+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 20

Konu: Muhammedim(asm) Doğarken...

  1. #1
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart Muhammedim(asm) Doğarken...

    Bu hafta Kutlu Doğumu idrak ediyoruz. O büyük zatın dünyayı şereflendirmesi; ona sevdalı gönüller tarafından çeşitli şekillerde kutlanacak, zevk edilecek. Bütün açıları, bütün bilinçleri, bütün algıları kendinde cem eden Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’(sav) yı sevenler çok renkli bir ümmet tablosu oluşturuyor. Kulluk gayretinde olan herkesi seviyoruz. Onu sevdiğimiz için seviyoruz hepsini. Bütün insanlığı, bütün mahlûkatı seviyoruz..
    Her yıl Rebiülevvel ayının 12. gecesi yaklaştığında İslam Tarihinden onun doğumu ile ilgili kısımları yeniden okurum. Bu defa, doğum esnasında Hicaz, Ortadoğu ve hatta dünyanın muhtelif coğrafyalarını etkileyen olaylara yoğunlaştım.
    İslam Tarihçilerinin kaydettiği o geceki olayları eminim sizler ta ilkokul günlerinden biliyorsunuz. Gelin bir daha hatırlayalım:
    Hz.Muhammed (sav) ın doğduğu gece yaşanan harikulade haller:
    1-Kâbe’de mevcut 360 put devrildi.
    2-Müşriklerin kutsal saydığı Sâve gölü kurudu.
    3-Yıllardır kuru olan Semâve vadisi sularla doldu taştı.
    4-Mecusilerin 1000 yıldır yanan ateşi söndü.
    5-İran Kisrâsının sarayındaki 14 burç- sütun- hisar yerle bir oldu!
    6-O gece yıldızlar yere o kadar yakın ve berraktı ki biri şöyle dedi:
    “Elimi uzatsam alacak gibiydim.”
    7-O sabah Mekke’ye gelen Yahudi bir tüccar (kâhin aynı zamanda) Mekke ulularına sordu: “Bu gece aranızdan birinin oğlu oldu mu?”
    Ona dediler: “Evet, Haşimoğulları mahallesinde bir yetim doğdu.”
    Kâhin feryat etti:
    - Eyvaaaahhhh! Yıllardır İsrailoğullarında bulunan Risalet- Nübüvvet artık Araplara geçti. Bundan sonra çok şerefli olacaksınız! Ama biz bittik!..
    . . .
    Bu hadiseleri zahiri bilgi tekrarı için buraya almayacağımı tahmin ediyorsunuz. Bu defa şöyle düşündüm:
    Hz.Muhammed (sav) in doğum gecesi arzda zâhiren yaşananlar; bâtinen Muhammedî Bilinç açılmaya, doğmaya başladığında bizde de yaşanıyor olabilir mi?..
    Düştüm bu sorunun peşine. Yer isimleri, sayılar, işaretler, sembolizm, tevil kitapları derken epey bir bilgi kaynağına yoğunlaştım. Fakat gördüm ki kelimeler zâhir- bâtın manalar saklarken bazen onlara takılmak insanı daha büyük gerçeklerden perdeliyor. Kelime araştırmayı bir kenara koyup olayın oluş şeklini ve gelişenleri okumaya gayret ettim.
    Küllde ne varsa zerrede de vardı. Mikro; makronun minyatürü, makro; mikronun mega haliydi. Dışarıda olan içeride, içeride olan dışarıda da mevcuttu. Zerre- Küll- Makro- Mikro- İç- Dış bir yana her şey Tekti, Tektendi. O halde kendimizde bu halleri pekâlâ düşünebilir, tefekkür edebilirdik.
    Bir hafta boyunca bu konuları paylaştık dostlarla. Tefekkür ibadetinin bilincine ermiş gönüllere yansıttık sorularımızı. O kadar güzel açılımlar, o kadar berrak yorumlar, o derece hoş tespitler geldi ki; Rabbimize şükretmekten, aczimizi itiraf ile secde etmekten kendimizi alamadık.
    Evet Dostlarım;
    Biraz sonra okuyacağınız tahlil ve değerlendirmeler Hz. Muhammed (sav) sevdasını iliklerine
    kadar hisseden, o bilinci yaşamaya, o doğrultuda düşünmeye gayret eden kardeşlerimize ait.
