Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, terör örgütü PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan ile ilgili idam kararı verildikten sonra o dönemin hükümetinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararını beklediğini hatırlatarak, "Bizim hukukumuzda 'Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararı beklenecek' diye bir şey yoktu. O anda idam hukuken mümkündü" diye konuştu.




Abdullah Öcalan'ın idam kararı ve idam cezasının kaldırılması ile ilgili Kayseri'de yerel bir televizyonda katıldığı bir programda soru sorulması üzerine Bakan Gül, idam kararı ve idam cezasının kaldırılmasıyla ilgili süreci değerlendirdi. Abdullah Öcalan'ın idamı ile ilgili seçim meydanlarında siyasi partiler arasındaki suçlamaları kasteden Gül, "Ben bu suçlamalara girmedim. Bilinen hadiselerdir" dedi. Türkiye'deki bütün konuşmalarda bu konuları konuşmadığını anımsatan Bakan Gül, siyasi partilerin hizmet için var olduğunu belirterek, "Biz hükümet olarak yaptığımız atılımlarla ve çalışmalarla insanlarımızın hayat standartlarını yükselttik" diye konuştu.

Öcalan'ın yargılanma sürecini hatırlatan Gül, idam suçlamaları ile ilgili şu açıklamayı yaptı: "Öcalan teslim edilince İmralı da mahkeme kuruldu ve yargılandı. Cezası verildi. Avukatları itiraz etti. Yapılan itirazlara karşın Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin yasal mahkemeler olduğu hatırlatıldı. Daha sonra avukatları temyize gitti. Temyiz mahkemeyi onayladı. Yeniden yargılanmak istendi. İç hukuk yolları tüketildi. Yapılacak tek şey vardı. O da Adalet Bakanlığı, Başbakanlığın Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yazıp, 'bütün iç hukuk yolları tüketilmiştir. İnfazın yapılması' diye talep etmesiydi. İktidar olan koalisyon hükümeti bunu bekletti. Yapmadı."

'Turgut Özal döneminde yapılan anlaşma ile de AİHM bizim iç hukukumuzun parçasıdır. Bu konuda AİHM iç hukuk mücadelesi bitince gidilebilir. Bu haktır' diyen Gül, kendisinin her gün milyarlarca liraya imza attığını belirterek, "Bunlar nedir biliyor musunuz? AİHM istimlak davasında haksız bulmuş. Siz gitmişsiniz, vatandaşın 10 milyar eden arsasını 1 milyara almışsınız. Türkiye de hakkını alamamış oradaki mahkeme gitmiş ve incelemiş. 'Hayır bunun arsası 10 milyar' demiş ve 'uzlaşın' demiş. Yani AİHM Türk hukukunun bir parçasıdır" dedi.

Abdullah Öcalan'ın yargılanmasında ise Türkiye'de iç hukuk yolları bitirilince, o zaman mahkeme ve başbakanlığın bunu meclise gönderebileceğini anlatan Gül, "İnfaz gerçekleşebilirdi. Bir engel yoktu. Ama o zaman beklediler" diye konuştu. Daha sonra Öcalan'ın avukatlarının mahkeme kararını AİHM'ye taşıdığını dile getiren Gül, şöyle konuştu: "O dönemde AİHM'nin vereceği karar beklendi. O dönemde bir manide yoktu. Bizim yasalara göre de mümkündü. AİHM'ne avukatlar gitti. Karar beklendi. Ancak bizim hukukumuzda AİHM kararları beklenecek diye bir şey yoktu. Ama o yol açıktı. O arada hukuken mümkündü. Ama hükümet bunu başbakanlıkta bekletti. AİHM bunu durdurma kararı aldı. Böylece kendilerini de bağladı. Ondan sonrada o hükümet döneminde idam yasası kalktı. Bizimle ilgisi yok. Devam edilen süreçtir. Biz 2002'de iktidara geldikten sonra başlayan farklı süreç vardır."