Toplu yemek yenirken yaşça büyük olandan evvel yemeğe başlanmaz.

Amir mevkiinde olan kimse önce başlayabilir. Yemekte hayırlı ve güzel şeylerden konuşulur.

Sofrada yanındakine yumuşak davranır. Kimseye yemesi için yemin vermez. Ancak üç defa "ye" diyebilir.

Sofrada yediklerine bakmak, az yediğini göstermek için sofradakilerden önce elini yemekten çekmek gibi topluluğun hoşuna gitmeyecek şeyleri yapmamalıdır.

Davet olunmadığı yemeğe gitmek uygun olmaz. Ancak yemek sahibi gelmesinden memnun olacak ve sevinecek bir kimse ise gider. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.), Hz. Ebûbekr ve Hz. Ömer (r.anhüma) acıktıkları bir vakitte Ebû'l-Heysem Teyyihan ve Ebû Eyyûb el- Ensârî'nin (r.anhümâ) evlerindeki yemeğe gitmişlerdi. Bir kişiye iki şey verildiğinde en çok hoşuna gideni seçer. Müsafire "dilediğinizden yiyiniz" demekte mahzur yoktur. Hatta bunda çok sevap vardır.

Müsafire "yemek hazırlayayım mı" diye sormaz. Uygun olan, sofrayı hazırlamaktır. Yerse yer, yemezse kaldırır.

Evine bir müsafir geldiğinde elinde bulunandan ikram eder, zorlanacağı şeyleri hazırlamaz. Zira Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular:

"Müsafir için külfete girmeyiniz. Olur ki ona karşı hoşnutsuzluk hissedersiniz. Müsafiri sevmeyen, Allâh'ı sevmemiş olur, Allâh'ı sevmiyeni Allâh da sevmez."


Nâfile oruç tutan kimse müsafirlikte yemek ikram edilirse yer. Eğer yemekte haram şüphesi varsa yahut ev sahibi kötü ahlâklı, zâlim, bidat sahibi veya daveti övünmek için yapıyorsa oradan uzak durur. Davete iştahını gidermek için değil de Resûlullah'ın (s.a.v.) sünnetine uymaya niyet ederek gider. Davet olunduğu evden sahibinin izniyle çıkar.

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: "Yemeği birlikte yiyiniz ve besmele çekiniz. Böyle yaparsanız yemeğiniz bereketlenir... "(Hadîs-i Şerîf, Sûnen-i Ebû Dâvud)