+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Kutlu Doğumu Anlamak ve Anlatmak

  1. #1
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    5.901

    Standart Kutlu Doğumu Anlamak ve Anlatmak

    Kutlu Doğumu Anlamak ve Anlatmak

    “Ben Muhammedim, ben Ahmedim, ben Rahmet peygamberiyim” (Müslim, “Kitâbu’l-Fedâil”, 126; Tirmizî, “Davât”, 118.)

    “Ey Rabbimiz! Onlara kendi içlerinden senin âyetlerini okuyacak, onlara kitap ve hikmeti öğretecek, onları temizleyecek bir elçi gönder. Her zaman üstün gelen, her şeyi yerli yerince yapan yalnız sensin.” (Bakara, 2/129)

    İbrahim ve İsmail Aleyhimesselâm’ın bu niyazlarının üzerinden uzun yıllar geçtikten sonra, bu ümmetin Efendisi ve insanlığın en hayırlısı dünyaya teşrif ettiler.

    Mevlid-i Nebevî, bizim için en büyük bayramdır. O Rahîm-i Zülcemal’in verdiği nimetleri dile getirmek ve şükrünü ifa etmek bir sorumluluk, Hz. Peygamberden (a.s.m) bahsetmek, O’nu tanımak ve tanıtmaya çalışmak, O’nun nurlu yolunu/izini sürmek, en büyük görev ve üzerimize farzdır.

    O Rahmet ve şefkat Nebisini hayatımıza hayat, yolumuza rehber yapmak için bir gayretin içinde olduğumuzu söylemek mümkün, ama yeterli değil.

    Her yıl T.C. Diyanet İşler Başkanlığı tarafından kutlanan “Kutlu Doğum Haftası” etkinliklerine yurtiçi ve yurtdışındaki sivil toplum kuruluşlarının da iştirak etmeleri, heyecanlı ve sevinçli bir faaliyetin içerisinde bulunmaları oldukça önem arz etmektedir. Ama varlık sebebimiz, iftihar tablomuz bir yüce ve emsalsiz şahsiyet için yeterli olmasa gerek.

    O’nu bir seminere, bir konferansa, panele, bir haftalık anma programlarına sıkıştırmak; O’nu (A.S.M) anlamak ve anlatmak ve Nurlu Sünnetini yaşamak için kâfi değildir. Bir hayat boyu, bütün insanlık ve hassaten İslâm âlemi yedisinden yetmiş yedisine kadar seferber olup O “Cihanın Sultanı”nı solumalı, hayatına, dem ve damarlarına işleyecek kadar O’nun mânevî rayihasını sindirmeli ve massetmelidir.
    Mekke-i Mükerreme; sokaklarıyla, zerrelerine kadar O kutlu Nebî’nin ayak izlerine, göz yaşlarına, ızdırap ve çilelerine şahitlik yapmış bir Ümmü’l-Kurâdır (şehirlerin anasıdır). İslâm’ın binasını ve temelini sağlam atabilmek için, fedakâr ashâbıyla birlikte çilelerin en mukaddesine talip olmuş, Zübeyirleri, Talhaları, Mus’apları, Bilalleri yetiştirirken; istikbâlin Saidlerine, Hulûsîlerine, Hamzalarına, Zübeyirlerine, Ceylanlarına, Sungurlarına şefkat ve sena diliyle mesaj vermeyi ve dua etmeyi de unutmamıştır.
    O’nun (s.a.v) yetiştirdiği ve başlarını müşfikane okşadığı bu iman fedâîleri, ışık saçan, yol gösteren yıldızları, O mânevî güneşin etrafında pervâne olmuş ve kendisine peyk olmayı şeref ittihaz etmişlerdir.
    Hadisin ifadesiyle, cennetten kaçarak imtina edenler, diretenler, isyan edenler müstesna… Onlar cennete giremeyeceklerdir. Zira cennete girmenin ve saâdete erişmenin yolu Peygambere tâbi olmaktan geçer.
    O’nu baş tacı etmek, en büyük devlettir. Şair ne güzel söylemiş:
    “Ümmeti olduğumuz devlet yeter
    Hizmetin kıldığımız izzet yeter…”

    Hiç sapar mı O Zâtı-ı Zîşânı örnek alan? Mânevî bunalımlara, buhranlara, küresel krizlere hiç düşer mi ashâbın yaşadığı atmosferi yaşayan?

