+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 ve 7

Konu: Anayasal Bir Hak: Tesettür Özgürlüğü

  1. #1
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    5.901

    Standart Anayasal Bir Hak: Tesettür Özgürlüğü




    Türkiye’nin gündeminden düşmeyen “tesettür, örtünme, çağdaş kadın imajı” gibi konular, aşağı yukarı Türk modernleşme tarihiyle eşit yaşta olan bir tartışmadır. Tanzimat döneminden sonra başlayan “geleneksellikten soyutlanmış yeni kadın imajı” tartışmaları II. Meşrûtiyet döneminde de bazı düşünürlerce dile getirilmişti. II. Meşrûtiyet döneminde özellikle Abdullah Cevdet’in öncülüğünü yaptığını Garpçılık fikir hareketi içinde yer alan mütefekkirler geleneksel ve İslâmî olan toplumsal unsurların hepsinin Batı kültürüne uydurulması şeklinde bir formül ileri sürmüş ve bu formül çerçevesinde kadının da artık giyim, kuşam, hayat tarzı gibi alanlarda değişerek Batılı kadınlara benzemeleri gerektiğini savunmuşlardı. “Kadının özgürlüğü, tesettür, Batılı kadın ile Doğulu kadın mukayeseleri” Cumhuriyet dönemine de intikal etmiş ve gerici-ilerici tartışmalarında en fazla gündeme getirilen konulardan birisi olmuştur. Bu dönemden itibaren tesettürün dinî bir gereklilik olduğuna inanan ve tesettürü benimseyen kadınlar “geriliğin”, tesettüre karşı gelerek tesettürsüzlüğü çağdaşlık olarak adlandıran kadınlar ise “çağdaşlığın” simgesi oldular. Kadına biçilen bu toplumsal rol kadını bir anlamda metalaştırdı. Kadın, içi doldurulmamış iki tercih ile başbaşa bırakıldı: Batılı giyim tarzını benimseyerek çağdaş olacak veya dini yükümlülüğünü yerine getirerek “gerici kadın” olmayı benimseyecekti! Yani tesettürü benimsemek bir anlamda gericiliği kabullenmek ile eş anlamda tutulmuş ve kadının hayat tarzını belirlemedeki özgür iradesi “gericilik paranoyası” ile tahakküm altına alınmıştır.


    Tesettürün hikmeti nedir?


    Bediüzzaman, tesettür meselesini işlemiş olduğu 24. Lem’a’da (Lem’alar, s. 197-205) tesettürün doğrudan doğruya Kur’ân-ı Kerim’in bir emri olduğunu (Ahzap Sûresi: 59) belirtmekte ve Türkiye’de tesettüre karşı çıkan ve Batı Medeniyetinin sefahate yönelik unsurlarını kolaylıkla benimsemekte beis görmeyen bir toplumsal grubun, tesettürü, kadının özgürlüğünü elinden alan bir simge olarak değerlendirdiğini belirtmektedir. Tesettür meselesi bu yüzden yalnızca Fıkıh ilminin sınırları içerisinde çözüme kavuşturulamaz. Bir başka deyişle fıkhî açıdan tesettürün gerçekten farz olup olmadığı sorusu ile tesettür meselesi halledilemeyecektir. Çünkü tesettürü kadının özgürlüğünü elinden alan bir simge olarak gören bir görüş doğrudan Kur’ân-ı Kerim’in “örtünme” emrine ilkesel bir eleştiri ile karşı çıkmaktadır. Tesettürün kadının özgürlüğünü elinden aldığını iddia eden bu görüş, Türkiye’de aşağı yukarı II. Meşrûtiyet döneminden beri varlığını sürdürmektedir. Bu görüş özellikle kadının toplumsal alanda tesettürlü bir şekilde varlığını sürdürmesinden rahatsız olmakta, tesettürün İlâhî bir emir olduğunu, bu yüzden kişisel tercihi ortadan kaldırdığını ve bu emrin kadını örtünmeye mecbur bıraktığını ileri sürmektedir.

    Dinin bireysel vicdanda etkilerini kabul etmek istemeyen bu düşünce tarzına göre din, insanın özgürlüğünü elinden alan, insanı düşünceden, eleştirel yaklaşımdan uzaklaştıran yargılar bütünü şeklinde değerlendirilmektedir. Aynı yaklaşım dinî bir gereklilik olan tesettür konusunda da benimsendiği için, tesettür, kadının özgürlüğünü kısıtlayan bir emir olarak adlandırılmaktadır. Halbuki Bediüzzaman, tesettürü kadınlar için esaret değil, hürriyet aracı olarak sunmaktadır.

