+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 18
Like Tree1Beğeni

Konu: Habibime Mektup

  1. #1
    Ehil Üye Beste-i Rana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Doğanın Derinlikleri
    Mesajlar
    4.544

    Standart Habibime Mektup

    Akşamın ilerleyen saatlerinde bir sessizlik çökse aniden şehrin üzerine,her yer aniden karanlığa bürünse...
    insanların şuana kadar yaşadıkları şeylerr bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçse...
    Pişmanlık kaplasa sonra tüm benliklerini,o acıyı o sızıyı yaşarken insanı cezbeden,o muhteşem büyüsüyle Rabbim'min kelamı okunmaya başlasa...
    Okuyan ise
    Sevgililer sevgilisi,
    Habibim,
    Can Ahmed'im
    Muhammed Mustafa'm (s.a.v) olsa....
    Kalplerdeki iman aşkı alevlense,yansa tutuşsa gül kokulu Nebi'nin ümmeti...
    Aksa gözyaşları,yıkasa günahla kararan kalpleri.
    "Kelamınada kurban olurum,Habibinede..." diyen kalplerin sesleri arşa yükselse.
    silkelense Muhammed ümmeti....
    Gece Can Ahmedimin (s.a.v) nuruyla aydınlansa,kalplerdeki iman bir nur misali parlasa pırıl pırıl.
    Sonra....
    Birden Beytullah gelse gözümüzün önüne,gidemedik hayalde de olsa sanki o bize gelmiş gibi...
    Can Ahmedim (s.a.v) önde,ümmeti arkasında.
    O'nun imamlığında lezzetine doyum olmaz o namazın tekbirini alsak...
    Kalplerimize o anda yaşadıklarımızın ağırlığı çökse,bütün azalarımızla Habibimizle birlikte bizi Yaradanı zikretsek...
    sonradan farkına varsak şu yalan dünyada oluşumuzun..

    ah Habibim bir gelsen...
    Hayali bile avunmaya yetiyorken,rüyamı yada evimi şereflendirişin nasılda yakardı benliğimi,nasılda alırdı beni benden...
    Şu yalan dünyadaki tek rehberim,
    Rabbimin gözbebeği,
    gönüllerin sultanı,
    güllerin efendisi,
    ümmeti için gözyaşı döken vefakar sevgili....
    SENİN ÜMMETİNDEN OLMAYLA BENİ ŞEREFLENDİRENE,
    SENİN AŞKINI BU KALBE KOYANA,
    SENİ BANA ÖRNEK GÖSTEREN REHBER KILANA
    SONSUZ SECDELER,SONSUZ ŞÜKÜRLER OLSUN!....







    (alıntı)
    Ararad bunu beğendi.




    Hest-i Nist-Nümâ



    "Müslümanın müslümana gülümsemesi sadakadır" sırrıyla espri yapıyorum...


    Hepimiz Cennette Kavuşalım...


  2. #2
    Ehil Üye YıldızMisal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.694

    Standart

    SENİN ÜMMETİNDEN OLMAYLA BENİ ŞEREFLENDİRENE,
    SENİN AŞKINI BU KALBE KOYANA,
    SENİ BANA ÖRNEK GÖSTEREN REHBER KILANA
    SONSUZ SECDELER,SONSUZ ŞÜKÜRLER OLSUN!....
    ebeden şükürler olsun..
    sağol ahsen kardeş

  3. #3
    Dost miraç_42 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Bulunduğu yer
    konya
    Mesajlar
    42

    Standart

    allah razı olsun inş..

    ayinedir bu alem herşey hak ile kaim..Mirat'i muhammeden Allah görünür her daim..

  4. #4
    Garip_Maznun
    Guest Garip_Maznun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Alıntı Hüve-l Ahsen Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    SENİN ÜMMETİNDEN OLMAYLA BENİ ŞEREFLENDİRENE,
    SENİN AŞKINI BU KALBE KOYANA,
    SENİ BANA ÖRNEK GÖSTEREN REHBER KILANA
    SONSUZ SECDELER,SONSUZ ŞÜKÜRLER OLSUN!....

    Amin elfü elfi amin...Her daim şükürler olsun...Çok teşekkürler kardeşim,RABBİM razı ve hoşnut olsun...SELAM VE DUA İLE...

  5. #5
    Garip_Maznun
    Guest Garip_Maznun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart


    Sevgi neydi?
    Yüreğinin en dibinde acımasaydı değimli sevgi?
    Sevgili düşünce oraya yanmasıydı sevgi.

