font-size: 12pt"><i><strong><br>
</strong></i></span></span><span style="font-size: 12pt"><i><span style="color: #3333ff"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
</span></i></span><span style="font-size: 12pt">Her şeyden önce şiddetin ortadan kalkması şarttır. </span><span style="font-size: 12pt">Şiddet
akl-ı selimi ortadan kaldırır, toplumsal meseleler üzerinde farklı
düşüncelerin ortaya konmasına sebep olan demokratik zemini yok eder.
Demokratik tavır, şiddeti kesin bir dille reddetmeyi gerektirir. Şiddeti
yaygınlaştırmaya odaklanan bir dil, barışçı ve demokratik bir çözüm
üretemez. Husumeti ve öç alma hissini körükler ve "toplumsal barışı"
imkânsız kılar. Bunun için silahların susması gerekir.</span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Türkiye, Doğu meselesini sadece askeri önlemlerle çözmeye uğraştı, bu da
şiddeti artırmaktan başka bir şeye yaramadı. (Hala da böyle devam
ediyor..) Devletin baskıya ve inkâra dayalı politikalara yaslanması
farklılıkların tanınmasına ilişkin taleplerin siyasi kanallardan dile
getirilmesine de fırsat tanımamaktadır. Sorunların çözümüne yönelik
farklı sivil anlayışların önünün kesilmesi, politikanın içinde olanları
pasif duruma sokmaktadır. Diğer taraftan meşru, demokratik siyasete olan
inancın kaybolmasına da sebep olmaktadır. Bunun için şiddet dilinin
terk edilmesi şarttır. Şiddeti toplumsallaştıran dili dışlamalı ve
özgürlükçü bir dil geliştirilmelidir. </span><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<span style="font-size: 12pt">Türkiye'nin temel meselelerini siyaset,
iktisat, üniversite, hukuk, basın ve güvenlik birimlerine ait farklı
kurumlar, özgürlükleri ve "Hürriyet içinde kalkınmayı" düşünmemekte ve
konuşmamaktadır. Terör ve kalkınma konusunda fikir oluşturma gayretleri,
toplumsal infiale ve reaksiyona sebep olabilmektedir. Bu durumda da
Doğu ile ilgili hiçbir mesele çözülmemektedir. Bu nedenle yüz sene
önceki problem ne ise bugün de aynı problemlerle karşı karşıyayız. </span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Cumhuriyetin ilk yıllarındaki Şeyh Sait İsyanı'nda öne sürülen Kürt
meselesi, 2011 yılında daha da şiddetlenerek ve dünya gündemine de
taşınarak devam etmektedir. Bu mesele Cumhuriyet tarihi boyunca
gündemden düşmemiştir. 1925'li yılarda "Takrir-i Sükûn" yasası
çıkarılmış, yıllar boyu "Sıkıyönetim" uygulanmış, mesele, askerî
tedbirlerle çözülmeye çalışılmıştır. </span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Devletin 1925 yılında ortaya koyduğu resmî bir düşünce var ve doğruluğu
tartışılamayan bu durum sağlıklı düşünmeyi ve fikir üretmeyi
engellemektedir. Hâlbuki sağlıklı düşünme ve fikir üretme ortamlarını
oluşturmak, devlet olarak farklı kurumların önerilerine kulak vermekle
olur. Çözüm için en sağlıklı yaklaşım budur.</span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Her problemin bir çözümü vardır. Çözümsüzlük ancak çözmemek için
bahaneler üretildiği zaman oluşan fiilî ve geçici bir durumdur. Siz
çözmezseniz birisi bir gün çözer ve şerefi de ona ait olur. Bu konuda
samimi yaklaşımlara ve çözüm önerilerine daima açık olmak gerekir. </span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Bediüzzaman "Madem ben bu vatanın evladıyım, bu vatanın saadetine hizmet etmek benim için farzdır"<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn1" name="_ftnref1"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[1]</span></span></span></a>
diyen ve kendisini bütün hayatı boyunca doğup büyüdüğü ülkesine ve
vatandaşlarına hizmete adayan bir vatanperverdir. Ülkesi onu sürgüne ve
hapse mahkûm ettiği halde asla küsmemiş, hapishanede bile ülke
insanlarının geleceği için kitap yazarak vatandaşlarının imanına, ilmine
ve fikrine hizmet etmekten geri durmamıştır. </span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Bediüzzaman'ın Doğu Anadolu, Ortadoğu ve tüm İslam dünyası için
gösterdiği çözüm önerilerini üç-dört ana başlık altında toplamak
mümkündür: "Demokratikleşme, eğitim, ırkçılığın önlenmesi ve ekonomik
kalkınma." Bediüzzaman, bu davasını hayatı boyunca müdafaa etmiş ve
"Bizim düşmanımız cehalet, zaruret ve ihtilaftır; bu üç düşmana karşı
sanat, marifet ve ittifak silahı ile cihat edeceğiz"<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn2" name="_ftnref2"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[2]</span></span></span></a> ifadesi ile vecize haline getirmiştir. </span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
"Maksadın büyümesi ile himmet de büyür"<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn3" name="_ftnref3"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[3]</span></span></span></a>
diyen Bediüzzaman'a göre "demokratikleşme ve hürriyet" ile beraber
"eğitim" ve "teşebbüs-ü şahsi" yani "girişimcilik" kalkınmak için temel
şarttır. O, devamlı olarak "Fen ve sanat silahıyla cehalet ve fakra
hücum edin" dersini vermiştir. Günümüzde çözülmediği için sürekli artan
ve sonuçta anarşi ve teröre inkılâp eden problemlerin çözümü yine
Bediüzzaman'ın bu önerilerinde bulunmaktadır.</span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><b>&nbsp;</b></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><b><span style="font-size: 12pt"><br>