    Tesettür, kadının fıtratında (mahrem kişilere karşı hicap ve setr etme ihtiyacı) olan bir duygudur. Ancak Bediüzzaman’ın Tesettür Risâlesi’ndeki “tesettür” tarifi yalnızca vücudun belirli bölümlerinin setredilmesini ifade etmemektedir. Bediüzzaman, tesettür terimini hem nefsi temizlik çerçevesinde, hem de fıkıhta gösterildiği şekilde giyinme şeklinde işlemektedir. Yani sadece örtünme kadının Ahzap Sûresi’ndeki emri yerine getirmesine yetmemektedir. Salih amel, iffet ve takva ile birleştiği takdirde tesettür gerçek mânâsına kavuşacaktır. Bu yüzden tesettür konusunda örf-adet ve baskı gibi unsurların örtünmeye sebep olduğu şeklindeki kadim tezlerin pek ciddiye alınacak yanı yoktur. Zira tesettür yalnızca giyim tarzını ifade etmez. Bu emrin içerisinde salih amel, iffet, takva, yani Allah’a karşı gelmekten sakınma gibi hassasiyetler beklenmektedir. Tesettür bir bütündür. Yalnızca giyim tarzına bakıp, o kadının tam mütedeyyin olduğuna ya da tesettürü tercih etmemiş bir şahsın bütünüyle günahkâr olduğuna hükmetmek yanıltıcı olabilmektedir. Tesettürün iç boyutu ahlâkî güzellik (özellikle Sünnet-i Seniyye’ye ittiba) ise dış boyutu da fıkıhta gösterildiği şekilde vücudun setredilmesidir. Azeri, söz konusu yazısında “örtünme” emrinin kadını, “örtünme yolu ile korunması gereken namus, onur, iffet gibi aşkın ve soyut bir varlığa” dönüştürdüğünü iddia etmektedir. Oysa tesettür, yerel değerlere, kültüre ve eğitim seviyesine göre farklılık gösteren “namus, iffet” gibi soyut olguların korunması değil, sınırları Sünnet-i Seniyye ile çizilmiş olan “takva”nın sağlanması için emredilen bir ibadettir. Bir bakıma insanın iç ve dış dünyasına İlâhî bir terbiye getirmekte ve insanları hazlarının esiri olmaktan kurtarmaktadır.

    Bediüzzaman’ın tesettür emrine yaklaşımında dikkat çeken bir diğer husus Onun tesettüre işlevsel bir anlam yüklemiş olduğudur. Bediüzzaman, özellikle kadın-erkek ilişkilerinde tesettürün (takvanın ve fıkıhta gösterildiği şekilde örtünmenin) güven, sadakat ve muhabbet duygularını güçlendireceğini, tesettürsüzlüğün ise kadın-erkek arasındaki sadakat ve muhabbet duygularını ortadan kaldırmaya elverişli bir toplumsal yapıya sebep olacağını ifade etmektedir. Buna göre tesettür öncelikle emr-i İlâhî olduğu için yerine getirilmesi farz olan bir ibadettir ve toplumsal hayatta kadın-erkek ilişkilerinde nefsanî arzuların etkisini vasata, yani Sünnet-i Seniyye ölçülerine çekecek bir işleve sahiptir. Özetlemek gerekirse, tesettür bütün ibadetlerde olduğu gibi öncelikle Allah’ın emri olduğu için yerine getirilmesi gereken ve kadına/erkeğe yükümlülükler yükleyen bir ibadettir. İç ve dış olmak üzere iki boyutu vardır. ahlâkî boyutu iç dünyanın terbiye edilmesiyle bağlantılıdır ve bu kişinin nefsanî terbiyesiyle doğru orantılıdır. Dış boyutu ise fıkıhta gösterildiği şekilde vücudun setredilmesidir.


