+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Profesör Thomas Naumann

  1. #1
    Yönetici HakanBa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    32
    Mesajlar
    2.566

    Standart

    Profesör Thomas Naumann

    Geçen aylarda Almanya’nın Siegen şehrindeki okuduğum üniversitede düzenlenen, Alman Profesör Naumann’ın ve Pakistan’dan misafir konuşmacı olarak dâvet edilen ilahiyatçı Prof. Rachid Chaemi’nin, “İslâm düşmanlığı ve Avrupa’nın korkusuna sebep olan historik ve teolojik sebepler” adlı konferansına profesörüm tarafından dâvet edilmiştim.
    500 kişilik bir salonda, teoloji dalında uzmanlaşmış Profesör Bachmann sunuculuğunda düzenlenen konferansa, İslâm hakkında 15 tane proje başlatan, Almanya’nın Siegen şehrindeki üniversitemizde “Yabancı Din İslâm” başlığındaki semineri sunan Profesör Thomas Naumann ve Pakistan’dan Siegen’e dâvet edilen ilahiyatçı profesör konuşmacı olarak katıldı.
    Konferansa başlamadan önce Müslüman perspektifinden konuya yönelik kısa bir giriş yapmam istenilmişti. Salonda 500’e yakın bu büyük topluluk, profesörler, doçentler, asistanlar ve bir takım üniversite öğrencisinden müteşekkil olmasına rağmen, benden hariç tek tesettürlü bir bayanın orada bulunmayışına bir hayli hayıflandım. Evet, gerçekten akademik yapısı pek sağlam olan oradaki insanları görünce, ehl-i iman olmamalarına rağmen, bilenlerin âleminin bir başka âlem olduğunu müşahade ettim. Gerçekten bir başka âlem, cehaletten o kadar uzak ki. Bir cehalet vardır, imanın zıddı ve küfrün müradifi olan cehalet. Bir başka cehalet vardır ki, o da ilmin zıddı, malayani meşguliyetlerle uğraşmanın ve Allah’ın herkese ihsan etmiş olduğu o kabiliyet yumağını zir-ü zeber etmenin adıdır.
    Fark ettiğim birşey vardı ki, o da oraya gelmiş bulunan insanların bir şeyleri hedef olarak, amaç edinerek, araştırıp öğrenmek ve “hakikat” diye nitelendirdiğimiz gerçekleri çözebilme arzusu ile gelmiş olmalarıydı. Zira salondaki topluluğun ekseriyetini Katolik ve Evangelikler teşkil ediyordu. Buna rağmen konferans konusu büyük rağbet görmüştü. Ehl-i iman olmamalarına rağmen, büyük hedeflere göz dikmiş bu insanlar, bana gayr-i ihtiyarî eskilerin büyük bir filozofu olan Diyojen’i hatırlattı. Diyojen’in bir hikâyesi var: Bu büyük filozof gündüzleri elinde bir gece lambası ile dolaşmakla meşhurmuş. Neden böyle yaptığı sorulunca cevaben, “Ben adam arıyorum adam” demiş.
    Konferansa henüz başlamadan önce benden istirham edilen kısa bir giriş konuşması yapmak üzere, Diyojen’in ifadesi ile adam gibi adamların karşısında konuşmanın getirdiği heyecan ve saygı ile kürsüye çıktım. Oradaki insanların hissiyâtını rencide etmeksizin, sözlerime olağanüstü dikkat ederek, Bediüzzaman’ın İslâm ve Hıristiyanlığın arasındaki ortak noktalara yönelik tesbitlerinden bahsettim.
    Şunu itiraf etmeliyim ki, Üstadımın ismini kara tahtaya yazarken, hissiyatım galeyana gelircesine, gözlerim çakmak çakmak oldu. “Aziz Üstadım” diye haykırmak geldi içimden. “Büyük bir topluluk oturmuş, seni ilgi ve gıpta ile pür dikkat kesilmiş, dinliyor Üstadım... Gerçi nasıl dinlenilmezdi ki hakikat, nasıl musırrane mücadele edilirdi ki hakikat ile, edilse de nereye kadar edilirdi ki bu mücadele, asrın bediîsi konuşuyor, geri kalanlara lâl-ü ebkem olmak düşer...”
