+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: Efendimiz'in Yaşayan Komşuları

  1. #1
    Vefakar Üye zahid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Bulunduğu yer
    lüleburgaz
    Yaş
    37
    Mesajlar
    329

    Standart Efendimiz'in Yaşayan Komşuları

    Ah Medine,

    Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam'?n yaşayan komşular?n?n anlat?ld?ğ? bu yaz?y? paylaşmak istedim.

    Yaz?da Ali Ulvi KURUCU'nun eşinin,
    Mehmet KIRKINCI'n?n annesi Hatice annenin,
    Mihrali Süleyman'?n anlatt?klar?n? okuyunca içinizdeki
    Medine ateşi daha alevlenecektir

    Zahid

    *****

    Efendimiz'in yaşayan komşular?

    Onlar, Efendimiz’e (sas) komşu olmak için dünyal?k her şeylerini b?rak?p yollara düşmüş. Hayatlar? Mescid-i Nebevi’ye ayarl? mücavirlerle hicret hikâyelerini, ilginç hat?ralar?n? ve Resul’e komşu olmay? konuştuk.

    Mekke mi daha üstündür yoksa Medine mi? Kutsal topraklardan uzakta yaşayanlar için çok da anlaş?labilir bir soru değil bu. Hâlbuki y?llar y?l? Mekke ve Medine sakinlerinin aras?nda tart?ş?lan bu bahisle alakal? eserler bile var. Birçok hikâye de… ?şte onlardan biri: Mekke’de hac zaman? ulema toplanm?ş, her y?l olduğu gibi bilgilendirme toplant?s? yap?l?yor. Ev sahibi hararetle anlat?yor: “Mekke ile Medine baştaki iki göz gibidir.” O esnada dinleyiciler aras?ndaki Medine sevdal?s? Moritanyal? dayanamay?p araya giriyor: “O zaman sağ göz Medine’dir!”

    Mekke’de Allah’?n (c.c.) celal, Medine’de ise cemal s?fat?n?n tecelli ettiğine inan?l?yor. Bu sebeple geçmişte de ulema daha çok Mekke yerine Medine’de yaşamay? tercih etmiş. Medine’de iklim daha yumuşak, ziraata elverişli, su bol… Bunlar?n ötesinde, en önemlisi Allah Resulü’nün (sas) bir hadis-i şerifinde verdiği müjde: “Medine-i Münevvere’nin s?cağ?na, soğuğuna, çeşitli çile ve imtihan ibtilâlar?na sabreden bir kimseye ben k?yamette şefaatçi olacağ?m. Allah ve Resulullah için hicret etmiş, Medine-i Münevvere’de oturmuş, çilelerine sabretmiştir diye, bu sabr?na şahitlik edeceğim ve k?yamette de bu kimseye şefaatçi olacağ?m.”

    Bu hadis-i şerifteki sözlerin peşine düşen, Peygamber Efendimiz’e komşu olmak isteyen Müslümanlar, geride çocuklar?, akrabalar? ve tüm mal varl?klar?n? b?rakma pahas?na Medine’nin yollar?na düşmüşler. Özellikle Moritanya, Hindistan, Pakistan, Türkistan ve Afganistan’dan çok say?da mücavir y?llard?r bu kutsal şehirde yaş?yor. Peygamber şehrine Türkiye’den hicret eden mücavirlerin say?s? da oldukça fazla. Osmanl? döneminde Medine’ye yerleşenlerin çoğu vefat etmiş. Eskilerden günümüze kalan çok az isim var. Şimdilerde ise şehre yerleşmek için baz? şartlar aran?yor.

    Biz de Türkiye’den göç eden mücavirlerin kap?s?n? çald?k ramazan ay?nda. Onlardan hicret hikâyelerini ve Efendimiz’e (sas) komşu yaşaman?n anlam?n? dinledik. Sadece ilginç hikâyeler değil, ilginç şahsiyetler de ç?kt? karş?m?za.

    MED?NE’DE 50 YIL, KARAMAN’DA VEFAT

    Mücavir, Peygamber Efendimiz’e komşu olanlara verilen bir unvan. Medine’de doğup büyüyenlere de mücavir deniyor. Tabii ki ibadetlerle de bu s?fat? haiz olmak şart. Türkiye gibi dünyan?n farkl? yerlerinden Medine’ye ayn? sebeple hicret edenlere ise “muhacir mücavir” demek daha doğru.

    Medine ve Mekke mücavirlerinin yerine getirmesi gereken şartlar var. Mesela Mekke mücavirlerinin zemzem d?ş?nda su içmemesi, her gün Kâbe’yi tavaf etmesi, saçlar?n? umredeymiş gibi kesmesi gerekiyor. Medine mücavirlerinin ise namaz?n? Mescid-i Nebevi’de k?lmas?, baş? s?k?ld?ğ?nda Cenab-? Allah’a mânen derdini anlatmas? vazifeleri aras?nda.

    Medine’de vefat eden mücavirler Mescid-i Nebevi’nin yan?nda bulunan Cennet’ül Baki’ye defnediliyor. Hz. Muhammed’in diyar?ndan uzakta vefat ederim korkusuyla Medine’den y?llarca ayr?lmayanlar var. Sadece hac farizalar?n? yerine getirmek için Mekke’ye gidiyorlar. Bunlardan biri Konyal? Fehmi Efendi. 1937’de Medine’ye göç ettikten sonra, başka bir yerde ölürüm korkusuyla şehirden 50 y?l ayr?lmam?ş. Fehmi Efendi yaş? ilerleyip de rahats?zlan?nca oğlu taraf?ndan bir süreliğine memlekete götürülmüş. Karaman’a gittiği günlerde fenalaşarak vefat etmiş. Cennet’ül Baki’ye defnedilmek ona nasip olmam?ş. Görüştüğümüz isimler, bunun gibi çok say?da hikâye olduğunu söylüyor.

    GÜNLER NE GÜNLERD? YA MUHAMMED!

    Medine’de, rahmetli Ali Ulvi Kurucu’nun eşi Fatma Han?m’? da ziyaret ediyoruz. Röportaj teklifimizi kabul etmiyor; lakin bizi evine kabul ederek, hat?ralar?n? paylaş?yor. Fatma Han?m, Konyal? ?brahim Sand?kç? Efendi’nin kerimesi. Ailesi Medine’ye 75 y?l önce, o daha bebekken gelmiş. Onlar?n da şehre var?şlar?, mahrumiyet y?llar?na denk geliyor. Sebze ile beslenilen, elektriğin, suyun olmad?ğ?, sat?n al?nan ekmeklerin içinden kum, böcek ç?kan günler... Bu gibi s?k?nt?lara maruz kalmalar?na rağmen konuştuklar?m?z, Medine’nin eskiden daha huzurlu olduğunu anlat?yor. Mücavirler geçmişi hasretle yâd ediyor.

