+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 18

Konu: Türkler Hakkinda Uydurulan Hadİsler(?)

  1. #1
    Yasaklı Üye halenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    2.932

    Standart Türkler Hakkinda Uydurulan Hadİsler(?)

    Bu yaziyi internette buldum, sizin görüslerinizi beklerim:

    "...........gecen gün birisi bana sormusdu hadislere niye kritik gözlerlen baktigimi...
    pek bilemiyorum,ama insanlarin pek fazla karistirdigi seyleri hicde icime sizmiyor.tabii ki hadisler vardir cöp'e atilmasi cok yazik olur..ama benim icin bu hadisler acil bir "reform" görmesi lazim.
    uzun zaman düsündüm bu konuyu burada acmaya,ama gelin kendiniz okuyun.bunun yüzünden:

    Zitat:
    Hz. Peygamber’in Arapça konuşması ve Arapların içinde yaşaması, Arapça hitap etmesi ve Kur’an’ı Kerim’in Arapça olarak indirilmesi, bu tür düşünce sahiplerinin Arapça’ya adeta bir kutsiyet atfetmelerine sebep olmuştur. Oysa ne Kur’an’da, ne de Hz. Peygamber’in hadislerinde Arapça’nın diğer dillerden üstün olduğuna dair bir bilgi ve rivayet yoktur. Arapça’nın üstün ve kutsal bir dil olduğunu çağrıştıran rivayet ve nakiller tamamıyla Arap diline ve edebiyatına hayran olanlara (bir anlamda milliyet kavramını reddedenlere)ait bulunmaktadır. Kur’an-ı Kerim’in Arapça olmasının yanı sıra bazı temel İslami kaynakların da Arapça yazılmış olması, şüphesiz bu konuda etkili olmuş bulunmaktadır. Bizzat Cenabı Allah ve Hz. Peygamber, hiçbir ırkın ve hiçbir milletin, dolayısıyla hiçbir dilin Allah nezdinde birbirine üstünlüğü olmadığını, üstünlüğün sadece ve sadece Takva, yani Allah’tan korkma derecesine bağlı olduğunu zikretmelerine rağmen insanlar, çeşitli sebep ve vesilelerle Arapları ve Arap dilini diğer milletlere ve o milletlerin dillerine üstünmüş gibi göstermeye çalışmışlardır.
    Araplara üstün ırk, Arapçaya da kutsal bir dil muamelesi gösteren milletlerin başında galiba Türkler gelmektedir. Türkiye’de Koca koca profesörler bile kitaplarına “Türklerin Arap Diline ve Edebiyatına Hizmetleri” adıyla kitap yazabilmişlerdir. Arapça’nın kutsal bir dil olduğuna inançlarından olacak; kitaplarına “Türklerin Arap Diline ve Edebiyatına Katkıları” ya da “Türklerin Arap Diline ve Edebiyatına Etkileri” adını veremeyip “Hizmetleri” adını vermeyi tercih etmişlerdir. Yani Türkleri etken bir unsur olarak görmekten imtina ederek edilgen bir unsur olarak mütalaa etmişlerdir. Arap dilini ve edebiyatını kutsal kabul edip bu dilde yapılan çalışmaları hizmet olarak görmüşlerdir. Oysa aslında yapılan, yapanlar açısından hizmet değil katkı veya etkidir. Ancak bizim aklı evvel bilim adamlarımız ve yazarlarımız Türklerin Arapça’ya etkisini ve katkısını çok görmüşler, hazmedememişler ve Türklerin Arapça eserler vermesini Arapçaya hizmet olarak algılamışlardır. Etki ve katkıya ne cür’et; Türkler olsa olsa bu mukaddes dile ve edebiyata hizmet edebilirler! Çünkü Türkler, onların gözünde hala, Gulam, Gılman, Mevla, Mevali, Reaya, köle ve Uşaktır! Araplar ise efendidir. Dolayısıyla Arapların dili de kendileri gibi üstündür ve Araplar ve Arapça sürekli hizmete ehildirler ve hizmet edilmelidir!
    Arapça’nın kutsal bir dil olduğuna ilişkin kanaatler aslında Kur’an’daki bazı ayetlerin yanlış yorumlanıp tefsir edilmesinden başka bir şey değildir ki; bu âyetlerin başında Yûsuf Sûresi’nin ikinci âyeti gelmektedir. Söz konusu âyetin Arapça metni şöyledir:

    Bu âyet-i kerîmenin Türkçe meâli ise şöyledir: “Biz onu, akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik.”
    Bu Âyet-i Kerîme’den dolayı Arapça’ya bir kutsiyet atfetmek ve bu dili adeta Allah’ın ve Cennet ehlinin dili gibi mütalaa etmek kanaatimce çok yanlıştır. Böyle bir görüş, aslında Allah’ın sonsuz ve hudutsuz gücünü sınırlamak ve onun her şeyi kuşatan ilmine bir çerçeve yapmakla eş değerdedir. Çünkü Allah, yaratmış olduğu bütün canlıların dillerini anlar ve bilir. Çünkü canlıların dillerini yaratan da O’dur. Bu anlamda Arapça’nın, hiçbir dünya diline üstünlüğü yoktur ve Arapça öyle bazılarının sandığı gibi kutsal bir dil de değildir. Çünkü Arapça İslam’dan önceki devirlerde de vardı. Sonsuza kadar da olacaktır. Tıpkı kültür emperyalizmine maruz kalıp unutulmayan diğer dillerde olduğu gibi.
    Dünkü Yeni Şafak Gazetesi’nde Nazif Gürdoğan isimli yazar tarafından kaleme alınan bir makale mevcut. Aşağıda tam metnini vermiş olduğum makalenin başlığı “İnananların anadili Arapça'dır”. şeklinde konulmuş. Sayın yazar Arapça hakkında öyle laflar ediyor ki; adeta bu dile bir “Allah’ın ve Cennet Ehli’nin Dili” demediği kalmış. Oysa Arapça konuşan bir peygambere gelen kitabın Arapça olmasından daha tabi ne olabilirdi. Arapların arasından seçilen ve Arapça’dan başka dil bilmeyen ve özellikle İslami geleneğe göre Ümmî olduğuna (yani okur-yazar olmadığına) inanılan bir insana indirilen ve çoğu bu insanla aynı durumdaki insanlara tebliğ edilecek olan dinin kitabının bu insanların dilinde olmasından daha mantıklı ne olabilir. Öte yandan iman esaslarından birisi de Kitaplara İman olduğuna ve Allah’ın Kur’an’dan önce de çeşitli kitaplar indirdiğine göre ve o kitapları da o peygamberlerin dilinde indirdiğine göre Arapça’nın diğer dillere üstünlüğü gibi bir şeyi nasıl kabul edebiliriz?
    Sayın Nazif Gürdoğan Arabizmin etkisiyle olacak; Arapça hakkında ileri geri bir sürü zırva ileri sürdükten sonra makalesini bakın nasıl bağlamış; “Arapça da dillerin anasıdır. Ana dilini bilmeyen, başka dilleri anlamakta güçlük çeker.”!
    Pes doğrusu: Nazif Gürdoğan ve bu ülkenin aklı başında pek çok insanı da bilir ki; bu milletin tek ana dili vardır o da Türkçe’dir. Türkçe’nin dışındaki bütün diller bu millet için yabancı dildir ve bu yabancı dillere Arapça da dahildir. Kur’an’ın ve temel İslami eserlerin dilinin Arapça olması bu gerçeği değiştiremez. Dolayısıyla, Türk Milleti, anadili olan Türkçe’ye sahip çıkmak ve onu yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmak zorundadır. Çünkü millet olmamızın ve bu netâmeli coğrafyada birliğimizi ve dirliğimizi muhafaza ederek sonsuza kadar yaşayabilmemiz büyük ölçüde buna bağlıdır…
    Dünyadaki dört şehir cehennem şehridir: İstanbul, Antakya, Tabarriye ve Sana. Suyuti-Lealil Masnua 1/458
    “Küçük gözlü, kırmızı yüzlü ve suratları kalın deriden yapılmış kalkanlara benzer Türkler’e (Yecuc- Mecuc’e) karşı savaşlar yap-madıkça hüküm günü gelmiş olmayacaktır.” Buhari-K. Cihad 95,96; Müslim K. Fitan 63,64-66