    Fakir, sadece bunları düzenlemiş, cümle kalıplarına dökmüştür.
    Efendimizin kutlu doğumunu idrak ettiğimiz şu günlerde “Muhammedî Bilinç bizde nasıl açığa çıkar?”, “Doğum esnasında neler yaşanır?”, “Yaşananlar nelerin habercisidir?” sorularına, doğum gecesi olanlardan hareketle getirilen açıklamalar şöyle:
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  2. #2
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Bir deprem ki:Putlar?n devrilmesi, göllerin kurumas?, nehrin taşmas?, saray sütunlar?n?n y?k?lmas? gibi hadiseler aç?kça göstermektedir ki o gece Ortadoğu’yu kaplayan büyük bir deprem yaşanm?şt?r.
    Muhammedi Bilincin bizde aç?ğa ç?k?ş? da genellikle beden ve ruhumuzun yaşad?ğ? sars?c? bir etki ile başlar! Tasavvufa; Hakikat ?lmine yönelenlerin büyük çoğunluğu; mal kayb?, evlat ac?s?, iş kayb?, ticarette zarar, dostlar?n ihaneti, al?şt?ğ? çevreden uzağa hicret, hayattan umduğunu bulamama, ideallerin bir anda k?r?lmas? gibi baz? haller yaşayarak bu ilme yönelmişlerdir. D?şar?da yaşanan depremin, içeride şuur faylar?n? çat?r çat?r k?rmas? sonucu Muhammedi Hakikat özden f?şk?rmaya başlar!.. Bu deprem bir tak?m hayati değişiklikleri de beraberinde getirecektir. Baz? değerler (yada değer san?lanlar) yerle bir olacak, kutsanan, benimsenen dayanaklar elden ç?kacakt?r.
    Doğum geceleyin:Gece; vahdet an?d?r. Kesret yan?lsamas?n? önümüze koyan gündüzün çekilip yerini geceye b?rakt?ğ? anda renkler ve çokluk varsay?m? biter ve kişi kendi yaln?zl?ğ? ile, kendi gerçeği ile yüzleşir.
    ?ster gece vakti ibadet ve zikirle Muhammedi Hakikatin aç?ld?ğ?n? düşünün, ister geceyi zulüm, karanl?k, bask? an? diye değerlendirin, bu hakikatin yaln?zl?k hissedildiği anda, Allah’tan başkas?ndan ümidin kesildiği anda aç?ld?ğ? bir vak?a.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  3. #3
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Kabe’de mevcut 360 put devrilir:Kâbe; içini benliğe ait sahipliklerle doldurduğumuz gönlümüz. O kadar çok ki gönül Kâbemizi işgal eden putlar, hangi birini sayal?m. Sahiplikten h?rsa, benimsemeden tutkuya, gelenekten al?şkanl?ğa, duygusall?ktan h?rç?nl?ğa, hasetten öfkeye kadar bir dizi putla doldurduğumuz gönül boyutumuz, öz boyutumuz ,iç dünyam?z, Muhammedi Hakikatle yüzleştiğinde bunlar?n hepsi ciddi bir sars?nt? geçirir. ?şte bu sars?nt? temizlenmemiz gereken kirleri gösterir bize. Muhammedi Bilinç aç?l?r aç?lmaz putlar d?şar? at?lamasa da yerlerinde rahat duramamalar?, altlar?ndaki zeminin kaymas? kaç?n?lmaz sonuçtur.
    Tek tek ele ald?ğ?m?z, her birini ayr? sand?ğ?m?z alg?lard?r putlar. Tek kare resmi göremeyenin parçalarda kudret ve güzellik varsaymas?d?r. Parçalar?n paramparça edilip bünyeden sökülüp at?l?ş? Muhammedî doğumla start al?r.
    Daireyi oluşturan aç?lar toplam?:360. Önceleri dar aç?larla hayata yaklaşan, hatta belli bir aç?ya mahkum yaşamay?, düşünmeyi kutsayan kişi; Muhammedi idrakle tan?şt?ğ? anda aç?lar? gezmeyi, turlamay? niyete alm?ş demektir. Seyir başlam?şt?r art?k. Dar aç? genişleyecek, daire ilerleyecek, pergelin iğnesi Şeriat noktas?na çivili olarak Hakikat turu devam edecektir. Bunu yaşarken kendinizi bazen tan?yamaz “Eskiden şu halleri k?nayan ben, şimdi nas?l hoş görüyorum, bu ben miyim?” demeye başlars?n?z. Beğenmedikleriniz, k?zd?klar?n?z, çirkin gördükleriniz yavaş yavaş düşer gözünüzden. Çünkü siz aç?n?z? genişletmektesinizdir.
