+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 10

Konu: Cemaatle İlgili Hadisler

  1. #1
    Dost mâsiva - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesajlar
    3

    Standart Cemaatle İlgili Hadisler

    Birinci Hadis

    عن حذيفة بن اليمان يقول قال رسول الله صلى الله عليه وسلم

    : يكون دعاة على أبواب جهنم . من أجابهم إليها قذفوه فيها ) قلت يا رسول الله صفهم لنا . قال ( هم قوم من جلدتنا يتكلمون بألسنتنا ) قلت فما تأمروني إن أدركني ذلك ؟ قال ( فالزم جماعة المسلمن وإمامهم . فإن لم يكن لهم جماعة ولا إمام فأعتزل تلك الفرق كلها . ولو أن تعض بأصل شجرة حتى يدركك الموت وأنت كذلك )
    رواه ابن ماجة صحيح و روي المسلم وابو داود واحمد



    Tercümesi:


    Huzeyfe (ra)den peygamberimizin şöyle dediği rivayet edilmiştir:
    “(Ahir zamanda) cehennem kapılarına davet eden davetçiler olacak, kim onlara icabet ederse onu cehenneme atarlar.” Dedim ki : “Ya Resulallah onları bize tavsif et.” Buyurdular ki “Onlar öyle kimselerdir ki, (cildleri) bizim cildimizdendir ve bizim dilimizle konuşurlar.” Ben "Ya Resulallah! Ben buna erişirsem bana (o zamanda) ne yapmamı emredersin.”dedim. o da “Müslümanların imamına ve cemaatine yapış. Eğer müslümanların bir cemaatı ve imamı yoksa bütün fırkalardan uzaklaş, (açlıktan) bir ağacın kökünü ısırma derecesine gelsen bile (onların içine girme.) ölüm gelinceye kadar böyle devam et.” Buyurdu.

    (İbn Mace sahih olarak rivayet etmiştir. Hadisi değişik lafızlarla Müslim, Ebu Davud ve Ahmed de rivayet etmiştir)




    Ikinci Hadis



    إثنان خير من واحد وثلاثة خير من اثنين وأربعة خير من ثلاثة فعليكم بالجماعة فإن يد الله على الجماعة ولم يجمع الله عز وجل أمتي إلا على هدى واعلموا أن كل شاطن هوى في النار

    (كر عن البحتري ابن عبيد عن أبيه عن أبي هريرة)




    Tercümesi:


    Ebu Hureyre (ra)den peygamberimizin şöyle dediği rivayet edilmiştir:
    “İki kişi bir kişiden hayırlıdır. Üç kişi iki kişiden hayırlıdır. Dört kişi üç kişiden hayırlıdır. Cemaat olmanız gerekir. Muhakkak ki, Allahın (yardım) eli cemaatle beraberdir. Allah azze ve celle ümmetimi ancak hidayet üzere cem eder, toplar. Bilin ki, cemaatten uzak duran her kişi ateşe düşer.

    Kenzül Ummal.c.1. Hn.1025






    Üçüncü Hadis



    إن الشيطان ذئب الإنسان كذئب الغنم يأخذ الشاة الشاذة القاصيية والناحية وإياكم والشعاب وعليكم بالجماعة والعامة والمسجد

    (طب والسجزي في الإبانة عن معاذ)
    (عب حم عن معاذ)



    Tercümesi:

    Muaz (ra)den peygamberimizin şöyle dediği rivayet edilmiştir:


    “Muhakkak ki şeytan insanın kurdudur, tıpkı tek kalan, sürüden uzaklaşan, kenarda olan koyunu alıp giden davar kurdu gibi. Sakın bölünmeyin. Cemaatin, umumun, mescidin yanında olun.”

    Kenzül Ummal.c.1. Hn.1026 ve 1027




    Dördüncü Hadis



    أيها الناس عليكم بالجماعة وإياكم والفرقة

    (حم عن رجل)



    Tercümesi:


    Bir sahabeden peygamberimizin şöyle dediği rivayet edilmiştir:
    Ey insanlar! Cemaatin yanında olun! Sakın bölünmeyin!

    Kenzül Ummal.c.1. Hn. 1028





    Besinci Hadis



    لن تجتمع أمتي على ضلالة أبدا فعليكم بالجماعة وإن يد الله على الجماعة

    (طب عن ابن عمر)



    Tercümesi:


    İbn Ömer (ra)den peygamberimizin şöyle dediği rivayet edilmiştir:
    Ümmetim dalalet üzerine asla toplanmaz. Öyleyse cemaatin yanında olun. Muhakkak ki, Allah'ın (yardım) eli cemaatle beraberdir.