    Konferansın açılış konuşmasını İngilizce dilinde yapmak üzere ilahiyatçı Profesör Rachid Chaemi kürsüye çıktı. İlginç tesbitlerde bulunan profesör, İslâm dininin bir asra değil, aksine asırlara, belli bir mekânın insanına değil, aksine farklı mekânların farklı insanlarına hitap ettiğini belirtirken, zaman geçtikçe Kur’ân’ın tazelendiğinden bahsetti. İslâm İslâm’dır, Arap veya Türk veya İran İslâmı diye bir şey yoktur. Kur’ân bütün insanlığa hitap etmek için gönderilmiştir diye izahda bulundu.
    Daha sonra bir mü’minin hayatında dinin çok önemli bir rol oynaması gerektiğini ifade ederken, Müslümanlar için dinin hayattan tecrid edilip, pratikten uzak bir teori hüviyetine getirilebilmesinin mümkün olmadığını, aksine dinin Müslümanların güncel hayatlarının odak noktasında bulunması gerektiğini söyledi.
    Daha sonra Müslüman-Hıristiyan diyaloğuna parmak basarak, bu iki farklı din mensuplarının arasında kurulması gereken ilişkinin ehemmiyetine dikkat çekerken, bu birliğin ve ittifakın her iki taraf için sıhhatli olacağını söyledi ve Avrupa gibi bir yerde İslâma tercümanlık yapması için dâvet edilmesinden dolayı olağanüstü mutlu olduğunu ifade etti.
    Daha sonra konferansın asıl konuşmacısı olan teolog Prof. Thomas Naumann, Prof. Bachmann tarafından kürsüye dâvet edildi. Bu mütevazi ve insafperest adam çok duygusal bir giriş yaptı konuşmasına; kürsüye çıktığında, ayağa kalktı ve iki defa eğilirken şöyle konuştu: “Selamün aleyküm. 14 asır önce gelmiş ve dünyaya medeniyeti öğretmiş olan Muhammed’in karşısında, huzurunuzda saygı ile eğiliyorum. O insanlığa çok şey öğretti. ‘Muhammed yalancı peygamber, dâvâsı sahte’ diyenlere sesleniyorum; insanlık tarihinde insanlara örnek sunulabilecek tek model insan Muhammed değil de kim? Aramızda muhakkak bir çok katolik ve protestan var, buna rağmen insaflıca itiraf edilmesi gerekir ki Muhammed’in beraberinde getirdiği sistem bir insanlık sistemi...”
    Ve birden bir alkış tufanı... Ve bende garip bir heyecan ve mutluluk hali... Peygamberimin (asm) adını ağzına alan bu adam, ondan bahsederken Peygamberimize (asm) olan hürmetinden dolayı iki defa ard arda boynunu büküp, eğiliyordu. Onu saygı ve hürmet ile anıyor, insanlığın hissiyatına tercüme olurcasına “Muhammed insanlığa medeniyeti öğretti” diyordu... Aman Allah’ım, yeminle itiraf ediyorum ki bir defa daha imanım kuvvetlenmişti.
    Konuştuğu üç saat boyunca, salona olağanüstü bir sessizlik ve dikkat hâkimdi. Orada oturan insanların suratlarına baktığımda herbirinde hayranlık ve taaccüb... Çok duygulanmıştım, çok. Bir Alman kalkmış, benim Peygamberimi hürmetle yad ediyordu. Garip dâvâmı dâvâ edinmiş, yolumu yol edinmişti. Salonda olan tek tesettürlü bayan ben idim, fakat yalnız değildim, garip değildim. Dâvâm, yolum, sevdam garip değildi. Ufuklara daldım. Muhammed’e (asm) birkez daha sevdalandı yürek. Hayâlen Cezîretü’l-Arab’a gittim... Hira’ya gittim...
    Kimler gönül vermişti sana... Kimler yoluna baş koymuştu?
    Muhammed’im (asm), yürekler sevdalı sana Muhammed’im (asm), yarın mahşer gününde Allah’ın huzurunda bizleri şefaatinden mahrum eyleme, şu yanık yüreklerimizin tek muhatabı sensin... Binlerce salât ve selâm sana...
    Tuğba AKTAŞ/Yeni Asya Gazetesi
    19.08.2006
    http://www.yeniasya.com.tr/2006/08/19/gorus/default.htm