    Sen düşünce yüreğime, nasıl yanmaz bu beden tümü ile sensiz kaldığım şu zamanlar içinde.
    Ey sevgili sensizlik ki yaktı beni çok özlemdim seni.
    Yüreğim değil tüm bedenime işlemiş sevgin efendim

    Efendim sen gidince yaralandık parçalandık
    Gökyüzü küstü bize.
    Yıldızlarda ışıldamıyor artık
    Yetim kaldık.

    Güller kokusunu vermiyor artık
    Onlarında boynunu büktük de
    Gülsüz kaldık

    Adını dahi unutmak üzere bir ümmet
    Sözüne itibar etmeyen dört çapulcu
    Sözde adları fetva makamı âlimsiz kaldık ilimsiz kaldık


    Kör olasıcalar küstürdünüz yıldızları
    Gök kubbe ağlamıyor artık…
    Makammış güldürmeyin be ne makamı
    Makamsız kaldık

    Efendim sen gittin de ümmetin kızları diri, diri gömülüyor
    Efendim sen gittin ya yetimlerin başları okşanmaz oldu
    Efendim sensizlik içinde perişanız artık.
    Kolsuz kaldık
    Başsız kaldık

    Efendim sen gidince
    Tesellisiz kaldık
    Ve sensiz karanlıklar içinde
    Öylece ortada yapayalnız
    Sersefil kaldık.

    Efendim sen gittin ya her şeysiz kalsak da ümitsiz kalmadık
    Efendim sen gittinya sevgiyi unut sakta fidansız kalmadık
    Efendim sen gittin ya Ömer kadar olmasak da Ömersiz kalmadık
    Efendim sen gittin ya yüreğimiz yansa da gençlik fidanlarımız la kaldık
    Bu ümmetin Osmanları Ömerleri Bekirleri âliler ile kaldık
    Ve bekle bizi ey dünya Bir Muhammedi Gençlik yeşeriyor

    Es selat’ü vessela’mü Aleyhe ya Resulallah
    Sana binler sel at binler.

    On üç eylül iki bin sekiz
    Saat sıfır iki kırk sesiz


    Mavi Umut.

    SELAM VE DUA İLE...

  6. #6
    Ehil Üye Beste-i Rana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Doğanın Derinlikleri
    Mesajlar
    4.544

    Standart

    Rabbim cümlemizden razı olsun inşallah...




    Hest-i Nist-Nümâ



    "Müslümanın müslümana gülümsemesi sadakadır" sırrıyla espri yapıyorum...


    Hepimiz Cennette Kavuşalım...


  7. #7
    Ehil Üye Beste-i Rana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Doğanın Derinlikleri
    Mesajlar
    4.544

    Standart



    GÜL İLE HASBİHAL
    Sen ey gül,
    Açıp solan,
    Kalmayıp giden,
    Gülüp ağlayan, ağlatan,
    Var yok arası,
    Hasret çiçeği,
    Kanlı vadi,
    Sevda tepesi,
    Veda çölü,
    Kalbin uzak coğrafyası,
    Varlık âyinesi,
    Işık tuzağı,
    Vuslat serabı,
    Açıp solan,
    Taze müjde,
    Kırılgan yâr,
    Varlık kristali,
    Yokluk kuyusu.

    Sen ey gül,
    Göğsümün kanının çiçeği,
    Bu seher vakti,
    Gün tomurcuklanmadan,
    Işık eşyaya vurmadan,
    Açılmadan zamanın goncası,
    Kapına geldim.
    Yola düştüm,
    Kalbimde yatan gül aşkıyla,
    Aklımı kanatan rengine vurularak.
    Yitiğimi bulmak,
    Bulduğumu yitirmek için.
    'Veda' tepelerinde kurulan devleti
    Gül yaprağından devşirmek için.
    Şifa gülünü, vefa gülünü, can gülünü,
    Sultan gülünü öpmek ve diriltmek/dirilmek için…
    Yitirmek için Leylâ’yı ve Lâle’yi,
    “La ilahe” diyebilmek için.

    Sen ey gül,
    Say ki bir bülbül yanı başında,
    Ömrüm bir bülbül ağlayışında.
    Sesim gül şiiri, kelimelerim şebnem
    Ve yağmurla yanağına düşürdüğüm gözyaşında.
    Toprağına ölü olup uzanıyorum şimdi.
    Sen ey gül,
    Sen ne kadar gülsen,
    Ne kadar gülersen,
    Ne kadar kan dökmek istersen göğsümden,
    O kadar bülbülüm ben,
    O kadar ağlıyor,
    O kadar gülüyorum.
    Senin için kanıyorum.
    Gül yüzüne kanıyorum.