    Kenzül Ummal.c.1. Hn. 1029





    Altıncı Hadis



    لا يجمع الله عز وجل أمر أمتي على ضلالة أبدا اتبعوا السواد الأعظم يد الله مع الجماعة من شذ شذ في النار

    (الحكيم وابن جرير ك عن ابن عمر) (ك عن ابن عباس)



    Tercümesi:


    İbn Ömer (ra)den peygamberimizin şöyle dediği rivayet edilmiştir:
    Allah ümmetimin işini dalalet üzerine asla toplamaz. Siz büyük çoğunluğa uyun. Allah'ın (yardım ve inayet) eli cemaatle beraberdir. Kim cemaatten ayrılırsa, cehenneme ayrılır.

    Kenzül Ummal.c.1. Hn. 1030






    Yedinci Hadis



    يد الله على الجماعة، والشيطان مع من خالف الجماعة يركض

    (طب عن عرفجة)



    Tercümesi:


    Arfece (ra)den peygamberimizin şöyle dediği rivayet edilmiştir:
    Allah'ın (yardım) eli cemaat üzerindedir. Şeytan cemaate muhalefet edenle beraber hareket eder.

    Kenzül Ummal.c.1. Hn. 1031





    Sekizinci Hadis



    من سره أن يسكن بحبوحة الجنة فليزم الجماعة فإن الشيطان مع الواحد وهو من الاثنين أبعد

    (الديلمي عن ابن عمر)



    Tercümesi:


    İbn Ömer (ra)den peygamberimizin şöyle dediği rivayet edilmiştir:
    Cennetin ortasında oturmak kimi sevindirirse, cemaatten ayrılmasın. Çünki şeytan tek kişiyle beraberdir. İki kişiden uzaktır.

    Kenzül Ummal.c.1. Hn. 1033




    Dokuzuncu Hadis



    من فرق بين أمتي وهم جميع فاضربوا رأسه كائنا من كان

    (ش طب عن أسامة بن شريك)



    Tercümesi:


    Üsame b. Şerik (ra)den peygamberimizin şöyle dediği rivayet edilmiştir:
    Ümmetim cemaat halindeyken kim onların arasını ayırırsa, (tefrika sokarsa), kim olursa olsun hemen başını vurun.

    Kenzül Ummal.c.1. Hn. 1045




    Onuncu Hadis



    عن بن عمر عن النبي صلى الله عليه وسلم قال : من نزع يدا من طاعة فلا حجة له يوم القيامة ومن مات مفارقا للجماعة فقد مات ميتة جاهلية

    صحيح وهذا إسناد حسن



    Tercümesi:


    İbn Ömer (ra)den peygamberimizin şöyle dediği rivayet edilmiştir:
    Kim cemaatten ayrı bir halde iken ölürse, cahiliye ölümü ile ölür.

    Ahmed.c.2.s.70

    Kenzül Ummal.c.1. Hn.14862


  2. #2
    Ehil Üye nurhanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    3.463

    Standart

    Allah raz? olsun bir kardeş cemaat ile ilgili hadisler yazsa diyordum.Çok güzel bir çal?şma ihtiyaç vard?.
    Risale-i nur bir imtihan kitabıdır.
    Davasına sadık olmayan insanların başarı ihtimali yoktur.



  3. #3
    Vefakar Üye selma23 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Bulunduğu yer
    ELAZIĞ
    Mesajlar
    309

    Standart

    İbn Ömer (ra)den peygamberimizin şöyle dediği rivayet edilmiştir:
    Kim cemaatten ayrı bir halde iken ölürse, cahiliye ölümü ile ölür


    Allah korusun bizleri cemaatimizden ayırmasın.

  4. #4
    Ehil Üye YıldızMisal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.694

    Standart

    bir yerde duymuştum 'Allah cemaatle işlenen sevaplar? muhafaza eder g?ybetle falan elimizden gitmez'diye dayanağ? ve doğruluğu varm?

  5. #5
    Vefakar Üye mislimya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    317

    Standart

    rabbim cemaatimden ay?rmas?n

  6. #6
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart

    Mevzunun daha iyi anlaşılması için K.Sitte Muhtasarı ve Şerhinden açıklamayı nakledeyim inşaAllah.

    Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Kim itaatten dışarı çıkar ve cemaatten ayrılır ve bu halde ölürse, cahiliye ölümü ile ölür."

    [Buhârî, Ahkâm 4; Müslim, İmâret 53, (1848); Nesâî, Tahrim 28, (7, 123); İbnu Mace, Fiten 7, (3948).]

    Ebû Hüreyre'nin bir rivâyetinde şöyle gelmiştir: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Kim itaatten çıkar, cematten ayrılır (ve bu halde ölürse) cahiliye ölümü ile ölmüş olur. Kim de körükörüne çekilmiş (ummiyye) bir bayrak altında savaşır, asabiyet (ırkçılık) için gadablanır veya asabiyete çağırır veya asabiyete yardım eder, bu esnada da öldürülürse bu ölüm de cahiliye ölümüdür. Kim ümmetimin üzerine gelip iyi olana da, kötü olana da ayırım yapmadan vurur, mü'min olanlarına hurmet tanımaz, ahid sahibine verdiği sözü de yerine getirmezse o benden değildir, ben de ondan değilim."

    [Müslim, İmâret 53, (1848); Nesâî, Tahrim 28, (7, 123); İbnu Mâce, Fiten 7, (3948).]

    AÇIKLAMA:

    Son iki hadiste, cemaat, asabiyyet, ummiyye bayrak gibi, bilhassa zamanımızda Müslümanların iyice bilmeleri zaruret halini almış bazı tâbirler var:

    CEMAAT MESELESİ

    "... Aslında cemaate uyulması ile alâkalı Nebevî emir bundan ibaret değildir. Bu mevzuda gelen birçok rivâyet, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in ısrarla cemaate uymayı, cemaatten ayrılmamayı emrettiğini gösterir. Bir iki tanesini kaydedelim:

    "Size cemaati tavsiye ederim, ayrılıktan da sakının, zîra şeytan iki kişiden uzak durur. Cennetin ortasını isteyen, cemaatten ayrılmasın."

    "Allah ümmetimi dalalet üzere toplamaz. Allah'ın eli cemaatledir.

    “Cemaatten ayrılan ateşe gider."

    "Cemaat rahmet, ayrılık azabtır."

    "Kim cemaatten bir karış ayrılır, sonra da ölürse cahiliye ölümü ile ölmüş olur... boynundaki İslâm bağını çıkarıp atmış olur."

    CEMAATTEN MAKSAD NEDİR

    Yukarıda kaydettiklerimizle cemaatin ehemmiyeti anlaşılmış olmakla beraber, bizim için henüz müphem olan nokta, cemaatten kastedilen şeyin ne olduğudur. Acaba uymakla mükellef olduğumuz şey nedir? Bu husus zikredilen hadislerde açıkca gözükmüyor.

    Nitekim âlimler de "cemaat" tâbiri ile kastedilen şey hususunda ihtilaf etmiş, bundan "Ashab", "ehl-i ilim", "ümmetin ekseriyeti", "diğer dinlerin mensuplarına karşı da -vacib meselelerde ihtilâfa düşmedikçe- Müslümanların cemaati" vs... kastedilebileceğini ileri sürmüşlerdir.

    İbnu'l-Mübârek, din büyüklerinin, etrafında toplanmış bulundukları şeylerin "cemaat" olduğu görüşünü benimsediği için, kendisine buradaki cemaatten sorulunca: "Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer'dir" cevabını verir. Onların ölmüş bulundukları hatırlatılınca da başka isimler... ve en sonunda da devrindeki salih ve muttaki bir kimsenin ismini vererek, tek kişiyi "cemaat" olarak vasıflandırır.

    Adil imamı ve âlim kişiyi "cemaat" olarak kabul eden, bu görüşü benimseyen İbnu'l-Arabî daha vâzıh bir ifade ile: "İslam'ın cemaati adalet ve ilimdir" yorumuna ulaşır.
    Kanaatimizce, hadiste uyulması vacib olduğu belirtilen cemaat hakkında âlimlerin yaptığı bu yorumların hepsinin bir doğruluk, haklılık yönü vardır. Ancak herbirinin haklılığı mutlak olmayıp hususî şartlar, değişik zaviye ve nokta-i nazarlarla kayıtlıdır.