    Bundan önceki bölümde de gördüğümüz gibi dürüstlük, din adına mücadele, üstün ahlak, ibadetlerde titizlik, Allah’ı çok anma gibi Kuran’daki sünnetler bizleri bağlayan yegane sünnetlerdir. Oysa Emeviler ve Abbasiler sarık, cübbe, sakal, yerde elle yemek, kadınların haklarını kısıtlayan uygulamalar gibi Kuran’da yer almayan birçok konuyu Peygamber sünneti diye ibadet gibi halka yutturmuşlardır. Bu yutturmacanın en önemli sebeplerinden biri Araplar’ın örf, adet, kadına bakış açılarını dinselleştirerek Arap olmayan Müslümanlar’ı da Araplaştırmaktı. Eğer ki bu örf ve adetler dinsel kisveye sokulup kitlelere sunulmuş olmasaydı kimse Arapların örf ve adetlerini benimsemeyecekti. Fakat kitlelere Arap örf ve adeti başlığında değil de Peygamber sünneti, sevap kazanmanın yolu, İslam’ın şartı tipi başlıklarla sunulan bu örfler Arap olmayan milletlerin Araplaştırılmasını sağlamıştır. Bugün Türkiye’deki birçok cemaatin hatta milliyetçi geçinen çevrelerin bu örf ve adetleri Araplar’dan bile daha şiddetle savunması Arap milliyetçiliğinin bu taktiklerinde ne kadar başarılı olduğunu göstermektedir. Abbasi döneminde kaleme alınan Buhari, Müslim gibi Ehli-Sünnetin benimsediği hadis kitapları, yine aynı dönemde kurulup, yayılan Hanefi, Şafi, Maliki, Hanbeli gibi mezhepler Arap milliyetçiliğini kitlelere sünnet ve sevap nitelendirmeleriyle yutturmuşlardır. Emevi ve Abbasi döneminin bu eserlerinde ve mezheplerinde dinin nasıl Araplaştırıldığının, Kuran’ın önüne nasıl ciltlerle eserler konduğunun izahlarını bundan önceki bölümlerde yaptık. Ne yazık ki kitleler, mezheplerin Kuran’da geçmeyen binlerce izahı, nasıl din diye yutturduklarının ve bu yutturmaların büyük bir kısmının nasıl Arap örf ve adetlerinin dinselleşmesi olduğunun farkında değillerdir.
    ARAPÇANIN KUTSALLAŞTIRILMASI
    Halkların yıllarca cahil kalmasının ve bu oyunların farkedilmemesinin en önemli sebeplerinden biri Kuran’ın Türkçe’ye ve diğer dillere tercüme edilmesinin yasaklanmasıdır. Böylece din Araplar’ın ve Arapça bilen küçük bir azınlığın tekelinde kalmıştır. Hal-ka Kuran yerine ilmihal kitaplarındaki din öğretilmiş, halk da ilmihal kitaplarında okuduğu bilgilerin birçoğunun Kuran’da yer almadığını tespit edemediğinden, gerekli çıkarım ve eleştirileri yapama-mıştır. Ayrıca mezhepten ayrılanlara da despotça ceza uygulamaları konmuş, böylece tahrif edilmiş ve Araplaştırılmış İslam korumaya alınmıştır. Hıristiyanlığın Ortaçağ’da İncil’in Latince’den başka dile çevrilemeyeceğini savunan, dinini mezhepçi papazların ellerine teslim eden zihniyetiyle, Kuran’ı Türkçe’ye ve diğer dillere çevirttirmeyen, böylece dini mezhep imamlarının tekelinde tutan zihniyet tamamen aynıdır. Kuran’da namazın ve diğer hiçbir ibadetin Arapça yapılması şeklinde bir emir verilmemişken, kişilerin anla-dıkları dilde Allah’a yönelip daha fazla yakınlaşmasını engelleyen hep Arap milliyetçiliğinin etkisiyle türemiş, mezhepçi Ehli Sünnet anlayışıdır. Bunlar Arapça’nın cennet dili olduğu ve kutsal olduğu şeklinde uydurma hadislerle diğer milletleri sömürüde en önemli unsur olan dil hakimiyetini kurmaya çalışmış ve büyük oranda başarılı olmuşlardır. Kuran’da her Peygamber’in kendi milletinin dilinde onlara din getirdiği ve hitap ettiği söylenir. Yani Kuran’da adı geçen ve geçmeyen (Kuran’ın kendisi birçok Peygamber’den bah-setmediğini söylüyor.) birçok Peygamber vardır. Bunların herbiri kendi kavminin diliyle din getirmiştir. Bu dillerden hiçbirinin diğe-rine göre kutsallığı yoktur. Kuran böyle bir üstünlüğe onay vermez. Arapça’nın Cennet’in yazı ve konuşma dili olduğu Kuran’ın değil, uydurma hadislerin bir izahıdır.