    Fatma Han?m ailesiyle Medine’ye taş?nd?ğ?nda şehirde pek Türk yoktur, onlarla ayn? dönemde gelen beş ailenin d?ş?nda... O y?llarda gelenlerin tek amac? hicrettir; Peygamber Efendimiz’in diyar?na göçmektir sadece. Fatma Han?m ve ailesinden beş y?l sonra da Ali Ulvi Kurucu Medine’ye göç eder. Ali Bey’in annesinin arac?l?ğ?yla 15 yaş?ndaki Fatma Han?m, Ali Ulvi Kurucu ile evlenir. Başlarda mendil yap?p, hac zaman? hediyelik niyetine satarak geçimlerini sağlarlar. Mescid-i Nebevi’nin etraf? otellerle örülü değildir henüz, şehrin her noktas?ndan görünür bu kutsal mekân. Fatma Han?mlar?n evi de mescide çok yak?nd?r. Medine’de hac zaman? yaklaşt?ğ?nda her aile evini boşalt?r, bir odaya çekilir. Böylece evin geri kalan bölümü, gelen ailelere kiralan?r epey ucuz bir fiyata. Hac?lar kendi lisan?n? bilenlerin yaşad?ğ? ve mescide yak?n evlerde kalmay? tercih eder. Fatma Han?mlar?n evi bu sebeple en çok rağbet edilen mekanlardan biridir. Ali Ulvi Bey’in yaşad?ğ? dönemlerde evlerine haddinden fazla misafir gelir gider, öyle ki baz? zamanlar gelenleri mecburiyetten kabul edemedikleri bile olur.

    Fatma Han?m eskiden ikindi yats? aras? vaktini Mescid-i Nebevi’de geçirirmiş. Rahats?zl?klar? sebebiyle bu al?şkanl?ğ?ndan vazgeçmek zorunda kalm?ş. Hacca da en son 15 y?l önce gidebilmiş. Şimdi şehirden ayr?lm?yor. Torunlar?yla evinde, sakin bir hayat sürüyor. Onun için Medine’nin de Medinelilerin de yeri başka.

    AFR?KA’DAN YÜRÜYEREK H?CRET EDENLER, ANADOLU’DAN TEK BAŞINA GELEN KADINLAR

    Fatma Han?m’?n çocukluk hat?ralar?nda ilginç anekdotlar var. Afrika’dan Medine’ye yürüyerek gelenleri hat?rl?yor. Pakistanl? hac?lar ise yapt?klar? hay?rlarla kal?r akl?nda; zor durumdaki Medinelilere kap? kap? dolaşarak yard?m dağ?tt?klar? hâlleriyle... Şehirdeki ilk iki mektebi de Pakistanl?lar yapt?r?r. Bir dönem yaşl? ve kimsesiz kad?nlar Medine’ye, Resul’e komşu olmak için hicret eder. Elaz?ğ, Eskişehir, Bağdat’tan gelen han?mlar, mücavirler için yap?lan ribatlarda kal?r, vefat edene kadar Medine’de yaşar. Şehir halk? da onlara yard?m eder.

    Ribatlar, tek kişilik odalardan müteşekkil binalara verilen ad. “Osmanl? döneminde vali, müderris, kad? ve müftülerin tayinleri Türkiye’den yap?l?yordu. Onlar?n, ailelerinin, erbab-? tasavvufun gelmesi, ribatlar?n kurulmas? demekti. Ribatlar tamamen bundan ortaya ç?kt?. Mesela ?rfaniye, Beşirağa, Karabaş medreseleri ayn? zamanda da ribatlard?r.” diyor Mekke’de yaşayan ve şehrin tarihi üzerine araşt?rmalar yapan Dr. Necati Öztürk. Meşhur Erzurum ribat? şimdi misafirhane olarak kullan?l?yor. Çoğunu y?k?p yerine yeni binalar verseler de hâlâ kullan?lan ribatlar da var. Bunlardan birinde yaşayan mücavir kad?nlarla görüşüyoruz.

    Medine’de hayat gece daha hareketli. ?nsanlar gündüz s?cakta uyumay?, akşamlar? çal?şmay?, geceleri de ibadeti tercih ediyor. Biz de geç bir vakitte gidiyoruz ribata. Hatice K?rk?nc?’y? kap?da otururken buluyoruz. Bizi hemen içeriye davet ediyor. Tek kişilik odas?nda ihtiyac?n? karş?layacak kadar eşyas? var Hatice Anne’nin. “Alt?mdaki yün yatağa kadar hay?r; ama ben çoğunu başkalar?na verdim, ihtiyac? olanlara... Yerlerde yat?yorum. ?stemiyorum hiçbir şey, işim mi yok… Dünyay? nas?l tutarsan öyle gider. ?nşallah ahirette yerimiz olur.” diyor. Hâlinden gayet memnun görünüyor.

    RÜYADA GÖRÜP ÖLÜMÜNE GELD?LER

    Hatice Anne, Medine’ye ilk defa 30 y?l önce hac için eşi Celal K?rk?nc? ile gelir. O, meşhur Erzurumlu Mehmet K?rk?nc? Hocaefendi’nin annesi ayn? zamanda. Hacca geldiklerinde 15 gün boyunca huşu içerisinde ibadetlerini yaparlar. Dönmelerine yak?n bir vakit Harem-i Şerif’in içindeyken Hatice Anne bir an durur, etraf?na bakar ve eşine dönerek şunlar? söyler: “Hac? efendi, ben buralar? daha önce rüyamda görmüştüm. Ben art?k Türkiye’ye gitmiyorum.” Celal Efendi duyduklar? karş?s?nda heyecanlan?r: “Ben de senden bunu bekliyordum. Buraya ölümüne gelmiştim.” diye karş?l?k verir.

