+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 4 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 33

Konu: “Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak” Toplantısı Sonuç Bildirgesi

  1. #1
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    5.901

    Standart “Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak” Toplantısı Sonuç Bildirgesi

    Güneydoğu Anadolu Bölgesinin sorunlarının masaya yatırıldığı Abant Toplantıları sonuç bildirisiyle sona erdi. Bildiride, sorunun çözümü için sağlıklı ve dinamik iletişim kanallarının açılması önerildi.3 gün süren Abant Toplantısına sivil toplum örgütleri, akademisyenler, gazeteci ve yazarlar katıldı. Toplantı katılımcıların imzaladığı sonuç bildirisiyle sona erdi . Katılımcılar, Güneydoğu Anadolu `da çözüm için tarafları mutabakata ikna etmekten çok, sağlıklı ve dinamik iletişim kanallarının açılması gerektiğini vurguladı. Katılımcılar, toplantıyı, "Barışı ve geleceği hedefleyen çözüm arayışımız yüzyıllardır ortaya konan birlikte yaşama iradesinden güç almaktadır" diyerek değerlendirdi.


    Abant Platformu, “Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak” toplantısı

    4-5-6 Temmuz 2008, Abant



    Sonuç Değerlendirmesi
    Abant Platformu, 4-5-6 Temmuz tarihlerinde Abant’ta “Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak” başlığı ile bir toplantı gerçekleştirmiştir. Konunun her yönüyle ve özgürce tartışılması Abant ruhunu yansıtmaktadır. Abant Platformu toplantı sonunda aşağıdaki görüşlerin kamuoyuna duyurulmasını uygun görmüştür.

    Türkiye’nin öncelikli ve en önemli sorunlarından biri olan Kürt Sorunu’nun çözüm yoluna girmesi, sağlıklı bir diyalog ortamının oluşmasına, önyargıların yıkılmasına ve karşılıklı güvenin tesis edilmesine bağlıdır. Çözüm dilinin oluşmasında medyanın sorumluluğu, hassasiyeti ve üslubu çok önemli katkı sağlayacaktır. Platformun amacı çözüm için elverişli bir iklim, dil ve zeminin oluşmasına katkıda bulunmaktır. Bu doğrultuda;
    Amaç bir çözüm programı etrafında tarafları mutabakata ikna etmekten ziyade, diyalogsuzluğu sona erdirmek için sağlıklı ve dinamik iletişim kanalları açmaktır. Temel prensip olarak, açık bir şiddet çağrısı içermedikçe her fikrin serbestçe ifade edilebilmesini ve tartışılmasını savunuyor; farklı düşünen bütün kişi ve grupların fikirlerini beyan etme hakkına herkesten saygı bekliyoruz.

    Her türlü şiddetin ve şiddet içeren yöntemlerin mutlak olarak reddedilmesini, Kürt Sorunu’nun çözümü için vazgeçilmez bir ön şart addediyoruz. Kürtlere ve diğer unsurlara yönelik asimilasyon politikalarını reddediyoruz. Türk ve Kürt ayrımının karşılıklı olarak homojenleştirmek, ötekileştirmek ve yabancılaştırmak amacıyla kullanılmasına karşı çıkıyoruz.

    İtiraf etmek gerekir ki, Kürt sorunu etrafında geçmişte çok acı olaylar yaşanmıştır. Bu acı olaylar, yenilerinin yaşanmaması için bir tecrübe olarak hatırlanmalı, bir kan davasına dönüştürülmemelidir.

    Kimsenin elinde kitlelerin vekaleti yoktur. Bu nedenle bir toplum adına konuşmayı, bir temsil niteliği öne sürmeyi çözümü zorlaştıran bir üslup ve muhakeme tarzı olarak görüyoruz.

    Barış içinde birlikte yaşama özlemimizin gerçekleşmesi için Kürtlerin yoğun oldukları doğu ve güneydoğu bölgelerimizde ekonomik kalkınma büyük önem taşımakla birlikte, yöre insanlarının şeref ve haysiyetlerinin hak ettikleri gibi yüceltilmesi de zorunludur.