    Bütün hadisler gözönüne alındıkta ve daha umumî şartlar muvâcehesinde bu görüşlerden biri üzerine sabit kalmak oldukça zor ve tekellüflü olacaktır. Bu sebeple burada mevzubahis olan cemaatten "sevâdul-âzam"ı, yani büyük ekseriyeti anlamamız daha uygun olacaktır: İlmî meselelerde âlimlerin ekseriyetini, herkesi ilgilendiren içtimâî meselelerde efrâd-ı milletin ekseriyetini vs..

    Nitekim, umumiyetle, ilim adamları, bu tâbir ile "sevâdul-âzam" yâni, ihtilaf durumunda "ekseriyetin bulunduğu [ilmi] taraf" kastedildiğini kabul etmiştir. Delil olarak şu hadisi gösterirler. "Benî İsrail yetmiş bir fırkaya ayrılmıştır, benim ümmetim ise yetmiş iki fırkaya ayrılacaktır. Bu fırkalardan biri hariç, hepsi ateştedir. Ateşe gitmeyecek olan fırka, cemaattir."

    Cemaatten, ekseriyetin kastedildiğini ifade eden başka rivâyetler de gelmiştir. Bunlardan birinde Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Ümmetim dalâlet üzerine toplanmaz, öyle ise aralarında ihtilâf görürseniz, size sevâd-ı âzamı iltizam etmeyi tavsiye ederim (aleyküm bisevâdil-âzam)" buyurmaktadır.

    Hadiste gelen "sevâd-ı âzam" tâbiri ile ekseriyetin kastedildiği âlimlerce belirtilmiştir.

    Suyûtî, sevâdu'l-âzamı "doğru yolda gitmek üzere birleşenlerin ekseriyeti" diye izah eder.

    İhtilaf ve fitne zamanlarında ekseriyet tarafın iltizam edilmesi gereğini ifade eden daha vazıh bir rivâyet Ebû Mes'udi'l-Ensârî'den gelmektedir. Mezbur (radıyallâhu anh)'dan, Hz. Osman fitnesi sırasında bu durumla alâkalı olarak Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'den bir işittiği varsa onu, yoksa şahsî kanaatini söylemesi istendiği vakit şu tavsiyede bulunur: "Size ümmet-i Muhammed'in ekseriyetine uymayı tavsiye ederim (aleyküm bi-uzmi ümmet-i Muhammed). Zîra Allah, ümmet-i Muhammed'i dalalet üzerine toplamaz."

    İbnu Kaadı Simavî'nin Fetâva's-Sagir'den naklen Câmiu'l-Fusûleyn'den kaydettiği bir görüş de bizim için aydınlatıcı mahiyettedir: "Eğer Hz. Ali olmasaydı, ehl-i kıble ile savaşı aklımız almazdı. Hz. Ali ve O'na tabi olanlar ehl-i adl'dir, hasmı ve ona tâbi olanlar da buğât'dır (âsilerdir). Zamanımızda kimin ehl-i adl, kimin bâği olduğu hususundaki hüküm, galebe çalana (ekseriyete) göredir. Âdil veya âsi olanı bilemeyiz, zîra hepsi de dünyayı taleb ediyorlar."

    Bu meselede son olarak İbnu'l-Arabî'nin "cemaate uyup, ondan ayrılmama" emrini muhtevî hadisten çıkardığı hüküm de burada kayda değer. O, mevzuunu ettiğimiz hadisten iki hüküm çıkarır:

    1- Ümmet bir meselede icma edip anlaştıktan sonra arkadan gelenlerin aynı meselede yeni bir görüş ortaya atmaları caiz değildir.

    2- Müslümanlar bir imam (lider) [halife] üzerine birleştikten sonra onun üzerine arkadan niza ve ihtilâf çıkarmak helâl değildir.

    CEMAATTEN AYRILANLARI TEL'İN:

    Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) Müslümanları bir taraftan birliğe çağırırken, diğer taraftan da ayrılanları, nifak ve ihtilâf çıkaranları lânetlemektedir. Bu mevzuda da pek çok rivâyet gelmiştir. Birkaç tanesini daha kaydedeceğiz:

    "Benden sonra bir takım şerler, fesadlar ortaya çıkacak. Bu zamanda, her kimin cemaatten ayrıldığını veya -birlik halinde olan- ümmet-i Muhammed'in birliğini bozmayı arzu ettiğini görecek olursanız, kim olursa olsun onu öldürün. Zîra Allah'ın eli (hıfzı, yardımı) (birlik içinde olan) cemaatle beraberdir, zîra şeytan, cemaatten ayrılanla beraberdir."