    Müşriklerin kutsal sayd?ğ? Sâve gölü kurudu: Göl; ne kadar derin ve geniş olursa olsun s?n?rl?d?r değil mi?.. Suyu hiç yenilenmez. Göle akan nehir yoktur pek. Göl; kendi baş?na denize de akamaz. S?k?şm?şt?r kara parças? içine, vadiler aras?na. Denizi tan?mayanlar, her an yepyeni bir çağ?lt? ile akan nehirlerden haberi olmayanlar için göl kutsal kaynakt?r.
    Göl; kendi kendini överek yaşayan benliğinizdir. Size bu halinizin en iyisi olduğunu telkin eder hep. Yarat?l?ş?n?z bu haliyle ne güzeldir. Hatta sizden iyisi de yok gibidir.
    Gölü kutsal sayan kimdi? Müşrikler. Bizde, bizi şirke çeken kim? Benlik!.. Benlik; terkip kay?tlar?n? yücelterek s?n?rl? kapasitesini bize s?n?rs?z gösteren sahtekâr bir sihirbazd?r.
    Muhammedî doğumla göl sular? çekilir. Bildikleriniz geçersiz, kabul ettikleriniz değersiz hale gelir. Bir tükeniş yaşars?n?z. Her şeyiniz iflas etmiştir. Yegâne su kaynağ?n?z; nefsiniz kurumaya yüz tutar. Hiç bitmez sand?ğ?n?z bitmiştir. Ve öyle bocalars?n?z ki, Kur’an?n ifadesi ile insan yere (benlik arz?na) “Buna da ne oluyor böyle?” (Zilzal-3) diye sormaktan kendini alamaz.
    Tasavvufi hakikatlerle yüzleştikleri anda klasik din öğretisinin yetmediğini gören baz? dostlar?n; “Bana da ne oluyor? Yoksa dinden mi ç?k?yorum? “ diye hay?flanarak kendilerini sorguya çekmelerini tebessümle hat?rlar?m. ?şte bu hay?flanma sahiplenilenin elden ç?k?ş?na duyulan kayg?d?r.
    Peki, göl kurumuşsa su hiç mi olmayacak? Olaylar? okumaya devam edelim.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  4. #4
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Semâve deresi sularla dolar taşar: Kupkuru bir dere Semâve. ?çinde y?llard?r su yok. Orada su olmad?ğ? için halk mahkûm olmuş Sâve’nin suyuna. Muhammedî Bilinç aç?lmad?kça şuur; kuru bir dere yatağ?ndan farks?zd?r. Yeni idrakleri, tefekkürleri, akletmeleri, değerlendirmeleri yoktur. O öylece kendi s?ğ ve çorak haliyle yaşamay? hayat zanneder.
    Muhammedî doğumla birlikte şuur aç?lmaya, bilinç yeni değerlendirmeler yapmaya başlar. Art?k her şeyin bir anlam? vard?r. Olaylar ve oluşlar aras?nda bağlar kurulur, seyir sürerken gözlenenlerde hikmetler, yaşananlarda ibretler okunmaya başlan?r. Bilinçte yoğun bir enerji kanal? aç?lm?şt?r art?k. Hem de öyle bir kanal ki suyu ne göle benzer ne dereye.
    Vahdet denizine, Hiçlik deryas?na erinceye kadar akmaya, çağlamaya, gürlemeye devam edecek, yerinde duramayan, sürekli taşmak isteyen aç?l?md?r bu.
    “Allah’?m eskiden düşünemediğim ne çok şey varm?ş!? Ayetleri, hadisleri, sözleri, kitaplar? anlar oldum, bu tespitleri yakalayan ben miyim?” demeye başlars?n?z. ?çinizde öyle yoğun enerji akar ki okumaya, dinlemeye, ziyarete, sohbete, sevmeye doyamazs?n?z.
    Mecusi ateşi söndü: Kişinin benliğe esir oluşunun aç?k delili; öfkesidir. Sabr?, tahammülü, hoşgörüsü yoktur Muhammedî olmayan?n. En ufak şeyde par, yanar. Yakt?ğ?; çevre gibi görünse de kendisidir asl?nda. Benlik; bilince egemen olduğu sürece o yak?c? ateş sönmeyecek, an be an kavurmaya devam edecektir kendi kendini.