    Bu cümleden olmak üzere, temel insan haklarıyla ilgili tüm uluslar arası sözleşmelerde yer verilen sosyal, kültürel ve siyasi hakların eksiksiz ve çekincesiz kabulü elzemdir. Kapsamlı bir çözüm projesi içerisinde af kanunun koşullarının oluşturulması gereklidir.

    Anadile saygı, insana saygıdır. Anadili konuşma, eğitim ve öğrenimde kullanma hakkının vazgeçilmez bir insan hakkı olduğunu ve bu hakka karşı çıkmanın hiçbir gerekçesi olamayacağını düşünüyoruz.

    Kürt sorunu etrafında hukuk devleti sınırları dışına çıkan bütün uygulamaları reddediyoruz.

    Irak’ta yaşayan tüm halklarla birlikte Kürtler de bizim kardeşimizdir. Kürt Federe Yönetimi ile her türlü dostane ilişkinin geliştirilmesini elzem görüyoruz.

    Kürt sorunun çözümünde Türkiye’deki demokratikleşme sürecinin devamı elzemdir. Bu bağlamda Avrupa Birliği perspektifini muhafazası hem demokratikleşme sürecinin devamı, hem Kürt sorununun çözümünü kolaylaştıracaktır.

    Abant Platformu olarak bu toplantının insan haklarına, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye bağlı, güven verici bir ortamın oluşturulmasına ve sürdürülmesine katkıda bulunduğuna inanıyoruz.


    Barışı ve geleceği hedefleyen çözüm arayışımız yüzyıllardır ortaya konan bütünlük içinde birlikte yaşama iradesinden güç almaktadır.


    Kaynak: SivilToplumAkademisi
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  2. #2
    Müdakkik Üye Eyüpşan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    894

    Standart

    Alıntı SeRDeNGeCTi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Güneydoğu Anadolu Bölgesinin sorunlarının masaya yatırıldığı Abant Toplantıları sonuç bildirisiyle sona erdi. Bildiride, sorunun çözümü için sağlıklı ve dinamik iletişim kanallarının açılması önerildi.3 gün süren Abant Toplantısına sivil toplum örgütleri, akademisyenler, gazeteci ve yazarlar katıldı. Toplantı katılımcıların imzaladığı sonuç bildirisiyle sona erdi . Katılımcılar, Güneydoğu Anadolu `da çözüm için tarafları mutabakata ikna etmekten çok, sağlıklı ve dinamik iletişim kanallarının açılması gerektiğini vurguladı. Katılımcılar, toplantıyı, "Barışı ve geleceği hedefleyen çözüm arayışımız yüzyıllardır ortaya konan birlikte yaşama iradesinden güç almaktadır" diyerek değerlendirdi.


    Abant Platformu, “Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak” toplantısı


    4-5-6 Temmuz 2008, Abant






    Sonuç Değerlendirmesi
    Abant Platformu, 4-5-6 Temmuz tarihlerinde Abant’ta “Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak” başlığı ile bir toplantı gerçekleştirmiştir. Konunun her yönüyle ve özgürce tartışılması Abant ruhunu yansıtmaktadır. Abant Platformu toplantı sonunda aşağıdaki görüşlerin kamuoyuna duyurulmasını uygun görmüştür.

    Türkiye’nin öncelikli ve en önemli sorunlarından biri olan Kürt Sorunu’nun çözüm yoluna girmesi, sağlıklı bir diyalog ortamının oluşmasına, önyargıların yıkılmasına ve karşılıklı güvenin tesis edilmesine bağlıdır. Çözüm dilinin oluşmasında medyanın sorumluluğu, hassasiyeti ve üslubu çok önemli katkı sağlayacaktır. Platformun amacı çözüm için elverişli bir iklim, dil ve zeminin oluşmasına katkıda bulunmaktır. Bu doğrultuda;
    Amaç bir çözüm programı etrafında tarafları mutabakata ikna etmekten ziyade, diyalogsuzluğu sona erdirmek için sağlıklı ve dinamik iletişim kanalları açmaktır. Temel prensip olarak, açık bir şiddet çağrısı içermedikçe her fikrin serbestçe ifade edilebilmesini ve tartışılmasını savunuyor; farklı düşünen bütün kişi ve grupların fikirlerini beyan etme hakkına herkesten saygı bekliyoruz.