    Müslim'in bir rivâyetinde aynı mâna şu şekilde tekrar edilir: "Siz bir lider etrafında birlik haline iken, kim size gelerek birliğinizi bozmak, cemaatinizi dağıtmak isterse, onu mutlaka öldürün."

    Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şu hadiste cemaatte ısrar edişinin, Müslümanlar için cemaatin lüzumunun iki mühim sebebini de açıklar: "Allah ümmetimi -veya Muhammed ümmetini- dalâlet üzere birleştirmeyecektir ve Allah'ın eli (himayesi, yardımı, zaferi vs.) cemaat üzerindedir. Kim ayrılırsa, gideceği yer ateştir."

    TEFRİKA ÇIKARACAK ŞEYLERDEN KAÇINMAK:

    Şurası muhakkak ki, içtimâî heyette vukua gelecek bir çatlama, bir kopukluk bilâhere kapanması mümkün olmayacak kadar zor bir yaradır. Öyle ise bütün imkânları seferber edip, böyle bir çatlamaya önceden mani olmalı, herhangi bir kopukluğa müncer olacak her çeşit sebepleri önceden bertaraf etmelidir. İslam'ın fitne, fesad, nifak, tefrika gibi çeşitli tâbirlerle ifade edip şiddetle yasakladığı şey işte budur. "Hepiniz toptan Allah'ın ipine sarılın, parçalanıp ayrılmayın..." âyetinde geçen, parçalanıp ayrılmayın tâbirine bir kısım âlimler, "kendisinden ayrılık, tefrika çıkacak olan şeyi, mevcut kaynaşma ve beraberliği izale edecek şeyi ihdas etmeyin" şeklinde anlamıştır.

    CEMAAT YOKSA:

    Yukarıda kaydedilen hadislere dikkat edilecek olursa, onlarda beyan edilen irşadlar "bir şahsın etrafında" birliğin bulunduğu veya ekseriyetin teveccüh etmiş bulunduğu belli bir istikamet, veya muayyen bir şahsın bulunma durumlarıyla alâkalıdır. Halbuki, insan cemiyetinde daha farklı ahvallerin zuhuru da mümkündür. Bu mevzular mevzubahis edilince hemen akla gelecek başka durumlar da vardır. Nitekim, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in muhatapları cemaatin, yani ekseriyetin bulunmama ihtimalini de gözönüne alarak, o durumlarda nasıl hareket edilmesi gerektiğini sormuşlardır. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in Buharî'de gelen cevabı "inzivaya çekilmek" şeklindedir:

    "...Ey Allah'ın Resûlü, bahsettiğiniz fitne devrine ulaşırsak ne tavsiye edersiniz?"

    "Müslümanların cemaatine ve imamına uy."

    "Ya onların cemaatleri ve imamları yoksa?"

    "(O takdirde) mevcut fırkaların hepsini terket. Hatta bir ağacın köküne dişlerinle tutunmuş vaziyette olsan bile, ölüm sana gelinceye kadar öyle kal (ve fakat fitneye karışma)."

    Hadiste geçen "bir ağacın köküne dişlerinle tutunmuş vaziyette olsan bile..." tabirinden, karışmamak sebebiyle maruz kalınacak sıkıntı her ne olursa olsun, insanların kınaması, ayıplaması nevinden mânevî; açlık, susuzluk vs. nevinden maddî olan tahammülü zor her çeşit zorluklara, darlıklara, meşakkatlere tahammülün kinâye edildiği şârihlerce belirtilmiştir.

    UMMİYE BAYRAK

    Âlimlerin bir kısmı, bununla, gayesi, hedefi belli olmayan mübhem bir umurun kastedildiğini söylemiş, misal olarak bir kavmin asabiyet için yaptığı savaşı göstermiştir. Şahsî ihtiras ve gadab yolunda yapılan mukâtelenin de buraya girdiğini ayrıca belirtmişlerdir. Bayrak tâbirine yer verilmesini nazar-ı dikkate alan bazıları, bu tâbirle hak mı bâtıl mı olduğu meçhul olan bir iş üzerine toplanmış kimselerin kinaye edildiğini söylemişlerdir. Şu halde, hadis, bu çeşit savaşlara katılmayı yasaklamaktadır.