    ARAP OLMAYANLARLA EVLENMEK
    Mezhepçi Arap’lar Arap olmayanlara “ mevali” adını takmışlardır. İkinci sınıf gözüken bu sınıfın Arap’larla evlenmemesi gerektiği şeklinde izahlar yapanlar, bu şekilde hadis uyduranlar bile olmuştur:
    Arap’lar Arap’ların eşitidir. Mevali de Mevali’nin. Ey Mevali, içinizde Arap’lar ile evlenmiş olanlar suç işlemiş olurlar, kötü yapmış olurlar.
    Muttaki 8/24-28- Lewis Çevirisi
    Ey Arap kendinden olanla ve kendi denginle evlen ve yapacağın çocukların safiyeti bakımından dikkatli ol ve asla zenci ile evlenme. Çünkü zenciler çarpık yaratık olduklarından onlarla evlenenlerin çocukları sakat ve çarpık doğar.
    Muttaki 8/24-28- Lewis Çevirisi
    Bizim asıl göstermek istediğimiz hadislerin ve mezheplerin kısacası Kuran dışı tüm dini kaynak ve izahların güvenilir olmadıklarıdır. Kuran Allah kelamıdır ve biz onun her kelimesini, her hükmünü savunur ve uygulamaya çalışırız. Eğer hadisler dinin kaynağı olsalardı onların da her kelimesine, her hükmüne sahip çıkmak gerekirdi. Kişilerin keyfince beğenip aldığı, keyfince beğenmeyip at-tığı bir kaynak nasıl dinin kaynağı olabilir? Arapçı anlayışın dine soktuğu bu uydurmalardan kurtulmanın yolu da kitabın başından beri anlatmaya çalıştığımız şekilde sadece Kuran’dan dini öğrenip, Kuran’ı din konusunda yeterli ve eksiksiz bilmektir. Bunun aksine hareket dinimizin ırkçı, Türk’ü kötüleyen bir din olarak görülmesine sebep olacaktır. Bu uydurmaların kökenindeki uydurma hadislerden ikisi şöyledir:
    TÜRKLER HAKKINDA UYDURULAN HADİSLER
    Dünyadaki dört şehir cehennem şehridir: İstanbul, Antakya, Tabarriye ve Sana.
    Suyuti-Lealil Masnua 1/458
    Size ilişmedikçe siz de Türkler’e ilişmeyiniz. Çünkü severlerse sizi soyarlar. Sevmezlerse sizi gebertirler.
    Suyuti-Lealil Masnua 1/440
    Yıllarca aynı dinin mensubu olmalarına rağmen Türkler ve Araplar bu tarz uydurmalar ve gereksiz kışkırtmalar yüzünden birbirlerine düşman olmuşlardır. Bu düşmanlıktan her iki taraf zarar görmüş, fakat Fransızlar ve İngilizler gibi İslam topraklarında menfaat arayanlar bu durumdan istifade etmişlerdir. Napolyon Arap milliyetçiliğini kullanarak, hatta kendini İslam dostu, Türkler’i İslam düşmanı göstererek, İslam topraklarına girmiş, Mısır gibi topraklarda bu planıyla ayakta kalabilmiştir. İngilizler de yıllarca Arap-Türk düşmanlığını, Osmanlı’yı bölmek ve petrol gibi stratejik kaynaklara hükmedebilmek için kullanmışlardır. Türklerin içinde de bu manasız düşmanlığı “Arap köpek” , “Ne Şam’ın şekeri, ne Arabın yüzü” tarzında deyimlerle kışkırtanlar elbette olmuştur. Fakat işin korkunç yanı şudur ki, Araplardaki Türk karşıtı sözler, Peygamber’e fatura edilerek hadis başlığı altında dinselleştirilmiştir. Aslında cahil fakat etiketi alim olan birçok Türk din adamıysa tüm bu hadislerle beraber Arapçı İslam anlayışına Araplar’dan bile daha şiddetle sahip çıkmışlardır. Arapçı İslam anlayışının Türkler hakkında uydurduğu en meşhur hadislerse Türkler’i felaket kaynağı sayan Yecuc-Mecuc olarak gösteren hadislerdir.
    “Küçük gözlü, kırmızı yüzlü ve suratları kalın deriden yapılmış kalkanlara benzer Türkler’e (Yecuc- Mecuc’e) karşı savaşlar yapmadıkça hüküm günü gelmiş olmayacaktır.”
    Buhari-K. Cihad 95,96; Müslim K. Fitan 63,64-66
    [dogru yazarin dedigi gibi "türkler felaket kaynagi" anlamina geliyor..ama neyse burayi yeniden bir okuyalim bakalim:"..karsi savaslar YAPMADIKCA hüküm günü olmayacaktir.."dogru okumak ve yorumlamak tabi baska bir konu..]

