+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 14

Konu: Peygamber Sevgisi Nükteler

  1. #1
    Pürheves Firdevsi-ala - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Bulunduğu yer
    ne farkeder (nasılsa dünya sürgünü )
    Yaş
    33
    Mesajlar
    153

    Standart Peygamber Sevgisi Nükteler

    DEĞERLİ SAÇLAR



    Bir yurt talebisidir Abdurrahman. Çalışkanlığıyla, oturup kalkmasıyla, kılık kıyafetiyle herkese örnek olacak vasıflar taşımaktadır. Fakat her nasılsa o günlerde saçları bir öğrenci için dikkat çekecek kadar uzamıştır.

    Yurttaki belletmen ağabeyleri ile anne-babası nasıl olsa kestirir diye bir şey demezler. Fakat saç uzadıkça uzar. Bir gün yurttaki müdür muavini çağırır Abdurrahman'ı.

    -Abdurrahman saçlarını kestir artık, epey uzadı. Bir yurt talebesi için bu saçlar epeyce uzun. Anlaştık değil mi? sorusuna Abdurrahman kafasını iki yana sallayarak sessizce hayır cevabını verir. Müdür yardımcısı, "Zaten yarın izne gidecek, babası kestirir." diye düşünür ve fazla üstelemez. Abdurrahman o gün izne gider. Babası ile müdür yardımcısı önceden görüşmüştür. Babası yemekten sonra:

    -Oğlum, canım evladım! Saçlarını yarın kestirelim, deyince babasını hiç kırmayan o munis çocuk:

    -Hayır, olmaz babacığım, deyip koşarak odasına kapanır. Anne ve baba şaşkın şaşkın birbirlerine bakakalırlar.

    Ertesi gün saçlarını kestirmeden öylece yurda gider Abdurrahman. Müdür Bey onu çağırır ve biraz sert konuşur.

    -Yarın kestir saçlarını, der ve Abdurrahman, başı önde müdüriyetten çıkar. Yatağına yatar ve gözyaşları içinde sabahlar. Sabah aynanın karşısına geçer ve:

    -Seni benden ayıramazlar, ayrılmam senden diye saçları ile konuşur.

    Okul çıkışı yurda değil evine gider. Annesi, hiç beklemediği oğlunu karşısında görünce meselenin halledilmediğini anlar:

    -Canım evladım, seni ne kadar sevdiğimizi biliyorsun. Ne olursun beni kırma. Kestir saçlarını, kestir yavrum der.

    Annesinin ağlamaklı konuşması karşısında Abdurrahman: -Cennet ayaklarının altında olan annem, canım kadar sevdiğim babam, bir ağabeyim kadar sevdiğim belletmenim, bizleri evlatları kadar seven yurt idarecilerim, bir anlasanız. Ben sizleri kıramam ama beni bir anlasanız...

    -Evladım, niye kestirmiyorsun saçlarını, niçin kestirmek istemiyorsun?

    -Söyleyemem anne, kestirmek istemiyorum.

    -Oğlum, hadi kestir gel saçlarını da yurda gidelim. Sonra yurttan kızarlar. Bizleri daha fazla üzme.

    Abdurrahman, çaresizlik içinde gider berbere, kestirir saçlarını. Kesilen saçları da berberde bırakmaz, yanma alır. Evden annesi ile beraber yurda giderler. Mesele hallolmuştur. Yaklaşık bir ay sonrasıdır. Müdür yardımcısı, geceleyin talebelerin defter ve kitaplarını kontrol etmektedir. Sıra Abdurrahman'ın eşyalarını kontrole gelince, kitaplarının birinin sayfalarını çevirince gördüğü manzara karşısında şaşkına döner.

    Çünkü kesilen saçlar kitabın arasındadır. Bir talebenin saçına bu kadar değer vermesini anlayamaz müdür yardımcısı. Ama dikkat edince saçların altında bir yazı görür. Okumaya başlar:

    "Canım annem ve babamla, çok değerli yurt idarecimin baskısı olmasa bu saçlarımı kestirmezdim. Onlar bilmiyorlar, ben de söylemedim. Yoksa, rüyamda Peygamber Efendimizin (sav) okşadığı o saçları, ömür boyu kestirmezdim.

    Affet ya Resulallah! Senin okşadığın o saçları kestirdim. Affet beni, affet, affet!"


    Gel Vur Mızrabını da Kalbimi Söylet! Vur Ruhuma Nağmelerini Dinlet! Ve Gönlüme Geleceğini Vadet! Vadet ki Kalmadı Dizimde Derman. ...

  2. #2
    Pürheves Firdevsi-ala - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Bulunduğu yer
    ne farkeder (nasılsa dünya sürgünü )
    Yaş
    33
    Mesajlar
    153

    Standart

    HELVA YİYEN KENDİNİ NİÇİN TAŞLATIRDI!




    Ey kupkuru çölleri Cennet'e çeviren Gül; Gel o bayıltan renklerinle gönlüme dökül! Vaktidir, ağlayan gözlerimin içine gül!. Ey kupkuru çölleri Cennet'e çeviren Gül! (M Fethullah Gülen)


    Afyon'da Hüseyin isminde "Helva Yiyen" nâmıyla meşhur olmuş tam manâsıyla meczup biri yaşardı.


    Sabahtan akşama kadar sokaklarda dolaşır kimse ne konuştuğunu anlamazdı. Yalnız halk Helva Yiyen'in bir mânâ tarafının olduğunu bilirdi. Onun saçma gibi gelen cümlelerinin dahi üzerinde dururlardı. Helva Yiyen gecelerini Afyon'daki nöbetçi eczanelerde geçirirdi. Çünkü Afyon çok soğuk olurdu, geceleri de yegâne sıcak yer eczanelerdi.


    Benim de tanışmam eczane sohbetleriyle başladı. Ben gece ilâç almaya gidince bakıyorum Hüseyin orada... Dostluğumuz biraz derinden gitti ve pek gönülden sevdik birbirimizi.


    Öyle olmuştur ki ben hastaya giderken "Telaş etme hastan nasıl olsa kurtulur." derdi. Bazen de "Boşuna gidiyorsun doktor kendini hazırla." derdi. Bu söylediklerinin hiçbir tanesi de sekmemiştir. Bunları dostluğumuz itibarı ile beni yabancı saymadığı için söylerdi. Başka birisi bir şey sorduğu zaman mümkün değil söylemezdi.