    Her türlü şiddetin ve şiddet içeren yöntemlerin mutlak olarak reddedilmesini, Kürt Sorunu’nun çözümü için vazgeçilmez bir ön şart addediyoruz. Kürtlere ve diğer unsurlara yönelik asimilasyon politikalarını reddediyoruz. Türk ve Kürt ayrımının karşılıklı olarak homojenleştirmek, ötekileştirmek ve yabancılaştırmak amacıyla kullanılmasına karşı çıkıyoruz.

    İtiraf etmek gerekir ki, Kürt sorunu etrafında geçmişte çok acı olaylar yaşanmıştır. Bu acı olaylar, yenilerinin yaşanmaması için bir tecrübe olarak hatırlanmalı, bir kan davasına dönüştürülmemelidir.

    Kimsenin elinde kitlelerin vekaleti yoktur. Bu nedenle bir toplum adına konuşmayı, bir temsil niteliği öne sürmeyi çözümü zorlaştıran bir üslup ve muhakeme tarzı olarak görüyoruz.

    Barış içinde birlikte yaşama özlemimizin gerçekleşmesi için Kürtlerin yoğun oldukları doğu ve güneydoğu bölgelerimizde ekonomik kalkınma büyük önem taşımakla birlikte, yöre insanlarının şeref ve haysiyetlerinin hak ettikleri gibi yüceltilmesi de zorunludur.

    Bu cümleden olmak üzere, temel insan haklarıyla ilgili tüm uluslar arası sözleşmelerde yer verilen sosyal, kültürel ve siyasi hakların eksiksiz ve çekincesiz kabulü elzemdir. Kapsamlı bir çözüm projesi içerisinde af kanunun koşullarının oluşturulması gereklidir.

    Anadile saygı, insana saygıdır. Anadili konuşma, eğitim ve öğrenimde kullanma hakkının vazgeçilmez bir insan hakkı olduğunu ve bu hakka karşı çıkmanın hiçbir gerekçesi olamayacağını düşünüyoruz.

    Kürt sorunu etrafında hukuk devleti sınırları dışına çıkan bütün uygulamaları reddediyoruz.

    Irak’ta yaşayan tüm halklarla birlikte Kürtler de bizim kardeşimizdir. Kürt Federe Yönetimi ile her türlü dostane ilişkinin geliştirilmesini elzem görüyoruz.

    Kürt sorunun çözümünde Türkiye’deki demokratikleşme sürecinin devamı elzemdir. Bu bağlamda Avrupa Birliği perspektifini muhafazası hem demokratikleşme sürecinin devamı, hem Kürt sorununun çözümünü kolaylaştıracaktır.

    Abant Platformu olarak bu toplantının insan haklarına, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye bağlı, güven verici bir ortamın oluşturulmasına ve sürdürülmesine katkıda bulunduğuna inanıyoruz.


    Barışı ve geleceği hedefleyen çözüm arayışımız yüzyıllardır ortaya konan bütünlük içinde birlikte yaşama iradesinden güç almaktadır.


    Kaynak: SivilToplumAkademisi
    Neden bilmiyorum ama hiç samimi gelmiyor artık çözümler o kadar baydık ki anlatılmaz.

    Ama DTP'nin bu platforma katılmayışı, Kürd Sorunu üzerine konuşmamaları da aslında çözüm arayışlarının silahtan başka bir şey olmadığını gösteriyor.

    12 eylül döneminde bu tür bir şeyin çıkması gayet doğaldı.
    Suçu devlet de aramak gerek bu konumda.
    Kenan Evren bile "BİZ KÜRDLERE KARŞI BİRAZ ABARTTIK" demişti. Ne denir ki?

    Ama artık 12 eylül faşizminden eser yok.
    İntikam almanın da ne akla ne dine ne vicdana hitap eden hiçbir tarafı yok. 17 senedir yastığa kafasını dayamayan adamlar var dağda. Hırslarından korkmak lazım. Ya da onları bu raddeye getirenlerden hesap sormak lazım.

    Hele ki artık herşeyin konuşulabileceği bir ortam oluşturulabilmişken.

