+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: İlahi İkaz Dersen Görürsün

  1. #1
    Gayyur Barbaros - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Düzce
    Mesajlar
    90

    Standart

    “?LAH? ?KAZ” DERSEN, GÜNÜNÜ GÖRÜRSÜN!
    23.02.2006 NAMIK DORUKLU

    Haberi DKM’de de okudunuz, 17 Ağustos depremi için yazd?ğ? iki yaz?s?nda deprem için "ilahî ikaz" diyen Yeni Asya Gazetesi yazar? Sami Cebeci’ye 1 y?l 3 ay hapis cezas? verilmiş bulunuyor. Suçu, "halk?n sosyal s?n?f, ?rk, din, mezhep ve bölge bak?m?ndan farkl? özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesim aleyhine kin ve düşmanl?ğa alenen tahrik etmek" imiş. Bu ceza verilirken, “suçun işleniş biçimi, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana gelen tehlikenin ağ?rl?ğ?, san?ğ?n kast?” da göz önüne al?nm?ş.

    Türkiye çok ilginç bir ülke. “Bu ülkede din düşmanlar? ve din düşmanl?ğ? var” derseniz, halk?n bir kesimini diğeri aleyhine kin ve düşmanl?ğa alenen tahrik etmiş olabiliyorsunuz. Buna karş?l?k, “Türkiye’de laiklik düşmanlar? ve laiklik düşmanl?ğ? var” diye konuşursan?z, bu, bar?ş meşalesini yakmak anlam?na geliyor. Böylesi laflar asla halk?n bir kesimini diğeri aleyhine kin ve düşmanl?ğa tahrik kapsam?na girmiyor. Evet, “halk?n sosyal s?n?f, ?rk, din, mezhep ve bölge bak?m?ndan farkl? özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesim aleyhine kin ve düşmanl?ğa alenen tahrik etmek" suçu öyle bir suç ki, bunu ancak “halk?n farkl? özelliklere sahip bir kesimi” işleyebiliyor. Mesela ‘laikçi’ bir adam, “?rtica?n baş? ezilmelidir, gericilerle mücadele edilmelidir” gibi laflar ederse, bu asla, bir kesimi diğeri aleyhine kin ve düşmanl?ğa tahrik anlam?na gelmez. Buna karş?l?k, “?slam düşmanl?ğ?yla mücadele edilmelidir” derseniz, yand? gülüm keten helva. Siz hiç, halk?n bir kesimini, ‘dindar’ olarak nitelendirilen kesimine karş? alenen kin ve düşmanl?ğa tahrik etme suçundan ceza alm?ş birini gördünüz mü?!.. Hay?r, bu ülkede alenen kin ve düşmanl?ğa hedef gösterilme imtiyaz? “halk?n farkl? özelliklere sahip bir kesimi”ne aittir. ‘Müslümanl?ğ?na’ vurgu yapan ‘daha farkl?’ kesim ise, ancak birilerini kin ve düşmanl?ğa tahrik edebilir veya kendileri edilebilir, onlar?n kin ve düşmanl?ğa maruz kalma imkan ve ihtimalleri asla ve kat’a mevcut değildir. Türkiye’de, baş? aç?k genç k?zlar başörtülülerin tehdidi alt?ndad?r, ama başörtülülere yönelik olarak kin ve düşmanl?ğa tahrik suçunun işlenmesi mümkün ve muhtemel değildir. Hayat?m boyunca, gericilerle mücadele edilmesi, onlar?n kökünün kaz?nmas? yönünde konuşup duran pekçok insana şahit oldum, fakat böyleleri içinden bir kişinin bile, değil "halk?n farkl? özelliklere sahip bir kesimini diğer bir kesim aleyhine kin ve düşmanl?ğa alenen tahrik etmek" suçundan ceza almak, yarg?land?ğ?na bile şahit olmad?m. Buna karş?l?k, “Deprem ilahî ikazd?r” diyen kişilerin ceza ald?klar?n? görüyoruz. “Deprem ilahî ikaz değildir” diyen kişiye gelince, o, halk?n bir kesimini diğeri aleyhine k?şk?rtm?