    Sen ey gül,
    Hasretin de vuslatın da saadet bana,
    Ki bir ömür ediyor hasretin.
    Varlığım mecnun bir diken olsa da,
    Senin yanında kalıyorum, sana kanıyorum ya.
    Vuslat o kadar makbul değil.
    Belki, mümkün değil.
    Göğsüme her sokuluşunda
    Soluşunu da yanımda getiriyorsun.
    Öyleyse, sen kendini diken bil ey gül.
    Kalbime yetmiyorsun.
    Arzuma yetişemiyorsun.
    Yalnız gözüm kanıyor sana,
    Sahte ışıklar gibi.
    Gece ortası yıldız böceği.
    Varoldukça yok oluyorsun.
    Geldikçe gidiyorsun.

    Sen ey gül,
    İlk, senin âyinende gördüm yüzümü.
    Senin yüzünde aşkımı keşfettim.
    Senin yüzünden derde düştüm.
    Bir seni senâ ettim, senin övgüne kandım.
    Seni yâr ve kendimi var sandım.
    Oysa bir 'Ezelî Nazar'ın hatırında var değil miydik?
    ‘Gizliydim; görünmek istedim’ dedi diye
    Düşmüş değil miydik varlık âyinesine?
    Ve ne ki, ve ne yazık ki, ve ne hüsran ki,
    Birbirimizin yüzünde oyalandık.
    ‘Görünmek isteyen Cemâl’e kör kaldık.
    ‘Görmek dileyen Nazar-ı Dekaik-âşina’ya uzak kaldık.
    Varlık yâre oldu yüreğimizde, Yâr’in yolundan kaldık.

    Sen ey gül,
    Ben seni buldum,
    Ben sana vardım,
    Ben sende durdum.
    Ne çare,
    Bulduğum yâr aradığım değildir,
    Vardığım yöre kalınası değildir,
    Durduğum yer kalası değildir.
    Yine de vefalısın, bilirim.
    O yüzden kanımı akıtırsın,
    O yüzden solarak sokulursun koynuma,
    Canımı acıtırsın tâ ki,
    Bulduğuma razı olmayayım,
    Vuslatına kanmayayım.
    Şairin “Gül, ey saf çelişki!” dediği diken değsin yüreğime.
    Leylâ’dan geçeyim, Ferhat’leyin benlik dağını deleyim,
    Ta tahammülü kuşanıp, el açıp Ötelerin Sahibi’ni dileyeyim.
    Tâ yalanı, solanı, eskiyeni yakayım,
    Gül, kül olsun.
    Tâ perde perde açılsın gül yaprakları,
    Ölümüm düğünüm olsun.

    Ve sen ey gül,
    Güllerin solduğu bu yerde,
    Ellerin düştüğü bu yerde,
    Gözlerin kapandığı bu yerde,
    Canların kanadığı bu yerde,
    Sen ve ben,
    Neden birbirimize bakarız?
    Neden bunca senâ, bunca sevda?
    Neden?

    Ben sende kalamam ey gül.
    Sen de bana kalmazsın.

    Sen ey gül,
    Yalan yanlış aşkların ülkesi.
    Yitik sevdaların yöresi.
    Buruk buluşmalar köşesi.
    Aşkın ve şiirin yakıcı gölgesi
    Sen bende kalmazsın.
    Ben sana kanamam.

    Seni senâ ettiğim yeter artık ey gül!
    Söylediklerim şairce değildir gerçi,
    Seni senâ etmenin bedeli sözün parçalanmışlığıdır.
    Nice gül yaralı şiirlere değmiştir dudağım.
    Gül yüzlülerin dergâhında gülücüksüz bırakılmıştır.
    Gülü yazmış, güleyazmamıştır.
    Gülü bilmiş, gülebilmiş değildir.
    Ağlamış, lâkin gözyaşı gül yüzlere değmemiştir.
    Gül muştusu beklemiş ve halâ beklemektedir.
    Şimdi sen ey gül,
    Geri ver emdiğin gözyşlarımı,
    Gözüme dönsün yeniden kana buladığın çiğ taneleri,
    Tâ ki “Adımları parıltılı, alınları bembeyaz,
    Dağılsın evrene gülün mestaneleri.”

