Alıntı insirah Nickli Üyeden Alıntı
Ka'b, mescide girince Abdurrahman İbnu Ümmi'l Hakem'i oturarak hutbe verir görmüş ve derhal müdahele etmiştir: "Şu habise (kötü, pis) bakın hele! Oturarak hutbe veriyor. Halbuki Cenab-ı Hakk Kitab-ı Mübin'inde (mealen): "Onlar bir ticaret, yahud bir oyun, bir eğlence gördükleri zaman ona yönelip dağıldılar ve seni ayakta bıraktılar" (Cuma 11) buyurmuştur."
( Kaynak: Müslim, Cuma 39, (864); Nesai, Cuma 18, (3,102)
Ravi (r.a.): Ka'b İbnu Ucre)

Resulullah (sav) buyurdular ki: "İçerisinde teşehhüd (ettehiyyâtü duâsını okumak veya bunu okuyacak kadar oturmak.) bulunmayan her hutbe kesik bir el gibidir."
( Kaynak: Tirmizi, Nikah 16, (1106); Ebu Davud, Edeb 22, (4841)
Ravi (r.a.): Ebu Hüreyre)

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Zikr (yani hutbe) sırasında hazır bulunun, imama yakın olun. Zira kişi, uzaklaşmaya devam ede ede, girse bile cennette de geri kalır."
( Kaynak: Ebu Davud, Salat 232, (1108)
Ravi (r.a.): Semüre İbnu Cündüb)

Hz. Osman (ra) hutbelerine çoğu kere şu hususu hatırlatarak başlardı: "İşitin, kulak verin. Zira işiterek, kulak verenle işitmeden kulak verenin sevaptan hissesi birdir."
( Kaynak: Müslim, Cuma 8, (1, 104)
Ravi (r.a.): Osman)

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Cuma günü, imam hutbe okurken, sen (yanıbaşında konuşan) arkadaşına: "Sus!" desen boş laf etmiş olursun."
( Kaynak: Buhari, Cuma 36; Müslim, Cuma 11, (851); Muvatta, Cuma 6, (1, 103); Ebu Davud, Salat 235, (1112); Tirmizi, Salat 368, (512); Nesai, Cuma 22, 3, (103,104)
Ravi (r.a.): Ebu Hüreyre)


Ya RAB!
Söyleneni dinlemeyi,
Dinleneni anlamayı,
Anladığımızı uygulamayı nasib et!
..........