    Muhammedî idrak doğumu ile ateş; ?brahim’ce yaşam? seçen; Hanif Dine yönelenler, Tekten bak?ş? bilenler için serin ve selamet olmaya haz?rd?r art?k. Sultas? bitmiş, kudret görüntüsü veren alevleri sönmüş, hâkimiyeti boşa ç?km?şt?r.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  5. #5
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Kisrâ saray?n?n burçlar?, sütunlar? devrilir: Sütunlar sabittir. Kubbeyi taş?maya, çat?y? olduğu yere kuvvetle sabitlemeye yarar. Burçlar, hisarlar ise d?şa karş? aş?lmaz setler, duvarlar örer.
    Muhammedî doğum yaşanmadan önce olduğu yere, sabit bir noktaya bağl?, kay?tl?, kilitlidir alg?lar. Ne hareket imkân? vard?r ne de değişim. Hareket olduğu anda saltanat y?k?l?yor diyerek feryad? kopar?r nefis. D?ş etkiye, başkalar?na, farkl? alg?lara kapal?d?r Muhammedi olmayan. Öylesine kapal? ki bir duvar kadar soğuk, bir hisar kadar ürkütücü ve ruhsuz!..
    ?drakte yaşanan depremle sütunlar y?k?lacak, sahte saltanat yerle bir olacak, karanl?k hisar içine nur s?zacak, burçlardan (terkip kay?tlar?ndan) seyredilen alem; geniş bir ufukla tan?şacakt?r. Rabbinden, Rabbul Alemiyne uzanan bir yolculuk başlayacakt?r.
    . . .
    Kisrâ; Farsça’da, kral, hükümdar, firavun anlamlar?na gelse de Arapça söylenişte KESRET kelimesi ile ayn? kökten. Y?k?lan; Kisrâ saray?. Y?k?lan; Kesret hegemonyas?!… Kesret bak?ş? yerle bir olduğunda bilinç, Vahdet Seyrine geçmek üzere hakikate sülûk edecek.
    Bir başka aç?dan sütunlar yada burçlar; hepimizin tâbi olduğu Astrolojik y?ld?z kümeleri. Belki ilk planda şaş?racaks?n?z ama; Muhammedî olanlar için tek burca bağl?l?k bitmektedir!.. Muhammedî idrakte yaşayanlar; her kulda kendini gören, herkesle cem olan, girdiği her yere rengini veren ama kendisi ne şekle, ne kal?ba, ne tan?ma s?ğmayan zatlard?r. Onun için onlar? astrolojik burç kay?tlar? içinde düşünmek bize göre yanl?şt?r. Muhammedîler için burçlara tabiiyet bitmiş, bütün burçlarda s?n?rs?z seyir başlam?şt?r.
    14 Sütun. Kabaca düşünürsek… Ay, 14 evreden sonra bütünlenir. Hz. Mevlana ay?n seyrinden ilhamla hakikat yolcular?na şöyle diyecektir: “Elinden ç?kanlara üzülme. Unutma ki ay da paramparça ola ola dolunaya erişir de nurlar yans?t?r. Bil ki parçaland?kça nurlanmaktas?n!”
    Göğüs kafesini çevreleyen kaburgalar önde 7 ana kemik halinde birleşir. ?man tahtas?, can evi tabir edilen sadr?m?z; sağl? sollu uzanan 14 kemikle korunur! Aç?k kalp ameliyat? bu 14 kemiği tutan ana bağ kesilerek yap?l?r. 14 bağ kopunca kalbe inilmiştir art?k.
    Kalbe; öz bilince inmeye engel teşkil eden 14 direk neler acaba? Şeytan?n, birimsel benlik vehminin, nefis ateşinin 14 oku, 14 perdesi, 14 temel azab? asl?nda.
    Neler mi?.. Akl?m?za gelenleri s?ralayal?m hemen: Öncelikle beş duyu. Kesitsel alg?ya bizi mahkûm eden beş duyu. Diğerleri: öfke, kibir, haset, riya, şehvet, h?rs, para, makam, şöhret, ibadetine güvenmek, vesvese, saltanat, vehim.
    Bunlar y?k?lacak. Ayakta kalmak istese de değil mi ki bir kere deprem olmuştur, sağlam diye yüzlerine bak?lmayacak art?k. Gün be gün azalacak tesirleri. An be an tükenecekler.
    (Allah’?n Zati ve Subuti s?fatlar toplam?n?n da 14 olduğunu farkl? bir noktadan düşünün)
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  6. #6
