+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 ve 7

Konu: Allah Azze ve Celle'nin Rahmetini Ümit Etmek

  1. #1
    Dost merkür - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    23

    Standart Allah Azze ve Celle'nin Rahmetini Ümit Etmek

    “De ki, Allah şöyle buyuruyor: “Ey nefislerine uyup ta sınırlarımı aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Allah bütün günahlarınızı bağışlar, şüphesiz ki o çok bağışlayan ve çok acıyandır.” (Zümer: 39/53)
    “Allah’tan gelene gerçekleri örtbas etmelerinden dolayı o kafirleri böylece cezalandırdık. Biz bizden gelen gerçekleri örtbas edenlerden başkasını hiç cezalandırır mıyız?” (Sebe: 34/17)
    “Bize vahyedilerek bildirildi ki: Allah’ın azabı peygamberleri yalan sayıp onlara sırt çevirenlere erişir.” (Taha: 20/48)
    “Allah: “Benim rahmetim her şeyi kuşatmıştır” buyurur.” (Araf: 7/156)

    İmân tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dâreyni iktizâ eder.Bediüzzaman Said Nursi(r.a)

  2. #2
    Dost merkür - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    23

    Standart

    422. Yine Ebû Hüreyre rad?yallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Allah Tebâreke ve Teâlâ’dan naklederek şöyle buyurmuştur:
    Bir kul bir günah işledi de “Allah?m, günâh?m? bağ?şla” dedi mi, Allah Tebâreke ve Teâlâ:
    – “Kulum bir günah işledi ve (fakat) günah? bağ?şlayacak veya bu yüzden kendisini sorgulayacak bir Rabbi olduğunu bildi” der.
    Sonra kul tekrar günâh işledi de “ Rabbim, günâh?m? bağ?şla” dedi mi, Allah Tebâreke ve Teâlâ:
    – “Kulum bir günah işledi ve (fakat) günah? bağ?şlayacak veya bu yüzden kendisini sorgulayacak bir Rabbi olduğunu bildi” der.
    Sonra kul tekrar günah işledi de “Rabbim, günah?m? bağ?şla” dedi mi Allah Tebâreke ve Teâlâ:
    – “Kulum bir günah işledi ve fakat günah? bağ?şlayacak veya bu yüzden kendisini sorgulayacak bir Rabbi olduğunu bildi. Ben kulumu affettim, art?k dilediğini yaps?n” buyurur.(26)</B>

    423. Yine Eb&#251; Hüreyre rad?yallahu anh’den rivayet edildiğine göre Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    “Can?m, kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki, siz hiç günah işlememiş olsayd?n?z, Allah sizi yok eder, yerinize günah işleyip Allah’dan bağ?şlanma dileyecek bir millet getirir de onlar? bağ?şlard?.”(27)</B>

    424. Eb&#251; Eyy&#251;b Halid ?bni Zeyd rad?yallahu anh, “Ben Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim” demiştir:
    “Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah, günah işleyen ve günahlar?ndan tövbe ve istiğfar eden bir topluluk yarat?r da onlar? bağ?şlard?.”(28)</B>

    425. Yine Eb&#251; Hüreyre rad?yallahu anh şöyle dedi:
    Aram?zda Eb&#251; Bekir, Ömer ve bir kaç kişi daha bulunduğu halde Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte oturuyorduk. Bir ara Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem kalk?p aram?zdan ayr?ld?. Dönmesi gecikince bir şey mi oldu diye endişelendik. Bu endişeyi ilk duyan bendim. Kalkt?m ve onu aramaya başlad?m. Neticede, Medineliler’e ait bir bahçeye geldim. – Eb&#251; Hüreyre olay? baştan sona anlatt?–. En sonunda Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kendisine şöyle buyurduğunu haber verdi:
    “Git, bu bostan?n d?ş?nda, Allah’dan başka ilâh olmad?ğ?na gönülden inan?p şehâdet getiren kime rastlarsan, ona cennetlik olduğu müjdesini ver!”(29)</B>

    426. Abdullah ?bni Amr ?bni’l–&#194;s rad?yallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Allah Teâlâ’n?n, ?brahim alehisselâm hakk?ndaki:
    Rabbim, putlar insanlardan birçoğunun sapmas?na sebep oldular. Şimdi kim bana uyarsa o bendendir” (?brâhim: 14/36) âyetini ve &#206;sâ aleyhisselâm’?n:
    Eğer kendilerine azâb edersen, şüphesiz onlar senin kullar?nd?r. Eğer onlar? bağ?şlarsan şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin” meâlindeki sözünü (Mâide: 5/118) okudu, ellerini kald?rd? ve:
    “Allah?m, ümmetimi koru, ümmetime ac?!” diye dua etti ve ağlad?.
    Bunun üzerine Allah Teâlâ:
    “Ey Cebrâil! – Rabbin herşeyi daha iyi bilir ya – git, Muhammed’e niçin ağlad?ğ?n? sor, buyurdu. Cebrâil geldi, Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem de ümmeti için duyduğu endişeden dolay? ağlad?ğ?n? söyledi. Zaten Allah her şeyi en iyi bilendir. (Cebrâil’in dönüp durumu haber vermesi üzerine) Allah Teâlâ:
    “Ey Cebrâil! Muhammed’e git ve ona şu sözümüzü ilet” buyurdu:
    “&#220;mmetin konusunda seni raz? edeceğiz ve seni asla üzmeyeceğiz.”(30)</B>

    * ?nşaallah Allah’?n raz? olduğu kullar?ndan oluruz ve Allah’?n bize vereceği cennetlerde nimetler içinde yaşar?z. (31)

