+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 8 ve 8
Like Tree6Beğeni
  • 1 tarafından CEVELAN
  • 1 tarafından CEVELAN
  • 1 tarafından CEVELAN
  • 1 tarafından kemo84
  • 2 tarafından kemo84

Konu: "Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm kimdir?"

  1. #1
    Müdakkik Üye CEVELAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2016
    Mesajlar
    828

    Standart "Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm kimdir?"

    Arkadaş! Hâlıkımızı tarif eden, pek büyük bir şahsiyet-i maneviyeye mâlik, bürhan-ı nâtık dediğimiz "Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm kimdir?" diye yapılan suale cevaben deriz ki:
    Hâlık: Yaratıcı Allah(cc).
    Şahsiyet-i maneviye: Manevi kişilik.
    Mâlik: Sahip.
    Bürhan-ı nâtık: Konuşan delil, söyleyen delil.


    Hazret-i Muhammed (A.S.M.) öyle bir zâttır ki; azamet-i maneviyesinden dolayı sath-ı arz, o zâtın Mescid-i Aksa'sıdır. Mekke-i Mükerreme onun mihrabı, Medine-i Münevvere onun minber-i fazl-ı kemalidir. Cemaat-ı mü'minîne en son ve en âlî imam ve nev'-i beşerin hatib-i şehîridir; saadet düsturlarını beyan ediyor. Ve bütün enbiyanın reisidir; onları tezkiye ve tasdik ediyor. Çünki dini bütün dinlerin esasatına câmi'dir. Ve bütün evliyanın başıdır. Şems-i risaletiyle onları terbiye ve tenvir ediyor.
    Azamet-i maneviye: Manevi büyüklük.
    Sath-ı arz: Arzın sathı, dünya yüzü, yerin yüzü.
    Zât: Hürmete layık kimse, sayıdeğer kişi.
    Mescid-i Aksa: Hz. Süleyman(as) tarafından yapılan ve yedi senede tamamlanan Kudüs’teki ibadet yer.
    Mekke-i Mükerreme: Mükkerrem Mekke, şerefli Mekke.
    Mihrab: Camide imamın namaz kıldırırken durduğu yer.
    Medine-i Münevvere: Nurlu şehir, nurlanmış şehir, aydınlanmış parlak şehir.
    Minber-i fazl-ı kemal: Son derecede mükemmel üstün vasıf ve özelliklerin mimberidir(bildirme ve tanıtma yeridir).
    Cemaat-ı mü'minîn: Müminler cemaatı, inananlar topluluğu.
    Âlî: Büyük, yüksek, yüce, üstün, şerefli.
    Nev'-i beşer: Beşer nevi, insan türü, insan cinsi, insanlar.
    Hatib-i şehîr: Meşhur hitap.
    Tezkiye: Temize çıkarmak, aklamak, doğruluğuna şahitlik yapmak.
    Esasat: Esaslar, temeller, kökler.
    Câmi': Kendinde toplayan, toplayıcı.
    Şems-i risalet: Peygamberlik güneşi.
    Tenvir: Nurlandırma, aydınlatma, ışıklandırma.


    O zât (A.S.M.) öyle bir kutub ve nokta-i merkeziyedir ki, onun halka-i zikrinde bulunan bütün enbiya u ahyar, ebrar u sadıkîn onun kelimesine müttefik ve kelâm-ı nutkuyla nâtıktırlar. Ve öyle bir şecere-i nuraniyedir ki, damar ve kökleri, enbiyanın esasat-ı semaviyesidir. Dal ve budakları, evliyanın maarif-i ilhamiyesidir.
    Kutub: Baş, önde gelen, uç.
    Nokta-i merkeziye: Merkeze ait nokta, merkezle ilgili nokta, merkezdeki nokta.
    Halka-i zikr: Zikir dairesi.
    Enbiya u ahyar: Peygamberler ve hayırlı iyi kimseler.
    Ebrar u sadıkîn: Hayırlılar ve sadıklar, iyiler ve doğrular(dürüstler)
    Müttefik: İttifak etmiş, birleşmiş, anlaşmış.
    Kelâm-ı nutk: Nutuk kelamı, konuşma sözü, söylenen söz, konuşulan söz.
    Nâtık: Konuşan, söyleyen.
    Şecere-i nuraniye: Nurlu ağaç.
    Enbiya: Peygamberler.
    Esasat-ı semaviye: Semavi esaslar, Allah(cc) tarafından gönderilen temel kurallar.
    Evliya: Veliler, ermişler, Allah(cc) dostu ermiş kimseler.
    Maarif-i ilhamiye: İlhama ait maarif, ilham ile gelen bilgiler.


