+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Türk Hukuku Laik Bir Hukuk Mudur?

  1. #1
    Ehil Üye BiKeS_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    2.770

    Standart Türk Hukuku Laik Bir Hukuk Mudur?

    Atatürkçü anlayışın en temel ilkesi laikliktir. Türkiye’de bin yılı aşkın bir süre içinde uygulanmış olan İslam Hukukundan bu ilke adına vazgeçilmiştir. Laiklik ise en basit ifadesiyle “din işleriyle devlet işlerinin birbirinden ayrı tutulması, dinin devlete, devletin dine karıştırılmamasıdır. (Anayasa Mah. 21.10.1971, 53/76 “AMKD Sayı 10, sh. 52 vd.” )

    Fakat iktibas edilen Roma-Hıristiyan hukukunun tam manasıyla laik olduğunu söyleyebilir miyiz? Bu soruyu cevaplarken 18.yy.dan sonra Avrupa ülkelerinde görülen kodifıkasyon (kanunlaştırma) hareketlerine bir göz atmakta fayda var. Kanunlaştırma çalışmalarından önce Avrupa ülkelerinde örfi (teamüli) hukuk yürürlükte idi. Sistematize edilmiş bir hukukun gerekliliğinin anlaşılmasından sonra, Avrupa da hukuk bilginleri tamamen yeni, dünyevi ve laik bir hukuk ihdas etmiş değillerdir. Bilakis önce putperest Roma, sonra Hıristiyan daha sonra da materyalist (pozitivist) Avrupa’nın ruhundan ve uygulamalarından süzülmüş ve Avrupa insanının bildiği, sevdiği, benimsediği geleneklere bağlı, muhafazakar (conservative) bir halk kanunu hazırlamışlardır. Hukuk bilginleri halk arasında yaşamakta olan teamüli hukuku tedvin (kodifiye,kanunlaştırma) etmişlerdir.
    1

    Bu muhafazakar halk kanununda pozitivist (materyalist) etkileri bulmak zordur. Fakat Roma’nın putperestlik (politeizm) dininin ve bilhassa Hıristiyanlığın etkisi pek büyüktür. Hıristiyanlık tesiri daha bariz görünür. Çünkü 1800 yıldır hıristiyan olarak yaşamış bir kültür ve medeniyetin ürünüdür.

    Denebilir ki Batı kültür ve medeniyeti antik Yunan, Roma, Felsefi akımlar ve İslamiyet’in de etkisinde kalmıştır. Hıristiyanlık da etkenlerden sadece biridir. Durumun böyle olması hukuktaki dini tezahürü bertaraf etmiyor. Çünkü antik Yunan da bir putperest (mitoloji) kültürüdür, İslamiyet ise zaten büyük bir monoteist dindir. Felsefi akımlar ise, zaten dinin cevap verdiği sorularla uğraşmıştır ve cemaatler haline gelip sosyal hayatın kurallarını (ahlaki, hukuki) pek etkileyememiştir. (Avrupa ikidir. Birisi İsevilik dini hakikisinden aldığı feyz ..... diğeri felsefe-i tabiyenin zulmetiyle ..... 17. Lema 5. Nota, Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar)

    Hıristiyanlığın hukuktaki tezahürlerine bazı örnekler verirsek konu daha iyi aydınlanacaktır. Türk Hukukunda boşanma oldukça zor temin edilebilir bir karardır. Bunun en önemli sebebi ve kaynağı ise Katolik-Hıristiyan doktrinde boşanmanın oldukça zor hatta imkansız görünmesidir.2

    Keza mevzuatta Cumartesi ve Pazar gününün ve yılbaşının tatil olması da dini kökenlidir. Zira, Müslümanların kutsal günü Cuma, Musevilerin Cumartesi, Hıristiyanların ise Pazar günüdür. Zaten İngilizce de tatil, kutsal gün (holiday) anlamına gelmektedir. Türkler, İslam Peygamberinin hicretini esas alan hicri takvim kullanırken, 698 sayılı yasa ile Hz. İsa’nın doğumunu (milat) esas alan Gregorius miladi takvimini kullanmaya başlamıştır.

