+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5
Like Tree4Beğeni
  • 1 tarafından ekrem_nur
  • 1 tarafından ekrem_nur
  • 2 tarafından AbdûlHâdi

Konu: manevi tevatür

  1. #1
    Dost hatice- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2014
    Mesajlar
    2

    Standart manevi tevatür

    Selamünaleyküm , yaptığınız çalışmalar için Allah razı olsun.ben peygamberimizin(asm)mucizelerine gözümle görmüş gibi inanmak istiyorum.bu yüzden mucizeleri araştırıyorum. mucizelerin büyük bir kısmı manevi mütevatirdir biliyoruz. bunu daha iyi anlayabilmek için aşağıdaki hadisin tetkikini yapmak istiyorum. böylelikle manevi mütevatir hadisleri de iyice anlamış olurum.hadis şu:Hazret-i Câbir dedi ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etti: ناَدِ بِالْوُضُوءِ “Abdest almak için nida et” dediler. “Su yok” denildi. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm dedi: “Bir parça su bulunuz.” Gayet az su getirdik. Sonra, o az su üstüne elini kapadı, birşeyler okudu, bilmedim ne idi. Sonra ferman etti: رِدْنَا بِجَفْنَةِ الرَّكْبِ Yani, “Kàfilenin büyük teştini (tekne) getir.” Bana getirildi; ben de Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın önüne koydum. O da elini içine koydu, parmaklarını açtı. Ben de o az suyu, mübarek eli üzerine döküyordum. Gördüm ki, mübarek parmaklarından kesretle su aktı, sonra teşt doldu. Suya muhtaç olanları çağırdım. Bütün geldiler, o sudan abdest alıp içtiler. Ben dedim: “Daha kimse kalmadı.” Elini kaldırdı; o cefne (yani tekne) lebâleb dolu kaldı.1 Hocam, bu hadisin bize kadar kaç tarikla geldiğini, bu tarikları senetleriyle yazarak anlatabilir misiniz? vereceğiniz cevap bizim için çok önemli.Allah razı olsun.

  2. #2
    Vefakar Üye ekrem_nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Bulunduğu yer
    izmir
    Yaş
    40
    Mesajlar
    556

    Standart

    hatice hanım sen iman etmek icin mi? yoksa kafanı iyice karıştırmak icin mi araştırıyorsun? merak ettim. hadis-i şerifler efendimizin risaletini yani peygamberliğini tasdik manasını taşıyor,ama sen sanki o tarafını değil başka tarafları kurcalıyorsun? cevabını bekliyorum ama samimi ve iyi niyetli cevap bekliyorum vesselam.şayet efendimizin risaletinden şüphedeysen al eline evvela 19 sözü oku.
    *SAHRA* bunu beğendi.
    Herşey gibi, elbette gençliğin dahi lezzetleri gidecek. Eğer ibadete ve hayra sarfedilmiş ise; o gençliğin meyveleri onun yerinde bâki kalıp, hayat-ı ebediyede bir gençlik kazanmasına vesile olur.

  3. #3
    Vefakar Üye ekrem_nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Bulunduğu yer
    izmir
    Yaş
    40
    Mesajlar
    556

    Standart

    bazı kendine ilim adamı kisvesi veren ama maksadı kafa karıştırmak olanlara bakıp sakın aldan ma? Risale-i nur dava değil dava içinde bürhandır,Kur'anın bütün ayetlerinin doğruluğunu tasdik makamındadır.saf ve temiz niyetli olduğunu düşünerek hüsn-ü zan ediyorum.hadisler hakkında şüphesi olanlara cevap vermek zorunda değiliz biz evvela kendi imanımızı kurtarmak sonrada ehl-i imanın imanını takviye etmekle vazifeli bir üstada talebe olmuşuz vesselam
    *SAHRA* bunu beğendi.
    Herşey gibi, elbette gençliğin dahi lezzetleri gidecek. Eğer ibadete ve hayra sarfedilmiş ise; o gençliğin meyveleri onun yerinde bâki kalıp, hayat-ı ebediyede bir gençlik kazanmasına vesile olur.