    O’nun merhâmet ve rikkatini örnek alan kardeşini hor ve hakîr görebilir mi? Gıybet ve dedikodusuyla zamanını heba eder mi? Onu kucaklamaktan, anlamaktan, dinlemekten ve hoşgörülü olmaktan hiç vazgeçer mi?

    Yâ Resûlallah ! Senin bir kez daha yeniden gönlümüze ve hayatımıza doğmanı, getirdiğin, kardeşlik ve muhabbet tohumlarının yeniden yeşermesi için çağlara ve zamanlara damgasını vuran O lâhûtî sadanla bir kez daha bize seslenmeni istirham ediyoruz.

    Hz. Cabir’i (r.a) Tebuk seferi dönüşünde bineği olmadığı için, Zât-ı mübarekeni şerefle taşıyan “Kusvâ”nın terkisine almıştın. Çünkü O buna layıktı. Ama bizler, Senin kapının kıtmîri olmaya razıyız.
    Ve ümmetin olduğumuza çok, ama çok şükrediyoruz…

    Sallallahu Aleyhi Ve alâ âlihî ve Sahbihî Ve Sellim Teslîmen kesîra.


    Kaynak: İsmail Aksoy - http://www.risalehaber.com/yazar_466...-anlatmak.html


    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  2. #2
    Ehil Üye Fehim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Yaş
    56
    Mesajlar
    1.866

    Standart

    Ondört asır evvel, yine böyle bir geceydi,
    Kumdan ayın on dördü, bir öksüz çıkıverdi!
    Lâkin, o ne husrandı ki; hissetmedi gözler,
    Kaç bin senedir, halbuki, bekleşmedelerdi;
    Bir kerre, zuhur ettiği çöl en sapa yerdi;
    Bir kerre de mâmûre-i dünya, o zamanlar,
    Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi.
    Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
    Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!
    Fevzâ bütün âfâkını sarmıştı zeminin,
    Salgındı, bütün şark’ı yıkan tefrika derdi.
    Derken büyümüş, kırkına gelmişti ki öksüz,
    Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!
    Bir nefhada insanlığı kurtardı o mâsum,
    Bir hamlede kayserleri, kisraları serdi!
    Aczin ki ezilmekti bütün hakkı, verildi;
    Zulmün ki, zeval aklına gelmezdi, geberdi!
    Âlemlere rahmetti evet şer’-i mübîni,
    Şehbâlini adl isteyenin yurduna gerdi.
    Dünya neye sahipse, onun vergisidir hep;
    Medyun ona cemiyeti, medyun ona ferdi.
    Medyundur o Mâsuma bütün bir beşeriyyet...
    Ya Rab, bizi mahşerde bu ikrar ile haşret.


    (Mehmet Âkif Ersoy, Safâhat, İstanbul 1975, S. 499)

  3. #3
    Yasaklı Üye tur_kaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    131

    Standart

    ikbalin dediği gibi bugün ki din anlayışı ile allahın rasurullaha tebliği ettiği din apayrı bir olgu,insanlar kuru et yiyen bir kadının oğlu olan bir peygamber yerine,elmas taçlı,altın tahtlı,bir peygamber tasavvur ediyorlardı,yanlız tasavvur etmiyor,ömrü boyunca bundan uzak olan peygamberden geriye kalan bu hatırayı bu tasavvura uygun aksesuarlarla süslüyorlardı,bir kul gibi yaşayan peygamber yerine, tasavvurlarında kayser ve kisra gibi yaşamaya taliptiler,kendi hayatlarını peygambere uydurmak isteyenler, peygamberi ve onun tebliği ettiği dini kendi tasavvurlarındaki hayata uyduruyorlardı...

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Köre Kirmiziyi Anlatmak
    By BiRDüNYaUMuT in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03.06.13, 20:02
  2. Akrebin Doğumu
    By Beste-i Rana in forum Resim - Fotoğraf Galeri
    Cevaplar: 33
    Son Mesaj: 12.12.08, 22:35
  3. Risale i Nur'dan Anladıklarımız ve Anlatmak İstediklerimiz...
    By aczmendi reşha in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09.08.08, 10:55
  4. Hz. Ali Burda Ne Anlatmak İstemiş Olabilir?
    By asya in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 27.06.08, 20:17
  5. Derdinizi Anlatmak İçin Derthanede Buluşalım
    By nurlu dağ in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 19.11.06, 21:58

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0