+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Zor Günlerde Halimiz

  1. #1
    Gayyur Gül Yürekli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    BİLMİYORUM..!
    Mesajlar
    113

    Standart Zor Günlerde Halimiz

    “Yiğit meydanda belli olur” diye bir atasözümüz var. Doğrudur, ciddi bir sınamadan geçmeyince ne yiğitlik anlaşılır ne de karakterimiz, hakiki madenimiz. Kişinin Rabbiyle irtibatı da böyledir, zor zamanlarda kalbimizden ne geçiyor, ona bakmak lazım.
    Düşmanlar evini sardı, canını istiyorlardı, O dua ediyordu.
    Mızraklarını kapıya doğrultmuş, sabahı bekliyorlardı, O Yasin suresini okuyordu.
    Sonra yüzlerine toprak atarak aralarından geçip gidiyor, Sevr dağına çıkıyordu.
    Düşmanlar her tarafı köşe bucak arayarak mağaranın önüne kadar sokuluyorlardı. O, sadık arkadaşına “Üzülme Allah bizimle beraber.” diyordu.
    Düşmanları başına ödüller koyuyordu; O, arkadaşıyla birlikte Medine’ye doğru yol alıyordu.

    En Büyük Hakikat
    Rasul-i Ekrem s.a.v., peygamberliği süresince çok zorluklar çekmişti. Ama hicret günleri belki de en zor günleriydi. Hicret geceleri de en tehlikeli geceleri.
    Asırlar sonra okurken bizi bile endişelendiren o hicret gecelerini Rasul-i Ekrem s.a.v. nasıl geçiriyordu? Ne yapıyordu?
    Önce şunu bilmek lazım: Efendimiz s.a.v., bütün imkansızlıklara rağmen gerekli bütün tedbirleri alıyordu. Şartların gerektirdiği istihbaratı yapıyor, güvenilir bir rehber buluyor, develeri ve yol azığını düşmanlara hissettirmeyecek şekilde hazırlatıyor ve öylece yola çıkıyordu.
    O bir insandı. Gelmiş geçmiş en özel insan. Alemlerin Rabbi’ne kulluğu en üst seviyede ve her an yaşayan bir insan… En zor şartlar altında bile imkanların elverdiği tedbirleri alırken, insanlara kulluğu öğretmekle görevli bir insan; Yüce Yaradan’ın elçisi…
    Her zerrenin her an Yaradan’ın elinde olduğunu, hiçbir şeyin kendi kendine meydana gelmediği anlaşılmalıydı. Yaradan’ın her an bizimle beraber olduğunu, her nefesimizi ciğerimize indirenin O olduğunu hissetmemiz gerekiyordu.Kâinattaki asıl hakikat işte buydu.
    İnsanı insan yapacak, yaratılmışların en üstünü kılacak olan düşünce, bu hakikati anlamak ve bu anlayışı her nefeste idrak etme çabasında yatıyordu. İnsanın yaradılış sebebi ve hedefi zaten bu değil miydi?
    Allah Rasulü s.a.v. bunun için gönderilmişti. O halde bütün bu zorluklar işte bunun için yaşanıyordu.
    İşte O, hayatının her safhasında olduğu gibi Sevr dağındaki mağarada da, Medine yolunda da bu hakikati teneffüs ediyordu.
    Yüce Allah’ın varlığını ve her an beraberinde bulunduğunu ruhuyla duyuyordu. O’nun şefkatini, adaletini, hükümranlığını en üst seviyede idrak ederek yüce huzura duruyordu. Uzun uzun kıyamlarla, gözyaşlarıyla yıkanan secdelerle, dua ve niyazlarla… Beş vakit O’nunla görüşüyordu. Kuşluk namazında yalvarıyordu, gecenin derinliklerinde teheccüd namazıyla dostluğuna sığınıyordu.
    Bizim için en önemlisi, Rasul-i Ekrem s.a.v. ruhun dirilişinin tek yolu olduğunu yaşayarak gösteriyor ve çarenin de kendi örneklediği gibi yaşamaya çalışmaktan geçtiğini insanlığa öğretiyordu.
    Bu ruh diriliğinin oluşabilmesi ve devamlı korunabilmesi için, iman etmenin yanında çaba göstermek, imanı işlerle, eylemle ortaya koymak ilâhi bir kanun. İşte hayatıyla bunu insanlığa anlatıyordu. Gönlünde, gözünde, dilinde hep Allah vardı. Gündüzü ve gecesi, Allah’ın zikriyle, fikriyle apaydınlık idi.
    O’nun İzinde Bir Örnek
    Rivayet edildiğine göre, büyük velilerden İbrahim Gülşenî Hazretleri irşada başladığı ilk yıllarda İran’da bulunmaktadır. Şah İsmail’in ordusu şehri kuşatır. Gülşenî Hazretleri oradan ayrılıp Mısır’a gitmek için ciddi gayret sarf eder ama maalesef iş işten geçmiştir. Şiî propagandasının önünde bir engel olarak görüldüğü için Şah İsmail tarafından zindana atılır. Ertesi gün de idam edilecektir. Yapılacak hiçbir şey kalmamıştır.
    Kapıda bulunan gardiyan hayretler içindedir. Ertesi gün idam edileceğini bilen bu mahkûm, sanki hiçbir şey yokmuş gibi abdestini alıyor ve huzur içinde namaz kılıp ibadet ediyor. Ne küçük bir panik, ne bir şikayet…
    Gardiyan merakını yenemeyip Gülşenî Hazretlerine bu halini soruyor. O da Allah’ın her an ve her yerde hazır olduğunu, her şeyin O’na ait olduğunu hatırlatıyor, Allah neyi takdir buyurmuşsa onun meydana geleceğini anlatıyor. Gardiyan bu sözlerden etkilenip Gülşenî Hazretlerine intisap ediyor ve zindandan kaçmasını sağlıyor.
    Daha sonra Gülşenî Hazretleri Mısır’a yerleşiyor ve uzun yıllar insanlara hizmet ediyor.

