Hz. Aişe annemiz (Radiyallahu Anh.) anlatıyor:

– Bir keresinde, Resûl-i Ekrem’in (Aleyhissalâtü Vesselâm) bütün yakınları, huzurunda bir araya gelmiştik. İçimizden biri:

– Ya Resûlallah! Bizlerden hangimiz, en önce ölüp size ilk kavuşan kişi olacaktır? diye sordu.

Allah Resûlü:
– Eli en uzun olanınız, cevabını verdi.

Bunun üzerine bizler, bir kamış parçası bularak, kimin elinin daha uzun olduğunu ölçmeye başladık. İçimizde eli ve kolu en uzun olan kadın, Zem’a kızı Sevde olduğunu tesbit ettik. En önce onun vefat etmesini beklemeye başladık.

Ancak, Allah Resûlünün, eli uzun sözünden kasdı, hakiki uzunluk değil, mecazi uzunlukmuş. Yani cömertliği kastediyormuş. (Arapça’da eli uzun sözü mecazî olarak cömert manasına gelmektedir.)

Bunu Resûl-i Ekrem’in vefatından sonra ilk ölen yakını, Sevde değil, Cahş kızı Zeyneb olunca anladık.

Çünkü o, çok cömert bir insandı. Kendi eliyle deriyi işler, bunların satışından kazandığı tüm parayı da sadaka olarak fakirlere dağıtırdı.

(Suyûti- Hasâisu’l-Kübra)