    Böylece Medine’ye yerleşirler. Hâlbuki Erzurum’da varl?kl? bir hayatlar? vard?r. Dükkân, otel, her şeyi geride b?rak?rlar. ?lk geldiklerinde zorluk yaşad?lar m? diye soruyoruz: “Hiç s?k?nt? çekmedik, fevkalade yaşad?k. Allah’?m bize öyle yollar gösterdi ki. Herkes bize hizmet etti.” diyor Hatice Anne. Medine’ye hicret ettiklerinde, iş güç yoktur; fakat Erzurumlu Hattat Mustafa Efendi yard?mlar?na koşar. Başlarda memleketten düzenli para geldiği için de rahatt?rlar. Fakat daha sonra vârisler mallar?na el koyar ve varl?klar? kalmaz. Celal Efendi varken yine de maddi s?k?nt? yaşamazlar. 20 y?l önce eşinin vefat?n?n ard?ndan Hatice Anne biraz zorlan?r. Zira elinden bir iş gelmez. “Ama ben çok talebe yetiştirdim.” diye ekliyor. Çocuklara, gençlere y?llarca Kur’an okutmuş, güzel insanlar yetiştirmiş.

    Hatice Anne eski Medine’yi hasretle an?yor. “O zamanki bereket neydi, şimdi ne…” K?rk?nc?’lar?n dört çocuğu var, hepsi Erzurum’da yaş?yor. Yaz?n Hatice K?rk?nc?’y? da memlekete götürmüşler. “Oralarda da her şey değişmiş.” diyor. Onun içini son dönemlerde en çok ac?tan, rahats?zl?ğ? nedeniyle dilediğinde Mescid-i Nebevi’yi ziyaret edememesi. “Ancak götüren olursa gidiyorum, yoksa oturuyorum.” dedikten sonra duygulanarak ilahi söylemeye başl?yor: “Senin için yarat?ld? bu âlem, ismini yazarken çatlad? kalem. Olsa dünya Muhammed’in olurdu. Kalsa dünya Nur Ahmed’e kal?rd?...” Uzun uzun ilahisini okuduktan sonra son cümlesini söylüyor. “?şte bu kadar, daha fazla bir şey söylemeyeceğim.”

    Y?RM? BEŞ YIL; AMA SADECE B?R SAAT G?B?

    Hatice Anne’nin hoş sohbetinin ard?ndan ribatta yaşayan diğer mücavir Pakize M?d?koğlu’nu ziyaret ediyoruz. O da hemen buyur ediyor bizi. 70 yaş?ndaki Pakize Teyze, odas?na ‘villam’ diyor. Kaç y?ld?r Medine’de yaşad?ğ?n? merak ediyoruz: “25 y?l oldu geleli; ama bana sorsan bir saat geçti sanki.” Onun da odas?nda zaruri ihtiyaçlar?n? karş?layacağ? kadar eşya var. Pakize Teyze’nin ziyaretçileri bol. Hikâyelerini duyanlar Medine’ye geldiklerinde muhakkak onunla tan?şmak istiyor. O da kap?s?n? herkese açarak yaşad?klar?n? paylaş?yor. Pakize Teyze’ye Medine’ye ilk nas?l geldiğini sorduğumuzda “Allah gönderdi.” cevab?n? veriyor. Hikâyesini dinlediğimizde, ne kadar doğru bir ifade kulland?ğ?n? daha iyi anl?yoruz.

    Pakize Teyze evlendiğinde 16, eşi de 33 yaş?ndad?r. 18 y?l kocas?n?n memleketi Uşak’ta yaşarlar. Eşinin emekliliğinin ard?ndan hemen ?stanbul’a Mahmut Sami Ramazanoğlu’nun yan?na taş?narak, yedi y?l hizmetini görürler. “Bir gün han?manne beni yan?na çağ?rd? ve Medine’ye hicret edeceklerini söyledi. Onlar?n göç haberi bile âdeta beni yakt?.” Ramazanoğlu ve eşi gittikten sonra da Pakize Teyze’nin haleti düzelmez. Öyle bir durumdad?r ki Rabia Anne Medine’den yazd?ğ? mektupta: “K?z?m senin ağ?d?n yakt? bizi.” der ve Pakize Teyzelerin de hicret etmesi için davetiye gönderir. Bu habere sevinirler; lakin Medine’ye gitmek için yeterli paralar? yoktur. “Efendi bana diyor ki ‘Gidecek param?z yok’ ben de ona sürekli ‘Gideceğiz, hem de uçakla’ diyorum. Efendi, benim han?m?n durumu iyi değil diye düşündü tabii. Bir yandan da borç ar?yor; ama verecek kimse yok.”

    SIRLI MED?NE B?LET?

    Medine’ye gitmeleri için sadece iki günleri kalm?şt?r. Akşam ile yats? aras? Pakize Teyze evinde otururken kap? zili çalar. Hafifçe kap?y? aralad?ğ?nda bir erkeğin kolu uzan?r ve zarf verir. ?çeri girip bakt?ğ?nda zarfta iki adet Medine bileti görür. Pakize Teyze zarf? vereni görmemiştir, daha sonra da kim olduğunu öğrenemezler. Bu ilginç olay?n ard?ndan hicretleri için hiçbir mâni kalmaz ve Medine’ye taş?n?rlar. O zamandan bu yana Medine’de yaş?yor Pakize Teyze. Eşi, alt? y?l önce vefat etmiş.

    Pakize Teyze, ribattaki hayat?ndan memnun. Mescid-i Nebevi’ye gidip geliyor, misafirlerini ağ?rl?yor… Konuklar?na hurma vermeden odas?ndan uğurlam?yor. Onun bize güzel ikramlar?ndan biri de Hatice Anne gibi aşka gelerek söylediği ilahi idi.

    BAŞBAKANLARIN ARADIĞI ‘FIRTINA’

    Hatice Anne ve Pakize Teyze’nin ziyaretlerinde yan?m?zda hep ?smail Özcan ve eşi Şükran Han?m var. Özcan ailesi kendilerine bu güzel insanlarla ilgilenmeyi, Medine’ye gelenleri ziyaretlerine götürmeyi vazife edinmiş. 1955 Sivas doğumlu ?smail Özcan tez canl? bir insan. H?zl? konuşuyor, her an gözden kaybolacak kadar işlerini çabuk yap?yor. Bu sebeple onu herkes ‘F?rt?na ?smail’ olarak biliyor. Medine’ye gelenlerin görüşmek istediği ilk isimlerden biri. Rahmetli Turgut Özal’dan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a kadar birçok önemli kişi Medine’ye ulaşt?klar?nda ‘F?rt?na nerede?’ sorusunu sormuş, soruyor. Erdoğan’?n en son ziyaretinde de ‘F?rt?nay? bulun’ diyerek ?smail Bey’i çağ?rd?ğ?n? öğreniyoruz. ‘F?rt?na ?smail’in önemli özelliklerinden biri de rahmetli Ali Ulvi Kurucu’nun y?llarca asistanl?ğ?n? yapmas?. O da Kurucu gibi “Medine bize çok dost kazand?rd?.” diyor ve hikâyesini en baş?ndan anlat?yor.

