Alemleri yaratan ve rahmetinin gereği onlara Hz. Muhammedi son peygamber olarak gönderen şa'nı yüce Allah'a hamdederim.Kendisinden önce gelmiş geçmiş bütün peygamberlerin özelliklerini şahsında toplayarrve onlara verilen mesajların Özünü muhtevasında bulunduran mukaddes ve muazzez Kur'anın da-vetçisi Hz. Muhammed Mustafa'ya salat ve selam ederim.Malum olduğu üzere insanlık tarihe bir peygamberle başlamış, daha sonra peygamberlik müessesesi bir silsile halinde devam etmiştir. Bu silsilenin ilk halkasını Hz. Adem, son halkasını ise Hz. Muhammed oluşturmuştur. Bu durumu biraz daha açacak olursak insanlık tarihi, Hz. Adem ile başlayıp dünya hayatının sonuna kadar uzanan bu çizgi, peygamberlik müessesesinden hâlî değildir. Bunun hikmeti ise insanların sadece Allah Teâlâ'ya kulluk etmeleri gerektiğidir."Biz her ümmete, yalnız Allah'a kulluk etmeleri ve tağuttan sakınmaları için bir peygamber gönderdik. Bu ümmetlerden bir kısmına Allah hidayet etmiş bir kısmına da sapıklık hak olmuştur. Nitekim yeryüzünde bir dolaşın da yalanlayanların akıbetinin ne olduğunu görün." "Şurası muhakkak ki biz seni müjdeci ve uyarıcı olmak üzere hak ile gönderdik. Zaten hiçbir ümmet yoktur ki içinde bir uyarıcı bulunmamış olsun." Dolayısıyla her ümmet şu veya bu şekilde Allah'ın, peygamberleri vasıtasıyla kendilerine gönderdiği ilahî vahye muhatap olmuştur. Kendi içlerinden bir peygamber çıkmış ve vahyin ışığı ile onları aydınlatmıştır. Risalet ve vahyin her dönemde insanlığı aydınlattığına ileride tekrar döneceğiz.Önce Hatemü'lEnbiya kavramı üzerinde duralım.Peygamberlik sona ermiştir. Rasulul-lah'tan sonra başka bir peygamber de gelmeyecektir. Bu husus konuyla ilgili â-yeti kerime'den, Hadis'i Şeriflerden ve islam âlimlerinin açıklamalarından açıkça anlaşılmaktadır, kavramın etimolojik yapısına bakacak olursak:[Arap diline göre "hatem" mühür vurmak, kapamak ve bir şeyi (işi) bitirdikten sonra serbest kalmak demektir. Ha-temü'lKitap, mektubu kapatıp (katlayıp) okunmasını önlemek için mühürledi demektir. Hatem ale'lKalb, kalbin hiçbir şeyi anlamaması,ya da öğretildiği bir şeyi bir daha unutmaması için üzerine mühür vurulması demektir. Hatematü külli şey'in; bir şeyin akıbeti, sonu demektir. Yani; bir şeyin ulaşılmış sonudur. Hatemi Kur'an sözü de tıpkı bu anlamdadır ve yine aynı anlamda surelerin son âyetlerine havatim denir. (bkz. Usa-nu'LArab, Kamus, Akrabu'lMevarid) ... Eğer Allah bir kimseye Hateme'şŞuara demişse kesinlikle ondan sonra hiç bir şair gelmeyecek demektir. Aynı şekilde O'nu atemu'nNebiyyin dediği böyledir. Çünkü Allah gaybı bilir insan bilmez.Yukarıdaki açıklamadan da anlaşılacağı üzere risalet ve vahiy Cenabı Hakk tarafından hitama erdirilmiştir.Efendimizin son peygamber olarak gönderildiğini belirten Kur'anı Kerim'in ifadesi ise şöyledir:
"Muhammed adamlarınızdan herhangi birinin babası değil, fakat Allah'ın rasûlü ve peygamberlerin de sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir." Allah Rasûlü (sav.) de kendisinin son peygamber olduğunu bize şu şekilde haber vermektedir: " İsrail oğullarına nebiler kılavuzluk ederdi. Bir peygamber vefat ettiğinde onu bir başkası izlerdi. Ancak benden sonra nebi yok. Yalnızca halifelerim olacaktır", (Sahihi Bu-hârî, itabu'lMenakıb)Yine Efendimiz şöyle buyurdular: "Benim benden Önce gelmiş peygamberlere nisbelle durumum bir misalle anlaşılabilir: Bir adanı büyük bir bina yaptırıp onu güzelce dayayıp
döşedi. Fakat bir köşede bir tuğlalık boş yer bıraktı. A-halî binanın etrafında dolaşıyor, güzelliğine hayran kalıyor, fakat şunu demeden edemiyordu. "Niçin bu tuğlanın yeri boş?" işte ben o tuğlayım ve peygamberlerin sonuncusuyum Yani peygamberlik binası benim gelişimle tamamlanmıştır. Şimdi bir başka peygamberin doldurabileceği herhangi bir boşluk kalmamıştır. (Sahihi Buhârî, Kitabu'lMenakıb)Bir başka husus ise şudur ki, eğer Efendimizden sonra bir peygamber gelecek olsaydı bunu bize hem kendisi hom do Kur'an haber verirdi.Çünkü kendisinden önceki kitaplar ve peygamberler kendilerinden sonra gelecek peygamberi haber vermişlerdir.Hani Meryem oğlu isa, "Ey İsrail oğlları! Ben Allah'ın size gönderdiği elciyim. Benden önceki Tevrat'ı tasdik edici ve benden sonra gelecek Alımecl isimli bir peygamberi müjdeleyici olarak (geldim) demişti. Sonra onlara mucizelerle gelince, "bu apaçık bir sihirdir" dediler. 6Şimdi asıl konumuza dönelim. Peygamber Efendi-miz'in son peygamber olarak gönderilmesinin, kendisinden sonra başka bir peygamber derilmeyeceğinin anlamı nedir? Neden peygamberlik son bulmuştur:?Allah Telâlâ, insanı yarattığı ilk andan itibaren peygamberlerle desteklemiş, birbiri ardınca gönderdiği peygamberlerle de peygamberlik kurumunu pekiştirmiş ve her dönemde insanlığı gönderdiği vahiy ışığıyla aydınlatmıştır. Ancak bu mesajlar peygamberlerin insanlara ilettiği şekliyle kalmayıp zamanla bozulmuş, unutulmuş veyahut bizzat insanların kendi elleriyle tahrif edilmiştir.
Peki bunun sebebi nedir? Neden risalet ve vahiy hitama ermiştir? Asıl konumuz olan bu hususu birkaç alt başlık altında açıklamaya çalışalım