ş olmuyor. Oysa, her iki ifade aras?nda, halk kesimleri üzerindeki etkisi aç?s?nda hiçbir fark bulunmuyor. Yeni Asya yazar? şöyle deseydi acaba ne olurdu: “Deprem, din istismarc?s? yobazlara ilahî bir ikazd?r.” Böyle konuşsayd?, olay kin ve düşmanl?ğa tahrik etmekten kendiliğinden ç?kar, sevgi ve dostluğun cûş u hurûşa gelmiş biçimi halini al?rd?. Ne yarg?lan?r ne de hüküm giyerdi. Benim cennet vatan?m böyle bir yer işte... * * * Olivier Roy, “?slami ayd?n” kavram? ile, “düşüncesini bilinçli olarak ?slam’?n kavramsal çerçevesi içinde düzenleyen ayd?n?” kast ettiğini belirtir. (1) Gerçekten de, ?slam’? benimsemiş olmak, ?slam’?n kavramsal çerçevesini kullanmay? zorunlu k?lar. Bu kavramsal çerçeve, doğal olarak, “ilahî ikaz” kavram?n? da içerir. Nitekim Elmal?l? M. Hamdi Yaz?r, Atatürk’ün yazd?rd?ğ? “Hak Dini Kur’an Dili” adl? tefsirinde şöyle der: “... Kendilerinde böyle bir duygu bulamad?klar?, özellikle tevhid inanc?n? tan?mad?klar? için kör bir tabiatç? kafayla düşündüklerinden, beşerin işlediği günahlarla birtak?m semavi afetler aras?nda bir ilişki olabileceğine ihtimal vermiyorlard?. Allah’? b?rak?p, şuna buna tapmakla, ölçüyü, teraziyi eksik yapmakla, fitne fesat ç?karmakla dünyadaki düzenin bozulacağ?n?, tufanlar ve zelzeleler olacağ?n? anlam?yorlard?....” (2) “ ‘Ve Rabbinin yakalamas? işte böyledir. O memleketleri zulme dalm?ş gitmiş bir halde yakalad?ğ? vakit, gerçekten O’nun yakalamas? ac? ve çetin bir yakalama olur. Muhakkak ki onda’, yani o yakalamada veya anlat?lan her k?ssada, ‘ahiret hayat?ndan korkan herkes için elbette bir ayet vard?r.’ Yani ibret alacak, ders alacak aç?k seçik noktalar vard?r. Adam sen de, ben bugünümü geçireyim de sonra ne olursa olsun diye, ilerisini düşünmeyen, ahireti hat?r?na getirmeyen sayg?s?zlar, bu gibi olaylar? kullar?n işlediği günahlarla ilişkili görmezler, tesadüflere ve tabiata yükleyip geçerlerse de cidden akl? ve izan? olan ve ahiret korkusu bulunan kimseler bunda ahirete bir delil bulacaklar ve bu dünyada yap?lan zulüm ve haks?zl?klar?n oradaki sonucunun korkunç olduğunu anlayacaklar. ?şte bu düşüncelerle Allah Teâlâ’n?n haz?rlad?ğ? ahiret azab?n?n ne kadar çetin, ne kadar korkunç olabileceğini tahmin edeceklerdir.” (3) ?lahî olan hiçbir şeyi kabul etmeyen bir ilah (tanr?) anlay?ş? dinlerde yok. Bu ancak, ateizm için geçerli olabilir. Bir ateistin kuruntusuna göre ‘?lah’ mevcut olmad?ğ? için, ilahî ikaz vs. de düşünülemez. Ateistçe bir kavramsal çerçeveyi insanlara dayatt?ğ?n?z zaman bu halk?n bir kesimini diğeri aleyhine k?şk?rtmak olmuyor, ama dinî bir söylemi benimsediğiniz zaman, kin ve düşmanl?k ‘türkü’sü söylemiş oluyorsunuz. Halbuki, Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük hukukçulardan biri olan Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil şöyle der: “Esasen dikkat edilirse, ilim de neticelerinde, din gibi, bir inanç sistemidir. Şu farkla ki, ilmî inanç tecrübe, müşahede ve muhakemeden neş’et ettiği halde, dinî inanç sezilerden, hislerimizin ak?