+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Konu: Hüzün Yılıyla Gelen

  1. #1
    Pürheves fem_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Mesajlar
    263

    Standart

    Hüzün Y?l?yla Gelen


    ASR–I SAADET?N OLAYLARINI kronolojik bir s?rayla okurken, o ‘saadet asr?’nda bir ‘hüzün y?l?’ ç?kar insan?n karş?s?na: nübüvvetin onuncu y?l?. Bu y?l, bizatihî Resûl–i Ekrem aleyhissalâtu vesselam?n ifadesiyle ‘senetü’l–hüzün’dür. Yani, o seneye bu ad? veren, bizatihî Hz. Peygamberdir.

    Nübüvvetin onuncu y?l?, gerçekten hüzün y?l?d?r. Zira, bu y?l içinde onu kavmine ve kabilesine karş? koruyan amcas? Ebu Talib öldüğü gibi, o d?şar?da her ne s?k?nt? ve eziyete uğrarsa uğras?n evine döndüğünde huzur ve sükûn bulmas?n? sağlayan ‘anneler annesi’ eşi Hz. Hatice de vefat etmiştir. Ve, bu iki ölüm dolay?s?yla Hz. Peygamber’in evde ve ev d?ş?nda ‘s?ğ?naks?z’ kald?ğ?nda, gemi az?ya alan Mekkeli müşrikler onu öldürme planlar? yapmaya başlam?şlard?r. Bu yüzden Taif’e iltica etme teşebbüsünde bulunan Nebiyy–i Zîşan (a.s.m.), bir büyük darbeyi de oradan yemiş; iltica talebiyle gittiği bu şehri taşlanarak terketmiştir.

    Resûl–i Ekrem’in (a.s.m.) iki vefat?n akabinde en ziyade zulme maruz kald?ğ? ve kendisini en ziyade savunmas?z bulduğu bu y?l, diğer taraftan, onun ubudiyetin en kemal çizgisine ulaşt?ğ? y?ld?r. Esbab dairesinde herşeyin aleyhine dönmüş gözüktüğü o ortamda, Efendimiz aleyhissalâtu vesselam, ‘aczini dergâh–? ilahîde mühim bir şefaatçi yapma’n?n eşsiz bir örneğini yaşama imkân?n? da sağlam?şt?r. Hz. Peygamber’in taşlanarak Taif’ten kovulduğu, ancak bir bağa s?ğ?nmas? sayesinde taşlar?n vücudunu daha fazla yaralamas?ndan kurtulduğu bir hengâmda yapt?ğ? ilk iş, namazd?r. Resûl-i Ekrem (a.s.m.) s?ğ?nd?ğ? o bağda biraz dinlenip sükûn bulduktan sonra, yaras?n? temizleyip abdest alm?ş, ard?ndan da iki rekat namaz k?lm?şt?r. Namaz?n sonunda Rabbine sunduğu münacat ise, Rububiyet-ubudiyet ilişkisinin tarifsiz bir örneğidir. Meali dahi insan? huşû ve huzûa getiren bu münâcatta, Nebiyy–i Zîşan (a.s.m.), bir ‘abd-i aciz’ olarak Kadîr-i Rahîm’e şöyle seslenmiştir:

    “Yâ Allah! Gücümün zay?fl?ğ?n?, tedbirimin azl?ğ?n?, halk nazar?nda hakîr görülüşümü sana arz ve şikâyet ediyorum.

    Yâ erhamu’r–râhimîn! Sensin zay?f düşenlerin Rabbi! Sensin benim Rabbim!

    Sen beni kime b?rak?yorsun? Senden uzak olan ve beni gördükçe surat?n? asan kimselere mi? ?şimi eline verdiğim düşmana m??

    Eğer Senden bana karş? bir azap yoksa, hiç gam çekmem.

    Senin af ve mağfiretin, benim için, gazab?ndan daha geniştir.

    Senin üzerime gazab indirmenden, yahut gazab?n?n üzerimde yerleşmesinden, Senin karanl?klar? ayd?nlatan, dünya ve âhiret işlerini düzene koyan Vechinin Nuruna s?ğ?n?r?m!

    Herşey Senin r?zan içindir ve bütün güç, kuvvet de Sendedir, Senin Elindedir!”

    Müthiş bir teslimiyet yüklü bir münacatt?r bu. Hz. Peygamber, kendi durumu, uğrad?ğ? eziyeti dergâh-? ilâhîye şikayet ettikten sonra, “Eğer Senden bana karş? bir azap yoksa, hiç gam çekmem” diyerek, bu yaşad?klar? Rabbi taraf?ndan bir gazap ve bir itab olarak gelmedikten sonra bütün bunlara raz? olduğunu bildirmekte; ve doğduğu yerin ölümüne susad?ğ?, s?ğ?nd?ğ? yerin ise taşlamay? seçtiği o şartlarda nihaî s?ğ?nağ?n o olduğunu ve buradaki herşeyin O’nun için olduğunu teyid etmektedir.