    Ceza hukukçusu Prof. Dr. Öztekin Tosun şöyle yazıyor: “Bugün birçok ülkelerde yemin eski dinsel biçimini korumaktadır... Bizde suç mahkemesinde yemin laik olup, namus ve vicdan üzerine verilmektedir. (CMUK md.57) Buna karşılık medeni muhakemede kanun, Allah ve namus üzerine yemin edilmesini emretmektedir. (HMUK md.339)” deyip şöyle bir dipnot düşüyor; “Farklı düzenlenmesinin nedeni CMUK’un çoğunluğu Protestan olduğu için din işlerini dünya işlerinden ayırmada daha ileri gidebilmiş Almanya’dan,HMUK’un da daha sofu olan Katoliklerin ağır bastığı Nöşatel kantonundan alınmış olması olsa gerektir.”3

    Aynı profesör “Kutsal kitapların daha çok hakimin yetkilerini düzenlediği ve sınırladığı, sanığı korumaya çalıştığı görülmektedir. Bu konuda sadece Kur’an’daki bazı hükümleri nakledelim.” Dedikten sonra 13 ayet meali zikretmiştir. Yine aynı profesör ve başka ceza hukukçuları tarih boyunca suç muhakemesi hukukunun sanık lehine olarak geliştiğinde hem fikirdir. Demek oluyor ki suç ve ceza hukukundaki gelişme seyri laik bir çizgide değil; Kur’an ve İncilin, sanığı koruyan ilahi bir çizgisine doğru olmuştur. Yine İngiltere, İskoçya, Danimarka, İsveç, Norveç, Finlandiya, Yunanistan, İspanya, İtalya, Portekiz devletleri kilisede kıyılan dini nikahı geçerli sayıp, medeni nikah şartı koşmamakla aile hukukunun dini yönünü kabul etmişlerdir.4 Bütün bu örneklerden anlıyoruz ki hukuk nizamı mutlaka içinde doğup büyüdüğü kültürün çocuğudur, ondan etkilenmiştir ve onun izlerini taşır. Din ise bir kültürün en önemli unsurudur.

    Prof. Dönmezer “Ceza hukukunun ikinci karakteristiği bu hukuk dalının sosyal bakımdan toplumun kültürü ile yakından ilgili oluşudur. Hatta denebilir ki ceza hukuku toplum kültürünün bir çeşit ifadesidir. Her toplumun bütün kültür unsurları kendilerine özgü yaşayan bir ceza hukuku doğururlar” denmektedir.5

    Din, kültür, hukuk ilişkisi öylesine yoğun ve önemlidir ki, Yahudilerin hukukuna, Musevi hukuku veya şeriatı, Müslümanların hukukuna İslam hukuku, İsevilerin hukukuna da Hıristiyan hukuku demektedir.


    Şu halde gökten zembille laik bir hukuk inmediğine göre, yerden sandıkla laik bir hukuk çıkmadığına göre, Avrupa’dan ithal ettiğimiz Roma-Hıristiyan hukukunun laikliğini oldukça tereddütle karşılamak durumundayız.
    Çünkü işin içinde yoğun bir şekilde din var, fakat bu din İslam değil, sadece o kadar.


    Demek ki, din devlet ilişkilerinden en önemlisi, hatta yeganesi hukuka karışmış ve laiklik ihlal edilmiştir. Tabi bu Avrupalının hatası, onun sorunu bizi ilgilendirmez, biz kendi dinimizi devlet işlerine ve hukuka asla karıştırmadık.
    Şimdi de laikliğin ikinci veçhesi devletin din işlerine karışmamasına bir bakalım. İşte bu noktada Avrupalının pek hatası yok (onlar devleti din işlerine karıştırmıyorlar) ama bizim ufak tefek hatalarımız olmuştur.

    Önce Devlet, Diyanet İşleri Teşkilatı’nı kurup bünyesine almış bütün din işlerini bu teşkilatla idare etmeye kalkmış, yeni devlet din işlerine karışarak laikliği ihlal etmiştir.6 Dinin temel kaynağı Kur’an öğrenimi uzun süre tamamen yasaklanmış, dini inancını yerine getirmek üzere örtünen kadınlara müdahale edilmiş, kıyafetleri yırtılmış, günümüzde ise başörtülü oldukları için üniversiteden kovulmuş. Hatta dini bir ciheti görüldüğünden olsa gerek, Tasavvuf ve Türk Sanat Müziği yasaklanmış.

    Evlenmenin şekli nikah, Türk insanı için dini bir mahiyettedir ve dini nikah olmadan girilen ilişkiler zina, doğan çocuklarda zina mahsulüdür. (Veled-i zina toplumumuzda hakarettir) Buna rağmen Türkiye, Avrupa ülkelerinin çoğunluğunca kabul edilen dini nikahı tanımamış, hatta geçerli evlenme şekli olan resmi nikahtan önce, dini nikah kıyma hapisle cezalandırılan bir suç haline getirilmiştir.

    Görüldüğü gibi ülkemizde devlet din işlerine fazlasıyla karışarak, hatta bizzat idare ederek laikliği ihlal etmiştir.