    Batılılaşma zihniyetimiz kadının tesettürlü
    olmasını kabullenemiyor


    Tesettür gerginliğinin bir türlü çözüme kavuşturulamamasının önemli sebeplerinden birisi tesettürün hukuki bir yaklaşım yerine siyasî önyargılarla değerlendirilmesidir. Bu değerlendirmede hiç kuşkusuz Batılılaşma-modernleşme ve laiklik anlayışımızın dini, bireysel ve toplumsal alandan dışlanması gereken dogmalar bütünü olarak algılaması önemli yer tutmaktadır. Bediüzzaman’ın Tesettür Risâlesi”ni (24. Lem’a) 1934 yılında yazdığını düşündüğümüz takdirde-ki bu Risâlede de tesettür karşıtı olan grupların varlığından bahsedilmektedir-tesettür probleminin Cumhuriyet döneminden bu yana hukukî çözüm yolları yerine siyasî önyargılar ile değerlendirildiğini göstermektedir. Türkiye’de “seçkin bürokrat” kitlenin tesettürü yasaklama eğilimi ve “çağdaş kadın imajı” adı altında tesettürsüz kadınların örnek gösterilmesi Cumhuriyet döneminde sıkça uygulanmıştır. Resmî söylemlerde sık sık çağdaş kadının tesettürsüzlükle özdeşleştirilmesi Batılılaşma-modernleşme zihniyetimizin çarpıklığını ve tesettürü dışlayan özelliğini göstermektedir. Türkiye’de bürokratların tesettür karşıtı olmalarının en önemli göstergelerinden birisi kılık-kıyafet reformunda görülmektedir. Cihan Aktaş “Kılık, Kıyafet ve İktidar” isimli kitabında kılık kıyafet değişikliğine ilişkin kanunların dini ve ananevî kültürü temsil eden kıyafetlerin toplumsal hayattan çekilmesi amacıyla yapıldığını ifade eder. (Kılık, Kıyafet ve İktidar, Nehir Yayınları, İstanbul, 1989, s. 137). Tek Parti ideolojisi tesettüre hiçbir şekilde müsamaha göstermeye yanaşmamıştır. Bilâkis tesettür gibi dinî yükümlülüklerden ötürü ortaya çıkan olguları medenileşme projelerinin önünde bir engel olarak görmüştür. Bu yüzden aşağı yukarı Cumhuriyet ile yaşıt olan ilerici-gerici tartışmalarında kadın hep odak noktada yer almış ve tesettürlü kadın her zaman gerici zihniyeti temsil ediyormuş gibi bir izlenim oluşturulmaya çalışılmıştır.