    Hoş, "Newroz" kelimesini bile içindeki W yüzünden yasakladılar. Kürtçe Organ Bağışı broşürü dağıtan adamı yargıladılar, Kürdlerin en değerli Edebiyatçısı ve En iyi Alimlerinden Ehmedê Xanî'nin isminin içinde X harfi var diyerek ismini kaldırdılar vs...

    Abant Platformu'nun AKP ye yakınlığını düşünerek de gitmemiş olabilirler.

    Gerçi talepleri çok net.
    Bundan santim kaymaya niyetleri de yok.
    Buna gerek de yok zaten.

    Ama açık söyleyeyim, her ne kadar güvenmek istesem bile, Abant Platformu bana çok samimi gelmiyor.

    Öncesinde Kürt Açılımı olayına nasıl baktıklarını pek anlamadım.

    Süleyman demirel vakti ile, Balkan ülkelerinden birini ziyarete gidince ordaki Türklere, "DİLİNİZE SAHİP ÇIKIN. ONU YOK ETMELERİNE İZİN VERMEYİN ÇÜNKÜ DİL BİR MİLLETİN EN DEĞERLİ VARLIĞIDIR" demişti.

    Yani çifte standart işte klasik.

    Kürtçe'yi TR'nin bir bilim-edebiyat dili olarak kabul etmesi gerekiyortüm dünya gibi. Bir Sheaksper'den tutun da Tolstoy'a kadar çevirileri varsa Kürtçenin, işin içinde Edebi dil vardır.

    Ben şahsen eyalet sistemini destekliyorum, kendilerine ait ne varsa kullanma hakkı iade edilmelidir. Kesk û Sor û Zer denilen yüzyıllardır Kürdlerin simgesi olan üç renkten tutun da, bölgesel yönetime kadar.

    Bu haklar Gasp edilmiştir, bırakılmalıdır artık.

    Aksi zaten, çözümü devletin istemediğini ortaya koyar.

    Yoksa "Yolda rahatça konuşabiliyorsunuz, radyoda kürtçe şarkı dinleyebiliyorsunuz daha ne istiyorsunuz?" dan öteye gidemeyen çözüm önerileri, bir halkı kaderini tayin etme hakkını kullanmaya iter.

    Kardeşçe yaşamak, Eşitçe yaşamakla mümkün.

    Eşitlik yoksa Kardeşlik olmaz.
    Kardeşlik yoksa, Barış olmaz.

    Mamafih, Şeyh Sait'in torunu Abdulmelik Fırat'ın söylediği gibi Kürdlere "Ne Mutlu Türküm" dedirttikleri sürece Kürd sorunu çözülmez.

    Selam olsun.

  3. #3
    Müdakkik Üye Eyüpşan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    894

    Standart

    Bir de platformda çok ilginç bir cümle geçmişti.

    “Kürtlerle aramızdaki din kardeşliği bağı laiklikle anlamını yitirdi”

    Düşünmeye değer gibi.

  4. #4
    Dost hakli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    31

    Standart

    Ey

  5. #5
    Ehil Üye Piri Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    1.663

    Standart

    Ülkemizde hakikaten çözüm arayan bir problem... çünkü bu konuda çok olumsuz örnekler gördüm... eğer bir şahıs memleketi doğu ilerinden biri olduğu için ve hele hele D.bakır olduğu için başka sebep aramadan önyargılı bakanları, iş başvurusu reddedilen insanları biliyorum... Ve bu örneklerin sayısı oldukça çok... velev ki bir örnek bile olsa dinimizde bir kişinin hukuku bütün insanlık hukuku gibi görüldüğünden... büyük önem vermeliyiz...
    bir söz vardır .. “ Sorunların çözümünde görev almayanlar, sorunların parçası olurlar.“ ve bu sorunun çözümü için çaba sarfetmemek gerçekten ülkemiz zararına olan bazı ideolojik sorunlar ortaya çıkarmaktadır ve ülkemizi bölmek isteyen bir takım gurupların ekmeğine yağ sürmektedir...