  4. #4
    Müdakkik Üye AbdûlHâdi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2013
    Mesajlar
    659

    Standart

    Alıntı hatice- Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Selamünaleyküm , yaptığınız çalışmalar için Allah razı olsun.ben peygamberimizin(asm)mucizelerine gözümle görmüş gibi inanmak istiyorum.bu yüzden mucizeleri araştırıyorum. mucizelerin büyük bir kısmı manevi mütevatirdir biliyoruz. bunu daha iyi anlayabilmek için aşağıdaki hadisin tetkikini yapmak istiyorum. böylelikle manevi mütevatir hadisleri de iyice anlamış olurum.hadis şu:Hazret-i Câbir dedi ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etti: ناَدِ بِالْوُضُوءِ “Abdest almak için nida et” dediler. “Su yok” denildi. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm dedi: “Bir parça su bulunuz.” Gayet az su getirdik. Sonra, o az su üstüne elini kapadı, birşeyler okudu, bilmedim ne idi. Sonra ferman etti: رِدْنَا بِجَفْنَةِ الرَّكْبِ Yani, “Kàfilenin büyük teştini (tekne) getir.” Bana getirildi; ben de Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın önüne koydum. O da elini içine koydu, parmaklarını açtı. Ben de o az suyu, mübarek eli üzerine döküyordum. Gördüm ki, mübarek parmaklarından kesretle su aktı, sonra teşt doldu. Suya muhtaç olanları çağırdım. Bütün geldiler, o sudan abdest alıp içtiler. Ben dedim: “Daha kimse kalmadı.” Elini kaldırdı; o cefne (yani tekne) lebâleb dolu kaldı.1 Hocam, bu hadisin bize kadar kaç tarikla geldiğini, bu tarikları senetleriyle yazarak anlatabilir misiniz? vereceğiniz cevap bizim için çok önemli.Allah razı olsun.

    Malûmdur ki, Ceziretü’l-Arab, suyu ve ziraati az bir yerdir. Onun için, ahalisi,hususan bidayet-i İslâmdaki Sahabeler, dıyk-ı maişete maruzdular. Hem susuzluğa çok defa giriftar oluyorlardı. İşte, bu hikmete binaen, mu’cizât-ı bâhire-i AhmediyeAleyhissalâtü Vesselâmın mühimleri, taam ve su hususunda tezahür etmiş. Bu harikalar, dâvâ-yı nübüvvete delil ve mu’cize olmaktan ziyade, ihtiyaca binaen,Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma bir ikram-ı İlâhî, bir ihsan-ı Rabbânî, birziyafet-i Rahmâniye hükmündedir. Çünkü, o mu’cizâtı görenler, nübüvveti tasdiketmişler. Fakat mu’cize zuhur ettikçe iman ziyadeleşir, nurun alâ nur olur.




    SEKİZİNCİ İŞARET


    Su hususunda tezahür eden bir kısım mu’cizâtı beyan eder.
    MUKADDİME:
    Malûmdur ki, cemaatler içinde vuku bulan hâdiseler, âhâdî bir surette nakledilse, tekzip edilmediği vakit, doğruluğunu gösterir. Çünkü, insanın fıtratında, yalana yalandır demeye cibillî bir meyil vardır. Hususan, her kavimdenziyade yalana karşı sükût etmez Sahabeler olsa; hususan hâdiseler Resul-i EkremAleyhissalâtü Vesselâma taallûk etse; ve bilhassa, nakleden, meşâhir-i Sahabeden olsa, elbette o haber-i vahid sahibi, o hâdiseyi gören cemaati temsil eder hükmünde rivayet eder.
    Halbuki, şimdi bahsedeceğimiz mu’cizât-ı mâiyeyi, herbir misali çok tariklerle, çok Sahabelerin ellerinden, binler Tâbiînin muhakkikleri el atıp almışlar, sağlam olarak ikinci asır müçtehidlerinin ellerine vermişler. Onlar da, kemâl-i ciddiyetle ve hürmetle el atıp, kabul edip, arkalarındaki asrın muhakkiklerinin ellerine vermişler. Her tabaka, binler kuvvetli ellerden geçip, gele gele tâ asrımıza gelmiş. Hem Asr-ı Saadette yazılan kütüb-ü ehâdisiye sağlam olarak devredilip, tâ Buharî ve Müslim gibiilm-i hadîsin dâhi imamlarının ellerine geçmiş. Onlar da, kemâl-i tahkikle merâtibinitefrik ederek, sıhhati şüphesiz olanları cem ederek bize ders vermişler, takdim etmişler.جَزَاهُمُ اللهُ خَيْرًا كَثِيرًا 1
    İşte, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın mübarek parmaklarından suyun akması ve pek çok adama içirmesi mütevatirdir. Öyle bir cemaat nakletmiş ki, yalana ittifakları muhaldir. Şu mu’cize gayet kat’îdir. Hem üç defa, üç mecma-ı azîmdetekerrür etmiş. Başta Buharî, Müslim, İmam-ı Mâlik, İmam-ı Şuayb, İmam-ı Katâdegibi pek çok ehl-i sahih bir cemaat, Sahabelerden, başta hâdim-i Nebevî Hazret-i Enes, Hazret-i Câbir, Hazret-i İbni Mes’ud gibi meşâhir-i Sahabenin bir cemaatinden, parmaklarından suyun kesretle akması ve orduya içirmesi, nakl-i sahih-i kat’î ile beyan edilmiştir. Bu nevi mu’cize-i mâiyeden, pek çok misallerinden dokuz misali beyan edeceğiz.