ş?ndan ve içimizin yalvar?ş?ndan teşekkil etmekte; ilim, zekadan; din ve iman, his ve iradeden doğmaktad?r.” (4) ?lim denilen inanç sistemine göre konuşursan?z ‘dinî inanç sistemi’ne inananlar aleyhine kin ve düşmanl?k sergilemiş olmuyorsunuz, ama dinî kavramlar? kullan?rsan?z, ilme göre konuştuğunu söyleyenler sizin cezaland?r?lman?z? isteyebiliyorlar. Oysa, bilimsel kanaatler de, gerçekte kesin doğruluklar?ndan söz edilemeyecek ‘inanç’lardan ibarettir. Şerif Mardin’in ifadesiyle, “bugünkü bilim anlay?ş?m?z art?k bilimsel kuramlar?n ‘mutlak’ bir geçerliliği olmad?ğ?n?, zamanla bunlar?n değiştiğini” kabul etmektedir. (5) Alain Chalmers, bu konuda oldukça kesin konuşur: “Bilimsel teorilerin isbatlanm?ş doğru veya muhtemelen doğru olmalar?n? mümkün k?lacak doğru hiçbir yöntem yoktur.... Bilimsel teorilerin kesinkes doğrulanm?ş veya yanl?şlanm?ş olamayacaklar? tezini destekleyecek argümanlar?n baz?lar?, büyük ölçüde felsefi ve mant?ki düşüncelere dayan?r. Diğer argümanlar bilim tarihinin ve modern bilim teorilerinin detayl? bir analizine dayanmaktad?r.” (6) Michel Foucault’ya göre, 19 .yüzy?l sonras?nda, geniş insan kitleleri üzerinde kurulmak istenen bürokratik kontrolün sonucu olarak t?p, psikiyatri, kriminoloji ve ceza hukuku daha sistematik hale getirilmiştir. Çünkü, iktidar?n otoritesini, buna karş? tehdit oluşturanlar?n bir bilimsel söylemle tan?mlanmas? güçlendiriyordu. Böylesi bir söylem; s?n?flama, ayr?mlama ve karş?laşt?rma yoluyla farkl?l?klar? ortaya ç?karmaktayd?. (7) Foucault’nun tespiti aş?r? bir genelleme kabul edilse bile, tümüyle yanl?ş olduğu söylenemez. Kriminoloji ve ceza hukukunun bürokratik kontrol ile olan ilişkisi aç?kt?r. Psikiyatri için de ayn? şey bir ölçüde söylenebilir; bürokratik kontrolü haks?z biçimde elinde bulunduranlar?n, ceza hukukunun yetmediği yerde, muhaliflerini psikiyatriye ait kavramlarla mahkum etmeye çal?şt?klar?n? tarih göstermektedir. Mesela, Kur’an’da belirtildiği gibi, peygamberler s?kça “mecnun” (deli) itham?na maruz kalm?şlard?r. Brown, dilimize “Beyin Y?kama” ad?yla çevrilen kitab?nda şöyle der: “... tek gerçek, ‘Kilise’nin veya devletin ifade ettiği gerçektir. Dolay?siyle; bunun d?ş?nda başka ‘gerçek’ arayan ‘sap?k düşünceli’, ya tehlikeli bir mücrimdir, ya da ak?l hastas?.” (8) Bernstein’?n ifadesiyle, kullan?lan dil, diğer insanlar üzerinde kontrol sağlama isteğini de yans?t?r. (9) Kavramlar? gerçeği bulmak için değil de, hakimiyet oluşturmak ve kontrol sağlamak için üretenler, kendi paradigmalar?na karş?t paradigmalar?n yüksek sesle söylenmesini, cezaland?r?lmay? gerektiren bir suç olarak değerlendirebilirler. Pozitif bilimlerin paradigmas? tan?m? gereği ‘bilimsel’ olsa da, Thomas Kuhn’un (ayn? zamanda Başgil’in) işaret ettiği gibi, “belirli varsay?m ve inançlar?” içerir. Kuhn’a göre, paradigmas? hakim konuma gelen galip ekol, “kendine özgü inançlar? ve önyarg?lar? nedeniyle”, bilgi birikiminin “belli k?s?mlar?na ağ?rl?k vermek” durumundad?r. (10) Ad?na bilim denilen inanç sistemine ‘inançla bağlananlar’?n paradigmas? hakim konumuna geldiğinde, sadece kendilerine özgü inançlar? ve önyarg?lar? nedeniyle bilgi birikiminin belli k?s?mlar?na ağ?rl?k vermiş olsalar, bu çok önemli bir sorun olarak kabul edilmeyebilir belki. Fakat onlar, paradigmalar?na inanmayanlar? cezaland?r?lmalar? gereken ‘suçlu’lar olarak da görebilmektedirler. Oysa, bilimsel paradigmalara sahip olanlar?n bilim d?