    ARAPÇI, KAVMİYETÇİ DİN ANLAYIŞI
    Hayvani, vahşi, medeniyetsiz bir yaratık şeklinde tarif edilen Yecuc-Mecuc’un kim olduğu hakkında ayrılıklar çıkmıştır. Fakat gelenekçilerin tek hadisini inkar eden kafir olur dedikleri Buhari ayrıca Taberi, Bağdadi, Belhi, Beyzavi, Nesefi, Nüveyri, İbni Kesir gibi gelenekçilerin itibar ettiği kişiler hatta Asım Efendi ve Ahteri Mustafa Efendi gibi gelenekçilerin alim ve muteber bildiği bazı Türkler Yecuc-Mecuc’un Türkler olduğunu savunanlardır. Hadislerde Yecuc-Mecuc’un Hz. Adem’in rüyasında gördükleri sonucu akan spermlerden oluştukları tipi saçma açıklamalara da yer verilir. Tüm bu anlattıklarımız Arap milliyetçiliğinin gelenek ve görenekleri dinselleştirme, Arapça’yı kutsallaştırma, Arap soyunu kutsallaş-tırıp ırkçılığa yol açmasının yanında, kendileri haricindeki milletlere ve örnekte gördüğümüz gibi Türkler’e ilişkin hadis uydurarak, Türkler hakkındaki olumsuz kanaatleri de dinselleştirme yoluna gittiklerini göstermektedir. İnsanların en hayırlısının Araplar olduğuna dair hadisler de uydurulmuştur.(Bakın İbni Arrak, Tenzihuz Şeria Fil Merfua 2/36) Fakat unutulmamalıdır ki Peygamberimiz’e karşın, büyük din düşmanları Ebu Lehep, Ebu Cehil de Arap’tır. Kuran’da da Peygamber’in etrafındaki birçok kişinin savaştan kaçı-şı, ikiyüzlülüğü, iman etmeden iman ettik demeleri, küfür ve nifakta şiddetleri anlatılır ki bunlar da Arap’tır. Kuran’ın mesajına göre insanlar takvalarına, dindeki titizliklerine göre, Allah’a karşı sevgi ve saygılarına göre üstünlük kazanırlar. Irkçı ve politik kaygılarla uydurulan hadisler ve oluşturulan mezhepler Kuran’ın saf, arı mesajına ilaveler olarak dine sokulmuşlardır. Dini mantıksız, zor, ırkçı, Arapçı, çelişkili gösteren bu safsatalardan kurtulmanın yegane yöntemi Kuran dışındaki tüm dini kaynakları çöpe atıp, din konusundaki tekeli bir tek Kuran’a teslim etmektir."
    نَّا أَنزَلْنَاهُ قُرْآنًا عَرَبِيًّا لَّعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ.