    Konu elff tarafından (25.05.07 Saat 00:47 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Yasaklı Üye ANTİKOR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Bulunduğu yer
    Malatya
    Mesajlar
    255

    Standart

    allah razı olsun

  3. #3
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    "Bir Alman kalkm?ş, benim Peygamberimi hürmetle yad ediyordu. Garip dâvâm? dâvâ edinmiş, yolumu yol edinmişti. Salonda olan tek tesettürlü bayan ben idim, fakat yaln?z değildim, garip değildim. Dâvâm, yolum, sevdam garip değildi. Ufuklara dald?m. Muhammed’e (asm) birkez daha sevdaland? yürek. Hayâlen Cezîretü’l-Arab’a gittim... Hira’ya gittim...
    Kimler gönül vermişti sana... Kimler yoluna baş koymuştu?"



    antikor kardeş gibi maşaallah diyelim..başka söze ne hacet...

    allah raz? olsun paylaşt?ğ?n?z için..


    Konu elff tarafından (25.05.07 Saat 00:47 ) değiştirilmiştir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  4. #4
    Yönetici HakanBa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    32
    Mesajlar
    2.566

    Standart



    ?lâhiyatç? Profesör Thomas Naumann'?n, Siegen Üniversitesindeki bir toplant?da yapt?ğ? konuşmadan bölümler:
    * Kur’ân’? ve Müslümanlar? tan?mayanlar, ?slâm?n insanlar? zulme, bask?ya ve toleranss?zl?ğa teşvik ettiğini düşünüyorlar. Oysa Kur’ân bunun tam aksini söyler: Müslümanl?k bir sulh dinidir ve zorbal?ğ? kat’iyen men eder.
    * Müslümanlar Bizans’? fethettiklerinde, bu, zorbal?ğa uğram?ş dinî az?nl?klar için hürriyete yelken açmak gibiydi.
    * Avrupa ?slâm âlemine çok şey borçludur. S?f?r rakam? ve logaritma gibi matematik kurallar?n?, astronomi ve t?bb? ?slâm dünyas?ndan öğrendi. Sanat ve mimarl?k gibi daha birçok alanda da Avrupa Müslümanlardan çok şey ald?.
    * Kur’ân, cezaleti, belâgati ve fesahati ile en büyük kelâmc?lar? dahi susturmuş ?lâhî bir kelâmd?r. Bu kelâm?n benzeri olamaz. Kat?ks?zd?r, eşsizdir ve mucizedir.
    * Muhammed (a.s.m.) insanl?ğa insanl?ğ? öğretti, medeniyeti getirdi. Onun insanl?ğa sunduğu medeniyetin bir benzerini dünya tarihinde hiç kimse getirememiştir. ?şte onun karş?s?nda, huzurunuzda sayg? ile eğiliyorum.