1. Demokratikleşme</span></b><span style="font-size: 12pt">: </span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Bediüzzaman Said Nursi, Rumi 10 Temmuz 1324, Miladi 23 Temmuz 1908
tarihinde II. Meşrutiyet ve Hürriyet'in ilanında İstanbul'dadır. 26
Temmuz 1908 tarihinde Meşrutiyetin ilanının üçüncü gününde Sultanahmet
meydanında yapılan mitinginde "Hürriyete Hitap" adında bir nutuk irad
eder.<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn4" name="_ftnref4"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[4]</span></span></span></a> Daha sonra Selanik Hürriyet meydanında bu nutku tekrar eder.<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn5" name="_ftnref5"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[5]</span></span></span></a></span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
İstanbul'da pek çok ulemanın aksine Meşrutiyetin ilanını hararetle
alkışlar. Ayasofya, Beyazıt, Fatih ve Süleymaniye camilerinde de umum
ulema ve talebeye hitaben müteaddit vaazlar ile şeriatın ve Meşrutiyetin
münasebetini anlatır. Peygamberimizin (sav) "Kavmin efendisi ona hizmet
edendir"<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn6" name="_ftnref6"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[6]</span></span></span></a> hadisini "Şeriat âleme gelmiş; ta istibdadı ve zalimâne tahakkümü mahvetsin"<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn7" name="_ftnref7"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[7]</span></span></span></a> şeklinde izah eder. Bediüzzaman dinin siyasi hayata bakan yönünün "Hakikat-i Meşrutiyet-i Meşrua"<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn8" name="_ftnref8"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[8]</span></span></span></a> olduğunu savunarak Meşrutiyet ve hürriyete sahip çıkmıştır. </span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Bediüzzaman Said Nursi, Meşrutiyetin ilanından sonra Sadaret; yani
Başbakanlık vasıtası ile doğu vilayetlerine ve aşiretlere elli-altmış
telgraf çekmiş ve "Meşrutiyet ve kanun-u esasî işittiğiniz mesele ise,
hakikî adalet ve meşveret-i şer'iyeden ibarettir; hüsn-ü telâkki ediniz.
Muhafazasına çalışınız. Zira dünyevî saadetimiz Meşrutiyettedir. Ve
istibdattan herkesten ziyade biz zarardîdeyiz"<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn9" name="_ftnref9"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[9]</span></span></span></a>
diyerek hürriyetin ve demokratikleşmenin en çok doğu vilayetlerinde
yaşayanlara faydalı olacağını bundan yüz sene önce haber vermiştir. </span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Yine İstanbul'da yirmi bine yakın hemşerilerine, aldanmamaları için
Meşrutiyeti ve hürriyeti anladıkları dille anlatır. "İstibdat, zulüm ve
tahakkümdür. Meşrutiyet, adâlet ve şeriattır. Padişah, Peygamberimizin
emrine itaat etse ve yoluna gitse halîfedir. Biz de ona itaat edeceğiz.
Yoksa, Peygambere tâbi olmayıp zulüm edenler, padişah da olsalar
haydutturlar. Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç
düşmana karşı; san'at, marifet, ittifak silâhiyle cihad edeceğiz. Ve
bizi bir cihette teyakkuza ve terakkiye sevk eden hakikî kardeşlerimiz
Türklerle ve komşularımızla dost olup el ele vereceğiz. Zirâ husumette
fenalık var, husumete vaktimiz yoktur. Hükümetin işine karışmayacağız.
Zirâ, hikmet-i hükümeti bilmiyoruz"<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn10" name="_ftnref10"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[10]</span></span></span></a> diyerek onları ikaz eder ve onların hürriyete sahip çıkmalarını ister. </span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Bediüzzaman'ın bundan bir asır önce söylediği "Dünyevî saadetimiz
Meşrutiyettedir. Ve istibdattan herkesten ziyade biz zarar görüyoruz"<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn11" name="_ftnref11"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[11]</span></span></span></a> sözü bugün de geçerliğini korumaktadır. </span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm">&nbsp;</div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><b><span style="font-size: 12pt"><br>
2. Eğitim:</span></b></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
Doğuda “Medresetü’z-Zehr┠adını verdiği resmî bir “Mederese” yani
Üniversite açmak için 1908 yılında İstanbul’a gelen Bediüzzaman bu
konuda iktidarda olanları bir türlü ikna edip teşebbüse geçirse de gerek
“harb-i Umumi ve Rus işgali, gerekse CHP’nin olumsuz tavrı ve tahripçi
politikaları sebebi ile bu teşebbüsünü hayata geçirme imkânı
bulamadı.&nbsp;İlk olarak 1954 yılında, DP'nin Erzurum'da bir üniversite
kurma teşebbüsü üzerine Bediüzzaman "İşte bu benim üniversitem" diyerek
bu üniversiteye sevinçle sahip çıkar.<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn12" name="_ftnref12"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[12]</span></span></span></a> Hatta bu konuda 1.4.1954 tarihli Ulus gazetesinin Erzurum Üniversitesi aleyhindeki yazılarına cevap vermiştir.<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn13" name="_ftnref13"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[13]</span></span></span></a>
Yine hayatının 55 yıllık gayesi olan böyle bir üniversite açma