    Sivas Suşehri’nde doğan ?smail Özcan, 13 yaş?nda ailesi ile ?stanbul’a taş?n?r. Bu süre içerisinde babas? vefat eder. 1979’da Medine’ye yapt?ğ? 15 günlük ziyareti ona farkl? bir kap? açar. Sekiz ay burada çal?ş?r. Ard?ndan Türkiye’ye gider, evlenir. Bir y?l sonra Medine’ye çal?şma ve ikamet izni ile döner. Ailesini de bir sene sonra yan?na al?r. “Medine güzeldir; ama burada yaşamak da bir o kadar zordur.” diyor Özcan. Şehirde ilk önce Harem’in yan?nda bulunan ?stanbul Dondurma’da çal?ş?r. Oras? yan?nca başka bir iş bulmak zorunda kal?r. Bir müddet sonra da kendi işini kurar ve ‘Şehrazat Pastane’sini açar.

    GÜZEL ŞEH?R, ZOR ŞEH?R…

    Ali Ulvi Kurucu ile tan?şmas? da 25 y?l önceye dayan?r. “Üstad bizi sevdi, 23 y?l onun sekreterliğini yapt?m. Y?llarca çok insan taş?d?m ona.” Siyasiler, müftüler, hocalar, tüccarlar, talebeler… Ali Ulvi Bey’in farkl? kesimlerden gelen misafirlerinin hepsini ilk önce ‘F?rt?na ?smail’ karş?lar. Medine’yi ziyaret edenleri ağ?rlamakla o kadar meşguldür ki ailesini çoğu zaman ihmal eder. Hâlâ yurtd?ş?ndan gelen misafirleri ağ?rl?yor, şehri dolaşt?r?p malumat veriyor. Kimseden bir beklentisi yok. Medine’ye vefa duygusuyla, Allah için hizmet ediyor.

    “Rabbim bize güzel nimetler sundu.” diyor ?smail Bey. Peygamber Efendimiz’in bir hadis-i şerifi var: “Medine bir körük gibidir. Körük demirin posas?n? att?ğ? gibi Medine de murdarl?klar? d?ş?na atar.” Medine’de görüştüğümüz mücavirlerin hemen hepsinden ‘Medine imtihan?’n? dinliyoruz. Bu kutsal şehirde yaşamak güzel olduğu kadar zor da. Peygamber Efendimiz’in ard?ndan Medine’ye yaşamak için çok gelen olmuş; fakat imtihan? kald?ramay?p da memleketine dönenlerin de say?s? az değil. “Biz de çok insanla karş?laşt?k; tüccar, iş güç sahibi, varl?kl? insanlar bile dönmek zorunda kald?lar.” ?smail Özcan da başlarda çok s?k?nt? yaşad?klar?n? anlat?yor; ama onlar bir şekilde Medine’de yaşamay? sürdürenlerden.

    ?smail Özcan’a bir dönem de Erzurumlu Hattat Mustafa Efendi’ye hizmet etmek nasip olmuş. Osmanl? döneminde gelen mücavirlerin çoğunun vefat ettiğini söylüyor. Geride çok az kişi kalm?ş: Ali Ulvi Kurucu’nun kardeşi Hattat Ziya Kurucu, Ahmet Ramazan, Abdurahman Toprakl?, Selahaddin Yeşilyurt, Abdullah Efendi… Mücavirlere özellikle ramazan ay?nda görüşmek çok güç. Sürekli ibadet hâlinde olduklar? için dünya işiyle meşgul olmak istemiyorlar. Eski mücavirlerin çoğu ileri yaşlar?ndan ötürü sağl?k problemleri yaş?yor. Bu ise onlara ulaşmam?z? bir kat daha zorlaşt?r?yor. Bunlardan biri Vasfiye Eke. Rahats?zl?ğ? nedeniyle kendisini ziyaret edemiyoruz. Fakat onun ilginç hikâyesini yak?nlar?ndan dinliyoruz.

    BEYAZ KELEBEKLER’?N MÜCAV?R ANNES?

    Vasfiye Anne 1960’l? y?llar?n popüler müzik grubu Beyaz Kelebekler’in gitarist ve bateristinin annesi. R?fat ve Altan Eke 1970’te bir konser için Adapazar?’na giderken trafik kazas?nda yanarak hayat?n? kaybeder. Bunun üzerine Vasfiye Anne çocuklar?n?n ac?s?na dayanamaz ve Mekke’ye göçer. Orada bir müddet yaşad?ktan sonra Medine mücavirlerinin aras?na kat?l?r. Vasfiye Anne’nin can? o kadar çok ac?m?şt?r ki Beytullah’?n etraf?nda tavaf ederken yerlerin s?cağ? ona hep çocuklar?n?n yanmas?n? hat?rlat?r. Uzun y?llar ‘Benim çocuklar?m nas?l yand?.’ düşüncesiyle s?cak çay, çorba gibi hiçbir şey içemez. Yaş? ilerleyen Vasfiye Anne’nin çevresi de ziyaretçileri de çok. Fakat ciddi bir rahats?zl?k geçirdiği için eskisi kadar misafirlerini kabul edemiyor. Heybetli bünyesi her geçen gün eriyip bitiyor. “Bu Rabbimin bana ikram?.” diye izah ediyor hâlini. Y?llar önce tan?d?ğ? iri yar? bir kad?n?n cenazesinin kald?r?lamad?ğ?na şahit olmuş. Bunun üzerine ‘Ben öldüğümde yan?mda evlatlar?m olmazsa ne yapar?m. Rabbim beni erit.” diye dua etmiş. Şimdiki hâlini bu sebeple: “Herhalde duam?n neticesi.” şeklinde yorumluyor.