    Bir gün çok emek verdiğim bir çocuk hastama gidiyordum. Öleceğini de hiç ummuyordum. Babası ateşi çıkar çıkmaz koşup gelmişti bana. O zaman da penisilin yeni çıkmıştı. Ben telaşla eczaneden penisilin alıp giderken "Telaşın boşuna doktor, çocuk gitti." dedi. Eve faytonla yaklaştığım zaman feryat figanı duyunca çocuğun gittiğini anladım. Çok da üzülmüştüm.


    Bu Helva Yiyen'in hususiyeti, gündüzleri çocuklar bunu kovalar, taşlarlardı. Kızdırmak için de "Helva Yiyen" diye bağırırlardı. Helva Yiyen ismi oradan kalmıştır. Helva Yiyen kızdıkça söver, çocuklar da büsbütün üzerine varır taşlarlardı.


    Dostluğumuzun derinleşmesine sığınarak bir gün dedim ki "Hüseyin, bu dervişlikten başka iş yok mu? Sabahtan akşama kadar kendini taşlatıyorsun?" "Eh bunu da artık sen çöz. Bu yaptığım, yapılabilecek şeylerin en güzeli, çok güzel bir şey." dedi. Emin olun çözemedim.


    Daha sonra, zaman içerisinde Helva Yiyen dünyasını değiştirdikten çok sonra anladım. Helva Yiyen Taif'te çocukların Peygamber Efendimiz1! (sav) taşlaması sünnetini yapıyordu. Çocukların attığı taşları kendi vücudunda hissederek Sünnet-i Muhammedî'yi yerine getiriyordu.


    Böyle müthiş bir mânâ ehliydi Helva Yiyen. Efendimiz'e (sav) karşı olan sevgisi, Efendimiz'e (sav) karşı olan aşkı "Madem o taşlanmıştır, ben de taşlanacağım" diye böyle maceralı bir dervişliği seçmişti. (Onkolog Doktor Haluk Nurbaki)




    "Allah'tan Peygamber aşkının bir zerresine sahip olmayı dile. Zira, milletleri yaşatan O'nun aşkıdır. Kâinat, O'nun aşkı ile vücut bulmuştur. Varlıktaki gizli cevheri, o aşkın aşikâr tecellisi meydana çıkardı. Ruha ancak O'nun aşkı sükûn ve huzur verir. O'nun aşkı, gecesi olmayan bir gündür."


    (Muhammet ikbal)


    Gel Vur Mızrabını da Kalbimi Söylet! Vur Ruhuma Nağmelerini Dinlet! Ve Gönlüme Geleceğini Vadet! Vadet ki Kalmadı Dizimde Derman. ...

  3. #3
    Pürheves Firdevsi-ala - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Bulunduğu yer
    ne farkeder (nasılsa dünya sürgünü )
    Yaş
    33
    Mesajlar
    153

    Standart

    GÜZELLER GÜZELİ DE ÇANAKKALE'YE YARDIMA GELDİ




    Yıl, 1928... Alim, arif ve zarif insanlardan biri, Alasonyalı Cemal Öğüt, hacca gider. Çanakkale Zaferi'nin üzerinden tam 13 yıl geçmiştir. Hocaefendi, Medine'de, birçok değerli zevat ile tanışma fırsatı bulur. İşte bu mübarek zatlardan biri de, Efendimiz'in türbedandır. Bu Hak dostu, aynı zamanda sadık bir Osmanlı dostudur. Osmanlı der, başka bir şey demez. Cemal Öğüt sormaktan kendini alamaz:

    - Niçin bu derece muhabbet.?

    Bu pir-i fani olmuş, nurlaşmış adam, hiç duraksamadan şu cevabı verir:

    - Osmanlı'yı, İslam namına sevmek için, bir hatıram bile bana yeter.


    Hocaefendi'nin ısrarı üzerine, o eşsiz hatırayı şöyle açıklar:

    - 1915 haccına, Hindistan ulemasından bir zat da gelmişti. Bu zat, deruni dünyası zengin bir Allah dostu idi. Hacdan sonra, Resûlullah'ı ziyaret için, Medine'ye gelmişti. Bir türlü gözünün yaşı geçmeyen o mubarek zata, "niçin bu derece üzüntülü olduğunu" sorduğumda, o, gözyaşlarını daha da çoğaltarak şu cevabı verdi:

    - Bunca 30 sonra, nasip oldu, O Güzeller Güzeli'ni ziyarete geldim. Fakat müşahede ettim ki, Resullah (sav) makamında değil. Yoksa, benim kalp gözüm mü körelmiş?.. Resûlullah'ın varlığım neden hissedemiyorum? İşte, Medine'ye geldim geleli, bu düşüncelerle perişanım.

    Yaşlı türbedar, o gece rüyasında, Güzeller Güzeli'ni görür. Hindistanlı Alim'in anlattıklarını hatırlar. Bunu Allah Resulüne sorar. Allah'ın Resulü, onu merakta bırakmaz ve şöyle buyurur:

    - Evet, hissedilen doğrudur. Ben şimdi Medine'mde değilim. Çanakkale'deyim... Zor durumda olan asker evlatlarımı yalnız bırakmaya gönlüm razı olmadı. Şimdi onlara yardım ediyorum.


    Gel Vur Mızrabını da Kalbimi Söylet! Vur Ruhuma Nağmelerini Dinlet! Ve Gönlüme Geleceğini Vadet! Vadet ki Kalmadı Dizimde Derman. ...

  4. #4
    Pürheves Firdevsi-ala - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Bulunduğu yer
    ne farkeder (nasılsa dünya sürgünü )
    Yaş
    33
    Mesajlar
    153

    Standart

    eselatu ve selamu aleke ya hebiballah e,selatu ve selamu aleyke ya resülüllah e,selatu ve selamun aleyke ya nebiyallah eselatu ve selamu aleke ya hebiballah ...

    Gel Vur Mızrabını da Kalbimi Söylet! Vur Ruhuma Nağmelerini Dinlet! Ve Gönlüme Geleceğini Vadet! Vadet ki Kalmadı Dizimde Derman. ...

  5. #5
    Pürheves Firdevsi-ala - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Bulunduğu yer
    ne farkeder (nasılsa dünya sürgünü )
    Yaş
    33
    Mesajlar
    153

    Standart

    ŞU İKİ ADAMDAN BENİ KURTAR!






    Suriye atabeklerinden Nureddin Zengi, 12'nci asrın sonlarına doğru Ortadoğu'ya akın etmiş Haçlı askerlerini küçücük ordusuyla püskürtüp, o günkü İslâm dünyasını Haçlı tasallutundan uzun müddet koruyan büyük bir devlet adamıdır. Haçlılarla mücadele bayrağını kendinden sonra, Selâhaddin Eyyubî'ye bırakarak Halep civarında ruhunu teslim etmiştir.