teşebbüsünden dolayı zamanın Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan
Menderes'i tebrik eder. Aynı zamanda, bu meseleye dair Amerika ve
Avrupa'da istişare ettikleri halde, hayatını böyle bir amaç için geçiren
birisi olarak kendisinin fikrinin alınmamasına gücendiğini ifade eden
bir serzenişte bulunur.<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn14" name="_ftnref14"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[14]</span></span></span></a> </span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Değişen dünya şartları ve teknolojik gelişmelere paralel olarak eğitimde
de yeniden yapılanma ve gelişim sürecini başlatmak isteyen
Bediüzzaman'ın bundan yüz sene önce ortaya koyduğu proje gerçekten
dikkate değerdir. Bediüzzaman kendisini anlayamayanlar için "On üçüncü
asrın minaresinden, sureten medeni ve fikren mazinin en derin
derelerinde bulunanlara"<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn15" name="_ftnref15"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[15]</span></span></span></a>
hitap ettiğini söyler. Ancak "Nesl-i Cedit" adını verdiği yeni bir
neslin bu projeyi gerçekleştireceğini belirtir. Erzurum'da açılan
üniversite Bediüzzaman'ın yarı amacını gerçekleştirmiştir. Asıl amacı
olan "din ve fen ilimlerinin beraber okutulduğu bir "Medresetü'z-zehra"
henüz gerçekleşmemiştir.</span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Bediüzzaman "din ve fen ilimlerini beraber okutarak akla, vicdana ve
kalbe beraber hitap etmek, çeşitli dillerde eğitim yaparak yöre halkını
bir arada tutmak ve Ortadoğu'daki milletleri fikir birliği etrafında
birleştirmek, kabiliyet eğitimi vererek istidatları nemalandırmak,
ihtisas alanları açarak akademik eğitim vermek, fen ilimlerini okuyan
mektepliler ile din eğitimi alan medrese mensuplarını aynı amaç
etrafında birleştirmek"<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn16" name="_ftnref16"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[16]</span></span></span></a>
şeklinde özetlemiştir. Tabii ki bunun açılımında çok geniş bir kültür
ortamı oluşacaktır. Bu da Ortadoğu'da büyük bir uyanışa ve sonuçta
yüksek bir medeniyete zemin hazırlayacaktır. </span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Doğuda "din hissi"nin hâkim olduğuna vurgu yapan Bediüzzaman yapılacak
olan bir gelişim hamlesinin dini referanslarla ve dini atmosfer içinde
gerçekleşmesi gerektiğini her zaman belirtmiştir. Eğitimde de bunun
önemi üzerinde durarak dini ilimlerle beraber verilecek olan fenni
bilgilerin hem gerçeği yansıtması, hem eğitimin birliğini sağlaması, hem
de İslam kardeşliği ile birbirine sıkı sıkıya bağlı olan Müslüman
milletlerin birliğini temin etmesi açısından önemi büyüktür. </span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><b>&nbsp;</b></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><b><span style="font-size: 12pt"><br>
3. Ekonomik Kalkınma</span></b></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
Düşmanlarını cehalet, zaruret ve ihtilaf olarak belirleyen Bediüzzaman
cehalete karşı eğitimi; zaruret denilen fakirliğe ve geri kalmışlığa da
her zamanın geçerli ve temel meslekleri olan "ziraat, ticaret ve sanatı"
tavsiye eder. "Maişet için tarik-i tabiî ve meşru ve zîhayat sanattır,
ziraattır ve ticarettir; gayr-i tabii ise, memuriyet ve her nevi ile
imarettir"<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn17" name="_ftnref17"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[17]</span></span></span></a>
der. Memuriyeti ve idareciliği temel meslek olarak görmeyen Bediüzzaman
"Memuriyete ve imarete giren, yalnız hamiyet ve hizmet için girmelidir"<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn18" name="_ftnref18"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[18]</span></span></span></a> diyerek memuriyet ve idareciliğin geçim kaygısı ile değil, millete hizmet etmek amacını taşıması gerektiğine dikkat çeker. </span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Bir ülkenin kalkınması müstahsillerin çoğalması ve müstehliklerin az
olmasına bağlıdır. Bir ülkede üreticiler azalır, tüketiciler çoğalırsa o
ülke fakir düşer. Memurlar ve idareciler tüketici sınıfını teşkil
ederler. Toplum hayatının devamı ve ihtiyaçlarının giderilmesi ancak
sanat, ticaret ve ziraat alanındaki üretime bağlıdır. Şayet ihtiyaçtan
fazla üretim olursa o zaman ülke halkı fazlasını dış ülkelere ihraç
ederek ülke kalkınmasına ve zenginliğine hizmet etmiş olurlar. İsrafa
alışan idareci ve memurların çok olduğu, tüketimin arttığı, üretimin
azaldığı, herkesin gözünü devlet kapısına diktiği bir ülke fakir düşer.<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn19" name="_ftnref19"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[19]</span></span></span></a></span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Ülkenin kalkınmışlığı ve geri kalmışlığı da yine ülke idaresinin
hürriyetçi olup olmaması, demokratik değerlere sahip çıkıp çıkmaması ile
doğru orantılıdır. Bilhassa ırkçılığı devlet politikası haline getirmiş
ve devletçiliği ilke olarak benimsemiş bir "ulus devletin" ülkede
yaşayan farklı ırk ve kökenden gelmiş, farklı dil ve kültüre sahip
insanları şevk ve gayrete getirerek ülke kalkınmasına katması zordur.