    BİRİNCİ MİSAL: Başta Buharî, Müslim, kütüb-ü sahiha, Hazret-i Enes’ten nakl-i sahihle haber veriyorlar ki:
    Hazret-i Enes diyor: Zevra nâm-mahalde, üç yüz kişi kadar, Resul-i EkremAleyhissalâtü Vesselâm ile beraberdik. İkindi namazı için abdest almayı emretti. Su bulunmadı. Yalnız bir parça su emretti; getirdik. Mübarek ellerini içine batırdı. Gördüm ki, parmaklarından çeşme gibi su akıyor. Sonra, bütün maiyetindeki üç yüz adam geldiler, umumu abdest alıp içtiler. 1*
    İşte, şu misali, Hazret-i Enes, üç yüz kişiyi temsil ederek haber veriyor. Mümkün müdür ki, o üç yüz kişi, şu habere mânen iştirak etmesinler; hem iştirak etmedikleri halde tekzip etmesinler?

    İKİNCİ MİSAL: Başta Buharî, Müslim, kütüb-ü sahiha haber veriyorlar ki:
    Hazret-i Câbir ibni Abdullahi’l-Ensârî beyan ediyor: Biz, bin beş yüz kişi, Gazve-i Hudeybiye’de susadık. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, kırba denilen deriden bir kap sudan abdest aldı, sonra elini içine soktu. Gördüm ki, parmaklarından çeşme gibi su akıyor. Bin beş yüz kişi içip, kaplarını o kırbadan doldurdular.
    Sâlim ibni Ebi’l-Ca’d, Câbir’den sormuş: “Kaç kişiydiniz?” Câbir demiş ki: “Yüz bin kişi de olsaydı, yine kâfi gelirdi. Fakat biz, on beş yüz (yani bin beş yüz) idik.” 2*
    İşte, şu mu’cize-i bâhirenin râvileri, mânen bin beş yüz kadardırlar. Çünkü, fıtrat-ı beşeriyede, yalana yalan demek bir meyl-i arzusu vardır. Sahabeler ise, sıdk ve doğruluk için, can ve mal ve peder ve validelerini ve kavim ve kabilelerini feda edip,sıdk ve hak için fedai oldukları halde, hem “Benden bilerek yalan birşey haber veren, Cehennem ateşinden yerini hazırlasın” meâlindeki hadîs-i
    şerifin tehdidine karşı, yalana mukàbil sükût etmeleri mümkün değildir.
    Madem sükût ettiler; o haberi kabul ettiler, mânen iştirak edip tasdik ediyorlar demektir.