    Nurettin Zengi, bir gece, Halep'te Hazret-i Resülüllah'ı rüyasında görür.

    Kendisine tebessüm ederek bakan Resûl-i Ekrem Efendimiz, iki mübarek parmağıyla iki adamı işaret ederek:

    - Nureddin, şu iki adamdan beni kurtar! Der.

    Heyecanla uykudan uyanan Nureddin Zengi, bir müddet düşünceye dalar ve tekrar uyur; fakat aynı rüyayı, aynı gece üç defa görür. Her defasında Hazret-i Resûlüllah:

    - Nureddin, şu iki adamdan beni kurtar! Diyerek, iki kır saçlı kimseyi göstermektedir.

    Sabah namazını kıldığı büyük Cami'deki Hoca Efendi'ye, bu rüyasını anlatır. Hoca efendi:

    - Hazret-i Resûlüllah, bir tehlikeye maruzdur. Derhal gitmelisin! Diye rüyayı tabir eder.

    Hemen bir askeri birlikle yola çıkan Nureddin Zengi, bir çok kıymetli hediyeleri de beraberine alarak, Medine'ye doğru ilerler.

    Bir haftadan fazla süren bir yolculuktan sonra, nihayet Peygamber şehri Medine-i Münevvere'ye varır.

    İlk iş olarak, Hazret-i Resûlüllah'ın kabrini ziyaret eder. Sonra bütün Medine halkını, getirdiği hediyeleri dağıtmak üzere oraya toplar.

    - Sizler, Hazret-i Peygamberdin aziz komşularısınız, bu hediyelerimi lütfen kabul edin, diyerek herkese ayrı ayrı yardımda bulunan Nureddin Zengi; rüyasında kendisine gösterilen adamlara, gelenler içinde rastlayamaz. Bu defa tekrar sorar:

    - Buraya gelmeyen kimse kaldı mı acaba?

    - Evet, derler. İki sene evvel batıdan gelmiş iki kimse var ki, onlar hiçbir hediye almazlar, sön derece cömert kimseler, gece gündüz evlerine kapanıp ibadetle meşgul olurlar. İçimizde en sâlih kimseler olarak görünürler. İşte o iki zât burada yoklar. Evleri de Resûlüllah'ın kabr-i saadetinin yakınında, şurada...

    Derhal bu iki şahsın yanma giden Nureddin Zengi, güç belâ kapıyı açtırınca, bir de bakar ki, Hazret-i Resûlüllah'ın rüyada gösterdiği kır saçlı iki adam bunlardır.

    Evin ortasında büyükçe bir hasır serili, fakat başka hiç bir şey yok. Etrafı iyice tetkik eden Zengi'nin aklına bir ara şüphe gelir.

    - Şu hasın kaldırın bakayım, der.

    Kır saçlı adamlar hasın kaldırınca, altında büyükçe bir merdivenin yerin altına doğru uzandığı görunur.

    Bu merdivenden yerin derinliklerine doğru inen adamlar, buradan da Resûlüllah'ın kabrine kadar bir mahzen açmışlardır. İşte o günlerde de, tam altına geldikleri Ravza-i Mutahhare'yi delip, Resûlüllah'ın mübarek vücudunu çalmaya hazırlanmışlardır. Daha sonra da ilk fırsatta mübarek naaşı Avrupa'ya kaçırmayı düşünmektedirler.

    Hükümdar Nureddin Zengi'nin sıkıştırması üzerine her şeyi itiraf eden bu iki adam, kendilerinin Avrupa'dan geldiklerini, Resûlüllah'ın mübarek vücudunu kaçırmak için torbalar dolusu altına pazarlık yaptıklarını apaçık söylerler.

    Medine halkını hayretlere düşüren bu olay üzerine, suçlular gereken cezayı görürler.

    Daha sonra da Ravza-i Mutahhare'nin etrafını kazdırarak kurşun duvar çektiren Nureddin Zengi, Resûlüllah'ın rüyadaki işaretiyle böyle gizemli bir olayı ortaya çıkaran kimse olur.

    Gel Vur Mızrabını da Kalbimi Söylet! Vur Ruhuma Nağmelerini Dinlet! Ve Gönlüme Geleceğini Vadet! Vadet ki Kalmadı Dizimde Derman. ...

  6. #6
    Pürheves Firdevsi-ala - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Bulunduğu yer
    ne farkeder (nasılsa dünya sürgünü )
    Yaş
    33
    Mesajlar
    153