İnsanlığın Tekamülü

Risalet ve vahiy denince ilk akla gelen yaratan Allah ve yaratılan insandır. Vahiy, Allah (cc.)'dan insana doğru uzanan bir çizgidir. Bir yanda Allah diğer yanda insan vardır. İnsana bir dünya görüşü, bir yaşam programı sunmak için insanlığa peygamberler aracılığıyla gönderilir.İnsan iptidai bir hayattan nihaî bir hayata doğru, çeşitli alanlarda, bir değişim ve gelişme göstermektedir. İnsan kemiyet ve keyfiyet bakımından gelişme gösterince bu gelişmeye paralel olarak Allah( cc.) kendilerine çeşitli aralıklarla vahiy göndermiş ve onların ihtiyaçlarına, yaşam şartlarına, örf âdetlerine, hayatlarında meydana gelen değişim ve gelişmelere paralel olarak vahyini indirmeye devam etmiştir.Adem ve Havva ile hayata başlayan insan, aile, klan, kabile,., nihayet medeniyetler oluşturmuştur. Medeniyet seviyesine ulaşan insanlar, aralarında ticarî ve benzeri ilişkiler geliştirdiler. Böylece bir haber kolayca yayılma imkânına kavuşmuş oldu. İlahi vahiy de bu gelişme seyrini takip ederek, peygamberlere tedrici olarak indirilmiş sonunda Hz. Muhammed ile son bulmuştur.

Hz. Muhammed ve O'nun Mesajı Kur'an'ın Evrenselliği

Hz. Muhammed'den önce gönderilen peygamberler,onlara verilen vahiyler zaman ve mekânla kayıtlı ve sınırlıdır. Çünkü insanlar iletişim yönünden beklenen seviyeye ulaşamamışlardır. Kendilerine has bölgelerde yaşamaktadırlar. Dolayısıyla bunlara gönderilen risalet ve vahiy evrensel değil bölgesel ve yöreseldir. Söz konusu risalet ve vahiyler bir zaman sonra son bulmuş yerini başka peygamber ve kitaba bırakmıştır. Fakat Hz. Muhammed ve O'nun yüce mesajı Kur'an bütün â-lemlere gönderilmiştir. Evrenseldir, cihanşümuldur. Zaman ve mekânla kayıtlı değildir. "De ki, ey insanlar ben Allah'ın hepinize gönderdiği bir elçiyim.". (6)
Şimdi M. Esed'den konuyla ilgili bir kesit aktarmak sanırım tam yerinde olacaktır.
(Önceki peygamberlerin her biri sadece ve sadece kendi toplumlarına gönderilmiştir. Bu itibarla Eski A-hit (Tevrat) sadece israil oğullarına hitabetmektedir. Hatta mesajı daha geniş bir yüklem ve çerçeve ortaya koyan Hz. Isa bile, eldeki İncillere bakılacak olursa, kendisinin "yalnızca İsrail evinin yitik koyunlarına gönderildiğinden" söz etmektedir (Matta, XV, 24). Buna karşılık Kur'an'ın mesajı cihanşümuldur. Yani bütün bir insanlığa hitabetmektedir. Ve ne zaman ne de belirli bir kültürel çevre ve şartlarla kayıtlı bulunmaktadır. Bunun içindir ki bu mesajın tebliği için gönderilen bir elçi olarak Muhammed (sav.) Kur'an'da "Allah'ın bütün dünyaya, bütün toplumlara (yani bütün bir insanlığa) bahşettiği rahmet" (21:107)'in bir delili, bir i-şareti ve peygamberlerin de Hatemi (bkz. 33:40), başka bir deyişle onların sonuncusu olarak tanımlanmaktadır.] (7)Kısacası kıyamete kadar devam edecek hükümlere sahip olan bir mesajdır.Yine M. Esed Kur'an'ın evrenselliğini O'nun üç özelliğine bağlamaktadır. Şöyle ki:
... ve (bunun içindir ki ey peygamber) biz seniyalnızca bütün âlemlere rahmetimiz (in bir işareti) olarak gönderdik. Yani bütün insanlığa. Kur'anî vahyin evrenselliği O'nun üç özelliğinden ileri gelmektedir: İlki, Kur'an mesajı, soy sop ya da kültürel çevre gözetmeksizin bütün insanlığa hitap etmektedir. İkincisi, özellikle, insan aklı ve sağduyusuna hitap etmektedir ve dolayısıyla ancak gözü bağlı insanlann inanabileceği türden dogmalar önermemektedir: ve nihayet: bilinen bütün dini metinlerin tersine, Kur'an on dört yüzyıl önce vahyedildiği günden bu güne tek kelimesi değiştî
kalacak olan tek kitaptır. Çünkü Kur'an "onu (tüm tahriflere karşı) muhakkak ki, Biz koruyacağız" vaadi doğrultusunda eksiksiz kaydedilmiş ve bu günlere eksiksiz ulşatırılmış tek vahyi mesajdır. (