    427. Muâz ?bni Cebel rad?yallahu anh şöyle dedi:
    Ben, merkeb üzerinde Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem’in terkisinde idim. Hz. Peygamber:
    – “Ey Muâz! Allah’?n kullar üzerinde, kullar?n da Allah üzerinde ne hakk? vard?r, bilir misin?” buyurdu. Ben:
    – Allah ve Res&#251;lü daha iyi bilir, dedim. Bunun üzerine Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem:
    – “Allah’?n, kullar? üzerindeki hakk?, onlar?n sadece Allah’a kulluk etmeleri ve hiçbir şeyi O’na ortak tutmamalar?d?r. Kullar?n da Allah üzerindeki hakk?, kendisine hiçbir şeyi ortak tutmayan(lar)a azâb etmemesidir” buyurdu. Ben hemen:
    – Ey Allah’?n Res&#251;lü! Bunu insanlara müjdeleyeyim mi? dedim.
    – “Müjdeleme, onlar buna güvenip tembellik ederler” buyurdu.(32)

    428. Berâ ?bni &#194;zib rad?yallahu anhumâ’dan rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    “Müslüman kabirde sorguya çekildiği zaman, Allah’dan başka ilâh olmad?ğ?na ve Muhammed’in Allah’?n res&#251;lü olduğuna şehâdet eder. ?şte bu şehâdet, Kur’ân–? Kerîmdeki “Allah, kendisine iman edenleri hem dünyada hem de âhirette sağlamlaşt?r?r.” (?brâhim: 14/27) âyetinin delâlet ettiği mânâd?r.”(33)</B>

    * Kabir azab? hakt?r, ahiretteki cehennem azab?ndan önce dünyada da kabir azab? gerçekleşmektedir. Tevbe: 9/101, Mü’min: 40/45’de anlat?ld?ğ? gibi yine Aişe validemiz bir yahudi kad?n?ndan kabir azab?n?n olduğunu öğrenmiş ve Rasulullah’tan da teyidi alm?şt?r.(34) Kabir azab?ndan önce de azab edileceği de yine En’am: 6/93 ve Muhammed: 47/27 de belirtilmektedir. (35)

    429. Enes rad?yallahu anh’den rivayet edildiğine göre Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    “Gerçek şudur ki kâfir bir iyilik yapt?ğ? zaman, onun karş?l?ğ?nda kendisine dünyal?k bir nimet verilir. Mümine gelince, Allah onun iyiliklerini âhirete saklar, dünyada da yapt?ğ? kulluğa göre ona r?z?k verir.”(36)</B>

    Bir rivâyete göre de(37) Res&#251;l–i Ekrem şöyle buyurmuştur:
    “Şüphesiz ki Allah, hiçbir mü’minin işlediği iyiliği karş?l?ks?z b?rakmaz. Mümin, yapt?ğ? iyilik sebebiyle hem dünyada hem de âhirette mükâfatland?r?l?r. Kâfire gelince, dünyada Allah için yapt?ğ? iyilikler karş?l?ğ?nda kendisine r?z?k verilir. &#194;hirete vard?ğ?nda ise, kendisiyle mükâfatland?r?lacağ? herhangi bir hayr? kalmaz.”

    430. Câbir rad?yallahu anh’den rivayet edildiğine göre Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
    “Beş vakit namaz, herhangi birinizin kap?s? önünden gürül gürül akan ve içinde günde beş defa y?kand?ğ? ?rmağa benzer.”(38)</B>

    * Görülen kirler y?kanmakla temizlenir, manevi kirler, günahlar ise beş vakit namaz ve diğer ibadetlerle temizlenir. (130 nolu hadise bkz) Nisa: 4/31’de de büyüklerden sak?n?l?rsa küçüklerin bu gibi vesilelerle bağ?şlanacağ? anlat?lmaktad?r. (39)

    431. ?bni Abbas rad?yallahu anhümâ, “Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim” demiştir:
    “Hangi müslüman?n cenâzesinde Allah’a şirk koşmam?ş k?rk kişi haz?r bulunup namaz?n? k?larsa, Allah, onlar?n ölü hakk?ndaki şefaatini mutlaka kabul eder.”(40)</B>

    * Cenaze namaz?na iştirak edecek Allah’a şirk koşmam?ş 40 kişi başka bir rivayetle yüz kişinin cenaze hakk?ndaki şefaatlerinin kabul edileceği haberi verilmektedir. (41)

    432. ?bni Mes’&#251;d rad?yallahu anh şöyle dedi:
    Deriden yap?lm?ş bir çad?r içinde k?rk kadar kişi Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte bulunuyorduk. Hz. Peygamber bize:
    – “Siz cennetliklerin dörtte biri olmaya raz? m?s?n?z?” diye sordu. Biz:
    – Evet, dedik. Hz. Peygamber:
    – “Cennetliklerin üçte biri olmaya raz? m?s?n?z?” buyurdu. Biz:
    – Evet, dedik.
    Bunun üzerine Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem:
    – “Muhammed’in can?, kudret elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki ben, sizin cennetliklerin yar?s? olacağ?n?z? umar?m; çünkü cennete müslüman olmayan kimse giremez. Siz, müşriklere nisbetle kara öküzün derisindeki beyaz benek ya da k?rm?z? (beyaz) öküzün derisindeki siyah benek gibisiniz.” buyurdu.(42)

    * Öküz derisindeki benek benzetmesi Muhammed ümmetinin dünyadaki müşriklere oran?d?r. Müşriklerin say?s?n?n mü’minlerden çok fazla olduğu görülmektedir. Müslüman büyük bir umutla cenneti ümid etmelidir. (43)
    433. Eb&#251; M&#251;sâ el–Eş‘arî rad?yallahu anh’den rivayet edildiğine göre Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    “K?yamet günü Allah, her müslümana bir yahudi veya h?ristiyan verir ve Bu senin cehennemden kurtuluş fidyendir buyurur.”(44)</B>

    Müslim’in yine Eb&#251; M&#251;sâ rad?yallahu anh’den bir başka rivayetinde(45), Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
    “K?yamet günü baz? müslümanlar dağlar kadar günahlarla gelir, Allah da onlar? affeder.”