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Y?ld?zlar yere yaklaşacak ve çok berrak görünecekler: Y?ld?zlar; her biri yol bulmada rehberlik eden işaret levhalar?. Y?ld?zlar; karanl?k seman?n ?ş?lt?l? aynalar?.
    Y?ld?zlar; s?n?rs?z sonsuz ESMA mertebesidir. Muhammedî Bilinçle tan?şan; esman?n kendinde önce SIFATa sonra EF’ALe dönüşümüne haz?rd?r art?k. Bu dönüşüm ZAT?nda cem yaşamaya kadar devam eder nasibi olan için. Muhammedî doğum; tüm esmalar? birleştirmenin ilk ad?m?d?r. Önceleri ayr? gayr? görenler, Muhammedî aç?l?mlarla esmalar aras?nda fark görmenin şirk olduğunu, birini diğerine tercih etmenin hakikatten perdelenme getireceğini anlayacaklard?r.
    Y?ld?zlar; Hak Dostlar?d?r. “Sahabem y?ld?zlar gibidir, hangisine uyarsan?z yolunuzu bulursunuz” buyurmuş Alemlerin Efendisi. Onun sahabesi; biricik mirasç?lar?; her dönemde yaşayan, hiçbir çağ? boş b?rakmayan; gönül ehli, ilim ehli, aşk ehli zatlard?r. Onlardan hangisi size sevimli gelmişse, hangisinin meşrebi size uymuşsa sağlam ipe tutunmuşsunuz demektir.
    Bilinci deprem yaşayan; yere yaklaşan y?ld?zlar? seyredercesine yak?nd?r Gönül Ehline. Sorulara cevap, ruhlara g?da, kalplere şifa Hak Dostlar? bir bir ç?kar önüne. Elini uzat?p al?verecekmişçesine yak?nd?r onlara. Kimini şah?s olarak yan?nda, kimini ilim olarak kitap sat?rlar?nda, kimini sözlerle nasihat ikliminde, kimini muhabbet ve sohbet meclisinde, ama hepsini çok yak?n?nda bulacakt?r.
    Feryat eden Yahudi: ?drak s?çramas? yada zorlu bir ameliyat gibi inşirahla gelen Muhammedî zuhur; derinlerde bir yerlerde saltanat kuranlar? tedirgin edecek, hükümranl?ğ?n elden ç?k?ş?n? hazmedemeyen benlik; canh?raş feryatlarla ortal?ğ? gerecektir.
    Şuurun derinliklerinden Yahudi boyutu (dünyaya- menfaate düşkün yan?m?z); “Senelerce benimleydin, şimdi nerelere gidiyorsun? “diye kocas? ölen kad?n gibi yas ederek kendine ac?nd?racak, sonra “Senin Nübüvvet (zahir boyutun) ile Risalet (batin boyutun) hep benimle yaşad?. Ben olmazsam sen ne yapars?n? Ne d?ş dünyan olur, ne iç alemin! Y?k?l?rs?n, mahvolursun, bak benden söylemesi” diyerek uyan?k ve de cambazca söylemlere girişecektir.
    Tasavvufa yönelenlere çevreden ilk tepki şudur: “D?ş dünyadan kopuyorsun! Sana da bir haller olmuş. Bak bizden söylemesi, normalden uzaklaş?yorsun!”
    D?şta bunlar? duyan Marifet Yolcusu içte ise şu vesveseyi s?kça hissedecektir:
    “ Ya sap?t?rsam. Ya raydan ç?karsam! Acaba doğru yolda m?y?m? Çoğunluk hakl? olmas?n? Yoksa ben gerçekten anormal miyim?”
    ?şte tüm bunlara elinin tersi ile meydan okuyabilenler; Harem Bölgeden ( Özbenliklerinden) Yahudiyi (esfele çeken vehmi) bir daha geri dönmemek üzere sürüp ç?karm?ş olacaklar!…
    Vehim; maddeye, bedene dönük alg? sürülüp ç?kt?ktan sonra şu ses yank?lan?r bilinç semalar?nda:
    - Art?k Esfelden ç?k?yor, Ahsene yürüyorsun. Kay?tlardan kurtuluyor, S?n?rs?z- Sonsuza aç?l?yorsun. Art?k çok şerefli olacaks?n! Yolculuğun mübarek olsun!…
    * * *
    Rasülullah’? an?yor d?şar?da müminler. Doğumu kutlan?yor mevlidler, kasideler, ikramlar ve ziyaretlerle. Ve sen, evet sen Marifet Yolcusu dostum!
    Arz? sarsan, göller kurutan, sütunlar y?kan, ateşler söndüren, nehirler çağlatan, y?ld?zlar? yere yağd?ran, köle tüccar?n? sürgüne yollayan o muhteşem doğumun asl?nda nerede, nas?l yaşand?ğ?n? fark ediyorsun değil mi?..
    Mübarek olsun!