    Görüştüğümüz mücavirler sadece yaşay?p da ulaşamad?klar?m?z? değil, vefat edenleri de muhakkak yad ediyor: Ahmed Aksakal, Saatçi Osman Efendi, Erzurumlu Mustafa Necati Efendi, Şeyh Mahmud Sami Efendi, Ş?h Fehmi Efendi bunlardan baz?lar?. Yaşayan mücavirlerin haf?zlar?nda eskilerle yaşad?klar? hâlâ çok taze. Bu mübarek insanlarla tan?ş?kl?k, onlar?n üzerinde ciddi tesirler b?rakm?ş.

    HAYAT, ?ŞE DEĞ?L HAREM’E AYARLI

    Osmanl? döneminde gelen mücavirler, her şeylerini geride b?rak?p Medine’ye yerleşirler. Kimi tek baş?na gelip ribatlarda kal?r, baz?lar? da aileleriyle şehirde ikamet eder. Şimdilerde ise mücavirlik de kurallara tâbi. Suudi Arabistan yönetimi, işçi vizesi olmadan kimseye ikamet izni vermiyor. 60 yaş?n üzerindekilerin Medine’ye yerleşmesi ise mümkün değil.

    ?smail Özcan, kendisine Medine’ye gelip iş kurmak için çok dan?şan olduğunu anlat?yor. Fakat onun gelenlere söylediği sözler ayn?: “Bana iş yapmak için dan?şanlar?n hepsini engelliyorum. Ben işle ilgili Medine’yi kimseye tavsiye etmem. Çünkü çok zor. ‘Resul’e bak?ş?n değişir, gönlün burada olsun yeter.” diyorum. Bana bunun üzerine, ‘Sen düşman m?s?n?’ sözleriyle karş?l?k veriyorlar. Ama tamamen manevi ihtiyaçtan ötürü gelmek isteyenlere bir şey demem.” Özcan, şimdiye kadar gelip de yerleşemeyip dönenlerin çokluğunu anlat?yor. Medine’de yaşayabilmek için paraya bağlanmamak şart ona göre. Medine’de yaşamak başka şehirlerden farkl?. Burada hayad? idame için en önemli şart, kendini Harem’e göre ayarlamak. Aksi takdirde işler yolunda gitmiyor. “Medine’de hayat çok farkl?, anlatmak mümkün değil. S?k?nt? basar aniden, sonra çok büyük bir genişlik gelir.” Medine’de bütün s?k?nt?lar?n en büyük ilac? Mescid-i Nebevi. Hz. Muhammed’in (sas) yan?baş?, tüm dertlere derman.

    SURET?, S?RET?N? DEĞ?ŞT?REMED?

    ?smail Özcan, işinin d?ş?nda Medine’ye gelip gidenlerle ilgileniyor. Onun bu çabas?ndaki en büyük destekçisi eşi Şükran Özcan. O da Medine’nin imtihan?n?n ağ?r olduğunu, kendilerinin de çok zorluklar yaşad?ğ?n? anlat?yor: “Medine’ye ilk gelenleri Allah bir imtihana tâbi tutarm?ş. ?syan etmeden, sab?rl? davran?rsan Allah bunun mükâfat?n? sonunda verirmiş. Allah bizleri de Medine’de hakk?yla bulunan insanlardan eylesin.”

    Medine geçmişten günümüze çok değişmiş. Sadece maddi imkânlar değil, insan ilişkileri de çok farkl?. Art?k dükkânlar?n kepenkleri s?k?ca kapat?l?yor, şehir ahalisi eskisi gibi birbirine teklifsiz gidemiyor. “Fakat bütün bu dönüşüme rağmen Medine’nin manevi ortam? hiçbir zaman değişmez.” diyor Şükran Özcan. Mescidin etraf?n? saran büyük oteller, geniş yollar, al?şveriş merkezleri şehrin suretini değiştirse de manevi ortam?na zarar verememiş. Mescid-i Nebevi’de o kadar güçlü bir uhrevi hava var ki zahirin çok ötesinde insan?n içine sesleniyor.

    H?CRETTE SIR VAR, SINIR YOK…

    Benzer sözleri 30 y?l önce Medine’ye hicret eden Bilal Habeşi Camii müezzini Mihrali Süleyman’dan da duyuyoruz. O da beş y?ld?zl? otellerin Medine’nin ruhuna zarar veremeyeceği inanc?nda. Çünkü Medine Hz. Muhammed’in muhabbetiyle yoğrulmuş, sahabalerin gezdiği, ayak bast?ğ?, secde ettiği yerler.

    Ağr?l? Mihrali Hoca, 1977’de Medine’ye geldikten sonra bir daha buradan dönmek gelmemiş içinden. “Hicrette s?r vard?r.” diyor. Medine’de sadece yaşayanlar?n değil, ziyaret edenlerin de Asr-? Saadet ruhuyla gezmesi gerekiyor. “Gelenler zahiri nazarlarla buraya bakarlarsa yaz?k olur. Çünkü Medine’yi iyi idrak etmek başkad?r. Yeryüzünde en hay?rl? yer Medine’dir ve bunu Peygamber Efendimiz hadislerinde belirtir. Mihrali Hoca tam bir Medine âş?ğ?. Bak?şlar?nda, davran?şlar?nda, kelam?nda her daim Medine var. Her sözüne dualarla başl?yor ve yine ayn? şekilde noktal?yor. Bize heyecanla şehri anlat?yor. Yesrib isminin nas?l Medine’ye dönüştüğünü… Bu topraklarda nas?l yaşamak, dolaşmak gerektiğini ve mücavirleri… Onunla otel lobisinde konuşurken etraf?m?zda küçük bir dinleyici grubu da toplan?yor.