    Bugün Almanya’da dinî az?nl?klar içinde ?slâm 3,2 milyon gibi büyük bir nüfus ile ilk s?ray? teşkil ediyor. Müslüman halk?n Almanya’daki entegrasyonu sadece bu büyük rakamdan dolay? zor değil, Müslümanlar hakk?nda menfî propaganda yapan medyan?n bu entegrasyon yolunda büyük bir mani olmas? da önemli bir rol oynuyor.
    Avrupa (H?ristiyan ve Bat? âlemi) ?slâmdan korkuyor ve aş?r? önyarg? ile yaklaş?yor. Avrupa için ?slâm, bilâkis 11 Eylül olay?ndan sonra Bat? değerlerine münâfî bir din olarak alg?lan?yor; Avrupa’n?n bu menfî tutumu ise yeni değil, tarihe bakarsan?z bunun Ortaçağa kadar uzand?ğ?n? görürsünüz.
    Neden Avrupa ?slâmdan korkuyor ve ?slâm dini hakk?nda menfi bir tablo çiziyor? ?şte bunlar?n historik ve teolojik sebeplerini sizlere izah edeceğim:
    ‘Arte’ ad?ndaki bir Alman kanal?nda 1997 y?l?nda yap?lan bir araşt?rma sonucunda, Alman halk?n?n % 47’sinin ?slâmdan korktuğu ifade ediliyor. Bugün bu rakam 11 Eylül olay? sayesinde muhakkak artm?şt?r.
    Evet şimdi gelelim ana sorumuza: ‘Avrupa ?slâmdan neden bu kadar korkuyor? Bunun as?l sebebi ne?’ Bilindiği gibi bugün ?slâm, büyük bir suistimale uğruyor, ?slâm birtak?m fanatikler için din olmaktan ç?k?p, bir nevî ideoloji haline getiriliyor. Gerçek ?slâm?n bu suistimale uğram?ş ?slâm ile hiçbir alâkas?n?n olmad?ğ?n? Avrupa asl?nda çok iyi biliyor; onlar?n as?l korkusu ?slâm dininin dünyaya hâkim hâle gelmesi ile beraber, inananlar üzerinde b?rakt?ğ? olağanüstü etki.
    Yoksa ki Avrupa’n?n ta kendisi fanatizme, radikalizme, savaş ve zulme uzun zaman beşiklik etmiştir. ?şte buyrun örneklerden bir tanesi: 1. Dünya harbinde Almanlar ile Frans?zlar?n birbirleriyle savaşm?ş olmalar? ve bunu yaparken de her iki taraf?n bunu H?ristiyanl?k ad?na yapm?ş olmas?d?r.
    Bugün böylesi bir hareketi, H?ristiyanl?ğ?n siyasî bir tak?m amaçlar için sûistimal edildiği yönünde yorumluyor ve bu hareketin H?ristiyanl?kta ‘nachstenliebe’ diye adland?r?lan kardeşlik sevgisi hususundaki bu mesaja tezat teşkil ettiğini görüyoruz.
    ?slâm mevzuunda cihad, fanatizm ve radikalizm, farkl? inanç mensuplar?na karş? toleranss?zl?k, kad?n haklar?n?n rencide edilmesi gibi bir tak?m yanl?ş önyarg?lara kap?l?yoruz ve bu ?slâm-H?ristiyan diyaloğunu felce uğrat?yor. Samimane ifade etmeliyim ki, Kur’ân’? ve Müslümanlar? tan?mayan ve bilmeyenler ?slâm?n insanlar? zulme, bask?ya ve toleranss?zl?ğa teşvik ettiğini düşünüyor, oysa ki Kur’ân bunun aksini iddia eder; Müslümanl?k bir sulh dinidir, tüzüğü bar?şt?r ve zorbal?ğ? katiyyen men eder.
    1988 Rus ?mparatorluğunun y?k?l?ş? gerçekleştiğinde, o zaman?n NATO baş âmiri John Galvin, Brüksel’de yapt?ğ? veda konuşmas?nda dünya tarihinin gelecek savaş?n? ima edercesine şöyle konuştu: ‘Soğuk savaştan galip ç?kt?k. 70 senelik yan?lt?dan sonra 1300 senedir as?l sorun teşkil eden hususa gelelim: Bu ?slâm ile olan mücadelemizdir.’
    ‘Profil’ nam?nda Avusturya’daki bir gazete 1993’te komünist manifestosuna dayanan bir konuyu içeren makaleye şu ünvan? verdi: “Karanl?k gökyüzündeki ayça. ?slâm Avrupa’da hortlad?. ‘K?rm?z?’ tehlikeden sonra şimdi de ‘yeşil’ tehlike mi bizleri yoksa tehdit edecek?”
    Bugün farkl? başl?klarda buna benzer birçok manşetlere rastlayabilirsiniz.
    Samuel Huntington, 500 sayfa içeren ‘Cash Of Civilization’ ad?ndaki kitab?nda ?slâm ve Bat? âleminin çarp?şmas?n?, 21. yüzy?l?n dünya siyasetinin çat?şma ekseni olarak görüyor ve bunu bugün çoğu analizler tasdik ediyor. Ne Hinduizmden, ne Avrupa’daki çekici Budizmden, ne de Şintoizm veya başka bir dünya dininden, Avrupa, ?slâmdan korktuğu kadar korkmuyor.