    Anayasanın 14. maddesindeki muğlaklık giderilmelidir



    Temel hak ve hürriyetlerin en başta gelenlerinden olan din ve vicdan hürriyeti, Anayasanın 24. maddesinde garanti altına alınmıştır. Ancak 24. madde ile garanti altına alınan din ve vicdan hürriyeti 14. maddenin hükmüyle içeriği tam belli olmayacak şekilde daraltılmıştır. 14. madde ile din, vicdan ve ibadet hürriyetine evhamlı ve müphem bir anlam yüklenmiş ve bu hürriyetlerin devletin bölünmez bütünlüğünü bozacak ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik cumhuriyeti ortadan kaldıracak şekilde kullanılamayacağı ifade olunmaktadır. Tesettür de bir ibadet olduğuna göre Türkiye’de tesettürü kısıtlayan ve ortadan kaldırmaya çalışan zihniyetin Anayasanın öncelikle 24. maddesini ihlâl ettiğini söylemek mümkündür. Ancak 14. madde Türkiye’deki siyasal kültürün önyargılarını açıkça belli ettiği için tesettür yasakçılığının kaynağını 14. maddede aramak mümkün olsa gerektir. Zira Türkiye’de kamu ve eğitim kurumlarında tesettüre müsamaha etmeyen ve tesettürü “gericilik” ile özdeşleştiren zihniyet tesettüre “siyasal simge” etiketini yapıştırarak yasakçılıklarına anayasal bir kılıf bulmaktadırlar. Ayrıca tesettürün devletin temel niteliklerini değiştirmeye yönelik hareket ve fikirlerin simgesi şeklindeki yakıştırmalar da tesettüre siyasal mânâ yüklenmesinin uzantılarıdır. Türkiye gündeminde her zaman dramatik bir şekilde yer alan tesettür meselesinin “özgürlükler hukuku”na uygun şekilde çözülebilmesi için 14. maddenin muğlaklığının giderilmesi gerekmektedir. Türkiye’de “kısıtlanan bir ibadet” olan tesettürün devletin temel niteliklerine aykırı bir ibadet olarak yorumlanması, tesettürün siyasî ve ideolojik önyargılarla değerlendirildiğini göstermektedir. Eğer tesettür böyle bir tehlike taşımıyorsa tesettürlü insanlara Anayasanın 24. maddesinde tanınan din, vicdan ve ibadet hürriyetinin tam anlamıyla sağlanması devletin temel görevlerinden olmalıdır. Tesettürlü insanların böyle anayasal suçlara iştirak bile etmedikleri düşünülürse, en azından suç işlemesinin tesettürü ile ilgisi olmadığı göz önüne getirilirse, Anayasanın 14. maddesinin ideolojik ve siyasi önyargılar ile yorumlandığı görülebilecektir. Anayasanın 5. maddesindeki “...kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamak” şeklindeki hükme göre devletin bütün vatandaşlarına maddî ve mânevî imkânlar sunmakta eşit davranması gerekmektedir. Anayasanın 10. maddesi “herkesin kanun önünde eşit olduğunu ve hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağını” düzenlemektedir. Türkiye’nin siyasal ve kültürel şartlarına bakıldığı takdirde tesettürlü insanların başta eğitim olmak üzere bir çok anayasal haktan mahrum edildikleri görülmektedir. Bu yüzden Türkiye’deki tesettürü yasaklayan düşünce yapısı, başta Anayasanın 24. maddesinde düzenlenen din ve ibadet hürriyeti ilkesini ve kamusal imkânlardan vatandaşları eşit faydalandırma zorunluluğunu düzenleyen 5. maddeyi ihlâl etmektedir. Din ve ibadet hürriyetinin kısıtlanabilirliğini düzenleyen 14. madde ise Türkiye’nin siyasal şartlarında geniş şekilde yorumlanabileceği, ideolojik önyargılar ile değerlendirilebileceği için tesettür meselesinin temel hak ve hürriyetler, özgürlükler çerçevesinde çözülmesini imkânsızlaştırmaktadır.


    Sonuç
    Türkiye’de devletin tesettüre önyargı ile yaklaşması, gericilik ile bir tutması ve tesettüre siyasal mânâ yüklemesi Cumhuriyet sonrası modernleşme anlayışımızın muhtevasını en net ortaya koyan olgulardan birisidir. Tesettür meselesinde özgürlük ile otorite arasında denge kurup, özgürlük alanını genişletmek yerine, tesettür kamusal alandan kovulması gereken simge olarak değerlendirilmiştir. Bu yasakçılığın temel sebebi de tesettüre hukuk ve adalet penceresinden bakmak yerine tesettürü siyasî ve ideolojik önyargılarla algılamaktır. Tesettür tartışmalarının arttığı dönemlerde bu vesile ile irtica paranoyası gündeme rahatlıkla getirilmiştir. Tesettür konusundaki bu gerginlik modernleşme anlayışımızın din ile hesaplaşmayı da içeren çatışmacı yönünü göz önüne sermiştir. Tesettür probleminin çözülme imkânı devletin laiklik anlayışının özgürlükler lehine değişmesiyle doğrudan bağlantılıdır. Tesettür yasakçılarının kültürel ve sosyal gerçekleri göz ardı edip, meseleye ideolojik önyargı ile yaklaşmaları devam ettiği sürece tesettür meselesi çoğulculuğun değil çoğunlukçuluğun galip gelmesi anlamına gelecektir. Çoğulculuk ise demokrasinin vazgeçilmez niteliklerindendir. 14. madde muhtevası itibariyle çoğulculuğa engel olabilecek niteliktedir. Tekrar gözden geçirilmesi ve belli bir standarda bağlanması şarttır.

    Risale-i Nur Enstitüsü - Yeni Asya
    http://www.yeniasya.com.tr/2008/02/22/enstitu/h1.htm
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  2. #2
    Gayyur peyruza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Bulunduğu yer
    Mardin
    Mesajlar
    137

    Standart

    Selam tesettürlü biri olarak (her ne kadar üniversiteyi örtümle okuyamad?msada)örtü serbestliğine çoooooooooooooooooooooooooooooooook sevindim ve hamdettim...


    TUT EL?MDEN RABB?M TUTK? EDEMEM SENS?Z...