ş? paradigmalar? benimseyenleri cezaland?rabileceklerini düşünmek bilimin zorunlu sonucu değildir, bu tamamen ideolojik bir tav?rd?r: Duverger’nin ifadesiyle, “Her toplum iyilikle kötülüğün, adaletle haks?zl?ğ?n tarifleri, yani değer sistemleri üzerine kuruludur. Bu tarifler de inançlar?n ta kendisidirler; çünkü iyilikle kötülük, adaletle haks?zl?k tecrübeyle değil, inançla ve bunlar? isteyerek benimseyişle ilgilidir. Demek ki bizzat nitelikleri dolay?siyle ideolojiktirler. Asl?nda bütün ideolojiler, hatta objektif olduklar?n? ileri sürenler dahi, şu veya bu şekilde değer sistemleridirler.” (11) Düşünce, fikir ve inanç özgürlüğü, insanlar?n paradigmalar?n? seçme özgürlüğünden ibarettir. Farkl? bakan, farkl? görecektir. Deprem olay?na ?slamî paradigma ile bakan kimse bunu, Allah’?n bir ihtar?/ikaz?, cezas? ya da imtihan? olarak yorumlayabilir. Pozitif bilimlerin paradigmas? ile bakan kimse ise bunu doğal bir afet olarak değerlendirecektir. ?slamî paradigma sahipleri, pozitif bilimlerin paradigmas?n? kat? biçimde savunanlar? inançs?zl?kla, yani ?slam’a inanmamakla itham edebilirler (ve öyledir de), ama, ?slamî paradigman?n “Dinde zorlama yoktur” hükmü gereği, ?slamî aç?klama biçimini zorla benimsetmeye çal?şmazlar. Bunun anlam? şudur: ?slamî kurallar?n hakim olduğu bir ülkede hiç kimse, depremi doğal bir afet olarak değerlendirdiği, ilahî ikaz olarak görmediği için hapis cezas?na çarpt?r?lmaz. Notlar:
    1. Olivier Roy, Siyasal ?slam’?n ?flas?, çev. C. Akal?n, ?stanbul 1994, s. 10.
    2. M. Hamdi Yaz?r, Hak Dini Kur’an Dili, sad. ?. Karaçam ve diğerleri, C. 4, ?stanbul, t.y., s. 563.
    3. A.g.e., C. 5, ss. 9-10.
    4. Ali Fuad Başgil, Din ve Laiklik, Yağmur Yay?nlar?, 4. b., ?stanbul 1979, s. 63.
    5. Şerif Mardin, ?deoloji, , 3. b., ?stanbul 1995, s. 17.
    6. Alain Chalmers, Bilim Dedikleri, çev. Hüsamettin Arslan, Ankara 1990, s. 27. 7. Mark Philip, “Michel Foucault”, Çağdaş Temel Kuramlar, ed. Quentin Skinner, çev. Ahmet Demirhan, 2. b., Ankara 1997, s. 91; Michel Foucault, “Power, Sovereignty and Discipline”,
    States and Societies, ed. David Hald ve diğerleri, Oxford: Basil Blackwell, 1988, s. 306.
    8. J. A. C. Brown, Beyin Y?kama, çev. Behzat Tanç, 6. b., ?stanbul 1994, s. 33.
    9. B. Bernstein, Class, Codes and Control, Vol. 1, London, 1971’den aktaran Ali Yaşar Sar?bay, Siyasal Sosyoloji, 2. b., ?stanbul 1994, s. 89.
    10. Thomas S. Kuhn, Bilimsel Devrimlerin Yap?s?, çev. Nilüfer Kuyaş, 3. b., ?stanbul 1991, s. 50.
    11. Maurice Duverger, Politikaya Giriş, çev. Samih Tiryakioğlu, 3. b., ?stanbul 1978, s. 90.