    Standart

    Irsat kitaplarimizda, Peygamber sevgisinden sahislarin davranislarina akseden bazi tezahürler nakledilir. Bu sevgi tezahürlerinden örnekler arz etmek istiyorum bugün sizlere.
    - Ilk Türk hükümdarlarindan Sultan Mahmud Gaznevi?nin (930) Muhammed adinda bir hizmetçisi vardi. Sultan her defasinda hizmetçisine çok sevdigi Muhammed adiyla hitap ederdi. Bir defasinda ise Muhammed adiyla degil de babasinin adiyla çagirdi. Buna üzülen hizmetçi:
    - Sultanim dedi, bir kusur mu isledim acaba ki çok sevdiginiz Muhammed ismimle degil de babamin adiyla çagirdiniz beni?.. Sultan, söyle açikladi durumu:
    - Seni Muhammed isminle çagirdigim siralarda hep abdestli oluyordum. Bu defa ise abdestim yoktu. O yüce ismi abdestsiz agzima almaya gönlüm razi olmadigindan babanin ismiyle çagirdim seni...
    Evet bu, bir sultanda tezahür eden Peygamber sevgi ve saygisindan bir örnek.
    Bir de sultanin hocasi Ebul Hasan Harkani?yi dinleyelim Harkan Camii?ndeki kürsüsünde. Bakalim Peygamber sevgisini nasil anlatiyor cemaatine?..
    - Ey müminler! Günlük hayatinizi sakin Peygamberimiz?den ayri yasamayin. Efendimiz?le birlikte olun bütün gün boyunca... Sorarlar:
    - Nasil O?nunla birlikte oluruz günlük hayatimizda?..
    Söyle açiklar gün boyu Peygamberimiz?le birlikte olmayi. Der ki:
    - Günlük hayatinizi herhangi bir günaha bulasmadan tamamlar da evinize günah islemeden dönerseniz, sükürler olsun bugün ben Peygamberimiz?le birlikte idim, diyebilirsiniz. Çünkü Peygamberimiz de günlük hayatini günahsiz tamamliyor, günahsiz tamamlayanlarla birlikte olacagini haber veriyor.
    Iste bu da Peygamber sevgisinin günlük hayata akseden bir baska etkisi.
    Simdi bir de yoksul bir kimseyle Hekim Ali Pasa?nin Peygamber sevgisine bakalim isterseniz. Peygamber âsigi bir yoksul adam, rüyasinda çok sevdigi Peygamberimiz?i görür ve sikinti içindeki halini arz eder. Efendimiz buyurur ki:
    - Sabah erkenden kalkip Hekim Ali Pasa?ya git, benden selam söyle, sana bin altin versin. Rüyana inanmazsa, persembe aksamlari okudugu Yasin-i Serif?ini geçen persembe okumadi, onu da hatirlat, Yasin hediyesini bekledigimi de söyle...
    Sabah namazindan sonra Hekim Ali Pasa?nin kapisini çalan yoksul adam rüyasini aynen anlatir:
    - Pasam der, bu gece rüyamda Efendimiz?i gördüm, Ali Pasa?ya benden selam söyle, sana bin altin versin, dedi, inanmazsa her persembe okudugu Yasin?i geçen persembe okumadi, onu da bekledigimi hatirlat, dedi.
    Ali Pasa heyecanlanir... ?Bir daha anlatir misin?? der. Adam, ?Efendimiz?in selami var..? diyerek bir daha anlatir. Ama Pasa?nin eli cebine bir türlü gitmez de ?Bir daha anlatir misin?? diye tekrar eder. ?Efendimiz?in selami var...? diyerek bir daha anlatir. Pasa bir daha, bir daha diye tekrarlayinca:
    - Pasam der, vermeyeceksen verme, neden ?Bir daha anlatir misin?? diye tekrarlatip duruyorsun?..
    - Evladim der, tekrarladigin her selam benim için o kadar kiymetli ki, her bir selama bin altin paha biçiyorum. Onun selaminin her birine bin altin feda olsun, yedi defa selami var, dedin yedi bin altin kazandin, var gönül hosluguyla harca yedi bin altini.. diyerek altinlari Peygamber?i rüyasinda görecek kadar Peygamber âsigi yoksulun avucunun içine bir bir sayar, bundan sonra da ekler:
    - Bir daha görüsecek olursan yeni selamlarini ve emirlerini bekledigimi de söyle. Ne emrederse basim gözüm üstüne, yerine getirmeye hazir bekliyorum burada... Evet biz Müslümanlar Peygamberimiz?i kendi nefsimizden de fazla severiz. O sevgi her birimizin davranislarina iste böyle farkli güzelliklerle akseder. Ama O?nun sanina layik olmayan vurucu, kirici tepkilere girmez, sevgiyi degil düsmanligi artiran korkutucu görüntülere yönelmeyiz. Böylece kurulan tuzaklara düsmeyecek kadar da basiret sahibi oldugumuzu gösteremeye dikkat ederiz

    Gel Vur Mızrabını da Kalbimi Söylet! Vur Ruhuma Nağmelerini Dinlet! Ve Gönlüme Geleceğini Vadet! Vadet ki Kalmadı Dizimde Derman. ...

  7. #7
    Dost furkan23 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    21

    Standart

    rabbim sizlerden raz? olsun

  8. #8
    Gayyur Hilal Nihal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    61

    Standart

    Peygamber Efendimizin 24 saati Nas?l Geçerdi



    Hiç merak ettik mi acaba, can?m?zdan çok sevdiğimiz Hz. Peygamber (sav) Efendimiz bir gününü nas?l geçiriyordu? Ne zaman yat?yor, nas?l kalk?yor ve bütün gün boyunca neler yap?yordu?

    Peki O'nu niçin sevmemiz gerektiğini de biliyor muyuz? Güçlü bir iman ve derin duygularla bağl? olduğumuz peygamberimizi, ilim ve şuur yönüyle de tan?mak ve bilmek, bizi gerçek kulluğa götürecek en büyük vesile olacakt?r.



    Sevmek Benzemeyi Gerektirir

    Hz. Peygamber (sav)´i sevmek, herkese farzd?r. Zaten, Cenab-? Hakk? sevmek de buna bağl?d?r. Allah-u Teâla'n?n sevgili Peygamberini sevmedikçe, ona uymad?kça, Allah-u Teâla'y? sevmek saadeti ele geçmez.

    Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:

    "De ki: Eğer Allah´? seviyorsan?z, bana tabi olunuz ki Allah da sizi sevsin." (Al-i ?mran; 31) Allah-u Teâla, Habib'ine böyle demesini emir buyurmaktad?r.

    Saadete kavuşmak isteyen kimse, bütün adetlerini, ibadetlerini ve al?ş-verişlerini, k?saca tüm yaşam?n? O'na benzetmeye çal?şmal?d?r.

    Bir kimsenin sevdiğine benzemeye çal?şanlar, benzemeye çal?şt?ğ? kimseyi sevene, sevimli ve güzel görünürler. Bunun gibi, Hz. Peygamberi (sav) sevenleri de Allah-u Zülcelal sever. Bundan dolay?, görünen ve görünmeyen bütün iyilikler, bütün üstünlükler, ancak Hz. Peygamber (sav)´i sevmekle ele geçer.

    Allah-u Teâla, sevgili Peygamberini, insanlar?n en güzeli, en iyisi, en sevimlisi olarak yaratt?. Her iyiliği, her güzelliği, her üstünlüğü O’nda toplad?.

    Ashab-? Kiram?n hepsi, O’na âş?k idiler. Hepsinin kalbi, O’nun sevgisi ile yan?yordu. O’nun ay yüzünü, nur saçan cemalini görmeleri, lezzetlerin en tatl?s? idi. O’nun sevgisi uğruna canlar?n?, mallar?n? feda ettiler. Evet, Allah’? seviyorum diyenlerin, Ashab-? Kiram gibi olmalar? laz?m…

    Hz. Peygamber (sav)´e tam ve kusursuz tabi olabilmek için, O’nu tam ve kusursuz sevmek laz?md?r. Tam ve olgun sevginin alameti de O’na tam olarak mutabaat etmektir. Yani, her söz ve davran?ş?n? O’na benzetmek, k?saca O’na uymakt?r.

    Kur´an-? Kerim ve hadis kitaplar?nda, Hz. Peygamber (sav)´e mutabaat etmenin, dinin vazgeçilmez bir esas? olduğunu kesin olarak ifade eden ayet ve hadisler pek çoktur.

    Oysa Efendimizin şerefli yaşam? hakk?nda bilgisi olmayan birisinin O’na mutabaat etmesi düşünülemez. Çünkü bilmeden uyulamaz.



    Peygamber Efendimiz (sav)’in Gündelik Hayat?