    Farz edinki, bugün üniversitemizdeki Müslüman bir öğrenciye deniliyor: ‘Senin dinin bir yalanc?n?n uydurmuş olduğu hurafelerden ibaret, özü zulme dayal?, terörizmin rehberliğini yapan, kad?n? tabiî haklar?ndan mahrum b?rakan bir din ve gerilemeye vesile olan bir faktör olmaktan başka bir şey değildir.’
    Bu nas?l bir zihniyet? Bu nas?l bir tutum? Bana Muhammed gibi dünyada gelmiş geçmiş bir insan gösterebilir misiniz? Muhammed’in getirdiği sisteme benzer bir beşer sistemi kurulmuş mudur? Onun insanl?ğa sunmuş olduğu medeniyetin benzerini dünya tarihinde hiç kimse getirememiştir.
    Evet her iki taraf?n da arzulad?ğ? H?ristiyan-Müslüman diyaloğu bu şartlar alt?nda gerçekleşmesi neredeyse imkâns?z gözüküyor. Yani H?ristiyan âlemi, ?slâm âlemine bu şekilde yaklaşt?ğ? sürece bir diyalogdan bahsetmek mümkün değil; Almanya’daki Müslüman az?nl?ğ?n entegrasyonunu kolaylaşt?rmak ve bir H?r?stiyan-Müslüman diyaloğunu gerçekleştirmek için iki taraf?n ortak yönlerine ağ?rl?k vererek, köklere odaklanarak paralel bir çizgide buluşulmas? gerek.
    Almanya’n?n Siegen şehrinde yaşay?p, Protestan dindarlar?n tutumuna az veya çok âşina olanlar veyahut da buran?n günlük, yerel gazetesini okuyanlar, ?slâma karş? beslenen ön yarg?lar?n ne kadar kal?plaşm?ş hale geldiğini kolayl?kla fark edebilir.
    As?rlar boyunca H?ristiyan Avrupa’n?n ?slâma olan taarruzu başka hiçbir dine karş? bu boyutta sergilenmemiştir. Muhammed’i (asm) yalanc?l?kla itham edip, misyonunu insanlar aras?nda k?l?ç ve ateş sayesinde yayd?ğ?n? iddia edenler, Allah’? ac?mas?z, despotça ve gaddar bir ilah olarak tarif ederek insanlar?n zihinlerini buland?rmaya çal?ş?rlar. Bunlar hiçbir şekilde hakikate dayanmayan, şuursuz ve bilinçsiz yap?lan birtak?m söylentiler olmakla beraber şunu ifade etmeliyim ki bu seviyesiz ve bilinçsiz tutumun kaynağ? farkl? sebeplere dayan?r. H?ristiyan Avrupa’n?n ?slâmdan korkmas?n?n sebebi, “?slâm?n Almanya’y? fethetmesi” ve “Almanya toprağ?nda gerçekleştirilen cihad”.
    ?slâm?n ilerlemesinden korkanlar?n buna yönelik gayretleri de var. Amaca araçl?k edercesine birtak?m Kur’ân âyetleri bilinçli bir şekilde farkl? yorumlanarak ve ifadeler özünden uzaklaşt?r?larak, yanl?ş yorumlarla ?slâm?n imaj? zedelenmek isteniyor. Oysa Kur’ân cezaleti, belâgati ve fesahati ile en büyük kelâmc?lar? dahi susturmuş ?lâhî bir kelâmd?r. Bu kelâm?n benzeri olamaz, doğrudan doğruya Allah’?n (c.c) kelâm?d?r. Kat?ks?zd?r, eşsizdir ve ak?l almaz bir mucizedir.
    H?ristiyan Avrupa’n?n ?slâma karş? olan önyarg?s? birtak?m tarihî sebeplere de dayan?yor. Fakat bunun yan? s?ra bilinmesi gereken birşey var ki, o da bu önyarg?lar ?slâm? dinî bir sistem olarak hedef al?yor ve bu hâl, Ortaçağ?n baş?na, yani 8. yüzy?la kadar uzan?yor. Arap-Müslüman âleminin h?rs, kin ve nefreti ise tarihî aç?dan pek o kadar da eskilere dayanm?yor; ?slâm âlemi ile Bat?n?n birbirine olan kininin sebebi çok farkl?. Dün ve bugün Avrupa direkt ?slâm? bir din olarak hedef al?rken ve dünyaya hâkim olmas?ndan korkarken; ?slâm âlemi bugün H?ristiyan Avrupa’dan ziyade, yani bir dünya dini olan H?ristiyanl?ktan ziyade, Bat?y? ve bununla birlikte tahakküm politikas?n? ve bilâkis sekülerizasyonu (dünyevîleşmeyi) hedef al?yor. Yani ?slâm âlemi dünyevîleşmeye karş? tepkisini gösterirken; Bat? âlemi, ?slâm?n zirveye ulaşmas?ndan korktuğundan onunla mücadele ediyor. Bat? bir benlik derdine düştü; askerî cephede savaş?rken ?lâ-i Kelimetullah gibi bir amac? yok. Onun derdi birincilik, benlik, ene...