    ÜÇÜNCÜ MİSAL: Gazve-i Buvat’ta, yine Buharî, Müslim başta, kütüb-ü sahihabeyan ediyorlar ki:
    Hazret-i Câbir dedi ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etti:
    ناَدِ بِالْوُضُوءِ “Abdest almak için nida et” dediler. “Su yok” denildi. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm dedi: “Bir parça su bulunuz.” Gayet az su getirdik. Sonra, o az su üstüne elini kapadı, birşeyler okudu, bilmedim ne idi. Sonra fermanetti: رِدْنَا بِجَفْنَةِ الرَّكْبِ Yani, “Kàfilenin büyük teştini (tekne) getir.” Bana getirildi; ben de Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın önüne koydum. O da elini içine koydu, parmaklarını açtı. Ben de o az suyu, mübarek eli üzerine döküyordum. Gördüm ki, mübarek parmaklarından kesretle su aktı, sonra teşt doldu. Suya muhtaç olanları çağırdım. Bütün geldiler, o sudan abdest alıp içtiler. Ben dedim: “Daha kimse kalmadı.” Elini kaldırdı; o cefne (yani tekne) lebâleb dolu kaldı. 3*
    İşte, şu mu’cize-i bâhire-i Ahmediye (a.s.m.) mânen mütevatirdir. Çünkü, Hazret-i Câbir o işte başta olduğu için, birinci söz onun hakkıdır; o, umumun namına ilân ediyor. Çünkü o vakit hizmet eden o zât idi; ilân, başta onun hakkıdır. İbni Mes’udda aynen rivayetinde diyor ki: “Ben gördüm ki, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın parmaklarından çeşme gibi su akıyor.” 4* Acaba, meşâhir-i sıddıkîn-i Sahabeden olan Enes, Câbir, İbni Mes’ud gibi bir cemaat dese, “Ben gördüm”; görmemesi mümkün müdür?
    Şimdi şu üç misali birleştir, ne kadar kuvvetli bir mu’cize-i bâhire olduğunu gör. Ve üç tarik birleşse, hakikî tevatür hükmünde parmaklarından su akmasını kat’î ispat eder. Hazret-i Mûsâ Aleyhisselâmın taştan on iki yerde çeşme gibi su akıtması,Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın on parmağından on musluk suyun akmasının derecesine çıkamaz. Çünkü, taştan su akması mümkündür; âdiyatiçinde nazîri bulunur. Fakat et ve kemikten âb-ı kevser gibi suyun kesretle akmasının nazîri, âdiyat içinde yoktur.

    Dipnot-1 Buhârî, Vudû’: 32, 46, Menâkıb: 25; Müslim, Fedâil: 45, 6; Nesâî, Tahâret: 60; Ebû Dâvud, Mukaddime: 5; Tirmizî, Menâkıb: 6; Muvatta, Tahâret: 32; Müsned, 3:132, 147, 170, 215, 289; İbni Hibban, Sahih, 8:171; Tirmizî (Ahmed Şâkir), no. 3635.

    Dipnot-2 Buhârî, Menâkıb: 25; Mağâzî: 35; Tefsir: Fetih Sûresi, 5; Eşribe: 31; Müslim, İmâra: 72, 73; Müsned, 3:329; İbni Hibban, Sahih, 8:110.
    Dipnot-3 Müslim, Zühd, 74, no. 3013; İbni Hibban, Sahih, 8:159.

    Dipnot-4 Buhârî, Menâkıb: 25; Tirmizî, Menâkıb: 6; Tirmizî (tahkik: Ahmed Şâkir), 3637; Dârîmî, Mukaddime: 5.
    Konu AbdûlHâdi tarafından (13.01.14 Saat 11:10 ) değiştirilmiştir. Sebep: Dipnotlar
    *SAHRA* ve hatice- bunu beğendi.

  5. #5
    Dost hatice- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2014
    Mesajlar
    2

    Standart

    Allah razı olsun Abdülhadi kardeş. amacım kimsenin kafasını karıştırmak değil sadece tahkiki iman sahibi olmak istiyorum. benim anlamaya çalıştığım şey de şu dipnotlarda saklı esasında.mesela dipnot 1'de görüyoruz ki bu hadis pek çok hadis kitabında yer alıyor.peki bunların senetleri aynı mı yoksa senetleri de farklı mı?hem aynı kitabın değişik bölümlerinde de geçmiş aynı hadis.bunlar da senetleri ayn mı yada farklı senetleri olan hadisler mi?bilgisi olan cevaplandırırsa sevinirim.Allah razı olsun.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02.02.12, 05:05
  2. Manevi Engeller
    By irfanakgul in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 07.10.09, 10:58
  3. Manevi Yasakçımız...
    By düğüm in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.08.08, 21:51
  4. Cihad Manevi mi?
    By asayı_musa in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 07.11.07, 11:11
  5. Mânevî Miras
    By ubeyde_21 in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 27.08.07, 11:00

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0