    * Ne büyük lütuf... ne büyük merhamet... Günah?n çokluğu müslüman? ümidsizliğe düşürmemelidir. (46)

    434. ?bni Ömer rad?yallahu anhümâ “Ben, Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim” demiştir:
    Mü’min k?yamet günü Rabbinin lutuf ve keremine o kadar yak?n olur ki, Allah onu halktan gizler ve günahlar?n? itiraf ettirir:
    – Şu günah?n? biliyor musun, şu günah?n? biliyor musun? der. Mü’min:
    – Biliyorum yâ Rab, der. Cenâb–? Hak da:
    – “Ben bu günah(lar?n)? dünyada örtmüş gizlemiştim, bugün de bağ?şl?yorum” buyurur.
    Bunun üzerine o kimseye iyiliklerinin kaydedildiği defter verilir.(47)</B>

    435. ?bni Mes’&#251;d rad?yallahu anh şöyle dedi:
    Bir kad?n? öpmüş olan bir kişi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek olay? anlatt?. Bunun üzerine Allah Teâlâ, “Gündüzün iki yan?nda ve gecenin gündüze yak?n saatlerinde namaz k?l. Gerçekten iyilikler, kötülükleri silip süpürür” (H&#251;d: 11/114) âyetini indirdi. O kişi:
    – Ey Allah?n Res&#251;lü! Bu hüküm bana m? aittir? dedi. Res&#251;l–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:
    – “Bütün ümmetime aittir” buyurdu.(48)

    436. Enes rad?yallahu anh şöyle dedi:
    Bir adam Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi ve:
    – Ey Allah’?n Res&#251;lü! Ben cezay? gerektiren bir iş işledim, cezâm? ver! dedi.
    Tam o s?rada namaz vaktiydi. Adam, Res&#251;lullah ile birlikte namaz? k?ld?. Namazdan sonra:
    – Ey Allah’?n Res&#251;lü! Ben cezay? gerektiren bir iş yapt?m, cezam? ver! dedi.
    Hz. Peygamber:
    – “Sen bizimle birlikte namaz k?ld?n m??” buyurdu. Adam:
    – Evet, dedi. Hz. Peygamber de:
    – “Öyleyse sen affolundun” buyurdu.(49)

    * Abdest, namaz gibi günlük ibadetler işlenen küçük günahlara keffarettir. Belli bir ceza tayin edilmemiş suçlar yap?lacak iyilik ve sevaplarla ortadan kald?r?labilir. Hud: 11/114’de olduğu gibi belli bir olay vesilesiyle vahyolmuş hükümler ayn? türden olaylar?n tamam? için geçerlidir. Başka bir ifadeyle sebebin özel olmas? hükmün genel olmas?na engel değildir. (50)

    437. Enes rad?yallahu anh’den rivayet edildiğine göre Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    “Allah Teâlâ, kulunun bir şey yedikten sonra hamdetmesinden, bir şey içtikten sonra hamdetmesinden hoşnut olur.”(51)</B>

    438. Eb&#251; Musâ rad?yallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    “Azîz ve celîl olan Allah, gündüz günah işleyenin tövbesini kabul etmek için gece rahmet kap?s?n? aç?k tutar; gece günah işleyenin tövbesini kabul etmek için gündüz rahmet kap?s?n? aç?k tutar. Bu uygulama güneş bat?dan doğuncaya kadar böylece devam eder.”(52)</B>

    * Allah günahlar? affetmeyi, tevbeleri kabul etmeyi sever. Tevbe kap?s? güneşin bat?dan doğmas?na yani k?yamete kadar aç?kt?r. (53)