Böyle bir devlet tabiatı icabı monopoldür; yani tekelcidir. Tekelcilik
ise kendisinden başkasına hayat hakkı tanımaz. Ekonomik monopolcülük de
"serbest girişimi" önler. </span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Demokratik ve hürriyetçi değerlere değil de ulusal değerlere önem veren
ve bunu halkının zihniyetine yerleştiren bir devlet yapısında halk
devlete bağımlı hale gelir. Her şeyi devletten beklemeye başlar. Halka
göre devlet her şeyi yapabilir. Ekonomiyi büyütür, insanları eğitir,
besler, iş sahibi yapar, ticaret yapar, korur. Fakirliği ortadan
kaldırır. Hatta devlet vatandaşlarının düşüncelerine ve inançlarına
müdahale eder ve nasıl yaşamaları gerektiğine karar verir.</span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Tarihte pek çok devletler kurulmuştur; ama hiçbiri 19. asırdaki "ulus
devletler" gibi merkezileşmiş bir siyasal gücün bütün problemleri
çözeceği beklentisini doğurmamıştır. "Devletçilik" prensibi güçlü
devletleri kurmuş; ama adil ve halkının problemlerini çözen bir devlet
yapısını kuramamıştır. Güçlü ulus devletler güçlerini kendi halkları
üzerinde göstermişlerdir.</span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Devlet hakkında fikir yürüten filozoflar da genellikle güçlü merkezi
devlet yapısına destek vermişler ve bu konu üzerinde akıl yürütmüşler ve
genellikle devletin güçlenmesi üzerinde durmuşlardır. Bunun için
demokrasi de, halkın katılımı da hep güçlü devleti oluşturmak için
kullanıldı. Bu da iktidarın hâkimiyetini ve insanların iktidar hırsını
kamçılamaktan başka bir işe yaramadı. Bilimin, üniversitenin, sanatın,
ziraatın ve ticaretin gücü daima sınırlandırılmak istendi. Bundan
dolayıdır ki baskıcı rejimler daima hürriyetçi idareler karşısına zayıf
kalmış ve halkına mutluluk ve refah sağlayamamıştır.</span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Böyle bir devlet sıkıştığı zaman düşman üreterek ülkede birliği ve
halkın desteğini sağlamayı amaçlar. Bunda başarılı da olur. Savaş böyle
bir devletin gıdasıdır. Savaş bir ulus devlet için sağlıktır. Savaş
demek mecburi askerlik, ağır vergiler, sıkı ekonomik politikalar ve
muhalefetin bastırılması demektir. Milli savunma senaryoları devletin
halkı savaş hedefleri doğrultusunda manipüle etmesini sağlar. Ulus
devlet bundan dolayı halkını mutlu edemez ve ülkesinin kalkınmasına
hürriyetçi ve demokratik devletler kadar hizmet edemez. Kalkınmanın ve
gelişmenin ön şartı her şeyden önce hürriyetlerin önünü açmak ve
katılımcı demokrasiyi tam olarak işletmektir.</span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Bir devletin gerçek sahipleri o ülkede toprağı olan, iş yapan çiftçi,
sanatkâr ve tüccarlardır. Bunlar devletin kurulmasında ve güçlenmesinde
maddi ve manevi katkıları olan insanlardır. Üreten, vergi veren, askerin
ve memurların maaşlarını ve ihtiyaçlarını karşılayan bunlardır. Devlet
ister ulus devlet olsun, ister demokratik hürriyetçi ve liberal devlet
olsun müteşebbis vatandaşları ile kalkınır ve zenginleşir. Vergi veren
ve devletini ayakta tutan daima çalışan ve üreten müteşebbis
insanlardır. Devlet çiftçileri, sanatkârları, tüccarları ve
müteşebbisleri desteklediği, koruduğu müddetçe daha fazla vergi geliri
elde eder. Devletin görevi savunma, koruma ve adalettir. Varlığının
sebebi budur. Memurların görevi de halkına hizmet etmektir.
Müteşebbisler de ancak hürriyet ortamında gerekli yatırım ve üretimi
yapar, hürriyet içinde ticari hayatlarını daha kolay yürütebilirler.
Hürriyet bu açıdan her şeyin güven kaynağıdır. Devlet müteşebbisini,
çiftçisini, sanatlarını korumalı ve ancak yanlış yapanı
cezalandırmalıdır.</span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt">&nbsp;</span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><b><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
4. Irkçılık ve Zararları</span></b></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
19. yüzyıldan itibaren teknolojinin gelişmesi ile ırkı esas alan
devletler ırkçılık hesabına dünyayı büyük savaşlara itmiş ve büyük
buhranlara sürüklemişlerdir. II. Dünya Savaşı'nın Avrupa'da yol açtığı
felaketten sonra devletler, kendi uluslarını korumak amacıyla
uluslararası organizasyonlara ihtiyaç duydu. Irkçılığın ne derece
zararlı olduğu yaşanan acı tecrübelerle ortaya çıktı. Teknolojinin
yıkıcı ve tahrip edici gücünün müspete kanalize edilmesi çalışmaları
başladı. Teknolojinin, yıkıcı ve tahrip edici anarşist ve teröristlerin
elinde, çok daha büyük felaketlere yol açabileceği endişesi aklı başında
olan devlet büyüklerini beraber hareket etmeye yöneltti. Bunun sonucu
olarak NATO gibi ortak savunma ittifakları kuruldu. </span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Dünya olaylarını Kur'an penceresinden takip eden Bediüzzaman Menderes'e
yazdığı bir mektubunda seksen senelik ömrünü milletin selameti için feda
eden, hiçbir dünyevi amaç taşımayan ve sadece milletin menfaati için
çalışan, padişahlık, tek parti ve demokrasi döneminde bütün siyasi
olaylarının içinde bulunarak kazandığı tecrübelerini de dikkate alarak
birkaç nasihatini dinlemesini ister.</span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Bediüzzaman mezkûr mektubunda hükümetlerin devletlerarası ittifaklar
kurmalarını "Sulh-u Umumi" dediği dünya barışına, kalkınmaya ve her nevi
anarşi ve teröre karşı en büyük tedbir olarak gördüğünü ifade eder.
DP'nin Pakistan ve Irak ile kurduğu "Bağdat Paktı"nı tebrik ederek
alkışlar. Bu paktın Arap ve Türklerin yakınlaşmasına ve İslam dünyasının
uyanmasına sebep olacağını söyler. Irkçılığın yıkıcı ve menfi bir
hareket olduğunu, başkalarının zararı ile beslendiğini, bunun da
ırkçılığın seciyesi ve tabiatının gereği olduğunu ifade eder.