    ASABİYET

    Sıkca geçen ve kavmiyetçilik, ırkçılık gibi tâbirlerle tercüme ettiğimiz bu kelime, -İbnu'l-Esîr'in açıklamasına göre- "kavmine zulümde yardım eden kimse" mânasına gelen asabî'den gelir. Lügat yönünden asabî, asabesi için öfkelenen ve onları himaye eden kimse demektir. Asabe ise, bâba cihetinden gelen akrabalara denir.

    İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Allah'tan başka ilah olmadığına ve benim de Allah'ın Resulü bulunduğuma şehadet eden kimsenin kanı, üç hal dışında helal değildir:

    * Zina yapan dul.

    * Cana can kısas.

    Dinden çıkıp cemaatten ayrılan."

    [Buharî, Diyat 6; Müslim, Kasâme 25, (1676); Ebu Davud;, Hudud 1, (4352); Tirmizî, Diyat 10, (1402); Nesâî, Tahrim 5, (7, 90, 91), Kasâme 5, (8, 13).]

    …….

    İbnu Dakîku'l-Îd hadisle ilgili olarak şunu da söyler: "Hadiste geçen "cemaatten ayrılan" tabirinden şu hüküm de çıkmaktadır: "Bundan murad icma ehline muhalefettir." Böylece, "İcmaya muhalefet eden kâfir olur" diyenlerin görüşü, hadisten destek bulur.

    Bu görüş, bazı alimlere nisbet edilmiştir ve bu zayıf da değildir. Çünkü icmaya göre meseleler bazan şeriat sahibinden tevatürle habere dayanır -ki namazın farziyyeti böyledir- bazan da tevatüre dayanmaz. Önceki kısmı inkar eden, icmaya muhalefeti için olmasa da tevatüre muhalefeti için tekfir edilir. Ancak ikinci kısım icmaya muhalif olan tekfir edilmez."

    İcmayı inkar edenin tekfiri hususunda şu görüş de ileri sürülmüştür: "Dinin bir vacibi olduğu zarureten bilinen şeyin inkarı diye kayıtlamak gerekir; beş vakit namaz gibi."

    Bazıları: "Vacib olduğu tevatürle bilinen şeyin inkarı küfrü gerektirir" demiş, misal olarak âlemin hudusu meselesini göstermiştir. İyaz ve başkaları "âlemin kıdemini iddia edenin tekfir edileceğine icma edildiğini" naklederler.


  7. #7
    Yasaklı Üye edafül ibad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Bulunduğu yer
    Küçük Dünyam
    Mesajlar
    100

    Standart

    Alıntı YıldızMisal Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    bir yerde duymuştum 'Allah cemaatle işlenen sevapları muhafaza eder gıybetle falan elimizden gitmez'diye dayanağı ve doğruluğu varmı

    Üniverstede bir ablamız sohbette bu konuya değinmişti. Oda öyle söyledi cemeatle yapılan ibadetlerde diğer kişilerin de hakkı olduğu için bize kaldığını söylemişti. Böyle bir hadis falan bilmiyorum ama bana mantıklı gelmişti.

  8. #8
    Vefakar Üye ÖmerCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Bulunduğu yer
    İsparit= Nurlar Diyarı
    Mesajlar
    520

    Standart

    (Hadis-i şerif hariricinde risale-i nur cemaati hakkında bir makale alıyorum müsadelerinizle)


    RİSALE-İ NUR HAREKETİ BİR CEMAATTİR..

    "Risale-i Nur Hareketi, tarikat değildir; cemiyet de değildir; bir parti de değildir; peki nedir?" sorusuna, Bediüzzaman "Biz, bir cemâatiz" diyerek cevap vermiştir. Cemâat nedir?

    "Toplamak, bir araya getirmek" mânâsındaki cem' masdarından türeyen Arapça bir isimdir ve buradaki mânâsıyla, Müslümanların din kardeşliği esasına dayalı olarak gerçekleştirdikleri ve katılmak durumunda oldukları birlik ve beraberliğe denmektedir. Aynı zamanda sahabeler, müçtehid imamlar veya her devirdeki Müslümanların büyük çoğunluğu gibi mânâlara gelen ve çoğunlukla da İslâmî kaynaklarda ehl-i sünnet için kullanılan bir tabirdir.