    Hz. Hüseyin (ra), babas? Hz. Ali´ye (kv), Hz. Peygamber (sav)´in baz? hallerini sormuş, Hz. Ali de şu şekilde anlatm?şt?r:

    “Evine izin isteyerek girerdi. Evindeki zaman?n? üç k?sma bölerdi. Bir k?sm?n? Allah ´a (ibadet), bir k?sm?n? ailesine ve kendisine. Sonra da insanlara ay?r?rd?.”

    Hz. Peygamber (sav)´in günlük olarak her zaman yapt?ğ? gibi, sabah namaz?n?n farz?ndan önce mutlaka iki rekat sünnet k?lard?. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:

    “Sabah namaz?n?n iki rekat sünneti dünya ve içindekilerden hay?rl?d?r.” (Müslim, Tirmizi)

    Hz. Peygamber (sav) bütün namazlar?n? huşu ve huzur içerisinde korku ve ümit aras?nda k?lard?. Nitekim, Mutarr?f (ra), babas?ndan şöyle nakletmiştir:

    “Hz. Peygamber (sav)’i namaz k?larken gördüm, göğsünden değirmen sesi gibi inilti ç?k?yordu.” Başka bir rivayette ise; “Göğsünden kaynayan tencerenin sesi gibi ses ç?k?yordu.” (Ebu Davud, Nesai)

    Hz. Peygamber (sav) ümmetine de, bu şekilde namaz k?lmalar?n? emretmiştir. Nitekim Ammar bin Yasir´den (ra) rivayetle diğer bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:

    “Bir kişi namaz?n? k?l?nca, kendisine namazdaki dikkatine göre; namaz?n onda biri, dokuzda biri, sekizde biri, yedide biri alt?da biri, beşte biri, dörtte biri, üçte biri ve yar?s? kadar sevap yaz?l?r.” (Ebu Davud, Nesai, ?bn H?bban)

    Diğer bir hadis-i şerifte ise şöyle buyurmuştur: “Farz namazlar teraziye benzer. Eksiksiz yapan çok kazan?r.” (Taberani, ?bn H?bban)

    Bu sebeple Hz. Peygamber (sav) namazlara çok büyük bir önem verirdi. Hz. Peygamber (sav) sabah namaz?n?n farz?n?, cemaate k?ld?rd?ktan sonra, namaz?n? k?ld?ğ? seccadenin üzerine, güneş iyice doğuncaya kadar otururdu. (Müslim)



    Güneş Doğuncaya Kadar Zikir

    Nitekim Enes bin Malik´den (ra) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:

    “Kim sabah namaz?n? cemaatle k?lar, sonra güneş doğuncaya kadar oturarak Allah´? zikreder, sonra iki rekat namaz (işrak namaz?) k?larsa, ona makbul tam bir hac ve bir umre sevab? verilir.” Enes (ra) der ki: “Tam bir hac ve umre sevab?” buyurdu. Bu sözü üç defa tekrar etti. (Tîrmizi)

    Hz. Peygamber (sav) daha sonra uzaktan yak?ndan kendisini görmeye gelenleri kabul etmeye başlard?. Gelenler halka şeklinde etraf?nda toplan?rlard?. O, çevresindekilere vaaz eder, öğütler verir, sorular?n? cevapland?r?r, hattâ gördükleri rüyalar? tabir ederdi. Bazen sahabelere kendi rüyalar?n? anlat?rd?.



    Tav?r ve Konuşmas?

    Hz. Peygamber (sav)´in konuşmas? son derece tatl? ve gönül okşay?c? idi. Tane tane konuşur, her cümlesi, dinleyenler taraf?ndan iyice anlaş?lmas? için ayr? ayr? olurdu. Kahkaha ile gülmez, tebessüm halinde bulunurdu. O, insanlar?n en halîmi, en yumuşak huylusuydu.

    Hz. Peygamber (sav) şahs?na yap?lan, nefsine karş? işlenen hatalar?, yumuşakl?kla karş?lard?; Allah´a ve imana yap?lan, bir hücum olunca asla susmaz, gereken cevab? verirdi.

    Hz. Peygamber (sav) insanlar?n kusurlar?n? görmez, bazen görmezden gelir, çok zaman gözünü çevirir, kusurunu görse de yüzüne vurmaz, o kişiyle aras?ndaki sayg? ve sevgi perdesini y?rtmazd?.

    Hz. Peygamber (sav)´in tevazusu, bilhassa insanlarla olan münasebetlerinde daha aç?k bir şekilde ortaya ç?km?şt?r. Meclisinde kim olursa olsun, konuşan kimseyi, sab?rla dinler, haktan uzaklaşmad?ğ? müddetçe sözünü kesmezdi.

    Bir gün adam?n biri, Hz. Peygamber (sav)´i görmeye geldi. Fakat Peygamberliğin haşmetinden o kadar etkilendi ki, titremeye başlad?. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav): “Korkma! Ben hükümdar değilim. Kuru et pişirerek karn?n? doyuran, Kureyşli bir kad?n?n oğluyum.” buyurdu. (Hakim)

    Hz. Peygamber (sav) kendi yak?nlar?na ve sahabelerine devaml? hoşgörülü olduğu gibi, düşmanlar?n? da, özellikle onlar güçsüz bulunduklar? ve teslim olduklar? zaman bağ?şlam?ş, suçlar?n? affetmiş, sonunda da pek çoğunun iman etmesine vesile olmuştur.

    Peygamberimizden bir şey istenildi mi, asla “Yok!” demezdi. O, insanlar?n en cömerdi idi…

    Nitekim ?bn-i Abbas şöyle demiştir:

    “Hz. Peygamber (sav) insanlar?n, en cömerdi idi. Özellikle Ramazan aylar?nda daha fazla cömert olurdu.” (Buhari)



    Duha Namaz?
    ?nsanlarla sohbet etmesi, onlar?n dertlerini dinlemesi genellikle, kuşluk vaktinin girmesine kadar sürerdi.

    Kuşluk vakti gelince Hz. Peygamber (sav) bazen dört, bazen da sekiz rekat olmak üzere Duha namaz? k?lard?. Bu namaz?n fazileti hakk?nda şöyle buyurmuştur:

    “Cennette, ‘duha kap?s?’ denilen bir kap? vard?r. K?yamet günü bir münadi şöyle seslenir: ‘Ey Duha namaz? k?lanlar nerdesiniz? ?şte gireceğiniz kap? buras?d?r, Allah-u Teâla´n?n rahmetiyle buradan içeri giriniz.” (Taberani)

    Hz. Peygamber (sav) Duha namaz?n? k?ld?ktan sonra evine gelir, ev işleriyle meşgul olur, elbise ve ayakkab?lar? tamir eder, hayvanlar?n? sağard?. (Ahmed bin Hanbel)



    Öğlen Namaz?