Müslümanları birleştiren en önemli hususun İslamiyet olduğunu nazara
verir. Türklerin asla ırkçı olmaması gerektiğini ve ırkçılıkta hiçbir
kazancının olmayacağının altını çizer. Bediüzzaman'a göre Türk milleti
dünyanın her tarafında Müslüman olarak tanınmış ve Türk ırkı
İslamiyet'le kaynaşmıştır. Türklüğü Müslümanlıktan ayırma imkânı
kalmamıştır. Türk, Müslüman demektir. Hatta Müslüman olmayan kısmı
Türklükten de çıkmışlar ve başka milletlere karışmışlardır. Bulgarlar ve
Macarlar gibi. Aynı şekilde Araplar da Araplıkları ile değil,
Müslümanlıkları ile tanınmışlardır. Araplar da İslamiyetle mezc
olmuşlardır. Bunun için gerek Türklere, gerekse Araplara ırkçılık çok
büyük tehlikedir. Her iki milletin "Hakiki milliyetleri İslamiyet'tir. O
kâfidir."<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn20" name="_ftnref20"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[20]</span></span></span></a>
Türkler ile Arapların ortak özellikleri İslamiyet'e olan hizmetleridir.
Kürtler ise fıtraten dindardır ve onlarla yapılacak en büyük ittifak
din birliği çerçevesinde ve din eğitimi bağlamında olmalıdır. &nbsp;</span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
"Irak ve Pakistan ile yapılan ittifak ve anlaşma bu açıdan çok mühimdir.
En büyük faydası da ırkçılığın önlenmesidir. 4-5 milyon ırkçı yerine
400 milyon Müslüman ve 800 milyon bölge halkının dostluğu kazanılmış
olacaktır. Bunun sonucunda ortaya çıkacak olan barıştan dünya
milletlerinin ve bu barışa çok ihtiyacı olan Hıristiyanlık dünyasının ve
diğer din mensuplarının dostluklarını bu millete ancak bu şekilde
kazandırma imkânı vardır."<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn21" name="_ftnref21"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[21]</span></span></span></a> </span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Ülke düşmanlarının ve menfaatlerini Türk ve Müslümanların zararında
gören ve bunun için ifsat komitelerini harekete geçiren Batılıların
ifsatlarından yöre halkını kurtarmanın çaresini de "İman birliğini tesis
etmek, din ve fen ilimlerinin beraber okutulacağı üniversiteleri açmak
ve Müslümanların arasındaki kardeşliği yeniden kurmak" olduğunu
belirtir. Bunun sonucunda Avrupa medeniyeti ile İslam medeniyetini
birleştirmek de mümkün olacaktır."<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn22" name="_ftnref22"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[22]</span></span></span></a> </span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Irkçılığın zararlarını bir misalle izah eden Bediüzzaman, Van'da iken
hamiyetli bir Kürt talebesinin İslam terbiyesi ile "Bir Müslüman Türk'ü
fâsık bir kardeşime tercih ederim" dediği halde İstanbul'da girdiği
mekteplerde Irkçı bir muallimden etkilenmesi sonucu "Ben şimdi gayet
fasık, hatta dinsiz bir Kürdü salih bir Türk'e tercih ediyorum" dediğini
nakleder. Bediüzzaman birkaç sohbet sonunda onu ikna eder ve "Türklerin
bu millet-i İslamiyenin kahraman bir ordusu" olduğunu kabul ettirir.
Bediüzzaman Ankara'da bulunduğu dönemde TBMM'de bulunan mebuslara bu
misali verdikten sonra sorar: "Doğu'da bulunan 5 milyon Kürt, 100
milyona yakın İranlı ve Hintli, 70 milyon Arap, 40 milyon Kafkas var.
Birbirine komşu ve misafir olan bu milletlere Kürt talebenin Van'da
aldığı iman dersi mi, yoksa İstanbul'da mektepte aldığı ırkçılık dersi
mi daha çok lâzımdır?"<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn23" name="_ftnref23"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[23]</span></span></span></a></span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm">&nbsp;</div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><b><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
4.1 Milletlerin Saadeti Dostluk ve Sevgidedir</span></b></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
Bediüzzaman'a göre Doğu Anadolu'nun ve Ortadoğu'nun saadeti ve selâmeti
Ermeniler dâhil Arap, Türk, Kürt, Süryani ve diğer milletlerle ittifak
içinde ve dost olmaya bağlıdır.<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn24" name="_ftnref24"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[24]</span></span></span></a>
Dostluğun sebeplerinden en önemlisi komşuluk ve ortak menfaatlerdir.
Komşuluğun devamı ve ortak menfaatlerin kazanımı akıl, ilim ve meyl-i
terakkiye bağlıdır. Bütün bunlar ise sevgi ve muhabbetle sağlanacaktır.</span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
"Husumet ve adavetin vaktinin bittiğini" söyleyen Bediüzzaman "İki
Harb-i Umumi, adavetin ne kadar fena ve tahrip edici ve dehşetli zulüm
olduğunu gösterdi. İçinde hiçbir fayda olmadığı tezahür etti. Öyle ise,
düşmanlarımızın seyyiatı - tecavüz olmamak şartıyla - adavetinizi celp
etmesin"<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn25" name="_ftnref25"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[25]</span></span></span></a> demektedir. </span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Muhabbetin sebeplerini sayarken komşuluk yanında "iman, İslamiyet, cinsiyet ve insaniyet"<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn26" name="_ftnref26"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[26]</span></span></span></a>
gibi nurani bağlar olduğunu ifade eden Bediüzzaman "İman ve
İslamiyet"in bu bağlamdaki önemine değinir. Devamında "cinsiyet ve
insaniyet" gibi ortak değerlerin de bütün insanları, ırkları ve dilleri
ne olursa olsun, sevgi ile birleştirmesi gerektiğini ifade eder. </span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Bediüzzaman bilhassa Müslümanların "komşularını, hemcinslerini insan
olmak yönüyle sevmelerinin" dinin emri ve gereği olduğuna dikkat çeker.