    Konu elff tarafından (25.05.07 Saat 00:40 ) değiştirilmiştir.
    ey mezarcı ! göm bizi de şu said\'in kabrine;firkatin, dayanamaz nurcu olanlar kahrine.

  2. #2
    Ehil Üye aşur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.446

    Standart

    Tam demokrat olmamız için kimbilir daha kaç fırın ekmek yememiz gerekir. Halkının %99'u müslüman olan, geçmişi ila-yı kelimetullah ile bezeli bir millet, ne zaman gönül rahatlığı ile ''ben bu şefkatli, demokrat ve hür devletin vatandaşıyım'' diyecek? Gerçekten çok merak ediyorum. Umarım o günler uzak değildir.

  3. #3
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart


    "?slamî kurallar?n hakim olduğu bir ülkede hiç kimse, depremi doğal bir afet olarak değerlendirdiği, ilahî ikaz olarak görmediği için hapis cezas?na çarpt?r?lmaz."

    Çok isabetli bir yaz?.As?l kin ve düşmanl?ğa alenen tahrik edenler kendileri..

    Art?k gittikçe komik bir duruma düşüyorlar..Ya da acizliklerinden saçma sapan şeyler yap?yorlar.Depreme ilahi ikaz dedi diye hapse atman?n başka hiçbir mant?ğ? olabilir mi?
    Konu elff tarafından (25.05.07 Saat 00:40 ) değiştirilmiştir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  4. #4
    Gayyur FurkanDemir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Nuristan...
    Mesajlar
    69

    Standart



    Mehmet Kutlular Ağabeyin deyimiyle "irtica dedikleri din"..."Vicdanı Cüzdan Meselesi Yapınca...." Bunlar vicdanlarını artık tamamen cüzdana dökmüşler cepleri ne kadar dolarsa....
    "Biz Bu Gemide Hademeyiz..Hademenin Görevi Yolcuların Rahatını Temin Etmektir.(z.g.)"

    "Madem İmanı Var O Noktada Kardeşimizdir.(BSN)"

    "Ey İman Edenler! Yapmayacağınız Şeyi Niçin Söylüyorsunuz?

    Yapmayacağınız Şeyleri Söylemeniz, Katında Büyük Bir Gazap Nedenidir."(Saff Suresi)

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Dördüncü İkaz
    By gamze-i_dilruzum in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 02.10.13, 18:18
  2. Şu İlâhî İkaz Meselesi…
    By Şahide in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 19
    Son Mesaj: 30.10.11, 22:27
  3. Derviş Olayım Dersen...
    By bir_derviş in forum Şiirler
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 09.04.09, 20:21
  4. Çin'e İlahi İkaz mı?
    By HakanBa in forum Gündem
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 25.05.08, 15:45
  5. Ufak Bir İkaz
    By semensima in forum İstek, Öneri ve Forum Yardımı
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 15.09.06, 17:53

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0