    Hz. Peygamber (sav) daha sonra Öğle namaz? için haz?rl?k yapard?. Öğle vakti girince camiye gider, öğle namaz?n?n farz?ndan önce ve sonra k?l?nan müekked sünnetleri k?lmay? ihmal etmezdi.

    Efendimiz öğleden sonra istirahat ederlerdi…

    Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vessellem) öğle namaz?n? k?ld?ktan sonra, bir miktar uyur, ‘kaylule’ yapard?. Nitekim bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlard?r: “Öğleyin kaylule yap?n?z. Muhakkak şeytanlar öğle vaktinde kaylule yapmazlar.” (Müslim)

    Kaylûle, öğle namaz?ndan sonra yap?lan k?sa istirahat ve uykuya verilen isimdir. Kaylûle yapan insan, bir sünneti ihya ettiği gibi ayn? zamanda dinç olur, gece namazlar?n?, teheccüdü k?lacak gücü kendine bulur. F?rsat? olan bu sünneti yerine getirirse iyi olur.



    ?kindi Namaz?

    Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve selem) kaylûle yapt?ktan sonra ?kindi namaz?na haz?rlan?rd?. ?kindi vakti girince, farz?ndan önceki sünnet namaz? baz? zaman k?lar, bazen de terk ederdi. Hz. Peygamber (sav) bu sünnet hakk?nda hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “Kim ikindinin farz?ndan önce dört rek’at sünnet k?larsa, Allah-u Teala onun vücudunu cehenneme haram eder.” (Taberani) Hz. Peygamber (sav) ikindi namaz?n? eda ettikten sonra, bir müddet oturduğu yerde kal?r zikirle meşgul olurdu. Nitekim Enes bin Malik´den (ra) rivayetle Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “?kindi namaz?ndan güneş bat?ncaya kadar, Allah´? zikreden bir cemaatle oturmay?, ?smailoğullar?ndan her birinin bedeli onikibin dirhem olan, dört köle azat etmeye tercih ederim.” (Ebu Davud, Ebu Ya´la, ?bn-i Ebi´d-Dünya)



    Eşlerine Güzel Davran?rd?

    Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Akşam namaz?na yak?n saadet hanesine döner, eşlerinin her birinin yan?na gider, azar azar oralarda kal?r, hat?rlar?n? sorard?. Hz. Peygamber (sav) han?mlar?na güzel ahlakla davranm?ş, ümmetine de güzel ahlakla davranmalar?n? emretmiştir.

    Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “?man? en mükemmel olan mü´min, huyu en güzel oland?r. Sizin de en hay?rl?n?z, ailesine daha iyi davranan?zd?r. ” (Ebu Davud, Tirmizi)



    Akşam Namaz?

    Bundan sonra akşam namaz?n?n haz?rl?ğ?n? yapard?. Akşam ezan? okununca Akşam namaz?n? k?ld?r?r, daha sonra olan iki rekat nafile namaz (sünnet) k?lard?.

    Hz. Peygamber (sav) akşam namaz?ndan sonra zikir ve nafile ibadetle (Evvabin Namaz?) meşgul olur, böylece yats? namaz?n?n vaktinin girmesini beklerdi.



    Yats? Namaz?

    Yats? namaz?n?n vakti girince, Yats? namaz?n?n farz?ndan önce, bazen nafile namaz (sünnet) k?lar, bazen de k?lmazd?. Yats? namaz?n?n farz?ndan sonra ise iki rekat (müekket sünnet olan) nafile namaz? k?lmay? ihmal etmezdi. Bundan sonra yatar, gece kalk?p vitir namaz?n? k?lard?.

    Nitekim Cabir´den rivayetle bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “Gece geç vakitlerde kalkmamaktan endişe eden kimse, vitir namaz?n? yatmadan önce k?ls?n. Kim, gece geç vakitlerde k?lmak isterse k?labilir. Zira gece k?l?nan namazda rahmet melekleri haz?r bulunurlar, şahit olurlar ve daha faziletlidir.” (Müslîm.Tirmizi)

    Hz. Peygamber (sav) yats? namaz?n? k?ld?ktan sonra saadet hanesine döner, eşlerinden kimin s?ras? gelmişse geceyi orada geçirirdi. Yats? namaz?ndan sonra konuşmay? sevmezdi. (Buhari)



    Uyumas?

    Hz. Peygamber (sav) devaml? abdestli olduğu gibi, uykuya çekilirken de abdestsiz yatmazd?. Nitekim ?bn-i Ömer´den rivayetle şöyle buyurmuştur: “Bir kimse abdestli olarak yatarsa, geceyi bir rahmet meleği ile geçirir. O kişi uyan?r uyanmaz melek; ‘Allah ´?m! Falan kulunu bağ?şla, çünkü o geceyi abdestli geçirdi, diye dua eder.” (?bn Hibban)

    Bera bin Azib ´den (ra) rivayetle Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:

    “Yatağ?na girdiğin zaman, namaz için olduğu gibi abdest al, sonra sağ taraf?na uzan ve şöyle de: ‘Allah´?m, kendimi sana teslim ettim. Yüzümü sana döndürdüm. ?şimi sana teslim ettim. S?rt?m? sana dayad?m, seni sayd?ğ?m için. Senden başka s?ğ?nacak yer yoktur. ?ndirdiğin kitab?na ve gönderdiğin peygamberlerine iman ettim.’ Bunu der de o gece ölürsen, müslüman olarak ölürsün. Son sözün bunlar olsun.” (Buhar?, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi)

    Hz. Âişe (r.anha) validemiz şöyle anlatm?şt?r: “Hz. Peygamber (sav) yatağ?na girdiği zaman, ‘muavvizeteyn´ i (Felak ve Nas Sureleri) ve Kul hüvallahu ahad´? (?hlas Suresi) okur ellerine üfleyip, ellerini yüzüne ve vücuduna sürer ve bunu üç kere tekrar ederdi. Hastaland?ğ? zaman ayn? şeyi kendisine yapmam? emrederdi. ” (Buhar?, Müslim, ?mam Malik, Tirmizi)



    Yatma Şekli

    Hz. Peygamber (sav)´in uyku al?şkanl?ğ? şöyleydi:

    Yats? namaz?n?n ilk vakti girer girmez namaz? k?lar, sonra bu dualar? okur ve istirahata çekilerek, daima sağ taraf?na yatar ve sağ elini yanağ?n?n alt?na koyarak uyurdu.