    439. Eb&#251; Necîh Amr ?bni Abese es–Sülemî rad?yallahu anh şöyle dedi:
    Ben Câhiliye devrindeyken, halk?n sap?kl?k üzere bulunduğunu ve doğru bir yolda olmad?ğ?n? biliyordum. Çünkü onlar putlara tap?yorlard?. Derken Mekke’de bir kişinin önemli haberler verdiğini duydum. Bineğime atlay?p derhal o zâta geldim. Bir de bakt?m, Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem gizlenmiş, Mekkeliler onun aleyhinde cür’etkar bir vaziyette… Onunla görüşmenin yolunu arad?m, Mekke’de kendisine ulaşt?m ve:
    – Sen kimsin, necisin? dedim.
    – “Ben peygamberim” cevab?n? verdi.
    – Peygamber ne demek? dedim.
    – “Beni Allah gönderdi” dedi.
    – Ne ile gönderdi seni? dedim.
    – “H?s?m ve akraban?n gözetilmesi, putlar?n k?r?lmas?, Allah’?n bir bilinmesi, O’na hiçbir şeyin ortak koşulmamas? vazifesiyle gönderdi” buyurdu.
    – Sana bu konuda yard?mc? olacak yan?nda kim var? dedim.
    – “Hür bir erkek ve bir köle” cevab?n? verdi. O gün yan?nda müminlerden sadece Eb&#251; Bekir ile Bilâl vard?. Ben:
    – Sana ben de tâbî olup yard?m etmek için yan?nda kalmak istiyorum, dedim.
    – “Sen bugün, bu dediğini yapamazs?n. Benim halimi ve ortal?ğ?n durumunu görmüyor musun? Şimdi sen ailene dön. Ne zaman benim meydana ç?kt?ğ?m? duyarsan, yan?ma gel” buyurdu.
    Ben ailemin yan?na döndüm. Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine’ye hicret etti. Ben hâlâ ailemin yan?ndayd?m. Onun Medine’ye gelişini bekliyor ve haberlerini almaya gayret ediyordum. Derken Medinelilerden bir kaç kişi yan?ma geldi.
    – Medineye gelen o zât ne yapt?? diye sordum.
    – Halk ona koşuyor; kavmi onu öldürmek istemiş, başaramam?ş, cevab?n? verdiler.
    Bunun üzerine Medine’ye gelip Peygamber’in huzuruna ç?kt?m ve:
    – Ey Allah?n Res&#251;lü, beni tan?d?n?z m?? dedim.
    – “Evet, Mekke’de sen benimle görüşmüştün” buyurdu.
    – Evet, cevab?n? verdim. Sonra da:
    – Ya Res&#251;lallah! Allah’?n sana öğrettiği ve benim bilmediğim şeyleri bana öğret; bana namaz? öğret! dedim.
    – “Sabah namaz?n? k?l. Sonra güneş doğup bir m?zrak boyu yükselinceye kadar namaz k?lma. Çünkü güneş, şeytan?n iki boynuzu aras?ndan (tepesinden) doğar. Kâfirler de ona o zaman secde ederler. Sonra dikilmiş m?zrağ?n gölgesi azal?p bitinceye kadar (nâfile olmak üzere) namaz k?l. Çünkü namaz isbatl? şahitlidir. Sonra namaza ara ver. Çünkü o vakit cehennem k?zd?r?l?r. Sonra gölge döndüğü zaman öğle namaz?n? k?l. Çünkü namaz isbatl? şahitlidir. Onu ?kindiye kadar k?lmaya devam et. ?kindi namaz?n? k?ld?ktan sonra güneş bat?ncaya kadar namaza ara ver; çünkü güneş şeytan?n iki boynuzu aras?ndan (tepesinden) batar, kâfirler de o zaman güneşe secde ederler” buyurdu. Ben:
    – Yâ Nebiyyallah! Bana abdestten de bahset, dedim.
    – “?çinizden her kim, abdest suyunu haz?rlay?p ağz?na burnuna su verir ve burnunu temizlerse, mutlaka yüzünün, ağz?n?n ve burnunun günahlar? dökülür! Sonra Allah’?n emrettiği gibi yüzünü y?karsa, yüzünün günahlar? su ile birlikte sakal?n?n etraf?ndan dökülür. Sonra dirsekleriyle birlikte ellerini y?karsa, elinin günahlar? su ile beraber parmak uçlar?ndan akar gider. Sonra baş?n? meshederse, baş?n?n günahlar? su ile birlikte saçlar?n?n ucundan dökülür. Sonra topuklar?yla beraber ayaklar?n? y?karsa, ayaklar?n?n günahlar? su ile beraber ayak parmaklar?n?n ucundan akar. Eğer (böylece abdest alan) bu adam, kalk?p namaz k?lar, Allah’a hamd ve senâ eder, O’nu lay?k olduğu vas?flarla yüceltir ve gönlünü tam anlam?yla Allah’a bağlarsa, mutlaka anas?ndan doğduğu günkü gibi günahlar?ndan ar?nm?ş olur” buyurdu.
    Amr ?bni Abese bu hadisi, sahâbî Eb&#251; &#220;mâme’ye haber vermiş. Eb&#251; &#220;mâme:
    – Ey Amr, bir işten dolay? şu kişiye verilen büyük mükâfat konusundaki sözlerini iyi düşün, ikâz?nda bulunmuştur. Bunun üzerine Amr:
    – Ey Eb&#251; &#220;mâme! Yaş?m ilerledi, kemiklerim zay?flad?, ecelim yaklaşt?. Ne Allah’a ne de Res&#251;lullah’a yalan söyleme ihtiyac?nday?m. Ben bu hadisi Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem’den bir, iki, üç hatta yedi kere işitmemiş olsayd?m aslâ rivâyet etmezdim. Bu hadisi ben, Res&#251;lullah’dan bundan da fazla duymuş bulunmaktay?m” demiştir.(54)
    İmân tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dâreyni iktizâ eder.Bediüzzaman Said Nursi(r.a)

  3. #3
    Dost merkür - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    23

    Standart

    413. Ubâde ?bni’s–Sâmit rad?yallahu anh’den rivayet edildiğine göre Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    “Kim, Allah’dan başka ilâh yoktur, yaln?z Allah vard?r, şeriki yoktur; Muhammed, Allah’?n kulu ve res&#251;lüdür. ?sâ da Allah’?n kulu ve elçisi, Meryem’e b?rakt?ğ? kelimesi ve Allah taraf?ndan (hayat verilen) bir ruhtur. Cennet, hakt?r ve gerçektir, cehennem de hakt?r ve gerçektir” diye şehâdet ederse, Allah o kimseyi, ameli ne olursa olsun, cennete koyar.”(2)</B>
    Müslim’in bir başka rivâyetinde(3);
    “Allah’tan başka ilâh yoktur ve Muhammed Allah’?n res&#251;lüdür” diye şehâdet eden kimseye Allah cehennemi haram k?lar” buyurulmaktad?r.