  3. #3
    Dost Serzeniş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    Erzurum
    Yaş
    38
    Mesajlar
    17

    Standart

    La?kl?k ad? alt?nda basoruye yasak konmas? la?kl?ge ayk?r? b?r f??ld?r.
    Ataturkculuk ad? alt?nda basortuye yasak konmas?da ayn? sek?lde.
    S?vas ve Erzurum kongreler?nden tutun anayasalar?n kurulmas? deg?smes? ve su ank? hal?ne kadar gecen zaman d?l?m?nde ?nanc ozgurlugu h?cb?r zaman k?s?lanmam?st?r.

    Bunu belk? bazen anlatmak zor olur bazende d?nletmek ..,

    Bu tamamen Kezban Hatem?'n?n işi her ne kadar Vural Savaş anlamak ?stemesede..,

    Bana ayıplarımı söyleyen kimseyi,

    Allah c.c rahmetiyle kucaklasın.

    (Hz. Ömer r.a)


  4. #4
    Dost hakli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    31

    Standart

    B?SM?LLAH?RRAHMAN?RRAH?M;kARDEŞLER?ME DER?N SARSILMAZ MUHABBET?M?ZLE;TESETTÜR B?R KONU OLDUĞU SÜRECE TARTIŞMALAR HEP DEVAM EDECEKT?R.B?Z TESETTÜRÜ TARTIŞANLARA ,YAŞAMA ?LE CEVAP VERMED?KÇE,H?Ç B?R ZAMAN BU KONU KAPATILMAYACAKTIR.MUSAADE ED?LM?YORK? ?NASIL YAŞAYALIM !D?YECEKS?N?Z.KARDEŞLER?M HANG? DEV?RDE D?N? YAŞAMAYA MÜSAADE ED?LD??PEYGAMBERLERE DAH? KARŞI ÇIKILMADIMI?Ş?MD? HAYATIN GENEL?NE FAAL OLARAK, ?NANCI SARSILMAZ B?R ADET ?LE YAŞANAB?L?RL?K ORANI KA?DES?YLE,HERKES?N ULAŞAB?LECEĞ? B?R ŞEK?LDE,ALLAH C.C HAZRETLER?N? GÜCEND?RM?YECEK B?R FORMÜLÜMÜZ VARMI K??HALA TARTIŞILMASINI ?STEM?YORUZ?BU TARTIŞMALARA HAYIR GÖZÜYLE BAKIP ,NEDEN ALLAH C.C HAZRETLER?N?N B?ZE TESETTÜR KONUSUNDA HATA ETT?Ğ?M?Z? HATIRLATTIĞINI ANLAMIYORUZ?HAYATIN VAZGEÇ?LMEZ ÖĞELER?NDEN EMN?YET, SAĞLIK,ÖĞRET?M KA?DES?N? KEND? ÖZ VAKIFLARIMIZDA ,Ş?RKETLER?M?ZDE UYGULADIKMI K??BAŞKALARINA HEP KABAHAT BULUYORUZ?HERŞEY?N OL DED?Ğ?B?R ZAMANDA OLACAĞI OLSA;PEYGAMBER ALEYH?SSELAMA DA GEREK OLMAZ ?D?.ÇÜNKÜ ALLAH C.CHAZRETLER?N?N K?MSEYE ?HT?YACI YOKTUR..DEMEK PEYGAMBERLER?N DAH? ?HT?YAÇ DUYDUĞU,Ş?DDETLE H?SSETT?R?LD?Ğ? TERAKK?YATA ÖNCE B?Z?M,SONRA ELEŞT?RD?KLER?M?Z?N GELMES? EVVELDE DE BÖYLE ?D?.ADETULLAH GEREĞ? AH?R DE DE BÖYLED?R.O ZAMAN MAZ? VE ?ST?KBALDEN KEND?M?ZCE HAKLARIMIZA SORUMLU OLDUĞUMUZU B?LEL?M.EHEMM?YET SIRASINA KOYALIM.D?N? GEREKL?L?K YER?NE DEĞ?L DE,YAŞANAB?L?RL?L?K SIFATINA SOKALIM;?KNA YER?NE TERAKK?YATA ONLARI ADAY EDEL?M.DÜNYADA ?Y? OLAN TÜM AMELLERE B?Z ADAY OLUP,HAYRA KARŞI ÇIKANLARIN ELLER?NDEN TÜM HAYIRLI ?ŞLER? ALIP,TÜM HAYIRSIZLIKLARINLA BAŞ BAŞA BIRAKIP;HALLER?N? GÖRMELER?N? SAĞLAYALIM.?ŞLERE DE TOPLUMUN ONLARIN ELLER?NDE GÖRÜNEN TÜM HAYIRLI GÖRDÜKLER?N? EMR? B?N MA'RUFUN ALEYH?NDE OLMAMAK KAYDI ?LE O ?ŞLERDEN BAŞLAYALIMK?,B?Z?M ONLARA ?NK?LAP ETT?Ğ?M?Z? SANIP,B?ZDEN OLSUNLAR...SONRA ANLARLARK? MEĞER ONLAR B?ZDEN ?M?Ş...ANLAYIP ANLATANLARA, RIZA ? ?LAH? HEP YANINDADIR.SAADET ALLAH C.C HAZRETLER?N?N VAAD?D?R.SAADETLER VE SA?DLERE ?THAFIMIZDIR.D?N ?LE DA?M.?MAN ?LE KA?M OLMAK TEMENN?S? ?LE...AM?N....