    TAR?Hî GENEL BAKIŞ

    7. Yüzy?lda beklenmedik bir
    şekilde başlayan ?slâmî gelişme
    4. yüzy?l?n baş?nda 300 y?ldan beri yayg?nlaşan H?ristiyanl?k, Roma ?mparatorluğunda bir devlet olarak kabul edildi. Ve birden 7. yüzy?l?n baş?nda bir ?ş?k parlad? Hira’dan. Gittikçe aşikârlaşan bu ?ş?k k?sa zaman içinde bütün dünyay? ayd?nlatt?. Bizans hükümdarlar?n?n ordular?, ?ranl?larla yapt?klar? savaşlardan yorgun düşerken, defalarca Müslümanlara karş? mağlûp düştüler.
    Kudüs’ün ve Şam’?n fethinden sonra Müslümanlar, M?s?r’a, Afrika’ya, kuzeye, yani Konstantinopol’e doğru ilerlediler. Mekke’de Müslüman camian?n oluşmas?ndan takriben 100 sene sonra Emeviler dünya tarihinde eşi görülmemiş bir dünya hâkimiyeti sağlad?lar. 711’de doğunun sonu olan ?ndus nehrine ulaş?ld? ve 719’da dünyan?n öte baş?nda 800 y?ll?k ?spanya tarihine giriş yap?lmaktayd?.
    Böylece üç as?r boyunca H?ristiyanl?ğ?n elde ettiği topraklar, k?sa zaman içinde elden ç?k?yordu... Suriye, Filistin, Kuzey Afrika...
    Eskilerin çöl insanlar?, bedevîleri diye adland?r?lan bu bir avuç topluluk, k?sa zaman içinde öyle ilerlemişti ki, Bizanzs ve Roma ?mparatorluklar? art?k hâkimiyet sağlamakta zay?flam?ş ve endişelenmeye başlam?şt?.
    Evet gerçek o ki ?slâm?n bu h?zl? ilerleyişi o zaman olduğu gibi bugün de H?ristiyan âlemini endişelendiriyor. Dolay?s?yla 7. yüzy?ldaki ?slâm?n ilerleyişi hakk?nda Avrupa tarihçileri yeterli ve doğru bilgiye sahip olmad?klar? gibi, ?slâm hakk?nda vermek istedikleri o “kötü imaj?” 20. yüzy?la kadar taş?d?lar ve insanlara bunu aş?lamaya çal?şt?lar. (Meselâ Cihad konusu bugün kas?tl? bir şekilde sûistimale uğruyor).
    1700’lü y?llara bak?lacak olursa, bu menfî propaganda aç?k bir şekilde ortaya ç?kacakt?r. ?ngiliz tarihçi Edward Gibbon, Oxford’da yazd?ğ? eserinde birtak?m Latince kaynaklar öne sürerek, şu ifadeyi kullan?r: ‘Muhammed bir elinde k?l?nç, bir elinde Kur’ân, H?ristiyanl?ğ? ve Roma ?mparatorluğunu târümâr etti.’
    Tarihî aç?dan Gibbon’un bu ifadesi tamamen yanl?şt?. Zira ?slâm Gibbon’un tarif ettiği gibi k?l?nç ve zorbal?k sayesinde ilerlememiştir, ?slâm zorbal?ğ? ve zulmü kesinlikle meneder. Gibbon’un ?slam hakk?nda çizdiği bu tablo, ?slâm karş?tlar? taraf?ndan defalarca malzeme olarak kullan?labilmiştir ve 20. yüzy?l?n 80’li y?llar?na kadar bu şekilde yayg?nlaşm?şt?r.
    Tarihçiler ?slâm? kas?tl? olarak bu şekilde yorumlarken; kendi özgeçmişlerini yani H?ristiyan Avrupa’n?n zorbaca zulümkâr y?llar?n? unutmuş olmalar? gerek. Alt?n? çizerek ifade etmek isterim ki, zulüm, ?slâm tarihinde değil, H?ristiyanl?k tarihinde ‘engizisyon mahkemeleri’ ad? alt?nda gerçekleşmiştir. Nice dehan?n ask?ya as?ld?ğ? bu karanl?k zaman dilimini kimse hat?rlamak istemiyor gibi... Kendi öz tarihinin kara lekelerini başkalar?na mal etmeye çal?şanlar bugün kendi özgeçmişlerinden utans?nlar.
    17. yüzy?lda H?ristiyanlar taraf?ndan tekrar fethedilen ?spanya ve Latin Amerika buna bariz birer örnektir; dinî az?nl?klara H?ristiyan olmaktan veya ölümden başka bir çözüm b?rak?lmam?şt?r.