    * Böylece söyleyip hayat?n? da bu doğrultuda yaşamak şart?yla... Değilse sadece iman ettim demekle iş bitmiyor, ameli salih dediğimiz yaşama tarz? da imanla beraber mutlaka olmal?d?r. ?sa’y? tan?makla Nisa: 4/171-172 de olduğu gibi olmal?d?r. (4)

    414. Eb&#251; Zer rad?yallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Allah Teâlâ’n?n şöyle buyurduğunu haber vermiştir:
    “Kim bir hay?r işlerse, ona onun on misli vard?r veya daha da art?r?r?m. Kim bir kötülük işlerse, ona da onun misli vard?r. Ya da tamamen affederim. Kim bana bir kar?ş yaklaş?rsa, ben ona bir arş?n yaklaş?r?m; kim bana bir arş?n yaklaş?rsa, ben ona bir kulaç yaklaş?r?m. Kim bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak var?r?m. Kim bana hiçbir şeyi ortak koşmamak şart?yla dünya dolusu günahla gelirse, ben kendisini o kadar mağfiretle karş?lar?m.”(5)</B>

    * Allah kulunun ibadetlerine en az on kat?yla başl?yarak 700 ve 30.000’e varan nispetlerde sevap verir. Şirke düşmediği sürece kişi Allah’?n rahmetinden ümid kesmemelidir. Çünkü Allah’?n rahmeti gazab?n? geçmiştir. Allah kullar?n?n ümidlerini boşa ç?karmaz. (Bkz. En’am: 6/160, Bakara: 2/261, Kadr: 97/3) (6)

    415. Câbir ?bni Abdullah rad?yallahu anh şöyle dedi:
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e bir bedevî geldi ve:
    – Ey Allah’?n Res&#251;lü! Kişinin cennete veya cehenneme girmesini gerektiren iki etken nedir? diye sordu.
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:
    – “Allah’a ortak koşmadan ölen cennete girer; Allah’a şirk koşarak ölen de cehennemi boylar” buyurdu.(7)

    * Tevhid (bir olan Allah’a inanma) inanc? ve Allah’?n yan?s?ra başka şah?s ve nesnelere de ilahl?k yak?şt?rarak yaşanan müşrikliğin sonucu... (8)

    416. Enes rad?yallahu anh’den rivayet edildiğine göre Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem, (bir sefer esnâs?nda) terkisine ald?ğ? Muâz’a hitâben üç defa:
    – “Ey Muâz!” diye seslenmiş, o da her defas?nda:
    – Buyur, ey Allah’?n Res&#251;lü! emrine âmâdeyim, diye cevap vermiştir. Bunun üzerine Hz. Peygamber:
    – “Kim Allah’dan başka ilâh olmad?ğ?na ve Muhammed’in, Allah’?n kulu ve peygamberi olduğuna içinden gelerek şehâdet ederse, Allah onu cehenneme haram k?lar” buyurmuştur. Muâz:
    – Bu müjdeyi müslümanlara haber vereyim de sevinsinler mi, ey Allah’?n Res&#251;lü? diye izin istemiş; Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de:
    – “O zaman onlar buna güvenir (hay?rl? işler yapmakta) tembel davran?rlar” buyurmuştur.
    Muâz (?bni Cebel) böylesi bir bilgiyi gizleme günah?ndan s?yr?lmak için onu vefat?na yak?n bir zamanda haber vermiştir.(9)

    * Bu tür müjdelere güvenip ameli salih yapmama endişesinden dolay? peygamberimiz haber verilmesine müsaade etmemiş imanla ameli salih’in mutlaka birlikte olmas? gerektiğini vurgulam?şt?r. (10)

    417. Eb&#251; Hüreyre veya Eb&#251; Said el–Hudrî rad?yallahu anhümâ – burada râvi, hadisin bu iki sahâbîden hangisinden rivâyet edildiğinde tereddüt etmiştir. Sahâbîlerin hepsi de âdil olduğu için sahâbînin kimliği hakk?ndaki tereddüt hadisin s?hhatine zarar vermez– şöyle dedi:
    Tebük Gazvesi’nde şiddetli açl?k çektikleri için sahâbîler:
    – Ey Allah’?n Res&#251;lü! ?zin verseniz de develerimizi kesip yesek ve iç yağ? elde etsek? dediler. Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem:
    – “Peki öyle yap?n!” buyurdu. Derken Ömer rad?yallahu anh geldi ve şöyle dedi:
    – Ey Allah’?n Res&#251;lü! Eğer sen develeri kesmelerine izin verirsen, orduda binek azal?r. Fakat (isterseniz), onlara ellerinde bulunan az?klar?n? getirmelerini emrediniz ve sonra da ona bereket vermesi için Allah’a dua ediniz. Umulur ki Allah, bereket ihsan eder.
    Bunun üzerine Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem:
    – “Peki öyle yapal?m!” buyurdu ve deriden bir yayg? getirtip serdirdi. Sonra da elde mevcut erzak?n getirilmesini emretti.
    Askerlerden kimi bir avuç dar?, kimi bir avuç hurma ve kimi de ekmek parçac?klar? getirdi. Yayg? üzerinde gerçekten pek az bir şey birikmişti. Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem bereket vermesi için Allah’a dua etti ve sonra:
    – “Kaplar?n?z? getirip bundan al?n?z!” buyurdu. Askerler kaplar?n? doldurdular. Öylesine ki doldurulmad?k bir tek kap b?rakmad?lar. Sonra da doyuncaya kadar yediler yine de bir hayli yiyecek artt?.
    Bunun üzerine Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    – “Allah’dan başka ilah olmad?ğ?na ve benim Allah’?n res&#251;lü olduğuma şehâdet ederim. Allah’?n birliğine ve Muhammed’in peygamberliğine şeksiz süphesiz inanm?ş olarak Allah’a kavuşmayan kimse, cennet(e girmek)ten mutlaka al?konur.”(11)</B>

    * Müslüman en s?k?nt?l? anlarda bile Allah taraf?ndan bir ç?k?ş yolu verilebileceği ümidi içinde olmas? gerekir. (12)