    Gece yar?s? veya üçte biri geçtikten sonra uyan?r, misvağ? daima başucunda durur, kalk?nca önce dişini misvaklar, sonra abdest al?r ve ibadetle meşgul olurdu. (Tirmizi)



    Gece ?badeti

    Hz. Aişe (r.anha) validemiz şöyle anlatm?şt?r: “Resulullah (sav) geceleri ayaklar? yar?l?ncaya kadar ayakta durur, ibadet ederdi. Ona: “Senin geçmiş ve gelecek günahlar?n bağ?şland?ğ? halde bunu niçin yap?yorsun?” Dedim.” Bana:

    “Ben de şükreden bir kul olmayay?m m??” buyurdu. (Buhar?, Müslim)

    Teheccüd namaz?, Hz. Peygamber (sav)´e vacip olduğu için hiç terk etmemiştir. Bu ibadet ve zikirleri yaparken ümmetine de yapmalar?n? tavsiye etmiştir.

    Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “Sizden biri uyurken, şeytan kafas?na üç düğüm atar. Her düğümün üzerine; ‘uzun bir geceye sahipsin uyu!’ diyerek elini vurur. O kişi uyan?p da Allah-u Zülcelal´i zikrederse bir düğüm, abdest al?rsa bir düğüm, namaz da k?larsa bütün düğümler çözülür. Art?k o kimse neşeli ve hareketli olur. Aksi halde neşesiz ve tembel olur.” (?mam Malik, Buhar?, Müslim, Ebu Davud, Nesai)

    Diğer bir hadis-i şerifte ise şöyle buyurmuştur; “Gece bir saat vard?r ki, bu saatte Allah´dan dünya ve ahiret işiyle ilgili bir hay?r isteyen müslüman kul ona rastlarsa, mutlaka istediği kendisine verilir. Bu, her gece olur.” (Müslim)

    Hz. Peygamber (sav) teheccüd namaz?n? k?ld?ktan sonra sabah namaz? için haz?rl?k yapard?, sabah namaz?n?n sünnetini odas?nda k?lar ve cemâatle farz? edâ etmek üzere mescide giderdi.

    Evet, Hz. Peygamber (sav) yirmidört saatini genelde işte bu şekilde değerlendirirlerdi.

    Tövbeye önem verirdi

    Gün içerisinde günde yüz sefer tövbe eder ve ümmetine de tövbe etmesini emrederdi. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Allah´a karş? tövbe ediniz. Ben günde yüz sefer tövbe ederim.” (Müslim)

    Hz. Peygamber (sav) beş vakit farz namaz?n ard?ndan yap?lan tesbihatlara da çok önem verirdi. Ayr?ca günlük okumuş olduğu dualar vard?r. Yemekten sonra, eve girerken ve ç?karken, tuvalete girerken ve ç?karken gibi…

    Hz. Peygamber (sav) günlük okumuş olduğu dualar? okumak da ona mutabaatt?r, sünnetine uymak, O’nun yolunu izlemektir. (Bu tesbihat ve dualar için S.Konyevi’nin ‘Dualar’ isimli kitab?na bak?n?z.)

    Kim Hz. Peygamber (sav)´e mutabaat ederse, Allah-u Zülcelal o kulunu sever ve dostluğunu ona nasip eder.


    Vesselam...

  9. #9
    Gayyur Hilal Nihal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    61

    Standart

    EBU EYYUB ENSAR? (Rad?yallahü Anh)

    Enbiya suresinde, eshab-? kiram için mealen: (Onlar? ezelde, hiçbir şeyi yaratmadan evvel, Cennetlik eyledim. Cehennem onlardan uzakt?r) buyuruluyor.

    Peygamber Efendimizin mihmandar?, eshab-? kiram?n büyüklerinden. Ensardand?r. ?smi Hâlid, künyesi Eyyûb, babas?n?n ad? Zeyd’dir. Hazrec kabilesine mensubtur. Doğum tarihi kesin olarak bilinmiyor. Bi’setin 11.ci senesi (m. 620) de müslüman oldu. Bir y?l sonra, ?kinci akabe biat?nda bulunarak, Resulullah?n sohbetiyle şereflendi. Üç erkek, bir k?z çocuğu vard?.

    Ebû Eyyûb'un fazîlet ve kemâl itibariyle yüksek bir makam? vard?. Rasûlullah'?n eğitiminden geçmiş bir sahâbî olarak onun sünnetine çok önem verir, bir yanl?şl?k gördüğünde doğrusunu anlat?r, hemen sünnetin uygulamas?na çal?ş?rd?. ?slâm ordusu ?stanbul'u kuşatt?ğ?nda hastalanan Ebû Eyyûb, o hâliyle bile Allah Rasûlünden şu hadisi nakletmiştir: "Kostantiniyye surunun dibine sâlih bir kişi gömülecektir." Umar?m ki o kişi ben olay?m (?bn Abd Rabbîh, el-Ikdü'l Ferîd, II, 213). Ordu komutan? Yezid Ebû Eyyûb'un tabutunu askerlerin ortas?na alm?ş, askerler de çarp?şmalarda bu tabutu koruyarak ilerlemişlerdir. ?stanbul surlar?n? korumakta olan Bizans kumandan? bu garib durumu görünce, "Bu nedir?" diye sormuş, Yezid de, "Bu bizim peygamberimizin sahâbisidir. Bize senin ülkende içerilere doğru götürülüp gömülmesini vasiyyet etti. Biz de onun bu isteğini yerine getireceğiz. " Bizans kumandan?: "Sen ne ak?ls?z adams?n. Sen dönüp gidince biz onu köpeklere yem ederiz." Yezid: "Eğer onun kabrini açt?ğ?n?z? veya cesedine birşey yapt?ğ?n?z? duyacak olursam ben de bütün Suriye'de öldürmedik h?ristiyan, y?kmad?k kilise b?rak?rsam bu ölüye ikram?ma sebep olan zat-? Peygamber'i (s.a.s.) inkâr etmiş olay?m." Bunun üzerine kumandan şöyle demiştir: " Ben onun kabrini elimden geldiğince koruyacağ?mâ Mesih hakk? için söz veriyorum." Surlar?n d?ş?nda defnedilen Ebû Eyyûb'un kabrinin üzerinde sonradan bir kubbe yap?lm?ş ve bu mübarek adam?n kabri müslümanlar?n ve h?ristiyanlar?n sayg? gösterdikleri bir yer olarak korunmuştur. Ebû Eyyûb el-Ensari hazretleri, Hayber savaş?ndan dönülürken Rasûlullah'?n çad?r?n?n çevresinde kendiliğinden bütün gece nöbet tutmuş, Rasûlullah onun için, "Allah'?m, beni koruyarak gecelediği gibi, sen de Ebû Eyyûb'u koru" diye dua etmiştir (?bn ?shâk, ?bn Hişâm, es-Sire, III 354-355).