    Allah en yakın bir zamanda bu tip sıkıntılardan kurtulmamızı ve ülkemizin huzura kavuşmasını nasip eder inşaallah...
    ''Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâmın zâhirî yara hastalıklarının mukabili, bizim bâtınî ve ruhî ve kalbî hastalıklarımız vardır.” (Lem’alar, İkinci Lem’a)

  6. #6
    Müdakkik Üye Eyüpşan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    894

    Standart

    Alıntı Asa-yı Musa Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ülkemizde hakikaten çözüm arayan bir problem... çünkü bu konuda çok olumsuz örnekler gördüm... eğer bir şahıs memleketi doğu ilerinden biri olduğu için ve hele hele D.bakır olduğu için başka sebep aramadan önyargılı bakanları, iş başvurusu reddedilen insanları biliyorum... Ve bu örneklerin sayısı oldukça çok... velev ki bir örnek bile olsa dinimizde bir kişinin hukuku bütün insanlık hukuku gibi görüldüğünden... büyük önem vermeliyiz...
    bir söz vardır .. “ Sorunların çözümünde görev almayanlar, sorunların parçası olurlar.“ ve bu sorunun çözümü için çaba sarfetmemek gerçekten ülkemiz zararına olan bazı ideolojik sorunlar ortaya çıkarmaktadır ve ülkemizi bölmek isteyen bir takım gurupların ekmeğine yağ sürmektedir...

    Allah en yakın bir zamanda bu tip sıkıntılardan kurtulmamızı ve ülkemizin huzura kavuşmasını nasip eder inşaallah...
    Kendimden 2 örnek verebilirim bu iş mevzusunda.

    Birinde bana İstiklâl Marşı'nı sordular.

    İkincisinde URFALIYIM dediğimde kağıda bir not alıp 2 dk sonra gönderdiler. Sonra aynı yere lise mezunu bir arkadaşım gitti memleket muhabbeti yapmış yine sormuş adam. Üsküp deyince muhabbete girmiş arkadaş işe girdi falan.

    Ama istiklâl marşının sorulması çok sinirimi bozmuştu.

    Marştır saygı duyulur vs... ama iş başvurusu bu yahu.
    Herkes Türk ve Türk milliyetçisi mi olmak zorunda?..

    Günde en az 3 defa "En İyi Kürd Ölü Kürd" lafını duyup boynunu eğmek de cabası.

    Devlet adam gibi tarihi yazıp, Tarih vakfı bütün belgelerin orjinallerini çıkartıp, Meclis 1923 öncesi yasa maddelerini çıkartıp verilen vaadleri ve cümle alem terk etmişken Kürdlerin inatla Türklere nasıl ve neden destek olduğunu anlatmadığı ve bizim ülkemizdeki yarım akıllı milliyetçiler de boyunlarını eğmediği sürece Kürd sorunu çözülmez.

    Abant Platformunda bir bencillik gördüm neden bilmem.

    Çine Doğu Türkistan-Yunanistana Batı Trakya deyip de Kürdlerin binlerce yıldır yaşadıkları coğrafyaya Kuzey-Güney Kürdistan demesini hazmedemeyenleri de algılamak zor.

    Bana göre Cumhuriyet öncesi verilen sözler gerçekleşmedikçe yani otonom bölge, yani özerk sistem olmadıkça sorun çözülmez. Kürdlerin yüzyıllardır simgeleri olan bayraklarından bayramlarına, dillerinden eğitimlerine, insan hakkı denilen ne varsa bunlar gasp edilmiştir ve iade edilmelidir. İslam hukuku da bunu gerektirir.

    Filistinde 6 yaşındaki çocuğun vücudu kurşun yuvasına dönerken ayağa kalkıyoruz da, burnumuzun dibinde 12 yaşındaki Uğur Kaymazı suçu günahı yokken 13 kurşuna dizen askerimizi beraat ettiriyoruz.

    Irak'ta Barzani ile birlikte kurulan Kürdistan Devleti ile ikiliş ilişkilerin sağlanması ve ordaki insanların da bizim 1000 senelik kardeşlerimiz olduğunu hatırlamamız gerekiyor ve cihan alem terk etmişken herşeye rağmen sadece Kürdlerin Türklerin yanında olduğunu anımsamamız... Kürd adı üstünde... Başka bir halk bu. Elbette kendi yönetimi olacak. Her halkın kendi kaderini tayin yetkisi vardır. Kürdler, geçmişte Türk egemenliğinde yaşamayı kabul ederek girmediler ki savaşa bugün kalkıp kendilerinden Türk egemenliğini kabul etmelerini bekleyelim? Kim eder?