    Sen ey gül,
    Sen Muhammed kokulu gül.
    Sen ey gül kokulu Muhammed! (asm)
    “Sen ki en büyük Gül’sün, en çok gülü seversin
    Söyle bahçıvanına, bir gül de bana versin.”

    Sen ey gül,
    “Sen ey bahar elçisi, sen ey kutlu güldeste
    Senin için cansızlar bile canından geçer.”
    Değil mi ki Hafız Senin hatırına mahfuzdur ebediyen,
    Fuzûli sözleri, Senin adına fuzûliyattan arındı.
    Şiraz’ın rüzgârında, Medine’nin göğünde,
    İstanbul’un yüreğinde,
    Senin kokundur yâremizi sağaltan,
    Senin kokun Yâr’in vechine yüzümüzü çeviren.

    Sen ey gül,
    Umarım ki yüzüm yüzüne değer.
    Duyarım ki, yüzün yüzüme güler.
    Ve bilirim ki,
    “Gölgeler şehrinde gül,
    Kimseler kalmayacak.
    Öteler şehrinde gül,
    Bir daha solmayacak.”

    Solmayacak gül,
    Ve Nur’dan yaprakları olacak.


    Senai DEMİRCİ




    Hest-i Nist-Nümâ



    "Müslümanın müslümana gülümsemesi sadakadır" sırrıyla espri yapıyorum...


    Hepimiz Cennette Kavuşalım...


  8. #8
    Ehil Üye Beste-i Rana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Doğanın Derinlikleri
    Mesajlar
    4.544

    Standart

    De ki O Allah'tan konuşur;
    dediği ancak vahiydir; hevasından söylemez.
    Ehad'dir O'nun Halık'ı;
    "Sen olmasaydın, Sen olmasaydın..." sırrıyla Halık'ının bitanesi, varlığın eşsiz incisi, yaratılış hikmetinin biricik gerçekleşme vesilesidir.
    Samed'dir O'nun Rabbi;
    O kimsenin ışığına muhtaç değil; kimse O'nun ışığına ihtiyaçsız değil.
    Âlem O'ndan nur alır; O'ndan nurlanmayan herşey karanlıktadır.
    Muhabbetlerin hepsi O'nunla muhabbettir; sevmelerin cümlesi O'nun hatırına gerçekleşir.
    Doğurmuşlardan kimse O'nun gibi değildir.
    Doğurmuşların hatırı O'nun hatırına sayılır.
    "Anam babam sana feda olsun ey Muhammed..." hitabının biricik muhatabıdır.
    Doğurulmuşlardan kimse O'nun gibi değildir.
    Doğurulmuşlar da O'nun hatırına sevilir.
    Oğul ve kızlarımıza sonsuzluk vaad eden O'nun haberidir.
    Evladı göz aydınlığı eyleyen O'nun müjdesidir.
    Evladı anababaya sevdiren de, evlada ana-babayı sevdiren de O'nun muhabbetidir.
    Ne dengi vardır ne de benzeri
    Müjdelerin aslı, merhametlerin mayası, tesellilerin anası, hüzünlerin çaresi Muhammed'dir.
    Senai Demirci




    Hest-i Nist-Nümâ



    "Müslümanın müslümana gülümsemesi sadakadır" sırrıyla espri yapıyorum...


    Hepimiz Cennette Kavuşalım...


  9. #9
    Gayyur TeSbiHaT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Bulunduğu yer
    Hatay
    Mesajlar
    75

    Standart

    ALLAH razı olsun emeğine sağlık. Selam ve dua ile..

  10. #10
    Ehil Üye Beste-i Rana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Doğanın Derinlikleri
    Mesajlar
    4.544

    Standart

    Alıntı TeSbiHaT Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ALLAH razı olsun emeğine sağlık. Selam ve dua ile..
    Cümlemizden Rabbim razı olsun kardeşim...




    Hest-i Nist-Nümâ



    "Müslümanın müslümana gülümsemesi sadakadır" sırrıyla espri yapıyorum...


    Hepimiz Cennette Kavuşalım...


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. İnkarcıya Mektup...
    By Garip_Maznun in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14.01.09, 14:36
  2. O´na Mektup
    By KıL_BeNi_Ey_NaMaZ in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10.12.08, 14:30
  3. Habibime Mektup
    By Hayko_O in forum Hz. Muhammed (S.A.V)
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 16.09.08, 15:24
  4. 29. mektup
    By muradoglu in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 14.07.08, 18:53
  5. 1.Mektup, 2.Sual
    By LeMaLaR in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 18.07.06, 14:55

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0