    Bütün bunlara karş?l?k, 7. yüzy?lda ?slâm, bugün çoğunun düşündüğü gibi değil, çok farkl? bir tarzda yay?lm?şt?r. Bizansl?lar birtak?m oriyentalist kiliselere bask? uygularken, Yahudileri H?ristiyanl?ğa geçmeleri için zorluyorlard?. Müslümanlar, Bizans’? fethettiklerinde, bu, zorbal?ğa uğram?ş dinî az?nl?klar için hürriyete yelken açmak gibiydi. Zira Müslümanlar?n, H?ristiyan ve diğer farkl? dinlerin mensuplar?na karş? uygulad?ğ? metod çok farkl? idi; öncelikle Kur’ân’a göre H?ristiyan ve Yahudiler, inançs?z insanlar ile bir kefeye koyulmad?ğ?ndan, farkl? bir muameleye tabi tutuluyorlard?. Yahudi ve H?ristiyanlar?n bu statüsü birtak?m koruma haklar?n? beraberinde getiriyordu. Müslüman hâkimiyeti alt?nda yaşayan Yahudi ve H?ristiyanlar ödemeleri gereken belli bir miktar vergiye mukabil dinlerini özgürce yaşayabilme gibi bir çok haklardan yararlanabiliyorlard?. Evet, aç?kça görüyorsunuz ki, bugün tarihi nefsine göre yorumlamak isteyenler, her şeyi çarpt?rarak anlat?yorlar. Bunlar?n iyi bilinmesi gerekir.
    Oryantalist Albrecht Noth’un görüşlerine göre, ?slâm?n 7. yüzy?ldan itibaren süratle ilerlemesinin sebebi, Müslüman Araplar?n hâkimiyeti alt?na ald?klar? bölge halk?na mülâyim ve yumuşak davranmalar?. Onlarla yapt?klar? anlaşmalarda vergiden ziyade halk? ön plana koyduklar?ndan Müslüman hâkimiyeti alt?nda yaşayan dinî az?nl?klar herhangi bir sorun teşkil etmemekle beraber bu şekilde ?slâm aralar?nda büyük rağbet gördü.
    Evet, Avrupa ?slâm âlemine çok şey borçludur; 8. yüzy?ldan itibaren dünyaya hâkim olmaya başlayan ?slâm âlemi ayn? zamanda ekonomi, san’at, ticaret gibi alanlarda dünyaya önderlik yaparken, birçok keşifler ile insanl?k ad?na büyük ad?mlar at?yordu. Birçok Müslüman halifesinin sayesinde, Emevî ve Abbasi devleti gibi tarihte görülmemiş bir dünya hâkimiyeti sağlanm?ş ve topraklar 500 seneyi aşk?n idare edilmişti. Müslüman Araplar sayesinde Yunan felsefeci, matematikçi ve doktorlar?n yaz?lar? öğrenildi. Meselâ matematikteki s?f?r rakam? veya logaritizm gibi matematiksel kurallar?, Avrupa, ?slâm dünyas?ndan öğrendi, t?pk? astronomiyi ve t?bb? onlardan öğrendikleri gibi. San’at ve mimarl?k gibi daha birçok alanda Avrupa, Müslümanlardan birçok şey ald?.
    Avrupa, Müslüman âlemi ile Haçl? seferleri sayesinde karş? karş?ya geldi. Burada şunu da ifade etmeliyim ki, yeni çağ?n Avrupa anlay?ş?na göre, Haçl? seferleri ?slâm ve H?ristiyanl?k aras?nda gerçekleşen bir dünya çat?şmas?, iki komşu dünya kültürünün ölüm kal?m savaş? olarak ifade ediliyor. Bu perspektif de yine 18. yüzy?l?n ?ngiliz tarihçilerinden olan Edward Gibbon’a dayan?yor. Fakat ?srarla ifade etmeliyim ki, bu tamamen yeni çağ Avrupa’s?n?n bir uydurmas?d?r, yani zaman?n kaynaklar? bizlere bambaşka bir tablo çiziyor. Haçl? seferleri Avrupa-H?ristiyan perspektifinden ?slâm âlemine ve dinine karş? gerçekleştirilmiş bir “cihad” niteliği taş?maktad?r; aksine bunlar kin ve h?nç ile dolu kalplerin, silâh ile donanm?ş bir ordunun Filistin’e yürüyüşü, ?slâm hakimiyeti alt?nda bulunan yerleri tekrar H?ristiyan hâkimiyeti alt?na alma çabas?n?n ad?d?r. Oysa Arap Müslümanlar, Haçl? seferlerinin düzenlenmesindeki bu niyetin fark?nda değillerdi, onlar her zamanki gibi eski düşmanlar? olan Bizans’a karş? savaş?yorlard?.
    1098-1291 aras?nda gerçekleşen Haçl? seferlerinde bu iki farkl? kültürün, dinin çat?şmas?nda Avrupa, ?slâm âleminden birçok şey öğreniyor, Müslüman Arap âlemindeki gelişmeyi hayranl?kla seyrediyordu. Evet şunu ifade etmeliyim ki; Avrupa, ?slam dünyas?yla karş?laşmasa idi, ne 12. yüzy?lda gerçekleşen Avrupaî düşüncenin rönesans?, ne de 15. ve 16. yüzy?lda ?talya’daki sanatlar?n rönesans? anlaş?labilirdi.