    Kosovada Türklerin ve İranda Azeri Türklerini desteklerken, Kürdlere bir anadilde eğitim özgürlüğünü bile reva görmeyen zihniyet, terörü besliyor resmen kendi içinde.

    Bu kafayla cacık olmaz bizim devletten.

    Kalkıp da o zaman lazı çerkezi vs... diyenleri de algılamak zor. Kendi millî varlıklarından hiçbir zaman vazgeçmedi Kürdler ve asla vazgeçmeyecekler.

    Batmanda "Bi Jî Erdoğan" diye slogan atanların elindeki pankartlar alındı ve isimleri yazıldı tutanaklara.
    Bir ülke insanının, kendi başbakanına kendi dilinde YAŞASIN BAŞBAKANIM demesi dava sebebi.

    Bu kafayla gidersek, daha çok uzun yıllar konuşuruz Kürd meselesini.

    Allah yardım ede, ne diyeyim

  7. #7
    Vefakar Üye hatice78 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Bulunduğu yer
    İSTANBUL/ERZURUM
    Mesajlar
    342

    Standart

    Alıntı Yusufi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kendimden 2 örnek verebilirim bu iş mevzusunda.

    Birinde bana İstiklâl Marşı'nı sordular.

    İkincisinde URFALIYIM dediğimde kağıda bir not alıp 2 dk sonra gönderdiler. Sonra aynı yere lise mezunu bir arkadaşım gitti memleket muhabbeti yapmış yine sormuş adam. Üsküp deyince muhabbete girmiş arkadaş işe girdi falan.

    Ama istiklâl marşının sorulması çok sinirimi bozmuştu.

    Marştır saygı duyulur vs... ama iş başvurusu bu yahu.
    Herkes Türk ve Türk milliyetçisi mi olmak zorunda?..

    Günde en az 3 defa "En İyi Kürd Ölü Kürd" lafını duyup boynunu eğmek de cabası.

    Devlet adam gibi tarihi yazıp, Tarih vakfı bütün belgelerin orjinallerini çıkartıp, Meclis 1923 öncesi yasa maddelerini çıkartıp verilen vaadleri ve cümle alem terk etmişken Kürdlerin inatla Türklere nasıl ve neden destek olduğunu anlatmadığı ve bizim ülkemizdeki yarım akıllı milliyetçiler de boyunlarını eğmediği sürece Kürd sorunu çözülmez.

    Abant Platformunda bir bencillik gördüm neden bilmem.

    Çine Doğu Türkistan-Yunanistana Batı Trakya deyip de Kürdlerin binlerce yıldır yaşadıkları coğrafyaya Kuzey-Güney Kürdistan demesini hazmedemeyenleri de algılamak zor.

    Bana göre Cumhuriyet öncesi verilen sözler gerçekleşmedikçe yani otonom bölge, yani özerk sistem olmadıkça sorun çözülmez. Kürdlerin yüzyıllardır simgeleri olan bayraklarından bayramlarına, dillerinden eğitimlerine, insan hakkı denilen ne varsa bunlar gasp edilmiştir ve iade edilmelidir. İslam hukuku da bunu gerektirir.

    Filistinde 6 yaşındaki çocuğun vücudu kurşun yuvasına dönerken ayağa kalkıyoruz da, burnumuzun dibinde 12 yaşındaki Uğur Kaymazı suçu günahı yokken 13 kurşuna dizen askerimizi beraat ettiriyoruz.

    Irak'ta Barzani ile birlikte kurulan Kürdistan Devleti ile ikiliş ilişkilerin sağlanması ve ordaki insanların da bizim 1000 senelik kardeşlerimiz olduğunu hatırlamamız gerekiyor ve cihan alem terk etmişken herşeye rağmen sadece Kürdlerin Türklerin yanında olduğunu anımsamamız... Kürd adı üstünde... Başka bir halk bu. Elbette kendi yönetimi olacak. Her halkın kendi kaderini tayin yetkisi vardır. Kürdler, geçmişte Türk egemenliğinde yaşamayı kabul ederek girmediler ki savaşa bugün kalkıp kendilerinden Türk egemenliğini kabul etmelerini bekleyelim? Kim eder?