    418. Bedir Gazvesi’ne kat?lm?ş sahâbîlerden ?tbân ?bni Mâlik rad?yallahu anh şöyle dedi:
    Kendi kabilem olan Sâlim oğullar?na imaml?k yap?yordum. Benim (evim)le onlar aras?nda bir vâdi bulunuyordu. Yağmur yağd?ğ? zaman o vâdiyi geçip mescidlerine gitmek benim için çok güçleşiyordu. Bu sebeple Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldim ve şöyle dedim:
    – Ey Allah’?n Res&#251;lü! Gözlerim iyi seçmiyor. Onlarla benim aramdaki vâdinin deresi yağmur yağd?ğ? zaman taş?yor, benim için onu geçmek çok güçleşiyor. Binaenaleyh evimi teşrif edip bir yerinde namaz k?lsan?z, Ben sizin namaz k?ld?ğ?n?z yeri namazgâh edinmek istiyorum.
    Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem:
    – “(?nşallah) bu isteğini yerine getiririm” buyurdu.
    Ertesi sabah, güneş yükseldiği bir vakitte, Eb&#251; Bekr ile birlikte Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem bana geldi. ?çeri girmek için izin istedi, verdim. ?çeri girdi, daha oturmadan:
    – “Evinin neresinde namaz k?lmam? istersin?” buyurdu. Namaz k?lmas?n? istediğim yeri gösterdim, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem orada tekbir al?p namaza durdu. Biz de arkas?nda saf bağlad?k. ?ki rek’at namaz k?ld?rd? sonra selâm verdi, biz de selâm verdik. Namaz? bitirince Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve selem’i, kendisi için haz?rlanm?ş olan hazireyi yemesi için al?koyduk. Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bizde olduğunu duyan mahalle halk?n?n erkeklerinden bir grup geldi. Evde epeyce insan topland?. ?çlerinden biri:
    – Mâlik (?bni Duhşum) ne yapt?? Onu göremiyorum, dedi. Bir başkas?:
    – O, Allah ve Res&#251;lünü sevmeyen bir münâf?kt?r, dedi.
    Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem, derhal müdâhale ederek:
    – “Öyle deme! Görmüyor musun o, Allah’?n r?zâs?n? dileyerek lâ ilâhe illallah diyor” buyurdu.
    Bunun üzerine adam:
    – Allah ve Res&#251;lü daha iyi bilir. Ancak biz, Allah’a yemin olsun ki, kendisini münâf?klar? sever ve onlarla düşer–kalkar olarak görüyoruz, dedi.
    Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    – “Allah Teâlâ, r?zâs?n? umarak lâ ilâhe illallah diyen kimseyi cehenneme haram k?lm?şt?r.”(13)</B>

    * Gözü görmeyen kimse de imaml?k yapabilir. Cemaatle de nafile namaz k?l?nabilir. Ev sahibinin izni ile misafir imaml?k yapabilir. Haks?z yere tenkid edilen ve ithamda bulunulan bir kimseyi de savunmak gerekir. Herhangi sebeple olursa olsun Allah’dan asla ümid kesilmez. (14)

    419. Ömer ?bnü’l–Hattâb rad?yallahu anh şöyle dedi:
    “(Bir keresinde) Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem’e (ayr? düştüğü) çocuğuna duyduğu özlemden dolay? rastlad?ğ? her çocuğu kucaklayan, göğsüne bast?r?p emziren bir kad?n?n da aralar?nda bulunduğu bir esir grubunu getirdiler. Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem çevresindekilere (o kad?n? işaretle):
    – “Bu kad?n?n çocuğunu ateşe atacağ?na ihtimal verir misiniz?”diye sordu.
    – Aslâ, atmaz! dedik.
    Bunun üzerine Hz. Peygamber:
    – “?şte Allah Teâlâ kullar?na, bu kad?n?n yavrusuna olan şefkatinden daha merhametlidir” buyurdu.(15)

    * Allah’?n Rasulü yaşanan ve bilinen gerçekleri örnek getirmek suretiyle daha kolay anlaş?lmas?n? temin etmiş oluyor. Allah kullar?na herkesten daha merhametlidir. (16)

    420. Eb&#251; Hüreyre rad?yallahu anh’den rivayet edildiğine göre Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    “Allah varl?klar? yaratt?ğ? zaman, kendi kat?nda arş?n üstünde bulunan kitab?na, “Rahmetim gerçekten gadab?ma gâlibtir” diye yazm?şt?r.”
    Bir rivâyette(17) “Rahmetim gadab?ma üstün geldi”; bir başka rivayette de(18) “Rahmetim gadab?m? aşt?” ifadeleri yer alm?şt?r.(19)

    * Zümer: 39/53’de belirtildiği gibi Rabbimizden ümid kesmemeliyiz, çünkü onun rahmeti herşeyi kuşatm?şt?r. (20)

    421. Yine Eb&#251; Hüreyre rad?yallahu anh’den rivayet edildiğine göre “Ben Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim” demiştir:
    “Allah, rahmetini yüz parçaya ay?rm?şt?r. Doksan dokuz parças?n? kendi kat?nda al?koymuş, birini yeryüzüne indirmiştir. ?şte varl?klar bu bir parça rahmet sebebiyle biribirlerine ac?rlar. Hatta hayvanlar, yavrusunun üzerine basacağ? endişesiyle ayağ?n? çekip kald?r?r.”
    Bir başka rivâyette(21) şöyle buyurulmuştur:
    “Allah Teâlâ’n?n yüz rahmeti vard?r. Bunlardan birini insanlar, cinler, hayvanlar ve böcekler aras?na indirmiştir. Onlar bu sebeple birbirlerini sever ve birbirlerine ac?rlar. Yabani hayvan yavrusuna bu sebeple şefkat gösterir. Allah, o doksan dokuz rahmeti k?yamet günü kullar?na merhamet etmek için yan?nda al?koymuştur.”(22)</B>