    Habib b. Ebî Sâbit'in naklettiğine göre, Ebû Eyyûb el-Ensâr? Muaviye'ye gidip borçlu olduğundan yak?narak yard?m istedi. Muaviye ona yard?m etmedi. Ebû Eyyûb, Muaviye'ye, "Rasûlullah'?n 'Benden sonra iş baş?ndakilerden bencillik göreceksiniz' diye buyurduğunu işittim" dedi. Muaviye, "Peygamber efendimiz bunu söylerken size de bir tavsiyede bulunmad? m??" dedi. Ebû Eyyûb, "Sabretmeyi tavsiye etti" dedi. Muaviye, "O halde siz de sabrediniz" deyince Ebû Eyyûb ona, "Vallahi bundan sonra senden hiçbir istekte bulunmayacağ?m" diyerek Hz. Ali'nin Basra valisi ?bn Abbâs'a gitmiş ve ?bn Abbâs evini ona tahsis ettiği gibi yirmi bin dirhem para vermişti (Kenzü'l-Ummâl, VII, 95). ?mam Ahmed'den yap?lan bir nakle göre Ebû Eyyûb şöyle demiştir: ''Kim Allah'a ortak koşmadan ölürse, cennete gider" (el-Bidâye, VIII, 59).

    Ebû Eyyûb, savaş meydan?nda ?slâm askerlerini aş?p Rumlara tek baş?na sald?r?r, Rumlar?n içine kadar ilerler ve geri dönerdi. Herkes onun kendini tehlikeye att?ğ?n? söylediğinde de, "kendimizi tehlikeye atmak düşmana hücum etmek değil, as?l tehlike mallar?m?z?n bak?m? ile uğraş?p cihad? terketmektir" demiştir (Beyhâki, IX, 99; ?bn Kesir, I, 228).

    Sâlim b. Abdullah'?n rivâyetine göre, Abdullah b. Ömer, onun düğününe Ebû Eyyûb'u da çağ?rm?ş; Ebû Eyyûb, Sâlim'in evinin duvarlar?n?n yeşil perdelerle süslenmiş olduğunu görünce, "Siz de mi duvarlar?n?za perde as?yorsunuz" demiş, Abdullah b. Ömer de, "Ya Eba Eyyûb, kad?nlarla başa ç?kamad?k" diye cevap vermiş; bunun üzerine Ebû Eyyûb "Pek çok kimse kad?nlarla basa ç?kamasa da senin başa ç?kamayacağ?n? ummazd?m. Ben ne sizin evinize girer, ne de yemeğinizi yerim" demiştir (Kenzü'l-Ummâl, VIII, 63).

    Peygamber efendimizden şunu rivâyet etmiştir:

    ''Müslüman kişinin kardeşi üzerinde yerine getirmesi gereken alt? hakk? vard?r. Bunlardan birini yapmad?ğ? zaman, alt? hakk?ndan birini yerine getirmemiş olur: 1- Ona rastlad?ğ?nda selâm vermesi, 2- Onu yemeğe çağ?rd?ğ? zaman dâvetine icâbet etmesi, 3- Aks?rd?ğ? zaman ona dua etmesi, 4- Hastaland?ğ? zaman ona uğramas?, 5- Öldüğü zaman cenazesinde bulunmas?, 6- Kendisinden nasihat ve yol göstermesini istediği zaman ona yol göstermesi" (Buhâri, el-Edeb, 134).

    ?stanbul muhasaras? s?ras?nda şehid olan Ebû Eyyûb el-Ensâr? bugün ?stanbul'un Eyüp ilçesindeki Eyüb Sultan Camii avlusunda bulunan türbesinde yatmaktad?r. Kabri ile ilgili olarak, (bk. Taberî, Târih, III 2324 ibnü'l-Esir, Üsdü'l-Ğabe, V, 143; Hâf?z Huseyn b. Hacc?, Hadîkatü'l Cevâmî, I, 243) adl? kitaplarda sözedilmektedir. Türbesi y?llarca müslümanlar?n ziyaret yeri olmuştur; bugün de halk Ebû Eyyûb'un türbesini büyük kalabal?klar halinde ziyaret eder. II. Mahmud, Topkap? Saray? hazinesindeki Hz. Peygamber'e âit kutsal eşyadan "Kadem-i Şerif"i bu camiye koydurtmuştur .

  10. #10
    Gayyur Hilal Nihal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    61

    Standart

    Hz. AL?'N?N BÜYÜKLÜĞÜ

    Birgün ashab Peygamberimiz (s.a.v)'den Hz. Ali'yi niçin çok sevdiğini sordu. Hz Peygamber o anda mecliste bulunmayan Hz. Ali'yi çağ?rmaya adam gönderdi ve orada bulananlara sordu:

    - Birisine iyilik etseniz, o da size kötülük etse ne yapard?n?z? Cevap verdiler:

    - Yine iyilik ederiz.

    - Yine kötülük yapsa?

    - Biz yine iyilik ederiz?

    - Yine kötülük yapsa?

    Ashab cevab vermedi, başlar?n? öne eğdiler. Bunun anlam? kötülüğe kötülükle mukabele etmesek bile iyilik yapmaya devam etmeyiz, demekti.

    Bu s?rada Hz. Ali o meclise geldi. Rasulullah Hz. Ali'ye sordu:

    - Ya Ali, iyilik ettiğin biri sana kötülük etse ne yapard?n?

    - Yine iyilik ederdim.

    - Yine kötülük yapsa?

    - Yine iyilik yapard?m.

    Hz. Peygamber soruyu tam yedi defa tekrarlad?. Hz. Ali yedi defas?nda da "yine iyilik ederdim" diye cevap verdi. Ashab,

    - Ya Rasulallah, Ali'yi çok sevmenizin sebebini şimdi anlad?k, dediler.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Peygamber Sevgisi
    By Hüsn-ü Sermedi in forum Resim - Fotoğraf Galeri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 23.04.09, 19:58
  2. Minik Bir Yüreğin Peygamber Sevgisi
    By akıncı in forum Hz. Muhammed (S.A.V)
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 29.07.08, 20:30
  3. Osmanlı'da Peygamber Sevgisi
    By edep_yahû in forum Tarih
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14.07.08, 18:20
  4. Peygamber Sevgisi Böyle Olur
    By vakti_nehar in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 19.06.08, 21:01
  5. Peygamber Sevgisi / Nükteler
    By muntehab in forum Sahabeler ve Sünnet-i Seniyye
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06.11.06, 12:32

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0