"Muhabbet, uhuvvet ve sevmek islâmiyetin mizacıdır, rabıtasıdır"<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn27" name="_ftnref27"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[27]</span></span></span></a> der. Müslümanları tüm insanlarla ve bilhassa komşuları ile dost olmaya davet eder.</span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Sevgi ve muhabbetin oluşması ise ırkçılığın terk edilmesine ve
farklılıkların birer zenginlik olarak kabul edilmesine bağlıdır.
Doğu'nun önemli şair ve ediplerinden olan Şeyh Sadi-i Şirazi'nin dediği
gibi "İki cihanın rahat ve selâmetini iki harf tefsir eder, kazandırır:
Dostlarına karşı mürüvvetkârâne muaşeret ve düşmanlarına sulhkârâne
muamele etmektir."<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn28" name="_ftnref28"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[28]</span></span></span></a>
İdarecilerin ve devletin toplum üzerindeki en önemli görevi asayişi ve
barışı korumaktır. Bu da yine Bediüzzaman’ın yukarıda gösterdiği çareler
çerçevesinde mümkün olur. </span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm">&nbsp;</div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><b><span style="font-size: 12pt"><br>
4.2 Muhabbet ve Sevginin Kaynağı İman Kardeşliğidir</span></b></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Doğuda din ve iman hâkimdir. Halkın birliğini ve beraberliğini
sağlayacak, eğitime ve maddi-manevi terakkiye sevk edecek olan dindir.
Dini referanslarla yapılan bir teşvik ve sakındırma halk üzerinde daha
müessir olur. Birliği sağlayacak olan ancak dindir. </span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de "Mü'minler kardeştir"<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn29" name="_ftnref29"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[29]</span></span></span></a>
buyurur. Mü'minlerin ortak inancı olan iman kalplerin birleşmesi ile
sonuçlanır. Bu da toplumda birliği ve beraberliği temin eder.
Bediüzzaman bu hususu "Tevhid-i imanî elbette tevhid-i kulûbü ister;
vahdet-i itikat dahi vahdet-i içtimaiyeyi iktiza eder"<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn30" name="_ftnref30"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[30]</span></span></span></a>
demektedir. İman ve vatan birliği insanların birliğini sağlayan en
önemli iki amildir. En kuvvetli bağ iman bağıdır. Çünkü iman ile esma-i
ilâhiye sayısınca birlik bağları oluşur. Bediüzzaman bu gerçeği "her
ikinizin Hâlıkınız bir, Mâlikiniz bir, Mâbudunuz bir, Râzıkınız bir,
bir, bir, bine kadar bir, bir. Hem peygamberiniz bir, dininiz bir,
kıbleniz bir; yüze kadar bir, bir"<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn31" name="_ftnref31"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[31]</span></span></span></a>
diyerek imanın sağladığı birlik bağlarının binleri geçtiğini ifade
etmektedir. İman bağı güçlü bir şekilde inananları birbirine bağlar. </span><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<span style="font-size: 12pt">Vatan ve komşuluk bağları ise iman bağı
kadar güçlü değildir. Bir vatanda yaşamaktan kaynaklanan birlik bağı
"Köyünüz bir, devletiniz bir, memleketiniz bir, ona kadar bir, bir"<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn32" name="_ftnref32"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[32]</span></span></span></a>
şeklinde ifade edilebilir. Bir vatanda yaşayan insanların birliği inanç
birliği ile beraber olursa daha mükemmel ve güçlü bir şekilde
vatandaşları birbirine bağlar. Buna göre de sevgi ve muhabbet oluşturur.
Bir ülkede beraber yaşamak güçlü bir milleti oluşturmaz; ancak imandan
kaynaklanan inanç birliği milleti oluşturur. Bunun için denilmiştir ki
"Din, dil bir ise millet birdir."<a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftn33" name="_ftnref33"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt">[33]</span></span></span></a></span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Bütün bu gerçeklerden anlaşılmaktadır ki, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da
ve Ortadoğu'da birliği ve dirliği sağlamanın yolu dinden ve dine değer
vermekten geçer. İnsanlar arasında sevgi ve muhabbeti oluşturmanın yolu
da dinden geçer. </span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><b>&nbsp;</b></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><b><span style="font-size: 12pt"><br>
Sonuç</span></b></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da ve devamı olan Ortadoğu'da bir asra varan
süre devam eden cehalet, fakirlik ve ihtilaf ve bunlardan kaynaklanan
istikrarsızlık ve terör çözümsüz değildir. Her şeyin bir çaresi vardır
ve iyi niyetle yaklaşım sergilendiği zaman kısa zamanda çare bulmak da
mümkündür. Yeter ki sağduyulu davranılsın ve akılcı bir yol takip
edilsin. </span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Doğu'da ve Ortadoğu'da henüz bu gibi problemler ortaya çıkmamışken
geleceği görerek zamanın idarecilerini ikaz eden ve ileri görüşlülüğü
günümüz hadiseleri ile de tescil edilen Bediüzzaman'ın fikirlerine ve
önerilerine kulak vermek günümüz idarecilerine kalmıştır. Günümüzde
Bediüzzaman yok; ama yığılarak devam eden problemlere işaret ettiği
çözümler karşımızdadır. </span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Bediüzzaman'ın önerilerini "Demokratikleşme, ırkçı politikalardan
vazgeçerek iman kardeşliğini yeniden tesis etme, komşularımızla dost
olma, din ve fen ilimlerinin beraber okutulduğu eğitim müesseseleri,
sürdürülebilir ekonomik kalkınma ile hür teşebbüse önem verme" şeklinde
özetlemek mümkündür. Bütün bunların gerçekleşmesi hürriyetçi ve
katılımcı demokrasi ile mümkün olabilecektir. Her şeyden önce
“Hürriyetçi ve Katılımcı Demokrasi” konusunda birlik sağlanmazsa hiçbir
konuda başarı elde edilemez. </span></div>
<div style="text-align: justify; text-indent: 1cm"><span style="font-size: 12pt"><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Bu nedenle şayet “Doğu Meselesi” halledilmek isteniyorsa, “Anarşi ve
Terörü” gerçekten bitirme konusunda devlet ve hükümetin samimi bir
çabası varsa, “Kürt cesedini giymek, her türlü peşin hükümlerden ve
ideolojik yaklaşımlardan sıyrılarak fıtrî bir hal almak, yani vahşi
hayalini başına takmak” ve “Münazarat” okumalarına da bu açıdan bakmak
gerekir. Kürtlerden başlayarak herkesle empati ancak böyle kurulabilir.