    Bu münâcat?n hemen ard?ndan vuku bulan ilk olay, son derece manidard?r. Mekke’de bar?namayan, Taif’ten de taşlanarak kovulan Hz. Peygamber’in yan?na s?ğ?nd?ğ? bağ?n H?ristiyan kölesi Addas gelecek ve bağ?n sahibi iki Mekkeli müşrikin yollad?ğ? birkaç salk?m üzümü getirecektir. Efendimizin o esnada Addas’la yapt?ğ? üç-beş dakikal?k sohbet, Addas’?n nereli olduğu, Addas’?n memleketi Ninova’n?n Hz. Yunus’un memleketi olduğu, Peygamberlerin ‘kardeşliği’ üzerinedir. Sohbet-i nebevîden bu kadarl?k bir hissedarl?k, H?ristiyan köle Addas’?n kalbini ?slâm’a açmas?na yetmiştir. Mekke ve Taif örneğinde görüldüğü üzere, kendi kavim ve kabilesinin ona yüz çevirdiği hengâmda umulmad?k bir anda umulmad?k bir yerde umulmad?k bir kişiden gelen bu hidayet, Resûl-i Ekrem’in (a.s.m.) az önce ettiği münacata karş? dergah–? ilâhîden taze bir kabul mesaj? niteliğindedir.

    Yine bu münâcat?n ard?ndan, Cebrail aleyhisselam Resûl–i Ekrem’e gelerek Rabbinin onu kendisini taşlayan Taifli zalimler güruhuna karş? Allah’?n gazab?n? ve azab?n? isteyip istememe hususunda muhayyer b?rakt?ğ?n? söyler. O şanl? nebî, “Ben rahmet peygamberiyim” sözünü, işte öylesi bir vasatta söyler. ‘Ben onlar?n helâk olmalar?n? istemem. Bilakis, Allah’?n onlar?n sulblerinden yaln?z Allah’a ibadet edecek, O’na hiçbir şeyi şerik koşmayacak kimseler ç?karmas?n? dilerim.”

    Mekke’ye dönüş yolunda, yine bu münâcat?n ard?ndan gelen bir diğer ilâhî ikram ise, kavmi ve kabilesi onun sözlerine kulak t?kam?şken, Nahle’de namaz k?larken okuduğu Kur’ân’? duyan cinlerin imana gelmesidir.

    Sonras?nda, Hz. Peygamber, Mut’im b. Adiyy’in sağlad?ğ? himaye ile hiç kimse ona ilişemeden yeniden Mekke’ye girebilecektir. Bu, Hz. Peygamber’e bu eşsiz münâcat?n ard?ndan gelen dördüncü bir hediyedir.

    Hediyelerin en büyüğü ise, biraz daha sonra gelir.

    Kudsî nebi, o hüzün y?l?nda iki büyük ölümün ard?ndan önce Mekke’de, sonra Taif’te uğrad?ğ? haks?z ve çirkin muameleyi öfke nöbetlerinin, hikmetsiz feveranlar?n yahut Rabbine karş? isyan?n sebebi yapmad?ğ?; bilakis, böylesi bir durumda ‘aczini dergâh-? ilâhîde en mühim bir şefaatçi’ k?lan muazzam bir sükûnet ve teslimiyet hali sergilediği için, o hüzün y?l?n?n ertesinde yeryüzünde başka hiçbir insan?n erişemediği bir nimete mazhar k?l?n?r: Mirac.

    Mirac ki, ‘beş vakit namaz’ gibi bitimsiz bir hediyeyi de getirecektir.

    Mirac’?n da yaşand?ğ? bu ‘ertesi y?l’da gelen bir diğer ilahî hediye ise, Medine’nin sinesini ?slâm’a ve Peygambere açmas?d?r.

    Hüzün Y?l?nda hüznün en yoğun günlerinin hemen ard?ndan gelenlerin ve Hüzün Y?l?n?n ertesinde gelenlerin, y?l?n? ‘hüzün’le yaşayan mü’minler için söylediği çok şey vard?r.

    Demek ki, musibetlerin üstüste y?ğ?lm?ş gözüktüğü ve sebepler âleminde hiçbir ümit ?ş?ğ?n?n gözükmediği bir durumu yaş?yorsak, bize düşen, asla isyan değil, asla yeis de değil, dua ve münacatt?r. Aczini dergâh-? ilâhîde en mühim bir şefaatçi k?lan halis bir yönelişle Rabbinin rahmet kap?s?n? çald?ğ?nda, karş?l?k muhakkak gelecektir.

    K?sacas?, hüzün y?llar? ve de hüzün günleri, asla ve asla, öfke, isyan ve galeyan günleri değildir. Mü’mine düşen, böylesi y?llar? ve günleri Peygamber miras? bir teslimiyetle karş?lay?p, Zât-? Zülcelâl’in ‘karanl?klar? ayd?nlatan, dünya ve âhiret işlerini düzene koyan Vechinin Nuruna s?ğ?nmak’t?r.

    Bu başar?ld?ğ? takdirde, Rabb-i Rahîm bize âcil ikramlarda bulunduğu gibi, Mirac-misal inkişaflar ve Hicret–misal fütuhatlar da ard?s?ra gelecektir.

    Ne mutlu hüznünden mirac meyvesi devşirenlere!

    Ne mutlu aczini isyan sebebi değil, rahmeti celb vesilesi k?lanlara!




    Metin Karabaşoğlu
    Konu MuhammedSaid tarafından (25.05.07 Saat 15:03 ) değiştirilmiştir.
    Asya'nın Bahtının Miftahı Meşveret ve Şuradır.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Hüzün
    By ıslak seccadem in forum Şiirler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 10.07.11, 09:54
  2. Hüzün...
    By yakaza in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05.06.11, 23:19
  3. Hüzün
    By Ehl-i telvin in forum Şiirler
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 16.08.07, 23:08
  4. Dem ve Dem Hüzün
    By mirkat in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19.07.07, 12:09
  5. Hüzün
    By m_safiturk in forum Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 24.06.07, 16:17

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0