    Bu itibarla, herhangi bir davayı iddia etmiş ise, bütün enbiya mu'cizelerine istinaden ve bütün evliya kerametlerine müsteniden ona şehadet etmişlerdir. Evet bütün davalarının tasdiklerini iş'ar eden, bütün kâmillerin hâtem ve mühürleri vardır. Ezcümle:
    İstinaden: Dayanarak.
    Müsteniden: Dayanarak, dayalı olarak.
    İş'ar: Haber verme, bildirme, anlatma.
    Hâtem: Mühür.* Son, en son.
    Ezcümle: Bu cümleden olarak, mesela.


    O zâtın (A.S.M.) davalarından biri "Tevhid"dir. Bu davayı tasrih ve ifade eden Lâ ilahe illallah kelime-i mübarekesidir. O zâtın halka-i din ve zikrine giren bütün geçmiş ve gelecek insanlar o kelime-i mukaddeseyi rükn-ü iman ve vird-i zeban etmişlerdir. Demek, o davanın hak ve hakikat olduğuna kanaat ve itminan ve iz'anları hasıl olmuş ki, zaman ve mekâna şamil bir tarzda, o kelime-i mübareke, meşrebleri, meslekleri, an'aneleri mütehalif, mütebayin insanların ağızlarında Mevlevîler gibi semavî deveran ve cevelan ediyor.
    Tevhid: Birleme, birlik, bir tek Allah’tan(cc) başka ilah olmadığına inanmak.
    Tasrih: Açıklama, belirtme, açıkça anlatma, açık açık söyleme.
    Lâ ilahe illallah: Allah’dan(cc) başka İlah yoktur.
    Kelime-i mübareke: Mübarek kelime, mübarek söz.
    Halka-i din: Din halkası, din dairesi.
    Rükn-ü iman: İman rüknü, iman temeli, imanın esası.
    Vird-i zeban: Dilden düşürülmeyen vird, sık sık tekrar edilen dua.
    İtminan: Tatmin olma, inanma.
    İz'an: Anlayış, basiret, benimseme, inanıp itaat etme.
    Şamil: Çevreleyen, içine alan, kaplayan, içeren.
    Meşreb: Gidiş şekli, anlayış tarzı, anlayış ve hareket biçimi.
    An'ane: Gelenek, âdet, örf. Ağızdan ağza söylenerek gelen söz, haber.
    Mütehalif: Birbirine uymayan, birbirini tutmayan.
    Mütebayin: Birbirinden ayrı, birbirine zıt olan.
    Semavî: Semaya ait, gökle ilgili. *Allah(cc) katına ait.
    Deveran: Dönme, devretme.
    Cevelan: Dolaşma.


    Binaenaleyh gayr-ı mütenahî şahidlerin tasdikiyle hak ve hakkaniyeti tahakkuk eden bir davaya, hiçbir vehmin haddi değildir ki, ona dest-i itirazı uzatabilsin!
    Binaenaleyh: Bundan dolayı.
    Hakkaniyet: Haklılık, doğruluk, gerçeklik.
    Tahakkuk: Doğruluğu meydana çıkma, gerçeklik kazanma.
    Vehm: Vehim, boş kuruntu, asılsız ve gerçek dışı düşünce.
    Dest-i itiraz: İtiraz eli.