    Batı devletleriyle, Türkiye’nin laiklik konusundaki konumunu şöyle özetleyebiliriz. Batıda devlet din işlerine pek karışmıyor, fakat din devlet işlerine belli ölçülerde karışabiliyor. (Hıristiyan hukuku, sair uygulamalar) Türkiye de ise devlet din işlerine karışıyor, sınırlıyor, bizzat yönetiyor, ama dini kendi işlerine pek karıştırmıyor. Laikliğin ise dinin devlete, devletin dine karışmaması demek olduğunu herkes kabul ediyor. (Anayasa Mah. 21.10.1971, 53/76)

    1. Medeni Hukuka Giriş, Prof. Dr. S. Sulhi Tekinay, İst. 1979, shf.15 ve devamı.
    2. Medeni Hukuka Giriş, Prof. Dr. S. Sulhi Tekinay, İst. 1979, shf.15 ve devamı.
    3. Türk Suç Mahkemesi Hukuku, Prof. Dr. Öztekin Tosun, shf. 104, 105, 747.
    4. Milletlerarası Özel Hukuk Bağlama Kuralları ,Prof. Dr. Gülören Tekinale, shf. 111.
    5. Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Prof. Dönmezer-Erman, shf. 15 ve devamı.
    6. İdare Hukuku Ders Notları, Prof. Dr. Lüfi Duran, shf. 240.

    Avukat Ömer Faruk Uysal'ın KÖPRÜ dergisi için kaleme aldığı "Cumhuriyet Hukukunun Özeleştirisi" başlıklı yazısından alıntıdır.

    Yâ Rab, garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvânem, alîlem, âcizem, ihtiyarem,


    Bî-ihtiyarem, el-aman-gûyem, afv-cûyem, meded-hâhem, zidergâhet İlâhî!




  2. #2
    Pürheves mtnhydr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Bulunduğu yer
    ankara
    Mesajlar
    292

    Standart

    Birde laiklik inancının laisism le karıştırılıdığı çok vakidir. Laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını öngörürken, laisism ise dinin aynı zamanda sosyal hayattan soyutlanmasını öngörmüştür. Yani bu dinin sadece insanın içinde yaşayan, hattan soyutlanmış bir olgu olmasına yol açmıştır. Türkiyede Fransız örneğinde olduğu gibi
    laisist uygulamayı daha çok tercih etmiştir.
    her şey ya bizzat güzeldir ya netice itibariyle güzeldir..

  3. #3
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart

    Kesinlike laik bir hukuk degildir.Diger hukuk sistemlerinde dini yaşamayı kolaylaştırmak için ekstra çalışmalarda bulunuluyor.Dini günlerini tatil yapmak gibi.Fakat bizde öyle degil.Cum'a vaktinde okulda ders var vs vs vs vs.Binlerce vs.ler,misaller..Yaz yaz bitmez..

  4. #4
    Dost buyidil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Bulunduğu yer
    masal gemimin götürdüğü yerde...
    Mesajlar
    24

    Standart

    laikliği nasıl anladığımıza bağlı birazda bu.mağlum bu sıraları laiklik arkasına sığınıpta laikliğin ne olduğu bilmeyen insanlar var..laiklik din ve devlet işlerinin birbirlerinden ayrılması yanında insanlara din özgürlüğü verilmesi..bunun yanında devlet laik olabilir lakin bireyin laikliğinden söz edilemez..laikliğin açılımını bu şekilde ele alabiliriz.. şimdi asıl sorulması gereken laikliğin arkasına sığınanların bu mefhumdan ne anladıkları..

    gelelim soruya türk hukuku laik bir hukuk mudur din ve devlet işlerinin ayrılması ve din özgürlüğü ise laiklik ne kadar laik bir hukuk sistemimiz var tartışılır!
    --------> O'nun istememizi istediği biçimde istemiş olmayı istiyoruz..



    ----------> Dünle beraber gitti cancağızım Ne kadar söz varsa düne ait Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.
    ........................

    -------------->bir yanım tevazuda, bir yanım dimdik ayakta misal Lamelif..Elifi çözdüm Lamı düğümledim bir mim koydum KENDİM oldum.....


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Türk Ordusundan Hesap Soran Bir Türk Annesi
    By Şahide in forum Gündem
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 18.12.08, 19:23
  2. Türk Hacker'ı, FBI'daki Türk Ajan Yakalamış
    By ender in forum Bilişim Haberleri ve Bilimsel Makaleler
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 07.07.08, 23:20
  3. Siyah Türk, Beyaz Türk Sorunu!
    By Kur'aniyyun in forum Mizah
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19.12.07, 19:49
  4. Laik Tefsir mi ? O da Ne?
    By fbsamet in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 31.03.07, 17:32
  5. Laik Avrupa'nın Laik Üniversitesinde
    By herem in forum İnanca ve Düşünceye Özgürlük Platformu
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19.11.06, 03:17

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0