    http://www.politikcity.de/forum/showthread.php?t=15861

  2. #2
    Pürheves muhammed54 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Bulunduğu yer
    sakarya
    Yaş
    29
    Mesajlar
    268

    Standart

    yazıda doğru olan şeylerde var yanlış olan şeylerde var mesela arapça islamın dilidir cennetede müslümanlar arapça konuşacaktır ve kuranın arapça olmasıda arapçanın üstünlüğünü gösterir diyorum..bence bunu yazan birazda olsa arapları arapçayı kötülemiş gibi..

  3. #3
    Müdakkik Üye mevlanahalid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    633

    Standart

    Dini mantıksız, zor, ırkçı, Arapçı, çelişkili gösteren bu safsatalardan kurtulmanın yegane yöntemi Kuran dışındaki tüm dini kaynakları çöpe atıp, din konusundaki tekeli bir tek Kuran’a teslim etmektir." نَّا أَنزَلْنَاهُ قُرْآنًا عَرَبِيًّا لَّعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ.


    Çok taraflı ve art niyetli bir cümle. Ne demek hadisleri çöpe mi atalım. Risale-i nurlar hakeza.

    Bu adam belki 90 doğru 10 yanlış yazmış belki. O halde yanlış yazmış.

  4. #4
    Pürheves muhammed54 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Bulunduğu yer
    sakarya
    Yaş
    29
    Mesajlar
    268

    Standart

    oluşturulan mezhepler Kuran’ın saf, arı mesajına ilaveler olarak dine sokulmuşlardır

    mezhepler için islama sonradan ilave edilmiş diyor.

  5. #5
    Vefakar Üye PirMuhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Yaş
    29
    Mesajlar
    348

    Standart

    @Halenur

    muhakkak herhangi bir dilin ya da ırkın üstün tutulması dinimizde yeri olmayan birşey.ancak Arapça'nın ön plana çıkmasından neden bu kadar rahatsız olunuyor anlamıyorum.

    Arapça'nin üstün bir dil olduğunun filologlar (dil bilimciler) tarafından kabul edildiği söylenir.ama bu sadece dilin özellikleri gözönüne alınarak yapılan bir değerlendirmedir.

    öte taraftan yazar

    İnananların anadili Arapça'dır
    demiş.bu bir bakıma doğru değil midir? siz İngiltere'ye de gitseniz,ABD'ye de gitseniz, Kazakistan'a da gitseniz sonuçta ezanı Arapça olarak dinlersiniz.yine namazınızı kılarken cemaat olarak Arapça sureler/ayetler okursunuz.birbirinizi selamlarken selamun aleykum diye selamlar, aleyküm selam diye mukabelede bulunursunuz.

    Türkler hakkında olduğu varsayılan hadisler ise benim bildiğim kadarıyla gerçektir.Yukarıda yer verdiğiniz hadislerden bahsetmiyorum.Mesela Üstad (r.a), İstanbul'un fethi ile ilgili hadisin Hz.Fatih Sultan Mehmet Han'a işaret ettiğini,dolayısıyla bunun Türkler hakkında bir övgü olduğunu belirtir (Bu konu için "Bediüzzaman Said Nursi ve Devlet Felsefesi" adlı esere bakınız).yani mesele Arabizm değildir.ben yine de Arapça'nın önemli ve öğrenilmesi gereken bir dil olduğu kanaatindeyim.ha,bu konuyu radikal boyutlarda körü körüne dillendirenler muhakkak vardır.ama onların bu hareketi onları bağlar.inananlara genellenemez,değil mi?

    son birşey:halk arasında yaygın olan hurafelerden biridir.Arapça bilmeyen insanların kabirde ve cennette sıkıntı çekecekleri söylenir.Allah Teala kulunu -haşa- anlamayacakmış gibi, istese onu çeşitli dillerde -haşa- konuşturamayacakmış gibi bir anlayışın sakat olduğu kesindir.