KUR'ANIN KORUNMUŞLUĞU

Önceki ümmetlere gönderilen vahiyler zamanla bu-zulmuş, unutulmuş ve insanların elleriyle tahrif edilmiştir. "Yahudi olanlar (Allah'ın kitabında ki) kelimeleri yerlerinden kaldırıp değiştiriyorlar ve dillerini eğip bükerek dine de saldırarak işittik ve isyan ettik diyorlar..." (9)
Halbuki Hz. Muhammed'e indirilen Kur'an indiği andan itibaren korunmuş ve kıyamete kadar da korunacaktır. Çünkü Cenabı Hakk'm bu hususta vaadi vadır. "Kur'an'ı biz evet biz indirdik onu muhafaza edecek cilan da biziz." (10)Hz. Musa'ya indirilen Tevrat kendisinden sonra kaleme alınmış ve bir çok değişikliğe ve tahrifata uğramıştır. İncil de Tevrat gibi yıllar sonra kaleme alınmış ve Tevrat'ın akıbetine uğramıştır. Hele bunlardan önce gönderilen vahiyler ise neredeyse tamamen unutulmuş gitmiştir. (11)Kur'anı Kerim indiği andan itibaren vahiy kâtipleri tarafından kayda geçirilmiş ve hafızlar tarafmtian da ezberlenmiştir. Diğer kitaplarda bu durum söz konusu olmamıştır.Konuyla ilgili Mevdudî'nin Tefhim'inden bir kesit sunalım:
"... Yine Kur'an ile sabittir ve bütün hadis ve siyer literatürü de şehadet eder ki Rasulullah'm talimatı orijinal şekliyle korunmuştur. Herhangi bir surette tahrif edilmemiştir. Getirdiği kitabın her harf ve becerisi aynen kalmış, kıyamete kadar da değişmeden kalacaktır. Rasulün söz ve davranışla gösterdiği yol, verdiği örnek en küçük ayrıntısına kadar kaydedilmiş şekilde hâlâ elimizdedir. Ve öylesine saf ve orijinaldir ki okuyunca onu yaşıyor gibi oluruz. (11)

İSLÂM DİNİ TAMAMLANMIŞTIR.

Bütün peygamberler aynı misyonu ifa etmek üzere gönderilmiştir. Bütün peygamberlere gönderilen vahi-yin maksadı tek Allah'a kulluğa davet etmektir. Dolayısıyla vahiyde bir birlik söz konusudur. Vahiy bir bütünün parçaları halinde peygamberlere tedrici olarak inmiş ve Kur'an ile noktalanmıştır."Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki, ona benden başka ilah yoktur. 'Bu itibarla bana kulluk e-din' diye vahyetmiş olmayalım." (12)Vahiyde bir birlik sözkonusudur dedik. Vahyi alıcı durumunda olan insan da Allah'a kul olmak bakımından aynıdır.Peygamberlerin ümmetlerini çağırdıkları tek din İslam'dır. İslam Allah'ın razı olduğu dindir. Bir silsile halinde bütün peygamberler ümmetlerini aynı dine çağırmışlardır. Ve nihayet bu din İslam'la tamamlanmıştır."...Bugün size dininizi kemale erdirdim ve zerinizdeki nimetimi tamamladım. Din olarak sizin için İslam'ı seçtim." (13)Sonuç olarak yukarıda alt başlık halinde belirttiğimiz bu sebeplerden dolayı risalet ve vahiy Hz. Muhammed ve Kur'an'la son bulmuştur.
İbrahim Cücük