    Mehmet DOĞRAMACI

    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  7. #7
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Peygamberimizin mektubu

    Doç. Dr. Ahmed Akgündüz 1987 yilinin baslarinda dergimizi aradiginda ZAFER tarihinde dönüm noktasi olacak bir sayinin müjdesini daha büyük bir müjde ile beraber veriyordu. Peygamber Efendimiz' in (S.A.V.) yalanci peygamber Müseylime'ye gönderdigi mektup, Topkapi Sarayi Müzesi'nin Mukaddes Emanetler Dairesi'nde ortaya çikarilmisti. Hadis âlimleri ve çesitli islâm kaynaklari tarafindan muhtevasi günümüze kadar aktarilan, fakat simdiye kadar bulunamayan bu mukaddes vesika ilk defa ZAFER vasitasiyla bütün dünyaya ilân ediliyordu.


    Mektubun orijinali


    Peygamberimiz, hicretin 7. senesinde, basta Dogu Roma (Bizans) imparatorlugu olmak üzere dünyanin en büyük devletlerine teblig mektuplari göndermis ve kendilerini islâmiyete dâvet etmisti. Efendimizin tesebbüsü, sonunda beklenen neticeyi verdi ve insanlar, akin akin müslüman olmaya basladi. Bu gâye ile Medine'ye gelen Benî Hanife kabilesinin temsilcileri arasinda, Müseylime adinda birisi vardi. Edebî yönü oldukça kuvvetli olan bu sahis, Müslümanlari gördükten sonra onlara karsi duydugu kiskançligi, kendisini büyük bir felâkete sürükleyecek sekilde izhâr etti ve peygamber oldugunu ileri sürerek, kavminin Efendimize degil de kendisine tâbi olmasini istedi.
    Müseylime'nin bu iddiasi bazi münâfiklarin da yardimiyla kuvvet buldu ve Benî Hanife kabilesinin birçogunu dininden döndürdü. Yalanci Peygamber Müseylime, sonralari daha da ileri giderek Efendimiz'e (S.A.V.) su meâlde bir mektup yazdi:
    "Allah'in Resulü Müseylime'den, yine Allah'in Resulü Muhammed'e, Sana selam olsun. Ben, seninle biriíkte peygamberlik vazifesine ortagim. Yeryüzünün yarisi bize, yarisi da Kureys Kabilesine âittir. Ancak Kureys haddini asan bir kavimdir."
    Peygamberimiz bu satirlari okuyunca, onu getiren elçilere:
    "Eger elçilerin öldürülmeyecegine dâir bir kâide olmasaydi, sizin boynunuzu vurdururdum" demis ve Ubeyy bin Kaab'a yazdirdigi asagidaki mektubu, Müseylime'ye göndermistir. (Mektubun son cümlesi, tam olarak okunamamistir.)
    "Rahman ve Rahim olan Allah' in adiyla; Allah'in Resulü Muhammed'den, yalanci peygamber Müseylime-tül-Kezzab'a . Selâm, hidayete tâbi kimseler üzerine olsun. Bundan sonra bilesin ki, yeryüzü Allah' indir. Onu, kullarindan diledigine ihsan eder. Hüsn-ü akibet ise, müttakilerindir.(Allah'tan korkan mümin kullara aittir.) Sen ve beraberindekiler eger tövbe eder seniz, Allah da seni ve seninle beraber tövbe edenleri affeder."
    ···
    MÜSEYLIME' NIN SONU:
    Uhud harbinde Hz. Hamza'yi sehid eden Hz. Vahsi, sonradan müslüman olmus ve Hz. Ebubekir zamaninda Halid Bin Velid komutasindaki bir orduda yer alarak Müseylime' nin askerleri ile çarpismisti. Hz. Vahsi, bu savasta Hz. Hamza' yi sehid ettigi mizragi kullanarak Müseylime'yi öldürmüs ve Hz. Hamza'ya mukabil olmasini istedigi bu hareketiyle Allah'tan affini istemistir.