    Said Nursi

    *SAHRA* bunu beğendi.

  2. #2
    Müdakkik Üye CEVELAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2016
    Mesajlar
    828

    Standart

    Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm kendi kendine güneş gibi bir bürhandır. Ve keza o zâtın (A.S.M.) dört yaşından kırk yaşına kadar geçirmiş olduğu gençlik devresinde bir hilesi, bir hıyaneti görülmemiş ve bir yalanı işitilmemiştir. Eğer o zâtın yaradılışında, tabiatında bir fenalık, bir kötülük hissi ve meyli olmuş olsaydı; behemehal gençlik saikasıyla dışarıya verecekti. Halbuki bütün yaşını, ömrünü kemal-i istikametle, metanetle, iffetle, bir ıttırad ve intizam üzerine geçirmiş, düşmanları bile hileye işaret eden bir halini görmemişlerdir. Ve keza yaş kırka baliğ olduğunda iyi olsun, kötü olsun ve nasıl bir ahlâk olursa olsun rüsuh peyda eder, meleke haline gelir, daha terki mümkün olmaz. Bu zâtın tam kırk yaşının başında iken yaptığı o inkılab-ı azîmi, âleme kabul ve tasdik ettiren ve âlemi celb ve cezbettiren, o zâtın (A.S.M.) evvel ve âhir herkesçe malûm olan sıdk u emaneti idi. Demek o zâtın (A.S.M.) sıdk u emaneti, dava-yı nübüvvetine en büyük bir bürhan olmuştur. İşarat-ül İ'caz
    *SAHRA* bunu beğendi.

  3. #3
    Müdakkik Üye CEVELAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2016
    Mesajlar
    828

    Standart

    İnsanın kuvve-i ruhiyesi tahdid edilmemiştir. Enaniyet ile o kadar aşağı düşerler ki, zerreye müsavi olur. Ubudiyet ile de o kadar yükseğe çıkıyor ki, iki cihanın güneşi olur. -Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm gibi.- Mesnevî-i Nuriye
    *SAHRA* bunu beğendi.

  4. #4
    Dost kemo84 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    33

    Standart

    Rabbim şefaatine nail eylesin.
    *SAHRA* bunu beğendi.

  5. #5
    Dost kemo84 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    33

    Standart

    Rabbim oyun yolundan gitmeyi,onun dogrulariyla hemhal olmayi cümle islam alemine nasip eder insallah
    *SAHRA* ve *AHMET* bunu beğendi.

  6. #6
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart

    En'âm, 50. Ayet: De ki: Ben size, Allah'ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyarım. De ki: Kör ile gören hiç bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?

  7. #7
    Ehil Üye olabilir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2017
    Mesajlar
    1.109

    Standart

    Ahzâb, 31. Ayet: Sizden kim, Allah'a ve Resûlüne itaat eder ve yararlı iş yaparsa ona mükâfatını iki kat veririz. Ve ona (cennette) bol rızık hazırlamışızdır.

  8. #8
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.257

    Standart

    Allah'ı sevmek, onun marziyatını yapmaktır. Marziyatı ise, en mükemmel bir surette Zât-ı Muhammediyede (A.S.M.) tezahür ediyor. Lem'alar

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. "Ene" ve "Zerre"den İbaret Bir "Elif" Bir "Nokta"dır.
    By Ene-Zerre in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 29
    Son Mesaj: 21.04.17, 20:29
  2. Hayatıyla bir "Elif" yazar, "Vav" vuslatıyla yürür, yüreği "Hu" okur..
    By gamze-i_dilruzum in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 21.04.17, 20:28
  3. "Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm kimdir?"
    By fanidünya... in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 26.08.15, 21:09
  4. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm ile konuşacak ve konuşmuş
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 16.02.15, 03:28
  5. Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm kimdir?
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 16.09.14, 19:37

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0