Zira mesele “Kürt” meselesinden ibaret değildir. Tüm Orta doğunun ve
İslam dünyasının meselesidir.</span></div>
<div style="text-align: justify; margin: 0cm 0cm 10pt">&nbsp;</div>
<div>
<div style="text-align: justify">&nbsp;</div>
<hr align="left" size="1" width="33%">
<div id="ftn1">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref1" name="_ftn1"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 11pt">[1]</span></span></span></a> <span style="font-size: 10pt">Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lâhikası, (2001-İstanbul) s. 93</span></div>
</div>
<div id="ftn2">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref2" name="_ftn2"><span style="font-size: 10pt"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 10pt">[2]</span></span></span></span></a><span style="font-size: 10pt"> Divan-ı Harb-i Örfi, (1993-İstanbul) s. 23</span></div>
</div>
<div id="ftn3">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref3" name="_ftn3"><span style="font-size: 10pt"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 10pt">[3]</span></span></span></span></a><span style="font-size: 10pt"> Divan-ı Harb-i Örfi, s. 57-61</span></div>
</div>
<div id="ftn4">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref4" name="_ftn4"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 11pt">[4]</span></span></span></a> <span style="font-size: 10pt">Divan-ı Harb-i Örfî, s. 89</span></div>
</div>
<div id="ftn5">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref5" name="_ftn5"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 11pt">[5]</span></span></span></a> <span style="font-size: 10pt">Bu hitabe 1910 yılında "Nutuk" isminde kitaplaşarak yayınlanmıştır. (Divan-ı Harb-i Örfî, s. 89)</span></div>
</div>
<div id="ftn6">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref6" name="_ftn6"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 11pt">[6]</span></span></span></a> <span style="font-size: 10pt">Aclunî, Keşfu'l-Hafa, 1:462 (Hadis No: 1515)</span></div>
</div>
<div id="ftn7">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref7" name="_ftn7"><span style="font-size: 10pt"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 10pt">[7]</span></span></span></span></a><span style="font-size: 10pt"> Divan-ı Harb-i Örfî, s. 22</span></div>
</div>
<div id="ftn8">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref8" name="_ftn8"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 11pt">[8]</span></span></span></a> <span style="font-size: 10pt">Divan-ı Harb-i Örfî, s. 22</span></div>
</div>
<div id="ftn9">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref9" name="_ftn9"><span style="font-size: 10pt"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 10pt">[9]</span></span></span></span></a><span style="font-size: 10pt">Divan-ı Harb-i Örfi, s. 21</span></div>
</div>
<div id="ftn10">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref10" name="_ftn10"><span style="font-size: 10pt"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 10pt">[10]</span></span></span></span></a><span style="font-size: 10pt"> Divan-ı Harb-i Örfî, s. 23</span></div>
</div>
<div id="ftn11">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref11" name="_ftn11"><span style="font-size: 10pt"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 10pt">[11]</span></span></span></span></a><span style="font-size: 10pt"> Divan-ı Harb-i Örfi, s. 21</span></div>
</div>
<div id="ftn12">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref12" name="_ftn12"><span style="font-size: 10pt"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 10pt">[12]</span></span></span></span></a><span style="font-size: 10pt"> Emirdağ Lahikası, s. 404, 437-440</span></div>
</div>
<div id="ftn13">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref13" name="_ftn13"><span style="font-size: 10pt"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 10pt">[13]</span></span></span></span></a><span style="font-size: 10pt"> Emirdağ Lahikası, s. 404</span></div>
</div>
<div id="ftn14">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref14" name="_ftn14"><span style="font-size: 10pt"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 10pt">[14]</span></span></span></span></a><span style="font-size: 10pt"> Emirdağ Lahikası, s. 440</span></div>
</div>
<div id="ftn15">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref15" name="_ftn15"><span style="font-size: 10pt"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 10pt">[15]</span></span></span></span></a><span style="font-size: 10pt"> Tarihçe-i Hayat, s. 75</span></div>
</div>
<div id="ftn16">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref16" name="_ftn16"><span style="font-size: 10pt"><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 10pt">[16]</span></span></span></span></a> Münazarat, (1993-İstanbul) s. 127-129</div>
</div>
<div id="ftn17">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref17" name="_ftn17"><span><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 11pt">[17]</span></span></span></span></a> Münazarat, 78</div>
</div>
<div id="ftn18">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref18" name="_ftn18"><span><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 11pt">[18]</span></span></span></span></a> Münazarat, 78-79</div>
</div>
<div id="ftn19">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref19" name="_ftn19"><span><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 11pt">[19]</span></span></span></span></a> Lem’alar, 206</div>
</div>
<div id="ftn20">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref20" name="_ftn20"><span><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 11pt">[20]</span></span></span></span></a> Emirdağ Lâhikası, 438</div>
