Efendim!
Biliyorum ki; huzurunuza durmak, Size hitap edebilmek, acziyetimizi arzetmek bile bir liyakat gerektirir. Bu liyakate sahip olmadığımın idraki içindeyim. Ama ne çare ki, başka bir melce de bulunmuyor.
Değil mi ki, Siz ‘alemlere rahmet olarak gönderildiniz’,
Değil mi ki Siz,merhamet Peygamberisiniz,
Değil mi ki Siz, affediciliğinizle övülmüşsünüz....
Size karşı yapılmış edepsizlik karşısındaki acziyetimizden, iki eli böğründe kalmışlığımızdan yine sizin şefaatınıza sığınarak Allah’tan af ve merhamet diliyoruz.
Efendim!
Bugün yeryüzündeki milyarı aşan ümmetinizin evlatlarının yüreği kan ağlıyor. Size karşı bir gurup soysuzun yaptığı çirkinliği içine sindiremiyor ve adeta kalbinden hançerlenmişçesine acı ile kıvranıyor.
Müslümanlar bu soysuzları ve onların mensup oldukları ülkeleri protesto ediyor, ürünlerini boykot çağrıları yapıyor. Saldırganları özür dilemeye davet ediyorlar... Efendim...!
Ben asıl bizim Sizden özür dilememiz gerektiğini biliyorum. Soysuzların yaptığı densizlikten dolayı değil, bizim yapmaya devam edegeldiğimiz şuursuzluktan dolayı binlerce kez özür dileriz Ey Merhamet Peygamberi.
Evet Ey Merhamet Peygamberi bütün bunlardan dolayı biz Senden özür dileriz... Zira bu şuursuzluğumuz, bu dünyaperestliğimiz, bu iktidar şehveti bizim izzetimizi kaybetmemize ve soysuzların size hakaret etme cesareti göstermelerine neden oldu...
Efendim!
İşte bunlardan dolayı size dil uzatanlardan çok biz suçluyuz.
Biz yeniden Müslüman olmak durumundayız.
Biz; ‘Ey iman edenler, iman ediniz’ buyruğuna muhatap olduğumuzu yeniden idrak ediyoruz.
Biz size dil uzatanları protesto ederken, asıl kendi ruhumuzda, yüreğimizde ve beynimizde farkında olmadan yer etmiş olan sünnetine aykırı her tutkuyu, sevgiyi, bağlılığı, isteği, arzuyu, beklentiyi protesto ediyoruz, edeceğiz...
Kainattaki zerreler adedince salat ve selam Sana olsun Ey Allah’ın Resulu... Yer, gök ve ikisinin arasındakiler şahit olsun ki, Senin tebliğ ettiğin yüce hakikat kıyamete kadar yaşayacak, Seni sevmenin ibadet olduğunu asla unutmayacağız