    Müslim’in Selmân–? Fârisî’den naklettiği bir başka hadiste(23), Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
    “Hiç şüphesiz Allah Teâlâ’n?n yüz rahmeti vard?r. Bu rahmetten bir tanesi sebebiyle varl?klar birbirlerine merhamet ederler. Doksan dokuzu ise, k?yamet gününe al?konmuştur.”
    Yine Müslim’deki bir başka rivâyette(24) Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
    “Allah, gökleri ve yeri yaratt?ğ? gün, yüz rahmet halketmiştir. Her bir rahmet göklerle yer aras?n? dolduracak enginliğe sahiptir. Bunlardan sadece bir rahmeti yeryüzüne indirmiştir. ?şte anne yavrusuna bu sâyede şefkat gösterir. Yabani hayvanlar ve kuşlar bunun sonucu olarak birbirlerine merhamet ederler. Allah Teâlâ k?yamette bu biri doksan dokuza katarak rahmetini yüze tamamlayacakt?r.”

    * Merhameti bol olan Rabbimizin bağ?ş?n? kazanmak için hep ümid içinde olmak gerekir. Çünkü o merhametlilerin en merhametlisidir. (25)
    İmân tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dâreyni iktizâ eder.Bediüzzaman Said Nursi(r.a)

  4. #4
    Dost merkür - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    23

    Standart

    440. Eb&#251; M&#251;sâ el–Eş’arî rad?yallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    “Allah Teâlâ, bir ümmete rahmetle muamele etmek isterse, o ümmetin peygamberini onlardan önce öldürür. Onu, kendileri için âhirette öncü ve k?lavuz yapar. Allah Teâlâ, bir ümmeti de helâk etmek isteyince, daha peygamberleri sağ iken o millete azâbeder, onun gözü önünde onlar? mahveder. Peygamberi yalanlay?p emrine karş? gelmeleri yüzünden onlar? helâk etmek suretiyle peygamberini de memnun ve teselli eder.”(55)</B>

    * Son peygamber ümmeti için ahirette de öncü ve rehberdir. Peygamberimizin ümmetinden önce ahirete intikal etmesi Allah’?n bu topluma rahmetle muamele etmek istediğini bildirir. Bu da müslümanlar için başka bir ümid kaynağ?d?r. Çünkü peygamberlerinin gözü önünde helak edilen ümmetlerin bağ?şlanmas? düşünülemez
    İmân tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dâreyni iktizâ eder.Bediüzzaman Said Nursi(r.a)

  5. #5
    Dost merkür - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    23

    Standart

    441. Eb&#251; Hüreyre rad?yallahu anh’den rivayet edildiğine göre Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    Azîz ve celîl olan Allah, “Ben, kulumun beni düşündüğü gibiyim; beni and?ğ? (her) yerde, onunlay?m (rahmet ve yard?m?m onunla beraberdir)” buyurmuştur.
    Allah’a yemin ederim ki Allah’?n, kulunun tövbe etmesinden dolay? duyduğu hoşnutluk, herhangi birinizin ?ss?z çölde kaybettiği devesini bulduğu zamanki sevincinden daha büyüktür. ” (Nitekim Allah şöyle buyurmuştur):
    “Bana bir kar?ş yaklaşana ben bir arş?n yaklaş?r?m, bir arş?n yaklaşana bir kulaç yaklaş?r?m. Bana yürüyerek gelene ben koşarak giderim.”[1]

    Bu, Müslim’in rivâyetlerinden birinin metnidir[2] ve önceki konuda aç?klamas? geçmiştir[3] Sahihayn’da[4], “kulum beni and?ğ? zaman” şeklinde rivâyet edilmişken burada “beni and?ğ? yerde” diye geçmektedir. Her ikisi de doğrudur, sahihtir.

    442. Câbir ?bni Abdullah rad?yallahu anhümâ şöyle dedi:
    Vefât?ndan üç gün önce Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim:
    “Her biriniz (başka şekilde değil) ancak Allah’a hüsnüzan ederek ölsün.”[5]

    443. Enes rad?yallahu anh, ben Res&#251;lullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim, dedi:
    “Allah Teâlâ:
    Ey âdemoğlu! Sen bana dua ettiğin ve benden aff?n? umduğun sürece, işlediğin günahlar ne kadar çok olursa olsun onlar?n büyüklüğüne bakmadan seni bağ?şlar?m.
    Ey âdemoğlu! Günahlar?n gökleri dolduracak kadar olsa, sen benden bağ?şlanman? dilersen, günahlar?n? affederim.
    Ey âdemoğlu! Sen yeryüzünü dolduracak kadar günahla huzuruma gelsen, fakat bana hiçbir şeyi ortak tutmam?ş, şirke bulaşmam?ş olsan, ben de seni yeryüzü dolusu mağfiretle karş?lar?m” buyurmuştur.[6]

    * Müslüman kulun Allah hakk?nda beslediği kanaat böylesine olmal? ve Allah’?n kendisine merhametle muamele edeceğini bilmelidir ve o şuurda hareket etmelidir. Bu demek değildir ki kul boşu boşuna avunup aldanmamal?, gücü yettiği kadar ibadet ve kulluğuna devam edip Allah’?n rahmetini ümid ederek tam anlam?yla Allah’a hüsnü zan etmelidir. Şirke bulaşmadan yaşamak her türlü mutluluğun baş?d?r. [7]
    İmân tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dâreyni iktizâ eder.Bediüzzaman Said Nursi(r.a)

  6. #6
    Dost merkür - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    23