    Gündelik Zorluklar ve Biz
    Biz de zorluklar yaşıyoruz. Hangimizin bir an önce bitse dediği, kendini çaresiz hissettiği zamanlar olmaz ki… Mesela çocuğumuz ateşlenir, sabaha kadar acilde beklemek zorunda kalabiliriz. Sene sonu hesaplar sıkışır, birkaç geceyi işyerinde geçirmek zorunda olabiliriz. Bir sebeple uzun süre sıcak yuvamızdan ayrı düşebiliriz.
    Bütün bunlar, ne Efendimiz s.a.v.’in karşılaşmış olduğu zorlukların en küçüğü ile mukayese edilebilir, ne de yarın infaz edilecek bir idam mahkûmunun haliyle.
    Oysa geçici sıkıntılar bizi ne hale getiriyor? Bize şahdamarımızdan yakın Rabbimizle irtibatımıza, münasebetimiz hangi etkiyi yapıyor?

    Yüce Mevlâ her zaman ve halde zikredilmesini, hatırlanmasını istiyor. Kullarını kâinatın en büyük hakikatı karşısında sürekli çaba içerisinde olmaya teşvik ediyor.
    Mademki Yüce Mevlâ, her an bizimledir, şahdamarımızdan daha yakındır, bizim de elimizden geldiği kadar bu yakınlığı hissederek, zaten O’nun mülkünde olduğumuzu hatırlayarak yaşamamız gerekiyor. Yüce Allah’ın yeryüzüne koyduğu sebep sonuç ilişkisini ihmal etmeden, elden ne geliyorsa tedbire gevşeklik göstermeden…
    Alemlerin Rabbi ile bu sürekli ve yoğun irtibat hali çok değerlidir. Onu elde edebilmek için başta farz ibadetlerimiz olmak üzere dinimizin emir ve yasaklarına titizlik göstermeli, vird edindiğimiz O’nun güzel isimlerini bol bol tekrar etmeliyiz.
    Ve bütün ibadetlerimizi, hatta zikirlerimizi şöyle bir niyet terazisinden geçirmeliyiz: “Rabbim, sensin benim maksadım. Ve senin razı olmandır tek aradığım.”

    Derdin sendendir bilmezsin,
    Çaren de sendedir görmezsin,
    Evrende bir noktayım sanırsın,
    Tüm alemler kainat
    sen de özetlenmiştir de,
    Görmezsin.

    Hz. Ali


  2. #2
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Alıntı Gül Yürekli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    “Yiğit meydanda belli olur” diye bir atasözümüz var. Doğrudur, ciddi bir sınamadan geçmeyince ne yiğitlik anlaşılır ne de karakterimiz, hakiki madenimiz. Kişinin Rabbiyle irtibatı da böyledir, zor zamanlarda kalbimizden ne geçiyor, ona bakmak lazım.
    Düşmanlar evini sardı, canını istiyorlardı, O dua ediyordu.
    Mızraklarını kapıya doğrultmuş, sabahı bekliyorlardı, O Yasin suresini okuyordu.
    Sonra yüzlerine toprak atarak aralarından geçip gidiyor, Sevr dağına çıkıyordu.
    Düşmanlar her tarafı köşe bucak arayarak mağaranın önüne kadar sokuluyorlardı. O, sadık arkadaşına “Üzülme Allah bizimle beraber.” diyordu.
    Düşmanları başına ödüller koyuyordu; O, arkadaşıyla birlikte Medine’ye doğru yol alıyordu.
    Allah razı olsun çok güzeldi. Üstad bu mevzuya şöyle temas etmiş:


    Hem de, en hatarlı ( tehlikeli ) makamlarda- gar'da gibi- tarik-i halâsı mefkud ( yok ) iken ve haytu'l-emel bihasebi'l-ade kesilirken, gayet metanet ve kemal-i vüsuk ve nihayet-i itminanla olan hareket ve hal ve tavrı, nübüvvet ve ciddiyetine şahid-i kâfidir ve hakla temessük ettiğine delildir. ''
    Muhakemat

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  3. #3
    Vefakar Üye BEYAZ007 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    *antalya*
    Mesajlar
    444

    Standart

    "Ve bütün ibadetlerimizi, hatta zikirlerimizi şöyle bir niyet terazisinden geçirmeliyiz: “Rabbim, sensin benim maksadım. Ve senin razı olmandır tek aradığım.”
    ALLAH razı olsun.........çok güzel bir paylaşım.....hakkıyla yararlanmayı mevlam nasip etsin......
    Bu kulunu hizmet-i imaniye ve Kur'âniyede daima muvaffak eyle.Cümlesine ihlas-ı tam ihsan eyle. Cümlesinin kusurlarını ve günahlarını mağfiret eyle. Cümlesini dünyada a'mal-i hayriye içinde hüsn-i hatimeye mazhar eyle, ukbada Cennet-ül Firdevsde sakin etmekle mesut eyle Âmin. Âmin. Âmin.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Farkında mısınız Son Günlerde...
    By emaneten in forum Gündem
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 07.04.09, 08:12
  2. En Acı Günlerde Yetişmiş İslam Alimi; Mehmet Akif Ersoy
    By hak_yol_islam in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 21.01.09, 00:03
  3. Kendi Halimiz..
    By HAMIYETKAR in forum Mizah
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 13.06.08, 17:38
  4. Yuhcu Baba ve Bizim Halimiz
    By emaneten in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 12.10.07, 12:19

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0