    Zafer dergisi, Sayi 200 , 1993
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  8. #8
    Pürheves melekseker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    214

    Standart

    Allah raz? olsun
    Ravi: Hz. Zeyd İbnu Talha İbnu Rükane(r.a.)
    Hadis Metni: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Her bir dinin kendine has bir ahlakı vardır, İslam'ın ahlakı hayadır."
    Kaynak: Muvatta, Hüsnü'l-Hulk 9, (2, 905); İbnu Mace, Zühd 17, (4181, 4182)

  9. #9
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Muhteşem bir Kutlu Doğum hat?ras?: Mal senin,borç benim!..
    Miladi takvime göre 571’in 2O Nisan’?nda , yani Rebiü’l-evvel ay?n?n 12. gecesinde sabaha karş? dünyay? şereflendiren Efendimiz (sas) Hazretlerinin Kutlu Doğumu, tüm insanl?ğ? derinden ilgilendirmiştir. Çünkü 61O da k?rk yaş?nda Peygamberlik gelmesiyle dünyaya yeni değerler sunmaya başlayan Efendimiz,(sas) 23 senelik Peygamberlik hayat? boyunca,632de Medine’de vefat?na kadar dünyan?n aray?p da bulamad?ğ? değişmez değerleri tebliğ ve takdim ederek bir bak?ma ezber bozmuş, dikkate verdiği doğrular? hem de bizzat yaşayarak fiilen örneklik etmiştir. Bu fiilen örnekliği sebebişyle O’nun vefat?nda en çok üzülenlerden bir kesim de yoksullar,yetimler,halk?n zay?f tabakas? olmuştur.
    Çünkü O,hayat? boyunca yoksulu,zay?f?,kimsesizi hep kollam?ş,bu uğurda verdiği örnekler muhteşem bir misal olarak tarihin şeref levhalar?na geçmiştir. Nitekim yard?m edemediği yoksulun borcunu üzerine alma gibi hiçbir yöneticide görülmeyen bir muhteşem örneği de vermiştir. Kutlu Doğum Haftas? münasebetiyle haz?rlad?ğ?m?z (Peygamberimizle Yaşamak )kitab?ndan aynen arz ediyorum bu tarihi (borç yüklenme) örneğini.
    ***********
    O’nun ideali insanl?ğa hizmet etmekti.Yoksa insanl?ğ? kendisine hizmet ettirmek değildi. O sebeple eline geçeni yemez yedirir,içmez içirir,yönettiği nisanlar?n mutluluğuyla mutlu olur,üzüntüsüyle de üzülürdü.
    -Müslümanlar?n derdiyle dertlenemeyen bizden değildir! Diyerek çevresini de uyar?rd?.
    Bu sebeple bir müddetten beri biriktirdiği imkan?n? yine dağ?tmak istiyordu yoksullara. Çevresine de münadiler göndermiş,sesleniyorlard? Medine sokaklar?nda ihtiyaç sahibi yoksullara:
    -Resulüllah (sas ) mescidin önünde miskin derecesindeki muhtaçlar? bekliyor, kimse mahrum kalmas?n,miskinler gelip hisselerine düşecek yard?m? als?nlar!.. Az sonra mescidin önünde en alt derecedeki yoksullar toplanm?ş, kas?p kavuran ihtiyaçlar?n? bir ölçüde karş?layacak imkana kavuşacak olman?n sevincini yaş?yorlard?.
    Nitekim düşündükleri gibi de oldu. Efendimiz gelenleri şöyle bir gözden geçirdikten sonra elindeki mevcudu da hesap ederek önünden geçenlere hisselerini verirken şefkat dolu tebessümlerle mutluluğunu aç?kça belli ediyordu. Mutluydu. Çünkü en büyük sevincini yoksula yard?m ederken duyuyordu. ?şte o anda da ihtiyaç sahiplerinin s?k?nt?lar?n? gideriyordu. Nihayet elindeki imkan bitti, mevcut ihtiyaç sahiplerine de yetti.. Demek ki hesap iyi yap?lm?şt?.
    Ne v ar ki çok geçmeden ötelerden koşup gelen bir bedevi görüldü. Adam ufkuna doğru bakarak koşuyor hem de nefes nefese söyleniyordu:
    -Yard?m dağ?tt?ğ?n?z? duydum,onun için koştum, ama yine de yetişemedim. Zaten ben hep böyle şanss?z?n biriyim.. Şefkat ve merhamet menba-? sordu:
    -?htiyac?n çok mu fazlayd? ? Saymaya başlad? ihtiyaçlar?n?. Hepsi de zaruri ihtiyaçt?. Ama Resulüllah?n da imkan? bitmiş,elinde avucunda olan? tümüyle vermiş,tek dirhemi bile kalmam?şt?. Efendimiz dikkatle bakt? yoksul adam?n üzgün yüzüne. Sonra beklenmeyen aç?klamas?n? yapt?:
    -Üzülme, dedi ihtiyaçlar?n? yine alacaks?n, hem de hiç birini eksik b?rakmadan!.
    - Nas?l olacak bu, diyerek heyecanland? yoksul adam?. Efendimiz kelimelere basarak konuştu :
    -Şimdi buradan şehrin içine dal, ihtiyaçlar?n? nerede bulursan al, sat?c?lara da de ki:

    - Mal benim,borç Resulüllah?n! Ödemeyi Resulüllah yapacakt?r!. Adam önce şaş?rd?. Sonra Efendimizin ?srar? karş?s?nda toparlanarak sevinçle çarş?n?n yolunu tuttu. Alacaklar?n?n hesab?n? yaparak gidiyordu..
    Olay?n şahidi olan Hazret-i Ömer, fedakarl?ğ?n bu kadar?n? fazla buldu. Düşüncesini dile getirmekten kendini alamayarak dedi ki:
    -Ya Resulellah! sen gücünün yettiğiyle mükellefsin . Elinde olan? tümüyle verdin, geriye bir şey kalmad?, neden bu sefer de yard?m edemediğin yoksulun borçlar?n? yükleniyorsun? Bu kadar? da fazla değil mi?.
    Bu sözlerden hiç de memnun olmayan Resulülllah?n yüzündeki tebessümün kaybolduğu görüldü. Hal bu ki o ana kadar çok mutluydu. Sanki güller açm?şt? mübarek yüzünde.Tebessümü hiç eksik olmuyordu. Yoksula yard?m etmenin tarif edilemez mutluluğunu yaş?yordu. Bunun üzerine oradaki masum bak?şl? bir sahabe söze kar?şt?:
    -Ya Resulellah, dedi,sen Ömer’e bakma ver,Arş?n sahibi Allah sana yine verir, boş b?rakmaz!. Fedakarl?ğ?n? sürdürmesini isteyenden memnun olan Relulüllah?n (sas) tebessümü tekrar yüzünde belirdi. Şöyle ölçü veriyordu yoksula yard?m konusunda :-Hiçbir şeyi olmayan, çorbas?n?n suyunu çoğalts?n,onu da bulamayanlar?n imdad?na sulu çorba ile koşsun, yine çevresindeki yoksullara ilgisiz kalmas?n..! Bu anlay?ş içinde kutlayacağ?n?z nice Kutlu Doğumlar dileğimle..

    ahmet şahin

    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  10. #10
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Ey Güzeller Güzeli Sevgili Gel!..

    ?lk yarat?lan nur O'nun nurudur. O zuhur etmezden evvel gündüzün geceden, bahar?n da k?ştan fark? yoktu. ?yilikler, kötülüklerle iç içe; ak?l nefse yenik, ruh da bedenin esiri idi. Varl?ğ?n s?rr?n? keşfedip akla yüksek hedefler gösteren, düşünceye kap?lar aç?p insan?n ebedlere namzet olduğunu âlemşümul bir dille hayk?ran O'dur. Her şey gibi zaman da gerçek manas?n? o güzeller güzeli Sevgili’yle bulmuştur.
    Bizim için çok mühim, bereketli ve feyiz dolu günler vard?r. Bunlardan baz?lar?, inananlar için tam bir bayramd?r. Her hafta Cuma günü yaşanan sevincin daha büyük çapta Kurban ve Ramazan Bayramlar?nda da yaşanmas? bundand?r. Fakat bütün insanl?k, hatta bütün bir varl?k âleminin bayram? say?lan mübarek bir gün daha vard?r ki, o da Allah Rasûlü’nün dünyay? teşrif buyurarak tenezzülen aram?za girip bizi şereflendirdiği kutlu zamand?r.
    Bu hakikate bağl? olarak, rahmet-i Rahman’?n galeyana geldiğine inand?ğ?m?z bu zaman diliminde, Mevlid Kandili’nin bizim için hakiki bayram olmas? recas?yla, ümmet-i Muhammed’in hal-i pürmelali aç?s?ndan bayram harçl?ğ?na ve hediyesine en muhtaç birer yetim olduğumuz mülahazas?yla, Şefkat Peygamberi’nin ruhaniyetine s?ğ?narak, O’nun hayatbahş nefesiyle bir kere daha dirilme arzusunda bulunduğumuzu arz etmek istiyoruz:
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Benim Muhammedim
    By KıL_BeNi_Ey_NaMaZ in forum Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09.12.08, 21:22

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0