    Önemle ifade edelim ki, Risale-i Nur Hareketi'nin kaynağını teşkil eden Risale-i Nur adlı 130 parçadan oluşan Külliyât ortadadır. Bediüzzaman'ın 90 yıllık ömrü ortadadır. 70-80 senedir yüzlerce mahkemenin tahkikatı ve milyonlara varan Nur talebelerinin hakikatlerden başka bir hedef ve bir dünyevî maksad olmadığını, bini aşkın mahkeme, verdikleri beraat kararlarıyla tasdik etmişlerdir. O halde Risale-i Nur Hareketi, hiçbir vecihle siyâsî bir cemiyet değildir. Eğer üniversite talebelerine ve her nevi esnafa cemiyet namı verilse, o zaman Risale-i Nur Hareketi'ne de cemiyet adı verilebilir. Ancak cemiyetten kasıt, imânî ve uhrevî bir topluluk ise, buna cemaat denir. Bediüzzaman'ın ifadesiyle:

    "Evet, biz bir cemaatiz. Hedefimiz ve programımız; evvela kendimizi, sonra milletimizi, ebedî idamdan, daimî ve berzâhî münferit hapisten kurtarmak; vatandaşlarımızı anarşilikten vle serserilikten korumak ve iki hayatımızı imhaya sebep olan zındıkaya karşı Risale-i Nur'un çelik gibi hakikatleriyle kendimizi muhâfaza etmektir."
    Konu ÖmerCAN tarafından (30.07.09 Saat 13:18 ) değiştirilmiştir.
    ***Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır***

    ***mescid-i aksa'yı gezelim..http://www.360tr.com/kudus/mescidiaksa_tr/index.html***

    ***Evet, bu zamanda siyaset, kalbleri ifsad eder ve asabî ruhları azap içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-i ruh isteyen adam, siyaseti bırakmalı***

  9. #9
    Vefakar Üye ÖmerCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Bulunduğu yer
    İsparit= Nurlar Diyarı
    Mesajlar
    520

    Standart

    Risale-i Nur Cemâatinin mahiyetini ve bu cemaatin mensuplarını ise, şu tesbitler ortaya koymaktadır:

    "Ben, buradaki bütün Risale-i Nur şakirtlerini ve benimle görüşenleri veya okuyan ve yazanları şahit gösteriyorum. Onlardan sorunuz. Ben hiçbirisine dememişim ki, bir siyasî cemiyet veya cemiyet-i Nakşiye teşkil edeceğiz. Onlara her zaman dediğim şudur: Biz, imanımızı kurtarmaya çalışacağız. Umum ehl-i iman dâhil oldukları ve 300 milyondan ziyâde fertleri bulunan (o zamanki İslâm âleminin nüfusu) bir mukaddes Cemâat-i İslâmiyeden başka aramızda bir bağ yoktur."

    Kendisini ziyarete gelenleri tasnif ederken, biraz önce "Umum ehl-i iman dâhil oldukları ve 300 milyondan ziyâde fertleri bulunan (o zamanki İslâm âleminin nüfusudur, şimdi 1.5 milyara ulaşmak üzeredir) bir mukaddes Cemâat-i İslâmiye" diye tarif edilen Risale-i Nur Cemâati'nin fertlerini de üçlü tasnife tabi tutmaktadır:

    Birincisi: Dostlardır. Risale-i Nur'a ve Kur'ân'ın nurları ile alakalı hizmetlere taraftar olan; haksızlığa, bid'atlara ve dalâlete kalben taraftar olmayan ve kendine istifadeye çalışan bütün ehl-i imandır.

    İkincisi: Kardeşlerdir. Hakiki olarak Risale-i Nur'daki Kur'ân hakikatlerinin neşrine ciddi çalışmakla beraber, beş vakit namazını kılan ve yedi büyük günahı işlemeyen ehl-i imandır.

    Üçüncüsü: Talebelerdir. Risale-i Nur'u kendi malı ve te'lifi gibi hissedip sahip çıkanlar ve en mühim vazife-i hayatiyesini onun neşir ve hizmeti bilenlerdir.
    ***Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır***

    ***mescid-i aksa'yı gezelim..http://www.360tr.com/kudus/mescidiaksa_tr/index.html***

    ***Evet, bu zamanda siyaset, kalbleri ifsad eder ve asabî ruhları azap içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-i ruh isteyen adam, siyaseti bırakmalı***

  10. #10
    Vefakar Üye ÖmerCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Bulunduğu yer
    İsparit= Nurlar Diyarı
    Mesajlar
    520

    Standart

    Risale-i Nur hizmeti, bir cemâattir. Bu cemâat, Doğudan Batıya, Güneyden Kuzeye uzanan nurânî bir silsile ile bağlı bir dairedir. Bu daireye dâhil olanlar, bütün ehl-i imandır ki, şu anda adetleri 1.5 milyara yaklaşmaktadır.