    Alem buğday ben saman, herkes yahşi ben yaman.
    Şah-ı Nakşibend (Kaddesallahu Sırrahu)


    esedullah


  6. #6
    Yasaklı Üye Lebid24 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    alem-i muhabbet
    Mesajlar
    2.298

    Standart

    Hocamız diyor k: Hadis rivayetlerinde. Misalen Ay yarılışını rivayet ediyor birisi. Diyor ki efendimiz a.s.m ayı ikiye böldü. Ondan sonra ay geldi cebine girdi (haşa.) Hadis-i Şerif'lerin yüzde ellisini elemeliyiz. Rivayetin güçlü olması ve bir kaç kaynakdan gelmesi önemli zannımca... Ve bizzat orda bulunmak. Yada duymak. ŞAhit olmak gibi... Kulakdan kulağa geçtikçe birileri birşey ekliyor. Cebe girmesi misalen söylense o hadis için yüceltici olmaz. Çünkü o yeterince yüce...

  7. #7
    Yasaklı Üye bizzatkendim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Bulunduğu yer
    Cehennem Mah.Günahkarlar Sok.Ceset Aprt.
    Mesajlar
    145

    Standart

    TÜRKLER HAKKINDA UYDURULAN HADİSLER
    Dünyadaki dört şehir cehennem şehridir: İstanbul, Antakya, Tabarriye ve Sana.
    Suyuti-Lealil Masnua 1/458
    Size ilişmedikçe siz de Türkler’e ilişmeyiniz. Çünkü severlerse sizi soyarlar. Sevmezlerse sizi gebertirler.
    Suyuti-Lealil Masnua 1/440
    Yıllarca aynı dinin mensubu olmalarına rağmen Türkler ve Araplar bu tarz uydurmalar ve gereksiz kışkırtmalar yüzünden birbirlerine düşman olmuşlardır. Bu düşmanlıktan her iki taraf zarar görmüş, fakat Fransızlar ve İngilizler gibi İslam topraklarında menfaat arayanlar bu durumdan istifade etmişlerdir. Napolyon Arap milliyetçiliğini kullanarak, hatta kendini İslam dostu, Türkler’i İslam düşmanı göstererek, İslam topraklarına girmiş, Mısır gibi topraklarda bu planıyla ayakta kalabilmiştir. İngilizler de yıllarca Arap-Türk düşmanlığını, Osmanlı’yı bölmek ve petrol gibi stratejik kaynaklara hükmedebilmek için kullanmışlardır. Türklerin içinde de bu manasız düşmanlığı “Arap köpek” , “Ne Şam’ın şekeri, ne Arabın yüzü” tarzında deyimlerle kışkırtanlar elbette olmuştur. Fakat işin korkunç yanı şudur ki, Araplardaki Türk karşıtı sözler, Peygamber’e fatura edilerek hadis başlığı altında dinselleştirilmiştir. Aslında cahil fakat etiketi alim olan birçok Türk din adamıysa tüm bu hadislerle beraber Arapçı İslam anlayışına Araplar’dan bile daha şiddetle sahip çıkmışlardır. Arapçı İslam anlayışının Türkler hakkında uydurduğu en meşhur hadislerse Türkler’i felaket kaynağı sayan Yecuc-Mecuc olarak gösteren hadislerdir.
    “Küçük gözlü, kırmızı yüzlü ve suratları kalın deriden yapılmış kalkanlara benzer Türkler’e (Yecuc- Mecuc’e) karşı savaşlar yapmadıkça hüküm günü gelmiş olmayacaktır.”
    Buhari-K. Cihad 95,96; Müslim K. Fitan 63,64-66
    [dogru yazarin dedigi gibi "türkler felaket kaynagi" anlamina geliyor..ama neyse burayi yeniden bir okuyalim bakalim:"..karsi savaslar YAPMADIKCA hüküm günü olmayacaktir.."dogru okumak ve yorumlamak tabi baska bir konu..]
    ARAPLAR AŞIRI MİLLİYETCİ OLDUKLARI İÇİN KENDİLERİ HARİÇ HİÇ Bİ MİLLETİ SEVMEZLER BENDE ONLARI SEVMEM İNGİLİZLER GİBİDİR ONLAR GENEL SÖYLEMEMEK LAZIM AMA ÖYLE ARADA İSTİSNALARDA VAR