</div>
<div id="ftn21">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref21" name="_ftn21"><span><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 11pt">[21]</span></span></span></span></a> Emirdağ Lâhikası, 438</div>
</div>
<div id="ftn22">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref22" name="_ftn22"><span><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 11pt">[22]</span></span></span></span></a> Emirdağ Lâhikası, 437-440</div>
</div>
<div id="ftn23">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref23" name="_ftn23"><span><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 11pt">[23]</span></span></span></span></a> Emirdağ Lâhikası, 438</div>
</div>
<div id="ftn24">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref24" name="_ftn24"><span><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 11pt">[24]</span></span></span></span></a> Münazarat, 67</div>
</div>
<div id="ftn25">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref25" name="_ftn25"><span><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 11pt">[25]</span></span></span></span></a> Hutbe-i Şamiye, 57</div>
</div>
<div id="ftn26">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref26" name="_ftn26"><span><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 11pt">[26]</span></span></span></span></a> Hutbe-i Şamiye, 58</div>
</div>
<div id="ftn27">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref27" name="_ftn27"><span><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 11pt">[27]</span></span></span></span></a> Hutbe-i Şamiye, 58</div>
</div>
<div id="ftn28">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref28" name="_ftn28"><span><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 11pt">[28]</span></span></span></span></a> Mektubat, 258</div>
</div>
<div id="ftn29">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref29" name="_ftn29"><span><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 11pt">[29]</span></span></span></span></a> Hucurat, 49:10</div>
</div>
<div id="ftn30">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref30" name="_ftn30"><span><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 11pt">[30]</span></span></span></span></a> Mektubat, 254</div>
</div>
<div id="ftn31">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref31" name="_ftn31"><span><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 11pt">[31]</span></span></span></span></a> Mektubat, 255</div>
</div>
<div id="ftn32">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref32" name="_ftn32"><span><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 11pt">[32]</span></span></span></span></a> Mektubat, 255</div>
</div>
<div id="ftn33">
<div style="text-align: justify"><a class=" FCK__AnchorC FCK__AnchorC FCK__AnchorC" title="" href="http://www.risaleakademi.com/guencel/alntlar/risale-i-nur/2129-konferansn-4-sorusu-hakkndaki-goerueler#_ftnref33" name="_ftn33"><span><span><span><span style="line-height: 115%; font-size: 11pt">[33]</span></span></span></span></a> Mektubat, 314<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<strong>Erkan OKUR</strong><br>
Çalışmalarınızda başarılar dilerim. Gündemi yakalayıp bizim Münazarat’ı
baştan sona okumamıza güzel bir teşvik edici oldunuz. Bu gerçekten güzel
bir akademi okulu maşallah, elhamdulillah.<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Eski hal yerine yeni hal ile bakıp empati kurulduğu zaman hasenatı
seyyiatına, sevabı hayrına&nbsp; galebe eden kazanıyor diye düşünüyorum.<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<strong>Prof. Dr. Ahmet BATTAL</strong><br>
<br>
<br>
<br>
<br>
Sizin, sorunuzda Kürt sorununda çözümün taraflarından biri olarak
Kürtler diye tarif ettiğiniz ve bu gün derdi gücü Kürt hakları olan -bir
kısım- Kürtlerin empatiye değil ıslaha ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
Sadece ıslahlarına katkı için "ne oldu da böyle oldular" sorusunu sormak
lazım ki buna empati denebilir mi? Sanmam. Elbette sorunun Türk
milliyetçilerinden kaynaklanan boyutu ayrı mesele. Orada da ıslahtan
başka çare yok. Bize dua düşer, fiilî ve kavlî.&nbsp;<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<br>
<strong><br>
Doç. Dr. Kenan ÖREN<br>
</strong><br>
Üstad Hazretleri burada Kürtleri anlamak ve onların duygularını
kavrayabilmek için kendimizi onların yerine koymamız gerektiğini
vurguluyor. Kürtlerin hayat tarzları, hayal dünyaları, yaşadıkları
coğrafik alanların üzerlerindeki etkileri, geçmişte kendilerine reva
görülen aşağılama, sürgün gibi işlemlerin dünyalarında oluşturan
yıkımları iyi anlamak gerekiyor. Ancak burada şunu vurgulamakta da fayda
vardır. Türkiye tarihinde sadece Kürtler mağdur duruma düşmemişlerdir.
Dersim hadisesi, Kubilay hadisesi gibi vakalar, Bediüzzaman'a reva
görülen zulümler, Necip Fazıl, Osman Yüksel gibi inançlı insanlara
"İrtica" adıyla uygulanan haksızlıklar ve işkenceler ve hatta bütün
bunların dışında sağ-sol ayrımı yapmadan 12 Eylül hadisesinde uygulanan
yargısız infazlar ve bunların taraflarında meydana getirdiği yıkımlar
gösteriyor ki, geçmişte her kesim bu zulümlerden payını almıştır. Ancak
bu kesimlerin içinde en sert tepkiyi PKK gibi oluşumlarla yansıtan
Kürtler olmuştur. Bir yanlış başka bir yanlışla düzeltilmeye
çalışılamaz. Önceki haksızlıklar bu haksızlıka düzeltilemez. Bu yüzden,
Bediüzzaman'ın reçeteleriyle bu haksızlıkların giderilmesine
çalışılmalıdır.&nbsp;<br>
&nbsp;</div>
</div>
</div></div>

<span class="modifydate">
Son Güncelleme ( Çarşamba, 14 Eylül 2011 20:59 )
</span>




<div id="comments">
</div>
<h4><br></h4>