İsmail BERK

Temel yaklaşımlar





Dünyanın genel gidişatını, bugüne tutulmuş dar menzilli ve kısa metrajlı yaklaşımlarla kavrayamayacağımız ve önümüzü açamayacağımız aşikârdır.

Esas olan geleceğin zaman dürbünüyle uzağı yakınlaştırarak projeksiyon tutmaktır. Gidişatın yarına ait emarelerini doğru okumak, insanlığın beklentilerini karşılayacak ana yaklaşımları ve gelişme trendlerini izlemektir. Bunu sosyolojik çerçevede değerler dünyası öncelikli bir ölçüyle ortaya koymak, daha da farklılık ve orijinallik gerektiren bir düşünce sistematiğini netice verir.

Dini kaynaklara dayalı ve Kur’ân merkezli müjde ve işaretlerden hareketle, istikbal kıtasını okumak, zamanın tünelinde kalmadan zaman üstü bir çizgide ufuk ve tasavvurun çerçevelerini vermek, günümüz ifadesiyle projeksiyon tutmak, Bediüzzaman’ın görüşlerinde çok belirleyici bir özelliktir.

Bediüzzaman, projeksiyonlarında asla düne takılmamıştır. “Eski hal muhal demiştir.” Yeni neticelerin müjdeleyicisi olmuştur. Yeni insanı tanımlamıştır. Yeni ihtiyaçların belirleyiciliğini görmüştür.

Bu yönüyle, tamamen yenileyici bir vasfın icracısıdır. Dinin asrımıza ışık tutan yenileyici mizacını yansıtan müceddittir.

Bediüzzaman’ın projeksiyonları; insana ve varlıklara Allah adına değer verir. Her şey mânâyı harfi ile yaratıcı adına değer bulur ve O’nun emir ve nehiyleriyle anlamlanır. Amaçları, yaratılışa uygun bir insanî yönelişin rehberliğini yapar. Bütün kaynaklarını Kur’ân esaslı kolaylaştırıcı bir dürbünle ortaya koyar.

Kendisi yüzyılımızda, adeta bir projektördür. Işık tutucudur. Yansıtıcıdır. Asrın karanlığına ve dünyanın bozguncu olumsuzluklarına alternatif olan nuranî bir dürbündür.

Geniş açılı olan ve önemli zaman kesitinde geleceği okuyan her projeksiyon, projeler için referanstır, dayanaktır. Amaçları belirlenmiş projeksiyonlara göre projelendirme ise sağlıklı bir metottur.

Bu yönüyle Bediüzzaman’a baktığımızda, 20. yüzyılla başlayıp yeni yüzyıllara hakim güçlü projeksiyonlar ortaya koymuştur. Projeksiyonların ana yapısını incelediğimizde, geleceğe tutulan belli başlı projeksiyonları şunlardır:

1- Medeniyet Projeksiyonu: Müsbet Avrupa ile İslam medeniyetinin ortaklaşa inşa edeceği diyalog ve ittifaktır.

Bunun proje boyutu, AB fikrini destekleyen Avrupa yorumları ve onları kalkındıran, geliştiren ve birleştiren yaklaşımların yer aldığı Sünûhat’taki metinlerdir.

2- Dinlerarası diyalog projeksiyonu: Küresel bozgunun, diğer tabirle “ifsat komiteleri”nin karşısında dünyanın sulh ve sükûneti için Hıristiyanlarla Müslümanların işbirliğini önerir.

3- Meşrûiyet ve hürriyet projeksiyonu: Yüzyılımızda bireyin hakları ve hakkaniyete dayalı meşrûiyet içinde fikrî, malî ve dinî hürriyetleri sağlayacak insanî taleplerin karşılanmasıdır.

Bu projeksiyonda karşımıza çıkan projesi ise, İttihad-ı Muhammedi cemiyeti için ortaya koyduğu metindir. Aynı zamanda günümüz için bir sivil toplum bildirgesidir ve uygulanabilir niteliktedir.

4- Din ve ilim projeksiyonu: Modern bilimler ile dinin, birbirini tamamlayan eğitim ve öğrenme metodu olarak görülmesidir.

Bu projeksiyona uygun projesi ise, Medresetüzzehra projesidir. Din ilmi ile fen ilminin beraberce okutulması fikridir.

5- İttihad-ı İslâm projeksiyonu: Gelecekte İslam dünyasının daha fazla müstakil devletlere kavuşacağını, yakınlaşmanın artacağını, sömürgelerin azalarak, ortak ihtiyaçlar ışığında işbirliği ve ittifakların boy göstereceği ekonomik, sosyal, siyasi ve dini deklarasyonların bütünüdür.

Bu projeksiyona tekabül eden projeler ise, Arapları intibaha getiren süreçlerin beraberinde Türklerle yapacakları ittifaklar, diğer kavimlerin bunlarla birlikte atacakları adımlara bağlı olarak “saadet” kapılarının açılmasını öngören önerilerinin tamamıdır.

6- Üst değer olarak din projeksiyonu: Dinin günlük hayatımızda belirleyici olan ve iman ihtiyacımızı karşılayan temel İslâmî ve amelî yapısının siyaset ve benzeri beşerî sistem ve safiyetlerin dışında ve üstünde tutulmasıdır.

7- Siyaset ve yönetim projeksiyonu: Hürriyet temelli, birey merkezli meşrû ve adil, iştirakçi ve ihtisasa dayalı siyaset ve idare tabanlı tercihler ortaya koyar. Bu fikirlerini, Osmanlı’da “Ahrarlar”, Türkiye Cumhuriyeti’nde “Demokratlar” olarak projelendirir.

8- Tecdit/yenilenme projeksiyonu: Asrın tereddütlerini ve imana taarruz ettirilen “ilim” kapısını, hikmet diliyle ve günümüzü nazara alan tecditle iman lehine ortaya koyar. Yeni şartları ve yeni sonuçları derin bir nazarla fark eder ve yeni çözümler getirir.

Bunlara mümasil başka projeksiyonlar da bulmak mümkün. İnşallah yeni kabiliyetler, daha tafsilatlı araştırırlar.

18.07.2007

E-Posta: berk@yeniasya.com.tr