    MED?NE’Y? ANAM-BABAMDAN ÇOK SEVER?M

    Uzun Medine hasbihalinden sonra Mihrali Hoca’n?n hicret hikâyesine geliyor s?ra. “Ben Medine’yi, anne, babam? sevdiğimden çok severim.” diyerek yap?yor girizgâh?. Yaş?n? söylemek istemiyor; fakat Sakarya ?mam Hatip Lisesi’nde ortaokul eğitimini tamamlad?ktan sonra Medine’ye yerleştiğini öğreniyoruz. Mihrali Hoca bir dönem Şam’a gidip medresede okur: “Peygamberimiz oraya ayak bast?ğ? için manevi bir havas? vard?r.” Daha sonra Medine’ye döner ve bir daha da ayr?lmaz. Türkiye’yi en son 1980 y?l?nda ağabeyi vefat ettiğinde ziyaret eder. O zamandan bu yana vakit bulamad?ğ? için bir daha memleketine dönemez. Mihrali Hoca müezzinlik vazifesinin d?ş?nda bütün vaktini misafirlere Medine’yi anlatmakla geçiriyor. Konuklar? sadece Türkiye’den değil, dünyan?n dört bir yan?ndan. Mihrali Süleyman, Medine’yi kar?ş kar?ş biliyor. Ona şehri öğreten, 63 yaş?nda vefat eden tarih hocas? Şeyh Ubeydullah El Emin El Kurbi. Mihrali Hoca onun yan?nda eğitim görmüş. Hocas? gibi Medine’ye gelenlere şehri dolaşt?r?yor, anlat?yor. Buraya varamayanlar için de fotoğrafl? kitap haz?rlam?ş. “Arkas? da gelecek inşallah.” diyor. Ali Ulvi Kurucu ve Erzurumlu Hattat Mustafa Efendi’den de dersler alm?ş. Evlenmesine de Ali Bey vesile olmuş. Mücavir Mercanl? Ali Osman Coşkun’un k?z? ile 1980’de izdivaç etmiş. Mihrali Hoca’n?n alt? k?z, beş erkek on bir çocuğu var. Üç k?z? ve üç oğlu haf?z. Bütün çocuklar?n?n eğitimleri devam ediyor.

    MED?NE’DE ZAMANIN BEREKET?

    Mihrali Hoca çocuklar?n? da âdeta Medine için yetiştiriyor. Onlar da babalar? gibi misafirlere şehri tan?t?yor. Hoca Mekke’ye ya da hacca gittiğinde, en küçük oğlu, ilkokul ikinci s?n?fa giden Bilal bile ezan okuyabiliyor. “Burada zaman çok bereketlidir.” diyor Mihrali Hoca. En çok, sabah ezan?n? Medine semalar?na okumay? seviyor. Mücavirlerin zaman?n?n çoğu ibadetle geçiyor. Medine’de vakit k?ymetli. Her ne kadar bire bin daha fazla sevap al?nd?ğ? söylense de kimilerine göre bunun nispeti çok daha fazla.

    Y?llard?r Medine’de yaşad?ğ? için birçok mücavirle tan?şma, onlar?n ilim, irfanlar?ndan istifade etme şans? bulmuş Mihrali Hoca. Sohbetin ilerleyen dakikalar?nda birçok ismi dualarla an?yor. “Eski mücavirlerden Enis Efendi, yaşayan canl? bir sahabeydi. Kahramanmaraşl? Hac? Ömer Efendi Hazretleri’nin yan?nda, Karabaş Medresesi’nde sekiz y?l kald?m, bir kere dahi ayağ?n? yatağ?na uzat?p yatt?ğ?n? görmedim. Sandalyede Kur’an okurdu. Yan?na gittiğinde nuru yüzüne gelirdi. 90 yaş?nda defnettik, her taraf? nurdu. Bu insanlar gerçekten Medine’yi yaş?yordu. Kimseden bir şey istemez, aç kalsalar sokaktan yiyecek toplarlard?.”

    C?SMANÎ DEĞ?L, RUHANÎ ?KAMET

    Medine’de iki türlü kal?ş var Mihrali Hoca’ya göre; biri ruhani, diğeri cismani. Ruhen Medine’deki varl?ğ?n? idrak edenler, Resul’ün yan?nda olduğunu hissedenler. Cismen gelenler ise sadece bedeni Medine’de kalanlar. Böyle olmaktansa, uzakta olup da gönlün Peygamber diyar?nda olmas? daha efdal. “Peygamber Efendimiz’i ziyaret ettikten sonra yeni bir ruh kazanacaks?n. Bütün dünyan, halet-i ruhiyen değişecek. Yerine döndükten sonra Resul’e selam veren lisan?n g?ybet etmeyecek, yalan söylemeyecek. Uhud’u, Peygamber’in kabrini gören gözler harama bakmayacak.” diyor mücavir hoca.

    Mihrali Hoca ile sohbetimiz vaazlar, dualar ve mücavirlerin hikâyesiyle bereketleniyor. Otel lobisinde vakit yetmiyor, kay?t cihaz?n? kapatt?ktan sonra da devam ediyoruz hasbihale. Medine’yi yaşayan hocan?n anlatmak heyecan? dinmiyor. Son olarak kendi hurma dükkân?ndan getirdiklerini ikram ederek veda ediyor bize. Şifa niyetine…

    ARAPLARIN B?ZE BAKIŞI DEĞ?ŞT?

    Hüseyin Avni Güngören de Medine mücavirlerinden... O da otuz y?ld?r Medine’de yaş?yor. Eskiye nazaran Araplar?n Türklere yaklaş?m?n?n çok değiştiğini söylüyor. Özellikle 1 Mart tezkeresinde Türkiye’nin Amerika’ya karş? sergilediği tav?r Arap dünyas?n?n Türklere bak?ş?n? ciddi manada değiştirmiş. Bu yaklaş?m?n değişimi sosyal hayata da yans?m?ş. Medine’de yaşayan Türklerin birçoğundan benzer cümleleri duymak muhtemel. Hüseyin Avni Güngören Medine’de Karabaş Medresesi’nin idarecisi. Osmanl?’dan miras medresede 23 y?ld?r misafir olduklar?n? anlat?yor. Medine’de Osmanl? dâhil Pakistan, Türkistan, Afganistan gibi ülkelerin de medreselerinin tapular? kay?p. Bu binalar?n çoğu devlet taraf?ndan istimlâk edilmiş. Karabaş Medresesi istisnai bir pozisyonda.

    Hüseyin Avni Hoca’n?n Medine’ye hicret hikâyesi oldukça karmaş?k. ?stanbul’da yaşayan Güngören, 1971’de Teşvikiye Camii’nde yapt?ğ? bir vaaz? gerekçe gösterilerek cezaevine girer. Af kanununa girince, dosya kalkar ve cezas? düşer. 1976’da ?stanbul vaizliğinin yan? s?ra Bayrampaşa Cezaevi’nde görev yapmaktad?r. Oradaki son konuşmas? da rahats?zl?k verince, idareye şikâyet edilir ve ard?ndan savc?l?ğa bildirilir. Ayn? dönem içerisinde Bak?rköy Lisesi’nde de göreve başlam?şt?r.