  8. #8
    Yasaklı Üye Cennetâsâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    5.827

    Standart

    Alıntı İsmail Fakirullah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hocamız diyor k: Hadis rivayetlerinde. Misalen Ay yarılışını rivayet ediyor birisi. Diyor ki efendimiz a.s.m ayı ikiye böldü. Ondan sonra ay geldi cebine girdi (haşa.) Hadis-i Şerif'lerin yüzde ellisini elemeliyiz. Rivayetin güçlü olması ve bir kaç kaynakdan gelmesi önemli zannımca... Ve bizzat orda bulunmak. Yada duymak. ŞAhit olmak gibi... Kulakdan kulağa geçtikçe birileri birşey ekliyor. Cebe girmesi misalen söylense o hadis için yüceltici olmaz. Çünkü o yeterince yüce...
    Sağlam tercümelerden okumak lazım..

    Tercüme farkları olabiliyor..

    Hadisin kendinde değil, ona giydirilen elbisede uymayan şeyler oluyor..

  9. #9
    Yasaklı Üye Cennetâsâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    5.827

    Standart

    İhtilaf u tefrika endişesi
    Kûşe-i kabrimde hattâ bîkarar eyler beni.
    İttihadken savlet-i a’dayı def’e çaremiz
    İttihad etmezse millet, dağıdar eyler beni

    (Yavuz Sultan Selim Han)

    El aman dikkat edelim..Allah'ın ayetleri olan herbir ırk hakkında casus kulakların istifadelerine malzeme vermeyelim..

    Âlem-i İslamı bununla parçaladılar!





  10. #10
    Pürheves muhammed54 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Bulunduğu yer
    sakarya
    Yaş
    29
    Mesajlar
    268

    Standart

    Alıntı bizzatkendim Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    ARAPLAR AŞIRI MİLLİYETCİ OLDUKLARI İÇİN KENDİLERİ HARİÇ HİÇ Bİ MİLLETİ SEVMEZLER BENDE ONLARI SEVMEM İNGİLİZLER GİBİDİR ONLAR GENEL SÖYLEMEMEK LAZIM AMA ÖYLE ARADA İSTİSNALARDA VAR
    yanlışın var araplar türkleri sever ama sevmiyormuş gibi gösterenler var islamın bölünmesini isteyen fitne çıkartmak isteyenler böyle şeyleri uyduruyorlar..

    cezayirliler hayrunnas derler türklere
    filistinliler osmanlıyı 2.abdulhamidi severler
    arabistankilerde mekke ve medineye hizmet eden hizmet etmiş yıllarca korumuş milletimizi islamın sancaktarlığını yapmış islamın yayılmasını sağlamış milletimizi severler bu son saydığım nedenlerden dolayı büyün müslümanlar sever..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Biz Türkler
    By slim in forum Mizah
    Cevaplar: 86
    Son Mesaj: 23.07.09, 12:44
  2. Hz üstad hakkinda
    By yurekten_ in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 03.01.09, 20:41
  3. Tesettür Hakkinda....
    By Mübtela_68 in forum Fıkıh
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 02.10.08, 14:42
  4. OruÇ Hakkinda
    By pembe in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 28.03.08, 21:54
  5. Türkler
    By umut46 in forum Mizah
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 08.11.07, 17:43

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0