    Kosovada Türklerin ve İranda Azeri Türklerini desteklerken, Kürdlere bir anadilde eğitim özgürlüğünü bile reva görmeyen zihniyet, terörü besliyor resmen kendi içinde.

    Bu kafayla cacık olmaz bizim devletten.

    Kalkıp da o zaman lazı çerkezi vs... diyenleri de algılamak zor. Kendi millî varlıklarından hiçbir zaman vazgeçmedi Kürdler ve asla vazgeçmeyecekler.

    Batmanda "Bi Jî Erdoğan" diye slogan atanların elindeki pankartlar alındı ve isimleri yazıldı tutanaklara.
    Bir ülke insanının, kendi başbakanına kendi dilinde YAŞASIN BAŞBAKANIM demesi dava sebebi.

    Bu kafayla gidersek, daha çok uzun yıllar konuşuruz Kürd meselesini.

    Allah yardım ede, ne diyeyim
    Yusuf bey sizi foruma üye olduğumdan beri takip ediyıorum,ve bu mesele üzerinde sizinle çok yazıştık,fakat hala sizi çözemedim neden bu ön yargı siz hala birşeyleri aşamamışken bu inceliği kimden bekliyorsunuz?ya insanlar kalkıyor bu iş( ve bunun gibi birçok konuda tartıştı ABANT PLATFORMU)için çözüm yolları bulmaya çalışıyor siz hala bit yeniği arıyorsunuz bana öyle geliyorki siz çözüm istemiyorsunuz yanlış düşünüyorsam lütfen düzeltin.ha bu arada ben türküm ama kendimi hiç bir zaman türk olarak görmedim çünkü ben müslümanım......
    SUKUT GİBİ MÜNZEVİ,ÇIĞLIK GİBİ HÜRÜM...

  8. #8
    Vefakar Üye yuksek-Sadakat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    313

    Standart

    Merhaba,
    Problem yanlis tanimlanmistir,Turkiyede tek basina bir `Kurt sorunu` yoktur.Turkiye`yi asan bir sekilde butun islam alemini tehdit eden bir irkcilik sorunu vardir.Bu isimlendirme menfaattar siyasetci ve analistlerin isimlendirmesidir.Hem inciticidir hemde problemin teshis edilmesiyle ortaya cikacak bir isimlendirmeden uzak bir kavramdir.Akil ve gonulleri kemirmeye devam eden bir problemin(Irkcilik,unsuriyetcilik) basite alinmisidir bu kavram.Hicbir menfaati amaclamayan iman hizmetiyle cozume ulasilabilir.Yoksa menfaattar siyaset ve menfaat bekleyen kisiler bu meseleye karisirsa dahada bulandirirlar.Ben boyle dusunuyorum.

  9. #9
    Pürheves HAMIYETKAR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Bulunduğu yer
    ŞAN(S)LIURFA
    Mesajlar
    178

    Standart

    Sayın Yusufî'nin yorumlarına aynen katılıyorum..

    Devekuşuluk yapmaya gerek yok..

    Hakikatleri kabul etmek şart..

    Aksi halde dünyaya maskara olduğumuzla kalmayacağız, insanımıza en büyük kötülüğü de yapmış olacağız..

    Ji Xwedê re hemd û sena

    Mihemmed Mistefa re salat û silav

    be


  10. #10
    Biz
    Biz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Yasaklı Üye Biz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    1.668

    Standart

    "Bütün mü'minler kardeştir" formülünün şahsi hayaatta uygulanmaması problemi vardır. Cereyan, tuzak, akım ne olursa olsun biz bu formülden bigane kaldıkça netice gözler önünde zaten.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Risale-i Nur’daki “Edebiyat Tadı” ve “Bambaşka Türkçe”
    By Şahide in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 26.03.09, 07:12
  2. Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 02.12.08, 09:20
  3. Balkanlarda Gelecek Tasavvuru Sempozyumu Sonuç Bildirgesi
    By SeRDeNGeCTi in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.10.08, 16:27
  4. “Onuncu Söz” ile “Beşinci Şua” Arasında
    By sarıca in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 26.07.08, 09:32
  5. III. ULUSAL RİSALE-İ NUR KONGRESİ Sonuç Bildirgesi
    By HakanBa in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 24.07.06, 15:49

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0