    Tarihi iyi bilmek gerekir, tarih gerçektir ve tarih arzuland?ğ? gibi yorumlanamaz. ?slâm, dünyaya çok şey öğretti. Son olarak, Felsefeci Friedrich Wilhelm Hegel’in ifadesi ile, ?slâm, çölü temizledi (reinigende revolution des orients). Hz. Muhammed insanl?ğa insanl?ğ? öğretti, medeniyeti getirdi. ?şte o Muhammed’in karş?s?nda huzurunuzda sayg? ile eğiliyorum.


    Tercüme: Tuğba AKTAŞ\Yeni Asya Gazetesi

    20.08.2006


    http://www.yeniasya.com.tr/2006/08/20/default.htm
    Konu elff tarafından (25.05.07 Saat 00:48 ) değiştirilmiştir.
    "Eğer komünistler mürekkep ve kağıdı yok etmek imkanını da bulsalar, benim gibi birçok gençler ve büyükler fedai olup hakikat hazinesi olan Risale-i Nurun neşri için, mümkün olsa derimizi kağıt, kanımızı mürekkep yapacağız."

    -Zübeyir Gündüzalp-


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Sayın Profesör..
    By nezen in forum Mizah
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 25.12.08, 21:45
  2. Ateizm'den Dönen Profesör
    By zehirlibalyenmez in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 28.12.07, 22:20
  3. Rabbini Arayan Thomas
    By mesnevice in forum Kitap, Dergi, Albüm Tanıtımları ve E-Kitap Paylaşımları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.07.07, 21:42
  4. Thomas Michel: Papa Özür Dilemeli
    By SeRDeNGeCTi in forum Gündem
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 27.09.06, 14:55

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0