    Bu cemaatin birliğini sağlayan esas, tevhid akidesidir. Yemini imandır. Müstesibleri, Kâlûbelâdan bu daireye dahil olan bütün mü'minlerdir. Müntesiblerinin kayıt defterleri, Levh-i Mahfûzdur. Bu cemâatin yayın organı, bütün İslâmî kitaplardır. Günlük gazeteleri, ilâ-yı kelimetullahı hedef ve maksad edinen bütün dinî gazetelerdir.

    Şubeleri, cami ve mescidler, medreseler ve İslâma hizmet eden bütün müesseselerdir. Merkezi Haremeyn-i Şerifeyndir. Reisi, Resûlüllah'dır. Mesleğinin esası, herkesin kendi nefsiyle mücâhede etmesi, Kur'ân'ın ahlâkıyla ahlâklanması, Sünnet-i Seniyyeyi ihyâ etmesi, başkalarına muhabbet eylemesi ve zarar vermeyecekse nasihat etmesidir.

    Bu cemaatin nizâmnâmesi, sünnet-i seniyye ve şer'î hükümlerdir. Hedefi ve maksadı ilâ-yı kelimetullahdır. Yani Risale-i Nur Hareketi, ehl-i sünnet cemâatidir ve asr-ı saadet Müslümanlığını bu asırda yaşatmayı gaye edinen bir hizmettir.

    Eğer Risale-i Nur cemâati bir cemiyettir diyorlarsa, Bediüzzaman'ın şu cevabını tekraren zikrederiz:

    "Evet, biz bir cemiyetiz ve öyle bir cemiyetimiz var ki, her asırda üç yüz elli milyon (şu anda 1.5 milyara yakın) dahil mensupları var. Ve her gün beş defa namazla, o mukaddes cemiyetin prensiplerine kemâl-i hürmetle alâkalarını ve hizmetlerini gösteriyorlar; kudsî programıyla birbirinin yardımına, dualarıyla ve mânevî kazançlarıyla koşuyorlar.

    İşte biz, bu mukaddes ve muazzam cemiyetin efrâdındanız ve hususî vazifemiz de, Kur'ân'ın imânî hakikatlerini tahkîkî bir sûrette ehl-i imana bildirip, onları ve kendimizi idam-ı ebedîden ve daimî, berzâhî haps-i münferidden kurtarmaktır. Sair dünyevî ve siyâsî ve entrikalı cemiyet ve komitelerle ve bizim medâr-ı ithamımız olan cemiyetçilik gibi asılsız ve mânâsız gizli cemiyetle hiçbir münâsebetimiz yoktur ve tenezzül etmeyiz."


    Prof. Dr. Ahmed Akgündüz

    Üçüncü Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu 1995, sahife: 150, Yeni Asya Yayınları (Nesil Basım Yayım), İstanbul, 1996
    ***Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır***

    ***mescid-i aksa'yı gezelim..http://www.360tr.com/kudus/mescidiaksa_tr/index.html***

    ***Evet, bu zamanda siyaset, kalbleri ifsad eder ve asabî ruhları azap içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-i ruh isteyen adam, siyaseti bırakmalı***

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Sabır Etmekle İlgili Hadisler
    By yakaza in forum Hadis-i Şerifler
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 14.08.11, 17:47
  2. Oruç ve Ramazan Ayı İle İlgili Hadisler...
    By Majâz in forum Hadis-i Şerifler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 30.08.08, 21:10
  3. Açlık ile İlgili Hadisler,Sözler ...
    By insirah in forum Sağlık
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 21.01.08, 22:29
  4. Kadir Gecesi ile İlgili Ayet ve Hadisler
    By zahide in forum Hadis-i Şerifler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14.10.07, 03:29
  5. Ahir Zaman ile İlgili Hadisler
    By Ehl-i telvin in forum Hadis-i Şerifler
    Cevaplar: 13
    Son Mesaj: 30.12.06, 01:31

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0