    SEN? MED?NE’YE GÖNDEREL?M

    Mahkeme 17 ay mahkûmiyete karar verir. Cezaevinde alt? ay geçer, geri kalan?n?n da infaz? vard?r. Dostlar? Avni Bey’e diğer kalan alt? ayda yurtd?ş?na gitmesini teklif eder. Hüseyin Avni Hoca’ya uygun gelmez bu teklif. Zira onlar?n düşündükleri, daha çok Avrupa ülkeleridir. Fakat daha sonra bir başka dostunun “Seni Medine’ye gönderelim.” teklifi çok cazip gelecektir. Çünkü daha önce de Peygamber şehrine gitme teşebbüsünde bulunmuştur. Niyeti, iki sene kal?p kitaplar?n aras?nda vakit geçirmektir. Fakat hacca, umreye gidip gelenlerin yoğunluğu hayalinin tam manas?yla gerçekleşmesine mâni olur. Ailesiyle Hüseyin Avni Hoca’n?n Medine’ye yerleşmesi işte böyle gerçekleşir.

    Hüseyin Avni Bey’in han?m?, görüşmemiz esnas?nda telefonla bizi bulunduğu kermese davet ediyor. Gece 12’den sonra kalabal?klaşan kermese girdiğimizde Gönül Güngören karş?l?yor bizi. Kermesi, Cemiyet-i Hayriye, yard?ma ihtiyac? olanlar için düzenlemiş. Gönül Han?m 23 yaş?nda Medine’ye ilk geldiğinde çok s?k?nt?lar yaşad?ğ?n? anlat?yor. Araplar için “Eskiden bizleri pek aralar?na alm?yorlard? ama şimdi Türkleri seviyorlar. Beş y?ld?r çok fark etti” diyor. Medine’de kad?nlar vakitlerini daha çok evde geçiriyor; fakat sosyal faaliyetlerde de oldukça aktifler. Üniversitelerde okuyan kad?nlar?n oran? da yüksek.

    CENNET ES?NT?LER?N?N ŞEHR?

    Kermeste farkl? çehrelerle karş?laş?yoruz. T?pk? Medine’nin genelindeki gibi. Çeşitli ülke ve kültürlerden kopup gelen simalarda aşina bir huzur var. Belli ki şehrin sükûneti, derinliği, anlam? şahsiyetlere de yans?m?ş. “Mekkelilerden farkl?d?r Medineliler.” cümlesini s?k duyuyoruz. Resul’ün civar?nda bulunmak, cennete komşu olmak gibi. Medine’de yaşamak biraz da Medine’ye benzemek demek. Cennetin ruhani kokusu sinmiş âdeta buralara… Varl?ğ?n Hilkat Sebebi’ne (sas) beslenen engin aşk?n kim bilir ne kadar farkl?, ne kadar derin yans?malar? sakl?d?r bu şehirde. Peygamber âş?ğ? rahmetli mücavir Ali Ulvi Kurucu’nun kaleminden damlayan şu m?sralarda da çok şey gizli ve çok şey aç?kt?r asl?nda:

    Rûhum sana âş?k, sana hayrand?r Efendim,

    Bir ben değil, âlem sana kurband?r Efendim…

    K?tmîrinim ey Şâh-? Rusül, kovma kap?ndan,

    Asilere lütfun, yüce fermând?r Efendim….

    Aşk?nla buhurdan gibi tütmekte bu kalbim,

    Sensiz bana cennet bile hicrand?r Efendim...

    Hicret sonras? Efendimiz’i bekleyen ensar gibi, onunla Medine’ye göçen muhacirler gibi, mücavirler de hem Efendimiz’i hem de bâki âlemde onunla buluşmay? beklediler, bekliyorlar y?llard?r… T?pk? Arif Nihat Asya’n?n şiirinde olduğu gibi:

    Gel, ey Muhammed, bahard?r…

    Dudaklar ard?nda sakl?

    Âminlerimiz vard?r…

    Hacdan döner gibi gel;

    Mi’râc’dan iner gibi gel;

    Bekliyoruz y?llard?r!

    Kim bilir, tüm zorluklar?na rağmen belki bir gün siz de mücavirliği arzulayacaks?n?z. T?pk? Mekke’de bunal?nca Medine’ye göç eden insanl?ğ?n iftihar tablosu gibi… Ve orada O'nun misafiri olunca sizin de misafiriniz hiç eksik olmayacak belki… Belki de sizi ziyarete gelen sevdikleriniz sizden daha fazla kalacak orada; vatan bilecek o kutlu beldeyi… Lakin unutmamak gerek: Fani âlemde ‘mücavirlik’ çok az kişinin nasibidir. Ama çoğumuz için Efendiler Efendisi'ne bu dünyada kalben 'mücavir' olmak, öte dünyada da O'na ebedi komşu olmak için çal?şmakt?r aslolan!…



    MÜCAV?R NE DEMEK?



    ‘Mücavir’in kelime manas? sözlükte “bir arada bulunma, komşuluk, yak?nl?k” anlam?ndaki mücâverattan geliyor. Mekkeli olmay?p bu şehirde misafirlik s?n?rlar?n? aşarak bir müddet kalan kimseye deniyor. ?slam Ansiklopedisi’nde Nebi Bozkurt, Hz. Ömer ve ?bn Abbas gibi baz? sahabelerin Mekke’de ikamet edilmemesi yönündeki uyar?lar?ndan bahsediyor. Sebep; Müslümanlar?n orada yaşad?ğ? takdirde Kâbe’ye karş? daha önce duyduğu sayg?n?n azalma riski. Mücavir ifadesi daha sonralar? Medine’de ikamet edenler için de kullan?l?yor. Burada da yaşaman?n mekruh olduğunu düşünen fakihler var; fakat aksini dillendirenler çoğunlukta.