  5. #5
    NOT
    NOT isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Dost NOT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    4

    Standart

    tesettür dersen insanlar her yere çeker valla çarşafl?s?da bu tesettür der pardesülüde ceketliside ben başörtüsüne karş? değilim herkes özgürce baş?n? kapayabilir ama o kara çarşafa katti suretle karş?y?m bi kad?n neden kapan?r dikkat çekmemek için oysa günümüzde ençok dikkati sar?p sarmalan?p dolaşan kad?nlar çekiyor hiçkimse normal derecede kapananlara bakm?yor farketmiyor bile din günün gerektirdikleri gereğinde yaşanmal?d?r... sonuç olarak baş?n? kapatmak herkesin her türlü hakk?d?r...

  6. #6
    Yasaklı Üye halenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    2.932

    Standart

    Herkes istedigi gibi giyinebilir, hatta kara carsaf da giyebilir.Kimse karisamaz.
    Kara carsafa gelene kadar, daha cok dikkat ceken "Sey" ler var.


    Alıntı NOT Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    tesettür dersen insanlar her yere çeker valla çarşaflısıda bu tesettür der pardesülüde ceketliside ben başörtüsüne karşı değilim herkes özgürce başını kapayabilir ama o kara çarşafa katti suretle karşıyım bi kadın neden kapanır dikkat çekmemek için oysa günümüzde ençok dikkati sarıp sarmalanıp dolaşan kadınlar çekiyor hiçkimse normal derecede kapananlara bakmıyor farketmiyor bile din günün gerektirdikleri gereğinde yaşanmalıdır... sonuç olarak başını kapatmak herkesin her türlü hakkıdır...

  7. #7
    Gayyur enelbay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    39
    Mesajlar
    105

    Standart

    kad?n dikkat çekmemek için değil,Rabbinin r?zas? için hem farz olan emrini yerine getirmek hem bu emrin mant?ki yönü olan iffet s?fat?na kendi ve çevresindekileri bağlay?c? k?lmak için örtünür
    çarşafta bunu başarmas?na yatk?n olan en etkili giyiniş biçimidir,
    yoksa dikkat cekmemek as?l gaye olsayd? çoğunluk gibi d?ş elbisesiz giyinirlerdi..değilmi???
    ''Şefaatim ümmetimin büyük günah işleyenlerinedir''(S.A.V)
    Bu günahkar ümmetine şefaat et,Ya Resulallah

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. İnanç Özgürlüğü Platformu: "Başörtüsü Yasağı Din ve Vicdan Özgürlüğü Hakkına Aykırı
    By Ömer Said in forum İnanca ve Düşünceye Özgürlük Platformu
    Cevaplar: 38
    Son Mesaj: 04.12.09, 14:12
  2. Düşünce Özgürlüğü Nedir?
    By köylu in forum İnanca ve Düşünceye Özgürlük Platformu
    Cevaplar: 26
    Son Mesaj: 11.07.08, 08:39
  3. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 21.06.08, 00:33
  4. Ankara'daki Anayasal Vatandaşlık Paneline Davet
    By istikamet in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 27.01.08, 18:30
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.11.07, 10:31

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0