    Standart

    ALLAH azze ve celle hepimize hadislerdeki müjdelere kavuşmay? bu mübarek ayda nasip etsin.Ramazan ay?m?z müberek olsun
    İmân tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dâreyni iktizâ eder.Bediüzzaman Said Nursi(r.a)

  7. #7
    Dost merkür - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    23

    Standart

    Sekizinci Mektub

    بِاسْمِهِ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

    الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ isimleri بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ e girdiklerinin ve her mübarek şey'in baş?nda zikredilmelerinin çok hikmetleri var. Onlar?n beyan?n? başka vakte talikan, şimdilik kendime ait bir hissimi söyleyeceğim:
    Kardeşim ben الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ isimlerini öyle bir nur-u azam görüyorum ki, bütün kâinat? ihata eder ve her ruhun bütün hacat-? ebediyesini tatmin edecek ve hadsiz düşmanlar?ndan emin edecek, nurlu ve kuvvetli görünüyorlar. Bu iki nur-u azam olan isimlere yetişmek için en mühim bulduğum vesile; fakr ile şükr, acz ile şefkattir. Yani: Ubudiyet ve iftikard?r. Şu mes'ele münasebetiyle hat?ra gelen ve muhakkikîne, hattâ bir üstad?m olan ?mâm-? Rabbânî'ye muhalif olarak diyorum ki: Hazret-i Yâkub Aleyhisselâm'?n Y&#251;suf Aleyhisselâm'a karş? şedid ve parlak hissiyat?, muhabbet ve aşk değildir; belki şefkattir. Çünki şefkat, aşk ve muhabbetten çok keskin ve parlak ve ulvî ve nezihtir ve makam-? nübüvvete lây?kt?r. Fakat muhabbet ve aşk, mecazî mahbublara ve mahluklara karş? derece-i şiddette olsa, o makam-? muallâ-y? nübüvvete lây?k düşmüyor. Demek Kur'an-? Hakîm'in parlak bir i'caz ile, parlak bir surette gösterdiği ve ism-i Rahîm'in vusulüne vesile olan hissiyat-? Y&#251;kubiye, yüksek bir derece-i şefkattir. ?sm-i Ved&#251;d'a vesile-i vusul olan aşk ise; Züleyha'n?n Y&#251;suf Aleyhisselâm'a karş? olan muhabbet mes'elesindedir. Demek Kur'an-? Mu'ciz-ül Beyan, Hazret-i Yâkub Aleyhisselâm'?n hissiyat?n?, ne derece Züleyha'n?n hissiyat?ndan yüksek göstermişse; şefkat dahi o derece aşktan daha yüksek görünüyor.
    &#220;stad?m ?mâm-? Rabbânî aşk-? mecazîyi makam-? nübüvvete pek münasib görmediği için demiş ki: "Mehasin-i Y&#251;sufiye, mehasin-i uhreviye nev'inden olduğundan, ona muhabbet ise mecazî muhabbetler nev'inden değildir ki, kusur olsun." Ben de derim: "Ey &#220;stad! O, tekellüflü bir tevildir; hakikat şu olmak gerektir ki: O, muhabbet değil, belki yüz defa muhabbetten daha parlak, daha geniş, daha yüksek bir mertebe-i şefkattir." Evet şefkat bütün enva'?yla latif ve nezihtir. Aşk ve muhabbet ise, çok enva'?na tenezzül edilmiyor.
    Hem şefkat pek geniştir. Bir zât, şefkat ettiği evlâd? münasebetiyle bütün yavrulara, hattâ zîruhlara şefkatini ihata eder ve Rahîm isminin ihatas?na bir nevi âyinedarl?k gösterir. Halbuki aşk, mahbubuna hasr-? nazar edip, herşey'i mahbubuna feda eder; yahut mahbubunu i'lâ ve sena etmek için, başkalar?n? tenzil ve manen zemmeder ve hürmetlerini k?rar. Meselâ biri demiş: "Güneş mahbubumun hüsnünü görüp utan?yor, görmemek için bulut perdesini baş?na çekiyor." Hey âş?k efendi! Ne hakk?n var, sekiz ism-i azam?n bir sahife-i nuranîsi olan Güneş'i böyle utand?r?yorsun?
    Hem şefkat hâlistir, mukabele istemiyor; safi ve ivazs?zd?r. Hattâ en âdi mertebede olan hayvanat?n yavrular?na karş? fedakârane ivazs?z şefkatleri buna delildir. Halbuki aşk ücret ister ve mukabele taleb eder. Aşk?n ağlamalar?, bir nevi talebdir, bir ücret istemektir.
    Demek suver-i Kur'aniyenin en parlağ? olan, Sure-i Y&#251;suf'un en parlak nuru olan Hazret-i Yâkub'un (A.S.) şefkati, ism-i Rahman ve Rahîm'i gösterir ve şefkat yolu, rahmet yolu olduğunu bildirir ve o elem-i şefkate deva olarak da
    فَاللّهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ اَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ dedirir.

    اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى

    İmân tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dâreyni iktizâ eder.Bediüzzaman Said Nursi(r.a)

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. ALLAH CELLE CELALÜHÜ NE DEMEKTİR? - Cafer G. Abdullah
    By sonadem in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10.12.13, 11:47
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.12.11, 23:44
  3. Allah İçin Sevmek-Buğz Etmek(Nefret Etmek)
    By Ene-Zerre in forum Hadis-i Şerifler
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 29.06.09, 12:54
  4. Allah Celle Celalûhu'ya Ömrünüz Boyunca Okuyabileceğiniz..(Dua)
    By MÜSLÜMANyazarHASANBEYAN in forum Dualar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 21.12.08, 13:25
  5. Hesap Günü Allah'ı (Celle Celaluhu) Görmek
    By havf_reca in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12.12.08, 23:49

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0