    OSMANLI’DAN ÖNCE VE SONRA MED?NE

    Peygamber Efendimiz (sas) döneminde Medine’ye hicret eden sahabelere muhacir deniyordu. Mücavir kavram? ise Osmanl? döneminde kullan?lmaya başlar. Osmanl?, kutsal topraklarda hizmetlerine ayr? bir özen gösterir. Su ihtiyac?n? temin için barajlar, su yollar?; eğitim için medreseler, kütüphaneler yapt?r?r. Mescid-i Nebevi tamamen yeniden inşa edilir. 1517’den 1927’ye kadar 400 y?l Osmanl?’n?n hizmeti süresince çok say?da görevli, memur, muvazzaf Medine’ye gider, yerleşir, emekli olduktan sonra da bir şekilde kalmaya devam eder. Osmanl?’n?n varl?ğ?nda ?slam âleminin farkl? coğrafyalar?ndan Medine’ye mücavirler gelir. “Mücavirlik böyle başlar.” diyor Dr. Necati Öztürk. Pakistan, Hindistan, Türkistan, Afrika’dan gelenlerin hepsine o devirde Osmanl? bakar. Bu ülkelerin bir bölümünün de Medine’de vak?flar? vard?r. Osmanl? her y?l Mekke ve Medine’ye 10 bin ton erzak; buğday, zeytinyağ?, mescitleri ayd?nlatmak için balmumu gönderir. Recep ay?n?n 12’sinde, törenle fakirlere dağ?t?lmak üzere sürre alay? Hicaz’a uğurlan?r. Hangi aileye ne kadar yard?m yap?ld?ğ?n?n kay?tlar? tutulur. Bu hizmetler Mekke, Medine ve Hicaz’? kapsar.

    Osmanl? döneminde vazife sebebiyle Medine’de çok say?da mücavir vard?r. Şehir Osmanl?’n?n idaresinden ç?kt?ktan sonra bu say? zoraki düşecektir. Birinci Cihan Harbi’nde Medine-i Münevvere’nin düşman taraf?ndan muhasara edileceği anlaş?l?nca, ‘Medine Müdafii’ diye bilinen Fahreddin Paşa şehirdeki sivil halk? boşalt?r. “Savaşta her şey olur. Muhasara uzun sürebilir. Mevcut erzak?m?z askere ancak ya yeter ya yetmez… Sonra halk açl?ktan k?r?l?r da suçu günah? bana ait olur” diye çok lüzumlu olanlar hariç herkesi şehir d?ş?na gönderir.

    MED?NEL?LER?N ZORUNLU H?CRET?

    O zaman Medine’de seksen beş bin nüfus vard?r. Tebük’ten başlayarak, Ma’an, Amman, Şam, Halep, Hama, Humus, Adana, Tarsus… Neresi olursa, halk demiryolu ile gönderilir. Şehirden ayr?lmak durumunda kalan mücavirlerin birçoğunun geriye dönemediğini öğreniyoruz. Medine’ye geri gelenler için ise durum çok da iç aç?c? değildir. 1919’da Fahrettin Paşa teslim olur ve M?s?r’a gönderilir. Bunun ard?ndan Osmanl? idaresindeki görevliler Medine’den ç?kar?l?r. Fakat mücavirler şehirde yaşamay? sürdürür.

    Müdür, hâf?z-? kütüpler yani kütüphane memurlar?, mücellitler, hizmetçiler, kuyudan su çeken, ortal?ğ? süpüren… Bütün muvazzaflar maaşlar?n? 1934’e kadar al?r. Çünkü, Türkiye’deki bütün vak?f mallar?na el konulmuştur. Vazifeliler, kendine başka işler bulmak zorunda kal?r.

    PETROLDEN ÖNCE VE SONRA BURAYA GELENLER

    Osmanl? Devleti’nin y?k?lmas?ndan sonra yerine Şerifler, ard?ndan da Suudiler gelir. Bilinen mücavirlerden rahmetli Ali Ulvi Kurucu hat?ralar?nda Medine’nin bu dönemde yokluk ve k?tl?k diyar? olduğuna değiniyor. Bu s?k?nt?l? süreç petrol bulunana kadar devam eder. Yine Kurucu, hat?ralar?nda gerek Türkiye’den gerek bütün ?slâm âleminden nurlu beldelere hicret edenleri ikiye ay?r?yor: Petrolden önce ve sonra gelenler: “Eskiler, kötü şartlarda gelmiş fedakâr, hakiki muhacirlerdi. Fakat bugün, petrol ç?kt?ktan sonraki hicret, o günlerdekiyle kabil-i k?yas değil… Art?k Cenab-? Hak, herkese niyetine göre muamele edecektir.”



    ?NSAN BU MAKAMDA BÖYLE M? OTURUR!

    Dr. Necati Öztürk mücavirlerle ilgili bilgi verirken baş?na gelen bir hat?ray? da bizlerle paylaşt?: “Mescid-i Nebevi’de öğle namaz?n? k?ld?k, tam ç?kacakt?k. Bakt?m bir amca ayaklar?n? Ravza’ya doğru uzatm?ş. Hiçbir şey söylemedim; ama içimden de, ‘Bu makamda insan böyle mi oturur?’ dedim. Biraz ilerledikten sonra arkadan biri, ‘Amca seni çağ?r?yor.’ diye seslendi. Yan?na gittim bana ‘Sana ne? Ben onun komşusuyum. Komşunun komşuya naz? geçmez mi? Ne homurdan?yorsun kendi kendine!’ dedi. Çok şaş?rd?m. Nereli olduğunu sordum. Batmanl? amca Kürt’müş, ad? Mehmed Şirin. Onun gibi çok say?da Kürt vatandaş?m?z da Medine’de mücavir hayat? yaş?yor.”

    AKS?YON Tuba Özden Deniz - Say?: 680

    http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=29087
    Yol vardır; it izi gibi,yol vardır;arkadan gelenler "şehrah"der gider..

  2. #2
    Pürheves Firdevsi-ala - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Bulunduğu yer
    ne farkeder (nasılsa dünya sürgünü )
    Yaş
    33
    Mesajlar
    153

    Standart

    hepsini okuyacak fırsatım olmadı inş okuycam emeğinize sağlık abi çok harika bi paylaşım ALLAH razı olsun

    Gel Vur Mızrabını da Kalbimi Söylet! Vur Ruhuma Nağmelerini Dinlet! Ve Gönlüme Geleceğini Vadet! Vadet ki Kalmadı Dizimde Derman. ...

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bediüzzaman'la Yaşayan Öyküler kitabından
    By **Muttakİ** in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 16.03.09, 16:32
  2. Bu Vesveseyi Yaşayan Var mı?
    By XXXXX in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 13.11.08, 17:29
  3. Yaşanan ve Yaşayan Ramazanlar....
    By istiğna in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06.09.08, 16:30
  4. Yaşayan Kur'an Hazreti Peygamber
    By EyFiSu in forum Şiirler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 24.07.08, 18:01
  5. YaŞayan SÜnnetler
    By mustafa32700 in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10.02.08, 13:56

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0